İlhan Berk

İlhan Berk

YazarÇevirmen
8.2/10
125 Kişi
·
466
Okunma
·
263
Beğeni
·
10.802
Gösterim
Adı:
İlhan Berk
Unvan:
Türk şair
Doğum:
Manisa, 18 Kasım 1918
Ölüm:
Bodrum, Muğla, 28 Ağustos 2008
İlhan Berk (d. 18 Kasım 1918 - ö. 28 Ağustos 2008) Türk şair.

Balıkesir Necatibey Öğretmen Okulu'ndan mezun olmuş, Espiye'de iki yıl ilkokul öğretmenliğinden sonra Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü'ne girdi. Enstitünün Fransızca bölümünden mezun (1944) olan Berk, 1945-1955 yılları arasında Zonguldak, Samsun ve Kırşehir'de ortaokul ve liselerde Fransızca öğretmenliği yaptı. 1956 yılından itibaren on üç yıl boyunca Ankara'da T.C. Ziraat Bankası'nın Yayın Bürosu'nda çevirmenlik yaptı.

Bu süre içinde modern dünya şiirinin iki büyük şairi sayılan Arthur Rimbaud ve Ezra Pound'un şiirlerini çevirerek kitaplaştırdı. Bu tarihten sonra kendini tümüyle yazmaya verdi ve bir anlatı kitabı dışında, yalnız şiir ve şiire ilişkin yazılar yazdı. Kül adlı kitabıyla 1979 yılında Türk Dil Kurumu ve İstanbul kitabı ile de 1980 yılında Behçet Necatigil Şiir Ödüllerini kazandı. 1983'de Deniz Eskisi adlı kitabıyla, Yedi Tepe şiir Armağını'nın 1988'de de Güzel Irmak adlı kitabıyla Sedat Simavi Edebiyat Ödülü'nü (F. Edgü ile) aldı. 28 Ağustos 2008 tarihinde Bodrum'da 90 yaşında vefat etmiştir.

Yazım Hayatı

İlhan Berk, ilk şiirlerini Manisa Halkevi'nin dergisi Uyanış'ta yayımlamıştır (1935). Berk, 19 yaşındayken Güneşi Yakanların Selâmı adıyla kitaplaştırdığı bu şiirlerinde "hece vezni" kullanmakta ve o dönemin şiir anlayışına özgü bir karamsarlık taşımaktadır. "Sonsuzluk", "kızıl", "hulya", "ateş" en sevdiği sözcükler olarak görünmektedir. Sembolist şiirden esinlenilmiş izlenimi veren imgeler yapmayı sevmektedir: "Bir karanlık gecenin masmavi seherinde / Kızıl başörtünle gül yüzlü bahçede görün".

Dil anlayışı da henüz döneminden kopamamıştır ki, bunu da 19 yaşındaki bir şair adayı için doğal karşılamak gerekmektedir: "Kıpkızıl hulyalı bir renge yükselmeden gün / Bir devrin neşesini taşımakta yüzün". Berk'in ilk kitabına adını veren şiirinin son kıtası da şöyledir: "Neler, neler beklenmez nihayetsiz bir yerden / Güneşi içelim mor şafaklar gecesinden / Selâm! Sonsuzluklara, hasret gönüllerden / Selâm, güneşe, göğü yakanlar bahçesinden!".

İlhan Berk, daha sonra 1940'lara doğru Yeni Edebiyat anlayışı içinde yer almış, Servet-i Fünun (Uyanış), Ses, Yığın, Yeryüzü, Kaynak gibi dergilerde yazmıştır. Türk şiirinin en deneyci şairlerinden biri olan İlhan Berk, durmadan yatak değiştirerek, ama bazı sorunsallara hep bağlı kalarak şiirini günümüze kadar eskitmeden getirmeyi başarmıştır.

“Yazmak mutsuzluktur, mutlu insan yazmaz.
bu yeryüzünü olduğu gibi görmeme engel olan
ve bana bu yeryüzünü cehennem eden
bu yazmak eyleminden kurtulduğum,
mutlu olduğum bir tek şey var: resim yapmak.”
İlhan Berk

Ödülleri


Kül, 1979 TDK Şiir Ödülü.
İstanbul, 1980 Behçet Necatigil Şiir Ödülü.
Deniz Eskisi, 1983 Yedi Tepe Şiir Armağanı
Güzel Irmak, 1988 Sedat Simavi Edebiyat Ödülü.
Kadının yaşı sorulmaz!.. Çünkü o da bilmez ağladığı, sızladığı gecelerin hesabını!..
''...Üç kez seni seviyorum diye uyandım
Tuttum sonra çiçeklerin suyunu değiştirdim
Bir bulut başını almış gidiyordu görüyordum...''
Ben senin gözlerine dönmek istiyorum. Sonra da.. Sonra diye bir şey yoktur. Tarih dışıdır sonra.
"İlk izlenim çok önemlidir. İlk iki dakika kocaman bir yüreği
var sanırsın. Sonra bir ömür o yürekte ilk iki dakikayı
ararsın."
Şiirin yarim kalmışlık kokan yanı...

İlhan Berk'in seçme şiirlerinden oluşan muhteşem seçkiler. Berk'in üslubu , şiire kattığı o merakı , yarım bırakılmışlık hissini şiirlerinin temalarında bulabilirsiniz

Kendinize ait şiirler bulmanız üzerinde inceden inceye düşünüp ,maziyi gözden geçirmenizin kaçınılmaz olduğu bir kitap hoşuma giden en güzel yanı ise kitabın ismi . Bir yeryüzü tanığı!
Herşeye tanıklık eden bu şair ; sizi keyifli bir yolculuğa davet ediyor

“Zaman ki sonsuzdur
Bitmemiş şiirler gibidir.

Bazı hüzünleri
Bazı nehirleri tutup anlatmak gibidir.

Biz ki zamanı tırnak içine alıp yaşadık
İsteğin bulanık kıyısında....”



Keyifli okumalar...
-Spoiler içerebilir-

"İlhan Berk, her an, her yaşında dünyayı ve dünyadaki herşeyi ilk kez görüyormuş gibi şaşkın, hayran, bir çocuk saflığıyla kucaklayıp ve onu şiir yapmak üzere önüne aldığı andan sonra dikkatle ve titizlikle kurmaya başlardı. Ve öylesine boğuşurdu ki şiirle, üzerine şiirin yazıldığı kağıt delinir, parçalanır, ekleme ve çıkarmalardan çılgınca yapılmış bir soyut resme dönerdi adeta." diye belirtmiş Güven Turan kitabın önsözünde.

Ve hakikaten öyle, kitabı okurken İlhan Berk'in gerçekten de Bir Yeryüzü Tanığı olduğuna kanaat getiriyorsunuz. Bazen öyle bir şey okuyorsunuz ki, hep gördüğünüz ya da hayatınızda var olan birşeyi ya da bir konuyu o şiirin içerisinde size öyle bir anlatıyor ki, bugüne kadar hiç öyle bakmadığınızı fark ediveriyorsunuz.

Farklı bakış açıları yakalamak ve yeni sorgular eklemek için hayata okunmalı diye düşünüyorum Bir Yeryüzü Tanığı.

“Zaman ki sonsuzdur
Bitmemiş şiirler gibidir.

Bazı hüzünleri
Bazı nehirleri tutup anlatmak gibidir.

Biz ki zamanı tırnak içine alıp yaşadık
(İsteğin bulanık kıyısında)....”

Keyifli okumalar...
Aşağılara uzayıp giden aşağılara bakıyor Bir adam eşeğine odun yu¨klu¨yor, yu¨zu¨nu¨n sol yakasına kuşlar u¨şu¨şu¨yor.
Köpeği, torbası ve toprak bir testi
Ovada bir resimde durur gibi duruyorlar.
(Önu¨nde çekilmiş, iki gu¨vercin işlemeli bir perdenin.) Bir kadın, bir gök parçası, u¨ç beş ağaç Uzakta dışında onların.
Deniz?
Deniz oralı değil: Yineleyip duruyor kendini.
Bakıyor o:
Yakasını bırakmayan tanıklığına dünyanın
Sitede her hangi bir kitaba ilk incelemeyi yapıyor olmak beni daha da verimli bir inceleme yapmaya itiyor. Çünkü bu incelemeyi önemseyebilir diyorum kendimce. Neyse kitaba geçersek Doğan Kardeş Seçme Şiir kitapları arasında sanırım 7 yada 8. şiir kitabım. Bu kitabı değil seriyi almanızı öneririm. Çünkü tüm kitapları güzel. Yazarların seçme şiirlerinden oluşuyor. Kitap kısacık 100 sayfa. İçerisinden her konuda sizin tadacağınız duyguları barındırıyor. Okuduğum diğer şiir kitaplarına göre İlhan Berk'in kesinlikle tadı, üslubu farklı. Devrik cümleler, noktalamasız ve son cümlelerin açık kalması. Düşündürücü olarak bırakıyor. Her şiirini beğenmeyebilirsiniz ki zaten şiir kitaplarına böyle yaklaşmayın arada belki anlamadığımız belki de çok saçma diyebileceklerimiz çıkabiliyor. Betimleme, düş gücü ve somutlamaları güzeldi. Sizlere de tavsiye ederim.

'Zor olan, diyor, şiirin hayatını yaşamaktır.
Yazmak sonra gelir hep.'

Bir Yeryüzü Tanığı, İlhan Berk (Sayfa 77 - Yapı Kredi Yayınları)
lhan Berk şöye demiştir: İlk izlenim çok önemlidir. İlk iki dakika kocaman bir yüreği var sanırsın; sonra bir ömür o yürekte, ilk iki dakikayı ararsın....
"Bir Yeryüzü Tanığı",Doğan kitap tarafından derlenen ve İlhan BERK'in birbirinden özel şiirlerinden oluşan kitabı.1918'de başlayan ve 2008'de biten 90 yıllık ömre sinen,buram buram şiir kokan bir hayat.
Kitapta yaklaşık yetmiş şiir olsa da,insanı yüzlerce duygunun kucağına atan dingin bir çeşitlilik var."Herşey şiire dönüştürülmek için vardı zaten"derdi İlhan BERK;"taşlar,ağaçlar,sebzeler,otlar,sular,gök,kentler,aşklar,yalnızlık ve hatta kendisi.Herşey..."İşte okurken de sizi sizden alan şiirlerin sırrı bu.Nasıl unutulur ki hepimizin anılarında olan ve bestelenen bu şiirinin sözleri:
Ne zaman seni düşünsem
Bir ceylan su içmeye iner çayırları
Büyürken büyürken görürüm gülüm
Her sabah her akşam seninle
Yeşil bir zeytin tanesi
Bir parça mavi deniz alır beni

Seni düşündükçe gül dikiyorum
Ellerimin değdiği yere
Atlara su veriyorum
Daha bir seviyorum dağları gülüm
Her akşam seninle
Yeşil bir zeytin tanesi
Bır parça mavi deniz alır beni...
İlhan BERK...
İlhan Berk ile tanışma kitabım oldu.Aslında ben düşüncemle aynı ya da zıt olsun her şairi okurum.Şiirin dilinin evrensel olduğunu düşünenlerdenim.Fakat bu kitapta aşırı rahatsız edici öğeler vardı bana göre.Açıkçası şiir itibariyle de pek sevemedim.Ama yinede yüreğe dokunan 5-6 dizede yok değildi..
İLHAN BERK’İN POETİKASI
Türk şiirinin en üretken şairlerinden biri olan İlhan Berk’in poetikası sürekli bir değişim üzerine kurulur. Tüm yeryüzünü yazma istemindeki şair için her şiir,her kitap yeni bir başlangıçtır. Birçok nesneyi şiirine sokan Berk, şiirin tanımı konusunda kesin duruş edinme kaygısı taşımadığından, kapalı bir şair olarak nitelendirilir. Şiir yazmasının nedeninini dünyayı ve hayatı sıkıcı bulmasına bağlaması, onun “şiirlerindeki özü” de ortaya koyması bakımından önemlidir ve hayatın içinden “güzel olanı” okuyucuya aktarması onu özgün kılar.
Berk’in sürekli değişim üzerine kurduğu poetikasının belirgin özelliklerinden biri şiiri şairinden ayrı bir yerde düşünmesidir. Berk için şiir, canlı bir varlık anlamı kazanır. Berk, şiir yazma sürecinde şairin etkin rolünün azaldığını düşünür. Şiir, bu süreçte şairden teknik ya da öz olarak bazı değişikliklerin yapılmasını bekler. Yine de şiir kendi serüvenini yaşar. Şair sadece bir öğrenci konumunda gerekli emirleri yerine getirir. Kanatlı At kitabında konuyla ilgili şunları söyler:
“Bunu mizaç meselesi diye yanıtlamak isterim. Yoksa benim değişmek diye bir sorunum yok. Yani önceden bir kurama göre hareket etmem. Kuramı bana duygularım, daha doğrusu algılarım zorlar. Buraya da beni yaşadığım an getirir. Onun için içimden geldiği gibi yazarım. Ben bırakırım kendimi şiire. Bu yüzden de ilerideki şiirlerimin yönetimini bilemem. Onu yazdığım andaki duygularım belirler. Şiire karşı çıkmam. Şiir buyruğunu sürdür. Benim bir çizgide derinleşmem zikzaklardır. Zikzaklar da benim için şiirin bütün olanaklarına açık olmaktır.”
Berk alıntıdan da anlaşılacağı üzere şiirini yatay bir çizgide sürdür. Türk şiirindeki bazı şairler gibi belli konularda derinleşme, dikey bir çizgide gelişme göstermez. Bu nedenle birçok araştırmacı tarafından çeşitli biçimlerde adlandırılmıştır:
“Şiirin kırk türlü yazılacağını göstermiştir.”
(Mehmet Fuat)
“Değişmeyi şiirin anayasası yapmıştır.”
(Mehmet Doğan)
“Bir anlatı doymazı”
(Orhan Koçak)
“Sanki bilinmeyen şiiri arıyor”
(Mahir Ünlü-Ömer Özcan)
“Şiir olmasaydı İlhan Berk onu icat ederdi.”
(Turgut Uyar)
İlhan Berk şiirlerinde birçok nesneyi içinde barındırır. Doğa, nesne, coğrafya, tarihsel kimlik ve kişilik gibi konular üzerinde yoğunlaşmıştır. Özellikle kente ve kenttekilere ait unsurları ayrıntılı bir şekilde şiirleştirmiştir:
“Bir Fenikeli
Denizde boğulanı ilk Fenikelilerdendir.
Vergi memurluğu yapardı ve köpekler saldırırdı hep
Babası barbar akınlarını durdurmuştu.
Kırlangıcın geveze bir kuş olduğunu ilk ondan duyduk
Ben o zamanlar çocuktum ve çok fakirdim.”
İlhan Berk, şiirde düzyazı olduğu gibi açık bir anlamın olamayacağını düşünür. Düzyazıda yazar ya da şair kendi düşüncesini aktarabilmek için anlamlı olmak zorundadır. Fakat şiirde tek bir anlamın bulunması okuyucu tarafından onun kolayca tüketilmesine neden olacaktır. Bu nedenle şiirin yürürlükte kalması güçleşecektir. Şiirin daha uzun süreli yürürlükte kalması ve okunması onun kapalı olmasıyla mümkündür. Kapalılık, şiirin anlamsız olduğu düşüncesini barındırmaz. Kapalılıkta anlam örtülüdür ve okuyucunun, bu tür şiirleri algılamada özellikle bazı konularda kültürel bir birikime sahip olması gerekir. Onun yapmaya çalıştığı şiirin kapalılığını sağlamaktır. Bu konuda;
”Nedendir bilmiyorum, ben anlamı şiire pek yatkın bulmam. Kimi kitaplarımda onu düşman bile bilmişimdir… Ama şunu söyleyeyim; sonuçta şiir şiirse anlamlıdır” der.
(Kanatlı At, Sayfa 73)
Şiirde kapalılığı sağlayan ise çok anlamlılıktır. Birden çok anlamı olan bir şiirde şair, metni dolaylı anlatımlarla sürdürür. Böylece şiir okuyucular tarafından çeşitli biçimlerde anlamlandırılabilir. Okuyucu her okumada şiirin kapalı olan bir başka noktasını keşfeder ve anlamlandırma sürecinde yeni aşamalara yönelir. Bu nedenle İlhan Berk, şiirde çok anlamlılığın temel ilke olması gerektiğini bildirir.
“Aşk Tahtı
Şiir bir tuğlacının düşündüğü tuğlanın yere düşmesinde değil, havada asılı kalmasındadır.”
Bu şiiri okuyan her okuyucu her okuyuşunda ayrı bir anlam çıkarabilir.
İlhan Berk aynı zamanda özgündür.
“Ne Böyle Sevdalar Gördüm Ne Böyle Ayrılıklar
Ne zaman seni düşünsem
Bir ceylan su içmeye iner
Çayırları büyürken görürüm.

Her akşam seninle
Yeşil bir zeytin tanesi
Bir parça deniz
Alır beni.

Seni düşündükçe
Gül dikiyorum elimin değdiği yere
Atlara su veriyorum
Daha bir seviyorum dağları.”
Şair burda, hayatın içinden “güzel” olanı ya da kendine “güzel geleni” veya kurgulamak istediği dünyaya yakışacak, orada anlamlı bir görev üstlenecek olan şeyleri, duyguları, ayrıntıları, izlenimleri seçer ver imbiğinden süzerken ona aslında olduğundan farklı, sadece kendine, o şiire özgü bir hava, bir ahenk verir. İşte bu şiiri özgün kılar.
“Ne böyle sevdalar gördüm/ Ne böyle ayrılıklar”başlığı bize alışılmışın dışında bir aşkı, bir tutkuyu ve ayrılık hüznünü hissettirir. Bir merak duygusu uyandırır.
“Ne zaman seni düşünsem
Bir ceylan su içmeye iner
Çayırları büyürken görürüm.”
Şair bir ayrılık yaşamaktadır. Sevgiliden uzaktır ve özlemektedir. Sevgilinin olduğu yer onun cennetidir. Orası bir “bahar” ülkesidir. Sevgili ürkek, nazlı bir ceylan…
“Her akşam seninle
Yeşil bir zeytin tanesi
Bir parça deniz
Alır beni.”
Ama şair uzaklardadır ve sevgiliyi düşünmektedir. “tek başınalığı” en koyusuyla yaşarken “yalnız” değildir. Sevgiliyledir yine, sofra birle kurmadan gözleri bir ufka, bir tabağındaki zeytinlere dalarak bir aşkı tek başına yaşamayı sürdürür.
“Seni düşündükçe
Gül dikiyorum elimin değdiği yere”
Sevgiliyi her düşündüğünde anılarına gitmekte, sevgilinin dokunduğu eşyaları düzenlemekte, onunla olan anılarını yeniden yaşayı pekiştirmektedir.
“Atlara su veriyorum
Daha bir seviyorum dağları.”
Şair, sevgiliyle yaşayacağı güzellikler için kendini hazırlamakta, onu mutlaka götürmek istediği yerleri, özellikle özgürlük kokulu dağları ve rüzgarları bol coşkulu bir hayata hazırlanmaktadır. Bütün bu imgelerdeki kendine has duruşu Berk’in özgürlüğünü ortaya koyar.
İlhan Berk’in diğer şiirlerini de incelediğimizde genellikle kullandığı belirli kelimelere dikkat çekeriz. Bu olgulara örnek verecek olursak; deniz, yarak, kuş, ırmak, ot, orman, gökyüzü, gül, su Berk’in sıkça kullandığı kelimelerdir diyebiliriz. Bu durumu yazarın nesne sorunu olarak değerlendirmek de mümkündür.
“Bir yer altı suyusun sen
Burdaz’ın dağlık cumhuriyetinde.
Ben sıradan bir yazıcın
Senin cumhuriyetinin
Terkisinde rüzgar gülleri, pusulalar, iskandiller, gökkuşakları
Parıltını yaymak olan işi.
Sen su yolları, ağaçlar, çayırlar, güneşler
Ben karabasanın senin. “
(Kül, Sayfa 24)
Bunun yanı sıra Berk, anlam karşısında şüphecidir. Ondaki bu kuşku, ister istemez lirik-romantik-dramatik şiirle ilişkide bulunması sonucunu doğurmuştur. Ancak o, şiirlerinde bu unsurlara gerektiği ölçüde yer vermemiştir. Şiirlerine bakıldığında sonuna kadar modernist olarak kaldığı görülecektir.
“Anlamdan şüphe duydum.”
( Dün Dağlarda Dolaştım Evde Yoktum)
İlhan Berk bir “değişim” şairidir. Onu anlamak güçtür, şiirlerini anlamak da güçtür. Ama onun da dediği gibi “Anlamla yola çıkılmaz. Şiir bir şey anlatmaz. Anlaşılmak için de değildir” İşte onun bu duruşu bile onun ne kadar özgün, değişimci ve sezdirici bir şair olduğunun göstergesi değil midir?
Sayıların dünyasının kapalı, asıl da yazgıcı olduğu söylenegelmiştir. Oysa bu Pythagoras'ın düşüncelerini, sayıların dünyası diye görmekten öteye gitmez. Sayılar göründükleri gibidir: Ne fazla, ne eksik. Şeylerin özü sayılardır. Sayılarla belirlenir bütün şeyler. Her şeydir sayılar. Dünya, sayıdır. Sayıdır, gerçeklik.
Sonsuzluğun öncüleridir sayılar.
Büyük sonsuzluğun!


Tek solukta okuduğum, akıcı ve harika bir kitap.
İlçe kütüphanesinde görüp ödünç aldığım bir kitaptı. Hakkında ne düşündüğüm konusunda emin değilim çünkü bir süre önce başka bir şiir kitabıyla üst üste okumuştum, hatırlayamıyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
İlhan Berk
Unvan:
Türk şair
Doğum:
Manisa, 18 Kasım 1918
Ölüm:
Bodrum, Muğla, 28 Ağustos 2008
İlhan Berk (d. 18 Kasım 1918 - ö. 28 Ağustos 2008) Türk şair.

Balıkesir Necatibey Öğretmen Okulu'ndan mezun olmuş, Espiye'de iki yıl ilkokul öğretmenliğinden sonra Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü'ne girdi. Enstitünün Fransızca bölümünden mezun (1944) olan Berk, 1945-1955 yılları arasında Zonguldak, Samsun ve Kırşehir'de ortaokul ve liselerde Fransızca öğretmenliği yaptı. 1956 yılından itibaren on üç yıl boyunca Ankara'da T.C. Ziraat Bankası'nın Yayın Bürosu'nda çevirmenlik yaptı.

Bu süre içinde modern dünya şiirinin iki büyük şairi sayılan Arthur Rimbaud ve Ezra Pound'un şiirlerini çevirerek kitaplaştırdı. Bu tarihten sonra kendini tümüyle yazmaya verdi ve bir anlatı kitabı dışında, yalnız şiir ve şiire ilişkin yazılar yazdı. Kül adlı kitabıyla 1979 yılında Türk Dil Kurumu ve İstanbul kitabı ile de 1980 yılında Behçet Necatigil Şiir Ödüllerini kazandı. 1983'de Deniz Eskisi adlı kitabıyla, Yedi Tepe şiir Armağını'nın 1988'de de Güzel Irmak adlı kitabıyla Sedat Simavi Edebiyat Ödülü'nü (F. Edgü ile) aldı. 28 Ağustos 2008 tarihinde Bodrum'da 90 yaşında vefat etmiştir.

Yazım Hayatı

İlhan Berk, ilk şiirlerini Manisa Halkevi'nin dergisi Uyanış'ta yayımlamıştır (1935). Berk, 19 yaşındayken Güneşi Yakanların Selâmı adıyla kitaplaştırdığı bu şiirlerinde "hece vezni" kullanmakta ve o dönemin şiir anlayışına özgü bir karamsarlık taşımaktadır. "Sonsuzluk", "kızıl", "hulya", "ateş" en sevdiği sözcükler olarak görünmektedir. Sembolist şiirden esinlenilmiş izlenimi veren imgeler yapmayı sevmektedir: "Bir karanlık gecenin masmavi seherinde / Kızıl başörtünle gül yüzlü bahçede görün".

Dil anlayışı da henüz döneminden kopamamıştır ki, bunu da 19 yaşındaki bir şair adayı için doğal karşılamak gerekmektedir: "Kıpkızıl hulyalı bir renge yükselmeden gün / Bir devrin neşesini taşımakta yüzün". Berk'in ilk kitabına adını veren şiirinin son kıtası da şöyledir: "Neler, neler beklenmez nihayetsiz bir yerden / Güneşi içelim mor şafaklar gecesinden / Selâm! Sonsuzluklara, hasret gönüllerden / Selâm, güneşe, göğü yakanlar bahçesinden!".

İlhan Berk, daha sonra 1940'lara doğru Yeni Edebiyat anlayışı içinde yer almış, Servet-i Fünun (Uyanış), Ses, Yığın, Yeryüzü, Kaynak gibi dergilerde yazmıştır. Türk şiirinin en deneyci şairlerinden biri olan İlhan Berk, durmadan yatak değiştirerek, ama bazı sorunsallara hep bağlı kalarak şiirini günümüze kadar eskitmeden getirmeyi başarmıştır.

“Yazmak mutsuzluktur, mutlu insan yazmaz.
bu yeryüzünü olduğu gibi görmeme engel olan
ve bana bu yeryüzünü cehennem eden
bu yazmak eyleminden kurtulduğum,
mutlu olduğum bir tek şey var: resim yapmak.”
İlhan Berk

Ödülleri


Kül, 1979 TDK Şiir Ödülü.
İstanbul, 1980 Behçet Necatigil Şiir Ödülü.
Deniz Eskisi, 1983 Yedi Tepe Şiir Armağanı
Güzel Irmak, 1988 Sedat Simavi Edebiyat Ödülü.

Yazar istatistikleri

  • 263 okur beğendi.
  • 466 okur okudu.
  • 8 okur okuyor.
  • 290 okur okuyacak.
  • 5 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları