1000Kitap Logosu
Jale Sancak
Jale Sancak
Jale Sancak

Jale Sancak

Yazar
Derleyen
BEĞEN
TAKİP ET
7.5
79 Kişi
213
Okunma
13
Beğeni
2.043
Gösterim
Unvan
Yazar
Doğum
İstanbul, Türkiye, 3 Aralık 1958
Yaşamı
3 Aralık 1958 tarihinde İstanbul’da doğan Jale Sancak, Bebek İlkokulu’nu, sonra da Behçet Kemal Çağlar Lisesi’ni bitirdi. Sekreterlik, düzeltmenlik, redaktörlük, desinatörlük yaptı. 1984’ten beri tekstil sektöründe modelist ve tasarımcı olarak çalışıyor. İstanbul’da yaşayan yazar; evli ve bir çocuk annesi. Resimle de uğraşan Sancak, 1985’te TRT İstanbul Radyosu’nda seslendirilen “Yitik Sesler” adlı oyunuyla yazarlık yaşamına adım attı. 1980’li yıllarda yazdığı şiirler dönemin sanat ve edebiyat dergilerinde basıldı. Radyofonik oyunları ise TRT radyoları tarafından yayınlandı. 1979 yılında yapılan bir film hikâyesi yarışmasında birincilik ödülü aldı. “Mırıl Mırıl Münevver” adlı öyküsü TRT tarafından televizyon filmi olarak çekildi ve gösterime sunuldu. TRT radyolarında 20 kadar oyunu yayınlandı. Özel TV ve radyolara tanıtım programları hazırladı. “Kasabanın İncisi” adlı televizyon dizisinin senaryo ekibi içinde yer aldı. 1998’de TRT’ye “Ateşi Çalmak” adlı televizyon programını hazırladı. Gene TRT’de yayınlanan “Ömrüm Ömrüm” adlı dizide metin yazarı ve danışman olarak çalıştı. İlk öykü kitabı Bu Gece Pera’da 1989’da yayımlandı. 2001’de ve 2005’te Açık Radyo’da hazırlayıp sunduğu “Kenti Dinlemek” ve “Yaşamdan Sahneye” programları kitaplaştırıldı. 2001’de “Bıçkın Melek ve Küçük, Önemsiz Bir Kayboluş” adlı öyküsüyle Haldun Taner Öykü Ödülü ikinciliğini aldı. “Bu Gece Pera’da” adlı öyküsü Finceye çevrildi. Öykülerinden bir derlemeSeçilmiş Öyküler adıyla Bulgaristan’da, Tanrı Kent ve Yitik Şarkılar ise Almanya’da yayımlandı. Almanya’da gerçekleştirilen bir dizi edebiyat etkinliğine konuk olarak katıldı. 19 Mayıs Kültür Merkezi, Aralık Derneği, Basad ve Turkcell Akademi’de yaratıcı yazarlık eğitimi verdi, edebiyat atölyeleri düzenledi. Şu anda İstanbul Galatapera Kültür ve Sanat Derneği’nin başkanıdır ve Galapera Sanatevi’nde hem edebiyat etkinlikleri hem de yaratıcı yazarlık, öykü ve senaryo atölyeleri düzenlemekte ve eğitmenlik yapmaktadır. Muzaffer Buyrukçu, “Hayatın Bu Yakası” başlıklı yazısında Jale Sancak’ın öykülerini şöyle değerlendirir: “Jale Sancak‟ın öyküleri, durgun hareketsiz bir zeminde göverir. Heyecan, entrika, kurgu çarpıcılığı, insanın yüreğini ağzına getiren bir coşku yoktur. Ama bir anlatım zenginliği vardır. Okurla baş başa kalan kişilerin yaşamlarını besleyen gölcükleri, ayrıntılı ve dopdolu bir biçimde koyar ortaya. Ruhlardaki karmaşayla, o karmaşanın doğmasına neden olan olayları ustalıkla kurcalar ve okurun iç evrenindeki olanakların arttırılmasına çalışır. “Sanat toplumun aynasıdır” derler ya, Jale Sancak, toplumun bir üyesi olan bireyin varlığındaki kıpırtılara ayna tutar, o aynayı benliğinin bütün katmanlarında dolaştırır, saptadığı gelgitleri, kavgaları, yükselme ve alçalmaları öyküleştirir.”
Devrim  Özgür
Kirpiğin Düşmesin Yere'yi inceledi.
152 syf.
·
6 günde
·
Beğendi
·
Puan vermedi
Çok değerli bulduğum bir çalışma.İstanbul Sözleşmesi'nin kaldırılmasıyla beraber hız kesmeden devam eden kadın cinayetlerine dikkat çekmek ve mağdur kadınlarla dayanışmak için İzmir'deki Zorba Kitabevi öncülüğünde hayata geçen bu proje 19 kadın yazardan 19 öykünün derlenmesini kapsıyor. Çok sevdiğim yazarlardan tadı damağımda kalan öyküler okudum,yeni yazarlarla tanıştım.İçlerinde çok sevdiğim kalemler,icimi yakan öyküler oldu.Kadın edebiyatı okumak isteyen,dayanışmak isteyen herkese tavsiye ederim.Keyifle okudum.Ayrıca bu kitaptan elde edilecek tüm gelir Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı'na bağışlanıyor.Emek veren herkese, katkı sunan tüm yazarlarımıza ve bu çalışmaya imza atan Notabene Yayınevi'ne teşekkürler.
Kirpiğin Düşmesin Yere
OKUYACAKLARIMA EKLE
12
Ramazan Tekdemir
Kirpiğin Düşmesin Yere'yi inceledi.
152 syf.
·
5 günde
·
Beğendi
·
8/10 puan
Sevda Karadağ Çırak'ın yayına hazırladığı, bir çok yazarın öykülerinden oluşan ve gelirlerinin mor çatıya gittiği "Kirpiğin düşmesin yere" kitabını okuma fırsatı buldum. Duyarlılığımızı arttırmak ve mor çatıya destek olmak için tavsiye ederim. Kollektif bir çalışmanın ürünü olan kitabımızda 19 öykü mevcut. Karakterler ve mekanlar değişse de yaşanmışlıklar ortak bir paydada buluşuyor çoğu zaman, kadın olmanın geri kalmış toplumlarda ne kadar zor bir durum olduğu gerçeği. Yazarlar kalemleriyle ataerkil toplumumuza ayna tutmuşlar. Her öyküde karanlık içerisinde üzerime bir kapı daha kapanmış hissine kapıldım. Tıpkı kapalı kapılar ardına mahkum edilmiş yaşamlar gibi. Dinsel tabuların ve erkek yüceltilmesinin en yüksek seviyede olduğu bir toplumda hakkı, adaleti, eşitliği bağıran bu sesler "deli gömleği içinde deli olmadağını haykıran birinin umutsuzluğunu" yaşıyor çoğu zaman. Eşitliği haykıran bu sesler zorla susturuluyor ve zorla tehlikeli fikirler girdabına itiliyorlar. Evet, ataerkil düzenin kaymağını yiyen bu az gelişmiş homosapiensler için iktidar gücünü kaybetmek adına çok tehlikelidir kadın ve erkek eşittir demek. Günlük sohbetlerin konusu olacak kadar basit bir hale geldi kadın cinayetleri, baskıları, dışlanmaları. Unutmamalı ki umudun bittiği yerde yaşam biter. Öykülerde yaşama dört elle sarılan kadınlar var. Duvarları yıkan, kapıları yakan kadınlar. Bu kayıp ruhların dünyasında insan olmayı başaran ruhlara denk gelmeniz dileğiyle.
Kirpiğin Düşmesin Yere
OKUYACAKLARIMA EKLE
2
20