Joe Vitale

Joe Vitale

Yazar
7.7/10
201 Kişi
·
691
Okunma
·
61
Beğeni
·
5,4bin
Gösterim
Adı:
Joe Vitale
Unvan:
Amerikalı Yazar
Doğum:
Niles, Ohio, Amerika Birleşik Devletleri, 22 Aralık 1952
2005 yılında Amazon'un kitap satışı sitesinde Harry Potter'ı 4 gün boyunca ikinci sıraya düşüren "İnternet'in Budha'sı" lakaplı Joe Vitale'nin yaşam koçluğu kitabı.

Peki Joe Vitale kim oluyor da bize yaşam koçluğu yapmaya kalkışıyor? Kendisi ünlü bir metin yazarı. Reklam ve pazarlamada, özellikle de sanal alemde çok yetenekli. 500 kadar müşterisi var. Hayatta sonuç alma konusunda da oldukça deneyimli biri. Kendi yazdığına ve tanıyanların da onayladıklarına göre:



Evsiz-barksız bir adamken pazarlama konusunda uzman bir milyoner oldu.
Kitapları art arda "En Çok Satanlar" listesinde 1 numaraya yükseldi.
Hazırladığı birçok web sitesi uluslararası internet camiasında ilk 1000'e girdi.
Obez birisiyken 40 kilo verdi.
Binlerce işletmenin finansal durumunu iyileştiren bir pazarlama kursu düzenledi.
Seminerlerine katılan pek çok kişinin yaşam koşullarını değiştirmesini sağladı.
Bedeninle konuş. Ona de ki: "Seni bu halinle seviyorum. Benimle olduğun için teşekkür ederim. Eğer herhangi bir nedenle benim tarafımdan kötüye kullanılmış olduğunu hissettiysen, lütfen beni affet." Şimdi dur ve günün geri kalanında bedenini ziyaret et. Ziyaretinin sevgi ve şükran ziyareti olmasına izin ver. "Beni taşıdığın için sana teşekkür ederim. Nefes alıp verdiğim için, kalbim attığı için teşekkür ederim."
272 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10 puan
Ho'oponopono:) ilk okumaya ve söylemeye çalıştığımda itiraf ediyorum ki :) dilim dönmemişti. Evet nedir bu ho'oponopono; "Basitçe ifade etmek gerekirse, 'doğrusunu yap,' ya da 'bir hatayı düzelt,' demektir. Eski Hawaiililere göre, hatalar geçmişin acı veren anılarıyla zehirlenen düşünceler yüzünden ortaya çıkar. Ho'oponopono, dengesizliğe ve hastalığa neden olan bu acı veren düşüncelerin ya da hataların enerjisini ortadan kaldırmanın bir yoludur." Giriş yazısı biterken Joe Vitale şöyle diyordu; "bir bilet alın ve oturun, ruhunuza giden tren kalkmak üzere. Şapkalarınızı tutun." Ve bu sözlerle yolculuk başlamıştı.ve şimdi hala tekrarlıyorum ;
Seni seviyorum
Özür dilerim
Lütfen beni affet
Teşekkür ederim ... nedir bu cümleler diyenlere, okumayanlara tavsiyemdir,öyle okunup bırakılacak bir kitap olmadı Benim için her an elimin altında tuttuğum başucu kitaplarımdan biridir.
~~~~~Bedeninle konuş. Ona de ki: "Seni bu halinle seviyorum. Benimle olduğun için teşekkür ederim. Eğer herhangi bir nedenle benim tarafımdan kötüye kullanılmış olduğunu hissettiysen, lütfen beni affet." Şimdi dur ve günün geri kalanında bedenini ziyaret et. Ziyaretinin sevgi ve şükran ziyareti olmasına izin ver. "Beni taşıdığın için sana teşekkür ederim. Nefes alıp verdiğim için, kalbim attığı için teşekkür ederim."
272 syf.
Ho'oponopono Yöntemi Nedir?
(Alıntıdır)
Ho'oponopono Yöntemini son zamanlarda sıkça duymaya başladık, birçoklarımıza göre telaffuzu zor gelen bir cümle ama kazandırdıkları ve kattığı değerler bir mucize.

Joe Vitale’nin Dr.Ihaleakala Hew Len’den öğrenerek Zero Limit kitabında anlattığı şekliyle aktarıyorum.
Bu yöntem; karşımızdaki insanın yaşadığı duyduğumuz öğrendiğimiz anda bizim sorunumuz olarak algılayıp kendi içimizde bundan arınarak karşımızdakini de arındırma yolunu öğretiyor.

Sadece insanlar değil her şeyi arındırıp temizlemenin yoludur bu. Tüm bilinen ya da bilinmeyen negatif enerjileri, pozitif olanla değiştirerek arındırır. Bunun içinde sevgi yi kullanır.

4 temel kalıp vardır:
Seni seviyorum.
Özür dilerim.
Lütfen beni affet.
Teşekkür ederim.

cümlelerinden oluşur. Uygulamada çok kolay ve kısa sürede de sonuç veriyor.

Hayatındaki herhangi bir şeyi değiştirmek istediğinde bakacağın tek bir yer var: kendi için.

2 yıl önce, Hawaii'de, bir koğuş dolusu akıl hastası suçluyu onları hiç görmeden tedavi eden bir terapist olduğunu duymuştum.
Terapist, hastaların dosyalarını incelemiş ve sonrasında kendisinin bu kişilerin hastalıklarını nasıl yarattığını görmek için kendi içine bakmış. Kendisi geliştikçe, hastalar da gelişme göstermiş. Bu hikâyeyi ilk duyduğumda bunun bir şehir efsanesi olduğunu düşünmüştüm.

Biri, kendini iyileştirerek başkalarını nasıl iyileştirebilirdi ki?
Bu kişi bilge bir kişi olsa bile akıl hastası suçluları nasıl iyileştirebilirdi? Anlamamıştım. Mantıksızdı. Ve hikâyeyi unutup gittim.
Ta ki hikayeyi bir yol sonra yeniden duyana kadar. Terapistin ho'oponopono adında bir Hawaii iyileştirme yöntemi kullandığını duydum.
Daha önce bu yöntemi duymamıştım. Hikayeyi yeniden unutup gitmek istemiyordum. Anlatılanlar tümüyle doğruysa, hakkında daha fazla şey öğrenmeliydim.
Şu ana kadar "sorumluluk" kelimesinin anlamını, yaptıklarımdan ve düşündüklerimden sorumlu olduğum şeklinde anlardım.
Daha ötesinden değil. Ve çoğu insanın da böyle düşündüğünü sanıyorum. Biz yaptıklarımızdan sorumluyuz, başkalarının yaptıklarından değil.

Birçok akıl hastasını iyileştiren Hawaiili terapist bana sorumluluğun ne demek olduğu konusunda yeni bir bakış açısı kazandırdı.
Adı Dr. Ihaleakala Hew Len. İlk telefon görüşmemiz yaklaşık bir saat sürdü. Ona hikayenin tamamını bana anlatıp anlatamayacağını sordum. Bunun üzerine Len Hawaii Eyalet Hastanesi'nde dört sene boyunca çalıştığını söyledi. Ve hikayesini anlattı.

Akıl hastası suçluların bulunduğu koğuş oldukça tehlikeliymiş. Terapistler bir ay içinde istifa ediyorlarmış.

Hastane personeli sıkça hastalık izni alıyormuş ya da istifa ediyormuş. Hastalar tarafından saldırıya uğrama korkusundan dolayı, koğuşta sırtlarını duvara çevirerek yürüyorlarmış.
Kısacası burası yaşamak, çalışmak ya da ziyaret etmek için hoş bir yer değilmiş.

Dr. Len bana hastaları hiç görmediğini anlattı. Ofisinde oturup hastaların dosyalarını incelemiş.

Hastaların dosyalarına bakarken kendi üzerinde çalışmış. Ve kendi üzerinde çalıştıkça hastalar iyileşmeye başlamış.

"Birkaç ay sonra, daha önceden ellerli kelepçeli dolaşan hastalara serbestçe dolaşmaları için izin verilmeye başlandı," dedi bana. "Ağır ilaç tedavilerine maruz kalan hastalar ilaç tedavilerini bıraktılar. Serbest bırakılmaları konusunda hiç ihtimal olmayanlar serbest kaldı." Şaşkınlık içindeydim…

"Sadece bu kadar değil," diye devam etti. "Ve personel işe gelmekten hoşlanmaya başladı. İşe gelmeme ve sıkça olan işten ayrılmalar bitti.
Personel ihtiyaçtan daha fazla sayıda olmaya başladı, çünkü hastalar serbest bırakılıyordu. Personelin yapacak bir işi kalmamıştı. Bugün, bu koğuş kapalı."
Ve işte en önemli soru: "Bu insanların değişimine sebep olacak ne yaptın?" dedim
"Onları yaratan kendi parçamı iyileştirdim sadece," dedi. Anlamadım…

Dr. Len hayatından sorumlu olmanın, hayatındaki her şeyden sorumlu olmak olduğunu söyledi -aslında basit, çünkü her şey senin hayatında oluyor. Tam manasıyla, tüm dünya senin yaratımın.
“Hmmm... Kolay sindirilebilir bir şey değil. “

Söylediklerinden ve yaptıklarından sorumlu olmakla, hayatındaki tüm insanların söylediklerinden ve yaptıklarından sorumlu olmak farklıdır.

Gerçek şu ki eğer hayatının sorumluluğunu alıyorsan hayatında gördüğün, işittiğin, tattığın, dokunduğun ya da herhangi bir şekilde deneyimlediğin her şey senin sorumluluğun altındadır.

Çünkü hepsi senin hayatında olmaktadır. Terör eylemleri, ülke yöneticileri, ülkenin mali durumu ve hoşuna gitmeyen diğer şeyler, hepsi şifalanmak üzere sana geliyor. Onlar aslında yoklar… Onlar sadece iç dünyanın birer yansıması…

Sorun onlarda değil, sende. Onları değiştirmek istiyorsan, kendini değiştirmelisin.

Bunu kabul etmeyi ve hayata geçirmeyi bir kenara bırak, kavramak bile kolay değil; biliyorum.

Suçlamak sorumluluk almaktan kolaydır. Fakat Dr. Len'le konuştukça onun kendisini nasıl iyileştirdiğini ve ho'opnopono yönteminin kendini sevmek anlamına geldiğini kavramaya başladım.

Hayatının gelişmesini istiyorsan, onu iyileştirmelisin. Eğer birini iyileştirmek istiyorsan -akıl hastası bir suçlu bile olabilir bu- bunu ancak kendini iyileştirerek yapabilirsin.

Dr. Len'e kendisini nasıl iyileştirdiğini sordum. Hastaların dosyalarına bakarken ne yapmıştı?
"Sadece, tekrar ve tekrar 'özür dilerim' ve 'seni seviyorum' dedim," dedi.
Bu kadar mı?
Bu kadar.

Sonuç olarak, kendini sevmek kendini geliştirmenin en önemli yoludur ve kendini geliştirdikçe dünyan gelişir.

Bu konu hakkında bir örnek vermeme izin verin:
Bir gün biri bana beni üzen bir e-posta gönderdi. Eskiden olsa, bu konu üzerindeki çalışmamı, zayıf duygusal noktalarımı araştırarak ya da hoş olmayan bu e-postayı gönderen kişinin bunu neden yapmış olabileceğini bulmaya çalışarak yapardım. Bu sefer, Dr. Len'in yöntemini kullanmaya karar verdim. İçimden "Özür dilerim" ve "Seni seviyorum," dedim.

Bu dediklerimi özellikle bir kişiye yönelik söylemedim. Sadece, dış koşulları yaratan içimdeki parçamı iyileştirmesi için, sevginin ruhunu yardıma çağırdım. Bir saat sonra aynı kişiden bir e-posta daha aldım. Önceki e-posta için özür diliyordu. Bu özür için herhangi özel bir eylemde bulunmamıştım. Ona herhangi bir şey yazmamıştım. "Seni seviyorum" diyerek içimdeki, o kişiyi yaratan parçamı iyileştirmiştim.

Daha sonra Dr. Len tarafından düzenlenen bir ho'oponopono workshopuna katıldım. 70 yaşında, saygıdeğer yaşlıca bir şaman. Ve bir münzevi gibi. Çekim Yasası Sırrı adlı kitabımla ilgili güzel şeyler söyledi. Kendimi geliştirirsem, kitaplarımın titreşiminin artacağını ve okuyucuların bunu hissedeceklerini söyledi. Kısacası, kendimi geliştirirsem okuyucularım da gelişecekti.

"Şu anda piyasada, dış dünyada olan kitaplar hakkında ne dersin?" diye sordum.
"Onlar orada değiller,"dedi. Bilgeliği aklımı karıştırmıştı. "Onlar hala içinde."
Dış dünya diye bir şey yok.
Bu gelişkin tekniği hak ettiği derinlikte anlatabilmek için bir kitap yazmak gerekir ama kısaca şunu söyleyebiliriz.
Hayatındaki herhangi bir şeyi değiştirmek istediğinde bakacağın tek bir yer var: kendi için.
"İçine baktığında, bunu sevgiyle yap."

1.Ne olduğuna dair hiçbir fikriniz yok.
İçinizde ve etrafınızda olan her şeyin, bilinçli ya da bilinçsiz, farkında olmanıza imkan yoktur. Bedeniniz ve aklınız şu anda çalışmaktadır ve bunun farkında değildir. Ve havada, radyo dalgalarından düşünce formlarına kadar görünmeyen sayısız sinyal bulunmaktadır ve sizler bunların hiç birini bilinçli olarak algılamazsınız. Gerçeği söylemek gerekirse, tam şu anda kendi gerçeğinizi yaratmaktasınız ama bu olay bilinçli bilginiz ya da kontrolünüzün dışında, bilinçsizce olmaktadır. Bu nedenle istediğiniz kadar olumlu düşünün gene de yaralanırsınız. Yaratıcı olan bilinçli zihniniz değildir.

2. Her şeyi kontrolünüz altında tutamazsınız
Elbette ki olan her şeyden haberiniz olmadığı için, onları kontrol edemezsiniz. Dünyaya emredebileceğinizi düşünmek egosal bir hatadır. Şu anda dünyada neler olduğunun çoğunu egonuz göremediğine göre, sizin için en iyisine egonuzun karar vermesine izin vermek hiç de bilgece olmaz. Seçim sizin elinizde, ama kontrol değil. Ne deneyimle meyi tercih edeceğinize karar vermek için bilinçli zihninizi kullanabilirsiniz, ama onu ifade edip edemeyeceğinizi ya da bunu nasıl ve ne zaman yapacağınızı kendi haline bırakmalısınız. Teslimiyet anahtardır.

3. Yolunuza her ne çıkarsa onu iyileştirebilirsiniz.
Yaşamınızda önünüze çıkan her şey, oraya nasıl geldiğine bakmaksızın, iyileştirmek içindir, çünkü şu anda sizin radarınızdadır. Buradaki varsayım, eğer onu hissedebiliyorsanız, onu iyileştirebilirsiniz de. Eğer onu bir başkasında görebiliyorsanız ve bu sizi rahatsız ediyorsa, o zaman iyileştirmek için oradadır demektir. Ya da Oprah'ın bir keresinde söylemiş olduğu gibi, "Eğer onu fark edebiliyorsanız, ona sahipsinizdir." Onun neden hayatınızda olduğuna ya da oraya nasıl geldiğine dair hiçbir fikriniz olmayabilir, ama artık farkında olduğunuza göre, onu serbest bırakabilirsiniz. Karşılaştığınız şeyleri ne kadar iyileştirirseniz, tercih ettiklerinizi ifade etmede o kadar net olursunuz, zira başka şeyleri kullanmak için gereken enerjiyi serbest bırakmış olursunuz.

4. Tüm deneyimlerinizden 0 sorumlusunuz.
Hayatınızda başınıza gelenler sizin suçunuz değildir, ama sizin sorumluluğunuzdadır. Kişisel sorumluluk kavramı söylediğiniz, yaptığınız ya da düşündüğünüzün ötesindedir. Hayatınızda yer alan diğer herkesin dediklerini, yaptıklarını ve düşündüklerini de içerir. Yaşamınıza meydana gelen her şeyin sorumluluğunu tamamen alırsanız, o zaman herhangi bir kişi bir sorunu su yüzüne çıkardığında, o sizin de sorununuz olur. Bu üçüncü ilkeye bağlanır, yani yolunuza çıkan her şeyi iyileştirebilirsiniz. Kısacası, şu anki gerçeğiniz için hiç kimseyi ya da hiçbir şeyi suçlayamazsınız.

Tüm yapabileceğiniz onun sorumluluğunu almak, yani onu kabul etmek, ona sahip çıkmak ve onu sevmektir. Karşılaştığınız şeyleri ne kadar çok iyileştirirseniz kaynak ile o kadar uyumlu olursunuz.

5. Sıfır limite iletiniz "seni seviyorum" cümlesini söylemektir.
Sizi her şeyin ötesindeki huzura, iyileştirmeden ifade etmeye götürecek bilet sadece "seni seviyorum" cümlesidir. Bu cümleyi Tanrı'ya söylemek içinizdeki her şeyi temizler ve böylece şu anın mucizesini yaşayabilirsiniz: sıfır limiti. Amaç her şeyi sevmek. Fazla kiloyu, bağımlılığı, sorunlu çocuğu ya da konuyu, eşi sevin; hepsini sevin. Sevgi sıkışıp kalmış enerjiyi değiştirir ve serbest bırakır. "Seni seviyorum" demek Tanrıya deneyimleme dileğinizin gerçekleşmesidir.

6. İlham niyetten daha önemlidir.
Niyet zihnin oyuncağıdır; esinlenme Tanrı'dan bir bildirimdir. Bir an gelir, yalvarmak ve beklemek yerine teslim eder ve dinlemeye başlarsınız. Niyet egonun sınırlı görüşünü temel alarak hayatı kontrol etmeye çalışmaktır; esinlenme ise Tanrı'dan gelen mesajı almak ve buna göre hareket etmektir. Niyetler işe yarar ve sonuç verir; esinlenme ise işe yarar ve mucizeler getirir. Hangisini tercih edersiniz?

Zero Limit - Joe Vitale, Dr.Ihaleakala Hew Len
304 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Bu kitabın geniş açıklamasını youtube kanalımda farklı bir bakış açısıyla anlatmaya çalıştım. İzlediğiniz ve Abonelikle desteklediğiniz için şimdiden teşekkür ederim. İzlemek için

https://youtu.be/wZMTWBAcBFY

Algılar hayatta her şeydir. Hem sözlü olsun hem yazılı olsun karşı tarafın direk ne dediğiyle değilde kendi anladığımızla yargı oluştururuz. Bu yüzden hepimizin toplum içinde şifrelediği kelimeler, bunlara verilen anlamlar vardır. Dikkatli bakıldığında ve dışarıdan bir göz olunduğunda farkedilecektir.

İşte bu yüzden iletişim içerisinde bulunduğumuz her mecrada anlatmak istediklerimizi daha iyi anlaşılır ve görünür hale getirmek için tasarlanmış bir kitap diyebilirim.

Kitap yazmak isteyenler, yazanlar, sosyal medyacılar, reklamcılar vb. gibi kişilerin hepsi için çok uygun bir kitap.

Basit okunuşuyla, öğreticiliği kolay olmuş. Tavsiye ederim...

Okumakla ve sağlıcakla kalın...
272 syf.
·4 günde·8/10 puan
Zero Limit aslında bize; sürekli dile getirilen "Sevgi her şeyi iyileştirir, Sevginin gücü vb." cümlelerinin daha derin hâlini anlatıyor. Bilinçaltımızdaki kötü anılardan kurtulup onları tekrar tekrar yaşamamak için sevgiyle arınmamız öneriliyor. Etrafımızda gerçekleşen olaylardan hatalı değil de sorumlu olduğumuz ve onları da sevgiyle dönüştürebileceğimiz belirtiliyor.

Kitap biraz sıkıcı ve yavaş ilerlese de içinde verdiği bilgiler bence çok değerli ve uygulanması gerekli.
304 syf.
·2 günde
Okurlarınızı HİPNOTİZE edin!

Kitap yazmak makale yazmak bir şeyleri kağıda dökmek isteyenler için belli başlı tüyolar veren bir kitap.
Okurum neye önem verir?
Okurum aklında ne var ? ,onların dikkatini nasıl çekerim hangi kelimeleri kullanırsam daha çekici ve sürükleyici olurum , duygularına dahî bir cazibeyle nasıl dokunurum derseniz okumanızı tavsiye ederim.
Yazara göre "Taklitler aslını yaşatır "sözüne binaen taklit etmenin yani bir yazardan örnekler çıkarıp kelimeleri kağıda dökmenin hırsızlık olmadığını,aksine bunun bir tür öğrenme şekli olduğunu söylüyor.
Hipnotik yazım şekli oluşturmak istiyorsanız en iyi formun hikaye olacağını belirtiyor.Bunun nedeni olarak ise insanların okumuş olduğu hikayelerden kendilerine ait bir sonuç cikarabildiklerine izin verilmesinden kaynaklandığını söylüyor.
Çünkü hikayeler tetikleyicidir.
İyi şeyler yapın!
iyi şeyler yazın!....
Keyifli okumalar......
304 syf.
·7 günde·8/10 puan
Sıfır noktası bizlerin bilinçdışımiza biriktirdiklerimizden arınarak gelmemiz gereken nokta aslında.
Arınma her zaman yapılmalı ve daima gereksiz düşünceleri,korkuları yok etmeliyiz ancak bu şekilde sıfır noktasında kalabiliriz. Eğer sıfır noktasında kalmayı başarırsak yani sürekli arınırsak asıl görmemiz gerekenleri görüp gerçek hedeflerimize yönelebiliriz. Bu da başarının anahtarı tabi ki.
Kendini bulmak, geçmişin kirli birikintilerinden kurtulmak ve farkında olmak isteyen kitap okuyucularına kitabı okumalarını tavsiye ediyorum.
Hayatınızdaki bütün sorumlulukları almalı ve farkında olmalısınız. Farkındalık en büyük amaç ve farkında olan insan ne yapacağını elbette bilen insandır.Kararları kendine bağlıdır kendinden emindir ve yaptıklarının sorumluluğunu rahatça üstlenir.
212 syf.
·14 günde·10/10 puan
Çekim Yasası hakkında 2 senedir toplayamadığım bilgiyi bu kitap ile topladım. Yazar hiç bir konuyu havada bırakmamaya çalışmış. Spritüelizm ve tasavvuf hakkında bile açıklayıcı bilgilere ulaşıyorsunuz. Kesinlikle herkese öneririm. Bir kitaba daha iyisi vardır diye diye genelde 10/10 puan vermem ama bu kitap cidden hakediyor.
272 syf.
·6 günde·1/10 puan
Yazarın ve Dr. Hew Len'in kafası karışık, ayrıca buldukları yeni bir yöntem falanda yok. Kişinin kendisini sevmesi gerektiği ve düşüncelerini arındırması gerektiği hemen hemen tüm kişisel gelişim kitaplarında yazmakta, burada sadece bunu yaparken kullanılacak sözler standarda bağlanmak istenmiş, ayrıca Dr. Hew Len'i 1987 yılında bir koğuş dolusu akıl hastasını hem de onları hiç görmeden iyileştirmesi sürekli vurgulanıyo ama kimse şunu sormuyo; "aradan 30 yıldan fazla süre geçmesine rağmen bu adamın başka kimseye hayrı dokunmamış mı" ayrıca Dr Hew Len koyu bir şaman ve tanrının sadece içimizde olduğunu iddia ediyor ve bu durum kitabın yalnızca bir bölümünde ifade ediliyor. Torunu için sürekli tanrıya dua eden ve torunu ölen yaşlı bir adama; "Eğer dışındaki değil içindeki tanrıya dua etseydin duan kabul olurdu diyor". O zaman şu soru sorulmalı; demekki tek tanrılı dinlere inanan hiç kimsenin duaları kabul olmuyor Dr. Hew Len'e göre çünkü hepsi dıştaki tanrıya dua ediyor. Bence bu bakış açısı çok sakıncalı va sakat zira tanrı heryerde ve önemli olan içtenlikle dua etmekte. Zira inanç ayrımı yapmaksızın hristiyan, müslüman ve yahudilerin ettikleri dualar bunun kanıtı. Bir diğer nokta ise Dr. Hew Len'in ve yazarın "niyet" kavramıyla problemleri var. Niyetsiz ve amaçsız olmak gerektiğini ilhama göre hareket etmek gerektiğini iddia ediyor. Yazarın önceki kitaplarının tamamının kurgusu istek ve arzularımıza yönelik, burada ise kafası karışıyor ve bunu kendiside ifade ediyor. Bir insanın niyeti amacı yoksa tanrı ona nasıl yardımcı olabilir. Yazarın iddiasına göre duaya da gerek yok zira sıfır noktasına gelince zaten ilham geliyor. Söylenecek son söz insanlar bu kitapta iylikten bahsedildiğini düşündüklerinden ve iyi niyet ve amaçta olduklarından bu kitaptan faydalanabilirler ama kitabı dikkatle okuduklarında birçok sakat nokta olduğunu fark edeceklerdir.
272 syf.
·24 günde·1/10 puan
Kişisel gelişim üzerine yazılmış her 10 cümleden birinde seni seviyorum, her 5 cümlede birinde ho'oponopono yazıyor. :) Kitabı daha çok kâr amacıyla yazdığına kuşkum yok. Bir yerde eğitimlerin online verildiğini, katılmak isteyenlerin hangi sitelerden ulaşacağını yazmış. Bahsettigi siteye girdim baktım online egitimler ücretli. Tavsiye etmiyorum yine de siz bilirsiniz.
304 syf.
·Puan vermedi
Bu kitabı çok önceden okumuştum ve okurken bile kafamda insanlara, kelimelere, cümlelerime olan düşüncemim değiştiğini hissetmiştim. Bitirdikten sonra ise istemsizce bile kelimelerime dikkat ediyor ve daha akıcı yazmaya, konuşmaya başladım. Mutlaka herkesin bir gün okuması gereken bir kitap.

Yazarın biyografisi

Adı:
Joe Vitale
Unvan:
Amerikalı Yazar
Doğum:
Niles, Ohio, Amerika Birleşik Devletleri, 22 Aralık 1952
2005 yılında Amazon'un kitap satışı sitesinde Harry Potter'ı 4 gün boyunca ikinci sıraya düşüren "İnternet'in Budha'sı" lakaplı Joe Vitale'nin yaşam koçluğu kitabı.

Peki Joe Vitale kim oluyor da bize yaşam koçluğu yapmaya kalkışıyor? Kendisi ünlü bir metin yazarı. Reklam ve pazarlamada, özellikle de sanal alemde çok yetenekli. 500 kadar müşterisi var. Hayatta sonuç alma konusunda da oldukça deneyimli biri. Kendi yazdığına ve tanıyanların da onayladıklarına göre:



Evsiz-barksız bir adamken pazarlama konusunda uzman bir milyoner oldu.
Kitapları art arda "En Çok Satanlar" listesinde 1 numaraya yükseldi.
Hazırladığı birçok web sitesi uluslararası internet camiasında ilk 1000'e girdi.
Obez birisiyken 40 kilo verdi.
Binlerce işletmenin finansal durumunu iyileştiren bir pazarlama kursu düzenledi.
Seminerlerine katılan pek çok kişinin yaşam koşullarını değiştirmesini sağladı.

Yazar istatistikleri

  • 61 okur beğendi.
  • 691 okur okudu.
  • 40 okur okuyor.
  • 669 okur okuyacak.
  • 27 okur yarım bıraktı.