1000Kitap Logosu
Jean Giono

Jean Giono

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
1.185
Okunma
27
Beğeni
2.153
Gösterim
Unvan
Fransız Yazar
Doğum
Manosque , Fransa, 30 Mart 1895
Ölüm
Manosque , Fransa, 8 Ekim 1970
Yaşamı
Jean Giono (30 Mart 1895 - 8 Ekim 1970), çoğunlukla Fransa'nın Provence bölgesinde yer alan kurgu eserler yazan bir Fransız yazardır. Jean Giono, babası Piyemonte kökenli bir ayakkabı tamircisi ve annesi bir çamaşırhane kadını olan mütevazı bir ailede doğdu. Hayatının çoğunu Manosque, Alpes-de-Haute-Provence'da geçirdi. Ailesi tarafından on altı yaşında okulu bırakıp bir bankada çalıştırılmasına rağmen yine de İncili, Homeros'un İlyada'sını, Virgil'in eserlerini ve Agrippa d'Aubigné'nin Tragiques'i gibi büyük klasik edebiyat eserlerini okudu. Birinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesiyle askere çağrılana kadar bankada çalışmaya devam etti ancak cephelerde yaşadığı dehşetler onu ömür boyu ateşli bir savaş karşıtı haline getirdi. 1919'da bankaya döndü ve 1920'de iki çocuğu olan çocukluk arkadaşıyla evlendi. İlk yayınlanan romanı Colline'nin (1929) başarısının ardından (Prix Brentano Ödülü ve1.000 $ kazandı ayrıca kitabın İngilizce çevirisini yaptı), 1930'da bankadan ayrıldı ve kendini tam zamanlı kitap yazmaya adadı. Colline'i Virgil ve Homer'dan büyük ölçüde etkilenen iki roman daha izledi. Un de Baumugnes (1929) ve Regain (1930). Bu üç romanı, Giono'nun doğal dünyayı Yunan tanrısı Pan'ın gücüyle dolu olarak tasvir ettiği için ünlü “Pan üçlemesini” oluşturdu. Giono'nun 1930'lar boyunca yayınladığı diğer romanlar, Provence'ta, kahramanları köylüler olan ve panteist bir doğa görüşünü sergileyen aynı tarzda devam etti. Fransız film yönetmeni Marcel Pagnol, üç filmini Giono'nun bu dönemdeki çalışmalarına dayandırdı. 1930'lar boyunca Giono, Le grand troupeau (1931) adlı romanında, Refus d’obéissance (1937) adlı hicivlerinde ve Lettre aux paysans sur la pauvreté et la paix (1938) adlı yazılarında I. Dünya Savaşı sırasında edindiği deneyimler sonucunda benimsediği savaş karşıtı pasifizmi dile getirdi. Bu da, her yıl Contadour mezrasında toplanan ve pasifist yazıları Cahiers du Contadour olarak yayınlayan, Lucien Jacques ve Henri Fluchère gibi sanatçıların da içinde bulunduğu benzer düşünen bir grup insanla ilişki kurmasına neden oldu. 1937'de ünlü sözü olan "Almanya Fransa'yı işgal ederse olabilecek en kötü şey nedir?" sorusunu sordu. 1930'ların sonu Giono'nun hayatında bir krize yol açtı. Yazılarıyla ilgili olarak, “Giono yapmayı” (faire du Giono) bırakmanın ve çalışmalarını yeni bir yöne götürmenin zamanının geldiğini hissetmişti. Aynı zamanda, pasifizm için yaptığı çalışmaların başarısız olduğu, büyük bir savaşın kaçınılmaz ve hatta hızla yaklaştığı anlaşılıyordu. 1 Eylül 1939'da başlayan 2.Dünya Savaşı'nın haberi, Contadourean'ların yıllık toplantıları için bir arada olduğu sırada geldi. Giono'nun giriştiği barışı sağlama çabalarının sonucu ise, herhangi bir suçlama yapılmadan ve yargılamalar düşürülmeden önce bir Nazi sempatizanı olarak bir süre hapsedilmesi oldu. Sonraki yenilenme döneminde, kendi kendini yetiştirmiş Giono'nun, daha önce Klasiklerden etkilenmiş olduğu gibi, bu defa da edebi bir model olarak Stendhal'i tercih ettiği görülür. Romanlarını artık belirli bir zaman ve mekanda kurgulamaya başladı ve daha önceki çalışmalarındaki zamansızlığının aksine, kahramanlarını belirli politikalar, meseleler, sebepler ve olaylarla karşı karşıya getirdi. Ayrıca, okuyucunun iç monoloğu aracılığıyla kahramanın deneyimine girmesine izin veren Stendhalian anlatı tekniğini benimsedi, ki daha önceki romanlarının baskın tekniği her şeyi bilen anlatıcıydı. Benzer şekilde, Balzac'ın Comédie Humaine'inden esinlenerek, köylülerden ziyade toplumun tüm katmanlarından karakterleri betimleyeceği ve aynı toplumun üyelerinin deneyimlerini yüz yıl arayla tasvir ederek tarihin farklı anlarını karşılaştıracağı on romandan oluşan bir dizi yazma hevesine kapıldı. Bu proje hiçbir zaman gerçekleştirilmedi. Yalnızca dört Hussard romanı (Angelo (1958), Le Hussard sur le Toit (1951), Le Bonheur fou (1957) ve Mort d’un personnage (1948) aslında plana göre tamamlandı. Bu süreçte tarihle de ilgilendi. Tarihe duyduğu yeni ilgi, gerçek bir tarih kitabı olan Le Désastre de Pavie (1963) yazmasına bile yol açtı. Doğal dünyadan ziyade insana odaklanmaya başladığında, psikoloji ve motivasyon anlayışı, daha sonraki yıllarda insan doğasına çok daha karanlık bir bakış açısı getirmesine neden olan Niccolò Machiavelli'nin yazılarından da etkilendi. "Monsieur Machiavel, ou le coeur humain dévoilé" (1951) adlı makalesini bu dönemde yazdı. 1944'te Fransa'da savaş sonlandığında, Giono tekrar Nazilerle işbirliği yapmakla suçlandı ve tekrar beş ay hapsedildi. Bu onun kara listeye alınmasına yol açtı ve böylece üç yıl boyunca yayın yapması yasaklandı. Bu dışlanma döneminde, 1945'te, mecazi olarak deney yaptığı, test ettiği ve yeni yaklaşımını çalışmalarına entegre etmeye çalıştığı bir denemesi olan Angelo'yu yazmaya başladı. Bu çalışmaları Angélo Pardi'nin Le Hussard sur le toit ve Le Bonheur fou'da son şeklini alan öyküsünün yalnızca ilk versiyonunu değil, aynı zamanda ikinci döneminin diğer birçok eserinin çekirdeğini de içerir. İkinci döneminin yayımlanacak ilk büyük romanı, Un roi sans divertissement idi. 1947'de yayınlandı ve 1963'te Giono'nun senaryosunu yazdığı başarılı bir filme dönüştürüldü. On dokuzuncu yüzyılın başlarında Haute Provence'ta geçen bir dedektif hikayesini konu alan çalışma, Giono'nun insan doğası hakkındaki yeni karamsarlığını da ortaya çıkarır. Bir polisin, peşinde olduğu katil kadar kötü olabileceğini ortaya koyar. İkinci döneminin en ünlü romanı, Angelo'da çizdiği Angélo Pardi hikayesinin kesin versiyonunun ilk kısmı olan Le Hussard sur le toit'tir. 1951'de yayınlandı ve 1995'te Juliette Binoche'un oynadığı Jean-Paul Rappeneau tarafından bir filme dönüştürüldü. 2001 yılında Raoul Ruiz tarafından çekilen Les Ames fortes (1950) bu dönemin başyapıtlarından biridir. Bir kişinin açgözlülüğünü, başkalarının sömürüsü altında kendi çıkarlarını korumak için düşebileceği derinlikleri inceler. Ayrıca Un Roi sans divertissement'ta olduğu gibi, hikaye yine bir anlatıcının müdahalesi veya yazarın yorumu olmaksızın tamamen kahramanların sözleriyle anlatılır, böylece okuyucuları kendi sonuçlarına ulaşmaya zorlar. Önemli ölçüde daha az karanlık bir eser olan Les Grands chemins (1951), yolun, kumarın, yalanın ve dostluğun doğasıyla, yine tamamen kahramanın iç sesiyle ve yazardan herhangi bir açıklama içermeyen birinci şahıs anlatımıyla işlenir. Ayrıca Voyage en Italie (1953) adlı eseri de kayda değerdir. Ne bir seyahat rehberi ne de adından da anlaşılacağı gibi bir gezi anlatımıdır. Çalışma okuyucuya İtalya'dan çok Giono hakkında bilgi veren, Giono'nun deneyimlerinin, tanıştığı ve gördüğü insanların son derece kişisel bir açıklamasıdır. Fransa dışında, Giono'nun en iyi bilinen eseri muhtemelen Ağaç Diken Adam adlı kısa öyküsü ve onun 1987 tarihli film versiyonudur. Ağaç dikerek ıssız bir vadiyi hayata döndüren bir adamın anlatıldığı iyimser hikayesi, Giono'nun uzun süredir devam eden doğal dünyaya olan sevgisini yansıtır ve onu modern ekolojik hareketin öncüsü yapar. Aynı nedenle, bu metinden herhangi bir telif ücreti almayı reddeden yazar, dağıtmak veya tercüme etmek isteyen herkese ücretsiz kullanım hakkını verir. Daha sonraki yıllarda Giono, 1953'te Monako Prensi Rainier edebiyat ödülü ile onurlandırıldı, yaşam boyu başarılarından dolayı ödüllendirildi, 1954'te Académie Goncourt'a seçildi ve 1963'te Monaco Conseil Littéraire üyesi oldu. Giono, 1970 yılında kalp krizinden öldü. Nice'deki Collège Jean Giono, Cannes ve Fréjus'taki sokaklar gibi onun adını almıştır
50 syf.
·
1 günde
Bu öyküyü telifsiz herkese, her dile hediye eden Jean Giono, en az öykü kahramanı Elzeard Bouffier kadar yüce gönüllü bir adamdır. Amacı ve niyeti öyle güzel ki, hayran kalmamak elde değil. Şimdi tam da zeytinlerimize kastedilmişken, tüm ülkeye bedava dağıtılmalı, tüm radyolarda okunmalı, tüm televizyon yayınlarında yer almalı bu öykü.
Ağaç Diken Adam
8.9/10 · 1.161 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
50 syf.
·
1 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Bayıldım! İyi ki okumuşum, günümü güzelleştirdi hem de sadece 20 dakikada. Çok ilham verici, insanın içini harekete geçme isteğiyle dolduran, iç ısıtan bir hikaye. Ben kişisel gelişim sevmem ama bazı kitaplar insanın üstünde o tarz bir motivasyon etkisi yaratır ya, bu öykü de onlardan biri oldu benim için. Martin Eden okurken de kitabı elimden bırakıp bir şeyler yapma arzusuyla doluyordu içim. Bu kitap da ‘Doğa için neler yapabilirim?’ diye düşünmeye itiyor insanı. Herkesin okumasını çok isterim.
Ağaç Diken Adam
8.9/10 · 1.161 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
50 syf.
·
1 günde
·
9/10 puan
Okuduğum en güzel öykülerden biriydi. Bitirmem bir saat bile sürmedi. Kitabın içerisindeki illüstrasyonlar harika. Çok naif ve sakin bir dili var kitabın. Fiyat olarak da aşırı ucuz. Alın aldırın
Ağaç Diken Adam
8.9/10 · 1.161 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
50 syf.
·
Puan vermedi
Kitaptaki ana karakter aynı zamanda da anlatıcı, gezmeyi seven birisi. Bir gün yine başlıyor yolculuğa. Bilinmedik ve terk edilmiş bir yer. Asla canlı yaşamaz ki denecek türden bir yere variyor. Bu yerde bir çobana rastliyor. O çoban yani Elzeard tam bir doğa aşığı. Bir yandan koyunlarını otlatıyor diğer yandan ise binlerce ağaç tohumu ekiyor. Yılmadan ve tek başına hektarlarca alanlarda bu işlemi sürdürüyor. Ne kadar tuhaf değil mi ? Terk edilmiş çorak bir alana adamın biri geliyor ve ağaç tohumları ekmeye başlıyor. Eminim ki ana karakter onu deli falan sanmıştır. Zaten o tohumların ağaç olacağına da pek inanmıyor. Kısacık ama konu olarak harika bir kitaptı. #parlakmeltemkitapligi
Ağaç Diken Adam
8.9/10 · 1.161 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
50 syf.
·
2 günde
·
Puan vermedi
" Öylesine yalnızdı ki yaşamının sonuna doğru konuşamaz olmuştu. Ya da kim bilir belki artık konuşmaya ihtiyaç duymuyordu." Çooookkkk güzeldiiiii Nasıl güzel, umut verici, hüzünlü... 50 sayfalık bir kitap nasıl sarıp sarmalıyor inanamazsınız. Hele bir de iç çizimleri ile insan daha da canlı hissediyor. Anlatıcımız aynı zamanda ana karakterimiz, yolculuk ve yürüyüşlere gönül vermiş bir adam. Bir gün Alpler' in zirvesine, pek de turistlerin bilemeyeceği taraflarına doğru yolculuğa çıkıyor. Bu yolculuk keşfetmeye doğru evriliyor ve karşısına harap olmuş yollar, terkedilmiş Evler, kurumuş dereler... Derken o terkedilmiş yerde bir çobana rastlar, çok fazla koyunu yoktur ama elinde, evindeki yemeği paylaşmaya isteklidir Elzeard Bouffier... Bu yemekle tanışıklıkları arkadaşlığa dönüşür. Elzeard Bouffier bir doğa gönüllüsü.Koyunları otlarken ağaç dikmek en büyük mutluluğu. O çorak ve terkedilmiş yerde, insansızlıkta, imkansızı düşünmeden her yere binlerce ağaç dikmektedir. Bizim yolcumuzun ise bu ağaçların geleceği ile ilgili pek umudu yoktur. Araya savaş girer, zaman girer... Tüm bunlar yolcunun merakını daha da pekiştirir ve tekrar düşer yollara. Ağaçları ve adamı düşünür... Ancak aklına ölüm dışında bir olasılık gelmez. Fakat yolun sonu bambaşka bir yere çıkar.... Kesinlikle okumanızı öneririm, bu arada yazarın bu kitabı okurları öyle etkilemiş ki pek çok dile çevrilip yayınlanmış. Yazara telif için geldiklerinde ise Giono bunu kabul etmemiş insanlar bu yolda ilerlesin bana yeter.... XoXo ️
Ağaç Diken Adam
8.9/10 · 1.161 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
50 syf.
·
1 günde
Everest'in açıkhava dizisinden çıkan çok güzel bir öykü. Okurken içim sevinç ve umutla doldu gerçekten. Yarım saatte okunabilecek ve içinde ustalıkla hazırlanmış illüstrasyonların bulunduğu bir kitap. Hemen kalkıp bir fidan dikesim geldi toprağa :) Yediden yetmişe herkes okumalı, kesinlikle çocuk kitabı değil ve güzel mesajlar içeriyor.
Ağaç Diken Adam
8.9/10 · 1.161 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
60 syf.
·
Beğendi
·
10/10 puan
Hubert reeves orman kitabında minicik bir yerde bu öyküden bahsetmişti, hiç durur muyum hemen aldım okudum ve içim sıcacık oldu iyi ki kalbimize böyle güzel dokunan yazarlar var.
Ağaç Diken Adam
8.9/10 · 1.161 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
60 syf.
·
Beğendi
·
10/10 puan
Kitabı içindeki çizimlere büyülendiğim için almak istedim. Almadan önce çocuk kitabı olup olmadığını sordum, her halükarda alacaktım. Dükkan sahibi kitabı il milli eğitim müdürünün okul müdürlerine okuması için getirttiğini söyledi. Daha da ilgimi çekti. Kitap oldukça kısa ve akıcı. Hikayeye anlatıcının Alp dağlarına uğradığı yıllarda göz atıyoruz. Orada bir çobanla karşılaşıyor. Alp dağlarında görmeyi bekleyeceğimiz cinsten çok sessiz biri. Tek bir işi var her gün onlarca tohum ekmek. Öyküde oldukça uzun vadeli ve gerçekleşip gerçekleşmeyeceği bilinmeyen bu olayın; o an aklı savaşlarla meşgul insanları, doğayı, bölge halkını nasıl dönüştürdüğüne tanık oluyoruz. Kitap insanın içini, tohum ekip onun büyüdüğünü görmenin verdiği mutlulukla dolduruyor. Ve insana, sebat etmenin başka alanlarda doğurabileği sonuçları düşündürüyor.
Ağaç Diken Adam
8.9/10 · 1.161 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
50 syf.
·
2 günde
·
Puan vermedi
Çizimlerine bayıldığım harika, kisacik da olsa insanın içine isleyen ve umut vaat eden bir öykü. Kitap bittiğinde insanın içini bir sıcaklık ve huzur kaplıyor resmen ruhunuz okşanıyor.
Ağaç Diken Adam
8.9/10 · 1.161 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
1
...
82 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.