Ingmar Bergman

Ingmar Bergman

8.7/10
18 Kişi
·
47
Okunma
·
41
Beğeni
·
4.402
Gösterim
Adı:
Ingmar Bergman
Unvan:
İsveçli Oyun Yazarı ve Film Yönetmeni.
Doğum:
Uppsala, İsveç, 14 Temmuz 1918
Ölüm:
Fårö, İsveç, 30 Temmuz 2007
Ingmar Bergman, İsveçli oyun yazarı ve film yönetmenidir.

Bir Protestan papazının oğlu olarak 1918'de İsveç Uppsala'da doğmuştur. Çok sayıda evlilik yapmıştır. Bunlardan birini Max con Sydow ile, son evliliğini ise kült oyuncu Liv Ullmann ile yapmıştır. 30 Temmuz 2007'de sabahın erken saatlerinde İsveç'te Fårö adasındaki evinde 89 yaşında vefat etmiştir. Kızı Eva Bergman tarafından uykusunda öldüğü açıklanmıştır. Bergman 2005 yılında Time dergisi tarafından dünyanın yaşayan en büyük yönetmeni olarak nitelendirilmiştir. 9 defa en iyi yönetmen Oscar’ına aday gösterilen Bergman’ın eserleri, 1960, 1961 ve 1983 yıllarında En İyi Yabancı Film Akademi Ödülü’nün sahibi olmuştur.

Birçok filminde karakterleri, sanat çevreleri içine yerleştirmiştir. Filmlerinde tavrını daima kadınlardan yana koyar. Mizahi ve eğlenceli filmler de yapmıştır. Papazlar, bir 'sorunsal' olarak dahil edilir filme. Aşkımızın Üstüne Yağmur Yağıyordu, Yedinci Mühür ve Cehennemi Karanlıkta Müzik filmlerinde açıkça iticidirler. Bir Aşk Dersi ile Bir Yaz Gecesi Gülümsemeleri'nde mizahi bir dille hicvedilirler.

Genel olarak gerçek dünyadan ve toplumsal sorunlardan uzak, melankolik ve kapalı bir sinema yapmakla eleştirilir. 1956 Cannes Film Festivali’nde gösterilen Bir Yaz Gecesi Gülümsemeleri, tam bir olay yarattı. Jüri, çok iyi diğer filmlerin de varlığı nedeniyle, bu filme özgü bir ‘ödül yaratmak’ (Şiirsel Hiciv Ödülü) zorunda kaldı. Böylece Bergman, bu 18. filmiyle birlikte bir anda keşfedildi. Bergman’ın bütün filmleri, Avrupa sinemalarını sardı. 1957 Cannes Film Festivali’nde gösterilen baş yapıt (Yedinci Mühür) bu modanın katlanarak artmasında etkili olmuştu.

1970’li yıllar Bergman’ın Avrupa’da bir efsane haline geldiği yıllardır. Mali polisin gelip sahibi olduğu tiyatroyu basması ve gelir bildirimleri ile ilgili olarak Bergman’ı (biraz da hoş olmayan biçimde) sorgulaması üzerine ülkesine küsen sanatçı, 1976 yılında Almanya’nın Münih kentine taşınır ve böylece gönüllü sürgünlük dönemi başlar.
Yaşlanmak bir dağa tırmanmaya benzer. Çıktıkça yorgunluğunuz artar, nefesiniz daralır, ama görüş açınız genişler.
Aşk, bütün vebaların en kara­sıdır; kişi ondan ölebilseydi, aşkta biraz zevk olurdu. Oysa hemen her zaman at­latırsın onu.
Ingmar Bergman
Sayfa 70 - Bilgi Yayınevi
"Çok garip.Her zaman doğru keIimeIeri söyIüyor, doğru şeyIeri yapıyorsun;
ama sonuç yine de yanIış oIuyor.."
- Yine de ölmek istemiyorsunuz.
- İstiyorum.
- Neyi bekliyorsunuz?
- Bilgi istiyorum.
- Güvence mi istiyorsunuz?
- Adına ne derseniz deyin. Tanrıyı duyularla kavramak, öyle amansızcasına anlaşılmaz bir şey mi? Neden yarım söz verişler ve görünmeyen mucizeler sisinde saklar kendini? Kendimize inancımız yokken, başka bir şeye nasıl inanç duyabiliriz? İnanmak isteyip de inanamayanlarımızın başına neler gelecek? Peki inanmak isteyen ama inanmaya gücü yetmeyenler ne olacak? Tanrıyı neden öldüremem içimde? Ona ilenirim, yüreğimden söküp atmak isterim de, neden böyle ağrılar içinde, böyle aşağılanarak yaşar durur? Neden, her şeye karşın, silkip atamadığım şaşırtıcı bir gerçektir o? İşitiyor musunuz beni? Bilgi istiyorum, inanç değil, varsayımlar değil, bilgi. Tanrı elini bana doğru uzatsın, kendini açığa vurup benimle konuşsun istiyorum.
- Ama sesiz durur o.
- Neden peki? Karanlıkta ona doğru haykırıyorum ama sanki hiç kimse yok orada.
- Hiç kimse yoktur belki de.
- Yaşamak iğrenç bir yılgınlıktır öyleyse. Kimse ölümün karşısında, her şeyin bir hiç olduğunu bilerek yaşayamaz.
- İnsanların çoğu ölüm ya da yaşamın boşluğu üzerine kafa bile yormaz.
- Ama bir gün yaşamın o son ânına varıp karanlığa doğru bakmak zorunda kalacaklar.
- O gün geldiğinde...
- Korku içindeyken, bir görüntü yaratırız, sonra da Tanrı deriz o görüntüye.
Her dilin kendine özgü suskunluğu vardır.’ diye fısıldıyor o adam.
Bir kadın, karanlığın içinde sessizce, kaybettiği dili arıyor. Bulursa ne mi yapacak ? Susacak.
Kitap İngmar Bergman'ın Aynadaki Gibi ve Sessizlik filmlerinin senaryo halidir. Çevirisini Tezer Özlü' yapmıştır. İngmar Bergman çok farklı filmleri olan bir yönetmen. Persona isimli filmini izlemiştim daha önce ilginç ve güzel bir filmdi. Hatta bu film bazı üniversitelerde psikoloji, pdr gibi alanlarda inceleme ödevi olarak verilir.
Bazılarına sıkıcı gelebilir kitap hatta ben de senaryo okumayı hiç sevmem ama belki de tarzına alışık olduğum için bunu sıkılmadan okudum. Tezer Özlü hayranı olarak çevirisini onun yaptığını düşünmek de etkilemiş olabilir..
Bergman hayatı,sinema ve tiyatro üzerine birikimini sunuyor kitapta..çok keyifli anılarıyla birlikte.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ingmar Bergman
Unvan:
İsveçli Oyun Yazarı ve Film Yönetmeni.
Doğum:
Uppsala, İsveç, 14 Temmuz 1918
Ölüm:
Fårö, İsveç, 30 Temmuz 2007
Ingmar Bergman, İsveçli oyun yazarı ve film yönetmenidir.

Bir Protestan papazının oğlu olarak 1918'de İsveç Uppsala'da doğmuştur. Çok sayıda evlilik yapmıştır. Bunlardan birini Max con Sydow ile, son evliliğini ise kült oyuncu Liv Ullmann ile yapmıştır. 30 Temmuz 2007'de sabahın erken saatlerinde İsveç'te Fårö adasındaki evinde 89 yaşında vefat etmiştir. Kızı Eva Bergman tarafından uykusunda öldüğü açıklanmıştır. Bergman 2005 yılında Time dergisi tarafından dünyanın yaşayan en büyük yönetmeni olarak nitelendirilmiştir. 9 defa en iyi yönetmen Oscar’ına aday gösterilen Bergman’ın eserleri, 1960, 1961 ve 1983 yıllarında En İyi Yabancı Film Akademi Ödülü’nün sahibi olmuştur.

Birçok filminde karakterleri, sanat çevreleri içine yerleştirmiştir. Filmlerinde tavrını daima kadınlardan yana koyar. Mizahi ve eğlenceli filmler de yapmıştır. Papazlar, bir 'sorunsal' olarak dahil edilir filme. Aşkımızın Üstüne Yağmur Yağıyordu, Yedinci Mühür ve Cehennemi Karanlıkta Müzik filmlerinde açıkça iticidirler. Bir Aşk Dersi ile Bir Yaz Gecesi Gülümsemeleri'nde mizahi bir dille hicvedilirler.

Genel olarak gerçek dünyadan ve toplumsal sorunlardan uzak, melankolik ve kapalı bir sinema yapmakla eleştirilir. 1956 Cannes Film Festivali’nde gösterilen Bir Yaz Gecesi Gülümsemeleri, tam bir olay yarattı. Jüri, çok iyi diğer filmlerin de varlığı nedeniyle, bu filme özgü bir ‘ödül yaratmak’ (Şiirsel Hiciv Ödülü) zorunda kaldı. Böylece Bergman, bu 18. filmiyle birlikte bir anda keşfedildi. Bergman’ın bütün filmleri, Avrupa sinemalarını sardı. 1957 Cannes Film Festivali’nde gösterilen baş yapıt (Yedinci Mühür) bu modanın katlanarak artmasında etkili olmuştu.

1970’li yıllar Bergman’ın Avrupa’da bir efsane haline geldiği yıllardır. Mali polisin gelip sahibi olduğu tiyatroyu basması ve gelir bildirimleri ile ilgili olarak Bergman’ı (biraz da hoş olmayan biçimde) sorgulaması üzerine ülkesine küsen sanatçı, 1976 yılında Almanya’nın Münih kentine taşınır ve böylece gönüllü sürgünlük dönemi başlar.

Yazar istatistikleri

  • 41 okur beğendi.
  • 47 okur okudu.
  • 98 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları