Ilya Ehrenburg

Ilya Ehrenburg

9.4/10
70 Kişi
·
170
Okunma
·
30
Beğeni
·
2.003
Gösterim
Adı:
Ilya Ehrenburg
Unvan:
Sovyet Yazar ve Gazeteci
Doğum:
Kiev/ukrayna, 15 Ocak 1891
Ölüm:
Moskova/rusya, 31 Ağustos 1967
İlya Ehrenburg 1891’de Kiev’de doğdu. Çok genç yaşta Rusya’daki devrimci harekete katıldı ve çok geçmeden tutuklandı. Serbest bırakılınca Paris’e göç etti ve ilk şiirlerini burada yayınladı. I. Dünya Savaşı sırasında savaş muhabirliği yaptı. Yurda 1917’de döndü. İç Savaş başladığında Ehrenburg Ukrayna’daydı. Daha sonra tekrar Avrupa’ya geçti ve Julio Jurenito’yu yazdı. 1924’te Sovyetler Birliği’ne döndü. Çeşitli Sovyet gazetelerinin yurtdışı yayınları sorumlusu olarak Avrupa’ya gönderildi. 1941’e kadar İzvestiya gazetesinin savaş muhabiri idi. İspanya İçsavaşı’na katıldı.
Paris’te bulundu. Tekrar Sovyetler Birliği’ne döndüğünde Paris Düşerken’i yazmaya başladı. Bu eser üçlemenin ilk kitabıdır. Gazetecilik ve roman çalışmaları dışında makale, gezi yazısı, anı ve öykü de yazan Ehrenburg 1967’de öldüğünde ardında Paris Düşerken, Fırtına ve Dipten Gelen Dalga’dan oluşan üçleme dışında, çok sayıda eser bıraktı.Yazarın en büyük eseri sayılan bu üçleme 1936-1952 yılları arasında dünyanın politik durumuna ışık tutmaktadır. 3'leme yanlızca Sovyetler Birliğinde 8.5 milyon basılmış ve 2 kez Stalin ödülü almıştır.
Politik entrikalar, aristokratların halktan kopuk sadece rantlarını gözettikleri Fransa 'da konjektürel gelişimlerle birlikte gelişen olayları 4-5 ana karakter üzerinden sosyalistlerin sistematik ezilmeleri ve masumane isteklerine rağmen her dönem siyasi iktidar ve faşizanlar tarafından şeytanileştirlmelerini de anlatıyor.
Kitaba başlarken bir ön yargım vardı propagandaist bir kitap diye düşünüyordum fakat bitirdikten sonra klasikler arasına girmesi gerektiğini düşünmekteyim
Yaşam ölüme karşı gündelik savaşımız belki Paris' de, belki Hindistan' da pirinç tanesini parmağıyla yakalayan bir çocuk bedeninde, belki, elma kokusu duyan bir Halepçe yerleşkesinde . Peki ya umut? ' Gelecekse ölüm ayakta karşılanmalı anca ' dedirten bir eser.
Uzun süre kitaplıkta okunmayı bekleyen serinin ilk kitabı. başlarda duyguyu alamadım yoğun anlatım sıkıldım. Ama sonralarda elimden bırakamadım yer yer kızdım bi savaş ve insanlar dans ediyor. Daha sonra anlamaya çalıştım ve o zaman kitaptan gerçekten zevk aldım. Tüm seri mükemmel ve mutlaka okunmalı. İnsana muthiş bir empatı yeteneği kazandırıyor.
Bu kitap politik bir nitelikten çok edebi değeri vardır. Yazar Ehrenburg kitabın çoğu bölümünde tanıştığı sanatçılardan söz etmiş. Yalnız dikkat çeken bir nokta daha var ki Ehrenburg sanatla yetinmemiş, Sovyet siyasetinin çizgisinden de söz etmiştir. Tabi ki sanatçıların ve Sovyet aydınlarının tarih ve siyasete bakış açıları farklıdır. Bu farktan dolayı siyasete bilimsel yaklaşmayı pek de beceremezler. Romantizme kapılmayı severler. Nihayetinde Ehrenburg da bu romantizme kapılmıştır. Bunun çok bariz örneğini Stalin döneminde işlenen bütün suçların sorumlusunu Stalin'in kendisinde bulmasıdır. Oysa o dönemlerde mevcut koşulları değerlendirmeye yanaşmaz. Ve yine savaşın ve elde edilen başarılardan da Stalin değil sovyet halkının başarısı olarak söz eder. Tabi bu başarıları halkın kendisi gerçekleştirmiş ancak Stalin'in bu başarılara önderlik ettiği gerçeğini unutmamak gerekir. Nitekim savaş yıllarında da Stalin başkomutanlık göreviyle birlikte bütün yetkileri eline almıştır. Başkomutan olmadan savaş kazanılabilir mi? Tüm savaş sürecini "sovyet halkının olağanüstü direnişi" olarak açıklayacaksak ordu hiyerarşisini nereye koymalıyız? Ordu düzensiz olursa, başkomutan olmazsa savaş kazanılabilir miydi? Burda elbette sovyet halkının direnişini küçümsemiyorum ancak hayalcilikle savaş kazanılmadığını söylüyorum. Öte yandan bu kitap Ehrenburg'un yaşamının son zamanlarında yazıldığı için bir takım revizyonist eğilimler taşıması doğaldır. Tüm bunlara rağmen Ehrenburg çok büyük bir sosyalist ve sovyet yazarı olarak tarihe geçmiştir.
Yanılmıyorsam Ehrenburg'un anılarını anlattığı 8 ciltlik eserinin, zamanının Cumhuriyet Gazetesi'nde yayınlanmak üzere yapılan çevirilerinden oluşan bir derleme bu kitap. Özellikle Stalin ile ilgili bölümler hayli çarpıcı. Eserin tümününün Türkçe çevirisinin yapılmasını isterdim. 2 dünya savaşını birden görmüş ve dünya tarihinin en büyük sınıf hareketlerine ve devrimlere tanık olmuş böyle değerli bir yazarın anıları bir bütünlük içinde değerlendirmek gerekir.
Bu okuduğum kitap nehir roman serisinin ilk kitabıdır.İkinci Dünya Savaşı'ndan başlayıp soğuk savaş dönemine kadar süregelen olayları roman şeklinde anlatmıştır.Kitap roman niteliğindedir ama belgesel gibidir onu okuduğunuz zaman hem akıcıdır,zevklidir ama aynı zamanda size tarihi bilgiler de verir.Bu yüzden çok değerli bir eserdir.Serinin bu ilk kitabında bize Fransa'nın üçüncü cumhuriyet döneminden nazilerin işgal ettiği döneme yani üçüncü cumhuriyet Fransa'sının yıkıldığı döneme kadar gerçekleşen olayları bir roman ve kahramanları aracılığıyla anlatıyor.İşte üçüncü cumhuriyet döneminde siyasi havayı,grevleri daha sonra nazi işgaline olan direnişi, yine aynı dönemdeki baskı ve şiddeti bize çok iyi açıklar. Bu sebepten mutlaka okunması gereken bir eser olarak görüyorum şahsen.
Paris Düşerken kitabına dair Pablo Neruda Yaşadığımı İtiraf ediyorum 'da bir anekdot aktarır... İlya Gregoriyeviç'in bir sabah ev telefonu çalar. Telefonu yazarın eşi Luba açar... Kulağına hiç de yabancı gelmeyen bir ses sormuş:
'' İlya Gregoriyeviç orada mı?'
''Olabilir '' yanıtını verir Luba.''Siz kimsiniz?''
''Stalin'' demiş telefondaki ses .
''İlya,şakacının biri seni istiyor,'' diye Luba telefonu Ehrenburg'a uzatır....
Yazar telefonu kulağına götürür götürmez Stalin'in sesini hemen tanır...
''Dün bütün gece sizin Paris Düşerken eserinizi okumakla geçirdim. Şimdi telefon etmenin nedeni de böyle ilginç kitaplar yazmaya devam etmenizi istemem, sevgili İlya Gregoriyeviç .''
bunu okuyana kadar hollywood yapımlarına kalmıştık herhalde.ilya ehrenburg'un en büyük başarısı ne diye sorsa birisi herhaldealman nazisinin bile psikilojisini verebilmesi derdim. ve evet sovyet bir adam yazmıştır "Paris Düşerken"ini de"Fırtına"yı da. ama ara sıra da sovyetlerin sesini duymak lazım belki de!
Ehrenburg, savaş sonrası "Doğu Bloku" ülkelerinin minik panaromalarını yapmış. Sovyetler Birliği propagandası yapmakla suçlanıyor. Ancak bunun taraflı bir ifade olduğunu düşünüyorum. Bir gazeteci olarak savaş yılları boyunca bulunduğu ülkelerin nesnel durumları üzerinde yürüttüğü fikirleri aktarmış.
İkinci dünya savaşının ayak seslerinin duyulduğu yıllardan savaşın başlamasına kadar geçen zaman dilimini, güzel bir dille ve akıcı olay örgüleriydi yaşamın içinden aktaran bir başyapıt. O yıllarda Fransanın durumunu çok güzel aktarıyor. Her kesimden karakteri ele alıyor ve sizi yaşamlarının derinlerine götürüyor. Bir işçiyle beraber direnip ayni zamanda bir politikacının oyunlarına ortak oluyorsunuz. Okunası bir kitap.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ilya Ehrenburg
Unvan:
Sovyet Yazar ve Gazeteci
Doğum:
Kiev/ukrayna, 15 Ocak 1891
Ölüm:
Moskova/rusya, 31 Ağustos 1967
İlya Ehrenburg 1891’de Kiev’de doğdu. Çok genç yaşta Rusya’daki devrimci harekete katıldı ve çok geçmeden tutuklandı. Serbest bırakılınca Paris’e göç etti ve ilk şiirlerini burada yayınladı. I. Dünya Savaşı sırasında savaş muhabirliği yaptı. Yurda 1917’de döndü. İç Savaş başladığında Ehrenburg Ukrayna’daydı. Daha sonra tekrar Avrupa’ya geçti ve Julio Jurenito’yu yazdı. 1924’te Sovyetler Birliği’ne döndü. Çeşitli Sovyet gazetelerinin yurtdışı yayınları sorumlusu olarak Avrupa’ya gönderildi. 1941’e kadar İzvestiya gazetesinin savaş muhabiri idi. İspanya İçsavaşı’na katıldı.
Paris’te bulundu. Tekrar Sovyetler Birliği’ne döndüğünde Paris Düşerken’i yazmaya başladı. Bu eser üçlemenin ilk kitabıdır. Gazetecilik ve roman çalışmaları dışında makale, gezi yazısı, anı ve öykü de yazan Ehrenburg 1967’de öldüğünde ardında Paris Düşerken, Fırtına ve Dipten Gelen Dalga’dan oluşan üçleme dışında, çok sayıda eser bıraktı.Yazarın en büyük eseri sayılan bu üçleme 1936-1952 yılları arasında dünyanın politik durumuna ışık tutmaktadır. 3'leme yanlızca Sovyetler Birliğinde 8.5 milyon basılmış ve 2 kez Stalin ödülü almıştır.

Yazar istatistikleri

  • 30 okur beğendi.
  • 170 okur okudu.
  • 8 okur okuyor.
  • 169 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.