İsmail Bilgin

İsmail Bilgin

YazarDerleyenÇevirmen
8.9/10
1.272 Kişi
·
3.957
Okunma
·
158
Beğeni
·
5608
Gösterim
Adı:
İsmail Bilgin
Unvan:
Yazar, Mühendis
Doğum:
Gelibolu, Türkiye, 1964
1964 yılında Gelibolu'nun Evreşe bucağında doğdu. İlk ve ortaokulu Evreşe'de, liseyi Gelibolu'da bitirdi ve İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, Jeoloji Mühendisliği Bölümünü kazandı. Fakülteye devam ederken, iki sene süreyle Türkiye Çocuk dergisinde çalıştı. Daha sonra, mezun olduğu üniversiteye asistan olarak girdi. 1993 yılında yüksek lisansını, 1999 yılında doktorasını tamamlayarak jeoloji doktoru unvanını aldı.
2000 yılında, akademik hayatını sürdürdüğü İstanbul Üniversitesi'nden ayrıldı. Hâlen bir kamu kurumunda jeoloji mühendisi olarak çalışmaktadır. Yayınlanmış makaleleri bulunan yazarın, edebî faaliyetlerinin yanı sıra bilimsel çalışmaları da sürmektedir.
En çok kimin yıldızı parlıyor diye gece boyunca çocukça oyunlar oynardık.

“Bak şu yıldız benim.”

“Hangisi?”

“Şu taraftaki”

“O benimki”

“En parlak olanı.”

“Hayır, en parlak benim yıldızım.”

“Benimkisi en parlaktır ve bize en yakın gözükür.”

“Vallahi arkadaş benim yıldızım bulutların arkasına saklandı. Peçesini açıp cemalini bir türlü göstermiyor bana. Ama alacağı olsun. Bende yarın gece ona bakmayacağım.”

“Yarın gece de peçesini açmazsa?”

“Kendisi bilir. Bana göre yıldız mı yok! Koskoca gökyüzü yıldız dolu. Bu saatten sonra naz çekemem.”

“Çok vedasızsın.”

“Öyleyimdir.”
304 syf.
·6 günde·10/10
Dillere destan Sarıkamış.. Uğruna nice nefer şehit edilmiş Sarıkamış .. Soğuğun en acımasız halı Sarıkamış .. Hüznün diğer adı Sarıkamış ..
Rusun kallesligi Sarıkamış ..
Faik çavuş
Ziver
Ve onca diğer neferler ..
Hani sözün bittiği yer denilir ya işte tam da sözün bittiği yerdeyim .. Kitabı okurken karın kışın hatta beyazın ne kadar acımasız olduğunu gördüm. Üşüdüm acıktım demeye utandım .. Derdim var demeye utandım.. Kitabı defalarca elimden bıraktım ağır geldi kaldıramadım erlerin yaşadıklarını çektikleri acilarıni onlar fiilen yaşarken ben okuyamadım..
Vatan millet uğruna çekilen her çile . Onca zulüm onca sıkıntı..Askerimiz sadece donarak sehit olmadı o topraklarda ..Hem Rusla hem karla hem açlıkla hem vebayla savaşarak şehit oldu..
Velhasıl kelam okuyun okutturun.. Kitapta en ufak edep ahlak kurallarına aykırılık belirtisi gösteren hiçbir şey yok. Gözüm kapalı gönlüm rahat bir şekilde şiddetle tavsiye ederim ..
Beyaz Hüznün hikayesi sarsın bizleri ..
ve son olarak AZİZ şehitlerimize ALLAH'TAN rahmet diliyorum. Ve çavuşum dediğin gibi Sarıkamış ve nice şehitleri UNUTMADIK UNUTMAYACAGİZ UNUTANİN KANİ KURUSUN !!!
304 syf.
·10 günde·8/10
Dünya'da beklenen olmuş, devletler ilk kez dünya savaşı altında birbirleriyle kıyasıya bir mücadeleye girmişti. Savaşa girmenin intihar olduğunu bile bile Osmanlı Devleti de kendisini bu savaşın tam ortasında buldu, birçok cephede aynı anda mücadele etmişti. Bunlardan birisi de Hicaz-Yemen cephesiydi. Buradaki başarısından, vatana, bayrağa bağlılığından adından söz ettirenlerden birisi de şüphesiz Medine Muhafızı "Çöl Kaplanı" lakaplı Fahrettin Paşa ve askerleriydi. Bu eserde yazar gayet akıcı, yer yer diyalogların hakim olduğu sade ve anlaşılır bir dille sizleri Medine'ye Fahrettin Paşa'nın yanına cepheye götürüyor. Oradaki zor şartları, ilginç bilgileri ve bir o kadar da yazarın güzel anlatımıyla tasvirlerini göreceksiniz. O zor şartları bilmek, tekrar etmek ve yer yer gururlanarak yer yer hüzünlenerek okuyacağınız güzel bir eser. İyi okumalar.
304 syf.
·3 günde·10/10
Yazarın okuduğum ilk eseridir. Beklediğimden çok daha iyiydi. Sarıkamışı, soğuğu, karı, açlığı ve daha nice duyguları iliklerinize kadar hissettiriyor.

O günün şartlarını anlamak, biraz olsun kendimizi Mehmetçiğin yerine koyabilmek ve Sarıkamış harekatını anlamlandırabilmek adına şahane bir eser. Anlatım oldukça sürükleyici ve dili anlaşılabilir.

Kitabı okurken yüreğiniz parçalanıyor, gözleriniz doluyor. Askerlerimizin onca yokluğa onca iklim şartlarına rağmen yapmış oldukları fedakarlığı okudukça, acaba onlara laik olabiliyormuyuz diye düşünmeden edemiyorsunuz. Türk askerinin gücüne, azmine, ve dedelerimizin düşmandan ziyade yokluk ve doğa koşulları ile verdiği amansız mücadeleye şahit oluyorsunuz.

Bir destan...
Diğerlerinden farkı kanla değil karla yazılması...
Rabbim bizlere o şehitlere layık evlat olmayı nasip eylesin..

Faik Çavuş'un: " Bu kar, sessizce yağan bu kar, her yağdığında akıllarına bizler geleceğiz... Unutmayacaklar...Bizi unutmayacaklar..." dediği gibi tam da: Sizi unutmayacağız. Unutulmayacaksınız...
560 syf.
·7 günde·9/10
Hafif bir Spoiler var!!!

Uzuun zaman oldu bir tarih kitabı okumayalı
Evet yanlış duymadınız bir tarih kitabı bu kitap...
Sizin de artık bir tarih kitabına başlama zamanınız gelmedi mi artık?

Öyle bir adam düşünün ki her an her yerde...
Adı kuşçubaşı Eşref namıdiğer uçan şeyh...
Çöllerin hayaleti,düşmanların korkulu rüyası.
Onu gören düşmanlar sevinç ve korku ikilisini yaşamaktadır.
Onu görmenin sevinci ile onun kendilerini öldürme korkusu ikilisi.
Kumlardan çıkan biri varsa o kuşçubaşı Eşreftir. Ikiden fazla gölge varsa ikincisi bilinki uçan şeyh'in gölgesidir aman dikkat...
O çölün piri olmuş bir şeyh...
Birinin bakişlarından, konuşmasindan ve hareketlerinden hangi devletin hangi şehrin adamı olduğunu şıp diye anlayan bir şeyh, uçan şeyh...


Sürgün edilmesinden dolayı Abdülhamite karşı olan bir savaşçı,
O şöyle derdi: "ben devletime karşı değilim ben Abdulhamite karşıyım"
Kendisine yapılan işkencelerden dolayı güçlü ve kuvvetli olan şeyh artık o hayatın her türlü zorluğuna karşı şiddetli biri haline gelmiştir.
Ama daha sonra Abdulhamite olan karşı tutumu için pişman olacaktır, devletin gidişatı ve içteki kargaşayı görünce, payitahta hakk vericektir

Bu kitap nasıl bir kitap ve size ne katabilir gibisinden bir kaç söz daha ;
Şunu söylemeden geçemeyeceğim kitabın dili çok güzel ve anlaşılır.
Romanın konu bütünlüğünü kaybetmiyorsunuz
Her şekilde devam edebiliyorsunuz.
Yaşanılmış tarihi olayları bir film şeridi gibi hayal etmenizi sağlıyor.
Trablusgarb savaşı, balkan savaşları, balkanlarda oluşan çetelere karşı direnişten, sömürü, muhbir, ajanlar, Hindistan, arap yarım adası...
Diğer devletlerin arapları nasıl kandırdıklarından
Bir çil altinla çöller vahalara nasıl dönüşüyor...
Çöllerin rengine en iyi altın rengi yakışır...
Altınların varsa çölde sözün vardır (çöl demek Orta doğu demek sömürü, petrol ve kan demek)#40227147

Enver Paşalar, Cemal Paşalar, Mustafa Kemal,
Eşref Bey'in tarih yerindeki sahnelerinden bahsedio(burda konu Kuşçubaşı Eşref olduğu için o daha ön planda anlatılmış)

Devlet içindeki anlaşılmaz karışıkliklar, oyunlar,
Entrikalar...

Diğer taraftan her devletin muhbirleri teşkilatları olduğu gibi, Osmanlı devletinin de Teşkilat-ı Mahsusası bu hasta adam olarak bilinen devletin çok güçlü istihbaratı var.

Kitabı çok beğendim, Tarih kitaplarına olan ilgim güzel bir şekilde artti

Sizinde bu kitabı okumanizı tavsiye ediyorum
Detayli anlatmak istemedim meraklanasaniz diye...
Iyi okumlar, bu anlattiklarım hiç siz kitabı okuyun daha fazlasını göreceksiniz...
304 syf.
·9 günde
Beyaz bir hüznün hikayesi. Sarıkamış uğruna can veren şehitlerimizin hikayesi. Acının, özlemin, vatan aşkının hikayesi. Bu galibiyet kazanamasa da galip çıkan, bile bile ölüme koşan Sarıkamış şehitlerimizin hazin hikayesi…
İlk kez tarihi roman okudum ve ÇOK beğendim. Tarihi roman okumaya devam etmek de istiyorum açıkcası. Aslında bu kitabı kışın okumak istiyordum, bir nebze de olsa askerlerin çektiği o durumu anlayabilmek için. Ama kitaba ulaşmışken bekleyemedim. Bu kitabı resmen bir senedir okumak istiyorum ama bir türlü sıra gelmiyordu, ama sonunda okudum. Çok mutluyum ve çok hüzünlüyüm. O zamanın şartlarıyla böyle bir savaşa girilmesi beni çok üzdü.
Şimdi diyebilirsiniz ki madem bu kadar çok beğendin kitabı o zaman neden 9 puan verdin. 9 puan verdim çünkü, ilk kez tarihi roman okuduğum için hatalarını göremem diye düşündüm.
Sarıkamış unutulmaması gereken bir muharebe..!
Faik Çavuş' un da dediği gibi;
"Beni unutmayacaklar! Ne beni ne de bizleri! Akıbetimiz ne olursa olsun, Sarıkamış' a yürüyenleri unutmayacaklar! Sarıkamış' a girsek de girmesek de bizi unutmayacaklar! Mezarımız olsa da olmasa da bizi unutmayacaklar!"
Unutmayacağız Çavuşum! Hiçbirinizi hiçbir zaman unutmayacağız! Biz, Sarıkamış' a yürümenizi unutmayacağız! Şehitlerimize Fatiha okumayı unutmayacağız! Sizinle gurur duymayı hiç unutmayacağız! Biz, bu BEYAZ HÜZNÜ hiç UNUTMAYACAĞIZ!!!
272 syf.
·9/10
Tarih konulu şeyler bana hep sıkıcı gelmiştir ama insanın tarihini bilmemesi de çok utanç verici bana kalırsa. Etrafınızda sizi sevmediğiniz konulara da yönelten ve onu sevdiren insanların varlığı güzel şey azizim bu konuda şanslıyım ne yalan söyleyim. Tavsiye üzerine alıp okuduğum bu kitapta  kısaca değinecek olursam  Kut’ül Amare Zaferi en olumsuz koşullarda bile zaferin nasıl elde edilebileceğini açıkça gösteriyor. Böyle bir zaferin çok fazla bilinmemesi de ayrıca üzücü bir durum. Atlara fısıldayan, aslanları dize getiren bir Kut’ül Amare şehidi olan Mehmet Fazıl'ın Dağıstan'dan Kut'ül Amare'ye uzanan  muazzam öyküsünü anlatan bu kitabı  kesinlikle tavsiye ediyorum.



“Zafer, zekât ister, şehadetim zekâtım olsun dilerim.”
304 syf.
·10/10
Kitabı okurken çok üzüldüm ve gerçekten şöyle derinden sanki cigerimden üzüldüm diyebilirim... Bir insan düşünün. Bir söz vermis. Verdigi söz de Medine'yi " Son mermi, son asker, son damla kan ve hatta son hurmaya kadar savunmak"... Fahrettin Paşa verdigi sözü tutmuş ve tek başına üstelik ateşli hastalık geçirdiği halde, ölümüne yine de Medine'yi terketmeden savunmak istemis... Yazarken bile hala icim eziliyor sanki... Gözlerim yaşarıyor... Kitabi okuyanlar çok ağladık ilh. Demislerdi... Neredeyse sonlarina gelene kadar ben niye ağlamadım diye düşünürken son 30 sayfasinda gözyaşlarının damla damla aktığını gördüm... Ve şu son söz aynen aktarıyorum o kadar dokundu ki... Orada olsam Fahrettin Paşamı asla ve katta yalnız bırakmazdım... _ "Bayrağım! Al bayrağım, kızgın kumlarda yatan şehitlerim, gazilerim elveda! Efendimiz elveda! Ben gitmiyorum. Götürüyorlar! Götürüyorlar! Vallahi götürüyorlar!" _

Bu kitabi okuyun. Çekilen sıkıntıları son damla kana dek, son mermiye hatta son hurma çekirdeğine dek, ölesiye direnmenin mücadelesini okuyun... Diyecek baska bir söz bulamıyorum. Yazarken bile gözlerim ıslak... Okuyun bu kitabı...
Kıvırcık
Kıvırcık Medine Müdafaası / Çöl Kaplanı Fahrettin Paşa'yı inceledi.
256 syf.
·3 günde·10/10
Güzel bir anlatıma sahip kitap mücadeleci insanları hep sevmişimdir benim tarihle pek alakam yoktur fakat kısa sürede bitirdim kitabı bence kısa tabii:) bu kitabı okuduktan sonra içtiğim su boğazımı yırtar oldu tarih severlerin okuma gereken bir kitap.
304 syf.
·6 günde·8/10
“Onlar, Sarıkamış’a doğru gitmek için son güçlerini harcıyorlardı...”
Sarıkamış harekatını anlatan, benim okuduğum ilk kitap. Resmi belgelere ve kaynaklara dayanılarak oluşturulduğu için anlatılan her olayda insanın içini derin bir hüzün kaplıyor. Bu yüzden kitap çok etkileyiciydi. Tek eksisi bana göre çok akıcı değildi. Ama bundan sonda Sarıkamış dendiğinde çok daha hassas olacağımı, yaşananların her ayrıntısını yüreğimde hissederek hatırlayacağımı biliyorum. Sarıkamış, Çanakkale gibi her Türk’ün okuması, bilmesi gereken bir olay!
304 syf.
·10 günde·Beğendi·9/10
ZORLUKLAR ÜZERİNE KURULMUŞ BİR SAVAŞ ANCAK BU KADAR ŞANLI OLABİLİRDİ ! SİZİ HİÇ UNUTMAYACAĞIZ !

Okulda bize "Türk ordusu Ruslar ile savaşamadan donarak can verdi" diye öğretmişlerdi. Fakat gerçek bu değil. Gerçekleri görmek için ne kadar geç kalmışım. Bizim o şanlı askerimiz donarak can vermedi. Biz savaştık! Ruslarla savaştık başarı elde ettik. Ermeni çetecilerine karşı savaştık. Şanlı Türk ordusu kalbindeki vatan aşkının ateşi ile bu vatanı korumak için elinden gelen her şeyi yaptı. Açlardı, açıktalardı, kıyafetleri incecik, ayakkabıları kara karşı dayanıksızdı. Atların yemeklerini hatta dışkılarındaki arpaları ayırıp yiyecek kadar çaresizlerdi. Ve artık dayanamadılar, kalplerinde yuva kuran vatan aşkı doğanın zor koşullarına dayanamadı ve Allahüekber dağlarının eteklerinde donarak can verdi.

Evet büyük bir hüzün. Bembeyaz bir hüzün. Ama bu hüznün içinde kahramanlık, vatan aşkı ve zafer de var. Bunlar unutulmamalı. Bizim askerimiz savaştı. Bunu herkes bilmeli.

Bu kitabı okuyunca sadece Osmanlı Rus savaşı değil acı görüyorsunuz. İki tümen arasında iletişim kurulmadığı için Türk askerlerinin yoğun kar yağışında birbirine ateş açarak kendilerine zarar verdiklerini görüyorsunuz. Kısaca o dönemin şartlarını görüyorsunuz. Sıcacık evinizde o soğuğu hissediyorsunuz. Tüyleriniz diken diken oluyor. İsmail Bilgin askerlerin gözünden anlattığı bu savaşın zorluklarına sadece askerler üzerinden bakmıyor. Aynı zamanda malını, mülkünü, evini bırakan halkın yaşadığı sıkıntıları da anlatıyor. Zorlukları görüyorsunuz. Zorluklar üzerine kurulmuş bir savaş ancak bu kadar şanlı olabilirdi.

Canları pahasına savaşan o şanlı askerlerin ruhu şad olsun. Sizi UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ, UNUTTURMAYACAĞIZ !

Yazarın biyografisi

Adı:
İsmail Bilgin
Unvan:
Yazar, Mühendis
Doğum:
Gelibolu, Türkiye, 1964
1964 yılında Gelibolu'nun Evreşe bucağında doğdu. İlk ve ortaokulu Evreşe'de, liseyi Gelibolu'da bitirdi ve İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, Jeoloji Mühendisliği Bölümünü kazandı. Fakülteye devam ederken, iki sene süreyle Türkiye Çocuk dergisinde çalıştı. Daha sonra, mezun olduğu üniversiteye asistan olarak girdi. 1993 yılında yüksek lisansını, 1999 yılında doktorasını tamamlayarak jeoloji doktoru unvanını aldı.
2000 yılında, akademik hayatını sürdürdüğü İstanbul Üniversitesi'nden ayrıldı. Hâlen bir kamu kurumunda jeoloji mühendisi olarak çalışmaktadır. Yayınlanmış makaleleri bulunan yazarın, edebî faaliyetlerinin yanı sıra bilimsel çalışmaları da sürmektedir.

Yazar istatistikleri

  • 158 okur beğendi.
  • 3.957 okur okudu.
  • 93 okur okuyor.
  • 1.467 okur okuyacak.
  • 42 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları