Immanuel Kant

Immanuel Kant

Yazar
8.2/10
172 Kişi
·
445
Okunma
·
205
Beğeni
·
7.252
Gösterim
Adı:
Immanuel Kant
Unvan:
Alman Filozofu
Doğum:
Kaliningrad, 22 Nisan 1724
Ölüm:
Königsberg, 12 Şubat 1804
Immanuel Kant, 22 Nisan 1724 – 12 Şubat 1804 (Königsberg) tarihleri arasında yaşamış olan Alman filozofu. Alman felsefesinin kurucu isimlerinden biri olmuş ve felsefe tarihinin kendisinden sonraki dönemini belirleyici olarak etkilemiştir.

Yaşamı
Kant, eleştirel felsefenin babası olarak kabul edilir. Doğu Prusya'nın Königsberg (Kaliningrad) kasabasında doğdu. Hep burada yaşadı. Üniversite eğitimi sırasında birkaç yıl öğrencilere özel dersler verdi. Eğitimi sırasında Leibniz ve Woolf'dan etkilendi. 1755 tarihinde doçent derecesi aldıktan sonra üniversitede çeşitli sosyal bilimler alanlarında dersler vermeye başladı. Kant başlangıçta fizik ve astronomi alanında yazılar yazdı. 1755 yılında "Evrensel Doğal Tarih ve Cennetlerin Teorisi" adlı eserini yazdı. 1770 yılında Königsberg'de mantık ve metafizik kürsüsüne atandı. 1770'den sonra Hume ve Rousseau etkisiyle eleştirel felsefesini geliştirdi.12 şubat 1804'de Königsberg'te öldü.

Felsefesi
Modern felsefenin gelişim seyrine uygun olarak bilgi kuramını ön plana çıkartmıştır. Kant'ın gözünde bilim, liderleri kesin olan ve yöntemleri, ancak Hume'unki gibi felsefi bir kuşkuculuk benimsendiği zaman sorgulanabilen evrensel bir disiplindir. Bilim yansızdır ve nesneldir.

O, felsefedeki ilk ve temel misyonunun bilimi temellendirmek, daha sonra da ahlakın ve dinin rasyonelliğini savunmak olduğuna inanmıştır. Bu amacı gerçekleştirmek için, hem Descartes'ın rasyonalizminden ve hem de Hume'un empirizminden önemli gördüğü öğeleri alarak, transsendental epistemolojik idealizm diye bilinen kendi bilgi kuramını geliştirmiş, yükselen bilimin felsefi temellerini gösterdikten sonra, özgürlük ve ödev düşüncesine dayanarak Hristiyan ahlakını savunma çabası vermiştir. O, fenomenal gerçeklikle, yani bizim duyular aracılığıyla tecrübe ettiğimiz dünya ile numenal gerçeklik, yani duyusal olmayan ve hakkında bilgi sahibi olunamayacak dünya arasında bir ayrım yapmıştır.

Kant öğretisiyle bilimsel bilginin olanaklı olduğunu göstererek, Newton fiziğini temellendirir, fakat varlığın genel ilkeleri, Tanrı'nın varoluşu, ruhun ölümsüzlüğü gibi konuları ele alan geleneksel metafiziği olanaksız hale getirir. Çünkü, metafizik alanında, ruh, Tanrı, evren kavramlarını düşündüğümüz zaman, burada duyu-deneyi tarafından sağlanan malzeme bulunmaz. Bilginin iki temel öğesinden biri olan deney, tecrübe öğesi metafizik alanında söz konusu olmadığı için, akıl burada antinomilere düşer. Öyleyse metafizik alanında bilimsel bilgi olanaklı değildir. Bununla birlikte, Kant görünüş-gerçeklik ya da fenomen-numen ayrımını insan varlığına uygulayarak, ahlak olanağını kurtarır.
Dehâ doğuştan cezbe-şiâr kişidir ki, tabiat san'ata onunla kural koyar.
Immanuel Kant
Sayfa 176 - §46 Güzel Sanat Dehanın Sanatıdır
"Tamamen empirik bir hukuk sistemi
(Phadrus'un fablındaki odun kafalı gibi)
Çok güzel bir kafa olabilir-
Ne yazık ki içinde hiç beyin yoktur."
Immanuel Kant
Aslında kaynak: Metaphysik der Sitten (RL, VI, 230)
Özgür olmak ,"adilce yaşamak için günahın
köleliğinden kurtulmak"onun elde edebileceği en yüksek kazanımdır
Tutarlı olmak bir filozofun en büvük yükümlülüğüdür, oysa buna çok ender rastlanır.
Immanuel Kant
Sayfa 27 - Türkiye Felsefe Kurumu
Kralların filozof ve filozofların kral olmasını beklememeli ve bunu dilememelidir. Çünkü iktidarda olmak, aklın muhakeme kabiliyetini ifsat eder.
Ra­hat düş­kün­lü­ğü ha­ya­tın bü­tün kö­tü­lük­le­rin­den da­ha faz­la za­rar ve­rir. Bu yüz­den ço­cuk­la­ra er­ken yaş­lar­da ça­lış­ma­nın öğ­re­til­me­si ha­ya­ti öne­mi ha­iz­dir.
Burada aynı zamanda Eleştirinin şu bilmecesi, yani, nasıl oluyor da kategorilerin teorideki duyularüstü kullanılışının nesnel gerçekliği yadsınabiliyor, ama saf pratik aklın nesneleri bakımından bu gerçeklik kabul edilebiliyor bilmecesi, ilk defa çözülüyor; çünkü aklın bu pratik kullanılışı, yalnızca bir ad olarak bilindiği sürece, bunun, zorunlu olarak tutarsız görünmesi gerekir.
Immanuel Kant
Sayfa 5 - Türkiye Felsefe Kurumu
Başkalarının yaptığı hatalardan dolayı öfkelenirsek, onları değil kendimizi cezalandırmış oluruz.
"Eğer bir çocuk kötü davranışlarından ötürü cezalandırılır, iyiliğinden ötürü ödüllendirilirse bu durumda o sadece ödül için doğru davranacaktır; ve hayata atılıp da iyiliğin her zaman ödüllendirilmediğini, kötülüğün de cezalandırılmadığını gördüğünde sadece hayatta nasıl muvaffak olabileceğini düşünen ve hangisini kendi yararına görürse buna göre doğru ya da yanlış davranan bir insan olacaktır."
Düşünmek için düşünmeyi istemeliyiz. Bu da düşence uyandırana bağlıdır. Bu kitap, günümüzde serkeşlik içinde yaklaştığımız "düşünmeye" bizi yaklaştıran bir köprü görevini üstleniyor.
Bu eser ahlak felsefesinin temellerini ortaya koyan en önemli eserlerden biridir. Eseri okumaya başlamadan önce Kant hakkında bilgi sahibi olunması ve ikincil kaynaklardan yararlanılması eserin ve felsefesini anlaşılması için kolaylık olur. Bu kitabı üçüncü kez okuyorum ve dördüncü kez de okuyabilirim. Hala esere tam hakim değilim. Genel manada eserin anlatmak istediği eğer evrensel bir ahlak yasası varsa ki Kant'a göre vardır. Bu evrensel olabilecek olan ahlaki normlar nasıl olmalıdır. Ahlaki normlar amaç için mi yoksa araç için mi olmalıdır. Ahlakı kuralları uygularken neye göre uygulamalıyız. Bu tip sorulara yanıt aramıştır. Ödev ahlakı nedir? İyi İsteme, Buyruk, Koşullu Buyruk Koşulsuz Buyruk bu gibi kavramlara açıklık getirmiştir Kant. Ve son olarak Kant ahlakının temel kaygısı ya da amacı akla uygun davranmak, aklın sesini dinlemek ve bir ödev olarak kendisini ortaya koyan ahlak buyruğuna itaat etmektir.
Hiç düşündünüz mü, Kant felsefesinin çağları aşmasının sırrı nedir, diye? Kant'ın fikirleri tek şıkta açıklanamaz ve bu fikirler, sanki birbiriyle tezat içindeymiş gibi görülür. İşte sırrı budur onun. Ve sıkı durun, ömrünü Prusya'da geçirmiş olan Kant, hayatının hiçbir döneminde bir demokrasiye ayak basmamıştır.

Bir yandan demokrasiyi bireyin haklarının kalabalıklar tarafından çiğnenecek bir despot yönetim tarzı olarak görür, diğer yandan yine demokrasiyi yazılarında ifade ettiği şekilde, ebedi barış açısından bir teorik gereklilik olarak açıklar. Tüm bu fikirlerin kaynağı, Ebedi Barış Üzerine Felsefi Deneme, denilen bu harika eseridir.

Fakat Kant'ın BM ve AB gibi organizasyonların temellerini şekillendiren prensipler üzerine düşüncelerinin yer aldığı bu ”Ebedi Barış Üzerine Felsefi Deneme” adlı eserde bahsedilen demokrasi, günümüz demokrasisine göre oldukça daha doğrudan, daha 'demokratik' bir demokrasidir. Açarsam saçma olmadığını anlarsınız.

Günümüzde bildiğiniz gibi bir savaş kararı alınırken, halka doğrudan danışılmaz, referanduma falan gidilmez. Bizim adımıza konuşan, biz olduklarını iddia eden yöneticilerimiz tüm kararlar gibi savaş kararlarını da alırlar. Diğer yandan benim de işaret ettiğim, Kant'ın demokratik barış teorisinin (http://en.wikipedia.org/...ocratic_peace_theory), hiç de kusursuz olmadığını, son bir yüzyıl içinde yaşanan pratik bize gösterdi.

Mesela demokrasisiyle övünen A.B.D, son 100 yıllık politik tarihi içinde 39 büyük çaplı ve sayması güç miktarda küçük çaplı silahlı çatışmaya girmiş bir ülkedir ve bu açıdan bakıldığında bir Franco İspanya'sına göre çok daha savaşçı bir ülkedir. Bu mu bize demokrasinin vaat ettiği, diye sorarsak hiç de haksız sayılmayız. Bir de, eğer ABD böyleyse, demokrasi olmayan ve şayet yıkıcı güçleri onun seviyesine geldiğinde, Allah, Çin ve Rusya’nın şerrinden korusun.

Felsefe severlere özellikle, tavsiye ederim.
Kitap epey karmaşik geldi bana özellikle kafanin tamamen boş olmazi lazim bu kitapi okurken, özellikle heideggerin yazdiklari cok karmaşik ve epey konsantrasyon gerekiyor yinede ismi gibi insani epey bir düşünmeye zorladigi icin faydali bir kitap...
Heidegger yorar çünkü kelimeleri henüz keşfedilmemiş bir felsefenin içinden yol bulur. O soyutluğu ve derinliğiyle sarsıcı bir etki uyandırır okurunda. Herkes okuyamaz herkes anlayamaz Heidegger'i, zaten onun yazma serüveninin bu amaçla başladığından da eminim o herkesçe anlaşılmak istemiyor, bunu arzu etseydi zaten filozof kalamazdı
Kitap bana Aristoteles'in Felsefe Yapmaya Çağrı (Protreptikos) isimli eserini çağrıştırdı. Aristo eserinde felsefe yapmaya dair kaideler belirtmiştir, bu eserde ise düşünce ile ilgili olarak üç büyük usta'nın; Arthur Schopenhauer, Martin Heidegger ve Immanuel Kant'ın görüşlerinin incelendiği görüyoruz.

Schopenhauer'a göre; Hakikate ulaşmada ana etkenin düşünmek olduğunu belirttiğini görüyoruz. Tabi özgür ve aşkın bir düşünce... Schopenhauer'un özellikle "okumak" ve "düşünmek" üzerine görüşleri oldukça kapsamlı ele alınmış, daha önce eserlerini okuyanlar aşinadır. Zira Schopenhauer'un bu konuda yazdığı bir eseri bulunuyor.

Heidegger'le alakalı olarak, kendisinden yapacağım bir alıntı konuyu özetlemeye yetecektir diye düşünüyorum: "Düşünceye çağıran zamanımızda en çok düşünce uyandıran, hâlâ düşünmediğimizdir." Eserde Heidegger'in konuyla alakalı görüşleri genel olarak bu iddiası üzerinedir.

Kant ise düşünceye yönelik daha kapsamlı incelemeler yapıyor. Örneğin tanrı düşüncesi, düşüncenin özgürlüğü gibi konulara girerken önemli tespitlerden birisinde bulunuyor: Düşünmenin kuralları aklın yasalarına göre olmalıdır, akılla bulunmuş kurallar ancak düşüncenin kuralları olabilir.

Kant'la alakalı dikkatimi çeken bir husus da, düşünmenin gereksindiği sükunet ile alakalı bölümde, Kant'ın bir atın sahibi tarafından kamçılandığı bir durumdan bahsetmesidir. Kant'ın bahsettiği olay Dostoyevski'nin suç ve ceza isimli eserinde Raskolnikov'un başına gelmiştir. Raskolnikov'un bir atın boynuna sarılıp ağladığı kurgulanmıştır. Aynı durum daha sonraları Nietzsche'nin ise gerçek hayatta başına gelmiş, sahibi tarafından kırbaçlanan bir atı gören Nietzsche, ata sarılarak "seni anlıyorum" diyerek ağlamıştır. Sonrası ise malum, Nietzsche bu olaydan sonra delirmiştir.
Bu yayınevinden okumanızı tavsiye etmem fakat kitabı her halükarda bulup okumanız gerektiğini düşünüyorum.KANT avrupayi aydınlanmaya götüren büyük bir filozoftur.Akıl çağı başlatan ve ödev ahlakin kurucusu olan Kant hem elestirile bilir yönü hem de onemsenmesi gereken büyük bir adam.
Bizi birşeyler çağırıyo;düşünce ,dusunmemizi istiyor..schopenhaur'in düşüncesine gore kitap okumak yerine düşünmeliyiz,ancak düşününce beynimizi zorlayinca içimizdeki cevheri cikarabiliriz diye söylüyor.schopenhauer burada yaniliyor sanki!kant gibi ,descartes gibi,platon gibi yüzyılda bir gelmek kolay olmasa gerek..heideggerin dili ise gerçekten çok agir,neden dusunmeliiz?bizi düşünmeye sevk edenin ne olduğunu soruyor?ama Heidegger bolumu çok agir.kantin açıklaması daha anlaşılır bir dilden.100 sayfalık bir kitap ama bayağı uğraştırıcı.
Say Yayınları'ndan çıkmış olan bu kitapta; Ahmet Aydoğan'ın önsözünden sonra Schopenhauer ve Heidegger'in ikişer yazısı, Kant'ın da bir yazısı bulunuyor; yazılar tahmin edileceği üzere düşünme yeteneği ile ilgili. Özellikle kitabın ilk iki-üç makalesi -ki biri Schopenhauer'in , ikisi Heidegger'in- dikkatle okunmaya değer diye düşünüyorum.
Eser genel anlamda düşünceden ve düşünmekten söz etmiş. Düşünceyi meydana getiren şeylerin en temelinden başlayarak nasıl düşünüldüğünü veyahut düşününce yönünün nasıl belirleneceğini dile getirmektedir.

Özü itibariyle eser düşünce kavramını en başından en sona kadar olan başlangıç sürüş ve sonuçlama bölümlerini ele alarak bunlardan söz ederken de nelerin düşünmeye veyahut yanlış düşünmeye engel olduğunu dile getirmektedir.

Üç farklı düşünürün felsefik açıdan düşüncenin farklı yönlerini, oluşumu gelişimi yönü gibi konuları ele almasından oluşuyor. Özetle, düşünme ve düşünceye dair birçok şey felsefik açıdan bu eserde yer alıyor.

Düşünmek isteyen okusun derim :)

Yazarın biyografisi

Adı:
Immanuel Kant
Unvan:
Alman Filozofu
Doğum:
Kaliningrad, 22 Nisan 1724
Ölüm:
Königsberg, 12 Şubat 1804
Immanuel Kant, 22 Nisan 1724 – 12 Şubat 1804 (Königsberg) tarihleri arasında yaşamış olan Alman filozofu. Alman felsefesinin kurucu isimlerinden biri olmuş ve felsefe tarihinin kendisinden sonraki dönemini belirleyici olarak etkilemiştir.

Yaşamı
Kant, eleştirel felsefenin babası olarak kabul edilir. Doğu Prusya'nın Königsberg (Kaliningrad) kasabasında doğdu. Hep burada yaşadı. Üniversite eğitimi sırasında birkaç yıl öğrencilere özel dersler verdi. Eğitimi sırasında Leibniz ve Woolf'dan etkilendi. 1755 tarihinde doçent derecesi aldıktan sonra üniversitede çeşitli sosyal bilimler alanlarında dersler vermeye başladı. Kant başlangıçta fizik ve astronomi alanında yazılar yazdı. 1755 yılında "Evrensel Doğal Tarih ve Cennetlerin Teorisi" adlı eserini yazdı. 1770 yılında Königsberg'de mantık ve metafizik kürsüsüne atandı. 1770'den sonra Hume ve Rousseau etkisiyle eleştirel felsefesini geliştirdi.12 şubat 1804'de Königsberg'te öldü.

Felsefesi
Modern felsefenin gelişim seyrine uygun olarak bilgi kuramını ön plana çıkartmıştır. Kant'ın gözünde bilim, liderleri kesin olan ve yöntemleri, ancak Hume'unki gibi felsefi bir kuşkuculuk benimsendiği zaman sorgulanabilen evrensel bir disiplindir. Bilim yansızdır ve nesneldir.

O, felsefedeki ilk ve temel misyonunun bilimi temellendirmek, daha sonra da ahlakın ve dinin rasyonelliğini savunmak olduğuna inanmıştır. Bu amacı gerçekleştirmek için, hem Descartes'ın rasyonalizminden ve hem de Hume'un empirizminden önemli gördüğü öğeleri alarak, transsendental epistemolojik idealizm diye bilinen kendi bilgi kuramını geliştirmiş, yükselen bilimin felsefi temellerini gösterdikten sonra, özgürlük ve ödev düşüncesine dayanarak Hristiyan ahlakını savunma çabası vermiştir. O, fenomenal gerçeklikle, yani bizim duyular aracılığıyla tecrübe ettiğimiz dünya ile numenal gerçeklik, yani duyusal olmayan ve hakkında bilgi sahibi olunamayacak dünya arasında bir ayrım yapmıştır.

Kant öğretisiyle bilimsel bilginin olanaklı olduğunu göstererek, Newton fiziğini temellendirir, fakat varlığın genel ilkeleri, Tanrı'nın varoluşu, ruhun ölümsüzlüğü gibi konuları ele alan geleneksel metafiziği olanaksız hale getirir. Çünkü, metafizik alanında, ruh, Tanrı, evren kavramlarını düşündüğümüz zaman, burada duyu-deneyi tarafından sağlanan malzeme bulunmaz. Bilginin iki temel öğesinden biri olan deney, tecrübe öğesi metafizik alanında söz konusu olmadığı için, akıl burada antinomilere düşer. Öyleyse metafizik alanında bilimsel bilgi olanaklı değildir. Bununla birlikte, Kant görünüş-gerçeklik ya da fenomen-numen ayrımını insan varlığına uygulayarak, ahlak olanağını kurtarır.

Yazar istatistikleri

  • 205 okur beğendi.
  • 445 okur okudu.
  • 22 okur okuyor.
  • 665 okur okuyacak.
  • 10 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları