Javier Marias

Javier Marias

Yazar
8.0/10
59 Kişi
·
100
Okunma
·
20
Beğeni
·
1.456
Gösterim
Adı:
Javier Marias
Unvan:
İspanyol Yazar, Çevirmen, Köşe Yazarı
Doğum:
Madrid, İspanya, 20 Eylül 1951
İspanyol romancı, deneme yazarı, çevirmen. 1951'de Madrid'de doğdu. Çocukluğunun bir kısmını babası düşünür Julián Marías'ın çeşitli üniversitelerde ders verdiği ABD'de geçirdi. Yazarlık hayatına on yedi yaşında yazdığı Los dominios del lobo (Kurdun Toprakları) ile atılan Marías, Madrid Üniversitesi'nde İngiliz edebiyatı eğitimi gördü ve okuldan mezun olduktan sonra bir süre çevirmenliğe ağırlık verdi. Çevirdiği yazarlar arasında Hardy, Conrad, Nabokov, Faulkner, Kipling, James, Stevenson, Browne ve Shakespeare sayılabilir. 1980'ler boyunca Madrid, Oxford ve Venedik'teki çeşitli üniversitelerde, ayrıca Boston'daki Wellesley College'da ders verdi. Halen Reino de Redonda adlı küçük bir yayınevinin başında olan Marías, bunun yanı sıra El País gazetesinde köşe yazıları yazıyor.Eserleri otuzun üstünde dile çevrilmiş olan Marías'ın Türkçede yayımlanmış kitapları şunlar: Beyaz Kalp (Gendaş Kültür, 1999), Yarın Savaşta Beni Düşün (Sistem, 1999), Ufkun Öte Yanı (Everest, 2000), Yazınsal Yaşamlar (Can, 2008), Duygusal Adam (Sel, 2009).
Büyük bir coşkuyla kutlanan bir doğum günü partisinde, Turgenyev'in 12 yaşında bir kız çocuğuyla kankan dansı yaptığına tanık olan ağırbaşlı kont Tolstoy, o gece hakkındaki düşüncelerini günlüğüne şöyle not etmiştir: "Turgenyev.. kankan.. Hüzün verici."
Turgenyev ile Tolstoy'un arasında büyük farklılıklar ve bir dereceye kadar da arkadaşlık vardır kuşkusuz. Bir tartışmada konu gelip Rusya'nın Batılılaşmasının uygun olup olmadığına dayanınca bu farklılıklar doruk noktasına ulaşır ve Tolstoy, Turgenyev'e meydan okuyarak onu düelloya davet eder. Mesele bir iki çiziğin ardından kutlama ve şampanyayla sona ermesin diye de düello silahının tabanca olmasını önerir. Turgenyev özür diler ve iş tatlıya bağlanır ama Tolstoy'un sağda solda onu ödleklikle suçladığını duyunca bu defa o Tolstoy'u düelloya davet eder; ancak uzun bir yolculuğa çıkmak üzere olduğu için davetini dönüşüne erteler. Bu kez özür dileme sırası Tolstoy'a gelmiştir; böyle birbirlerini düelloya davet ede erteleye tam 17 yıl geçirirler, sonunda düello yapmaktan tümüyle vazgeçerek barışırlar.
Tolstoy da Dostoyevski de Batı'da yolculuklar ederlerken varlarını yoklarını kumar masalarında kaptırınca (Dostoyevski saatini bile bırakır), çareyi Turgenyev'e başvurmakta bulurlar. Turgenyev her ikisine de borç verir. Dostoyevski, borcunu ödemekte dokuz yıl gecikir, o da yetmezmiş gibi, durmadan Turgenyev'e saldırmaktan da geri kalmaz. Dostoyevski'nin bu saldırılarını, geçirdiği sara nöbetlerine yoran Turgenyev, bir hasta olarak kabul edip hoş ve hor gördüğü Dostoyevski'yi her defasında bağışlar.
Neden sevilmek zorundayız titrek parmağımızla seçtiğimiz kişi tarafından? Sanki bize itaat etmeye mecburmuş gibi neden ille de o kişi?
İnsanlar ihtimallerini damarlarında taşırlar; bu ihtimalleri gerçekleştirmeleri sadece zaman, dürtü ve koşullara bağlıdır.
“Biliyor musunuz, bir kadının bilmesi gereken üç şey vardır sadece: Gerçeği söylemek, ata binmek ve çek imzalamak.”
Javier Marias
Sayfa 21 - Can Yayınları
Bazen olanların hiçbirinin olmadığı duygusuna kapılıyorum, çünkü hiçbir şey kesintisiz olmuyor, hiçbir şey sürekli değil, sürüp gitmiyor, hiç durmadan hatırlanamıyor ve var olanların en rutinine en sıradanına kadar her şey görünüşteki tekrarında kendisini reddediyor, "hiç kimse önceden olduğu şey ya da kişi değildir" dedirtene kadar kendisinden vazgeçiyor ve dünya söylenmeyeni, olmayanı, bilinmeyeni ve kanıtlanmayanı bilen, gören, duyan belleksizlerin itmesiyle belli belirsiz dönmeye devam ediyor. Verilen verilmeyenle eş, sakındığımız ve uzak durduğumuz şeylerle tutunduğumuz ve yakaladıklarımız aynı, yaşadıklarımız hiç denemediklerimizle bir ama yine de hayatımızı seçerek, eleyerek, reddederek ve bu tıpatıp aynı şeyleri birbirinden ayıran bir çizgi tasarlayarak ve kendi hikayemizi hatırladığımız ve anlatılabilen biricik hikaye haline getiren bir çizgi tasarlayarak geçiriyoruz. Tüm zekamızı, tüm duygularımızı, tüm tutkumuzu şimdi değilse de zamanla birbirinin eşi olacak şeyleri birbirinden ayrıştırmak için harcıyoruz, bu yüzden de hep pişmanlıklarla, kaçırılmış fırsatlarla, doğrulamalarla, onaylamalarla ve yakalanmış fırsatlarla doluyuz, gerçekte hiçbir şeyin doğrulandığı yokken ve her şey durmadan elimizden kayıp giderken. Ya da belki de hiçbir zaman hiçbir şey olmuyorken.
Javier Marias
Sayfa 29 - Yapı Kredi Yayınları
yazınsal yaşamlar, javier marias’ın edebi portre çalışmalarının yer aldığı harika bir kitap. kitaplarını okurken dibimizi düşüren yazarların kitapların dışında yer alan gerçek hayatları insanı çok şaşırtıyor. neler var neler! mesela faulkner’in at düşkünlüğü onu ölüme götürmüş aynı faulkner ‘döşeğimde ölürken’ gibi bir şaheseri sadece 6 haftada yazmış. henry james ölmesine yakın zamanlarda kafayı tırlatmış ve kendini napoleon bonaparte sanarak kardeşi joseph’e ispanya tacını kabul etmesi için yakarışlarla dolu mektuplar yazmış. robert louis stevenson ile henry james o kadar iyi arkadaşmış ki, stevenson’un evinde sadece henry james’in oturabildiği ‘james koltuğu’ varmış. dostoyevski kumarda donuna kadar kaybedip çareyi turgenyev’den borç almakta bulurmuş. thomas mann o kadar kibirliymiş ki, insanın midesi bulanırmış. vladimir nabokov tıpkı camus gibi çok iyi bir kaleciymiş ve kelebek sevdalısıymış, freud’a da ‘viyana ördeği’ dermiş. rilke, yasnaya polyana’da tolstoy’u ziyaret etmiş. malcolm lowry tıpkı bizim beşir fuad gibi bileklerini kesmiş. hele arthur rimbaud’un paul verlaine ile dostluğu insanın dudağını uçuklatıyor. rimbaud’la verlaine birbirlerine silah çekmişler ve rimbaud yaralanınca verlaine’i şikâyet etmiş bunun üzerine verlaine iki yıl kürek mahkûmu olmuş. oscar wilde eşcinsellik yüzünden hapse girmiş. yukio mişima harakiri yapmış. elbette koca kitapta sadece bunlar yok, tadımlık olsun diye yazdım bunları. kuramın sıkıcı havasından bıkan, romanın lezzetinden başka tatlar arayanlar için bu kitap birebir. yazımızı ilk defa marias’tan duyduğum ısak dinesen’in sözleriyle bitirelim, “sanatta gizem yoktur. görebildiğin şeyleri yap, onlar sana göremediklerini gösterecekler.”
284 syf.
·9/10
Javier Marias'ı çok severim. Her şeyden önce kitapları bana küçükken aile büyükleriyle izlediğim entrika dolu nostaljik dizileri hatırlatır. Marias'ta elbette bundan çok fazlası var. Özellikle bu kitap beni cinnetin eşiğinden kurtarmıştır. Bana ölen kişinin geri dönmesindense ölü olarak kalmasının iki taraf için de en iyisi olduğunu öğütleyen Marias belki de benim için evimdeki terapisttir. Yine de bu her biri uzun uzun anlatma hevesiyle dolu, sürekli çıkarımlarda bulunan ve elinin altında her zaman bu çıkarımlarına dayanak yaptığı bir kitap bulunduran karakterlerin benzerliği sanki tek bir kişiyi imliyor gibi gelmiştir bana. Kimdir bu kişi, sakın Javier Marias olmasın!
284 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Çok fazla bilinmiyor bu kitap belki ama kesinlikle başarılı bir roman. Yoğun bir anlatımı var ayrıca sürükleyici de. Tavsiye ediyorum. Keyifli okumalar
312 syf.
·Beğendi·8/10
Ağır bir roman “Yarın Savaşta Beni Düşün”. İnsan zihnindeki ikilemleri anlatma ustası Javier Marias, romanın merkezinde aldatmanın olduğunu söylüyor. En az onun kadar güçlü olan bir diğer duygu da bireyin taşıdığı ağır yükten arınma arzusu ve affetmek bence.
296 syf.
·8/10
Serinin ikinci kitabı. İstihbarat teşkilatında güven kazanan Deza artık sorgulara da girmeye başlamıştır.

Girdiği sorgular ve karşılaştığı yeni kişilerle birlikte şiddete şahit olacaktır.

Javier Marías kaldığı yerden devam ettiriyor eserini.
332 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Her cumlesi üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken bir kitap. Yeni başladım, geç kaldığımı düşünüyorum. Telafi edebilir miyim bilmiyorum.
249 syf.
·Beğendi·10/10
Uzun zamandır kendimi bir romana bu kadar kaptırmamıştım. Polisiyeymiş kadar tempolu, her yeni bölümde başka bir yol açan, aynı zamanda tespitleriyle, ayrıntılara verdiği anlamlarla beni dumur eden, zenginleştiren bir kitap. Bayıldım.
312 syf.
·9 günde·Beğendi·Puan vermedi
Yazınsal Yaşamlar adlı eserde Javier Marias; Faulkner, Conrad, Rilke, Arthur Conan Doyle, Nabokov, Tomas Mann, James Joyce gibi sanatçıların aralarında bulunduğu 26 sanatçının yaşamlarından kesitler sunmuş. Bu kesitler daha çok sanatçıların kişilikleri, onlar hakkında anlatılanlar vs. gibi başlıklar olmuş.

Eserin sonlarına doğru yazarların portrelerini de görebiliyorsunuz.
Serinin ikinci kitabı. İlk kitabı başarıyla bitirdiyseniz ve akışına kendinizi kaptırdıysanız bu kitabı da okumakta zorlanmiyorsunuz. Deza'nın dış dünyadaki olaylara koşut biçimde ilerleyen düşünceleri eşliğinde sayfalar ilerliyor.
336 syf.
·7/10
Javier Marías Nobel’in sağlam adaylarından.

Üçlemenin ilk kitabı. Jaime Deza, çevirmen olarak görev yapan biri. Bir özelliği daha var ki görev aldığı İngiliz İstihbarat Teşkilatının asıl dikkatini çekense bu. Deza dış görünüş ve hal hareketlerden insanları yorumlayabilen de biri.

Klasik bir polisiye beklemeyin asla. Farklı yorumlamalar, karakter tasvirleri mevcut çokça.

Okuyunuz derim serinin ilk kitabını.

Yazarın biyografisi

Adı:
Javier Marias
Unvan:
İspanyol Yazar, Çevirmen, Köşe Yazarı
Doğum:
Madrid, İspanya, 20 Eylül 1951
İspanyol romancı, deneme yazarı, çevirmen. 1951'de Madrid'de doğdu. Çocukluğunun bir kısmını babası düşünür Julián Marías'ın çeşitli üniversitelerde ders verdiği ABD'de geçirdi. Yazarlık hayatına on yedi yaşında yazdığı Los dominios del lobo (Kurdun Toprakları) ile atılan Marías, Madrid Üniversitesi'nde İngiliz edebiyatı eğitimi gördü ve okuldan mezun olduktan sonra bir süre çevirmenliğe ağırlık verdi. Çevirdiği yazarlar arasında Hardy, Conrad, Nabokov, Faulkner, Kipling, James, Stevenson, Browne ve Shakespeare sayılabilir. 1980'ler boyunca Madrid, Oxford ve Venedik'teki çeşitli üniversitelerde, ayrıca Boston'daki Wellesley College'da ders verdi. Halen Reino de Redonda adlı küçük bir yayınevinin başında olan Marías, bunun yanı sıra El País gazetesinde köşe yazıları yazıyor.Eserleri otuzun üstünde dile çevrilmiş olan Marías'ın Türkçede yayımlanmış kitapları şunlar: Beyaz Kalp (Gendaş Kültür, 1999), Yarın Savaşta Beni Düşün (Sistem, 1999), Ufkun Öte Yanı (Everest, 2000), Yazınsal Yaşamlar (Can, 2008), Duygusal Adam (Sel, 2009).

Yazar istatistikleri

  • 20 okur beğendi.
  • 100 okur okudu.
  • 7 okur okuyor.
  • 221 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.