Ingvar Ambjörnsen

Ingvar Ambjörnsen

Yazar
7.9/10
275 Kişi
·
844
Okunma
·
80
Beğeni
·
3574
Gösterim
Adı:
Ingvar Ambjörnsen
Unvan:
Norveçli Yazar
Doğum:
Tønsberg, Norveç, 20 Mayıs 1956
Ingvar Even Ambjørnsen-Haefs (d. 5 Mayıs 1956), Norveçli roman yazarı.

Türkiye'de özellikle Beyaz Zenciler ve Pelle ile Prof serileriyle tanınır. Aynı zamanda Utsikt til paradiset (1993),Fugledansen (1995), Brødre i blodet (1996), ve Elsk meg i morgen (1999) kitaplarının yazarı.

Brødre i blodet (Kan Kardeşleri), Elling adında başarılı bir filme dönüştürüldü. Film 2001 yılında Oskar ödüllerinde "En İyi Yabancı Film" dalında Oscar adayı oldu.

Tønsberg'de doğan ve Larvik'de yetişen yazarın ilk romanı yarı-otobiyografik 23-salen (23. Sıra) Norveç'in psikolojik olarak sorunlu bireylerle başetme yöntemlerini eleştiriyordu. Romanlarının çoğunda "öteki" kavramı ve "dışta kalanlar"ın sözcülüğünü yapan yazarın bütün dünyada ilgi uyandıran ilk romanı Hvite Niggere (Beyaz Zenciler) oldu. Söz konusu roman "genel toplum"un dışında kalan genç bir adamın hayatını takip eder.

Yazar aynı zamanda Pelle ile Prof adlı gençlik romanları dizisiyle de tanınır. Bu diziyi Franklin W. Dixon'ın The Hardy Boyskitaplarını okuduktan sonra yazmaya başladığını söylemiştir. Pelle ile Prof özellikle neo-nazilik, çevre kirliliği, uyuşturucu kullanımı gibi konulara eğilir. Zaman zaman gençler için oldukça sert bir üslup kullanıldığını düşünenler tarafından eleştirilmiştir. Serinin bazı kitapları Norveç ve İsveç ortak yapımı filmlere dönüştürülmüştür. 2005 yılında Drapene i Barkvik (Barkvik Cinayetleri) adlı kitabını yayınlayan yazar, Fillip Moberg adında genç Norveçli bir çocuğun küçük bir Norveç kasabasında bir cinayeti çözmeye çalışmasını konu alır.

Ambjørnsen'in kitapları birçok ulusal ve uluslararası ödül almıştır.

Yazar 1985 yılından beri Hamburg'da Alman eşi ve çevirmeni Gabriele Haefs'le birlikte yaşamaktadır.
Per doğuştan çılgındı; adetleri ve kuralları iplemez, toplumun ve ailesinin ondan beklediklerini hiçe sayardı. Hayatı ciddiye almıyordu. Kendisinin donacağını hiç düşünmeden, sırtındaki ceketi çıkarıp ilk isteyene verebilirdi.
Öğretmenler derslerin gelişigüzel yapılmış olmasına bakarak, tembel olduğum sonucuna varıyorlardı. Bir haftada bir yığın kitap okumuş olmak tembellikse, tembeldim işte.
Vahşi küçük keçi, kendi yolundan gitmek istemişti. Sıcak bir yuva, çocuklar, banka borcu ona yetmemiş, kendini Dünya'ya atmıştı!
"Önceleri bizim için ÖLÜM bir hızdı, kırlarda alabildiğine koşan , geçtiği yerlerden papatyaları havaya uçuşturan kara , yağız bir at..."
Ingvar Ambjörnsen
Sayfa 41 - Ayrıntı Yayınları 3. Basım Aralık 1994
192 syf.
·Beğendi·9/10
UYARI : İncelemelerimde spoiler yoktur .. Bu platformda okuduğunu anlamayan ve yazdıklarımı spoiler sanan bir takım "ÇOK AKILLI" insanlar vardır !!! Ben spoiler olduğunu düşünmüyorum ama sen olduğunu düşün ve ona göre oku ..

PİLAVIN ALTINI BİLEREK TUTTURANLAR...

İnsan ne için yaşar? basit : sevmek ,sevilmek ,değer görmek ve bunu hissetmek için(bir de pek tabii ki aklıyla ) ..aksini iddaa edecek olanın alnına çokoprens basarım!! hepimiz sevgiye öyle ya da böyle açız ..kendi içimizde bunu kendimize hastalıklı bir derecede , şizofrencesine kabul ettiremesekte onsuz olamayız .. onsuz yaşayamayız.. ne kadar hard core yaşarsak yaşayalım hayatı , bizler de cabbar ustanın torna tezgahından çıkan,özünü inkara yönelemeyecek birer 5 e 10 olmaya mahkumuz bu bağlamda.. şöyle bir durup düşünürseniz ki duygusal bakımdan BANA uzak olanlar , kalbi pamuk helvayla kaplı cenap da dahil hemen ışık hızıyla bu fikrime onay vereceklerdir; insan bünyesi sevgiye ,hoşgörüye, en basitinden kendisine yönelen ilgiye aç..tersi zaten delikanlı türkücü furyası alişana ,hadi hadi meleğim diyen özcan denize ters ...ÇOK SEVDİĞİNİZ BİR İNSANDAN , ONSUZ OLAMAM , AYRILIRSAM ÖLÜRÜM DEDİĞİNİZ KİŞİLERDEN AYRILDIĞINIZI DÜŞÜNÜN.. bu nasıl birşeydir biliyor musunuz?? henüz ilkokula yeni giden ,güneş tutulmasından haberi olmayan , isli camla güneşe bakmayı akıl edemeyen ilkokul çocuğuna güneşe bakma demek gibidir.. sizi yokedeceğini bilmenize rağmen bakarsınız.. gözlerinize ve size bu bakıştan sonra miras kalanlar bembeyaz bir halay ekibidir.. size zarar verdiğini bile bile , üzüldüğünüzü , acıdan yokolacağınızı bile bile ayrıldığınız , hayatınızda yollarınızı ayırdığınız o insana bakmaya devam edersiniz.. kör olmak , eşi benzeri olmayan acılara kucak açmak pahasına .. unutmak ise , henüz kavrulmuş pilavın üstüne sıcak su ekleyip kısık ateşte pişirilmeye benzer.. sabırdır.. sebattır.. et suyunu katmadan önceki bilinçli son andır.. kimimiz bunu atlatırız .. kimimizde dibini tutturuz pilavın .. ( HAYVAN GİBİ PİLAV YAPARIM BU ARADA DÜNYA HARİTASINI SER ÖNÜME MEMLEKET GÖSTER YEMEK İSTE EHEUEHEUEH =) ) hatta bazısı pilavın altını bilerek tutturur da.. tıpkı bu kitapta yeralan kahramanımız gibi..


İşte hikayemiz , daha doğrusu bu kitap içinde yaşananlar , pilavı magmaya gömen, TAKINTIYI ÖVEN , tüm bunlara rağmen farkında olmaksızın ve bilmeksizin dizini döven bir obsesif aşığın karşısına çıkan insanlarda eski (ex) aşkını bulma, bulamasada ZORLAYARAK yaratma çabası üzerine kuruluyor ilk bakışta.. ilk bakışta diyorum çünkü kitabı okudukça bu hastalıklı kişinin romandaki tek KÖTÜ karakter olmadığını anlıyorsunuz..kitap içinde bir moskova devlet sirki düşünün ki tüm kadrosu GERÇEK KÖTÜLERDEN oluşsun... pek tabii bu kadroya bir baş lazım ... o da romanımızın kahramanı Saron. tabi tüm bunları söyledikten sonra kitapta bir çete falan hayal etmeyin. kitap içerisinde yeralan karakterlerin hepsi kendi alanında birer kötü..olaylar da yoğun uyuşturucu kullanımı ile yozlaşmış bu hastalıklı insanlar üzerinden gelişiyor..son olarak ,neşe ile ramazan bayramında kristal bardak takımlarını çıkarıp misafir ağırlayan bünyeler, KUDUZ BİR KÖPEĞİN İÇİNDEKİ OLMAYASICA İNSANLIĞA , insanlığın içinde gizli bir yerlerde kalan açığa çıkmaması gereken KUDUZLUĞA bu kitapla merhaba diyeceksiniz...

not : ilk kez yeraltı edebiyatı okuyacaklar ..

YOKOLURSUN...UZAK DUR!

son not : bu kritiği yazmama sebep olan Gorgasm , çok büyüksün...

https://www.youtube.com/watch?v=VsA9Z_PcrmE
368 syf.
·Beğendi·10/10
Açık söylemek gerekirse yeraltı edebiyat kitaplarından çok hoşlanmam. Bana bu kitabı bir arkadaşım hediye etti. Beni çok iyi tanıyan ve kitaplara ne kadar düşkün olduğumu bilen biri. Suratım ister istemez ekşidi. Bana "Bu kitabı çok seveceksin" dedi. Ankara'da doğup büyüdüğüm için midir bilmiyorum ama ben kış insanıydım hep. Yazı sevmez, kışın battaniye altına girmek için can atardım. İşte kitabı okuduğum dönem Ankara'da kar durmuyordu. Ben o karda parka gidip bu kitabı okuyordum. Kendimi Norveç'te gibi hissediyordum. Ingvar öyle güzel işlemiş ki soğuğu bu kitaba, bana hissettirdiği diğer duygulardan söz bile etmeyeceğim. Her kahramanı kendi içimde ayrı ayrı yaşadım. Onlarla beraber aç kaldım, üşüdüm, uykusuzluk çektim, sarhoş oldum. Kitap bittiğinde bana hissedilecek o kadar çok duygu kalmıştı ki uzunca bir süre etkisinden çıkamadım. Sonuç mu? Arkadaşım haklı çıktı bende birkaç hafta Norveç'in sokaklarında gezmiş oldum...
212 syf.
Can Gençlik'te kendine yer bulmuş serinin dördüncü kitabı. Şahsım kitabı beğenmiş ve eline geçirdiği altıncı kitabı da okumaya karar vermiş olsa da - belki de yazarla daha önce tanışık olmaktan - günümüz gençlerinin/ergenlerinin yüksek dozda maruziyetler ile büyüdüklerini düşündüğümde, her türlü duyguya medya araçları vasıtasıyla, onlar için heyecan verici bir macera anlatısı vaat ettiğini söylemekte zorlanıyorum.

Sakin, ama bir cümlesi ile dahi sıkmadan sonuna dek kendini okutan, dili yalın bir kitap.
İyi okumalar
192 syf.
·Beğendi·8/10
Kararsızlık,ne yapacağını bilememe,kendini tanıyamama,Nefret!
Dünyaya uygun olmadığını yada dünyanın kendisine uygun olmadığını düşünme hissi,Nefret!
Umursamazlık,hayal dünyasında yaşamak,normal olan her şeye takıntı yapmak,Nefret!
Öfke,çelişki,Hüzün,azap,acı,yalnızlık,tatminsizlik,Nefret!
Bu kadar nefretin içinde bir şeyleri aramak...
Neyi arıyorsun?
Sevgiyi?
Huzuru?
Kendini yada...
Ölümü!

Hayata ve insanların sahteliğine karşı duyulan
öfkenin ve başkaldırının romanı İnsan Postuna BÜrünmüş Köpek.
Toplumun toplum olmayı başaramadığı,yalanlarla ve sahte hayatlarla,sahte ilişkilerle dolu,kendi içlerinde yaşadıkları hayatları sever görünen ama hiçbir amaçları olmayan günlük hayatlar.
Sadakat yok...
Bağlılık yok...
Dürüstlük yok...
İyilik yok...
Sevgi yok...
Güvenmek yok...

İşte Ambjörnsen'in İnsan Postuna Bürünmüş Köpek romanı bunu izletiyor size.(Ne kadar da gerçek oysa)
Altı çizilecek,hayata monte edilebilecek bir çok cümle var.

Norveç Yeraltı Edebiyatı'nın usta isimlerinden Ambjörnsen bu kitabında Saron isimli bir hayat yolcusunun ve çevresinin başından geçen olaylar.
İskandinav Yeraltı Edebiyatı diğerlerine göre daha bir acımasız ve serttir ancak bu kitapta o sertliği bulamayacaksınız.Uyuşturucu,seks ve alkol karışımı dolu bir havuz olan Saron'un hayatı okunmaya değer yine de.

Yazarın sıkça karşılaştığım Beyaz Zenciler kitabını daha fazla merak eder oldum açıkçası.Aldım ve okuyacağım onu da ama acele etmeyeceğim,bu kitaptan sonra sanırım Beyaz Zenciler bana çok lezzetli bir okuma zamanı sunacak.

Yeraltı'nı seviyorsanız tavsiyedir ;)


Alıntı
------------------

“Neden sanki barış ve uyum içinde yaşamıyordu şu insanlar?
Niçin bir avuç insan, diğerlerinin hayatını karartmayı hedefliyordu hep?”
------------
"köpek efendi istemezdi, efendi köpeğin dünyasını yıkmasaydı eğer"
------------
“Kuşkusuz ebediyen cehennemde kalmak, şu anda yaşamakta olduklarıma oranla daha tercih edilebilir bir durum.”
-----------
Üşüyorum. Acılar,acılar,acılar içindeyim. Yani hayattayım hala. Ama bir kıymık saplanmıştı ruhuma.
-----------
Büyük kitapların yazılmasının, büyük resimlerin yapılmasının ve şaheser müziklerin bestelenmesinin nedeni, bunları yapanların bu şey'in özlemiyle çıldıracak hale gelmiş olmalarından yatar.
368 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10
Nejat İşler in başucu kitabım dediği okurken bitmesini hiç istemediğim müthiş bir eser. Kitabın dili o kadar akıcı ve samimi geldi ki romanın ana karakterleri olan Charly, Rita ve Erling 'e bende katılıp Norveç in soğuk,ıssız,karanlık, kimsesiz gecelerini sahiplenerek müthiş maceralar yaşadım. Konu olarak baktığımızda bu üç arkadaşın çok güzel hayalleri var(yazar olmak, şair olmak, ressam olmak gibi) ama bu hayallerine ulaşmak için asla yaşam tarzlarından taviz vermiyorlar. Verilen mesaj şu aslında; İnsanın hayal kurması için hayallerin gerçekçi olması gerekmez, yeter ki bir hayaliniz olsun...Arkadaşlık, vefa, samimiyet, üzerine yazılmış, yeraltı edebiyatı dalına girdiği için dili yer yer argo, yer yer küfürlü olan eğlenceli gerçek bir hikaye...okuyun arkadaşlar...
368 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10
Yeraltı edebiyatı.. Henüz bu iki kelimelik tamlamayı okurken dahi gerilen bir kesimin olduğunu biliyorum. Belki de onlar haklılar. Biz fazla kayıtsızız yada daha doğrusu hiçbir şeye kayıtsız kalamadığımızdan öyle görünme çabamız daha fazla. Bu edebiyatı sevememiş olmayı dilerdim, onları anlayamamak. Kaygılarını ve varoluşsal sancılarını. Fakat anlıyorum. Ve her şeyi anlamak bir intihar sebebidir.

Kitapın detaylarına gelecek olursak.. Hayatta bilmediğimiz ne çok şey var diyerek başlıyor her şey. Erling ve arkadaşlarının yaşam mücadelesi giderek yaşamama mücadelesine dönüyor. İçinde bol miktarda uyuşturucu barındıran bu kitap sizi önce bir sarsıyor sonra bir daha ve sonra bir daha.. Yer yer sıkılsanız bile kitabın sadece başı için dahi okunur, okunmalı. Çünkü onlar Beyaz Zenciler. En çok ötelenen ve yine en çok sorgulananlar.. Onlar hayatla kavgası olan insanlar. Bizim gibi olmamak için çırpınanlar..

İçerik detayı veremeyeceğim fakat orta şekerli bir yeraltı edebiyatı olduğu söylenebilir Hakan Günday ve Chuck Palahniuk’tan sonra..
368 syf.
·11 günde·Puan vermedi
Kitabın adını ve arka kapaktaki açıklamayı sanırım yanlış yorumladım ben. Kitaptan beklentilerim başkaydı açıkçası.
Ben toplum tarafından "haksız" yere dışlanmış, önyargılar dolayısıyla hayatında türlü zorluklar çekmiş bir grup gençten bahsediyordur diye tahmin etmiştim. Ama öyle olmadı. Yeşilay'ın varlığına tepki olarak doğmuş gençler esas kahramanlarımız. Bu hale nasıl geldikleri, en dibi nasıl gördükleri, hayata bakış açıları anlatılıyor. Ama ben daha doyurucu olmasını beklerdim. Sadece en illegal yaşam tarzı nasıl olur sorusuna cevap var sanırım kitapta. Yasaklara karşı başkaldırı, hatta düzene duyulan nefret duygularının sebepleri ve onlara göre düzenin değişmesi için neler yapılabileceği gibi konulardan bahsetmemiş.
Kahramanlarımızın sürekli kitap okuyor oluşu ve yazar, şair olma hayallerinin oluşu güzel bir detay ama yine kitaptaki bir ifadeyle onlar ayyaş yazarlar değil de yazarlık hayalleri kuran ayyaşlar.
Sıkıcı bir kitap değildi, ama birisine "Bu kitabı okumalısın!" dedirtmez bana doğrusu.
192 syf.
·2 günde·9/10
Doğru ve yanlış, iyi ve kötü kafanızın içinde bir savaşa başlasın istiyorsanız tam olarak okumanız gereken bir kitapla karşı karşıyasınız. Tüm toplum  olarak doğru/iyi olarak benimsediklerimiz ya bir başkası için yanlışsa/kötüyse ve aslında gerçek olan onun doğrularıysa. Böyle bir karmaşa yaşamak için ideal bir kitap.
Peki ya kötülüğe bir de kötünün penceresinden baktınız mı hiç? Bakmadıysak çok şey kaybediyoruz bence.
Can alıcı noktayı koymuş zaten yazar kitabın sonunda: "Köpek efendi istemezdi, efendi köpeğin dünyasını yıkmasaydı." Köpeği evcilleştirmek doğruydu, iyiydi insan için bir dost sağlamıştı kendine, bir koruma aynı zamanda. Peki ya köpek bunu istiyor muydu?
320 syf.
·7 günde·8/10
Hediye olarak gelen bu kitap vesilesiyle, Norveç ve yeraltı edebiyatıyla tanışmış oldum. “Beyaz Zenciler” toplumdan farklı düşünce ve yaşam tarzına sahip, dışlanmış, özgürlüğüne düşkün, kötü alışkanlıklara sahip ama kimseye zararı dokunmayan, dostluğun değerini bilenlerin hikayesi. Aslında en güzel düşüncesi şahsen, özgürce kendi hayatını yaşayabilmek.

Başta okurken biraz sıkılmıştım ancak sonra epey sardı. Yazar önce Charly, Rita ve Erling adlı üç dostun şimdiki anını anlatıyor daha sonra Erling’in ağzıyla her birinin geçmişini ve birlikteliklerini ele alıyor. Her ne kadar kötü alışkanlıklara sahip olsalar da ve bu size itici gibi görünse de kendilerinden başkalarına hiçbir zararı dokunmayan hayatlar bunlar. Gerektiğinde herkesten daha fazla insancıllar. Ayrım yapmaksızın, hiçbir karşılık beklemeden yardım eli uzatırlar. Aslında bir yanıyla her yaşam tarzına sahip insanların aynı olmadığına da vurgu yapıyor. Arkadaşların birbirlerine olan düşkünlükleri… Bunlar etkileyici kısımlarıydı. Yer yer argo ve küfürler mevcut türünü dikkate alırsak normal de.

Farklı düşünce ve yaşamlara saygı duymayan ve eleştiren kişilerin bu kitabı okumasını tavsiye etmiyorum. Ama yeraltı edebiyatıyla tanışmak ve farklı yaşam tarzına sahip insanlarla okurken empati kurmak için ilginç bir deneyim olacaktır.
368 syf.
·Beğendi·10/10
Grup Yorum'un bir şarkısı vardır "Madenciden" diye. Tabii ki maden işçilerinin zorlu emeklerinin kitapla bir alakası yok ama o şarkıdaki bir cümle benim için bu kitabın özeti gibi olmuştu; "Yer altında ezilenler, yer yüzüne seslenirler!"
Evet bu kitap yer altının yer üstüne seslenişidir. Ama işçi sınıfının en şerefli evlatlarının seslenişi değil bu. Küçük burjuvanın hayatın içinde savrularak edindiği yer altı pozisyonunun kalbur üstü kapitalizme seslenişi bu kitap.
Ve aslında quantum fiziği sonrası post modernizmin küçük burjuvayı yenilgiye uğratan bilinemezcilik ve bu yüzden de boş vermişlik felsefesiyle savruluşunun da bir hikayesi aynı zamanda.
Ama kalemi güzel bir hikaye, okunabilir ve bence okunmalı da aynı zamanda . . .

Yazarın biyografisi

Adı:
Ingvar Ambjörnsen
Unvan:
Norveçli Yazar
Doğum:
Tønsberg, Norveç, 20 Mayıs 1956
Ingvar Even Ambjørnsen-Haefs (d. 5 Mayıs 1956), Norveçli roman yazarı.

Türkiye'de özellikle Beyaz Zenciler ve Pelle ile Prof serileriyle tanınır. Aynı zamanda Utsikt til paradiset (1993),Fugledansen (1995), Brødre i blodet (1996), ve Elsk meg i morgen (1999) kitaplarının yazarı.

Brødre i blodet (Kan Kardeşleri), Elling adında başarılı bir filme dönüştürüldü. Film 2001 yılında Oskar ödüllerinde "En İyi Yabancı Film" dalında Oscar adayı oldu.

Tønsberg'de doğan ve Larvik'de yetişen yazarın ilk romanı yarı-otobiyografik 23-salen (23. Sıra) Norveç'in psikolojik olarak sorunlu bireylerle başetme yöntemlerini eleştiriyordu. Romanlarının çoğunda "öteki" kavramı ve "dışta kalanlar"ın sözcülüğünü yapan yazarın bütün dünyada ilgi uyandıran ilk romanı Hvite Niggere (Beyaz Zenciler) oldu. Söz konusu roman "genel toplum"un dışında kalan genç bir adamın hayatını takip eder.

Yazar aynı zamanda Pelle ile Prof adlı gençlik romanları dizisiyle de tanınır. Bu diziyi Franklin W. Dixon'ın The Hardy Boyskitaplarını okuduktan sonra yazmaya başladığını söylemiştir. Pelle ile Prof özellikle neo-nazilik, çevre kirliliği, uyuşturucu kullanımı gibi konulara eğilir. Zaman zaman gençler için oldukça sert bir üslup kullanıldığını düşünenler tarafından eleştirilmiştir. Serinin bazı kitapları Norveç ve İsveç ortak yapımı filmlere dönüştürülmüştür. 2005 yılında Drapene i Barkvik (Barkvik Cinayetleri) adlı kitabını yayınlayan yazar, Fillip Moberg adında genç Norveçli bir çocuğun küçük bir Norveç kasabasında bir cinayeti çözmeye çalışmasını konu alır.

Ambjørnsen'in kitapları birçok ulusal ve uluslararası ödül almıştır.

Yazar 1985 yılından beri Hamburg'da Alman eşi ve çevirmeni Gabriele Haefs'le birlikte yaşamaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 80 okur beğendi.
  • 844 okur okudu.
  • 20 okur okuyor.
  • 624 okur okuyacak.
  • 13 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları