İbrahim Sarıçam

İbrahim Sarıçam

9.1/10
18 Kişi
·
89
Okunma
·
3
Beğeni
·
1.570
Gösterim
Adı:
İbrahim Sarıçam
Unvan:
Türk İlahiyatçı, İslam Tarihi Profesörü, Akademisyen
Doğum:
Bartın, 1953
lkokulu doğum yerinde okudu. Orta öğrenimini Zonguldak İmam-Hatip Lisesi'nde tamamladı (1977). Aynı yıl girdiği Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden 1982 yılında mezun oldu. 1982 yılında Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'ne yüksek lisans, ardından da doktora öğrencisi olarak kaydoldu. Doktora derslerini tamamladıktan sonra 1984 yılında askerlik görevini yerine getirdi. 1985 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından T. C. Essen Başkonsolosluğu nezdine din görevlisi olarak atandı ve burada dört yıl görev yaptı. Bu süre zarfında Dortmund Auslands Institut’de Almanca kurslarına devam etti; aynı zamanda Bochum ve Münster üniversitelerinde doktora teziyle ilgili araştırmalarda bulundu. 1989 yılında Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Tarihi Anabilim Dalı'na araştırma görevlisi olarak atandı. 1991 yılında "Emevî-Hâşimî Mücadelesi" adlı teziyle doktor oldu. 1992-1993 öğretim yılında, Mısır Hükümeti'nin bursuyla adı geçen ülkede bulundu ve alanıyla ilgili araştırmalar yaptı. 1994 yılında doçent oldu. 1997 yılında Almanya’nın Wiesbaden ve Frankfurt çevresinde bir ay süreyle bir dizi konferans verdi. 2000 yılında Kırım’da bir hafta süreyle bir dizi konferans verdi. 2001 yılında profesör oldu.

Aynı yıl Suudi Arabistan’da 20 gün süreyle alanıyla ilgili araştırmalarda bulundu. Ağustos-Eylül 2005’te Almanya’nın Bochum ve Münster Üniversitelerinde iki ay süreyle “İngiliz ve Alman Oryantalizminde Siyer Çalışmalarının Türklerin ve Avrupa Birliği Halklarının Peygamber İmajına Etkisi” adlı TÜBİTAK Projesi ile ilgili araştırmalarda bulundu. Aynı konu üzerindeki çalışmalarını ertesi yıl da Avusturya ve Almanya’da sürdürdü. 2007 yılında İslâm Tarihi derslerine görsel malzeme temin amacıyla Prof. Dr. Nesimi Yazıcı başkanlığında düzenlenen, Suriye, Ürdün ve İsrail’e 15 günlük bilimsel araştırma gezisi gerçekleştiren 5 kişilik heyet arasında yer aldı. 2008 yılı Nisan ayında 1 hafta süreyle Fransa’da Strazburg ve çevresinde bir dizi konferans verdi. Haziran 2008’de Erasmus çerçevesinde Almanya’daNürnberg-Erlangen Üniversitesinde İslâm Medeniyeti Tarihi dersi verdi. Halen Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Tarihi Anabilim Dalı'nda öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır.
Hz Muhammed صلى الله عليه وسلم'in Ümmi oluşundaki ( Okuma-Yazma bilmemesi) hikmeti şöyle yorumlayabiliriz;

Şayet peygamberlikten önce okur- yazar olsaydı, peygamberlikten sonra karşıtlar, onun, kutsal kitapları, geçmişte yaşamış milletlerin tarihini okuyarak elde ettiği bilgileri tebliğ diye sunduğunu iddia edebilirlerdi. Nitekim Hz. Peygamber'in ümmi olmasının başlıca hikmeti Kur'an-ı Kerim'de şöyle belirtilmektedir: '' Sen bundan önce ne bir yazı okur, ne de elinle onu yazardın. Öyle olsaydı batıla uyanlar kuşku duyarlardı.''

Bunun dışında Hz. Muhammed صلى الله عليه وسلم, devrinin meşhur rahip, şair, kahin, ve bilge kişileri önüne çöküp ders almamış ve ilim öğrenmemiştir. Kahinlerin mahareti olan sihir, büyü gibi gizli ilimler konusunda da hiçbir bilgisi ve iddiası yoktur. Hatta bunlardan nefret ederdi.

Bazı alimler, onun ümmiliğini peygamberlik alametleri arasında gösterir. Çünkü o, okur-yazar olmadığı halde, bir surenin benzeri bile ortaya konulamayan bir kitap getirmiştir. Peygamberliği döneminde kendisine indirilen bu kitabı okuyor, tekrarlıyor ve bir harfinde bile tereddüde düşmüyordu.
Hz. Muhammed صلى الله عليه وسلم fakir olarak büyüdü. Bunun hikmeti şu şekilde yorumlanabilir;

Zengin birisi olsaydı, İslam'a davet ettiği zaman, insanların ona malından istifade etmek için inandığı sanılabilirdi. Halbuki insanları cezbedecek, halkı etrafında toplayacak, dediğini tasdik ve davet ettiği esasları kabul ettirecek ve bu iş için önemli bir araç olarak kullanılabilecek paraya sahip değildi. İleriki yıllarda insanlar onun etrafında mal için değil, inanç uğruna toplanacaklardır.
O , belki yetim ve fakir birisi olduğu için okuyamamış olabilir. Şayet peygamberlikten önce okur- yazar olsaydı,peygamberlikten sonra karşıtlar, onun, kutsal kitapları, geçmişte yaşamış milletlerin tarihini okuyarak elde ettiği bilgileri tebliğ diye sunduğunu iddia edebilirlerdi. Nitekim Hz. Peygamber'in ümmi olmasının başlıca hikmeti Kur'an-ı Kerim'de şöyle belirtilmektedir: '' Sen bundan önce ne bir yazı okur , ne de elinle onu yazardın. Öyle olsaydı, batıla uyanlar kuşku duyarlardı.'' (ANKEBUT SURESİ 48. AYET )
Hz. Peygamber...'in yüzünden tebessüm eksik olmazdı.En sıkıntılı anında bile üzüntüsünü belli etmez,yanındakilerin içini karartacak tavır sergilemezdi ...İnsanoğlu için en büyük felaketlerden biri olan savaşlarla,silahlı saldırılarla defalarca karşı karşıya gelmiştir.Aç kaldığı zamanlar olmuştur.Bütün bunların yanında,6 defa evlat acısı yaşamıştır. Hz. Fatıma hariç,diğer bütün çocuklarını sağlığında iken kaybetmiştir.Kaynaklar bize kızlarının ve oğlu İbrahim'in vefatında son derece üzüldüğünü ve gözlerinden yaşlar aktığını nakleder...
Abdülmuttalib’e, ataları arasında Muhammed adıyla anılan bir kimseye rastlanmadığı hatırlatılıp torununa bu ismi vermesinin sebebi sorulduğunda “Onun gökte ve yerde övülmesini istedim” cevabını vermiştir.
İbrahim Sarıçam
Sayfa 71 - Diyanet işleri başkanlığı
Cahiliye döneminde Güneş'e tapanlar, Güneş'i temsil eden putların bulunduğu tapınakta; güneşin doğuşu, zevali ve batışı sırasında günde üç vakit dua ederlerdi. Bu üç vakit güneşe tapanlara muhalefet için İslam'da ''KERAHAT VAKTİ'' kabul edilmiştir.
Aslında putperestliğin yayılmasından sonra da Araplar diğer tanrı ve putların yanında Allah'ı tanıyorlar, O' na putlara tanıdıklarından daha üstün sıfatlar veriyorlar, O'nun adına yemin ediyorlardı. Müşrikler, putlardan ayrı olarak kendilerini, gökleri ve yeri yaratanın Allah olduğunu biliyorlardı. Kur'an-ı Kerim'de bu hususa işaret eden pekçok ayeti kerime vardır. Bir ayeti kerime de şöyle buyrulur: ''Andolsun ki, onlara 'gökleri ve yeri yaratan kimdir?' diye sorsan ' Allah' tır' derler''.(ZÜMER SURESİ 38.AYET) ...Yeminlerini Allah adına yapar, meleklerin Allah'ın kızı olduğuna inanırlar O'na oğullar ve kızlar isnat ederlerdi.Ancak müşrikler putların kendileri için Allah'a birer şefaatçi olduğunu düşünürler ve onlara kendilerini Allah'a yaklaştırmaları için taparlardı. Bununla ilgili olarak Kur'an'da şöyle buyrulur: ''O' nu bırakıp da putları dost edinenler' onlara , bizi Allah ' a yaklaştırsın diye kulluk ediyoruz' derler...'' (ZÜMER SURESİ 3. AYET)
Araplarda ilk doğan çocuğa nispetle künye alma ve bu künye ile anılma adet olduğundan , Hz. Muhammed ( s.a.s ) de Hatice'den olma ilk oğlu Kasım 'a nispetle Ebu'l -Kasım künyesini almıştır.
Müşrikler bizzat Hz. Peygamber'in kendisine başvurarak da bazı tekliflerde bulundular. Bundan bir sonuç alamayan müşrikler, ''Biz senin ibadet ettiğine ibadet edelim, sen de bizim taptıklarımıza tap.'' şeklinde bir teklif daha götürdüler. Bunun üzerine Kâfirun Sûresi nazil oldu. Bu sûrenin meali şöyledir: '' De ki: Ey kâfirler! Ben sizin tapmakta olduklarınıza tapmam. Siz de benim taptığıma tapmıyorsunuz. Ben de sizin taptıklarınıza asla tapacak değilim. Evet, siz de benim taptığıma tapıyor değilsiniz. Sizin dininiz size, benim dinim banadır.''
Hayber 'in Fethi'nden sonra burada birkaç gün kalan Hz. Peygamber 'i ,yahudi liderlerinden sellam bin mişkem in karısı zeynep bint haris zehirlemeye teşebbüs etti. Bir koyun keserek kızartıp güya ikram etmek maksadıyla Hz. Peygamber 'i davet etti . Yanına Bişr bin Bera'yı da alarak bu davete giden Hz. Peygamber daha ilk lokmada yemeğin zehirli olduğunu farketti ve lokmayı yutmadan geri çıkardı .Fakat aynı sofrada bulunan Bişr bin Bera, Hz. Peygamber'e saygısızlık olur düşüncesiyle ağzına aldığı lokmayı zorla yuttu ve zehirlenerek vefat etti. Zeynep bint haris in kısas uygulanarak öldürüldüğü söylendiği gibi affedildiğide kaydedilir.
Vakidi,||,677-678 ;ibn Hişam,||,337-338.
İbrahim Sarıçam
Diyanet işleri başkanlığı yayınları/581-ilmi eserler /92
Önce cahiliye dönemini anlatıyor kitap. İslamdan önce töre olan hemen hemen herşey aynen devam etmiş. (Müşrikler oruç tutuyorlar, namaz kılıyorlar, haccı yapıyorlar, kabeyi tavaf ediyorlar, meleklerin varlığına inanıyorlar , kurban kesiyorlar, sünnet oluyorlar , haram aylarda savaşmıyorlar vs. vs.) Hicretten sonra Hz. Muhammed’in savaşları ve seferleri konusunu okurken de inen ayetleri çözümlemek adına kitap çok faydalı oldu..
kutlu nebinin yaşamı ...bu aralar HZ MUHAMMED (S.A.V.) in hayatını okuduğum güzel eserlerden birisi daha... anlaşılır ,sade bir dile sahip olan eser ....okunması okutulması dileğiyle
Hemen hemen hepimizin okuduğu bir kitap lakin içindeki bilgiler çok sığ bilgiler, tam bilgi yok diyebilirim. Ama yine de yararlanılabilecek kaynak eserlerin başında geliyor diyebilirim.. İstifade edebilirsiniz. Allah hocadan razı olsun
Prof.Dr. İbrahim Sarıçam hocanın kaleme aldığı muazzam eser... Aynı anda farklı kitaplar da okuduğum ve de bu kitabı öğrene öğrene bitirmek istediğim için geniş bir zamanda bitirdim. ^^
Eser güvenilir bir siyer kaynağı arayanlar için tam bir deva. Akıcı ve anlaşılır bir dil kullanılmış. Okuyucuyu yormayan, öğretici bir üslupla yazılmış. Akademi düşünenlerin de işine yarayacaktır. Aynı zamanda evimde güzel bir siyer kaynağım olsun derseniz mutlaka edinin. ^^
İbrahim sarıçam hocamın Siyer dersini aldığım zamanda faydalandigim ve gerçekten güzel bir anlatımı olan bir kitap.... Siyer çalışması yapacak kişilere yardımcı olabilecek bir kitap.
Hz. Ebu Bekir i her haliyle anlamak isteyen okurlar için birebir. sıkıcı bir anlatım yok. Basit bir anlatım sergilemiş hoca. Teorik bilgilere de bol bol yer vermiş. Bu kitabı okuduktan sonra hz. Ebu Bekir in devlet anlayışını ve kişiliği hakkında önemli bir bilgi sahibi olacağınızdan eminim. Tavsiye ederim. İyi okumalar dilerim
Yine DİB(Diyanet İşleri Başkanlığı) yayınlarından... Yanılmıyorsam üç ciltlik bir ilmihâl çalışması olması gerekiyor... Hanefî Mezhebinin İlmihâl ve İçtihat çalışmalarını takip etmek adına okumuş olduğum bir çalışmadır. Her ne kadar DİB kendini yenilememek için diretse de son yıllarda yani 2013'te çıkarmış oldukları bir ilmihâl çalışmasıdır.

Yazarın biyografisi

Adı:
İbrahim Sarıçam
Unvan:
Türk İlahiyatçı, İslam Tarihi Profesörü, Akademisyen
Doğum:
Bartın, 1953
lkokulu doğum yerinde okudu. Orta öğrenimini Zonguldak İmam-Hatip Lisesi'nde tamamladı (1977). Aynı yıl girdiği Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden 1982 yılında mezun oldu. 1982 yılında Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'ne yüksek lisans, ardından da doktora öğrencisi olarak kaydoldu. Doktora derslerini tamamladıktan sonra 1984 yılında askerlik görevini yerine getirdi. 1985 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından T. C. Essen Başkonsolosluğu nezdine din görevlisi olarak atandı ve burada dört yıl görev yaptı. Bu süre zarfında Dortmund Auslands Institut’de Almanca kurslarına devam etti; aynı zamanda Bochum ve Münster üniversitelerinde doktora teziyle ilgili araştırmalarda bulundu. 1989 yılında Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Tarihi Anabilim Dalı'na araştırma görevlisi olarak atandı. 1991 yılında "Emevî-Hâşimî Mücadelesi" adlı teziyle doktor oldu. 1992-1993 öğretim yılında, Mısır Hükümeti'nin bursuyla adı geçen ülkede bulundu ve alanıyla ilgili araştırmalar yaptı. 1994 yılında doçent oldu. 1997 yılında Almanya’nın Wiesbaden ve Frankfurt çevresinde bir ay süreyle bir dizi konferans verdi. 2000 yılında Kırım’da bir hafta süreyle bir dizi konferans verdi. 2001 yılında profesör oldu.

Aynı yıl Suudi Arabistan’da 20 gün süreyle alanıyla ilgili araştırmalarda bulundu. Ağustos-Eylül 2005’te Almanya’nın Bochum ve Münster Üniversitelerinde iki ay süreyle “İngiliz ve Alman Oryantalizminde Siyer Çalışmalarının Türklerin ve Avrupa Birliği Halklarının Peygamber İmajına Etkisi” adlı TÜBİTAK Projesi ile ilgili araştırmalarda bulundu. Aynı konu üzerindeki çalışmalarını ertesi yıl da Avusturya ve Almanya’da sürdürdü. 2007 yılında İslâm Tarihi derslerine görsel malzeme temin amacıyla Prof. Dr. Nesimi Yazıcı başkanlığında düzenlenen, Suriye, Ürdün ve İsrail’e 15 günlük bilimsel araştırma gezisi gerçekleştiren 5 kişilik heyet arasında yer aldı. 2008 yılı Nisan ayında 1 hafta süreyle Fransa’da Strazburg ve çevresinde bir dizi konferans verdi. Haziran 2008’de Erasmus çerçevesinde Almanya’daNürnberg-Erlangen Üniversitesinde İslâm Medeniyeti Tarihi dersi verdi. Halen Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Tarihi Anabilim Dalı'nda öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 89 okur okudu.
  • 11 okur okuyor.
  • 24 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.