İlhan Arsel

İlhan Arsel

Yazar
6.9/10
423 Kişi
·
588
Okunma
·
106
Beğeni
·
5676
Gösterim
Adı:
İlhan Arsel
Unvan:
Yazar, Danışman, Akademisyen ve Araştırmacı
Doğum:
İstanbul, 1921
Ölüm:
Florida, 2010
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. 1942 yılında aynı fakültede doçent ve profesör oldu. Cenevre Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde doktorasını yaptıktan sonra, otuz yıldan fazla bir süre boyunca üniversite öğretim üyeliğinde bulundu; Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde Anayasa Hukuku dersleri verdi. 27 Mayıs Darbesi'nin ardından yeni bir anayasa tasarısı hazırlamakla görevli on kişilik İstanbul Komisyonu'na, ve daha sonra Kurucu Meclis Öntasarısı'nı oluşturan beş kişilik komisyona üye şeçildi. 10 Haziran 1966 tarihinde Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay tarafından Cumhuriyet Senatosu'na Kontenjan Senatörü olarak seçilmiş ancak Meclise katılmadan istifa etmiştir. 1971 yılında merkezi New York'ta bulunan 'Inter-University Associate' kuruluşuna danışman ve araştırmacı olarak alındı ve bu kuruluşun kronolojik yorum esasına göre yayınladığı "Constitutions of the Countries of the World" (Dünya Ülkeleri Anayasaları) adlı 14 ciltlik yapıtın "Türkiye" ve "Belçika" bölümlerini (1971 yılı itibariyle) hazırladı. 1975 yılında ders vermekte bulunduğu Ankara Polis Enstitüsü'nden istifa etti. 1977 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden de istifa etti. Bu tarihten itibaren araştırma ve öğretim faaliyetlerine devam etti. Özellikle bu yıllardan itibaren ölümüne dek İslam'a ve İslam peygamberine yönelik eleştirel yaklaşımını sergilediği kitapları birtakım kesimlerin şiddetli tepkisine neden oldu. Can güvenliği açısından ABD'ye yerleşti.[1]
İlhan Arsel, 7 Şubat 2010 pazar günü, Florida'da (ABD) yaşamını yitirdi
Üç kişi vardır ki , eğer sen onlara ikram edersen onlar sana ihanet ederler, eğer sen onlara ihanet edersen onlar sana ikram ederler :

1- KADIN
2- HİZMETÇİ
3- Yıldızlara tapan putperest ahlaksız

(İMAM GAZALİ)

KAYNAK : İmam Gazali , İlahi Nizam , 2. basım , çevirmen Y. Arıkan , Yunus Emre Yayınları , İstanbul , 1971 , s. 654 655
İlhan Arsel
Sayfa 219 - Kaynak Yayınları,1. baskı
Hocalık yıllarımın kız öğrenciler sayesinde, bana kazandırdığı diğer bir gerçek de, ERKEĞİN fikirsel ve ahlaksal gelişmesinin ancak KADlNlN etkisiyle oluşabileceği inancıdır.
"Şu muhakkak ki, biz Türkler, şeriat bataklığına saplandıktan bu yana özellikle iki güzel niteliğimizi yitirmişizdir ki, bunlardan biri "akılcılık" ve diğeri de "kadına saygı"dır".
İlhan Arsel
Sayfa 57 - Kaynak Yayınları
"Erkeklerin çoğu kadının etkisi altında kalmaktan korkarlar; oysa ki kendi şahsî tecrübelerimin ışığında söyleyebilirim ki bu pek budalaca bir korkudur. Bana öyle geliyor ki fiziki bakımdan olduğu kadar fikirsel bakımdan da erkek kadına ve kadın erkeğe muhtaçtır. Ben kendi yaşamlarım açısından, sevdiğim kadınlara çok şeyimi borçluyumdur ve şunu itiraf edebilirim ki onlar olmasaydı, son derece dar görüşlü bir insan olabilirdim."
"Biraz olsun tarihten haberi olan herkesin bildiği o'dur ki hiçbir büyük sosyal degişiklik kadın mayası olmadan oluşamaz. Sosyal gelişmenin varlığı güzel cinsin (çirkinler de dahil olmak üzere) toplumdaki yerine ve değerine bağlıdır."
Hukuk Fakültesinde otuz yıla yaklaşık hocalık hayatımın en kazançlı yönü, kız öğrencilerim sayesinde, Türk kadınının fikren ve ahlâken üstünlüklerini yakinen izlemek ve eğer imkan yaratılmış olsa, daha da üstün durumlara erişeceğine inanmak olmuştur. Gerek sınıftaki tartışmalar ve gerek imtihanlar sırasında kız öğrencinin, erkek öğrenciye oranla çalışkanlığı, görüşlerini açıklamadaki başarısı, düşün gücüne sahip olmak bakımından yeterliliği, çeşitli konulara yaklaşımındaki bilimsel dürüstlüğü ve özgürlüğü, sorunlara çözüm bulmadaki titizliği ve hele tutuculuktan uzak kalma özelliği ve genel olarak sağlam nitelikteki karakteri, beni daima şaşırtmış, çoğu kez hayran bırakmış ve saplı bulunduğum önyargılarla çatışmaya zorlamıştır.
T.C. Devleti'nin Diyânet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz Efendi'ye soruyorlar: "Edison gibi insanlığa büyük hizmetler etmiş kişilerin ahiretteki durumu ne olacaktır?".

Bu grup mucit kişiler hizmetlerinin karşılığını dünyada itibar, şöhret ve imkânlar görerek zaten alıyorlar. Ahiret yurdunda ebedi mutluluk ise müminler için vadedilmiştir. Ancak bütün kabiliyetlerine rağmen, gerçek dine ve tevhid inancına erişemeyen mucit ve zeki kişilerin durumu üzüntü vericidir... " (Bkz. "Hürriyet Gazetesi"nin 10 Mayıs 1998 tarihli nüshasının 9. sayfasında yer alan "İslamiyet diyor ki..." başlıklı söyleşi).
İlhan Arsel
Kaynak Yayınları 2002
Heykel'ler konusunda da ayni şeyleri tekrarlamak gerekir; şu ba­kımdan ki şeriatçılar Atatürk heykel'lerini put niteliğinde kabul edip kırıp atmak isterler. Oysa ki Atatürk heykel'leri, tarihten silinmek üze­re bulunan ve ilkellikler içerisinde çırpınan Türk milletini kurtarıp uygarlık rayına yerleştiren, çok kısa bir süre içerisinde islam ülkelerinin en önüne geçiren bir insanı minnet ve saygı ile anmak için dikilmiş şeylerdir. Hiç birimiz Atatürk heykeli'nin karşısına geçip kader dilen­ciliği yapmayı aklımızdan geçirmeyiz; ya da "Bizi şeytanların şerrin­den koru" filan diye dua etmeyiz. Çünkü onun heykel'lerini "ilah", "put" niteliğinde görmeyiz.
%7 (25/381)
·Puan vermedi
Selamun Aleyküm...
Bu kitaba inceleme yaparken, 3 başlık altında inceleme yapmak istiyorum. 1. başlık adı altında kitaba başlarken ki olan bakış açım. 2. kısımda kitabın ortasında ki ve 3. olarak da kitabı bitirdiğimdeki bakış açım olacak. O halde başlayalım...
Birinci bakış açısı;
Sözlerime başlamadan önce şunu belirtmek istiyorum; Eğer haklı bir dava için mücadele ediyorsanız ve davanızın temelleri güçlüyse hiçbir şey sizi korkutamaz. Bu benim inandığım inanç(İslamiyet) içinde, özellikle Türk olmanın verdiği asillikte bunu gerektirir. Yani eğer haklı bir dava üzerine çalışıyorsan, tek başına bile olsan, ölümle bile tehdit ediliyor olsan amacın uğruna can vermeyi göze alırsınız. Halbuki sayın Arsel bey her hainin kaçtığı gibi(Fetö vs.) ABD’ye kaçıyor. Niye çünkü öldürülmekten korkmuş, baskılara maruz kalmış. Işte senin savunduğun dava bu kadar çürük ve temelsiz ki, davanı savunmak yerine, sana inanan insanları arkanda bırakıp kaçıyorsun. Ben şahsen ne yapıma ne de vicdanıma sığdıramazdım böyle bir şeyi.
Her ne kadar benim peygamberime olmayacak hakaretlerde etse, iftiralarda atsa, her ne kadar ‘muhammed’ diye hitap etse de; ben onun gibi seviyesizlik yapmayıp ‘Sayın Arsel’ hitabını kullanmak istiyorum. Bunu da belirttikten sonra konuyu biraz daha açalım...
Şunu da üzülerek belirtmek isterim ki; Sayın Arsel, sizin bildiğinizin ötesinde bir yaratıcının varlığına iman etmiş fakat kitabında ki(kur’an) olumsuzluklar aklına yatmamış gibi bir izlenim vererek 3 tane kitap yazmış. Ne gerek vardı ki! Yaratıcının olmadığına dair bir delil getir, yaratıcının olabileceğine dair de bütün delilleri çürüt kökten hallet. Ne diye yıllarını verip Kur’an-ı çürütmeye çalışıyorsun sonuçta inanmadığın yaratıcının tahrif edilmiş kitabı.[Kitabın okuduğum 30 sayfasına kadar -Kur’anı- Muhammed yazdı demiş.] Bu bile ironi çünkü yaratıcı yoksa kitap halihazırda beşer kelamı oluyor yani. :) Demek tartıştığı şey -Kur’an’nın- yaratıcıya mı yoksa beşere mi ait olduğu algısı. İnce detayı anlayabilenler yazıyı okumaya devam edebilir, anlamayan varsa da yorum yazamazsın çünkü kapalı.:) Mesela; ben bir ateist arkadaşla tartıştığımda, Kur’an’ın mucizeliğine dair bir delil gösterdiğimde otomatik olarak şunu söylüyor. “Ben yaratıcıya(Allah’a) inanmıyorum doğal olarak da kitapta(Kur’an) yazılanlara da inanmıyorum bana ondan örnek verme” Ama söz konusu olmadığına dair delil getirme çabaları olduğunda çok rahat Kur’an-ı kullanabilmeleri ya da kullanmaya çalışmaları çok gülünç bir durum. Eğer bir kişi Kur’an-ın açığı olduğunu düşünüyorsa, Kur’anı eleştiriyorsa, Muhammed uydurdu diyorsa bu onun yaratıcıyı kabul etmiş ancak yaratıcının kitabında anlaşılamamış gibi bir durumu ortaya koyuyor. Yaratıcıya inanmıyorsan ne diye kitabıyla uğraşasın senin için zaten yaratıcı yok. Bütün vaktini olmayan(!) bir yaratıcının olmayan(!) bir kitabıyla niçin harcıyorsun. Özgürsün işte seni kısıtlayan bir din yok. Git eğlen hayatını yaşa...
Sayın Arsel bey’de bu bağlamda, 3 tane “Kur’an’ın eleştirisi” adlı kitap yazmış ama yokluğuna dair bir kanıt getirememiş. Şuan sorsam ki, “Yaratıcının olmadığına dair delilin nedir?”diye. Kur’an’dan örnek veremez çünkü Kur’an zaten olduğunun delili, sahibiliyet yaratıcıya ait zaten. Bu bağlamda Kur’an’ı eleştiriyor olması yaratıcının olup olmamasının delili değil, Kur’an’ın beşer ya da Allah kelamı olduğu bulvarına sürükler ki bu da başka tartışma konusu olur. Bunda ki amaç olsa olsa algıyı başka yöne çekip, ‘yokluğuna dair delil olmadığı’ gerçeğini örtmek istemesindendir. Bakın burası çok önemli; önce halletmemiz gereken “Allah var mı yok mu?” ispatını yaptın ve varlığını kabul ettin o zaman olaya şu saray[#70012039] örneğindeki gibi bakmak lazım. Işte biz o zaman Kur’anı tartışabiliriz. Onun haricinde bir yaratıcıya inanmıyorsan ve ispatlamışsan olmadığını o zaman olmayan bir yaratıcının olmayan bir kitabını tartışmak manasız. O zaman bende dinden çıkayım, Kur’an’da anlamadığım yerler var diye. Anlamadığımız yerler illaki olacak, bu bizim o an için o manayı kavrayacak derecede hazır olmadığımızı gösterir belkide. Bakın arkadaşlar yukarı da linkini verdiğim saray örneği çok önemli. Onun mahiyetini kavrarsak olaylara daha objektif bakabiliriz. Biz yaratıcı problemini çözüp saraya girdikten sonra Kur’anın içindekiler doğru veya yanlış diyebiliriz. Zira sarayın 99 kapısı kapılı olması, (1 kapısı açık kapıdan) saraya girilebileceği gerçeğini değiştirmez...
23.04.2020
567 syf.
·7 günde·Beğendi·8/10
Çok uzun zaman oldu islami terk edeli ve ancak kızım olduktan sonra kadın haklarına ilgim kat be kart artı,ülkede kadının başına gelenler de bu ilgimde oldukça etkili maalesef.(Şule,Özge,Ceren...)
Doğduğumuz yeri biz seçemiyoruz,öyle olsaydı aklı basında kimse ortadoğulu olmayı seçmezdi.Hele hiç bir kadın bu koşullarda yaşamak istemezdi.
Şansimiz olan Mustafa Kemal'e rağmen işi batırmayı başarmışız.Virüs gibi yayılan yobazlarla baş edememisiz.Siyasal,ekonomik bir çok nedeni var bu 7 başlı ejdarha ile baş edemeyisimizin,ancak ben şunu vurgulamak istiyorum,aydın denilen insanlar susmuş,koca koca üniversite hocaları çıkarları zedelenmesin diye susmuş,işin kötü tarafı susmak da ısrar ediyor.Ilhan Arsel susmamış bir çok yer de tekrar olmasına karşın,kitap etrafınızdaki yobazları kadın hakları konusunda susturmaya tek başına yeter.Ben susmamayı tercih ediyorum.Islam kadının başına gelebilecek en büyük felakettir.
567 syf.
Uyarı! Bu kitap şeriatçılar için uygun değildir.

İlhan Arsel bu kitabında İslam'ın kadına verdiği değerin hatlarını edindiği kanıtlarla akıl ölçülerine dayanarak bizlere sunuyor. İslam dininin kadına bakışını çok açık bir şekilde yazmış. Bize Din diye yutturulan safsataların, hurafelerin ve İslam'ın kadına yönelik ayrımcılığını, gericiliğini, yobazlığını görüyoruz. Kitabı okurken beynimde şimşekler çaktı. Avrupa'nın yüzlerce yıl önce çözdüğü dini konuları biz hala, bırakın tartışabilmeyi bu kitap da yazılanların doğru olup olmadığını bile araştırmıyoruz. Yazılanlara diyanet bile karşı gelemiyor (buna kitabın son kısmında yer vermiş yazar). Çünkü kendi sitelerinde de aynen var. Düşünce dünyamızı geliştirmek için okunmalıdır diye düşünmekteyim. Tek zayıf gördüğüm yanı kitap zaman zaman tekrarlara düşerek akıcılığından kaybediyor. Ön yargılı davranmadığınız sürece okuduğunuzda pişman olmayacağınız bir kitap.
248 syf.
·8/10
Hayatını hoşgörüsü yüksek olan Müslüman kardeşlerimiz yüzünden Amerikada devam ettirmek zorunda kalan ve orda vefat eden İlhan Arsel'in güzel tespitleri ile muhteşem bir araştırması.

"Kutsal" kitaplardaki Shakespear' in bile hayal edemeyeceği kanlı ve dehşet verici sahneleri okudukça dehşete düşmemek elde değil..
Okunması gereken kitaplardan.
Aslında yarım bıraktığım kitaba inceleme yazmak ne kadar doğru bilemiyorum ancak, böyle bir konuda yazan kişinin okuru yanlış yönlendirecek eksik bilgi verme lüksü yok diye düşünüyorum. Kitapta rastladığım eksik bir bilgi yüzünden bıraktım kitabı okumayı çünkü bundan sonra hangi bilgi doğru hangisi yanlış diye düşüneceğim. Belki burdan aldığım bilgiyi doğru diye savunacağım. Yazar mutlaka konu hakkında derin bilgiye vakıftır ancak söylediğini ispatlamak için yanlış yönlendiren bilgi yoluna gidilmemesi gerektiğini düşünüyorum.
308 syf.
#okudumbitti
#kitaptanıtım
#Prof.Dr.İlhanArsel

Şeriat İnsan ve Akıl
Prof. Dr. İlhan Arsel
Kaynak Yayınları
Sayfa Sayısı: 308

Prof. Dr. İlhan Arsel, bu kitabında, Kur’an’dan geçen ayetleri akıl süzgecinden geçirerek ele alıp, İslam şeriatının, akılcılık yerine vahiyciliğe yönelik insan türü yetiştirdiği görüşünü ortaya koyuyor.

Aydınlanma sürecinde gerçeklere tahammül edemeyecekseniz başlamayın. Çelişkileri görünce pek çok konuda fikriniz değişebilir. Mutlaka okumalı ve bildiklerinizle kıyaslamalısınız.

https://www.facebook.com/...51282/?ref=bookmarks
SihirliFlut
http://www.ukitap.com/u/SihirliFlut/
https://zebramo.com/users/323273809
702 syf.
·Beğendi·8/10
kadınlara duyduğum saygıyı ona katlamış kitaptır. herkesin, özellikle kadınların okuyup,üzerinde bol bol düşünmesi gereken önemli bi eser. kadınlık kimliğinizi ve insanlık haysiyetinizi hiçbir şeyin lekelemesine izin vermeyin.
469 syf.
·7 günde·8/10
Oldukça detaylı ve titiz bir çalışma sonucu okuyucuya sunulmuş. Savunulan çıkarım doğrultusunda hadisler(hadislerin kaynaları), ayetler ve muhammedin günlük yaşantısından birçok örnekler sunulmuş.

Kitap genel olarak ; muhammedin hangi gerekçe ile kurana ayetler eklediği, “cahiliyye” dönemi olarak adlandırılan bu dönemdeki kadının sosyal yaşantısı, kadın hakları savunucusu olarak gösterilen muhammedin, bu sözde savunuculuğu ne sebeple yaptığı, şeriat kafasıyla yoluna ışık tutabileceğini sanan toplumların durdukları yerde saymaktan başka hiçbir şey yapamadıkları ve yapamayacaklarıyla ilgilidir.
Okuyun, okutun.
İyi okumalar!
567 syf.
·10 günde·Beğendi·9/10
Büyük incelemeler ve titiz bir çalışma sonucu ortaya çıkmış bir eser. Konuları çok farklı kaynaklardan, zengin bir araştırma sonucu ortaya koyan bir kitap.
702 syf.
·10/10
Kötülüğün kökeni hep içimizde var bizim. Yaradılışın amacını unutmak, doğadan uzaklaşmak, hep bir yaratıcı aramak sadece insana ait özellik. Hizmet eden ve bunu gönüllü yapan tek varlığız

Yazarın biyografisi

Adı:
İlhan Arsel
Unvan:
Yazar, Danışman, Akademisyen ve Araştırmacı
Doğum:
İstanbul, 1921
Ölüm:
Florida, 2010
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. 1942 yılında aynı fakültede doçent ve profesör oldu. Cenevre Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde doktorasını yaptıktan sonra, otuz yıldan fazla bir süre boyunca üniversite öğretim üyeliğinde bulundu; Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde Anayasa Hukuku dersleri verdi. 27 Mayıs Darbesi'nin ardından yeni bir anayasa tasarısı hazırlamakla görevli on kişilik İstanbul Komisyonu'na, ve daha sonra Kurucu Meclis Öntasarısı'nı oluşturan beş kişilik komisyona üye şeçildi. 10 Haziran 1966 tarihinde Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay tarafından Cumhuriyet Senatosu'na Kontenjan Senatörü olarak seçilmiş ancak Meclise katılmadan istifa etmiştir. 1971 yılında merkezi New York'ta bulunan 'Inter-University Associate' kuruluşuna danışman ve araştırmacı olarak alındı ve bu kuruluşun kronolojik yorum esasına göre yayınladığı "Constitutions of the Countries of the World" (Dünya Ülkeleri Anayasaları) adlı 14 ciltlik yapıtın "Türkiye" ve "Belçika" bölümlerini (1971 yılı itibariyle) hazırladı. 1975 yılında ders vermekte bulunduğu Ankara Polis Enstitüsü'nden istifa etti. 1977 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden de istifa etti. Bu tarihten itibaren araştırma ve öğretim faaliyetlerine devam etti. Özellikle bu yıllardan itibaren ölümüne dek İslam'a ve İslam peygamberine yönelik eleştirel yaklaşımını sergilediği kitapları birtakım kesimlerin şiddetli tepkisine neden oldu. Can güvenliği açısından ABD'ye yerleşti.[1]
İlhan Arsel, 7 Şubat 2010 pazar günü, Florida'da (ABD) yaşamını yitirdi

Yazar istatistikleri

  • 106 okur beğendi.
  • 588 okur okudu.
  • 23 okur okuyor.
  • 672 okur okuyacak.
  • 13 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları