Joe Vitale

Joe Vitale

Yazar
8.3/10
58 Kişi
·
176
Okunma
·
21
Beğeni
·
2.900
Gösterim
Adı:
Joe Vitale
Unvan:
Amerikalı Yazar
Doğum:
Niles, Ohio, Amerika Birleşik Devletleri, 22 Aralık 1952
2005 yılında Amazon'un kitap satışı sitesinde Harry Potter'ı 4 gün boyunca ikinci sıraya düşüren "İnternet'in Budha'sı" lakaplı Joe Vitale'nin yaşam koçluğu kitabı.

Peki Joe Vitale kim oluyor da bize yaşam koçluğu yapmaya kalkışıyor? Kendisi ünlü bir metin yazarı. Reklam ve pazarlamada, özellikle de sanal alemde çok yetenekli. 500 kadar müşterisi var. Hayatta sonuç alma konusunda da oldukça deneyimli biri. Kendi yazdığına ve tanıyanların da onayladıklarına göre:



Evsiz-barksız bir adamken pazarlama konusunda uzman bir milyoner oldu.
Kitapları art arda "En Çok Satanlar" listesinde 1 numaraya yükseldi.
Hazırladığı birçok web sitesi uluslararası internet camiasında ilk 1000'e girdi.
Obez birisiyken 40 kilo verdi.
Binlerce işletmenin finansal durumunu iyileştiren bir pazarlama kursu düzenledi.
Seminerlerine katılan pek çok kişinin yaşam koşullarını değiştirmesini sağladı.
Bedeninle konuş. Ona de ki: "Seni bu halinle seviyorum. Benimle olduğun için teşekkür ederim. Eğer herhangi bir nedenle benim tarafımdan kötüye kullanılmış olduğunu hissettiysen, lütfen beni affet." Şimdi dur ve günün geri kalanında bedenini ziyaret et. Ziyaretinin sevgi ve şükran ziyareti olmasına izin ver. "Beni taşıdığın için sana teşekkür ederim. Nefes alıp verdiğim için, kalbim attığı için teşekkür ederim."
Aslında olmuş olan size olmamıştır, sizin için olmuştur. Sizin uyanmanıza ve büyümenize yardımcı olmak için gerçekleşmiştir. O sadece sizi şu anda olduğunuz yere getiren bir öğretim planıdır. Ve bulunduğunuz yerden mucizeleri çekebilirsiniz. Yapılması gereken kesinlikle affetmektir.
"Herhangi bir şeyi değiştirmek istiyorsanız bunu içinizde yapmalısınız, dışınızda değil."
Joe Vitale
Sayfa 65 - Pegasus Yayınları
Eksiksiz sorumluluk, her şeyi kabul etmek demektir;hatta hayatımıza giren insanları ve onların sorunlarını da çünkü onların sorunları sizin sorunlarınızdır. Onlar sizin hayatınızdalar ve eğer hayatınızın tüm sorumluluğunu alıyorsanız, o zaman onların deneyimlemekte olduklarının da tüm sorumluluğunu üzerinize almak zorundasınız.
"Düşüncelerinizi değiştirmek için, düşüncelerinizden ayrı olduğunuzun farkında olmanız gerekiyor."
Joe Vitale
Sayfa 43 - Pegasus Yayınları, Aralık 2015, 2. Baskı
"Yol üzerindeki engebelere, içinizde hala yolculuğun keyfine varmanızı engelleyen inançlarınız olduğunda rastlarsınız."
Joe Vitale
Sayfa 37 - Pegasus Yayınları, Aralık 2015, 2. Baskı
272 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Ho'oponopono:) ilk okumaya ve söylemeye çalıştığımda itiraf ediyorum ki :) dilim dönmemişti. Evet nedir bu ho'oponopono; "Basitçe ifade etmek gerekirse, 'doğrusunu yap,' ya da 'bir hatayı düzelt,' demektir. Eski Hawaiililere göre, hatalar geçmişin acı veren anılarıyla zehirlenen düşünceler yüzünden ortaya çıkar. Ho'oponopono, dengesizliğe ve hastalığa neden olan bu acı veren düşüncelerin ya da hataların enerjisini ortadan kaldırmanın bir yoludur." Giriş yazısı biterken Joe Vitale şöyle diyordu; "bir bilet alın ve oturun, ruhunuza giden tren kalkmak üzere. Şapkalarınızı tutun." Ve bu sözlerle yolculuk başlamıştı.ve şimdi hala tekrarlıyorum ;
Seni seviyorum
Özür dilerim
Lütfen beni affet
Teşekkür ederim ... nedir bu cümleler diyenlere, okumayanlara tavsiyemdir,öyle okunup bırakılacak bir kitap olmadı Benim için her an elimin altında tuttuğum başucu kitaplarımdan biridir.
~~~~~Bedeninle konuş. Ona de ki: "Seni bu halinle seviyorum. Benimle olduğun için teşekkür ederim. Eğer herhangi bir nedenle benim tarafımdan kötüye kullanılmış olduğunu hissettiysen, lütfen beni affet." Şimdi dur ve günün geri kalanında bedenini ziyaret et. Ziyaretinin sevgi ve şükran ziyareti olmasına izin ver. "Beni taşıdığın için sana teşekkür ederim. Nefes alıp verdiğim için, kalbim attığı için teşekkür ederim."
272 syf.
Ho'oponopono Yöntemi Nedir?
(Alıntıdır)
Ho'oponopono Yöntemini son zamanlarda sıkça duymaya başladık, birçoklarımıza göre telaffuzu zor gelen bir cümle ama kazandırdıkları ve kattığı değerler bir mucize.

Joe Vitale’nin Dr.Ihaleakala Hew Len’den öğrenerek Zero Limit kitabında anlattığı şekliyle aktarıyorum.
Bu yöntem; karşımızdaki insanın yaşadığı duyduğumuz öğrendiğimiz anda bizim sorunumuz olarak algılayıp kendi içimizde bundan arınarak karşımızdakini de arındırma yolunu öğretiyor.

Sadece insanlar değil her şeyi arındırıp temizlemenin yoludur bu. Tüm bilinen ya da bilinmeyen negatif enerjileri, pozitif olanla değiştirerek arındırır. Bunun içinde sevgi yi kullanır.

4 temel kalıp vardır:
Seni seviyorum.
Özür dilerim.
Lütfen beni affet.
Teşekkür ederim.

cümlelerinden oluşur. Uygulamada çok kolay ve kısa sürede de sonuç veriyor.

Hayatındaki herhangi bir şeyi değiştirmek istediğinde bakacağın tek bir yer var: kendi için.

2 yıl önce, Hawaii'de, bir koğuş dolusu akıl hastası suçluyu onları hiç görmeden tedavi eden bir terapist olduğunu duymuştum.
Terapist, hastaların dosyalarını incelemiş ve sonrasında kendisinin bu kişilerin hastalıklarını nasıl yarattığını görmek için kendi içine bakmış. Kendisi geliştikçe, hastalar da gelişme göstermiş. Bu hikâyeyi ilk duyduğumda bunun bir şehir efsanesi olduğunu düşünmüştüm.

Biri, kendini iyileştirerek başkalarını nasıl iyileştirebilirdi ki?
Bu kişi bilge bir kişi olsa bile akıl hastası suçluları nasıl iyileştirebilirdi? Anlamamıştım. Mantıksızdı. Ve hikâyeyi unutup gittim.
Ta ki hikayeyi bir yol sonra yeniden duyana kadar. Terapistin ho'oponopono adında bir Hawaii iyileştirme yöntemi kullandığını duydum.
Daha önce bu yöntemi duymamıştım. Hikayeyi yeniden unutup gitmek istemiyordum. Anlatılanlar tümüyle doğruysa, hakkında daha fazla şey öğrenmeliydim.
Şu ana kadar "sorumluluk" kelimesinin anlamını, yaptıklarımdan ve düşündüklerimden sorumlu olduğum şeklinde anlardım.
Daha ötesinden değil. Ve çoğu insanın da böyle düşündüğünü sanıyorum. Biz yaptıklarımızdan sorumluyuz, başkalarının yaptıklarından değil.

Birçok akıl hastasını iyileştiren Hawaiili terapist bana sorumluluğun ne demek olduğu konusunda yeni bir bakış açısı kazandırdı.
Adı Dr. Ihaleakala Hew Len. İlk telefon görüşmemiz yaklaşık bir saat sürdü. Ona hikayenin tamamını bana anlatıp anlatamayacağını sordum. Bunun üzerine Len Hawaii Eyalet Hastanesi'nde dört sene boyunca çalıştığını söyledi. Ve hikayesini anlattı.

Akıl hastası suçluların bulunduğu koğuş oldukça tehlikeliymiş. Terapistler bir ay içinde istifa ediyorlarmış.

Hastane personeli sıkça hastalık izni alıyormuş ya da istifa ediyormuş. Hastalar tarafından saldırıya uğrama korkusundan dolayı, koğuşta sırtlarını duvara çevirerek yürüyorlarmış.
Kısacası burası yaşamak, çalışmak ya da ziyaret etmek için hoş bir yer değilmiş.

Dr. Len bana hastaları hiç görmediğini anlattı. Ofisinde oturup hastaların dosyalarını incelemiş.

Hastaların dosyalarına bakarken kendi üzerinde çalışmış. Ve kendi üzerinde çalıştıkça hastalar iyileşmeye başlamış.

"Birkaç ay sonra, daha önceden ellerli kelepçeli dolaşan hastalara serbestçe dolaşmaları için izin verilmeye başlandı," dedi bana. "Ağır ilaç tedavilerine maruz kalan hastalar ilaç tedavilerini bıraktılar. Serbest bırakılmaları konusunda hiç ihtimal olmayanlar serbest kaldı." Şaşkınlık içindeydim…

"Sadece bu kadar değil," diye devam etti. "Ve personel işe gelmekten hoşlanmaya başladı. İşe gelmeme ve sıkça olan işten ayrılmalar bitti.
Personel ihtiyaçtan daha fazla sayıda olmaya başladı, çünkü hastalar serbest bırakılıyordu. Personelin yapacak bir işi kalmamıştı. Bugün, bu koğuş kapalı."
Ve işte en önemli soru: "Bu insanların değişimine sebep olacak ne yaptın?" dedim
"Onları yaratan kendi parçamı iyileştirdim sadece," dedi. Anlamadım…

Dr. Len hayatından sorumlu olmanın, hayatındaki her şeyden sorumlu olmak olduğunu söyledi -aslında basit, çünkü her şey senin hayatında oluyor. Tam manasıyla, tüm dünya senin yaratımın.
“Hmmm... Kolay sindirilebilir bir şey değil. “

Söylediklerinden ve yaptıklarından sorumlu olmakla, hayatındaki tüm insanların söylediklerinden ve yaptıklarından sorumlu olmak farklıdır.

Gerçek şu ki eğer hayatının sorumluluğunu alıyorsan hayatında gördüğün, işittiğin, tattığın, dokunduğun ya da herhangi bir şekilde deneyimlediğin her şey senin sorumluluğun altındadır.

Çünkü hepsi senin hayatında olmaktadır. Terör eylemleri, ülke yöneticileri, ülkenin mali durumu ve hoşuna gitmeyen diğer şeyler, hepsi şifalanmak üzere sana geliyor. Onlar aslında yoklar… Onlar sadece iç dünyanın birer yansıması…

Sorun onlarda değil, sende. Onları değiştirmek istiyorsan, kendini değiştirmelisin.

Bunu kabul etmeyi ve hayata geçirmeyi bir kenara bırak, kavramak bile kolay değil; biliyorum.

Suçlamak sorumluluk almaktan kolaydır. Fakat Dr. Len'le konuştukça onun kendisini nasıl iyileştirdiğini ve ho'opnopono yönteminin kendini sevmek anlamına geldiğini kavramaya başladım.

Hayatının gelişmesini istiyorsan, onu iyileştirmelisin. Eğer birini iyileştirmek istiyorsan -akıl hastası bir suçlu bile olabilir bu- bunu ancak kendini iyileştirerek yapabilirsin.

Dr. Len'e kendisini nasıl iyileştirdiğini sordum. Hastaların dosyalarına bakarken ne yapmıştı?
"Sadece, tekrar ve tekrar 'özür dilerim' ve 'seni seviyorum' dedim," dedi.
Bu kadar mı?
Bu kadar.

Sonuç olarak, kendini sevmek kendini geliştirmenin en önemli yoludur ve kendini geliştirdikçe dünyan gelişir.

Bu konu hakkında bir örnek vermeme izin verin:
Bir gün biri bana beni üzen bir e-posta gönderdi. Eskiden olsa, bu konu üzerindeki çalışmamı, zayıf duygusal noktalarımı araştırarak ya da hoş olmayan bu e-postayı gönderen kişinin bunu neden yapmış olabileceğini bulmaya çalışarak yapardım. Bu sefer, Dr. Len'in yöntemini kullanmaya karar verdim. İçimden "Özür dilerim" ve "Seni seviyorum," dedim.

Bu dediklerimi özellikle bir kişiye yönelik söylemedim. Sadece, dış koşulları yaratan içimdeki parçamı iyileştirmesi için, sevginin ruhunu yardıma çağırdım. Bir saat sonra aynı kişiden bir e-posta daha aldım. Önceki e-posta için özür diliyordu. Bu özür için herhangi özel bir eylemde bulunmamıştım. Ona herhangi bir şey yazmamıştım. "Seni seviyorum" diyerek içimdeki, o kişiyi yaratan parçamı iyileştirmiştim.

Daha sonra Dr. Len tarafından düzenlenen bir ho'oponopono workshopuna katıldım. 70 yaşında, saygıdeğer yaşlıca bir şaman. Ve bir münzevi gibi. Çekim Yasası Sırrı adlı kitabımla ilgili güzel şeyler söyledi. Kendimi geliştirirsem, kitaplarımın titreşiminin artacağını ve okuyucuların bunu hissedeceklerini söyledi. Kısacası, kendimi geliştirirsem okuyucularım da gelişecekti.

"Şu anda piyasada, dış dünyada olan kitaplar hakkında ne dersin?" diye sordum.
"Onlar orada değiller,"dedi. Bilgeliği aklımı karıştırmıştı. "Onlar hala içinde."
Dış dünya diye bir şey yok.
Bu gelişkin tekniği hak ettiği derinlikte anlatabilmek için bir kitap yazmak gerekir ama kısaca şunu söyleyebiliriz.
Hayatındaki herhangi bir şeyi değiştirmek istediğinde bakacağın tek bir yer var: kendi için.
"İçine baktığında, bunu sevgiyle yap."

1.Ne olduğuna dair hiçbir fikriniz yok.
İçinizde ve etrafınızda olan her şeyin, bilinçli ya da bilinçsiz, farkında olmanıza imkan yoktur. Bedeniniz ve aklınız şu anda çalışmaktadır ve bunun farkında değildir. Ve havada, radyo dalgalarından düşünce formlarına kadar görünmeyen sayısız sinyal bulunmaktadır ve sizler bunların hiç birini bilinçli olarak algılamazsınız. Gerçeği söylemek gerekirse, tam şu anda kendi gerçeğinizi yaratmaktasınız ama bu olay bilinçli bilginiz ya da kontrolünüzün dışında, bilinçsizce olmaktadır. Bu nedenle istediğiniz kadar olumlu düşünün gene de yaralanırsınız. Yaratıcı olan bilinçli zihniniz değildir.

2. Her şeyi kontrolünüz altında tutamazsınız
Elbette ki olan her şeyden haberiniz olmadığı için, onları kontrol edemezsiniz. Dünyaya emredebileceğinizi düşünmek egosal bir hatadır. Şu anda dünyada neler olduğunun çoğunu egonuz göremediğine göre, sizin için en iyisine egonuzun karar vermesine izin vermek hiç de bilgece olmaz. Seçim sizin elinizde, ama kontrol değil. Ne deneyimle meyi tercih edeceğinize karar vermek için bilinçli zihninizi kullanabilirsiniz, ama onu ifade edip edemeyeceğinizi ya da bunu nasıl ve ne zaman yapacağınızı kendi haline bırakmalısınız. Teslimiyet anahtardır.

3. Yolunuza her ne çıkarsa onu iyileştirebilirsiniz.
Yaşamınızda önünüze çıkan her şey, oraya nasıl geldiğine bakmaksızın, iyileştirmek içindir, çünkü şu anda sizin radarınızdadır. Buradaki varsayım, eğer onu hissedebiliyorsanız, onu iyileştirebilirsiniz de. Eğer onu bir başkasında görebiliyorsanız ve bu sizi rahatsız ediyorsa, o zaman iyileştirmek için oradadır demektir. Ya da Oprah'ın bir keresinde söylemiş olduğu gibi, "Eğer onu fark edebiliyorsanız, ona sahipsinizdir." Onun neden hayatınızda olduğuna ya da oraya nasıl geldiğine dair hiçbir fikriniz olmayabilir, ama artık farkında olduğunuza göre, onu serbest bırakabilirsiniz. Karşılaştığınız şeyleri ne kadar iyileştirirseniz, tercih ettiklerinizi ifade etmede o kadar net olursunuz, zira başka şeyleri kullanmak için gereken enerjiyi serbest bırakmış olursunuz.

4. Tüm deneyimlerinizden 0 sorumlusunuz.
Hayatınızda başınıza gelenler sizin suçunuz değildir, ama sizin sorumluluğunuzdadır. Kişisel sorumluluk kavramı söylediğiniz, yaptığınız ya da düşündüğünüzün ötesindedir. Hayatınızda yer alan diğer herkesin dediklerini, yaptıklarını ve düşündüklerini de içerir. Yaşamınıza meydana gelen her şeyin sorumluluğunu tamamen alırsanız, o zaman herhangi bir kişi bir sorunu su yüzüne çıkardığında, o sizin de sorununuz olur. Bu üçüncü ilkeye bağlanır, yani yolunuza çıkan her şeyi iyileştirebilirsiniz. Kısacası, şu anki gerçeğiniz için hiç kimseyi ya da hiçbir şeyi suçlayamazsınız.

Tüm yapabileceğiniz onun sorumluluğunu almak, yani onu kabul etmek, ona sahip çıkmak ve onu sevmektir. Karşılaştığınız şeyleri ne kadar çok iyileştirirseniz kaynak ile o kadar uyumlu olursunuz.

5. Sıfır limite iletiniz "seni seviyorum" cümlesini söylemektir.
Sizi her şeyin ötesindeki huzura, iyileştirmeden ifade etmeye götürecek bilet sadece "seni seviyorum" cümlesidir. Bu cümleyi Tanrı'ya söylemek içinizdeki her şeyi temizler ve böylece şu anın mucizesini yaşayabilirsiniz: sıfır limiti. Amaç her şeyi sevmek. Fazla kiloyu, bağımlılığı, sorunlu çocuğu ya da konuyu, eşi sevin; hepsini sevin. Sevgi sıkışıp kalmış enerjiyi değiştirir ve serbest bırakır. "Seni seviyorum" demek Tanrıya deneyimleme dileğinizin gerçekleşmesidir.

6. İlham niyetten daha önemlidir.
Niyet zihnin oyuncağıdır; esinlenme Tanrı'dan bir bildirimdir. Bir an gelir, yalvarmak ve beklemek yerine teslim eder ve dinlemeye başlarsınız. Niyet egonun sınırlı görüşünü temel alarak hayatı kontrol etmeye çalışmaktır; esinlenme ise Tanrı'dan gelen mesajı almak ve buna göre hareket etmektir. Niyetler işe yarar ve sonuç verir; esinlenme ise işe yarar ve mucizeler getirir. Hangisini tercih edersiniz?

Zero Limit - Joe Vitale, Dr.Ihaleakala Hew Len
272 syf.
·1 günde·Beğendi·5/10
Kuantum mantığında kaleme alınmış bir eser. Bu defa kitaptan ilk kez öğrendiğim Hawaii tarafına ait Ho'oponopona tarzı bir teknik var, kötü olan her şeyden arınma olarak geçer. Zihnin negatif olandan arınıp pozitif olana yoğunlaşması diyebiliriz.Bu teknik kişiyi görmeden tedavi etme yöntemi olarak kullanılmakta.
"İçimde ne oluyor ki bu onunla ortaya çıkıyor? Nasıl yüzde 100 sorumlu olabilirim?" Bu soruyla terapist karşısındakine ve kendi içine yani özüne dönerek soru sorup, cevabını bularak tedavi etmeye çalışıyor.. Tedavi sırasında en çokta sevginin anahtar kelimesi, olan şu cümleler kullanılmakta:
Seni seviyorum.
Özür dilerim.
Lütfen beni affet.
Teşekkür ederim.
Ve bu cümlelere odaklanarak hem kendimizi hem karşımızdaki kişiyi hem de düşünceleri durağanlaştırıyoruz. Kitabin adından anşılacağı üzere bu cümleleri tekrar ederken zihin sadece buna odaklanır ve o an meditasyona girmiş oluyorsun.
Şamanik bir yaklaşım üzerine yazılmış olan bu kitap insan dışındaki her şeyin de hisseden varlıklar olduğunu yazmakta, bundanki onlardan da izin istenip özür dilenmekte.
Keyifli okumalar. Huzurla dolun:)
192 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
“Mucizeleri Beklemek” , “Sır” (The Secret) kitabının yazarları arasında olan Joe Vitale tarafından yazılmış. Yazar, daha çok “Sır” kitabı ile ünlenmiş fakat ben bu kitap ile başladım.

“Mucizeleri Beklemek” ise bana göre “Sır” kadar popüler olmayan fakat daha samimi, daha faydalı ve daha az ticari kaygı taşıyan bir kitap. Çünkü “Sır” kitabını okuduğunuzda, daha çok bir pazarlama kampanyasının içinde buluyorsunuz kendinizi.

“Mucizeleri Beklemek” kitabını birden fazla tekrarda okudum. Çünkü bu kitap, her okuyuşunuzda yeni şeyler anlamanıza ve hissetmenize neden olan bir içeriğe sahip.

Bu kitapta vurgulanan başlıca hususları şu şekilde sıralamak mümkün:

· Hayatımızda başımıza gelen iyi ya da kötü olaylar, bizim evrene yaydığımız pozitif veya negatif enerjinin yansımasıdır (çekim yasası).

· Başarısızlık bir son değil; eğitim ve öğrenmenin bir aşamasıdır.

· Hayatta mucizeler bekleniyorsa, dışsal tüm bağımlılıklardan, şartlanmışlıklardan kurtulunmalıdır. Böylece o beklentinin mümkün olan bir kişiden ya da yerden gerçekleşmesine izin verilmiş olur. Bu bağlamda beklentilerin gerçekleşmesini engelleyen “niyet karşıtları” ndan (yeterince iyi değilim, kimse beni sevmiyor, ya reddedilirsem, bu imkansız, zaten işe yaramayacak, vs, …) kurtulmak gerekiyor.

· Sonuca bağımlı olmamak gerekir. Kişinin dar bir bakış açısı olmamalı. İsteklerin sadece belirli bir şekilde gerçekleşmesi konusunda ısrarcı olunmamalı.

· Asıl mucize, algının değişmesidir. Düşünceler korkudan sevgiye dönüştürüldüğünde her şey değişir.

· “Çekim yasası” gereği, kişinin hayatını olumlu ve güzel etkilere açması için uygulanması gereken adımlar:

- Olumsuz düşünceler yerine istenen şeylere odaklanmak

- Kayda değer işlere girişmek,

- Net olmak (İnsan ne istediğini (diğer insanlara veya Yaratıcıya) söylerken dikkatli olmalı. İstediğimiz sandığımız şeyleri iyi tanımlamazsak, karşımıza çıkanlar bizi hayal kırıklığına uğratabilir)

- Hedefe ulaşmış gibi davranma (İstenen şey gerçekleştiğinde ortaya çıkacak sonuçları sürekli hayal etme),

- Olayları bir noktadan sonra akışına bırakma (salıverme). Bırakmak, niyetinizi havaya savurmak değildir. Niyetinize odaklanmak ve sonra “nasıl” kısmını bırakmaktır. Nasıl kısmına takılırsanız gerektiğinden fazla çırpınırsınız. Bu, akıntıda ayakta durmaya çalışmak gibidir; bırakmak işleri kolaylaştırır.

· Kendinizi, hayatınızdakileri hatta artık hayatınızda olmayanları affedin. Gerçek af, bizi yıpratan ve sırtımızda taşıdığımız öfke, kontrolsüzlük, stres, vb. yüklerden bizi kurtarır.

· Hiç kimse bizi affetmeye zorlayamaz; hiç kimse affetmemizi engelleyemez.

· Geçmiş yaraları silin.

· Tembellikten uzak durun.

· Yapabileceğimiz en büyük hata değer kazanmaya çalışmaktır. Asıl yapmamız gereken, ne kadar değerli olduğumuzu anlamaktır. (Bunu aynı şekilde başkalarının değerli olmasını beklemek yerine, onların aslında ne kadar değerli olduklarını anlamaya çalışmak şeklinde de düşünebiliriz zannediyorum.)

· Duygu, düşünce ve eylemlerimiz davranış ve tutumlarımızı oluşturur.

· Sarf ettiğimiz sözler duygu ve düşüncelerimizi, düşüncelerimiz eylemlerimizi, eylemlerimiz geleceğimizi şekillendirir. Bu sarmala ne kadar olumlu ve güzel girdiler katarsak, sonuçlar o kadar lehimize olur (çekim yasası).

· Keder geçmişe, kaygı çevreye, inanç ileriye bakar. Nereye bakacağınız size kalmış…

· Yıkıcı temel düşünce biçimleri; pişmanlık, kararsızlık ve korku. Bunların düşüncelerimizi, dolayısıyla hayatımızı esir almasına izin vermemeli.

· Şükran duymayı ihmal edersek, odağımızı ve amacımızı kaybederiz.

· Şükran sahip olduklarımızın tanınması anlamına gelir. Sadece bir isim değildir ve eylem bekler. İsteyebilir ve hayatınıza iyi şeyleri çekebilirsiniz.

· Birçok insan hayatları iyiye gittiğinde şükran duyacağını düşünüyor. Şu anda şükran duymuyor olmalarının, gerçekten istedikleri şeyi elde etmelerini engellediğini fark etmiyorlar.

· Çekim yasasını kullanmanın en güçlü yolu şükretmektir. Hayatınızdaki şeylere, insanlara (yolda, alışverişte, evde, …) şükredin, teşekkür edin. Bunu alışkanlık haline getirin.

· Gerçek anahtar, bir şeyden ne kazanacağımızı sormak yerine; nasıl yardımcı olabileceğimizi sormaktır.

· Akışına bırakma pratiği için, en uygun eylemlerden biri seyahat etmektir.

ŞİMDİ SIRA SİZDE, KAYDA DEĞER BİR ŞEYE GİRİŞİN.
272 syf.
·Puan vermedi
Ho’oponopono. Söylemesi başta biraz zor olan bir Hawai öğretisini anlatıyor kitap. Yaşamında bu öğretiyi uygulayan biri olarak, çok kolay uygulanabilir bu tekniğe herkes erişsin isterim. İnsan kendindeki fazlalıklardan, öfke, kibir,... gibi arınmadan nasıl yaşadıklarının sorumluluğunu alabilir ve huzurlu olabilir?
264 syf.
·59 günde·Beğendi·7/10
Kitap, Joe Vitale'nin daha önceki kitaplarının özeti olarak kaleme alınmış. Değerlerime hitap eden bazı şeyler ilgimi çekmiş olsa da benim için doyurucu değildi. Bundan önce "Zero Limit'in" okunması daha mantıklı olur.
272 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Sadece dört kelime ile insanın hayatı değişebilir mi, değişebiliyormuş. Deneyimleyip yaşadım. Seni seviyorum, özür dilerim, beni affet, teşekkür ederim.
272 syf.
·Beğendi·10/10
kişisel gelişim metotlarinin ve arinmanin bir fayda getirmediğini düsunurdum.Aslinda daha önce okuduklarim bana birsey katamamis yada esinlendirememiş zihinsel düşünceden tanrisal dusunceye gecişin huzurunu mutlulugunu hissetmek üzerinizdeki tüm yuku kaldirmaniza ve sifır ağirliğa kavustuğunuzda sevginin gucüne erismeninhafifliğini yasamak seni seviyorum
304 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Ho'oponopono tekniği hakkındaki zero limit kitabının devamı niteliğinde bir kitap. Detaylara inmiş. İçindeki örneklerinde sürekli diğer kitaplarından ve kurslarından bahsetmesi insanı düşündürüyor ama uygulamak istediğiniz bir yöntemse okumanız gerekir diye düşünüyorum
304 syf.
·11 günde·Beğendi·9/10
Sıfır noktası, Zero Limit'te eksik kalanların tamamlanması için yazılmış bir kitap gibi. Zero limiti okuyup hooponopono yöntemini kullanıp ters etkiler alanlara nedenleri açıklanıyor. Zero limitten sonra bu da okunmalı.

Yazarın biyografisi

Adı:
Joe Vitale
Unvan:
Amerikalı Yazar
Doğum:
Niles, Ohio, Amerika Birleşik Devletleri, 22 Aralık 1952
2005 yılında Amazon'un kitap satışı sitesinde Harry Potter'ı 4 gün boyunca ikinci sıraya düşüren "İnternet'in Budha'sı" lakaplı Joe Vitale'nin yaşam koçluğu kitabı.

Peki Joe Vitale kim oluyor da bize yaşam koçluğu yapmaya kalkışıyor? Kendisi ünlü bir metin yazarı. Reklam ve pazarlamada, özellikle de sanal alemde çok yetenekli. 500 kadar müşterisi var. Hayatta sonuç alma konusunda da oldukça deneyimli biri. Kendi yazdığına ve tanıyanların da onayladıklarına göre:



Evsiz-barksız bir adamken pazarlama konusunda uzman bir milyoner oldu.
Kitapları art arda "En Çok Satanlar" listesinde 1 numaraya yükseldi.
Hazırladığı birçok web sitesi uluslararası internet camiasında ilk 1000'e girdi.
Obez birisiyken 40 kilo verdi.
Binlerce işletmenin finansal durumunu iyileştiren bir pazarlama kursu düzenledi.
Seminerlerine katılan pek çok kişinin yaşam koşullarını değiştirmesini sağladı.

Yazar istatistikleri

  • 21 okur beğendi.
  • 176 okur okudu.
  • 12 okur okuyor.
  • 139 okur okuyacak.
  • 7 okur yarım bıraktı.