Jim Keith

Jim Keith

Yazar
7.1/10
18 Kişi
·
41
Okunma
·
2
Beğeni
·
664
Gösterim
Adı:
Jim Keith
Unvan:
Yazar
Doğum:
21 Eylül 1949
Ölüm:
7 Eylül 1999
Gazetecilerin görevi gerçeği çarpıtmak, külliyen yalan söylemek, kötüye kullanmak, kara çalmak, ve ekmeğini çıkarabilmek için kendi ülkesini ve ırkını satmaktır. Bunu siz de biliyorsunuz, ben de biliyorum. Öyleyse bağımsız medyaya kadeh kaldırmak niye?
Biz ekranların arkasındaki zengin adamların aletleriyiz. İpleri çektiklerinde dans eden kuklalarız. Yeteneklerimiz, imkanlarımız ve yaşamlarımız tümden diğerlerinin mülküdür. Bizler entelektüel fahişeleriz.
-John Swinton
Gazetecilerin görevi gerçeği çarpıtmak, külliyen yalan söylemek, kötüye kullanmak, kara çalmak, ve ekmeğini çıkarabilmek için kendi ülkesini ve ırkını satmaktır. Bunu siz de biliyorsunuz, ben de biliyorum. Öyleyse bağımsız medyaya kadeh kaldırmak niye? Biz ekranların arkasındaki zengin adamların aletleriyiz. İpleri çektiklerinde dans eden kuklalarız. Yeteneklerimiz, imkanlarımız ve yaşamlarımız tümden diğerlerinin mülküdür. Bizler entelektüel fahişeleriz.
.."İnsanı ve onun beynini oluşturan biz olacağımızdan, istediğimiz değişiklikleri yapma hakkına sahip olacağız."
Orwell'ın dünyasında yaşayan bu hayalperestin iddiasına göre, "Gelecekte beynin tele-kaydı ve tele-uyarımı yaygın biçimde kullanılacaktır.
Delgado, bir röportajda, elektromanyetik yayın yoluyla zihin kontrolünün belirli bir dereceye kadar gerçekleştirildiğini ve bunun üç kilometrelik bir alan içerisinde denendiğini ve başarı sağladığını ifade etti.
Toplum kontrolcüleri açısından nüfusu ahmak tutmanın pek çok yararı var; kişi ne kadar az zeki olursa dışarıdan kontrole karşı o kadar dayanıksız olur
271 syf.
GERÇEK OLMASINI İSTEMEYECEĞİN KADAR ÇOK ACI...
 
İnceleme yazmak benim için hiç bu kadar zor olmamıştı, kitap hakkında bir fikir sunmak yazısı olsun bu, inceleme yazmak günler geceler süreler, sayfalar sürer. Oturup tartışmamız gerekir, araştırmalar yapmak gerekir.
Başlıyorum;
"Biz ekranların arkasındaki zengin adamların aletleriyiz. İpleri çektiklerinde dans eden kuklalarız. Yeteneklerimiz, imkanlarımız ve yaşamlarımız tümden diğerlerinin mülküdür. Bizler entellektüel fahişeleriz."

Hiç duygularınızın, hayat tarzınızın, yaşam şeklinizin, yediğinizin, içtiğinizin bir belirleyeni olduğunu düşündünüz mü? Kitleleri kontrol eden bir gücün etkisi altında kalma ihtimaliniz var mıdır?
Son zamanlarda şiddetin artmasına tepki göstersekte duyarsızlaşmıyor muyuz?
Kendini yeni baştan tanımaya ne dersin? Benimle birlikte büyük düşünmeye.. Böyle şeylerin gerçeklektikten uzak olduğunu düşünüyorsun belki de. Zihin kontrolü mü peh, bir dizi izleyip etki altında kalmak mı aslaaa. İstersen biraz daha büyük düşünelim.

"Adlarını duymadığımız adamlar tarafından yönetiliyoruz, zihinlerimiz kalıba sokuluyor, beğenilerimiz biçimlendiriliyor, fikirlerimiz öneriliyor"....

Cehaletin artması, insanın duyarsızlaşması, eğitimin niteliksizleşmesi, hislerin değer kaybetmesi... hepsini bir kere daha düşün. Şikayetlerin var mı seninde dünyaya dair, hayata dair? Yoksa hızla geçen resimlere dalmış geri kalanı umursamayanlardan mısın? Platonun bahsettiği teoremin aynısı bir dünya misali. Görüntüleri gerçek sandığımız bir dünya, birileri bizi kandırıyor olabilir mi?

Kitlelerin hangi parçasısın? Kolayca şekil alanlardan mı? Umutsuzluğa ya da intihara meylettirdikleri insanlar olduğunu biliyor muydun?
Çok soru sordum, biliyorum. Ben de sorularla dolu zihnimle çevirdim sayfaları. Bazı sayfaları okumak cidden ağır geldi bana. Yeni dünya düzenini hayal ettim. Kurmak istedikleri düzende istenmiyoruz, bu yüzden bizi, seni yönetmek istiyorlar. Bu sebeple kendi rızası dışında yüzlerce kadın kısırlaştırılmış..

Dünya elitinin ajanları, yeryüzü halkına karşı savaşa girmiş durumda. Bir felsefeleri bile var, "kitle denetim felsefesi." İnsanın kendini ve gerçekliği algılayışını bile yeniden tasarlamak üzerine kurulu. Ne kadar denetlenirsen o kadar iyi. Meselâ, gece yarılarına kadar süren en verimli saatlerini almayı isteyen dizileri izlemeyi seviyor musun?

Bazı hikâyeler okudum, arşivlerde olan, kaynakları sağlam hikayeler. Anlattıklarının doğru olma ihtimali ürkütücüydü.

Bu tarz deneyler için savaşlar çok elverişlidir. Örneğin Vietnam, hitlerin yahudi kıyımı. Şu an Doğu Türkistan'da yaşanılan şeyleri bile tam bilmiyoruz. Savaş, bunu başlatanlara insanları tepe tepe kullanma hakkını veriyor...
Gerçek kurbanların hikayelerini saçma diye bir yana bırakmak, gerçeğin gizlenmesine de neden olabilir.

"Zihin kontrolüyle ilgili teknik yeterliliğin devasa adımı, elektromanyetik enerjinin insanların uzaktan denetlenmesi, sakatlanması ya da öldürülmesinde kullanılabilmesiyle gerçekleşti." (Nikola Tesla)
"Uyumaya yönelik zihinsel iletiye 1 dk içinde itaat edildi."
"Çok sayıda araştırmacı daha başarılı sonuçlar almaya başladıkları bir noktada, çalışmalarının kendilerinden alındığı benzer hikâyeler anlatıyor."
Biliyorum alıntılarla dolu incelemeler pek sevilmez, ama araştırma ve incelemelerle dolu bir kitap için bu pek mümkün olmuyor..

Psikaytri bilimini, tıp, mühendislik bütün bunların kötü ellerde tehlikeli olabileceğini düşünmüş müydünüz? Gördüğünüz gibi, ne yazık ki bilimi kendi lehlerine çevirdiklerinde ortaya pek iç açıcı sonuçlar çıkamayabiliyor..
Elektromanyetik silahların deney alanından öteye taşınıp, yurttaşlar üzerine kullanıldığı oldu mu acaba? Savaş içindeki bir çok ortadoğu ülkesinde kullanılan kimyasal silahlar bunun cevabını veriyor.
Aynı zamanda basit bir depresyon sebebiyle psikyatra başvuran bazı şanssız insanlar korkunç deneylere maruz kalabilmiş. Bunu kendi ülke vatandaşına yapabilmekle başlıyor yanlışlar silsilesi.

Mesela kitaptan bir başlık seçelim, "Işın Savaşı"  olsun, sadece minik bir delil sunalım;
"Eylül 1987'de, elektromanyetizm üzerine bir konferansta Puharich şöyle söylüyor:
"1981'de ABD hükümeti kapsamlı ELF savaşına girdi; Avustralya ve Afrika'da tüm büyük vericileri kurdu, bu vericiler hala fââl; her şey gizlenmiş, kimse bir şey söylemiyor." ELF dalgaları olup olabilecek en düşük frekans, engellenmesi olanaksız. Üstelik kanser hastalığına bile sebep olabiliyorlar.

Her başlığın altında oturup konuşmamız lazım. Hepsi önemli şeylerden bahsediyor. Şunu da bilmelisiniz ki, bugün ki internet dediğimiz şey ortak bir bilgiler ağı sunuyor ama biz onu kullanırsak. Onun bizi olumsuz kullanma ihtimali de var, sonsuz bir deniz gibi. Arka planda bize sunulan bilgilerin çok daha detayını görenler var. Yaptığınız aramalardan, yönelimlerinizden sizi tanıyorlar. Tek dünya beyni oluşturmaya çalışıyorlar.

Son yüzyılın süratlenen ilerleyişinden bir anlam çıkaran özgür ve hızlı eylem sevdalısı olan yönetici, elit, gelecek 20 yıl içinde insan türünün bedenleri ve zihinleri üzerinde, tam bir kontrolü etkili olarak gerçekleştirecek. Belki de çoktan gerçekleştirdi bile.

İşte oldurulmak istenen yeni insan bu, bedeni ve zihni çalınmış, ruhu olduğunu düşündüğü hayvan dürtülerine indirgenmiş. Gerçeklik algısı elekronik imajlarla desteklenmiş, örümcek ağı gerçekliği asla algılamayacağı biçimlerle önüne sunulmuş. Mutluluk bir tüple, elektronik bir bağlantıyla ulaşılır hâle getirilmiş.
" Zihin kontrolü ve insan kontrolü için ileri teknolojinin yaratılmasıyla, bu sayfalardaki şiddetin ezberden okunması gibi bir cehennemin kıyısında duruyoruz." Şiddet artık size de bütün yönleriyle bildiğimiz bir tanıdık gibi gelmiyor mu?

Ee ne olacak şimdi? Bu kontrolleri durduramazsak tek insan türü olacak moronlar ve ahmaklar, özgürlüğün varlığını bile unutacak. Sahiden özgür müsünüz? Sahiden acıyı hissediyor musunuz? İzlediğiniz binlerce videodan elinizde neler kaldı? Elektrik gidince mum yakabilecek misiniz karanlığınıza? Kendinize ait bir tane hayaliniz, düşünceniz var mıdır? Markalar bir hapishane, kozmetik bir hapishane sayılmaz mı? Özgür müsün?
Bu kitabı okuduktan sonra insan eyleme geçmek zorunda hissediyor kendini. Temkini elden bırakası gelmiyor. Yasa dışı ve şiddet içerikli en ufak şeye dahi karşı olmak, bir duruşu olmaktır. Özgürlüğümüze, insanlığa yönelik saldırılara karşı kendimizi korumalıyız. Bu kitlesel kontrolü sonlandırmalıyız.
240 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Bence yazarın bu eseri ölümsüzler listesine eklenmeyi fazlasıyla hak ediyor. Cesurca yazılmış sözler, dönemi için mutlaka endişe oluşturmuştur. Okudunuğuzda hayretler içerisinde kalacağınız bir eser..
240 syf.
·18 günde·7/10
''İnsanın düşünmemesi yöneticiler için ne büyük şans.''
Adolf Hitler,
Kitaba genel olarak bakarsak; soy gelişim deneylerinden 25. kare gerçeğine, elektromanyetik dalgalarla insan zihni kontrolünden ışın dalgası gibi konulara kadar yıllar boyunca üzerinde çalışılan bilimsel deneylerin olduğunu söyleyebiliriz. Şaşırmadım değil. Almanya Nazisi ve CIA'nin, mükemmel soy gelişimi ve kısırlaştırma programları karşımıza çıkıyor. Üstün vasıflı bir liderin üstüne çip konulup, senelerce izlenerek, bilimsel verileri ortaya dökülüyor. Ve bu çipin yeni doğan bir bebeğe takılmasıyla, liderin tüm özellikleri bebeğe aktarılması gibi. ABD istihbaratı CIA'nın bu gibi deneylerde milyonlarca çocuğu denek olarak kullandığı, eğitimini verdiği cinsel konularla, üst düzey başkanlara seks kasetleriyle şantaj uygulanması. Sinsilik hat safhada!

Dünyanın en güçlü uyuşturucularından biri olan LSD üretiminin en önemli savunucularından yine en meşhur iki yazarı öğreniyoruz:George Orwell ve Aldous Huxley . Evet bu iki İngiliz yazar çok güçlü uyarıcı ve halüsinasyonların sebebi olan bu LSD adlı uyuşturucunun deneklerde ve sosyal hayatta kullanılmasını şiddetle savunduğunu öğrendim. LSD ise tahribatı çok ağır, ölüme bile sebep olan bir uyuşturucu. Yazarları eleştirmiyorum elbette. Ve yine çok yakın tanıdığımız bir yazar olan bilim-kurgu türünde vermiş olduğu eserlerle hafızaya kazınan ve yine İngiliz bir kişi: H. G. Wells
Şöyle ki Wells İngiliz istihbarat ajanı. Yıllar boyu CIA ile işbirliği de yapmıştır. M16'nın önde gelen bir ismi...

Tabii bunlar işin akademik ve siyasi boyutu. Deneklerin yaşamından kesitler ve şüpheli ölümlerinin eserle birlikte bizlere sunulması ise ayrı bir trajedi. Bunun yanında bu kitabın yazarı Keith de girdiği ufak bir dirsek ameliyatı ile hayatını kaybetmiştir. Daha fazla insanlara bilgi vermemesi için acaba yine CIA mı vardı işin içinde, kim bilir? Kennedy suikastını gerçekleştiren kişinin, zihin kontrolünün CIA tarafından yönetildiği gerçeği, tüm bu olan olaylara ışık tutmuyor mu?

Ve ayrıca https://www.youtube.com/watch?v=uy98kdI4Ia0 videoda ki gibi Abd'nin dünyadan sakladığı 51. bölge ve Ufo sırları. Alman bilim adamları ve CIA çalışanlarının üzerinde durduğu bu uzaylı maceralarının tamamen bir kurmaca olduğunu belirtiyor yazar. Tüm bunlar korku atmosferinde insanları sindirmek içinmiş. Fakat şu videoda ki sözler de kafamı karıştırmış durumda. https://www.youtube.com/watch?v=aSIfY7_OwI4 Ufo'nun gerçek olduğunu ve yakın zamanda bu tür canlılarla karşılaşabileciğimizi anlatıyor.

Son olarak yapılan Vietnam Savaşı'nın bile çok farklı nedeni var, yazarın emekli bir gazi askerle yaptığı röportajda. Diyor ki Vietnam Gazisi ''Ölen ABD askerlerinin ülkeye getirilirken, vücutlarına doldurulmuş uyuşturucuyu gizlice gördük. Anladık ki yapılan savaş uyuşturucu içinmiş.''

Televizyon ve net dünyasından yayınlanan çizgi filmlerin çocuklarda yaptığı olumsuz etki, film izlerken 25. karede savaş ve erotik grafiklerle beyinlere mesaj gönderildiği, cinsellik, içki ve uyuşturucunun gençler arasında hızla yayılması gibi olaylar zihnimizin bir kontrolör tarafından kontrol edildiğini unutmamak lazım... Ben demiyorum, gizli araştırmaları ve şüpheli ölümüyle yazar Jim anlatıyor.
Kitabı yarım bıraktım. Okumak için kendimi o kadar zorladım ki anlatamam. Kitabın hem içeriği hem üslubu yetersiz geldi belki yazardan belki çevirmenden kaynaklı. Kitabın içinde çok değerli bilgiler olduğundan eminim ve bazılarına ulaştım. Ancak o kadar fazla yabancı kelime yabancı kuruluş ismi yabancı ünlüden söz ediliyor ki bizim gibi farklı kültürden birinin anlaması oldukça zor ve paragraflar arası çok fazla konu kopukluğu var..
reyyan
reyyan Amerikan Derin Devleti ve Beyin Yıkama Operasyonları'ı inceledi.
271 syf.
·Beğendi·9/10
Kitap henüz Türkiye'de "Subliminal Mesaj" nedir duyulmamışken inanılmaz çarpıcı bilgi ve örneklerle doluydu. Sorun şu ki bu kitabı bulmak çok zor. Amerika'nın dünya üzerinde oynadığı bilimsel alt yapıyı anlatıyor. Ayrıca kitap yazarı Kim Keith'in ölümü de ayrıca şüphe uyandıran bir durum maalesef.

Yazarın biyografisi

Adı:
Jim Keith
Unvan:
Yazar
Doğum:
21 Eylül 1949
Ölüm:
7 Eylül 1999

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 41 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 51 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.