İlknur Birdal

İlknur Birdal

Yazar
7.5/10
43 Kişi
·
70
Okunma
·
9
Beğeni
·
1016
Gösterim
Sen, benim gerçekleşmeyecek düşümdün ama gerçekleştin. Gönlüne bir kez düştükten sonra oradan düşmemem gerekir.
"Sana sarılırsam düşmem,bir yanı hep gülmeye hazır dudaklarına baksam hiç üzülmem, gözlerine sevdayla dalarsam kırılmam sandım. Düştüm, üzüldüm, kırıldım Dinçer. Beni paramparça etmekle kalmadın, her parçamı ayrı kuytulara attın. Bana sırtını dönen ilk sendin..."
"Geldin, bir daha da gitmedin işte!" dedim özlem dolu bir sesle. Aklıma, yüreğime, evime gelmiş, bir daha da gitmemişti işte...
"Madem çekip gitmek istiyorsun ne var ne yoksa dökelim ortalığa. Ayrılmaya hep meraklıydın zaten değil mi? Sen beni böyle mi seviyorsun Allah aşkına? Neden elimi defasında bırakan sen oluyorsun, söylesene bana?"
"Hayırdır Dinçer Bey, neden aradınız gece gece?" Allah'ım... Bir haftada bana söylenmesini bile özlemiştim. Gözlerimi kapattım ve sesini yudum yudum içe bilmeyi diledim. Yanımdayken beni deli eden o çenebaz halleri bile burnumda tütüyordu.
448 syf.
·Beğendi·9/10
Kitabı okurken hem keyif aldım, hem eğlendim, hem de bazı şeyleri sorguladım. Alelacele aşkların ve evliliklerin gerçekçi ancak komik bir şekilde anlatılmasıydı.
Kitabın Romantik komedide daha doyulmaz bir lezzete ulaştığını söyleyebilirim.
Konusuna gelince; Bir yapım şirketinin patronu olan Dinçer ve asistanımız Burçak arasındaki aşk sonunda düğünle noktalandı. Ama aslında hikaye yeni başlıyordu. Evliliklerinin ilk 3 aylık "cicim ayları" sonrası baş gösteren sorunlar... İki inatçı keçi. Kıskanç, despot, istediğini her zaman yaptırmak isteyen bir koca ve onun bir oda dolusu kravatları ? . Diğer tarafta yine kıskanç, inatçı, emir kipi konuşan kocasını çok güzel sinirlendirmeyi başaran huysuz, bir o kadar manyak ve deli ayakkabı tutkunu bir kadın.
Kitap Burçak ve Dinçer'in iç sesleri ile anlatılıyor bize. Aslında biz okuyunca didişmelerine rağmen ikisinin sevgisini görebiliyoruz.
Ama sevgilerini fark edene kadar ayrılık onları yakalıyor.
İyi okumalar....
424 syf.
·7/10
(Dikkat spoi icerir!) Afra 30 yaşına yaklaşmış, babasını Devrimi tanıdıktan çok kısa bir zaman sonra kaybetmiş, o günden sonra şirketin başına geçmiş başarılı bir iş kadını... İtalya'da staj yaptığı dönemlerde görmüş Devrim Demiri. O gündür bu gündür aklından çıkaramamış, platonik aşkı günden güne içinde daha da büyümüş. Belkide Afranın kitapta bahsettiği gibi yaşadığı her kötü olayda içindeki Devrime tutunması da aşkını yaşatmış ve büyütmüş. İtalyada karşılaştıktan sonra 6 yıl geçer. Afra Devrim'i gittiği her yerde takip eder. Devrimin kimlerle takıldığını, ne zaman nerde olacağını adı gibi bilir Afra. Ve o çok uğraşlarının sonunda Devrimin şirketinle anlaşma tamamlanınca Afranın Devrimin hayatına giriş sahne perdesini yine kendi açar ve Devrimin hayatına bomba gibi giriş yapar.
    Devrim kendi iş yerlerinde başarılı bir mimardır. Hayatına Afra'dan önce Selin girmiştir ki ne kadını unutabilmiş ne de hayatına devam edebilmiştir. Ailesiyle Slin yüzünden aralarında uçurumlar oluşmuştur. Afranın hayatına girmesiyle tam anlamıyla nevri döndü garibimin :) Afra ne çektirdi be sana. Tamam Devrimde çektirmedi değil.  Afra resmen amazon kadını gibi savaştı Helal olsun. Ağzından girdi burnundan çıktı Devrimi kendine aşık etti.
    Devrim o aşktan kaçmak için atmadığı takla çevirmediği dolap kalmadı.Ama Afradan yinede kurtulamadı. Genel olarak konusu farklıydı benim açımdan ve kitapta gerçekten çok güzel sözlerde mevcut 1000k da paylaşımlarım tavan yaptı :) Sağlıcakla kalın...

https://renklikadife.blogspot.com/...knur-birdal.html?m=1
424 syf.
·Beğendi·7/10
Kitabın konusu; Devrim Demir geçmişinde çok acılar çekmiş ve ona bu acıları çektiren kadına hala aşık olan bu yüzden etrafındaki kişileri kıran biridir. Yaşadığı ilişkisinin hüsran ile sonuçlanması sonucunda aldığı darbeden dolayı kaygı bir insan olmuştur. Sevdiği kadın şizofrendir ve sonunda intihar
eder.Bu olaydan kendini suçlayan Demir uzun süre enkazda kalmış bir adam gibi dolaşır.
Afra ise Demir ile yurt dışında staj gördüğü zamanda Demir'in çalıştığı şirkete gelmesi ile karşılaşır. Başlarda pek fazla Demir'i önemsemese de daha sonra Demir'e kör kütük aşık olur.
Gelişlerini dört gözle bekler. Aşkını Demir'e söylemeye karar verdiğinde ise Demir'in Türkiye'ye ye döndüğünü öğrenir.
Sevdiği adama yaklaşamamanın acını içinde yaşar Afra. Hep uzaktan izler duru sevdiğini. Ve iş sebebi ile karşılaşırlar. Vs...
Kısacası severek okuduğum bir kitaptı. Okurken hem hüzünlenip hem gülümseyeceğiniz kitaplar arıyorsanız kesinlikle tavsiye ederim.
448 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Her aşk masalı canım cicimle başlar. Peki ya atılan o imzadan sonra neler oluyor. Hep canimli devam ediyor sanıyorsanız yanıldınız işte. Dinçer kravatları ile kafayı yemiş Burçak ise bir ayakkabıya binlerce dolar vermeye hazır biridir. Evlilik hayatının inişli çıkışlı, bazen Karadeniz kadar hırçın bazende Istanbul Boğazı kadar göz kamaştırıcı hallerini okura o kadar güzel anlatmış ki. Günümüz zamanını yaşarken eski anılar içinde aşkın büyümesine tanık olabiliyorsunuz.
Kadın yada erkek , evli yada bekar hiç fark etmez. Ders niteliğinde eğlenceli bir kitap arıyorsanız tam yerindesiniz.
Birbirimizi anlamadan sadece ben diyerek yapılan hataların yani sıra aile olmak için verilen mucadeleyide bulabilirsiniz.
KIM OLURSAN OL AL VE OKU KITABI
Satıgül Yüksek
Satıgül Yüksek Satılık - Sen Benim Başıma Gelen En Güzel Yanlıştın'ı inceledi.
472 syf.
·22 günde·7/10
Bazı insanların kaderlerinin nasıl da birbirine bağlı olduğunu gösteren, aşkı, kardeşliği, dostluğu, aileyi konu alan, ilk sayfalarından itibaren yeşilçam tadında olan güzel bir kitaptı

Karakterlerin hayatlarının birbirine bu denli bağlı olması fazla tesadüfi görünebilir, ama bu hayatta olmaz diye bir şey yoktur :)
424 syf.
·Beğendi·10/10
"ve biri çıkar karşına acında o olur,mutlulugunda"
Bence kitabı ozetlemeye yeter bu söz birde begenmedigim sozude paylasayim
"Sakın aglama,ağlamak zayıfların işidir"
424 syf.
·4 günde·5/10
Kitabın arka sayfasındaki "Seninle ben olmayacak Devrim biz olacağız. Bir bütün olacağız. Hem de öyle güzel olacağız ki, bakan hayran, duyan aşık olacak." sözüne aldanarak oldukça güzel bir aşk hikayesi okuyacağımı düşünmüştüm. Ama kitabın yarısında geçmişinden kurtulamamış bir adamı ve 6 sene sadece uzaktan uzağa gördüğü bir adamı sevebilen ya da takıntı haline getiren bir kadını, kalan yarısında da bu çiftin ergenler gibi birbirlerine küsmelerini okudum. Yazı boyutu büyük olduğu için sayfa sayısı gözünüzü korkutmasın hızlı ilerliyor. Eğer boş zamanınız varsa türk filmi tadında kitap arıyorsanız okuyun, ama aksi takdirde çok da önemli değil bir şey kaybetmezsiniz...
448 syf.
·2 günde·6/10
Güzel bir çiklıt okuyacağım diye düşünerek başladım okumaya. Bir yıllık evli olan Burçak ve Dinçer kitabın başından son otuz sayfasına kadar sudan sebeple didişip durdu. Ara ara eskiye dönük anılarını hatırlayıp aralarını düzeltme çalışmaları, tipik karı koca kıskançlıkları anlatılmış. Ancak kitabı okurken ne merak uyandıracak bir olay akışı ne de konu geçen duyguları hissettiren anlatım yoktu maalesef. Hani bir kitabı okumaya başlarken, İlginizi çeken asıl karakterler olur ve okudukça karakterle bütünleşir siz olursunuz o kitabın ana karakteri. Ancak bu kitaptaki hiç bir ana karakter empati yapmaya uygun betimlenmemiş ve sempatik gelen bir yönleri de yok denecek kadar az geldi bana. Sürekli aynı sebebli tartışmaları bir süre sonra okuyucuya sıkıcı gelebiliyor. Benim için biraz hayal kırıklığı olan bir kitaptı maalesef
424 syf.
·Puan vermedi
Bir adam, küllerinden yeniden doğabilir mi? Ve bir kadın, zifiri karanlık bir yüreğe ne kadar dokunabilir?

Kalbini korumak için acımasız birine dönüşen bir adam ve aşkı için savaşmayı seçen bir kadın. Afra ve Devrim'in amansız mücadelesi…

Amansız bir mücadeledir aşk; kendinle savaşırsın, duygularınla savaşırsın, sevdiğinle savaşırsın. Bir an gelir ayrılıkla savaşırsın. Acısıyla, yokluğuyla, özlemiyle savaşırsın. Amansız savaşın hiç bitmez aslında. Âşık olduğunda savaşmayı göze almalısın.
448 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Bu kitabı daha okumadan beğeneceğimi hissediyordum, nitekim öyle oldu. Dili de konusu da gayet güzeldi. Ama kravat ve ayakkabı konusunun fazla abartıldığını düşünüyorum; daha doğrusu kitabı okurken sorun yok, bir iki yer dışında ve tabii Burçak'ın ikide bir: "Kravat manyağı." demesi haricinde abartıldığı kadar konuları geçmiyor. Birde kitap direkt evlilikle başlıyor ve biz, evlilik önceki hallerini karakterlerin hatırlamalarıyla, geçmişe anlık giderek okuyoruz; bu durum bazen beni rahatsız etti: Ya kısaca o kısımlar anlatıp evliliğe sonradan girilseydi ya da geçmişe giderek değil de, iç ses kısımlarına kısaca yedirilseydi. Kitapta anlatılmak istenen konu hoşuma gitti. Gereksiz gurur ve üstünlük duygusu, bir şeyleri anlatmak yerine anlaşılmayı beklemek ve sorunların üzerine gitmek, düzeltmeye çalışmak yerine kaçmak, bazı şeylerin değerini geri plana atmak, hiç kaybetmeyecekmiş gibi yaşamak; bunlar o kadar güzel işlenmişti ki... Aile kurmak kolay değildir; sevgiyi, saygıyı yitirmemek, mutlu olmak, mutlu etmek ve hep 'bir' olmak...
.
Dinçer ve Burçak, aşkın o heyecanına kapılıp fazla zaman geçmeden evlenirler. Başta her şey güzeldir ama sonrasında gelen olaylar silsilesiyle her an bir sorun olmaya başlar ve aşk, geri planda tekrar hatırlamayı bekler.

Burçak ve Dinçer karakterinin birbirini severken, birbirlerini kırmaktan çekinmeyerek neredeyse her an didişmesine tanıklık ediyoruz. Hep bi' inatlaşma, altta kalmama uğraşı ve bunun yanında karşı taraftan sevgi ve ilgi bekleme, kısacası hep karşı taraftan bekleme, bazı şeyleri hep gözardı etme... Bir ilişkide sevgi ve saygı hep ön planda olmalıdır, sevgiyi, ilgiyi göstermekten çekinilmemelidir. Iki karakterin de sevgisini hissediyoruz ama birbirlerine karşı bu durumda çoğu zaman geri planda kalıyor. Ikisi de hatalıydı bana göre. Sonuç olarak bir şeyleri düzeltme fırsatını değerlendirebilmiş olmaları güzeldi. Akıcı, güzel bir kitaptı.

Yazarın biyografisi

Adı:
İlknur Birdal
Unvan:
Yazar

Yazar istatistikleri

  • 9 okur beğendi.
  • 70 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 30 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.