İsmail Bilgin

İsmail Bilgin

YazarDerleyen
9.0/10
489 Kişi
·
1.580
Okunma
·
69
Beğeni
·
3.878
Gösterim
Adı:
İsmail Bilgin
Unvan:
Yazar, Mühendis
Doğum:
Gelibolu, Türkiye, 1964
1964 yılında Gelibolu'nun Evreşe bucağında doğdu. İlk ve ortaokulu Evreşe'de, liseyi Gelibolu'da bitirdi ve İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, Jeoloji Mühendisliği Bölümünü kazandı. Fakülteye devam ederken, iki sene süreyle Türkiye Çocuk dergisinde çalıştı. Daha sonra, mezun olduğu üniversiteye asistan olarak girdi. 1993 yılında yüksek lisansını, 1999 yılında doktorasını tamamlayarak jeoloji doktoru unvanını aldı.
2000 yılında, akademik hayatını sürdürdüğü İstanbul Üniversitesi'nden ayrıldı. Hâlen bir kamu kurumunda jeoloji mühendisi olarak çalışmaktadır. Yayınlanmış makaleleri bulunan yazarın, edebî faaliyetlerinin yanı sıra bilimsel çalışmaları da sürmektedir.
Yokluk, açlık, sıcaklık, nice zorluklar, dertler ve gamlar... Bunlar gereklidir. Sevgili, sevenin kendisinden başka her şeyden vazgeçmiş görmek istermiş. Vatana olan aşkımız, sevgimiz yüzünden biz de nelerden vazgeçmedik ki buralarda (Medine) olalım diye...
Türkler nasıl bir milletti? Yokluk içinde, imkansızlık içinde de olsalar ayağa kalkıyorlardı. Çanakkale'de, Kut'ül Amare'de ayağa kalkmışlardı.
Hatırlamak onlar için büyük bir yorgunluktu. Ancak akıllarından hiç çıkmayan, mıh gibi beyinlerinde çakılı duran şey, sevdiklerinden ayrılma anlarıydı. Soğuk havaya rağmen, o veda sahneleri gönüllerini titretse de içlerini ısıtıyordu.
304 syf.
·10 günde·8/10
Dünya'da beklenen olmuş, devletler ilk kez dünya savaşı altında birbirleriyle kıyasıya bir mücadeleye girmişti. Savaşa girmenin intihar olduğunu bile bile Osmanlı Devleti de kendisini bu savaşın tam ortasında buldu, birçok cephede aynı anda mücadele etmişti. Bunlardan birisi de Hicaz-Yemen cephesiydi. Buradaki başarısından, vatana, bayrağa bağlılığından adından söz ettirenlerden birisi de şüphesiz Medine Muhafızı "Çöl Kaplanı" lakaplı Fahrettin Paşa ve askerleriydi. Bu eserde yazar gayet akıcı, yer yer diyalogların hakim olduğu sade ve anlaşılır bir dille sizleri Medine'ye Fahrettin Paşa'nın yanına cepheye götürüyor. Oradaki zor şartları, ilginç bilgileri ve bir o kadar da yazarın güzel anlatımıyla tasvirlerini göreceksiniz. O zor şartları bilmek, tekrar etmek ve yer yer gururlanarak yer yer hüzünlenerek okuyacağınız güzel bir eser. İyi okumalar.
304 syf.
·9 günde
Beyaz bir hüznün hikayesi. Sarıkamış uğruna can veren şehitlerimizin hikayesi. Acının, özlemin, vatan aşkının hikayesi. Bu galibiyet kazanamasa da galip çıkan, bile bile ölüme koşan Sarıkamış şehitlerimizin hazin hikayesi…
İlk kez tarihi roman okudum ve ÇOK beğendim. Tarihi roman okumaya devam etmek de istiyorum açıkcası. Aslında bu kitabı kışın okumak istiyordum, bir nebze de olsa askerlerin çektiği o durumu anlayabilmek için. Ama kitaba ulaşmışken bekleyemedim. Bu kitabı resmen bir senedir okumak istiyorum ama bir türlü sıra gelmiyordu, ama sonunda okudum. Çok mutluyum ve çok hüzünlüyüm. O zamanın şartlarıyla böyle bir savaşa girilmesi beni çok üzdü.
Şimdi diyebilirsiniz ki madem bu kadar çok beğendin kitabı o zaman neden 9 puan verdin. 9 puan verdim çünkü, ilk kez tarihi roman okuduğum için hatalarını göremem diye düşündüm.
Sarıkamış unutulmaması gereken bir muharebe..!
Faik Çavuş' un da dediği gibi;
"Beni unutmayacaklar! Ne beni ne de bizleri! Akıbetimiz ne olursa olsun, Sarıkamış' a yürüyenleri unutmayacaklar! Sarıkamış' a girsek de girmesek de bizi unutmayacaklar! Mezarımız olsa da olmasa da bizi unutmayacaklar!"
Unutmayacağız Çavuşum! Hiçbirinizi hiçbir zaman unutmayacağız! Biz, Sarıkamış' a yürümenizi unutmayacağız! Şehitlerimize Fatiha okumayı unutmayacağız! Sizinle gurur duymayı hiç unutmayacağız! Biz, bu BEYAZ HÜZNÜ hiç UNUTMAYACAĞIZ!!!
256 syf.
·3 günde
Güzel bir anlatıma sahip kitap mücadeleci insanları hep sevmişimdir benim tarihle pek alakam yoktur fakat kısa sürede bitirdim kitabı bence kısa tabii:) bu kitabı okuduktan sonra içtiğim su boğazımı yırtar oldu tarih severlerin okuma gereken bir kitap.
304 syf.
·10 günde·Beğendi·9/10
ZORLUKLAR ÜZERİNE KURULMUŞ BİR SAVAŞ ANCAK BU KADAR ŞANLI OLABİLİRDİ ! SİZİ HİÇ UNUTMAYACAĞIZ !

Okulda bize "Türk ordusu Ruslar ile savaşamadan donarak can verdi" diye öğretmişlerdi. Fakat gerçek bu değil. Gerçekleri görmek için ne kadar geç kalmışım. Bizim o şanlı askerimiz donarak can vermedi. Biz savaştık! Ruslarla savaştık başarı elde ettik. Ermeni çetecilerine karşı savaştık. Şanlı Türk ordusu kalbindeki vatan aşkının ateşi ile bu vatanı korumak için elinden gelen her şeyi yaptı. Açlardı, açıktalardı, kıyafetleri incecik, ayakkabıları kara karşı dayanıksızdı. Atların yemeklerini hatta dışkılarındaki arpaları ayırıp yiyecek kadar çaresizlerdi. Ve artık dayanamadılar, kalplerinde yuva kuran vatan aşkı doğanın zor koşullarına dayanamadı ve Allahüekber dağlarının eteklerinde donarak can verdi.

Evet büyük bir hüzün. Bembeyaz bir hüzün. Ama bu hüznün içinde kahramanlık, vatan aşkı ve zafer de var. Bunlar unutulmamalı. Bizim askerimiz savaştı. Bunu herkes bilmeli.

Bu kitabı okuyunca sadece Osmanlı Rus savaşı değil acı görüyorsunuz. İki tümen arasında iletişim kurulmadığı için Türk askerlerinin yoğun kar yağışında birbirine ateş açarak kendilerine zarar verdiklerini görüyorsunuz. Kısaca o dönemin şartlarını görüyorsunuz. Sıcacık evinizde o soğuğu hissediyorsunuz. Tüyleriniz diken diken oluyor. İsmail Bilgin askerlerin gözünden anlattığı bu savaşın zorluklarına sadece askerler üzerinden bakmıyor. Aynı zamanda malını, mülkünü, evini bırakan halkın yaşadığı sıkıntıları da anlatıyor. Zorlukları görüyorsunuz. Zorluklar üzerine kurulmuş bir savaş ancak bu kadar şanlı olabilirdi.

Canları pahasına savaşan o şanlı askerlerin ruhu şad olsun. Sizi UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ, UNUTTURMAYACAĞIZ !
304 syf.
·Beğendi·10/10
Kitabı okurken çok üzüldüm ve gerçekten şöyle derinden sanki cigerimden üzüldüm diyebilirim... Bir insan düşünün. Bir söz vermis. Verdigi söz de Medine'yi " Son mermi, son asker, son damla kan ve hatta son hurmaya kadar savunmak"... Fahrettin Paşa verdigi sözü tutmuş ve tek başına üstelik ateşli hastalık geçirdiği halde, ölümüne yine de Medine'yi terketmeden savunmak istemis... Yazarken bile hala icim eziliyor sanki... Gözlerim yaşarıyor... Kitabi okuyanlar çok ağladık ilh. Demislerdi... Neredeyse sonlarina gelene kadar ben niye ağlamadım diye düşünürken son 30 sayfasinda gözyaşlarının damla damla aktığını gördüm... Ve şu son söz aynen aktarıyorum o kadar dokundu ki... Orada olsam Fahrettin Paşamı asla ve katta yalnız bırakmazdım... _ "Bayrağım! Al bayrağım, kızgın kumlarda yatan şehitlerim, gazilerim elveda! Efendimiz elveda! Ben gitmiyorum. Götürüyorlar! Götürüyorlar! Vallahi götürüyorlar!" _

Bu kitabi okuyun. Çekilen sıkıntıları son damla kana dek, son mermiye hatta son hurma çekirdeğine dek, ölesiye direnmenin mücadelesini okuyun... Diyecek baska bir söz bulamıyorum. Yazarken bile gözlerim ıslak... Okuyun bu kitabı...
272 syf.
Kitap oldukça akıcı ve çoğu yerde diyalog kısımları mevcut. Osmanlı Devleti'nin Çanakkale'den sonra 2.kez galibiyetini, düşman karşısında dik duruşunu ve zaferini anlatıyor. Lawrence ve Gertrude Bell gibi ingiliz casuslarının Arap kabilelerini altın karşılığında satın aldığından da bahsediyor. Oldukça hain bir plan daha kuruyorlar. Askerlerinin içerisinde Hint asıllı müslümanlar var ve Selman-ı Pak şehrine saldıracakları zaman onlara şehrin ismini farklı söyleyip Almanlarla savaşmaya gidiyoruz diyerek sırf geri çekilmesinler diye onları kandırıyorlar.
Kitapta ilginç bir kısım; artık General Towshend'in birlikleri Osmanlı karşısında dayanamıyor erzakları da bitiyor yardım bekliyorlar rüşvet teklif ediyorlar ama biz kabul etmiyoruz sonra İngilizlere gizlice bir gemi gönderiliyor erzak yardımı için fakat gemi Osmanlılar tarafından ele geçiriliyor düşmana ulaşamadan ve geminin ismi "Kendigelen" konuluyor.
384 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Osmanlı'nın kuruluş öncesi dönemini anlatan gayet akıcı ve sürükleyici bir tarih romanı... KAYIHAN aşiretinin Mahan'dan Söğüt'e kadar olan o destansı göçünü, başlarından geçen kötü anıları, bazen ölümleri bazen de muştulu anılarını güzel bir biçimde betimlemiş. Roman olmasına rağmen gerçeklik payı yüksek. Kurgusal yönleride çok gerçekçi. Bazı karekterleri oldukça gizemli ve ilgi çekici...
304 syf.
·27 günde
Sarıkamış okuduğum ilk tarihi bir romandı.

Romanda türk askerinin yemeden,içmeden,uyumadan üzerlerinde ince kıyafetlerlerle soğuktan titreselerde,donsalarda yol aldıklarını,hep sıcak bir aş,sıcak bir ev ve kendilerini sıcak tutan giysiler giyeceklerini hayal edip,sonunda ölüm bile olsa asla vazgeçmeyeceklerini en ince ayrıntısına kadar anlatmış.

Ve ben her ne kadar inceleme yazamasamda ,kitap herşeyiyle çok güzeldi.İsmail Bilgin'in eline ve yüreğine sağlık

Bir an önce okuyun ve okutunuz.
304 syf.
·7 günde·Beğendi·7/10
Kitabı okuduğumda aklıma "Babil'de Ölüm Istanbul'da Aşk " kitabinda gecen "Tarihe bahaneler değil sonuçlar kalır " cümlesi geldi. Bu harekat konusunda birçok söz söylendi yanlış strateji, yanlış zamanlama ve daha bir sürü ... Ancak tek bir gerçek var ki vatan aşkıyla yola çıkan ecdadimizi yenen düşman değil kar, açlık, uykusuzluk,yorgunluk olmustur.Unutmadigimiz bu tarihimizi kaleme alan yazarımız yasananlari yasayanlarin gözüyle anlatmaya çalışmıştır.
304 syf.
·Beğendi·10/10
Yıllar önce okuduğum hala etkisini hissettiğim mutlaka okunması gereken mükemmel bir kitap.Hala okuduğum romanlar'da bu kitabı okurken aldığım lezzeti arıyorum..

Yazarın biyografisi

Adı:
İsmail Bilgin
Unvan:
Yazar, Mühendis
Doğum:
Gelibolu, Türkiye, 1964
1964 yılında Gelibolu'nun Evreşe bucağında doğdu. İlk ve ortaokulu Evreşe'de, liseyi Gelibolu'da bitirdi ve İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, Jeoloji Mühendisliği Bölümünü kazandı. Fakülteye devam ederken, iki sene süreyle Türkiye Çocuk dergisinde çalıştı. Daha sonra, mezun olduğu üniversiteye asistan olarak girdi. 1993 yılında yüksek lisansını, 1999 yılında doktorasını tamamlayarak jeoloji doktoru unvanını aldı.
2000 yılında, akademik hayatını sürdürdüğü İstanbul Üniversitesi'nden ayrıldı. Hâlen bir kamu kurumunda jeoloji mühendisi olarak çalışmaktadır. Yayınlanmış makaleleri bulunan yazarın, edebî faaliyetlerinin yanı sıra bilimsel çalışmaları da sürmektedir.

Yazar istatistikleri

  • 69 okur beğendi.
  • 1.580 okur okudu.
  • 44 okur okuyor.
  • 635 okur okuyacak.
  • 18 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları