Ian Kershaw

Ian Kershaw

Yazar
9.0/10
2 Kişi
·
3
Okunma
·
1
Beğeni
·
448
Gösterim
Adı:
Ian Kershaw
Unvan:
Tarihçi
Doğum:
Oldham, 29 Nisan 1943
Hitler Eylül’ün ikinci yarısında. Alman işçi Partisi’ne 555 numaralı üye olarak katıldı. Kendisinin hep iddia ettiği gibi yedinci üye değildi.84 Partinin ilk lideri Anton Drexler’in, Ocak 1940’ta Hitler’e yazdığı ama hiç göndermediği bir mektupta belirttiği üzere:
Führerim, siz bizzat daha iyi bilirsiniz ki hiçbir zaman partinin yedinci üyesi olmadınız; en iyi ihtimalle komitenin yedinci üyesi olduğunuz söylenebilir, partinin üye kayıt sekreteri (Werbeobmann) olarak bu komiteye katılmanızı ben rica etmiştim. Birkaç yıl önce bir parti bürosuna şikayette bulunmak durumunda kaldım çünkü Schüssler’in ve benim imzamı taşıyan ilk DAP üyelik kartınızın üzerinde tahrifat yapılmış ve 555 sayısı silinip yerine 7 rakamı yazılmıştı.85 Hitler’in gençlik dönemiyle ilgili Mein Kampf'ta.yer verdiği pek çok anlatısı gibi, partiye girişiyle ilgili anlatısı da geçerlilik taşımaz ve her şey gibi bu da, daha o dönemde yaratılmaya başlanmış olan Führer efsanesine uyacak şekilde değiştirilmiştir. Ve Hitler’in DAP’a katılıp katılmama bakımından içinde şiddetli tartışmalar yaptığına dair beyanı gerçek olsun ya da olmasın, karar nihayetinde ona ait olmayabilir.
İlk başta mütevazı bir etki yaratmış olsa da, Hitler’in toplantılarının siyasi bir bomba anlamına geldiği daha o zamandan belliydi. Münih siyasetinin yapay (politikanın tüm renk ve koşullarına sahip olmayan, kısıtlı, sera) ortamında dahi -hareketin bundan böyle kendine verdiği isimle- Nasyonal Sosyalist Alman işçi Partisi’nin (NSDAP) büyük toplantıları bir farklılık taşıyordu.58 Hitler her şeyden öte partinin fark edilmesini istiyordu. Bu konuda hızla başarıya ulaştı. “Bizimle alay etmelerinin ya da bizi kötülemelerinin,
bizi palyaço ya da suçlu olarak görmelerinin hiçbir önemi yok; aslolan bizden bahsetmeleri, bizimle tekrar tekrar meşgul olmalarıdır...” diye yazacaktı daha sonra.
Reichswehr, milliyetçi ajitasyon için ondaki mevcut yeteneği keşfetmeseydi, Hitler toplumun kıyısındaki yerine geri dönmek için gereken tüm koşullara sahipti. Kişisel bir başarı kazanma ihtimali düşük, küskün bir savaş emektarıydı olup olacağı. “Söz söyleyebildiğini” keşfetmemiş olsaydı, hayatını siyaset üzerinden kazanma şansına sahip olamayacaktı. Fakat esas olarak, Almanya’nın savaş sonrasındaki sıradışı atmosferi ve bilhassa, Bavyera’nın o eşsiz koşulları olmasaydı, Hitler her koşulda kimsenin dinlemediği bir hatip olacaktı. “Yeteneği” manasız kalacak ve kabul görmeyecekti; nefret tiradları hiçbir yankı bulmayacak, bağlı olduğu güç mecralarına yakın olanlardan gördüğü destek her an elinin altında olmayacaktı.
Mayr, Hitler’le ilk kez Mayıs 1919’da, “Kızıl Ordu”nun yok edilmesinden sonra karşılaşmıştı.
Hitler’in Râterepublik sırasında yıkıcı faaliyetlerde bulunan tabur mensuplarını araştırma görevinde bulunuyor olması Mayr’ın dikkatini çekme nedeni olabilir. Ve daha önce de belirttiğimiz gibi Hitler propaganda faaliyetlerine -her ne kadar o zamanlar Sosyalist hükümet adına çalışıyorsa da- ilkbaharın başında, daha kışladayken başlamıştı. Mayr’ın hedeflerine uygun potansiyele ve niteliklere sahipti. Hitler’le ilk karşılaşmalarına dair Mayr çok sonraları şöyle yazacaktı: “Bir sahip arayan bitkin bir sokak köpeği gibiydi,” ve “kendisine ilgi gösterecek herhangi birinin kucağına atlamaya hazırdı... Alman halkıyla ve onun kaderiyle ilgilendiği falan yoktu.”
Hitler konuşmaya çıktığında ortam aniden canlandı.
Dingfelder’inkiyle karşılaştırıldığında konuşma biçimi daha sen, daha saldırgan ve daha az akademikti. Kullandığı dil etkileyici, doğrudan,
kaba ve akla yatkındı -dinleyicilerin çoğunun konuştuğu ve anladığı dil de buydu; cümleleri kısa ve enerji doluydu.
Gerçek bir sosyalizm antisemitist olmayı gerektirir, diye açıklıyordu Hitler.87 Almanlar Yahudiliğin kötülüklerini yok etmek için Şeytan’la işbirliği yapmaya hazır olmalıydılar.88 Ama bir önceki sonbaharda Gemlich’e yazdığı mektuptaki gibi, duygusal antisemitizmi bir yanıt olarak gormüyordu.89 “Yahudilerin halkımızı yavaş yavaş yok etmesinin” önüne geçilmesi için toplama kamplarına kapatılmalarını,90 vurguncuların asılmasını91 talep ediyor ama nihai olarak da tek çözümün -Gemlich mektubunda da benzer şekilde ifade ettiği gibi- “halkımızın Yahudiler’den temizlenmesi”92 olduğunu belirtiyordu. Ost-juden'le ilgili açık taleplerinde olduğu gibi93 burada ima edilen de Yahudilerin Almanya’dan kovulmalarıydı. Hiç şüphesiz insanlar böyle anlıyorlardı. Fakat savaş öncesindeki bazı antisemitistlerde de görüldüğü üzere hem dilin kendisi korkunçtu hem de biyolojik benzetmeleri soykırım imaları içeriyordu.94 “Parazitlere (Trichinen) ve basillere ne yapacağınızı konuşmazsınız.
Parazitler ve basiller beslenmez de. Onlar olabildiğince hızlı bir şekilde ve kökünden yok edilmelidir (vernichtet)." Bunları söyleyen Hitler değil, önde gelen oryantalistlerden, semitik diller uzmanı Paul de Lagarde idi ve söz konusu cümle, 1887 yılında, Yahudilere nasıl davramlması gerektiğine dair bakış açısını ifade eden yazısında geçiyordu.95 Yaklaşık otuz yıl sonra Hitler benzer bir terminoloji kullandığında, atmosfer Yahudiler için çok daha tehditkar bir hal almıştı. “İnsanlar bu hastalığa neden olan organdan kurtulmadıkları sürece, ırksal veremle mücadele edebileceğinizi düşünmeyin.
Yahudiliğin etkisi insanları hiçbir zaman öldürmese de, insanların zehirlenmesi hiçbir zaman son bulmayacaktır, ta ki Yahudi failler aramızdan yok olana dek”: Hitler işte böyle diyecektir Ağustos 1920’de.
Nasyonal Sosyalizm’in gücünün artmasında ve bu gücün kullanılmasında Hitler’in vazgeçilmez bir rolü olduğu elbette ki doğrudur. Fakat kavramın kendisi Hitler’den önce de mevcuttu ve Hitler “Viyana’da adsız sansız biri” olarak kalsaydı da bu kavram varlığını sürdürecekti.7 Entelektüel önermelerden oluşan tutarlı bir bütün olmaktan çok önyargıların, fobilerin ve ütopik sosyal beklentilerin bir karışımı olan Nazi ideolojisini oluşturan fikirler karmasının büyük kısmı. Birinci Dünya Savaşı’ndan önce de farklı yoğunluklarda ve farklı biçimlerde karşımıza çıkmaktadır; ve aynı fikirler savaştan sonra pek çok Avrupa ülkesindeki faşist partilerin manifestolarında ve programlarında yerlerini almışlardır.
Basitlik ve tekrar, Hitler’in konuşurken kullandığı iki temel silahtı.
Bunlar, mesajının değişmeyen temel noktaları çevresinde dönüp duruyordu; kitlelerin millileştirilmesi, 1918’deki büyük mağlubiyetinin tersine çevrilip bir galibiyete dönüştürülmesi,
Almanya’nın içteki düşmanlarının yok edilmesi (her şeyden öte Yahudiler’in “ortadan kaldırılması”), dıştaki mücadeleler için ve Almanya’nın bir dünya gücü konumuna gelmesi için gerekli maddi ve manevi canlanmanın gerçekleştirilmesi.4 Almanya’nın “kurtuluşu”na ve yeniden doğuşuna giden böyle bir yol fikri, 1915 Eylül’ünde Gemlich’e o mektubu yazdığı tarihe dek, embriyo halinde de olsa zaten kısmen oluşmuştu.5 Bununla birlikte, daha eklenmesi gereken önemli noktalar da vardı. Söz gelimi Doğu Avrupa’da bir “yaşam alanı” arayışını içeren temel fikir, söz konusu on yılın ortalarına dek bu mesaja tam olarak dahil edilmemişti. Düşüncelerinin, tam olarak olgunlaşmış ve bundan sonra da hiç değişmeyecek olan karakteristik Weltanschauung’u oluşturacak şekilde biraraya gelmesi iki yılı alacak ve bu, darbe fiyaskosunun ardından olacaktı.
İlk başlarda Hitler antisemitik tiradlarında hep kapitalizm karşıtlığına yer veriyor ve Alman halkını sömürmekle, savaşın kaybedilmesine neden olmakla suçladığı “Yahudi” vurguncu ve dolandıncılara saldırıyordu. Daha sonraları, Mein Kampf'ın korkunç bir pasajında şöyle iddia edecektir: “Eğer şu Ibrani bozgunculardan onbeş yirmi binine zehirli gaz verilseydi, cephede hayatını kaybeden bir milyon Alman kurtulurdu.”
Yazara henüz inceleme eklenmedi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ian Kershaw
Unvan:
Tarihçi
Doğum:
Oldham, 29 Nisan 1943

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 3 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 24 okur okuyacak.