James Baldwin

James Baldwin

Yazar
8.1/10
123 Kişi
·
313
Okunma
·
54
Beğeni
·
3.037
Gösterim
Adı:
James Baldwin
Unvan:
Afrikalı-Amerikalı yazar
Doğum:
Harlem, Manhattan, New York, New York, ABD, 2 Ağustos 1924
Ölüm:
Saint Paul de Vence, Fransa, 1 Aralık 1987
James Baldwin (d. 2 Ağustos 1924 – ö. 1 Aralık 1987), Afrikalı-Amerikalı yazar.

20. yüzyıl ortalarında, ABD'de yaşanan ırk sorunlarının yanında, Baldwin'in siyahi bir eşcinsel olması da eserlerine sosyal ve psikolojik derinlik katar.

1956 yılında yayınlanan "Giovanni'nin Odası" (Giovanni's Room) romanı, samimiyeti ve hassas bir konuda öncü olmasıyla eşcinsel edebiyatınınönemli bir eseri kabul edilir.

Aktör ve tiyatro yönetmeni Engin Cezzar'ın yakın arkadaşı olan Baldwin, Cezzar'ın anılarına göre 1962'de yayınlanan "Bir Başka Ülke" (Another Country) romanını İstanbul'da, Engin Cezzar - Gülriz Sururi çiftinin evinde tamamlamıştır.
Yürüyorum. Rüzgar bir vapur düdüğünün çığlıklarını taşıyor. Yapayalnızım. Ama bir kentin üzerine yürüyen ordu gibiyim.
Bütün insanlara iyi davranın; iyi olmayan şeylerin dudaklarınızdan dökülmesine izin vermeyin; kendinizi unutun; düşüncelerinizi kötülükten ve kalplerinizi hilekarlıktan uzak tutun.
178 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Seneler evvel üniversitede, ayaküstü bit sohbet sırasında bir arkadaşım tezini James Baldwin üzerine yazdığını söyledi. Daha önce hiç bilmediğim bu modern Amerikan yazar oldukça ilgimi çekmişti ama bir türlü okuma fırsatım olmamıştı. Şimdi ne kadar geç kaldığıma üzülüyorum.

James Baldwin siyahi ve eşcinsel bir yazar , oyun yazarı, şair ve aktivisttir. Kitaplarında ırkçılık, cinsellik,toplumsal ve psikolojik baskılar gibi konulara yer vermiştir. Özellikle 1956 yılında, henüz Amerika'da Cinsel Devrim bile gerçekleşmemişken yazdığı Giovanni'nin Odası kitabı oldukça cüretkar ve eşcinsel edebiyat için önemli bir eserdir.

"Au revoir,Giovanni."
"Au revoir,mon cher."

diye bitiyor David ve Giovann'nin hikayesi. Arka kapakta aşk üçgeni yazdığına bakmayın. Son sözlerden de anlaşılacağı üzere tek aşık olan Giovanni'dir. David ise sadece kendi gerçeğini bulma ve kabul etme sorunlarıyla boğuşma içindedir.

İlk gençliğinden itibaren eşcinsel duygularını anlamaya başlayan David bunları bastırmak için çok çaba harcar. Kendini bulmak ya da kendinden kaçmak amacıyla Paris'e gider ama kaçtığı şeyin tam ortasına düşer. Giovanni ile tanışır, mutluluk ve azap dolu günler başlar.

David mutludur çünkü Giovanni ile beraberken rahat ve kendisi gibidir. Ona dokunmak,onunla sabahlara kadar konuşmak rüya gibidir. Azap içindedir çünkü toplumun ve cinsiyetine atfedilen "normal"kalıplarının dışındadır. Farklı olmak zordur, yorucudur. David ise bunu göze alamaz ve "normal"in rahatlığını ve tasasızlığını özler. "Normal" olmak mutlu olmaktan kolaydır. Giovanni'den bile bazen nefret eder onu değiştirdiği ve artık eskisi gibi olamadığı için.

Kitapta bana göre sarsıcı olan şey David'in bu kadar özgürlüğün içinde hala daha kendisi olamamasıdır. Ailesinden,akrabalarından,çevresinden uzakta, kız arkadaşıyla ilişkisi yeni bitmiş, çevresinde eşcinsel insanlar varken yani kendisini ayıplayacak,kınayacak, engelleyecek kimse yokken bile David yaptığının yanlış olduğunu, böyle bir yaşantısı olmaması gerektiğini düşünür. Bazı fikirler kafamıza öyle bir işleniyor ki ne kadar kaçarsak kaçalım özgür olamıyoruz.

Kitabın ismi Giovanni'nin odası ancak kitapta birçok farklı odadan bahsediliyor. Giovanni'nin odası, Joey'in odası, Guillaume'nin odası, otel odası vs. Bunlar içinde en önemlisi tabii ki Giovanni'nin odası. Küçük,basık,dar, dağınık, kirli, havasız, berbat bir odadır burası. David bu oda için şunları söyler: " Giovanni'nin odasını nasıl tanımlayacağımı bilemiyorum. O bir şekilde şimdiye kadar attığım her oda kadar benimdi. Şimdiden sonra da içinde bulunacağım her oda da bir şekilde bana bu odayı anımsatacak." Bir bakıma David ve onun gibi eşcinsel olan herkesin içinde bulunduğu ve bulunacağı ruh halini betimler bu sözler. Her zaman kapana kısılmış, bastırılmış, nefesi kesilmiş, pisliğe bulanmış... Giovanni'nin odayı David için güzelleştirme çabalarına rağmen David ilk gördüğü andan itibaren bu odadan kaçmak istemiştir ama gidebileceği tek yer başka bir odadan ibarettir.

Okuma zevkinizi kaçırmamak adına burda bahsetmediğim birçok olay ve nokta var. Çok samimi bulduğum ve keyifle okuduğum bir kitap oldu. Baldwin'in diğer eserlerini de kesinlikle okuyacağım.

Herkese iyi okumalar :)
198 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Bir oturuşta okunan bir şaheser daha. Dönemin koşulları göz önüne alındığında, bir siyahi olarak epey cesur bir konu seçmiş Bay Baldwin; eşcinsellik ve toplum baskısı ile heteroseksüelliğe dönme çabası. Yürek burkan konusu, karakterlerin iç dünyasını yansıtma şekli ve kurgunun sağlamlığıyla kesinlikle okunması gerektiğini düşündüğüm bir eser. Yıldızlı tavsiyemdir. =)
168 syf.
Hella, David ve Giovanni arasında ki aşk üçgeni. Hella yalnız kalıp düşünebilmek için Ispanya 'ya gidiyor o arada David gittiği barda Giovanni ile tanışıyor ve o günden sonra Giovanni 'nin odasında yaşıyorlar. iki erkek arasında yaşanan ilişkiyi yazar öyle anlatmış ki kitap çok sürükleyici ve hiç rahatsız etmiyor insanı sonu biraz trajik ama ben nasıl bittiğini anlamadım bile. Yazar çok cesur bir kitap yazmış ama çok iyi bir kitap okunmalı önyargılı olmamak lazım.
178 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10 puan
Her ne kadar David’in tutarsızlığına,kabullenemeyişine,aynalardan kaçışına,düşüncesizliğine dayanamasam da onun gözlerinden Giovanni’nin odasını görmem mümkün değildi-değil de..
James Baldwin’in methini duymuş ama bir türlü elim gitmemişti raftan kitabını almaya.Sinirleneceğimi bildiğim için belki de.Eşcinsel aşkın hala heteroseksüel aşktan “farklı” gösterilmesine olan sinirim..Ama Baldwin bunu tüm olağanlığı,getirdiği sancıları “peri masalına” bürümeden sunuyor.Gücü de buradan geliyor: akışkan kelimeler ve safi bir anlatım.
144 syf.
·Puan vermedi
Malcolm X , Medgar Evers ve Martin Luther king  Amerikadaki siyahi mücadelenin üç büyük isim, bu adamların hayatlarını ve notlarını konu alan kitapta ırkçılıktan çok, bir insanlık dramı işleniyor. İnsanların tenleri ile ayrıştırmaları korkunç bir durum fakat bu üç adam mücadeleleri ile dünyaya seslerini duyuruyorlar. Karaderiliydiler, ama onları bağlayan tenlerinin rengi değildi. Hayli farklı savaşlarda meydanlarda verdikleri mücadelelerdi. Bu 3 adam Irksal karmaşanın sisini ortadan kaldırıyorlardı. Aslında yobaz, bağnaz, geri kafalılar için  tehlikeliydiler.
Medgar, Malcolm ve Martin arasındaki karmaşık bağları ve
benzerliklerini okuyacağınız kitapta sesini duyurmak isteyen siyahilerin çığlıklarına ve  verdikleri mücadelelere tanıklık edeceksiniz.
80 syf.
·Puan vermedi
Bundan Sonrası Ateş; Amerika’nın gerçek ve karanlık yüzünü Harlem sokaklarında yetişmiş yazarın ifadesiyle bir negronun yani siyahinin dilinden anlatıyor. Yaşayan da anlatan da yazarın bizzat kendisi. Amerika’nın köklerinden gelen eşitsizliği ve ikiyüzlülüğü birinci ağızdan dinlemek zaman zaman dehşet ve utanç verici duygular uyandırıyor okurun ruhunda. Ayrıca James Baldwin, ülkedeki siyahi müslümanlarla karşılaşmasını hayranlık dolu cümlelerle anlatıyor. Malcolm x’in de içinde bulunduğu siyahi müslümanların cesur mücadelesi hakkındaki görüşlerini de öğrendiğiniz kitap 76 sayfa. Amerikan rüyasının nasıl seçkin azınlık dışındaki bütün insanlar İçin bir kabus olduğunu bir Amerikan negrosunun ağzından utana utana okuyoruz. Amerika’yı çağdaş, demokrat ve kurtarıcı olarak görenlerin gerçekle yüzleşmesi için okumaları gereken bir kitap. Ancak zor okunan ve dikkat isteyen bir çalışma oldunu da hatırlatmakta yarar var. #kitap #book #bookstagram #kitapönerisi #kitapyorumu #kitaptavsiyesi #fantastikkitap #bilimkurgu #bundansonrasıateş #jamesbaldwin #charliejaneanders #yky #roman
144 syf.
·Puan vermedi
Günaydın
.

Neden ? İnsanları din,dil,ırk ve renklerinden dolayı ötekileştirirler.Bu yaşa geldim hala anlamıyorum.
Ben bir insanım.Karşımdaki de bir insan.Neden empati yapmak bu kadar zor
.

Ben Senin zencin değilim!Malcom X,Martin Luther Kıng Jr ve Medgar Evers.Amerika’daki siyahi mücadelenin üç sembol ismi.Üçü de 40 yaşını görmeden öldürüldüler...Birbirinden farklı yöntem ve üslüplarla Amerika’daki ırkçılığa karşı mücadele eden bu üç “siyah adam”ın ortak arkadaşıydı James Baldwin.
2016'da aynı adla etkileyici bir belgesele de konu olan bu kitap,eşcinsel kimliği ve derisinin rengi yüzünden ağır baskılara maruz kalan Baldwin'in hayatından anlar, tanıklıklar ve diğer tarihsel olaylar ışığında ABD'deki siyahlara yönelik ırkçılığa karşı bir başkaldırı metni.
.
“Dünyada herhangi bir beyaz adam ‘Bana ya özgürlük ya ölüm verin,’deyince bütün beyaz dünya alkışlıyor.Siyah bir adam tamamen, kelimesi kelimesine aynı şeyi söyleyince,suçlu olduğuna hükmediliyor ve suçlu muamelesi görüyor ve bu pis zenciden örnek oluşturmak için mümkün olan her şey yapılıyor ki bir daha onun gibisi çıkmasın.”
.
- I am not your Negro
.
#benseninzencindeğilim #jamesbaldwin #kırmızıkedi #hayallervekitaplar #okudumbitti #bookblogger
172 syf.
·7/10 puan
Akıcı bir dili ve çok zekice diyalogları var. Bir günde bitirilecek sürükleyici bir kitap.
Hikayesi sert bir Harlem hikayesi. Cinsellik de barındırıyor.
Edebiyata dair bir şeyler öğrenilebilecek bir kitap.
Baldwin'i sevdim.
178 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Tekrar tekrar okumak isteyeceğim ve her okuduğumda gözyaşlarıma engel olamayacağım bir kitap..

Siyahi ve eşcinsel bir yazar olan James Baldwin diğer bütün kitaplarında siyahlarla ilgili yazmasına rağmen bu kitabı iki beyaz erkekle ilgili yazmış. Kitapta ne zaman iki erkek birbirine dokunsa paragraf ya da bölüm orda bitiyor ve başka bir zaman dilimine geçiliyor. Ne kadar baskıcı bir dönemde yazıldığını burdan anlayabiliriz.
Kitabın anlatıcısı ana karakter David sürekli kendisiyle bir mücadele halinde. Eşcinsel olmasının normal olduğunun farkında ama bir türlü kendine yakıştıramıyor ve bu yaşam tarzını küçümsüyor. 'Normal' olmak için çabalarken duygularına da karşı koyamayışı beni çok etkiledi.
Giovanni... Onu kelimelerle nasıl anlatabilirim bilmiyorum. Şimdiye kadar en çok kalbime dokunan kitap karakterlerinden biri oldu. David' e karşı masum ve koşulsuz sevgisi ve onun sevgisine delicesine muhtaç olması.. 'Sen beni sevemezsen ben ölürüm' sözünü asla unutmıycam
(Spoi) David' in Giovanni'yi terkedip giderken kendine iyi bak demesi üzerine Giovanni keşke bunu bana tanıştığımız ilk gün söyleseydin der. Sanırım bir diğer unutamayacağım söz de bu..

Yazarın biyografisi

Adı:
James Baldwin
Unvan:
Afrikalı-Amerikalı yazar
Doğum:
Harlem, Manhattan, New York, New York, ABD, 2 Ağustos 1924
Ölüm:
Saint Paul de Vence, Fransa, 1 Aralık 1987
James Baldwin (d. 2 Ağustos 1924 – ö. 1 Aralık 1987), Afrikalı-Amerikalı yazar.

20. yüzyıl ortalarında, ABD'de yaşanan ırk sorunlarının yanında, Baldwin'in siyahi bir eşcinsel olması da eserlerine sosyal ve psikolojik derinlik katar.

1956 yılında yayınlanan "Giovanni'nin Odası" (Giovanni's Room) romanı, samimiyeti ve hassas bir konuda öncü olmasıyla eşcinsel edebiyatınınönemli bir eseri kabul edilir.

Aktör ve tiyatro yönetmeni Engin Cezzar'ın yakın arkadaşı olan Baldwin, Cezzar'ın anılarına göre 1962'de yayınlanan "Bir Başka Ülke" (Another Country) romanını İstanbul'da, Engin Cezzar - Gülriz Sururi çiftinin evinde tamamlamıştır.

Yazar istatistikleri

  • 54 okur beğendi.
  • 313 okur okudu.
  • 9 okur okuyor.
  • 308 okur okuyacak.
  • 7 okur yarım bıraktı.