İsmail Çolak

İsmail Çolak

Yazar
7.9/10
39 Kişi
·
93
Okunma
·
3
Beğeni
·
1.966
Gösterim
Adı:
İsmail Çolak
Unvan:
Tarihçi Yazar
Doğum:
Kayseri, 1971
1971’de Kayseri, Develi’de dünyaya geldi. 1992’de Gazi Eğitim Fakültesi Tarih Bölümü’nü bitirdi. Yazı hayatı, 1991’de Zaman Gazetesi’nde başladı. Burada 1995’e kadar Kürt Meselesi ve Yakın Tarih ağırlıklı yazı diziler ve makaleler yazdı. 1995’ten beri sayısız dergi ve gazetede Çalışmalarını aralıksız sürdürdü ve bir kısmı kapak dosyası olmak üzere 300’ü aşkın makaleye imza attı.

1997’den itibaren Tarih ve Medeniyet, Tarih ve Düşünce dergilerinde araştırmaları yayınlandı. Yeni Dünya Dergisi’nde Şubat 1997’de başlayan yazı hayatı kaleme aldığı tarih yazılarıyla Mart 2006’ya kadar sürdü. Mart-Ağustos 2000 tarihleri arasında kısa müddet iÇın Semerkand Dergisi’nde yazılar kaleme aldı. Şubat 2000’den Temmuz 2003’e kadar Anadolu Gençlik Dergisi’nde araştırma-inceleme türünde tarih yazıları yayınlandı. Mart 2002’den Temmuz 2005’e değin Vuslat Dergisi’nde de periyodik olarak yazdı. Ekim 2005 Temmuz 2007 arasında ise GenÇ Gelişim Dergisi’nde tarih iÇerikli yazıları yayınlandı. Halen Ekim 2004’ten bu yana Gülistan Dergisi’nde aylık olarak yazmaktadır. Ayrıca Ağustos 2007’den beridir Somuncu Baba Dergisinde de makaleleri neşredilmeye başladı.

Bunların dışında arada bir yazılarının yayınlandığı yayın organları şunlardır: Türk Dünyası Tarih, Diyanet Aylık, Diyanet Avrupa, Keşkül, İlkadım, Eğitim Bilim, Lamure, İki Dünya, Kişisel Gelişim, GenÇ Beyın, dergileri ile Zaman, Vakit ve Yeni Dönem gazeteleri.

Makale Çalışmalarının yanında, 2000 yılından itibaren kitap Çalışmalarına da ağırlık veren yazar, daha Çok Osmanlı Tarihi, Kültür ve Medeniyeti ve Yakın Tarih eksenli araştırma-inceleme formatında eserler kaleme aldı.

Yazar, evli ve iki Çocuk sahibi.
Din, bağımsızlık ve istiklal davası uğrunda aziz vatana canlarını feda etmiş bütün şehitlerimizin ve de isimsiz kahramanlarımızın ruhları şad olsun. Bizleri de onlara layık, Vatan sevgisiyle dolu, onun aşkına rahatlıkla her şeyden geçebilecek hayırlı mirasçılardan eylesin..
Dünkü casus ve rüşvetçiler başımıza hürriyetçi, yenilikçi ve vatanperver kesildiler. İşsiz, geveze ve adi bir avukat, halkın haklarının şiddetli bir müdafii oldu. Aciz ve rüşvet yiyici memurlar ateşli politikacı kesildi. Bütün memleketin üzerinde sanki bir cinnet rüzgarı esiyor.
Büyük hünkar II.Abdülhamid Han, bilinenin aksine kan dökücü, zalim ve dahası “kızıl sultan“ karalamalarını hak edecek mizaçta bir padişah değildi.Tam tersine son derece merhametli, şefkatli, yufka yürekli ve bağışlayıcı bir karakter ve ahlaka sahipti.
Düşmanlarımız büyük Ermenistan yapmaya çalışıyor. Buralarda ise en ziyade Kürt kardeşlerimiz oturmaktadırlar. Kürt istiklali diye çalışanlar düşmanlarımızı. Maksatları Kürtleri bizden ayırdıktan sonra Ermenistan yapmaktır. Bunun için Türk ve Kürt kardeşler bu felakete meydan vermeyiniz.

Kazım Karabekir Paşa'nın Nisan 1919'da atandığı 15. Kolordu komutanlığında aşiret reislerine ve bölge insanına telkinleri.
Abdülhamid Han ayrıca,en sahih (doğru) hadis kitabı olan Buhâri-i Şerifi hususî surette (Abdülhamid neşri diye geçer;şu an elimizdeki en sağlıklı nüshadır) bastırmış ve satışa koydurmadan bütün Müslüman memleketlerine, camilere ücretsiz hediye etmiştir.
Abdülhamid Han'ın bir başka ayırt edici vasfı,zannedilenin tam aksi istikamette yeniliğe ve gelişime açık,son derece “reformist” bir padişah olmasıdır.Devrinde Batı'daki ilmî ve teknolojik gelişmeleri icat ve keşifleri yakından takip etmiş ve anında devletin imkânları çerçevesinde ülkesine intikal ettirmiştir.Bu konuda kendisini “gerici” olmakla suçlayan İttihatçıları bile geride bırakacak ölçüde muazzam yeniliklere imza atmıştır.

Abdülhamid'in, eğitim,kültür,sağlık,ulaşım ve bayındırlık alanında yaptığı müthiş reform hamlelerini düşmanları dahi geçekleştirememiş ve çaresiz bir şekilde onu takdir etmekten kendilerini alıkoyamamışlardır.Gerçekten de onun zamanında yapılan reformlar Osmanlı'nın son devrinde görülen ve hatta Cumhuriyet idaresine bile temel teşkil edecek çapta fevkalade büyük reformlardı.
Sultan Abdülhamid, rivayete göre yatağının başında daima temiz bir tuğla bulundururmuş. Bu tuğlayı yataktan kalktığında çeşmeye kadar abdestsiz yere basmadan teyemmüm almak için kullanırmış.
Harbiye Nazırı şakir paşa, Mustafa Kemalin cumhuriyetçi olduğunu ve hanedanı devre dışı bırakabileceğini hatırlatmışsa da padişah vahdettin, önemli olanın vatan ve millet olduğunu ifade etmiştir
Şâhenşâh
Şâhenşâh Son İmparator - Abdülhamid Han'ın Gizemli Dünyası'ı inceledi.
320 syf.
·8/10
Etrafı çakalarla çevrili, toprağı manevi fay hatlarıyla yarık, tükenmiş yorulmuş usanmış bir asırlık çınarı 33 sene ayakta tutmak... Anlayan yok,dinleyen yok,durup düşünüp “bu adam ne yapmaya çalışıyor acaba?” diye sorgulayan yok.Onun okulundan mezun olanlar onu tahtan indirdi,onun toprak vermeyi reddettiği milletlerin adamları onun hâl kararını vermeye alçakla saraya geldi.İstese 30 bin tam donanımlı askerini o hareket ordusu denen çapulcuların üzerine sürer tahtını korur kan dökerdi... Yapmadı,yapamadı,kıyamadı...Yine de evlatlarım dedi tahtı bıraktı. 10 sene idare edemezler dedi,9. sene ülke işgal edildi! Ne denilebilir ki? Hakkını helal et koca Sultanım.
Melek nur Ay
Melek nur Ay Son İmparator - Abdülhamid Han'ın Gizemli Dünyası'ı inceledi.
320 syf.
·6 günde·Beğendi·Puan vermedi
Her Türkün tarihini bilip öğrenmesi gerek diye düşünüyurum bende bu ay kendimi tarihimizin en önemli kahranlardan birisi olan ikinci Abdülhamid han'dan başladım biz müslümanlar herzaman zülüm görduk özelikle Türkiye sürekli bi savaş içinde neyseki tarihimizde bir çok Padişah vardır tıpkı abdülhamit han' gibi

O, gerçek bir proje, politika ve strateji adamıydı."Abdülhamid Han, diğer Osmanlı padişahları gibi ağaca, tabiata ve tabiat varlıklarına büyük önem verir ve koruma altına alırdı. Öyle ki, Belgrad ormanlarına zarar verip ormanı tahrip ettikleri için bir köyü sürgün etmekten çekinmemiştir. Aynı zaman da Abdülhamid han' dinine islamına çok bağlıydı “Müslümanların Halifesi' lakabını almıştı hayatı boyunca ibadetlerini hiç aksatmaz abdestsiz evrak imzalamaz. Osmanlı'nın "veli" padişahlarından biri olarak nitelendirecek kadar koyu dindardı aynı zamanda Hz.peygamber (a.s.m.) sevdalısıydı. Hazreti peygambere ve O"nun davasına en fazla gönul verip kendini adayanlardandı. Sultan Abdülhamid, Hz.peygamber'in kabr-i şerifi üzerindeki yeşil kubbe üzerine 24 ayar altından bir âlem diktirmiştir
Fransa'da bir olay cereyan etmiştir. Daha önce Roland'ın Kızı başlıklı bir piyes neşrederek İslâm düşmanlığında
gemi azıya alan, Fransa’nın tanınmış yazarı ve dahası “Akade mi üyesi" Vickonte Henri de Bornier (1825-1901), “Muhammed" isimli 1800 misralık manzum bir dram yazmış ve bunu Komedi Franz (Comedie Français) Tiyatrosu’na 1888'de kabul
ettirip programına aldırmaya ve sahne provalarının da 1890'da başlatılmasına muvaffak olmuştu. Piyes, peygamberimizi sahnede gösterdiği gibi, O'nu ve İslâm dinini aşağılayıcı bir muhtevaya sahipti. Abdülhamid, "halife müslimin sıfatıyla duruma derhal müdahale ederek Osmanlı'nın paris elçisi Esad paşa ve fransa'nın istanbul büyükelçisi Kont E. Montebella aracılığıyla fransa Cumhurbaşkanı sadi Carnot'a bir haber uçurmuş ve oyunun kesinlikle oynanmamasının, oynanırsa bunun Türk fransız ilişkilerin sonu olacağını" duyurarak bütün Fransa'da oyunun tensilini her zaman okduğu gibi yasaklatmayı yine başarmıştı.
Ermenilerin bir arabanın içine 20 kiloya yakın saatli bomba yerleştirerek, Yıldız'daki Hamidiye Camii'nin kapısına yakın yerde pusu kuracaklardı. Bomba,Abdülhamid Han'ın cuma namazından çıkış saatine ayarlan mıştı. Saati dolan bomba patlayınca ortalık savaş alanına dönecek; geride 26 ölü, 58 yaralı bıirakacaktı.
Patlama esnasında padişahın, camide Şeyhülislam Cema leddin Efendi ile sohbet ediyor olması, Ermenilerin plânlarıni altüst etmişti.
Ermenilerin zıvanadan çıkmasında, en fazla da misyonerlik faaliyetlerinin büyük rolü olmuştu. Özellikle Amerikan (ABCFM) misyonerleri; Türkiye'ye girmek için Ermenileri açık kapı" olarak görmüş ve Osmanlı Devleti'nin "sadık tebaası'nı açtıkları okullar kanalıyla tahrik ederek, Türklere karşı düşmanlık aşılayıp, terör örgütlerinin oluşumunun altyapısını hazırlamışlardı.
225 syf.
·10/10
Sultan Vahdeddin'i yerden yere vuranlara ecdadımızın hayatını okumadan eleştiren cahil kesime güzel cevap niteliğinde bir eser.Mutlaka okuyun derim arkadaşlar.
336 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10
Dikkat spoiler içerir.
Osmanlı padişahları, o dönemde yaşananları kimi zaman belgelerle kimi zaman da kıssadan hisselerle anlatan güzel bir tarihi kitap. ABD ve Cezayirliler arasındaki ilişki ve ABD bünyesindeki Osmanlı etkisinden başlayarak, Bosnalıların 2. Mahmud'a gavur padişah demesi, Karlofça'nın aslında diplomatik bir kazanım olması, Vahdettin ve Mehmet Reşat hakkında bilinmeyen bazı noktalar da anlatılıyor. Geri kalan kısmında bildiğimiz hikayeler olan Yavuz, Fatih, Kanuni, Abdulhamit gibi isimlere yer veriliyor. Harem ve Ermeni Tehciri hakkında kamuoyuna yansıyanlardan farklı bilgiler verilen bu kitap, keyifle bir solukta okunanlardan.
111 syf.
·1 günde·9/10
Bu kitapta ilk 5 osmanlı padişahın hayatı anlatılıyor.
Kitabı okurken birden Osmanlı ne kadar büyük ve heybetliymiş diye düşündüm.Osmanlı hayranlarına bu kitabı öneririm.
Yusuf CANTAŞ
Yusuf CANTAŞ Son İmparator - Abdülhamid Han'ın Gizemli Dünyası'ı inceledi.
320 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Kitap genel olarak içerisinde güzel bilgileri barındırıyor ancak Abdülhamit Han'ın hatıratı diyerek Süleyman Nazif tarafından pişmanlık göstergesi olarak yazılmış olan ifadeler kaynak gösterilmiş ve bunlara oldukça yer verilmiş. Ayrıca fazlaca tekrara düşülmüş. Daha kaliteli olabilirdi diye düşünüyorum..

Yazarın biyografisi

Adı:
İsmail Çolak
Unvan:
Tarihçi Yazar
Doğum:
Kayseri, 1971
1971’de Kayseri, Develi’de dünyaya geldi. 1992’de Gazi Eğitim Fakültesi Tarih Bölümü’nü bitirdi. Yazı hayatı, 1991’de Zaman Gazetesi’nde başladı. Burada 1995’e kadar Kürt Meselesi ve Yakın Tarih ağırlıklı yazı diziler ve makaleler yazdı. 1995’ten beri sayısız dergi ve gazetede Çalışmalarını aralıksız sürdürdü ve bir kısmı kapak dosyası olmak üzere 300’ü aşkın makaleye imza attı.

1997’den itibaren Tarih ve Medeniyet, Tarih ve Düşünce dergilerinde araştırmaları yayınlandı. Yeni Dünya Dergisi’nde Şubat 1997’de başlayan yazı hayatı kaleme aldığı tarih yazılarıyla Mart 2006’ya kadar sürdü. Mart-Ağustos 2000 tarihleri arasında kısa müddet iÇın Semerkand Dergisi’nde yazılar kaleme aldı. Şubat 2000’den Temmuz 2003’e kadar Anadolu Gençlik Dergisi’nde araştırma-inceleme türünde tarih yazıları yayınlandı. Mart 2002’den Temmuz 2005’e değin Vuslat Dergisi’nde de periyodik olarak yazdı. Ekim 2005 Temmuz 2007 arasında ise GenÇ Gelişim Dergisi’nde tarih iÇerikli yazıları yayınlandı. Halen Ekim 2004’ten bu yana Gülistan Dergisi’nde aylık olarak yazmaktadır. Ayrıca Ağustos 2007’den beridir Somuncu Baba Dergisinde de makaleleri neşredilmeye başladı.

Bunların dışında arada bir yazılarının yayınlandığı yayın organları şunlardır: Türk Dünyası Tarih, Diyanet Aylık, Diyanet Avrupa, Keşkül, İlkadım, Eğitim Bilim, Lamure, İki Dünya, Kişisel Gelişim, GenÇ Beyın, dergileri ile Zaman, Vakit ve Yeni Dönem gazeteleri.

Makale Çalışmalarının yanında, 2000 yılından itibaren kitap Çalışmalarına da ağırlık veren yazar, daha Çok Osmanlı Tarihi, Kültür ve Medeniyeti ve Yakın Tarih eksenli araştırma-inceleme formatında eserler kaleme aldı.

Yazar, evli ve iki Çocuk sahibi.

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 93 okur okudu.
  • 48 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.