Jane Austen

Jane Austen

Yazar
8.4/10
2.650 Kişi
·
7.947
Okunma
·
928
Beğeni
·
18.478
Gösterim
Adı:
Jane Austen
Unvan:
İngiliz Roman Yazarı
Doğum:
Steventon Rectory, Hampshire , İngiltere, 16 Aralık 1775
Ölüm:
Winchester , Hampshire, İngiltere, 18 Temmuz 1817
Jane Austen (16 Aralık 1775 - 18 Temmuz 1817) 19. yüzyılda yaşamış İngiliz roman yazarı. Steventon, Hampshire'da 1775'de doğan Jane Austen; 1783'te Oxford'da bir akrabası sayesinde okumuş; eğitimine Southampton'da devam etmiş; en sonunda da kadınlar için bir okul olan Reading, Berkshire'da Abbey okulunda okumuştur. Roman yazmaya 1789'da başlar, 1802'de kendi tanımıyla büyük ve garip biri tarafından (Mr. Wisley) evlenme teklifi alsa da kabul etmez. İkilinin yaşadığı ilişki Aşkın Kitabı (Becoming Jane) adlı filmde işlenmiştir. Babasının 1805'de ölmesinden sonra Southmpton'a taşınır. 1809'da Chawton'a zengin kardeşinin yanına taşınır, ve günümüzde bu ev bir müze ve turistler için popüler bir yer haline gelir. Jane Austen, dünyanın en ünlü yazarlarından biridir. Yaşadığı döneme ilişkin tasvirleri ve kahramanlarının karakterleri romanlarının klasikler arasında yer almasını sağlamıştır. Jane Austen bir köy papazının yedinci çocuğuydu. Babası tarafından eğitilmişti. O dönemdeki kadınlardan daha iyi bir eğitim aldığı için şanslıydı. Ebeveyni, çocukların hayal gücüne dayalı oyunlarını cesaretlendirdi. Papaz evinin ahırını, yaz tatillerinde ailelerin oyunlar sahneye koyabileceği küçük bir tiyatroya çevirdiler. Austen, 12 yaşına geldiğinde kendi hikayelerini yazıyordu; fakat ilk romanının yayımlanması için yaklaşık 25 yıl daha geçmesi gerekecekti. Austen'in romanları, günümüzde oldukça popülerdir. İnsanların zaaflarını esprili bir anlayış ve zarif bir mizahla eserlerinde işlemiştir. Romanlarının başkahramanlarının hepsi kadındır ve romanlarının hepside mutlu bir evlilikle sona ermiştir. İlk olarak Aşk ve Yaşam(1811) adlı kitabı basıldı. Bunu Gurur ve Önyargı (1813), Mansfield Parkı(1814) ve Emma (1816) takip etmiştir. Northanger Manastırı ve İkna romanlarının her ikisi de Austen'in ölümünden sonra 1818'de basılmıştır. Bütün bu romanlar anonim olarak yayımlanmıştır. Austen, hiç evlilik yapmamış, bunun yerine romanlarının birçok bölümünün geçtiği Bath dahil birkaç yerde ailesiyle birlikte yaşamıştır. Mayıs 1817'de aile, Austen'in hastalığına çare aramak için Winchester'e taşınmış; ancak yazar, iki ay sonra ölmüştür. Cenazesi Winchester Katedraline gömülüdür. Jane Austen'in tüm romanları, televizyon veya sinemaya uyarlanmış, en başarılı 3 romanı film yapılmıştır. Bunlar: Aşk ve Yaşam(1995), Emma ve İkna(her ikisi de 1996'da gösterime girdi.) Gurur ve Önyargı 1995'te çok başarılı bir televizyon dizisi oldu. 18 Haziran 1817'de göğüs kanserinden ölen ane Austen; öldüğünde henüz 42 yaşındadır ve Winchester Katedrali'ne gömülmüştür.
"İtiraf ediyorum, kitap okumak kadar eğlenceli bir şey yokmuş! İnsan kitap okumak dışında her şeyden çabucak sıkılıveriyor. Kendime ait bir ev sahibi olduğumda, şöyle muazzam bir kütüphane edinmeyi başaramazsam kahrolurum."
Dans etmeyi sevmek, aşka atılan ilk adımlardan biri anlamına gelirdi...
Jane Austen
Sayfa 17 - Martı Yayınları
"Onun gururunu ben de kolaylıkla hoş görebilirdim. Benim gururuma dokunmamış olsaydı."
"Sen bana, gerçekten sevilmeye değer bir kadının sevgisini kazanabilmek için daha başka erdemlere sahip olmam gerektiğini öğrettin."
Karşısındakinden cesaret almadan gerçekten âşık olabilecek kadar pişkinlik gösterebilen azdır.
"Ne derlerse desinler, okumak kadar zevkli bir şey olamaz! İnsan kitaptan başka her şeyden o kadar çabuk bıkıyor ki!"
Çeviri kitapların da en çok sıkıntı yaşadığım şeylerden birisi içinde fazlaca isim olması. Bu kitapta da o kadar çok isim vardı ki ara ara geri dönüp hangi isim kime ait diye bakmak zorunda kaldım. Bir ara karmaşa ile baş edemeyip isimlere Ayşe Fatma Ahmet Mehmet falan bile yazmayı düşünmedim değil. Çünkü Mr'ler Mrs'ler havada uçuşuyordu.  :》

Her neyseee kitabın konusuna gelince çok süprizli bir şey yok adından da anlaşılacağı üzere Gurur ve Önyargı :D
Kitaba bayıldım, şahanee çok etkisinde kaldım diyemesem de kesinlikle kötü, okumayın diyeceğim türden de bir kitap değildi. Biraz pembe dizi tadında, bolca diyalog içeren, kızlarını zengin koca ile evlendirme derdine düşen Mrs Bennet ve müthiş tespit, iğneleyici tavırları ve zaman zaman bana kahkaha attıran Mr Bennet'in kızlarının balolara katılıp koca bulma maceraları çerçevesinde şekillenmiş bir olay örgüsü var. Çok yoğun bir anlatım olmadığı için başka kitap ile de zaman zaman açıp okunabilecek türden. Ama böyle yaparsanız benim gibi 14 günde bitirirsiniz :D

Merak edip internetten Jane Austen hakkında bir iki şey okumak istedim. İlginç ve bilgilendirici şeylere ulaştım. Şöyleki; kendisi çok mutlu bir hayat yaşamamış. Aşık olduğu kişi kendisinden maddi anlamda yukarıda olduğu için evlenememiş. Daha sonra iyi bir hayat yaşarım diye düşünerek zengin birisinin evlenme teklifini düşünmeden kabul etmiş ama ertesi günü pişman olduğu için vazgeçmiş. Aşk hakkın da tavsiye isteyen yeğenine de kesinlikle aşık olmadan kimseyle evlenmemesi gerektiğini söylemiştir.
Jane, öldüğü zaman aşık olduğu kişi Jane'in mezarını ziyaret etmiştir. Kendisine Jane ile olan aşkını sordukları zaman "çocukça bir şeydi" dese bile evlendiği zaman ilk çocuğuna Jane ismini vermiştir.

Aslında kitabında da bu konuyu işliyor. Hiç bir kadının para ve statü için değil de sadece aşk evliliği yapmalarını istemiştir. Kendisi sevdiği adam ile kavuşamamış olmasına rağmen kitaplarını da genel de mutlu son ile bitirmiş.

*Son olarak bununla alakalı bir bilgi bulamadım ama kurstaki hocam o dönem de kadınların kitap basımlarında kendi isimlerini kullanmayıp  erkek isimleri ile bastıklarını söylemişti. O dönemde ki şartlardan dolayı sanırım...
Doğruluğu hakkında bilgi sahibi olan birisi yoruma ekleyebilir.

Yukarıda Jane Austen hakkında bahsettiğim bilgilerin tamamına ulaşmak için  http://www.thereadingladyy.com/...jane-austen.html?m=1 ziyaret edebilirsiniz.

Filmi de varmış sanırım. Henüz izlemedim ama izlemeyi düşünüyorum. Zira isim karmaşasından atladığım olaylar bile vardır muhtemelen  :D
Okuyalım mı diye soranlara gönül rahatlığı ile okuyun ve sevgi ile kalın diyorum.

^_^
Okumaya başladıktan yaklaşık 400 sayfa sonra kitaptan istediğimi tam anlamıyla almış oldum. Tek kelimeyle nasıl olduğunu açıklamam gerekse "muazzam" kelimesini tercih ederdim. Oldukça yavaş işleyen fakat yine de sıkılmadan ilerleyebileceğiniz bir eser. Karakterlerden nasıl bahsedeceğimi bilmiyorum, her türden insan var. Yalnız okuyanların Darcy'e aşık olmalarına gerçekten şaşmamak gerek. Sonuna yaklaştıkça gözlerim doldu mutluluktan. Elizabeth'e oldukça kızdım ben okurken. Elinize geçerse mutlaka okuyun. Düzgün bir yayın tercih edin mutlaka... Bir sürü yazım hatasıyla uğraşıp durdum ne yazık ki...
Aşkı romantizme çok girmeden ama duyguları çok güzel ifade ederek anlatan güzel bir aşk kitabı idi. Oldukça severek okudum.
Devrik uzun ve felsefi kısımlarını saymazsak kısa tasvirleri ile iyi çevrilmiş bir klasikti. Zira klasikleri sevsem de bazen sayfalar ya da paragraflar süren tavsirler sayesinde konudan kopabiliyorum :) Bu defa kopuşlar kısaydı çabuk döndüm.
Özellikle lise üniversite döneminde içindeki edep ve ahlak ile ilgili ipuçları sebebiyle okutmak lazım.
Kitap ilk başlarda yavaş ilerlese de öyle bir noktaya geliyor ki her an her yerden Mr. Darcy çıkacak gibi oluyor.

"Klasikler neden korkutur"? un cevabı genelde ya dillerinin ağır olması ya da karakter sayılarının fazlaca olmasıdır.
Gurur ve Önyargı da karakter sayısı oldukça fazla. Tüm isimlerin akılda kalması da ancak sade bir dil ve yalın anlatım ile gerceklesebilirdi zaten.
Hepsi birbiri ve olaylar ile bağlantılı o kadar çok isim var ki kim kimdi diye geriye dönüp bakmanız gayet doğal.

18. yy. İngiliz aile hayatının aristocrat tabakanın yaşam kurarken maddeciliğe nasıl da önem veriyor olduğunu gamsız bir baba kızlarını bir an önce zengin soylu ve de yakışıklı ingiliz erkekleri ile evlendirmek isteyen bir anne ve o annenin beş kızı üzerinden anlatmış Austen.

Gurur mutluluğunuza Önyargı ise Aşık olmanıza engel olabilir. Fakat gururlu olmak bir duruştur. Aşk ise gurura yenik zavallı bir duygu.
Zengin koca bulmak üzerine kurgulanmış bu kitabı okudum .Tamam. Peki bana ne verdi? Hiç. Bu günkü değer yargılarımla, kitaba yaklaştığımda, kitabın klasik olamayacağı kanaatine vardım. Sanat yok sanat.
Okumaktan keyif alcaksınız. Böyle bir kitap okumamışsınızdır. Okumanızı tavsiye ederim. Bu arada kitabın konusu önyargı ve gurur.. Herkese keyifli okumalar:):)
Hani bazen hayatın hengamesinden yorulmuşuzdur da, bir tek evimize vardığımızda ruhumuz dinlenir ve deriz ya, " Evimiz bizim cennetimizdir. " diye! İşte böyle anlarda, " Ev de olmak ne güzelmiş! " derim. Ailem ve kitaplarımın arasında sosyal hayatımı azaltarak ama okuduğum kitaplardaki kahramanların eşliğinde yoğunlaştırarak yaşamak ve var olmak.

Dışarıda lapa lapa kar yağarken, sıcacık evimde kitap okuyabilmenin ve zevkine varmanın ayırdında olmak! Hele bir de okuduğum kitaptaki kurgu, kar görüntüleri ile harmanlanmış betimlemeler ile doluysa değmeyin keyfime! Olay örgüsünde anlatılan kahramanlar, benim nazarımda soyut olmaktan çıkıp somut olma yönünde ilerler. Onlar sanki muhitimde yaşayan arkadaşlarım, dostlarımdır. Hayatta yıkılmadan dimdik ayakta durma ve ben daha yaşıyorum, ölmedim dediğim var olma sebebimdirler bir bakıma.

Bazı kitaplar vardır... Okunduktan sonra kişinin benliğinde hiçbir tesir yaratmaz. Yaratmadığı gibi, zamanla tarihin tozlu sayfalarında yok olmaya mahkumdurlar. Ama bazı kitaplar vardır ki; etkin olduğu dönemin üzerinden asırlar geçse de okunulmasını her daim muhafaza eder. Bu da yetmez, okuyan şahsa öyle bir tesir eder ki, mevcut olanı değiştirir ve değişik olanı mevcut kılar. Bir keşfediş yani yeni ufuklara açılan bir kapı gibi, salt insan özündeki var olanı bir kıvılcım ile tutuşturup alevlendirendir.
Okunması kolay ve akıcı bir anlatıma sahip olan Emma, her kesimin zevkle okuması gereken mükemmel bir klasik. Belki süregelen hayatınızı değiştiremez ama hayatınıza bakışınızı, hayata bakışıyla olumlu yönde değiştirebilecek bir yazar, Jane Austen...

Ne zaman yeni bir kitap okumaya başlasam, içimi bir korku seli kaplar. " Ya gereğinden fazla üzülür yada yüreğimde derin hisler duyarsam. " diye hayıflanmaktan geri duramam. Anlayacağınız hazin bir değişikliktir yaşadığım. Haftalar sonra gündelik hayatımın alışılmış akışına dönerim. Tabii ki tek farkla, artık o eski Ben, Ben değilimdir aslında. Benliğimi hem içten, hem de dıştan aydınlatan bir ışımayla devam ederim yaşantıma.

" Erdem kendi,kendinin ödülüdür. " derler ya, her yeni bir eser de, yeni erdemler keşfederim bir bakıma.

Eser erkek hegemonyasının egemen olduğu bir dönemde yaşayan, Emma isimli genç kızımızın hayatı üzerine kurgulanmıştır. İyi ve kötü olaylar karşısında, sağduyulu ve dilinin haddini bilmeyen insanlara verdiği eylem ve içsel tepkileri okumak güzeldi.

Kendi başına buyruk, kendini biraz fazlaca beğenmiş ama iyi yürekli kalbinden de ödün vermemiş bir kahraman var, okurun karşısında. Yanlış yaptığında yaptığının hatalı olduğu ayırdında, duygulu ve hassas. Muhatabı olduğu kişilere, karşı farklı bir tavır sergilese de...

Ne denilebilir ki, değerli okurlar. Mutlaka okumalısınız...
Yazarla, Jane Austen Kitap Kulübü filmi sayesinde tanıştım. En çok bahsedilen kitabı bu olduğu için de bununla başladım. Öğrendim ki Aşk ve Gurur= Gurur ve Önyargı'ymış. Ben de olsam Gurur ve Önyargı ismini tercih ederdim.

Çok fazla uzatılıp anlatılacak bir şeyi yok esasen. Pişman mıyım ? Değilim. Vazgeçtim mi Jane Austen'den ? Hayır. Austen akıcı ve sürükleyici bir dile sahip. Anlattığı döneme bağlı olarak kişiler arasında kullanılan dil biraz resmi gelebilir ama buna alışıyorsunuz.

Güzel gözlemler yapabildiği konular var. Kadın erkek ilişkileri, toplum ve evlilik kurumları, çıkar ilişkileri, paranın insanlar üzerindeki etkisi, saygınlık konularında gözlemleri etkileyiciydi. Ama yazarın bir fikri olmasını istemişimdir hep. Benim hayat görüşüme ters olsun isterse ama bir fikri olsun. Austen'i bu noktada anlayabildiğimi sanmıyorum. Biraz basit buldum desem yeridir. Kitabın en iyi elle tutulur karakterleri Elizabeth ve babası onları diğerlerinden ayıran tek özellik kitap okumaları. Ama bu bile net olarak anlatılmamış. Yani kitabı okuyan, kitap okuyan birinin olayları anlayış kavrayış ve çözüm üretme konularındaki farklarını görebilmeliydi bence. Elizabeth babası ya da Darcy kitabı okuyanın örnek alacağı karakterler olabilirdi. Yani bende böyle olacağım dediği. Bazı noktalarda kitap okuyanları övmüş mü yermiş mi anlayamadım.. Sonuç olarak anlama isteğimde ısrarlıyım :) Bir kitap daha şans vereceğim. Bunu da herkes yapmaz yani :))

Kitabı okurken hep kuşağımda bu ezgi çınladı durdu. Kitabı bu ezgi eşliğinde okudum denebilir. Bunca yazdığımın ardına buraya güzel bir şey bırakmadan gitmeyeyim bari :) Keyifli okumalar..

https://youtu.be/J36lOVRqVog
İlginç bir tesadüf ki edindiğim izlenime göre, Jane Austen'e ait olan kitapları ne zaman elime alıp okumaya başlasam, gerçek hayatta o gün yaşanan hava koşuları ile kurgu da ki hava koşulları birebir örtüşmekte.
Meselâ, yer yer kar görüntüleri ile betimlenmiş olan Emma'yı okuduğumda, her yer beş yıl gibi uzun bir aradan sonra, ilk defa bembeyaz bir örtü gibi karla kaplanmıştı. Kurguda ki anlatımla gözlerimin önünde, yağan karın uyum sağlaması. Tarifi olunamaz harika bir histi, o ana kadar hissetmediğim. Sıcacık evimde ara ara pencereden yağan karı seyrederek, kitap okumanın verdiği hazzı unutabilmem mümkün mü?
Aynı hisleri bir nebze dahi olsa, Mansfield Park'ı okurken de sezinlemek. Mansfield Park'ın yağmur görüntüleri ile betimlenmiş bölümlerini dışarıda yağan yağmur eşliğinde okumak. Düşünüyorum da ilginç bir tesadüf. Aklıma gelen tek seçenek, yazarın kitaplarını kış mevsiminde kaleme alması ve benim de kış mevsiminde okumuş olmam.
Kısaca kurguya değinecek olursak, hikâyemiz üç genç kız kardeşin ortancası olan, Miss Maria Ward'ın Mansfield Park malikânesinin sahibi olan Thomas Bertram ile evlenmesiyle başlar ve sonra olaylar Mansfield Park malikânesinin çevresinde şekillenir.
Birbirinden farklı, zıt karakterlere sahip üç genç kız kardeş. En büyükleri abla, Miss Ward; hasis, işgüzar ve dediğim dedik. Ortanca kız kardeş, Lady Bertram; sessiz, sakin ve zenginliğin verdiği doygunlukla pasif. En küçük kız kardeş, Miss Frances; bir anlık zaafının bedelini, ömür boyu sürecek fakirlik ve dünyaya getirdiği dokuz çocukla birlikte, ödemek zorunda kalan zavallı varlık.
Olaylar bu üç kız kardeş, çocukları ve çevrelerinde aileye kattıkları bireyler arasında şekillenir.
Şahsım adına karakterlerden en çok, abla Miss Ward'dan nefret ettim. Hatta nefretim o kadar had safhadaydı ki; istemeden gerçek hayatımda ortak bir yakınımız vasıtasıyla bağ kurmak zorunda kaldığım bir şahısla, Miss Ward'ı özdeşleştirdim. Kendimi bildim bileli başkasının malı ve mülkü ile, kendisine prim yapmayı seven ve övünen şahıslardan nefret etmişimdir. Benim nazarımda bu tıynette ki şahıslar, acınacak zavallı birer varlıklardır. Bir türlü idrak edemezler, başkasının malı züğürdün çenesini yorar misali. Ama mümkün değil, anlatamazsınız. Hoş anlatsanız da anlamaz ya. Maalesef özel aile toplantılarında bu zihniyete sahip bir şahısla, bir arada bulunmak zorundayım. O her zaman ki tiradına başladığında " Sana ne, be kardeşim! Milletin malından, mülkünden bizi ne ilgilendirir. " diye, haykırmak geliyor içimden ama yukarısı bıyık, aşağısı sakal misali susuyorum. Ben de çareyi uzaklaşmakta buluyorum. Ne zaman o tür bir zihniyete sahip şahısla, aynı ortamı teneffüs etmek zorunda kalsam, bir şekilde o ortamdan uzaklaşırım. Bu hareketimle kendimi o şahıslardan büyük gördüğüm hissiyatına kapılmasın kimse! Bilâkis tam tersi, söylevlerimle kurmuş oldukları sahte hayal dünyalarını yerle bir etmemek adına, almış olduğum bir önlemdir sadece.
İşte değerli okurlar, Jane Austen'in kitaplarını okurken hissetmekle kalmaz benim gibi, çevrenizdeki insanlar vasıtasıyla birebir yaşatırsınız. O karakterler ki, içinizden sanki hep sizinle birlikte. Kitap yalın bir dille yazılmış. Bana göre tek sıkıntı diğer klasiklere oranla biraz fazla ağır ilerlemesi. Eğer yazarın kitaplarını okuma niyetinde iseniz, bu kitabı sona bırakın. Aksi taktirde diğerlerini okumadan vaz geçersiniz. Ama ben beğendim. Biraz ağır ilerlese de ders alınabilecek bir kitap.
Ya ben okuduğum kitaplara fazla anlam yüklüyorum yada diğer okurlar benim hissettiklerimi hissetmiyorlar. Kim bilir...
Jane Austen’ in okuduğum ilk kitabı oldu Gurur ve Önyargı. Kitap yazıldığını dönemin aynasını, toplum yapısını anlatıyor diyebilirim ama bundan sonra yazacaklarım kesinlikle beni bağlayan düşünceler. Kadınların sırf evlilik yoluyla hayatlarını kurtarma düşüncesi bana çok itici geliyor. Mutluluğu , hayata olan bağı bir kişiye bağlamak çok yanlış. Kitapta’ da yok şununla evlilik yaparsam böyle hayatım kurtulur gibi düşünceler yazıldıkça üzüldüm diyebilirim ama aynı durum günümüzde de devam ediyor diyebilirim. Çıkar ilişkisi adına mantık dedikleri şey her şeyin önüne geçiyor. Kadın / Erkek eşittir düşüncesine girmeyeceğim bana göre birbirlerinin tamamlayıcısıdır. Hayatta ister birbirinizi tamamlayacağız birisi olsun isterse sadece tek olun ama önemli olan “ Siz , Siz Olun “ olun. Saygılarımla ...
Aşk ve Gurur, Jane Austen'ın yirmi bir yaşlarındayken yazdığı ikinci romanı, mutlaka okunması gereken akıcı bir dille yazılmış en güzel klasiklerden biridir. Türkiye'de büyük çoğunlukla Aşk ve Gurur adıyla bilinse de, orijinal adı olan 'Pride and Prejudice'nin karşılığı Gurur ve Önyargı'dır.

Kitabın yazarı olan Jane Austen'ın çok çalkantılı bir aşk yaşamı olmuştur. Mutsuz biten bir aşka sahip olan Jane Austen'ın kendi mutsuz sonuna inat her kitabını mutlu sonla bitirdiği söylenir. Aynı zamanda Aşk ve Gurur'da kendi aşkından izler olduğu öngörülmektedir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Jane Austen
Unvan:
İngiliz Roman Yazarı
Doğum:
Steventon Rectory, Hampshire , İngiltere, 16 Aralık 1775
Ölüm:
Winchester , Hampshire, İngiltere, 18 Temmuz 1817
Jane Austen (16 Aralık 1775 - 18 Temmuz 1817) 19. yüzyılda yaşamış İngiliz roman yazarı. Steventon, Hampshire'da 1775'de doğan Jane Austen; 1783'te Oxford'da bir akrabası sayesinde okumuş; eğitimine Southampton'da devam etmiş; en sonunda da kadınlar için bir okul olan Reading, Berkshire'da Abbey okulunda okumuştur. Roman yazmaya 1789'da başlar, 1802'de kendi tanımıyla büyük ve garip biri tarafından (Mr. Wisley) evlenme teklifi alsa da kabul etmez. İkilinin yaşadığı ilişki Aşkın Kitabı (Becoming Jane) adlı filmde işlenmiştir. Babasının 1805'de ölmesinden sonra Southmpton'a taşınır. 1809'da Chawton'a zengin kardeşinin yanına taşınır, ve günümüzde bu ev bir müze ve turistler için popüler bir yer haline gelir. Jane Austen, dünyanın en ünlü yazarlarından biridir. Yaşadığı döneme ilişkin tasvirleri ve kahramanlarının karakterleri romanlarının klasikler arasında yer almasını sağlamıştır. Jane Austen bir köy papazının yedinci çocuğuydu. Babası tarafından eğitilmişti. O dönemdeki kadınlardan daha iyi bir eğitim aldığı için şanslıydı. Ebeveyni, çocukların hayal gücüne dayalı oyunlarını cesaretlendirdi. Papaz evinin ahırını, yaz tatillerinde ailelerin oyunlar sahneye koyabileceği küçük bir tiyatroya çevirdiler. Austen, 12 yaşına geldiğinde kendi hikayelerini yazıyordu; fakat ilk romanının yayımlanması için yaklaşık 25 yıl daha geçmesi gerekecekti. Austen'in romanları, günümüzde oldukça popülerdir. İnsanların zaaflarını esprili bir anlayış ve zarif bir mizahla eserlerinde işlemiştir. Romanlarının başkahramanlarının hepsi kadındır ve romanlarının hepside mutlu bir evlilikle sona ermiştir. İlk olarak Aşk ve Yaşam(1811) adlı kitabı basıldı. Bunu Gurur ve Önyargı (1813), Mansfield Parkı(1814) ve Emma (1816) takip etmiştir. Northanger Manastırı ve İkna romanlarının her ikisi de Austen'in ölümünden sonra 1818'de basılmıştır. Bütün bu romanlar anonim olarak yayımlanmıştır. Austen, hiç evlilik yapmamış, bunun yerine romanlarının birçok bölümünün geçtiği Bath dahil birkaç yerde ailesiyle birlikte yaşamıştır. Mayıs 1817'de aile, Austen'in hastalığına çare aramak için Winchester'e taşınmış; ancak yazar, iki ay sonra ölmüştür. Cenazesi Winchester Katedraline gömülüdür. Jane Austen'in tüm romanları, televizyon veya sinemaya uyarlanmış, en başarılı 3 romanı film yapılmıştır. Bunlar: Aşk ve Yaşam(1995), Emma ve İkna(her ikisi de 1996'da gösterime girdi.) Gurur ve Önyargı 1995'te çok başarılı bir televizyon dizisi oldu. 18 Haziran 1817'de göğüs kanserinden ölen ane Austen; öldüğünde henüz 42 yaşındadır ve Winchester Katedrali'ne gömülmüştür.

Yazar istatistikleri

  • 928 okur beğendi.
  • 7.947 okur okudu.
  • 416 okur okuyor.
  • 6.966 okur okuyacak.
  • 257 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları