Joe Hill

Joe Hill

Yazar
8.5/10
126 Kişi
·
208
Okunma
·
16
Beğeni
·
1675
Gösterim
Adı:
Joe Hill
Unvan:
Amerikalı Romancı, Kısa Öykü Yazarı, Çizgi Roman Yazarı
Doğum:
Bangor, Maine , Amerika Birleşik Devletleri, 4 Haziran 1972
İçinde yer aldığın sürece sürü o kadar da kötü bir şey değildir; ama bir kaç yüz sığırcık, önlerine çıkan talihsiz bir kırlangıcı paramparça etmekten çekinmez.
Sanki mükemmel bir şişe şarap açtık ve ondan birer yudum içtik... ve sonra daha fazla içme fırsatı bulamadan sakar bir garson şişeyi yere düşürdü.
600 syf.
·29 günde·Beğendi·8/10
Bilenler bilir, yabancı dille eğitim veren kurumlarda genelde bir seviyede “American Short Stories”, “Modern Short Stories” tarzı kitaplar okutulur. Öyküler -ingilizcesiyle “Short Story”ler- aslında Amerikan edebiyatının ve dolayısıyla bir dönem dünya edebiyatının belkemiğini oluşturmuşlardır. Rip Van Winkle, 39 Basamak ya da Walter Mitty hep o yıllardan aklımda kalan hikayeler. Tabii bir dönem diyorum, son yıllarda böyle öykü derlemelerini bulmak fazla mümkün olmuyor. Yeni basımlarda bile 1800 ile 1900’lü yılların başlarındaki öykücülerin o bildik klasiklerini okuyabiliyoruz genelde. Öykücülük eskide kalmış başka bir mücevher sanki.

Peki üstünde koskoca kırmızı fontlarla Neil Gaiman yazan bu kitap bu derleme öykü olayının neresinde? Topladığı bu, bazıları ülkemizde de çok iyi bilinen, güruhla ne yapmaya çalışmış bu edebiyatın mega starı? Para kazanmak mı tek amaç?

Bilemeyiz elbette:) Kendisi öyle demiyor tabii, bilinen bir derlemeci ve öykü yazarı olan Al Sarrantonio ile birlikte yıllardır özlemini duydukları bir şeylere girişmişler önsözünde belirttiklerine bakılırsa; iyi yazılmış merak uyandıran öyküler okumak ve okutmak. Bunun için tanıdıkları yazarlara haber salmışlar ve okuyucuya “Peki, sonra ne olmuş?” sorusunu sordurabilecek öyküleri beklediklerini söylemişler. BU meydan okumayı kabul eden roman/öykü yazarları zaten kitabın künyesinde mevcut. Aralarında Chuck Plahniuk, Peter Straub, Joyce Carol Oates, Jodi Picaoult, Michael Moorcock ve tabii Neil Gaiman’ın da bulunduğu 27 yazar künyede yazdığı gibi “Bize daha önce bin kez gördüğümüz bir şeyi sanki ilk kez görüyormuşuz gibi sunacak o büyülü̈ ışığa sahip öykülerini” bize sunuyor. Sunuyor da ne oluyor, geçekten soruyor muyuz Neil Gaiman’ın istediği gibi o kritik soruyu?

Kendi adıma konuşursam kitabı okurken bir kere bile sıkılmadım. Öykülerin hemen hepsi insanı bir yerinden yakalamayı başarıyor. Fantastik hikayeler var, korku hikayeleri, polisiye hikayeler, sürrealist hikayeler, durum hikayeleri, kadın hikayeleri, ironik hikayeler. Uzun hikayeler var, kısa hikayeler var, umut veren hikayeler var, umutsuzluğa sevk eden hikayeler var. Merak var ama hepsinde. İki üç hikaye dışında hiçbiri hayal kırıklığına uğratmadı beni açıkçası.

Tüm hikayelere girip girmemek konusunda kararsız kaldım, ama zaten bu kitabı alan olursa – hala satılıyorsa eğer- tüm öyküleri okuyacağını düşünüyorum, bu yeni masallardaki (Kitabın orijinal ismine gönderme:) Yine de Kan (Roddy Doyle ), Fosil Suretler (Joyce Carol Oates) , Siyah Dağlarda Bir Mağaradır Hakikat (Neil Gaiman), Yıldızlar Kayıyor (Michael Marshall Smith), Juvenal Nyx (Walter Mosley), Ağırlıklar ve Ölçüler (Jodi Picaoult), Yakala ve Bırak (Lawrence Block), Geçmiş Başlasın Atık (Jonathan Carroll), Terapist (Jeffery Deaver), Paralel Çizgiler (Tim Powers), Burun Tarikatı (Al Sarrantonio), Merdivencinin Oğlu (Joe Hill) bence öne çıkanlardan.

Çoğunu söylemişim zaten, umarım okumak isteyenler kitabın baskısını bulabilir. Hikayeyle kalın.
704 syf.
·12 günde·9/10
Gerçekten güzel bir distopik roman okudum. Gerek hastalığın başlangıcı, gerek yayılışı ve gerekse birbirinden farklı kaos ortamları, eşsiz bir okuma deneyimi sundu bana. Evet bir Mahşer kadar güzel değildi. Belki yarısı da değildi hatta çeyreği de. Gelin size biraz daha bir şeyler anlatayım:

Neden ben hemen Mahşer ile kıyaslama yaptım bu eseri? Aslında kalite açısından değil tamamen benzerlik açısından. Nasıl ki Mahşerde birbirinden güzel karakterler varsa burda da çok hoş karakterler vardı. Lider vasfı ile gönüllere taht kurmuş Stu'yu nasıl benimsediysek, burda da İtfaiyeci lakaplı John ile mutlu olduk. Orada nasıl ki Larry ile maceralara atıldıysak, burda da güzeller güzeli hemşire Harper ile birbirinden tuhaf hikayelere ortak olduk. Orada hırçın biri yok muydu? Vardı, adı Harold. Eh burda da aynısından vardı. Dilsiz Nick ile de tanışmamış mıydık Mahşer'in o güzel atmosferinde? İşte burda da yangın yerine dönüşmüş her adım başında dilsiz Nick vardı. Gelin bir kişi daha söyleyim ki tam olsun: Mahşerde herkesin anası, herkesin tek umut bağladığı Abagail Ana ile nasıl huzur bulduysak, burda da Peter Storey ile 'Parlak' korolarına katıldık. Çok güzel miydi? Evet ama bir Mahşer kadar değildi. O bir efsaneydi. Bu da onun herhangi bir öğrencilerinden biriydi.
Şimdi romanın özüne geçmeden bu söylediğim benzerliği siz sıradan karşılayabilirsiniz şu an fakat Joe Hill'in, usta, deli, kaçık adına ne derseniz deyin efsanevi aşkımız Stephen King'in oğlu olması herhalde sizlerde de ''Hımm, şimdi anladım, babasından az da olsa esinlenmiş'' gibi bir düşünce oluşturacaktır. Peki oğlu neden farklı soyadı kullanıyor babasından? Bilmiyorum nedenini. Bildiğim bir şey varsa, o da babasının izinden giden, korku-gerilim türünde bayrağı ele almış bir evlat var. Babası kadar ağzı güzel, esprileri ile de yine babası gibi zekice, güldürücü nüktelerle bizi büyülebiliyor. Gerçi oğlunun ağzı epey bozuk. Bildiğin küfrediyor.:) Çoğu yerde kahkaha atacağınızdan hiç şüphem yok. Neyse ben sevdim oğul Joe'yi tıpkı babası gibi. Ama babası ayrı bir felaket tabii. Kralların yeri dolduralamaz.

Bu kadar çene yapmamın nedeni ise baba-oğul buluşmasından dolayı desem yalan söylemiş olmam. İlk başlarda bilgi vermem gerekse de Mahşer izlenimleri ile eserin içeriğinden ister istemez koptum.

İtfaiyeci adlı eser bir distopik roman olsa da yer yer fantastik ögelerle de ayrı bir güzellik kazanıyor. Korku romanı literatüründe geçse de öyle çok bir şey beklemeyin, pek korkmuyoruz yani. Ayrıca çoğu olaylar durgun geçiyor gibi gözükse de hastalığın vermiş olduğu gerilim bu sıkıntıyı çözmüş bulunuyor. Ejderpulu denilen hastalık ABD'nin bir çok eyaletinde baş gösterir. Küllerden doğan bu hastalık insanların bedeninde yer edinip belli bir süre sonra kişiyi bir aleve çevirir. Bu da ülkenin her yerinde korkunç derecede salgın baş göstermesine neden olur. Herkes yanar, yanar, yanar. İtfaiyeci ise bu duruma el atar ama yangın hiçbir zaman sönmeyecektir.

Meşhur Fahrenheit 451'de nasıl ki kitapların yanışına tanık olduysak bu eserde de insanların bir bir yanışına tanık oluyoruz. İki olayda da İtfaiyeci vardı. Biri yakıyor, biri söndürüyor. Birincisinden eminim fakat ikincisinden değil. Bunun cevabını kitapta bulacaksınız. Dikkat edin, alevlerden uzak durun! Saygılar...
704 syf.
·14 günde·10/10
Düşünün ki tüm dünya insanı ateşler içinde bırakan salgın bir hastalıkla karşı karşıya kalıyor, hastalığın adı ejder pulu...
Düşünmekte zorlanmadınız değil mi?
Amerika’da ilk vakalar bir otobüs dolusu Çin uyruklu yolcunun yanarak ölmesiyle başlıyor. Ardından gelen sürece zaten hakimiz; karantina!

Öncelikle kitabı böyle bir dönemde okumak gerçekten ilginç bir demeyim oldu benim için, ilk okumaya başladığımda neye uğradığımı şaşırdım diyebilirim.
Kitap oldukça sürükleyici ve gerilim dolu, fakat gerilimin asıl dozunu artıran etken ise sağlıklı insanların, hasta insanları öldürmek için örgütlenerek harekete geçmeleri.
Karantina ve yokluk sürecinde sağlıklı ve hastalığa yakalanmış insanların ne derece ileri gidebileceğini ve insanlıklarından eser kalmayıncaya kadar neler yapabileceklerine tanıklık etmek korkunçtu.
Bu tür durumlarda güvenebileceğiniz tek kişinin yine kendiniz olduğunu unutmadan, atılınabilecek enfes bir macera.
Polisiye tutkunuyum. Bu türde olması nedeniyle başladığım fakat okudukça aslında bu türün çok ötesinde ve hatta fantastik bir kitap olduğunu farkettim. Doğaüstü konulara değinmesi ise kitaptan sıkılmama neden oldu. Bu tür ilgimi çekmediğinden ve okurken sıkıldığımdan dolayı kitabı yarım bıraktım. Polisiye tutkunlarına önermeyeceğim bir kitaptır. Fantastik konulara merakı olanlar okuyabilir
600 syf.
·10/10
Bu kitabı elime aldığımda beklentim oldukça yüksekti. Kapaktaki 2 yazar kadar olmasa da oldukça fazla öykü okumuş biri olarak artık daha güzellerini okuyamacağımı düşündüğümde karşıma çıktı. Ve rahatlıkla söyleyebilirim ki sahip olduğum en iyi öykü derlemesi. İçerisindeki her öykü okuyana derin bir iz bırakacak etkide ve kafanızda sözcükleri sürekli geçirmenize neden olan ağırlıkta. Öykü seven her kitap kurduna ilk tavsiyemdir.
416 syf.
·6/10
SPOİLER (TAT KAÇIRAN)

Ig isminde karakterimiz var.Sabah uyandığında boynuzlar kafasında beliriyor.Ig öldürmediği kız arkadaşını öldürdüğü gerekçesiyle medya tarafından sürekli takiptedir ve bütün çevresi bu konu hakkında ona inanmamaktadır.

Ig boynuzlarının ortaya çıkmasından sonra elinin değdiği kişinin geçmişini yaşadıklarını bir anda hissedip,yaşıyor.Bütün bilgilere sahip oluyor.

Ig iyi kalpli birisi olmasına rağmen daha sonra şeytana dönüşmektedir.Olaylar silsilesi yaşanmaktadır.Çok heyecanlı bir kitap değil.Okunmasa yarıda bırakılsa fazla bir şey kaybedilmez.
168 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Öncelikle +18 olduğunu belirtmekte fayda var. Kanın gövdeyi götürdüğü bir çizgi roman. Şiddet, vahşet, cinayet, katliam... Üstelik doğa üstü varlıklar, nesneler... Türkçe'ye çevrilmemiş henüz, ne yazık ki. Nasıl olmuşta yayıncılarımız gözden kaçırmış, hayret! Netflix, diziye uyarlamasaydı kim bilir ne zaman tanışacaktım bu seriyle! Normalde korku, gerilim benim uzak durduğum türler ama serinin ilk cildine bayıldım!
Toplam 6 cilt ve devamı için 1 dakika bile beklemeyeceğim. Gelsin 2. cilt!
168 syf.
·1 günde·8/10
Öncelikle çok fazla çizgi roman okumamış biri olarak çok beğendiğimi söylemeliyim. Ne yalan söyleyeyim, Netflix dizi uyarlamasından önce bu seriden haberim bile yoktu. Dizinin fragmanı yayınlandıktan sonra ise oldukça heyecanlanmıştım. Joe Hill’in ne kadar muhteşem bir yazar olduğunu birçok kişi biliyordur. Ne de olsa Stephen King’in oğlu; sanırım aile genlerinde mevcut. Nitekim bir çizgi roman serisi yazdığını bilmiyordum ve öğrenince oldukça şaşırdım. Diziyi izlerken bu seri hakkında büyük bir araştırma yapsam da 6 cildin hiçbirinin dilimize çevrilmediğini görmek hüsran olmuştu. İngilizce olduğu için değil de, ülkemizde satışı olmadığı için yüksek fiyatlarla karaborsaya düştüğünden. Hatta hikayemde paylaşıp seriyi yurtiçinde etiket fiyatına alabileceğim bir yer olup olmadığını sormuştum ve çok geçmeden bir takipçim @jedbang tarafından ilk cildin çevrildiğini haber vermişti. Kendisine buradan da teşekkürlerimi iletiyorum. Ve tabi @jedbang ekibine de! Ülkenin en iyi çizgi roman yayıncısı siz olabilirsiniz gözümde.
Kurgusu harika ama dizinin ilk sezonuna ya 2-3 cildi sığdırmışlar ya da eklemeler yapılmış. Zira kardeşlerin okul ve arkadaşlık ilişkileri pek mevcut değildi. Anahtarların da birçoğu henüz keşfedilmedi ama buna rağmen olaylar oldukça hızlı seyretmiş ilk ciltte. Dizisi çekilmese de, seriyi keşfedip okusam yine beğenirdim kesinlikle. Niyetim diziyle kıyaslamak değil; aksine çok daha hoşuma gitmesini sağladı. Bir ders konusunu pekiştirince hissedilen hazzı aldım diyebilirim. Özellikle birebir uyarlanmış replikler olduğunu görmek paha biçilemezdi.
Çizim konusuna gelecek olursak; olağanüstü diyebilirim. Özellikle kitabın sonuna eklenen Çizim Galerisi’ndeki şaheserlere bayıldım. Şaheser diyorum çünkü, bu kadar ince işçiliğe ve yeteneğe başka ne denir bilmiyorum. Tebrik edilesi! En çok da Dodge karakterinin çizimlerini beğendim. Gerçekten ürkütücü temalar ustalıkla işlenmiş. Tek bir kareye saniyelerce kitlenip kaldığım bile oldu. Muazzamdı!
2. cildin çok gecikmemesini umuyorum @jedbang ekibi; emeğinize sağlık.
640 syf.
·34 günde·7/10
Joe Hill sanki babası Stephen King'in kopyası. Diğer kitapları için geçerli olan düşüncelerim bu kitap için de geçerli. Konu ilginç, anlatim güzel ama sanki bir sürü gereksiz laf kalabalığı var gibi. Son dönem Stephen King romanlarının pekçoğunda olduğu gibi.
640 syf.
·21 günde·10/10
Joe Hill’den okuduğum ilk kitap oldu Şeytan. Muhteşem bir hayal gücü, efsane bir kurgu eşliğinde unutulmaz bir yolculuğa çıktım diyebilirim. Ayrıca yaratıcı hayal gücünün genetik olabileceğinin de ispatı niteliğinde :)

Yazarın biyografisi

Adı:
Joe Hill
Unvan:
Amerikalı Romancı, Kısa Öykü Yazarı, Çizgi Roman Yazarı
Doğum:
Bangor, Maine , Amerika Birleşik Devletleri, 4 Haziran 1972

Yazar istatistikleri

  • 16 okur beğendi.
  • 208 okur okudu.
  • 10 okur okuyor.
  • 240 okur okuyacak.
  • 8 okur yarım bıraktı.