İbrahim Kafesoğlu

İbrahim Kafesoğlu

YazarÇevirmen
8.9/10
73 Kişi
·
221
Okunma
·
41
Beğeni
·
1.966
Gösterim
Adı:
İbrahim Kafesoğlu
Unvan:
Türk Tarihçi, Akademisyen, Yazar
Doğum:
Tefenni, Burdur, Ocak 1912
Ölüm:
İstanbul, 18 Ağustos1984
1912 yılı Ocak ayında Burdur’da doğdu. Babası Receb Bey, I:Dünya Savaşı'nda Erzurum cephesinde şehit düştü. Annesi Hatice Hanım, oğlunu, büyük fedakarlıklarla yetiştirdi. Okulunu her yıl birincilikle bitirdi. Dedesi Hacı Ahmed Ağa’nın yanında Tefenni İlkokulu’nu, İzmir Muallim Mektebi’ni bitirdi. 1936’da Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’ne girdi. Burada da çok değerli hocaların yanında 1940’da yüksek tahsilini tamamladı. Doktorasını Macaristan’da yaptı. 1945 yılında yurda döndü.

Üniversitelerimizin çeşitli kademelerinde binlerce öğrenci yetiştirdikten sonra, 18 Ağustos 1984’de İstanbul’a vefat etti.

Türk Edebiyatı Cemiyeti (Şimdiki Türk Edebiyatı Vakfı) kurucusu.
Ey Türk milleti, üstte gök yıkılmaz, altta yer delinmezse, devletini, töreni kim bozabilir?
Türkler savaş meydanında değil, rahat döşekte ölmekten, hatta ihtiyarlayıp hastalanmaktan utanırdı. Esir olmak, köle durumuna düşmek, kadınlarının düşman eline geçmesi büyük utanç kaynağı idi.
Muhtedibillah, Melikşahın kızını istemişti. Melikşah, Bağdat'ta iken kızın Darül Hilafeye getirilmesi ve düğün günü kararlaştırıldı. Kızın çehizi 130 deve ve 74 katır ile nakledildi. Develere çul yerine rum ipeği örtülmüştü. Ren renk ipeklerle sarılmış katırların boyunlarında altın çanlar ve gümüş gerdanlıklar takılı idi. Develerdeki yükün çoğu altın ve gümüştü. Katırlardan altısı zinet eşyası ve mücevherat ile dolu 12 gümüş sandık taşıyordu. Sedef kakılmış altın eğerli 33 cins at kervanın başında ilerliyordu.
''Dünyanın yedi ırkının büyük başbuğu ve yedi iklimin hükümdarı Hakan'dan roma imparatoruna...'' *
İbrahim Kafesoğlu
Sayfa 107 - Ötüken *- Batı Göktürk hakanı Tardu'nun Roma imparatoruna yazdığı mektubun giriş cümlesi
Kurt ata inancı dolayısıyla Gök-Türk hakanlık belgesi, altından kurtbaşlı sancak olmuştur.
Farabi'ye göre, her hadisenin bir sebebi vardır: ''Tesadüfler bizim bilmediğimiz hadiselerdir.''
''Babamızın, amcamızın kazandığı milletin adı, sanı unutulmasın diye kardeşimle sözleştik. Türk milleti için gece uyumadım, gündüz oturmadım.''
Doğudan batıya: Orta Asya, Türkistan, Maveraünnehir, Kuzey Hindistan, İran, Anadolu, Irak, Suriye ve Balkan Türkleri , Gök-Türkler yolu ile Türk'tür.
454 syf.
·13 günde·8/10
Lisans 2. sınıftayken bu eseri parça parça okumuştum. Sonradan bir bütün halinde okumak inanılmaz zevkli oldu. Orta Asya Türk tarihi ile ilgili piyasada okuyabileceğiniz en derli toplu eserlerden biri. Sanattan, edebiyata, mimariye ve hükümranlığa kadar bir sürü konu başlığı var. Ayrıntılı incelenmiş, özveri ile çalışılmış bir eser. Dili tarih eğitimi alanlar için sıkıntı yaratmasa da, diğer kitle okurken biraz sıkılabilir,. Onun dışında bu araştırma eserinin hiç bir sıkıntısı yok.
239 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
MELİKŞAH DÖNEMİNE DAİR HER ŞEY

Sultan Melikşah Devrinde Büyük Selçuklu İmparatorluğu, Merhum Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu tarafından, doktora tezi olarak hazırlanmış bir eser. Melikşah dönemiyle ilgili dönemin Arap, Fars, Bizans, Ermeni ve Süryani kaynaklarını kullanarak kitabın içeriği hazırlanmış. Bu sebeple olsa gerek 1948'de hazırlanan kitap bugün hala büyük başucu eseri olarak varlığını sürdürüyor. Dili akıcı, ve 1948'de yazılmasına rağmen dili sade. Akademik bir çalışma olmasına rağmen herkes tarafından okunabilecek düzeyde.

MELİKŞAH DÖNEMİ AYRINTILARI

Dönemin hemen hemen bütün kaynaklarından yaralandığını düşünürsek içerdiği bilgiler döneme ışık tutan bilgilerdir. Kitap, doğumundan ölümüne kadar olan süreçte Melikşah'ı ve onun döneminde Selçuklu Devletini ayrıntılı bir şekilde anlatıyor. Döneminde Anadolu'ya biri iki sefer yapıyor Melikşah. Bunlardan birisi Irak ve Suriye üzerinden Hatay sahillerinde Son bulurken diğeri ise Azerbaycan,Kafkaslar üzerinden Karadeniz sahillerinde son buluyor.

AKDENİZ VE KARADENİZ'E ULAŞMA

İmparatorluğu geniş topraklara ulaştırmanın verdiği mutlulukla kılıcını üç defa Akdeniz ve Karadeniz'e sokup çıkartıyor. Akdeniz'de suya sokup çıkardığı kılıcı yanına alırken Karadeniz'e üç defa sokup çıkardığı kılıcı buralar kıyamete kadar elimizde kalsın diyerek denize atıyor. Başka kaynaklar Akdeniz dese de İbrahim Kafesoğlu, Melikşah'ın Karadeniz'den aldığı toprağı babası Alp Arslan'ın mezarına götürdüğünü Ermeni kaynaklara dayandırarak anlatıyor.

VEZİR İLE SULTANIN ARASI AÇILIYOR

Sultan Alp Arslan ile Selçuklu vezirliğine başlayan Nizam ül Mülke, Alp Arslan ölünce Melikşah'un 17 yaşında sultan olmasından yararlanarak devletin bütün kademelerine kendi taraflar ve oğullarını atıyor.12 oğlunu devletin her bir yerine vali komutan atıyor veya vezir olarak sarayda yanında bulunduruyor. Hal öyle bir duruma geliyor ki Nizam ül Mülk'ün oğlu Sultân Melikşah'ı Bile takmamaya başlayınca sultan tarafından öldürtülüyor.

SERT DİYALOGLAR

Bu sebeple sultan ile Nizam ül Mülk'ün arası iyice açılıyor. Sultan Melikşah'ın Merv'e atadığı görevlinin Nizam ül Mülk'ün oğlu veya torunu tarafından tutuklanması bardağı taşıran son damla oluyor ve Melikşah, vezirine şu mesajı gönderiyor, "sen saltanatta benim şerikim, mülkümde ortağım mısın? Eğer benim hükmümde isen tabilik ve niyebetin hududunu bilmelisin. Oğullarından her biri bir kıtaya müstevli oldular. Bununla kanaat etmeyerek siyaseti tecavüz ettiler. Sen ne salahiyetle fermanımız olmadan evlatlarına ülkeler ve iktalar veriyor, arzu ettiğini yapıyorsun? İster misin ki önünden hokkanın ve başından destarın alınmasını emredeyim?"

"BEN GİDERSEM SEN DE GİDERSİN"

Sultanın bu mesajına Nizam ül Mülk şöyle cevap veriyor, ""Sultana söyleyiniz! Senin bugün nail olduğun ikbal benim fikir ve tedbirim sayesindedir. Babanın öldürüldüğü gün seni nasıl idare ettiğimi, ayaklanmaları bastırdığımı, seni istemeyenleri nasıl tenkil ettiğimi hatırla. Ve unutma ki benim divit ve destarımla senin tac ve tahtın birbirine bağlı ve ancak birbiri ile kaimdir. O tac ve devlet bu divitin kalkmasıyla zail olur."

VEZİRİ BATİNİLER ÖLDÜRÜYOR

Bu şekilde tarafların arası iyiden iyiye açılırken Melikşah,vezirini taraftarlarından çekindiği için görevden alamıyor çünkü vezirin 7 bin kişilik bir ordusu ve Selçuklu ordusunu yöneten bir sürü taraftarı var. Neticede Bağdat'a giderken 15 Ekim'de Nizam ül Mülk, Bağdat'ta 20 Kasım'da ise Melikşah ölüyor. Nizam ül Mülk'ün Hasan Sabbah fedaileri tarafından öldürüldüğü kaynakların verdiği bilgi ile anlaşılıyor.

AV ETİ İLE ŞÜPHELİ BİR ÖLÜM

Melikşah için ise Bağdat'taki kaynaklar sadece vefat etti derken Ermeni ve Süryani kaynaklar doğrudan zehirlenerek öldürüldüğünü söylüyor. Ayrıca İbn Esir ile Tarih-İ Beyhaki, yediği av etine katılan bir zehirle öldürüldüğünü ifade ediyor. Kitabın sonunda ise Melikşah'ın, Bağdat'tan kovduğu Abbasi Halifesi Muktedi ile karısı Terken Hatun işbirliği ile öldürülmüş olabileceği yönünde bir yorum var.
454 syf.
·Beğendi·10/10
Akademik kariyerinin ilk 5 yılını Selçuklu Türkleri'ne ayıran Pof. Dr. İbrahim Kafesoğlu, sonraki 25 yılını İslam Öncesi Türk Tarihi'ne adamıştı. İşte bu yılların bilgi ve tecrübesini topladığı kitaptır Türk Millî Kültürü.

Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu bu muhteşem eserinde 5000 yıllık Türk Kültür Tarihi'ni ve bu süreçte Türk Kültürü'nün gelişimi ve değişimini, diğer kültürlerle ilişkisini ve bu kültürlere etkisini ele almış.

Ayrıca ilk bölümelrde Türk ve Türkiye adını, Türk Milleti'nin kurduğu devletleri ve birçok önemli konuyu ele alıyor.

İslam öncesi ve sonrası Türk Kültürü ve Türkler'de bozkır kültürü kitabın okumaya değer bölümleri arasında.

Türk Tarihi ve Türk Kültürü ile ilgili kaynak olabilecek bir çalışma mutlaka kütüphanenizde bulunması gerekli.
454 syf.
İbrahim Kafesoglu deyince en azından bir tarihcilerin aklına ilk gelen isimlerden biridir, türk dünyasının tarihini ince eleyip sık dokuyarak günümüze kadar getiren ve bizlere emanet ettigi nadide bir eser, evet dili biraz ağırdır.
187 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Kitap sade bir dil ile yazılmış olup,kolay anlaşılabilen bir kitaptır.Türk ve Islamiyetin bir araya gelerek yeni bir kültür oluşturduğu görülmektedir. Bundan yola çıkarak Islamiyetin Türkler için dikilmiş bir elbise olduğu görülmektedir.
454 syf.
·16 günde·Beğendi·9/10
Kitabın başında kültür ve medeniyeti mükemmel tanıtan yazar, eski türk topluluklarını ve devletini kısaca tarihlerine değinmiş,üçüncü bölümünde türkleri bütün yönleriyle inceleniyor.Akademik,kaynak değerinde bir kitaptır.Okuması biraz ağır,sindirerek okunması lazımdır.
454 syf.
·9/10
Kitap Türk tarihi hakkında başvurulması gereken bir başyapıttır. Türkleri ve Türk tarihini siyasal, sosyal, kültürel,sanat,ekonomik ve dini yönden ele almış bi eserdir.
454 syf.
·39 günde·Beğendi·9/10
Milli kültürümüzü, islam öncesi ve sonrası tüm tarihi akışı ile anlatan bir kitap. Bu kitaptaki anlatım tarihçilerin anlayabileceği tarzda olmuş. Dolayısı ile bu kitabı en az iki kere okumakta fayda var. Milli kültürümüzün tarihi akışı ile anlatıldığı en iyi bilimsel kitap bu diye düşünüyorum.
454 syf.
·Beğendi·10/10
Ilk olarak lisans 2. siniftayken derslerde bolum bolum okuyup cok begenmistim kitabi. Donem bitince pek cok arkadasim kitaplarini maddi nedenlerle satarken, kitaba kiyamamis ilerde kutuphane olustururum diye saklamistim. Yillar sonra kitabi tekrar okudugumda ne kadar dogru bir karar verdigimi anladim.
454 syf.
·1094 günde·10/10
Kültür tarihimiz sahasında ders kitabı olarak üniversitelerde kullanılan bir eser. Kaç defa tekrar ettiğimi hatırlamıyorum. Dönem dönem geri dönerek tekrar okunması gerekiyor. Son derece akademik bir üslup ve konusunda kesinlikle bir temel başvuru kaynağı..

Yazarın biyografisi

Adı:
İbrahim Kafesoğlu
Unvan:
Türk Tarihçi, Akademisyen, Yazar
Doğum:
Tefenni, Burdur, Ocak 1912
Ölüm:
İstanbul, 18 Ağustos1984
1912 yılı Ocak ayında Burdur’da doğdu. Babası Receb Bey, I:Dünya Savaşı'nda Erzurum cephesinde şehit düştü. Annesi Hatice Hanım, oğlunu, büyük fedakarlıklarla yetiştirdi. Okulunu her yıl birincilikle bitirdi. Dedesi Hacı Ahmed Ağa’nın yanında Tefenni İlkokulu’nu, İzmir Muallim Mektebi’ni bitirdi. 1936’da Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’ne girdi. Burada da çok değerli hocaların yanında 1940’da yüksek tahsilini tamamladı. Doktorasını Macaristan’da yaptı. 1945 yılında yurda döndü.

Üniversitelerimizin çeşitli kademelerinde binlerce öğrenci yetiştirdikten sonra, 18 Ağustos 1984’de İstanbul’a vefat etti.

Türk Edebiyatı Cemiyeti (Şimdiki Türk Edebiyatı Vakfı) kurucusu.

Yazar istatistikleri

  • 41 okur beğendi.
  • 221 okur okudu.
  • 21 okur okuyor.
  • 214 okur okuyacak.
  • 5 okur yarım bıraktı.