Jean Genet

Jean Genet

Yazar
7.7/10
33 Kişi
·
105
Okunma
·
28
Beğeni
·
2.596
Gösterim
Adı:
Jean Genet
Unvan:
Fransız Düşünür, Yazar
Doğum:
Paris, Fransa, 19 Aralık 1910
Ölüm:
Paris, Fransa, 15 Nisan 1986
Jean Genet (Jan Jöne diye okunur) (1910-1986) Fransız düşünür, yazar. Daha çok tiyatro oyunlarıyla tanınır.
1910 yılında Camille Gabrielle Genet tarafından kimsesizler yurduna bırakılan yeni doğmuş bebeğe Jean adı verilmişti. Jean, yedi yaşına geldiğinde zanaatçı bir ailenin yanına yerleştirildi. 10 yaşında hırsızlığa başladı, on üç yaşında bir zanaat okuluna kaydoldu. Ancak orada da çok kalmayacaktı; 1926'da, 3 ay süren ilk hapishane deneyimini yaşadığında 15 yaşındaydı. Serbest kaldığında uslanmamıştı; bu kez reşit olana kadar kalmak üzere ıslahevini boyladı. 1930’ların sertliği ile ünlü bu ıslahevi Genet’yi gerçek bir suçlu haline getirdi.
Islahevinden kurtulabilmek için yazıldığı askerlikten ve ardından Fransa’dan firar eden Genet, pekçok ülkeyi ve hapishaneyi ziyaret edeceği bir yıllık seyahatinin sonucunda 1937’de Fransa’ya geri döndü ve yeniden suç dünyasına daldı. Beş yıl boyunca ya hırsızlık yaptı, ya fahişelik. 1942’de bir kez daha cezaevine düştüğünde olgunlaşmıştı artık. İlk şiirini yazdı, ilk kitabı Notre-Dame des Fleurs (Çiçeklerin Meryem Anası) yayımlandı. Ardından Miracle de la rose (Gülün Mucizesi) geldi. 1948 ylında yayımlanan Journal du voleur (Hırsızın Günlüğü) bir anlamda Genet'nin otobiografisi niteliğindedir. Le balcon (Balkon), oyunları ve hatta tüm eserleri içinde en çarpıcı olanı kabul edilir. Balkon adlı oyununda yeryüzü egemenlerini alaycı ve acımasız bir dille eleştirir. Bu oyun Türkçe olarak 1998 yılında Tiyatro Stüdyosu tarafından sahnelendi. Ölümünden kısa süre önce, atölyesinde ziyaret ettiği Alberto Giacometti ile yaptığı röportaj ve Giacometti'nin sanatı üzerine kendi yorumunun bulunduğu L'Atelier d'Alberto Giacometti Giacometti'nin Atölyesi adlı röportaj/sanat içerikli kitabı, Genet'nin son yapıtıdır.
Kitapları sayesinde tanıştığı André Gide, Jean Cocteau ve Jean-Paul Sartre'ın cumhurbaşkanına verdikleri dilekçe sonucu özgürlüğüne kavuşmuştur. Bu af sonrası, tekrar yeraltı dünyasına dönmemiş, kendisini tamamıyla edebiyata vermiştir. Ancak toplumsal olaylara, ezilen insanlara karşı hiç duyarsız kalmadı; 1968 mayısında öğrencilerin, Vietnam Savaşı sırasında Amerikan solunun, ırkçılığa karşı Kara Panterler'in ve İsrail’e karşı da Filistinliler'in yanındaydı. Bu konular hakkında yazdıkları ve röportajları Türkçe olarak Açık Düşman başlığıyla yayımlanmıştır.
1986'da Paris'te bir otel odasında ölü olarak bulunmuştur.
Bir insanın , sonuçta tesadüfen içinde doğmuş olduğu ülkeye aidiyetini yeniden sorgulamak gerek.
Jean Genet
Sayfa 77 - Metis yayınları
Aşk ve ölüm anında bedenlerin saklayacak hiçbir şeyi yoktur; duruşları, bükülüşleri, hareketleri, işaretleri, sessizlikleri hem bu dünyaya hem de öteki dünyaya aittir.
"Filistinliler için düşman, tek düşmansa da iki yüzü var: İsrail sömürgeciliği ve Arap dünyasının gerici rejimleri."
Halka, özgürlüğe, devrime daha bilmem nelere șarkılar düzer oldular. Șarkılarla yüceltilen bu kavramlarsa, yüksele yüksele, soyut bir gökyüzüne kakılmıș sönük, șekilsiz takımyıldızlarına dönüștüler. Gerçeklikten çıktıkları için dokunulmaz oldular. Öylesine muhteșem bir uzaklığa itildiler ki bilmem nasıl sokulmalı onlara, nasıl sevmeli onları, nasıl yașamalı?
"Açık yüreklilik, hiçbir şey saklamama arzusudur; oysa kendiliğindenlik bir şey saklamanın olanaksızlığıdır."
Güzel adamdı, ama acaba bunca güzelliği benim düşmüş halime mi borçluydu; bunu ortaya çıkarmak gerekir.
"Bir halkın utanç duyduğu suçlar onun gerçek tarihini oluşturur. Aynı şey insan için de geçerlidir."
Yalnızlık, benim anladığım anlamıyla, acınacak bir durum değil, daha çok gizli bir krallık, derin bir iletişimsizlik, fakat el uzatılamaz eşsizlikte, az çok belirsiz bir anlama biçimidir
Yazarımız , 1910 Paris doğumlu, cezaevlerinde kalmış. Filistin, Abd zenci hareketleri, Cezayir vs olaylarına, insan haklarına ve emperyalizme karşı olmak bağlamında tepkiler vermiş, gösterilere katılmış, yazılar yazmış. Kitabımızda bazı yazıları, röportajları ve hayatı aktarılmış. İlginç ve faydalı yönleri olan bir eser, bence.
Yazarın kendi hayat hikayesini anlattığı kitap,10 yaşından itibaren hırsızlıkla başlayan ve eşcinsel kimliğiyle beraber toplum üzerinde oluşan bakış açısını ve acılarını anlatıyor .
Hayat hikayesi bakımından daha farklı bir yazar bulmak oldukça güçtür Genet söz konusu olduğunda. Piç, eşcinsel ve suça meyilli biri olarak Genet'in deneyimlerinden yola çıkarak oluşturduğu metin, altkültür edebiyatı için bir başyapıttır. Şiddet odağındaki anlatımıyla Fransa'nın Brest kentinde geçen roman eşcinsellerden, fahişelerden, canilerden, hırsızlardan ve tabii ki polislerden oluşan kahramanlarıyla renkli bir suç muhitinde geçiyor. Roman kahramanı Querelle okura şiddetin estetiğini ispatlarken ters ahlakın biraz tuhaf ve çelişkili fakat müthiş ilgi çekici yanını gösteriyor.
Jean Genet'nin aykırı karakterini sergilediği kitap. Kitap oldukça fazla otobiyografik özellik gösteriyor bu nedenle Genet'nin hayatını anlamak için okunmalı. Ancak pek akıcı olmadığını ve yoran bir kitap olduğunu söylemeliyim.
Jean GENET – Zenciler

Çağımızın en aykırı yazarlarından olan Jean Genet şiir ve romanlarında ya kendini ya da kendine yakın bulduğu çevreleri anlatırken oyunlarında kendini özdeşleştirdiği toplumun dışında yaşamayı seçen insan toplulukların dile getirmiştir. Büyük Gözaltı'nda mahkumları Balkon'da genelevde yaşayanları Hizmetçiler de hanımlarınnı ortadan kaldırmak isteyen hizmetçileri anlatan Genet Zenciler'de ise Batı uygarlığının baskı altında tuttuğu siyah derilileri konu edinmiştir. (Tanıtım Bülteni)

Kitap batı uygarlığının Afrika halklarına ve Afrika’ya olan bakış açısını ustalıkla bizlere sergiliyor. Zencilere yönelik olan bakış açısını bir de bu yazarın gözünden okumanızı öneriyorum. Tabi cesaretiniz varsa..

Biz de karayız. Fakat biz kendimize ad vermek için gecenin derinliklerinden bu gibi benzetmelerden söz etmiyoruz, yıldızlardan da söz etmiyoruz. İs, boya, kömür, zift yetiyor bize.

Aykırı bir yazar olan Genet, toplumun dışında yaşamayı seçen insan topluluklarını dile getirmeyi ve oyun kitaplarında yazmayı tercih eden bir yazardır. Hareketli bir oyundur ve operaya bile yakındır. Okumalarına müziği de eklemek isteyenlere tavsiye ediyorum.

Kalemini sevdiğim bir yazar olarak listeme alındı artık..

Herkese keyifli okumalar kitap sever güzel insanlar..
Odalarında her türlü oyunun oynanabilindiği, oyuncularının da her türlü rütbeye sahip olabildiği gibi bu rütbelerin her türlü hükmü vermekte özgür olduğu bir umumhane, batakhane veya bir kerhanedir; 'balkon'. Balkon'da işler rayında iken dışarıda makineli tüfek ve patlama seslerinin ardı arkası kesilmemektir. Ülkede bir ayaklanma vardır, asiler vardır. Asilerin haberi olmasa da bu ayaklanma eserin kendisi kadar senaryodur. Bu senaryoyu yazanlardan biri olan kraliçe elçisi isyanı bastırmak için farklı bir senaryo yazar sonra balkonun müzmin sakinleri başpsikopoz, yargıç, general olurlar, Balkon'un sahibi Irma da 'Kraliçe'liye kadar yükselir. Yeni yönetim usulleri bütünüyle 'Balkon'da şekillendirilmeye çalışılır. Yazar burada gerçekte, dönem Fransa'sının yönetimini kerhane benzetmesi ile hicvetmeye çalışır. Eserin yazılma amacı da zaten idare ve idarecilere getirilen hicivlerdir.
Eğlenceli bir eserdir, tavsiye olunur...
Afrikalı köklerini inkar etmeden,onları sadece Afrikalı olduklarına inandırmak isteyen giysilerden,süslerden ve hayallerden vazgeçtiler.
Ne diyeceğimi bilmiyorum ki, bu kitabın yazarı Jean Genet olmasaydı belki kitap hakkında düşüncelerim farklı olacaktı. O zaman yazarın hayal gücüne hayran olacaktım, bunları nasıl yazmış diyecektim. Yazarın kendi hayatı olunca kitaba yazdıkları için, içimde bir acı oluşuyor lakin belli bir noktadan sonra nefrette duyuyorum. Dediğim gibi ne diyeceğimi biliyorum. Okurken sıkıldım, birilerine tavsiye etmeyeceğim, ben yazarın yaşam öyküsünden etkilendiğim için almıştım. Yazarın dediği gibi "ihanet, hırsızlık ve eşcinsellik bu kitabın temel konuları" Belki de ilk sırada eşcinsellik geliyor...
Babası belli olmayan, annesi tarafından terk edilmiş, 10 yaşına kadar yetiştirme yurdunda yaşadıktan sonra kaçıp, sokakları mesken edinmiş hırsız ve eş cinsel olan yazarın başından geçenleri anlattığı sıra dışı bir roman. Herkesin ilgisini çekmese ve ilk sayfalarda ağır ilerlese de sonradan okuru kendine bağlayabiliyor. Yine de iyice araştırmadan başlamamakta yarar var.
Mahkum yazar jean gene ıslahhane anılarını son derece çarpıcı bir dille aktarıyor.Okuyan için kolay olmayan sarsıcı bir kitap.Islahhanedeki yozlaşma bir parça bayat ekmek uğruna mahkumların bedenlerini satışları insanın tüylerini ürpertecek düzeyde.Bu yozlaşmaya bulaşmayan ve diğer herkesin gizli bir saygı beslediği idam mahkumu katil Harcamone var(Genelde diğer mahkumlar hırsızlık suçlamasıyla içeri girmiş.)Eşcinsellik,küfür,argo içeridekiler arasında yaygın olup,kitabın nerdeyse tamamında konu edinilmiş.Kitap bölümlere atlanılmadan başlayıp gibi bitirdiğiniz uzun bir öykü olarak nitelendirilebilir.Mucize kavramının ne olduğunu ise kitabın son bölümünde Harcamone'nin yüreğinde bulacaksınız.Kitabın dili biraz ağdalı sanırım bütün fransız edebiyatında olduğu gibi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Jean Genet
Unvan:
Fransız Düşünür, Yazar
Doğum:
Paris, Fransa, 19 Aralık 1910
Ölüm:
Paris, Fransa, 15 Nisan 1986
Jean Genet (Jan Jöne diye okunur) (1910-1986) Fransız düşünür, yazar. Daha çok tiyatro oyunlarıyla tanınır.
1910 yılında Camille Gabrielle Genet tarafından kimsesizler yurduna bırakılan yeni doğmuş bebeğe Jean adı verilmişti. Jean, yedi yaşına geldiğinde zanaatçı bir ailenin yanına yerleştirildi. 10 yaşında hırsızlığa başladı, on üç yaşında bir zanaat okuluna kaydoldu. Ancak orada da çok kalmayacaktı; 1926'da, 3 ay süren ilk hapishane deneyimini yaşadığında 15 yaşındaydı. Serbest kaldığında uslanmamıştı; bu kez reşit olana kadar kalmak üzere ıslahevini boyladı. 1930’ların sertliği ile ünlü bu ıslahevi Genet’yi gerçek bir suçlu haline getirdi.
Islahevinden kurtulabilmek için yazıldığı askerlikten ve ardından Fransa’dan firar eden Genet, pekçok ülkeyi ve hapishaneyi ziyaret edeceği bir yıllık seyahatinin sonucunda 1937’de Fransa’ya geri döndü ve yeniden suç dünyasına daldı. Beş yıl boyunca ya hırsızlık yaptı, ya fahişelik. 1942’de bir kez daha cezaevine düştüğünde olgunlaşmıştı artık. İlk şiirini yazdı, ilk kitabı Notre-Dame des Fleurs (Çiçeklerin Meryem Anası) yayımlandı. Ardından Miracle de la rose (Gülün Mucizesi) geldi. 1948 ylında yayımlanan Journal du voleur (Hırsızın Günlüğü) bir anlamda Genet'nin otobiografisi niteliğindedir. Le balcon (Balkon), oyunları ve hatta tüm eserleri içinde en çarpıcı olanı kabul edilir. Balkon adlı oyununda yeryüzü egemenlerini alaycı ve acımasız bir dille eleştirir. Bu oyun Türkçe olarak 1998 yılında Tiyatro Stüdyosu tarafından sahnelendi. Ölümünden kısa süre önce, atölyesinde ziyaret ettiği Alberto Giacometti ile yaptığı röportaj ve Giacometti'nin sanatı üzerine kendi yorumunun bulunduğu L'Atelier d'Alberto Giacometti Giacometti'nin Atölyesi adlı röportaj/sanat içerikli kitabı, Genet'nin son yapıtıdır.
Kitapları sayesinde tanıştığı André Gide, Jean Cocteau ve Jean-Paul Sartre'ın cumhurbaşkanına verdikleri dilekçe sonucu özgürlüğüne kavuşmuştur. Bu af sonrası, tekrar yeraltı dünyasına dönmemiş, kendisini tamamıyla edebiyata vermiştir. Ancak toplumsal olaylara, ezilen insanlara karşı hiç duyarsız kalmadı; 1968 mayısında öğrencilerin, Vietnam Savaşı sırasında Amerikan solunun, ırkçılığa karşı Kara Panterler'in ve İsrail’e karşı da Filistinliler'in yanındaydı. Bu konular hakkında yazdıkları ve röportajları Türkçe olarak Açık Düşman başlığıyla yayımlanmıştır.
1986'da Paris'te bir otel odasında ölü olarak bulunmuştur.

Yazar istatistikleri

  • 28 okur beğendi.
  • 105 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 115 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.