Ilya Ehrenburg

Ilya Ehrenburg

Yazar
9.1/10
214 Kişi
·
590
Okunma
·
67
Beğeni
·
3.475
Gösterim
Adı:
Ilya Ehrenburg
Unvan:
Sovyet Yazar ve Gazeteci
Doğum:
Kiev/ukrayna, 15 Ocak 1891
Ölüm:
Moskova/rusya, 31 Ağustos 1967
İlya Ehrenburg 1891’de Kiev’de doğdu. Çok genç yaşta Rusya’daki devrimci harekete katıldı ve çok geçmeden tutuklandı. Serbest bırakılınca Paris’e göç etti ve ilk şiirlerini burada yayınladı. I. Dünya Savaşı sırasında savaş muhabirliği yaptı. Yurda 1917’de döndü. İç Savaş başladığında Ehrenburg Ukrayna’daydı. Daha sonra tekrar Avrupa’ya geçti ve Julio Jurenito’yu yazdı. 1924’te Sovyetler Birliği’ne döndü. Çeşitli Sovyet gazetelerinin yurtdışı yayınları sorumlusu olarak Avrupa’ya gönderildi. 1941’e kadar İzvestiya gazetesinin savaş muhabiri idi. İspanya İçsavaşı’na katıldı.
Paris’te bulundu. Tekrar Sovyetler Birliği’ne döndüğünde Paris Düşerken’i yazmaya başladı. Bu eser üçlemenin ilk kitabıdır. Gazetecilik ve roman çalışmaları dışında makale, gezi yazısı, anı ve öykü de yazan Ehrenburg 1967’de öldüğünde ardında Paris Düşerken, Fırtına ve Dipten Gelen Dalga’dan oluşan üçleme dışında, çok sayıda eser bıraktı.Yazarın en büyük eseri sayılan bu üçleme 1936-1952 yılları arasında dünyanın politik durumuna ışık tutmaktadır. 3'leme yanlızca Sovyetler Birliğinde 8.5 milyon basılmış ve 2 kez Stalin ödülü almıştır.
"Şiirleriniz insanı ısıtmıyor
heyecanlandırmıyor
Sarmıyor... "

Mayakovski cevap verir ...

'Ben soba değilim ,ben deniz değilim, ben çorap değilim "
Ilya Ehrenburg
Sayfa 125 - Cem Yayınevi
198 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
SALGIN GÜNLERİNDE İNCELEME GİRİŞİMİ

Rusların savaş edebiyatı yazarlarından Ehrenburg. 1. ve 2. Dünya savaşlarına bizzat şahit olmuş , her iki savaşta da muhabirlik yapmış. Bu savaşları anlattığı gayet kapsamlı kitapları elimde mevcut fakat bu kitabıyla başlamak nasip oldu , pişman mıyım hayır..

1923 senesinde bu kitabı yazdığında Ehrenburg , henüz 1. Dünya Savaşı biteli 5 yıl , büyük salgın İspanyol gribi biteli ise 3 yıl olmuştu. Bu arada İspanyol gribinin isminin İspanya kökenli bir salgın olmasından değil , İspanya basını tarafından üzerinde ciddiyetle durulup anlatılmasından geldiğini hatırlatalım.

TRÖST : AVRUPA'NIN YOK EDİLMESİNİN ROMANI

Nasıl anlatmalı ne etmeli , muhteşem bir kurguyla karşı karşıyayız. En son böyle bir işleyişi ben Şibumi kitabında okumuştum. Merkezde bir kahraman (anti kahraman) olan küresel etkiye sahip hikayeler..

1928- 1940 yılları arasında geçenlerin anlatıldığı roman , insanüstü kahramanımızın sıradışı hikayesidir. Yazar , bu adamın eliyle Avrupa'nın yok oluşunu anlatır. Bu anlatılanlar gerçekte yaşanmamış olsa da 1939-1945 yılları arasındaki 2. Dünya Savaşında Avrupa'da yaşananları göz önünde bulundurursak gerçekler de en az bu kurgu kitap kadar vahimdir. Avrupa bu savaşta neredeyse yok olmanın eşiğine gelmiştir.

Yens Boot : Avrupa'yı yok eden adam.

1893 yılında dünyaya gelir kahramanımız , babası bellidir ama belli belirsiz ve ona babalık etmeyecek bir çocuktur , bir piçtir.

İşte Avrupa'dan intikam almasının sebebi kısaca budur , bir Avrupalı kraldır babası , tanımadığı ve sadece bir kere beraber olarak hamile bıraktığı bir kadından doğan Yens Boot.

Bir diğer intikam sebebi ise yine Avrupalı bir kadına aşık olup ona kavuşamamasıdır. Bu hikayeyi de yazar bize mitolojiyle de bağlayıp Zeus - Avrupa hikayesi üzerinden öyle bir anlatır ki hayran kalırız.

Çocukluk döneminden sonra uçan kaçan vuran kıran coşan , dünyayı kasıp kavurmayı kafaya koyan adamımız neler yaşamaz ki.. Defalarca bata çıka , bir zengin bir fakir ola ola , yana yakıla Avrupa'yı yok etmenin derdine düşer.

"1925 'de Rotşild , Stines , Luşer gibi Avrupa'nın ileri gelen endüstri krallarını , bankerlerini geride bırakarak inanılmayacak bir zenginliğe ulaştı. Fakat küçük bir tezgahtarın alçakgönüllü alışkanlıklarına sahip olan Yens Boot için paranın fazla bir çekiciliği yoktu."

Sonra sıfırı tüketir yeniden. Evet efendim onun derdi para değil , Avrupa'yı yok etmektir. Böylece 1927 senesinde Avrupa'dan Amerika'ya gitmek üzere gemiyle yola çıkar. Gemideki ultra zenginlerden birinin yanına sızar , masör olarak. Amerika'ya gittiğinde bu adamla birlikte başkaca 2 büyük zengini daha etkisi altına alarak , onlara servetlerine servet katmayı teklif eder , bunun yolu ise Avrupa'nın yok edilmesidir. Teklifi kabul edilir , göstermelik bir şirket kurulur ve bu 3 büyük patron bir genel müdür atar , müdür Yens Boot böylece planlarını uygulamaya başlar.

Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde iç karışıklık çıkartır , kimyasal yöntemlerle türlü çeşit salgın hastalıkları yayar , örneğin bir ülkede hafıza kaybı yayılır , bir diğerinde deri hastalıkları , bir diğerinde uykuya dalıp öldüren bir hastalık , daha neler neler..

Almanya'dan başlar işe , Almanya'da birkaç ay içinde herkes ölür , şehirler yaban hayvanlarına kalır , doğa çöle dönüşür.

İtalya , İngiltere , Hollanda , Balkanlar derken bütün Avrupa 1927-1940 arasındaki 13 senede insansız bir araziye dönüşür.

Sadece 200 sayfalık bir kitapta böyle benzersiz bir hikayeyi , çokça hayrette bırakarak , yer yer güldürerek anlatabilmek yeteneği karşısında şaşkınlığa uğradım. Ve bence bu kitap keşfedilmeyi bekleyen bir hazine olarak duruyor.

Aslında pek çok şeyden bahsedemedim ama hem anlatması çok zor hem de bu kadarla yetineyim , son olarak şu salgın günlerinde yüzünüzü gülümseteceğini düşündüğüm birkaç alıntıyla bitireyim , imkanı olan bu kitabı alsın okusun derim. Herkese iyi okumalar..

"İri cins bir maymuna benzeyen tuhaf bir yaratık duruyordu karşımızda. Ama yaratığın suratında ince bir burun gözlüğü görünce onun insan olduğunu anladım. Üstelik anadan doğma çıplaktı. Henüz fiilen karım olmamış bulunan Ket'e yüzünü başka yana çevirmesini söyledim. Çırılçıplak da olsa gözlük kullandığına göre , karşımda okumuş bir insan bulunduğunu düşünerek , pasaportumu gösterdim."


"Üç yıldır ilk kez bir müşterim oluyor. Başınızı biraz geriye alır mısınız ? Buradan çok insan gelir geçer ama artık traş filan oldukları yok , hepsi sakal bıraktılar. İlkel yaşamın bir eksikliği bu. Zar zor geçiniyoruz işte. Salgın sırasında Viyana'dan çokça barut getirmiştim. Bol bol keçi , tavşan avlıyorum. Yaşantımızın özenilecek bir yanı yok. Dün kız yeğenimi kurt yedi. Kolonya ister misiniz ? Eskiden biraz kalmıştı da... Kültürlü insanla konuşmanın zevki başka. Ben burada Avrupa'nın son temsilcisi sayılırım."
680 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10
Paris Düşerken, sizi İkinci Dünya Savaşı öncesi Fransa’ya alıp götüren, hem çok önemli hem de muazzam bir klasik. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra ülkenin durumunu, siyasi ve ekonomik dalgalanmalarını ve ülkenin İkinci Dünya Savaşı’na sürüklenmesini anlatıyor. Muhteşem bir tarihi roman. Bunun yanında, politikanın kokuşmuş yüzüne ve bir vatanın nasıl satıldığına tanık oluyorsunuz (ki bazı yerleri kahrolarak fark ediyorsunuz ki çok tanıdık geliyor), okuyup herkese okutulup ders çıkarılacak nitelikte. O dönemle ilgili az da olsa bilgi sahibiyseniz daha çok keyif alacağınızı düşünüyorum; ama her halükarda klasik eserlerden ve dönem romanlarından hoşlananların çok severek okuyacakları bir kitap. Yalnız kitapta çok fazla politikacının (milletvekili, bakan vs.) adı geçiyor ve dipnotlar yok maalesef. Ben okurken bilmediğim insanların ismini not edip, okumaya ara verdikçe araştırdım, okuyacaklara bu yöntemi tavsiye ederim. Herkesin mutlaka okuması gerektiğini düşünüyorum. Devamı niteliğindeki Fırtına ve Dipten Gelen Dalga kitaplarını da yakın zamanda okuyarak devam edeceğim.
656 syf.
Politik entrikalar, aristokratların halktan kopuk sadece rantlarını gözettikleri Fransa 'da konjektürel gelişimlerle birlikte gelişen olayları 4-5 ana karakter üzerinden sosyalistlerin sistematik ezilmeleri ve masumane isteklerine rağmen her dönem siyasi iktidar ve faşizanlar tarafından şeytanileştirlmelerini de anlatıyor.
Kitaba başlarken bir ön yargım vardı propagandaist bir kitap diye düşünüyordum fakat bitirdikten sonra klasikler arasına girmesi gerektiğini düşünmekteyim
488 syf.
·8 günde·8/10
Pariş Düşerken'den sonra Fırtına Cilt 1'i de bitirmiş bulunuyorum. Nehir roman serisinin bu cildi yine bol karakterli ve bol olaylı geçti. Eserde İkinci Dünya Savaşı sırasında Avrupa'dan başlayarak Moskova'ya kadar uzanan Nazi dehşeti anlatılıyor. İlya Ehrenburg genel olarak büyük bir coğrafyanın panoramasını çıkarmış diyebiliriz. Öte yandan kan ve barut kokuları içindeki halkın da yaşam mücadelesini ve olaylar hakkındaki fikirlerini öğreniyoruz. Yer yer çok etkileyici ve çok acımasız bölümler mevcuttu. Bence Fırtına Cilt 1, Paris Düşerken romanından daha iyiydi. Tek sorun yine bol karakterlerin takibi diyebilirim dostlar...
496 syf.
·9 günde·7/10
Serinin 4.kitabı olan Dipten Gelen Dalga Cilt 1 de bitti. Belki benden kaynaklı olacak ama bilemiyorum tempo biraz düşüverdi gibi. Tabii bundaki en önemli etkenlerden bir tanesi Soğuk Savaş döneminin ve Irkçılığın anlatılması olabilir. Fazla ara vermeden Cilt 2 ye geçeceğim bakalım seri nasıl bir sonla bitecek? Herkese keyifli okumalar dilerim.
656 syf.
·10/10
Uzun süre kitaplıkta okunmayı bekleyen serinin ilk kitabı. başlarda duyguyu alamadım yoğun anlatım sıkıldım. Ama sonralarda elimden bırakamadım yer yer kızdım bi savaş ve insanlar dans ediyor. Daha sonra anlamaya çalıştım ve o zaman kitaptan gerçekten zevk aldım. Tüm seri mükemmel ve mutlaka okunmalı. İnsana muthiş bir empatı yeteneği kazandırıyor.
Paris Düşerken kitabına dair Pablo Neruda Yaşadığımı İtiraf ediyorum 'da bir anekdot aktarır... İlya Gregoriyeviç'in bir sabah ev telefonu çalar. Telefonu yazarın eşi Luba açar... Kulağına hiç de yabancı gelmeyen bir ses sormuş:
'' İlya Gregoriyeviç orada mı?'
''Olabilir '' yanıtını verir Luba.''Siz kimsiniz?''
''Stalin'' demiş telefondaki ses .
''İlya,şakacının biri seni istiyor,'' diye Luba telefonu Ehrenburg'a uzatır....
Yazar telefonu kulağına götürür götürmez Stalin'in sesini hemen tanır...
''Dün bütün gece sizin Paris Düşerken eserinizi okumakla geçirdim. Şimdi telefon etmenin nedeni de böyle ilginç kitaplar yazmaya devam etmenizi istemem, sevgili İlya Gregoriyeviç .''
488 syf.
·69 günde·Beğendi·10/10
2. dünya savaşı hakkında yazılan kitaplar arasında üst sıralarda yer alıyor. Kitabı okurken en başta küçük bir not defterine karakter isimleri ve birbirleri ile olan ilişkileri hakkında küçük notlar almam işime çok yaradı tavsiye ederim
680 syf.
·10 günde·Beğendi·10/10
Yazar hakkında farklı platformlarda farklı yorumlar var ki doğrudur. Ancak roman, bir dönemi yansıtması açısından bence çok başarılı...
Siyasetçi, asker, memur, erkek, kadın vs gözünden 1936 ile başlayan 2. Dünya Savaşı Süreci, edebî hava olarak harika yansıtılmış. Özellikle işçi grevleri, İspanya İç Savaşı ve Sol grup açılımı baskın.. Dönemin önde gelen siyasetçilerinden Paul Tessat ve ailesi biraz daha merkezde..Hele, Fransızların siyasetçisinden memuruna kadar, Almanlar Paris'e dayandığı halde bir şey olmaz havaları, çok ilginç...

Yalnız okurken 1 saatten az okuma yapılmaması önerilir. Çünkü farklı açılara hakimiyet için gerekli..
Mutlaka okuyun.
Ben ikinci kitaba başlıyorum..

Yazarın biyografisi

Adı:
Ilya Ehrenburg
Unvan:
Sovyet Yazar ve Gazeteci
Doğum:
Kiev/ukrayna, 15 Ocak 1891
Ölüm:
Moskova/rusya, 31 Ağustos 1967
İlya Ehrenburg 1891’de Kiev’de doğdu. Çok genç yaşta Rusya’daki devrimci harekete katıldı ve çok geçmeden tutuklandı. Serbest bırakılınca Paris’e göç etti ve ilk şiirlerini burada yayınladı. I. Dünya Savaşı sırasında savaş muhabirliği yaptı. Yurda 1917’de döndü. İç Savaş başladığında Ehrenburg Ukrayna’daydı. Daha sonra tekrar Avrupa’ya geçti ve Julio Jurenito’yu yazdı. 1924’te Sovyetler Birliği’ne döndü. Çeşitli Sovyet gazetelerinin yurtdışı yayınları sorumlusu olarak Avrupa’ya gönderildi. 1941’e kadar İzvestiya gazetesinin savaş muhabiri idi. İspanya İçsavaşı’na katıldı.
Paris’te bulundu. Tekrar Sovyetler Birliği’ne döndüğünde Paris Düşerken’i yazmaya başladı. Bu eser üçlemenin ilk kitabıdır. Gazetecilik ve roman çalışmaları dışında makale, gezi yazısı, anı ve öykü de yazan Ehrenburg 1967’de öldüğünde ardında Paris Düşerken, Fırtına ve Dipten Gelen Dalga’dan oluşan üçleme dışında, çok sayıda eser bıraktı.Yazarın en büyük eseri sayılan bu üçleme 1936-1952 yılları arasında dünyanın politik durumuna ışık tutmaktadır. 3'leme yanlızca Sovyetler Birliğinde 8.5 milyon basılmış ve 2 kez Stalin ödülü almıştır.

Yazar istatistikleri

  • 67 okur beğendi.
  • 590 okur okudu.
  • 27 okur okuyor.
  • 796 okur okuyacak.
  • 13 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları