Jean M. Twenge

Jean M. Twenge

Yazar
8.0/10
84 Kişi
·
315
Okunma
·
14
Beğeni
·
973
Gösterim
Adı:
Jean M. Twenge
Unvan:
Profesör,Sunucu,Yazar
Doğum:
A.B.D
Yazar San Diego Eyalet Üniversitesinde Psikoloji bölümünde görev almaktadır.
2006’da yapılan bir ankette, İngiltere’deki çocuklara “dünyadaki en iyi şey” soruldu. En popüler yanıt, “ünlü biri olmak”tı. Bu yanıt, “İyi görünmek” ve “zengin olmak” ile birlikte kusursuz narsisizm üçlüsünü oluşturuyordu. “Tanrı”, en son sıradaydı. Bir gün Jean’in bir arkadaşı, genç bir kıza büyüyünce ne olmak istediğini sormuş; kız “Ünlü” diye karşılık vermiş. Jean’in kızdan yaşça büyük arkadaşı, “Neyinle ünlü olmak istiyorsun?” diye sorduğunda genç kız, “Fark etmez” demiş. “Sadece ünlü olmak istiyorum.”
Counting Crows grubunun 1993’te çıkardığı şarkıda ileri görüşlülükle ifade ettiği gibi;
“Televizyona baktığımda,
Başrolde bana bakan kendimi görmek istiyorum,
Hepimiz büyük yıldızlar olmak istiyoruz,
Ama neden bilmiyoruz, nasıl bilmiyoruz...”
Jean M. Twenge
Sayfa 140 - Kaknüs Yayınları
Ancak tatminsizliğimizi sadece bireyciliği suçlayarak açıklayamayız. Depresyon sadece hayattan çok şey bekledigimiz için değil, aynı zamanda yaşam şartları çok zor ve hayat çok pahalı olduğu için gerçekleşiyor. Bir şeyin en azına bile ulaşmamanın çok zor olduğu bu devirde, Ben Nesli, hep daha fazlasını istiyor.
Filmler, ihtişamlı meslekleri olan kişilerle dolu, ancak iyi bir üniversiteye girmek günden güne zorlaşıyor.
Küçücük evler bile insanların alım gücünü zorlarken, diziler köşklerde çekiliyor. Sanki biri bizimle dalga geçiyor.
Zengin olacağımızı umarak yetiştiriliyoruz ama cebimizdeki para, kötü bir apartman dairesini ya da basit bir sağlık sigortasını ödemeye bile yetmiyor.
Jean M. Twenge
Sayfa 185 - Kaknüs
İnternetin devasa bir narsisizm çarpanı işlevi görme potansiyeli var. Elbette, insanlar internet araçlarını iyi ya da kötü amaçlar için kullanabilirler. İnternet, kendinizi öne çıkarmaya odaklanmanızla, sanat yapmanızla ya da dünyaya yardım etmeye çalışmanızla ilgilenmiyor; yalnızca bunları kolaylaştırıyor. Ne var ki, kişilerin interneti kullanma yollarının çoğunun narsisizmi arttırmaya devam etmesinden kuşku duyuyoruz. Bunun en az beş nedeni var:
Birincisi, internet bireysel narsisizmin güçlenmesine imkan veriyor. Örneğin; kendinize ait bir web sayfasına, blog’a, YouTube kanalına ve film şirketine sahip olabiliyorsunuz.
İkinci olarak, internet narsistik davranışları teşvik ediyor. Benlik ve kendini tanıtma yoğun biçimde vurgulanıyor. Kullanıcı, gününün büyük bölümünü yarattığı imajı düzeltip güzelleştirmeye harcayabiliyor. Ayrıca, internette fark edilmek için de bir rekabet söz konusu ve bu rekabette “kazanmanın” tek yolu; teşhircilik, bir konuda (olmasanız bile) hatırı sayılır bilgi sahibi olduğunuzu iddia etmek ya da kaba, iğrenç veya tuhaf (ya da hepsi birden) eylemler içindeki görüntülerinizi yayınlamayı içeren narsistik kendini tanıtma ile mümkün oluyor.
Üçüncü olarak, insanlar internet kullanımına bağımlı hale geldiler. Bu bağımlılık, iyi ya da kötü şöhretle bağıntılı olabiliyor. İnternetin ilgi arayışıyla ilgili yönlerine bağımlı hale gelinebiliyor.
Dördüncü olarak, “normal” davranışların standartları değişiyor. Kısmen internet yüzünden, “normal” davranış artık mahrem düşünce ve anların umuma açılmasını; kışkırtıcı ve dikkat çekici giyim tarzını ve oldukça kaba söylemleri içeriyor. Böylelikle sosyal davranış normları daha narsistik bir hale geliyor.
Beşinci ve belki de en önemlisi internetin muazzam bir erişim alanı bulunuyor. Her an milyonlarca kişi size bakabiliyor ve mesajınızı görebiliyor. Bu da pirelerin veba yaymaları kadar etkin bir biçimde narsisizmi yayıyor.
Jean M. Twenge
Sayfa 369 - Kaknüs Yayınları
384 syf.
İncelemeye başlamadan önce başlıkta da belirttiğim gibi; konu seçimi yaparken Psikoloji kelimesi yoktu. Kitap da günümüzün nesli, koca bir nesilden bahsetmektedir. Bu yüzden okuyup paylaşmanızı istiyorum. Maksat konu seçimine Sosyoloji-Psikoloji alanı da eklensin. Neden eklenmediği hâlâ zihnimde bir muamma. Felsefe var da neden Sosyoloji ve Psikoloji yok... Bu tepki yazısından sonra incelememize başlayalım haydi bismillah...

Ben Nesli kitabını ilk keşfim, başka bir kitabı okurken muhtevasında kitapla ilgili alıntı yapmasıyla oldu. Sonra dedim ki, ben bu kitabı kesin okumalıyım. Hakikaten günümüzün gençleriyle ilgili olan Ben Nesli dediğidir. Yukarıda da değindiğimiz gibi, bu nesli a'dan z'ye kadar yaşayışını ele almıştır. Sadece Psikolojik alanda değil, bunu yaparken de Sosyolojik alanla mündemiç etmiştir.

Kitabın arka kapağında da belirtildiği gibi, birçok gazete ve köşe yazarlarının ilgi odağı olmuştur: Akşam, Hürriyet, Gerçek Hayat, Taraf...

"Düşünce yapımız, ideolojimiz veya inancımız ne olursa olsun, geleceği tehlikede olan söz konusu "varlıklar", canımız, cananımız, bizim çocuklarımız...
(Psikiyatr Dr. N. Mustafa Merter [Türkiye Benötesi Psikoloji Derneği Başkanı
Üsküdar, Ocak 2009] ) sayfa dokuzdaki bu alıntıyı olur okumaz bir kez daha iyi bir kitabı keşfettiğimin haklı gururumu yaşıyordum. Aynı zamanda tüylerim diken diken oluyordu. Ne oluyoruz... Nereye gidiyoruz veya gidiyolar...

Kitap her ne kadar Amerika toplumunu anlatmışsa da bize çok yakın özellikleri barındıran yaşamlarına satır aralarında tanıklık ediyoruz. Bu yüzden önyargılı okumayın. Özellikle de ebeveyn ve ebeveyn olmaya yakın insanlar okumalı. Koca bir nesil geliyor ardımızdan, bizle beraber. Kitapta üç nesilden bahsediliyor aslında 2. Dünya Savaşı'nın olan nesil, 1960 nesli ve günümüz Ben Nesli...

Çeşitli istatistik verileri ortaya koyarken bu üç nesli karşılaştırarak geçmişten günümüze insan yaşayışlarının ve tavırlarının panaromasını gözler önüne serer. Eskiden insanlar birbirleri için yaşarken çağımızın vebası olan Ben'i düşünerek narsizm gibi bir tehlikeye gark oluyorlar. Artık kimse kimseyi düşünmüyor. Bir soru sorulunca cevabında o kişinin hesabına nasıl geliyorsa öyle veriliyor. Eskiden bir grup veya cemaat diyelim; onlardan birine bir soru sorulduğunda cevabı cemaatin uygun görmesi, diye cevaplandırılırdı. Şimdilerde ise kendi duygu ve düşüncelerini temel alarak veriliyor cevaplar.

İşte kitap bu cevapları veren bireyleri kimler yetişirdi... işte tam da bunun peşindedir. Medya... filmler... şarkılar... kitaplar... bunların tek tek analizini yaparak açıklamıştır. Hakikaten de öyle oluyor bu işler. Nesil yetişirken sağdan-soldan duyduklarını yapmazsa nereden gelir bu düşünceleri... uzaydan mı... (Uzaydan geldi diyenler devam etsin)
Hep kendini düşünme vardır bu nesilde. Benim kariyerim... benim param... benim hayatım... Bu şekilde yoz yaşam sürüyoruz malesef. Bu şekilde toplumumuzu yıkıyoruz. Oysa ki insan çoğu zaman tek başına yemek dahi yiyemez. Nice cimri insanlar topladıkları paraları yemeden ölüp gittiler. Hakikaten de bu durumla bu neslin durumunun birbirinden hiçbir farkı yok. Yalnız hiçbir şey hiçbir zaman olmaz.

'Bana dokunmayan yılan bin yaşasın' mantığı da vardır bu nesilde. Ve boş düşüncelere dalma da vardır. Siyasetle ilgilenmez. 'Ben tek başına neyi değiştirebilirim ki' demekle yol tutar hayatında. İşte asıl mesele de bu: sen tek başına değiştiremezsin. Hele bir grup bilinci kazan, hele bir kendini değil de insanlığı düşün. İşte o zaman farkı görürsün. Sosyoloji Nedir (Joseph Fichter) kitabında da yazar: "İnsanların içinde gizil güçler vardır. Bu gizil güçler birkaç kişiyle,(toplumla) yaşamaya iter." Hakikaten de öyle bizler toplumla yaşamaya mecburuz. Münzevi hayat insan fıtratına aykırıdır. Aile yapısını bu şekilde yok ediyorlar veya ediyoruz; diyeyim.

Ben Nesli'nin karşı cinsleriyle ilişkilerini de ele almıştır bu kitap. Artık kürtajlar yasallaşmış. Çocuk yapmak karara bağlanmıştır. Evlenmeden birliktelikler çoğalmış... son dediğime dikkat edin! Evlenmeden birliktelikler... birliktelikler... birlikte... Bunun tehlikeli olduğu farkına varmamışsanız biraz yardımcı olalım. Eğer bu birlikteliklere çekidüzen verilmezse aile kavramı yok olur. Nasıl mı... Bunlar aynı evde yaşayacaklar ve çocukları da olacak evlenmeden(ki olan da var bayağı). En basitinden erkek olan evi terk ederse... Alın size babasız bir çocuk. Babasız büyüyecek. Ki ben Amerika'da öyle olan çok insan tanırım. Shaquille O'Neal(emekli olan ünlü basketçi) da onlardan biri. Nafaka hakkı yok. Çocuğa miras yok. Baba şefkati yok. Aile yok... toplum yo...

Tekrar edecek olursak... Yeni bir tehlikeyle karşı karşıyayız. Bizim toplumumuza yansıması an meselesi. Bizler bunlara izin vermemeliyiz. Çocuklarımızı ahlakî değerlerini öğretip toplumla yaşamaya adapte olan bireyler halinde yetiştirmeliyiz. Kitabın son bölümünde kendince çözüm önerileri sunmuştur yazar. Bazıları benim de kafama yattı. Kendisine çok teşekkür ederim yazarın. Hakikaten beni aydınlattı. Bilmediğim konular da vardı. Artıl bildiğim konular oldu. Bayağı kütüphane gezmiş bu kitabı telif etmek için. Araştırma yapmak için çok kitap tozu yutmuş kendisi. Koca bir nesilden bahsediyor, kolay mı... Kitabı okuyun mutlaka. Canınız sıkılsa da...
384 syf.
·Beğendi·9/10
Günümüzün oldukça iddialı, özgüvenli, ben kaygısı güden fakat buna rağmen had safhada kaygılı, depresif ve sarsılmaya müsait neslin her yönden incelemesini içeren ender bir kitap. Her şeyi başarabilen, kendine güven mottosuyla şişirilen fakat olumsuzluklar karşısında da alternatif gayret biriktirmekten yoksun bırakılan, kısacası içi boş yetiştirilmenin kritiğini başarıyla yapabilen bir Jean M. Twenge yapıtı. Tavsiyedir.

"Ben Nesli hiçbir şeye bağlanmayan ve kendi içine kapalı cemiyetlerden uzak duran bir kültür oluşturdu; hiç kimseye de güvenmiyor. Egemen olan fikir; "Onlar sana yapmadan; sen onlara yap!" diyen ve şu bireyci dünyada kimseye değil de sadece kendine güvenmeyi şart koşarak bireysel tatmin sağlayan bir nevi kehanet niteliğinde." (s. 55)
448 syf.
Hocalarin tavsiyesi ile aldığım ve hiç pişman olmadan büyük bir zevkle olduğum bir eser. "Ben merkeziyetçi" üzerine yazılmış olan bu kitap kesinlikle okunmasi gerek. Bir solukta okunacak bir eserdir. Bu hastalığı bütün sorun ve çözümleri ile ancak bu kadar iyi ifade edilir. Bu arada okumalarimdan sonra çok bariz olmasada çevremde bu hastalığı kapanlar var. Kendi tecrübelerimle naçizane tavsiye edilir.
Keyifli okumalar :))
432 syf.
·12 günde·Beğendi·8/10
Keşke bizim ülkemizde de şöyle geniş çaplı çalışmalar yapılsa, nicel ve nitel sonuçlarla hareket edebilsek dedirten, çok güzel bir kitap. Özellikle psikolojiyle ilgilenenlerin, ergenler üzerine çalışanların, ebeveynlerin, post/modern dönemin ve sosyal medyanın dinamiklerini anlamak, farkındalık kazanmak isteyen herkesin kütüphanesinde bulunmalı.
384 syf.
·Puan vermedi
Günümüzde liseye giden bir öğrencinin kaygı seviyesi, 1950'li yıllarda kliniğe yatırılan bir hastanın kaygı seviyesine eşdeğer.

Son kuşak ergen grubuna dahil gençler dünyanın her yanında benzer psikolojik tavırlar sergiliyor. Oldukça yüksek şişirilmiş bir ego, hayatın tamamına yayılan ben merkezci yaklaşım, sarsılmaz gibi duran bir öz güven... Ama bunun yanında en küçük olayda patlak veren anksiyete krizleri, tahammülsüzlük, depresif bir ruh hali...

İşte kitap buradan hareketle, psikolojik bir yaklaşımla gençlerde görülen bu dilemmayı sebepleri ile ortaya koyarak açıklamaya gayret göstermiş. Eser, bugüne kadar yapılmış en kapsamlı araştırmalardan birisine dayanıyor. Akademik perspektiften çıkarak ortaya konan analizler hem çocuk yetiştiren hem de çocuk/ergen psikolojisine ilgi duyanlar için ilgi çekici olacaktır. Kitap da anlatılan konuların sosyal hayatı da kapsayacak şekilde hazırlandığını da ayrıca söylemek gerekiyor ki; "Ben nesli" aynı zamanda sosyolojik bir eserdir.

Keyifli okumalar dilerim.
384 syf.
·Beğendi·7/10
Bugünün Gençleri Niçin Bu Kadar Özgüvenli ve İddialı Fakat Bir O Kadar da Depresif ve Kaygılı? Sadece kitabın üzerinde okuduğunuz bu soru bile bu kitabı okumanız için sizi harekete geçirmeli. Veya size kalmış. Nesiller arası değişimlere güzel bir bakış açısı bana göre .
432 syf.
·9 günde·7/10
Günümüz gençlerini "i-nesli" olarak adlandıran yazar, araştırmalar ve anketler sonucu ulaştığı verilerle gençlerin neden duyarsız, mutsuz ve erişkin olmaya hazır olmadığını açıklıyor. Birçok konu başlığına değinen yazar "i neslinin" diğer nesillerle farklılıklarını ve internetin bu nesil üzerindeki etkisini açık bir şekilde ortaya koyuyor. Araştırma Amerikan gençleri üzerinde yapılsada küreselleşmiş dünyada hepimizi yansıtıyor.
Son kısımda ise i-neslini anlamak ve ekran bağımlılığından kurtarmak için tavsiyeler verilmiş. Hem gençler hem de ebeveynler için okunması gereken bir kitap.
İ-Nesli Jean M. Twenge
384 syf.
·14 günde·Beğendi·Puan vermedi
"Ben Nesli'ni çok güzel bir şekilde ele almış yazar. Bebek Patlaması olayından sonra doğanları ve Ben Nesli'ni karşılaştırarak anlatıyor. Ayrıca şu anda da örneklerini gördüğümüz ve daha da çok artan Ben Nesli'nin devamı olan günümüz insanlarını anlatan, Ben Nesli'nden olanların özelliklerini arka planı destekli istatistiklerle çok güzel bir şekilde anlatıyor. Ben bu kitabı iyi ki okuyorum diyorum çünkü bu kitap sayesinde eksiklerimi veya olumsuz ve olmaması gereken özelliklerimi farkettim. Bence okunması gereken bir kitap. Sizlere de tavsiye ederim."

Yazarın biyografisi

Adı:
Jean M. Twenge
Unvan:
Profesör,Sunucu,Yazar
Doğum:
A.B.D
Yazar San Diego Eyalet Üniversitesinde Psikoloji bölümünde görev almaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 14 okur beğendi.
  • 315 okur okudu.
  • 27 okur okuyor.
  • 304 okur okuyacak.
  • 16 okur yarım bıraktı.