Johann Wolfgang Von Goethe

Johann Wolfgang Von Goethe

Yazar
8.2/10
17,3bin Kişi
·
65,3bin
Okunma
·
3.418
Beğeni
·
82,5bin
Gösterim
Adı:
Johann Wolfgang Von Goethe
Tam adı:
Johann Wolfgang von Goethe
Unvan:
Alman Edebiyatçı , Politikacı , Ressam ve Doğabilimci
Doğum:
Frankfurt, Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu, 28 Ağustos 1749
Ölüm:
Weimar, Alman Konfederasyonu, 22 Mart 1832
Johann Wolfgang von Goethe (28 Ağustos 1749, Frankfurt – 22 Mart 1832, Weimar), Alman edebiyatçı. Aynı zamanda çeşitli doğa bilimleri alanlarında araştırmalar yapmış ve yayınlar çıkarmıştır. 1776 yılından itibaren, Weimar dukalığının bakanı olarak çeşitli idari ve siyasi görevlerde bulunmuştur.

Goethe, şiir, drama, hikâye (düzyazı ve dörtlük şeklinde), otobiyografik, estetik, sanat ve edebiyat teorisi, ayrıca doğa bilimleri olmak üzere birçok esere imza atmıştır. Bununla birlikte, zengin bir içeriğe sahip olan mektup çeşidi, önemli edebi eserlerindendir. Fırtına ve Coşku (Sturm und Drang) döneminin en önemli öncüsü ve temsilcisi olmuştur. 1774 yılında Genç Werther'in Acıları adlı eseri ile bütün Avrupa'da ün yapmıştır. Daha sonra, 1790 yılından itibaren, Friedrich Schiller ile birlikte ortak ve dönüşümlü bir şekilde, içeriksel ve biçimsel olarak, Antik kültür anlayışı üzerinde yoğunlaşarak, Weimar Klasik'in en önemli temsilcisi olmuştur. Goethe, aynı zamanda, yurtdışında da Alman edebiyatı'nın temsilcisi olarak kabul edilmiştir.

Değeri, ölümünden sonra azalmaya başladığı sıralarda, Goethe, 1871 yılından itibaren, Alman ulusal kimliğiyle, Alman Kraliyet'inde taçlandırılmıştır. Sadece eserlerine yönelik değil, aynı zamanda örnek alınacak yaşantısına yönelik de bir hayranlık oluşmuştur. Goethe, bugüne kadar, en önemli Alman edebiyatçı olarak kabul edilmiş, eserleri ise dünya edebiyatı zirvesinde yerini almıştır.
Bazen aklım almıyor; onu yalnızca ben, hem de öylesine içten, öylesine dolu dolu severken, ondan başka hiçbir şey görmez, bilmezken, ondan başka hiçbir varlığım yokken, nasıl olur da onu bir başkası da sever, sevebilir?
"Siz insanlar," diye haykırdım, "bir şeyden söz ederken, 'bu yanlıştır, bu doğrudur, bu iyidir, bu kötüdür' diye kestirip atmadan yapamazsınız. Bu ne demektir? Herhangi bir olayın asıl nedenlerini araştırdınız mı? Bu olayı doğuran, önüne geçilmez hale koyan sebepleri arayıp buldunuz mu? Eğer bunu yapsaydınız, hükümlerinizde bu kadar aceleci olmazdınız."
Sabahları uyanıp parıldayan güneşi gördüğümde, "Al işte, yine cenneti andıran bir gün ve yine insanlar bunu mahvedecekler" diye düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum.
İnsanlar bugüne katlanmak yerine, hayal güçlerini seferber ederek geçmişin kötülüklerini çağrıştıracak hatıralarla meşgul olmasalar, daha az acı çekerlerdi.
kendimle öyle çok uğraşıyorum ve bu
 kalp öyle fırtınalı ki - ah, bırakıyorum başkaları kendi yollarında gitsinler, yeter ki onlar da beni kendi yolumda rahat bıraksınlar.
160 syf.
·36 günde·10/10 puan
Eser sahibi Goethe 1774 yılında sadece iki haftada yazılmıştır. Böyle bir eseri iki haftada yaratabilmek mümkün müdür diye sormadan da edemiyor insan..

Kitapta imkansız aşkını arkadaşına mektuplarla anlatan Werhterin sarsıcı bunalim halini bulacaksınız. Sevdiği nişanlı bir kadındır ve toplum gelenekleri buna müsade etmez. Çünkü Lotte Werther'e sevgisine rağmen nişanlısıyla evlenir.

Dipnot bir donem bu kitabın fanları oluşmuş ve etkilenenlerden dolayı intihar vakaları o kadar arttmiski yasaklanmış. Yine aynı etkiden bir dönem sarı pantolon mavi ceket furyası başlamış ( Werther gibi giyinme)

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
190 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Bu kitabı okumak kimsesiz karanlık bir sahilde dolaşmak gibi gerçekten. Hayatımda okuduğum en iyi kitaplardan biri diyebilirim. Sayfalara post-it yapıştırmaktan kitap şişti, kalınlaştı. Ne yazsam ne söylesem bu kitabı ve Werther'in acılarını size anlatamam. Alın ve okuyun. Beğenmezseniz bana getirin ben bir daha okurum :)
126 syf.
·9/10 puan
Dikkat: Spoiler İçerir !!!

Tarihsel olarak bu kitabın incelenmesi gerektiğini düşünüyorum.

Öncelikle küçük bir araştırma yaptığımda kitabın Goethe tarafından 1774 yılında tam iki haftada yazıldığı bilgisine ulaştım. Bu kadar kısa sürede böyle nitelikli bir kitabın yazılabilmesi bana imkansız gibi gelse de hemen hemen her yerde bulunan bu bilgiyi sizinle de paylaşmak istedim. Mümkün müdür gerçekten iki haftada böyle bir eser yaratabilmek?

Kitabın yazılmasından sonra Werther holiganları tarafından Almanya'da intihar olayları artmış ve bu yüzden kitap uzun bir süre yasaklanmış. Hatta o dönem Almanyası'nda kitabın okuyucuları kitaptan öyle çok etkilenmişler ki, kitaptaki ana karakter olan ”Werther gibi giyinme ” modası başlamış. Ortalığı mavi ceket ve sarı pantolon giyen gençler sarmış. Bu bilgi gerçekten çok hoş bir bilgi. Düşünün, bir kitabın bir insanın kılık kıyafetini nasıl değiştirebileceğini... İşte öyle etkileyici bir eser.

Konu ise şöyledir: Werther adındaki genç bir hukuk stajyeri, Lotte isimli bir kadına aşık olur. Bu aşk ıstırap ve acı doludur aynı zamanla imkansızlıklarla ve engellerle sarmalanmıştır. Çünkü Lotte nişanlı bir kadındır ve toplumsal kurallar Werther ile Lotte'nin birleşmesine imkan tanımaz. Burada karşımıza şöyle bir soru çıkabilir: Nişanlı veya evli bir kadına/erkeğe aşık olmak etik midir?

Dünya Klasikleri arasında en önce okunması gereken kitaplardan biri olmasının yanında, konusunun özgünlüğü ve tarihsel açıdan insanları bu denli etkilemiş olmasıyla türevlerinden birkaç adım önde olan kitaptır. Mutlaka bir gün okunmalıdır.
128 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Konusu çok kısa olarak Werther'in Charlotte'a karşı olan aşkını arkadaşı Wilhelm'e mektuplarla anlatan bir eserdir. Açıkçası bu eserde Werther'in Charlotte'a karşı olan aşkı beni etkiledi. Öyle bir aşk beslemiş ki vazgeçmiyor aksine evli olan Charlotte'a daha da bağlanıyor. Bu imkansız aşka olan direnişi hayatta bir çok başka konulara karşı bize de ders verir nitelikte. Okumayanlara öneririm. İyi okumalar. Kitaplarla kalın.
126 syf.
·Beğendi·10/10 puan
İmkansız bir aşkın pençesinde can çekişen, yanıp tutuşan bir adam düşünün ve onun ne düşündüğünü ne hissettiğini, yüzyılların etkisini silip süpüremeyeceği dimdik bir heykel gibi ayakta duracağı sözlerle ve tespitlerle anlatıldığını düşünün.

Bu kitabı okurken bir insanın -malum sona- doğru yol alan emin adımlarını, arkanızdan biri yürüyormuşçasına hissedeceksiniz. Zaman geçtikçe yaklaşıp yakasına yapışacak ve onu amansız bir girdaba hapsedecek olan kaderini okurken, yürek burkan cümlelerin zalimliğiyle ruhunuzun harap olduğuyla tanışacaksınız.

Zamanındaki kuşaklarına neden intihar vakaları yaşattığını şaşkınlıkla karşılamama son verdi. Okuduktan sonra gayet doğal dedim.

Goethe’yi ilk kez okudum ve etkisini uzun süre üzerimde hissedeceğim bir sarsıntı geçirdim. Şiirsel kaleminden süzülen destansı sözlerini hafızamda biriktirmek, hiç de zor olmayacak.

İyi bunalımlar...
126 syf.
Genç Werther'in Acıları, Goethe ' yi 25 yaşında şöhrete ulaştıran, kendi hayatından da esinlenerek 1774 yılında yazdığı kurgu mektuplardır. Yazıldığı dönem intihar salgınına sebep olmuş, gençleri intihara sürüklemiştir.


Goethe asistanlık yaptığı dönem, birlikte çalıştığı ve nişanlı olan bir kıza aşık olmuştur. Aynı tarihte arkadaşı olan Wilhelm yasak bir aşk yüzünden intihar etmiştir. Kendi yasak aşkını ve arkadaşının intiharını birleştirip bu mektupları ortaya çıkarmıştır. Kitapta Werther nişanlı olan Lotte ' ye aşık olmuş ve bu aşk zamanla saplantıya dönüşmüş. Aşkını ve acılarını arkadaşı Wilhelm e mektuplarla anlatmış. Yalnız Lotte nin tutarsız davranışları kitabı bitirene kadar beni çıldırttı. Werther e mi kocasına mı aşık bir türlü anlayamadım. Beni konusu ve akıcılığıyla etkileyen bir kitap ve tavsiye ederim.
506 syf.
·7 günde·Beğendi·7/10 puan
Arkadaşlar incelemeye başlamadan önce kitapla ilgili şunları belirtmek istiyorum : Kitap 1808 senesinde 1.kısmı, 1832 senesinde de 2.kısmı yazılmış olan bir kitap.Bu nedenle de günümüz kafası ile kitabı anlamaya çalışmak bizi çok yoruyor.İkincisi kitap, şiirsel bir dille yazılmış, malumunuz çeviri kitaplarda şiirsel kitaplar pek tat vermez.Orjinal dili olan Almanca dan okusak belki bu kitabı 1 2 tık daha çok sevebiliriz.Üçüncüsü, kitapta çok fazla mitolojik kahraman var.Cennet Cehennem, melekler, şeytan, duygu ve düşünceler, koro,hayvanlar aklınıza ne geliyorsa yazar onları konuşturmuş bir tiyatro eseri olarak dile getirmiş.Mitolojik kısımlar için sürekli Google veya Vikipedi ye girmeniz gerekiyor. Azra Erhat ın Mitoloji Sözlüğü kitabı kitabı okurken kullanılabilir.İlerleyen zamanlarda da mitolojik kitaplar okurken örneğin Homeros un kitaplarını okurken işe yarayabilir.Dördüncü diyeceğim kitabın zor anlaşılabilir olması.Kitap, 20 şey anlatıyor içinde alabileceğiniz kısım halbuki 1 şey.Uzun uzun zor bir dille anlatıyor.Kitabı kesinlikle çok kitap okuma alışkanlığı olmayan kişilere önermiyorum.Bunun altını kalın puntolarda çizmek isterim.ÖNERMIYORUM.Neden derseniz.Çünkü bu kitap yeni bir okura çok net bir biçimde kitap okuma alışkanlığı kaybettirir.Zor bir dil,çeviri şiire gitmiyor,dönemsel farklılıklar,konunun çok uç nokta oluşu,mitolojik kavramların fazlalığı,dinimize uygun olmayan kavramlar,toplumumuza uzak bir bakış açısı bunun başlıca nedenleri.

Kitaba gelecek olursak önce Goethe bu kitabı 24 sene boşluk bırakarak yazmış ve bastırmış.Araya büyük bir boşluk bırakmış.Bu da 1.kitabi yazan adamla 2.kitabı yazan adam aynı kişi değil mi acaba kafasını bizde oluşturuyor.Almanya nın yetiştirdiği bu en büyük kalem, Faust ile ilgili olarak eleştirmenlerde dahil olmak üzere en büyük eseri olduğunu söyler. İlber Ortaylı hocamız çok sık bahsetti.Bu eserden Faust u mu Goethe yazdı, Goethe yi mi Faust yazdı esprisi yaptı hatta.Okunması gereken bir eser olduğu için okudum işin aslı.Kitabı Goethe yazmaya aslında 18 yaşında başlamış 83 yaşında bitirmiş.Kitabın eser fikir babası 1500 lü yılllarda yaşamış bir İngiliz yazar olan Christopher Marlowe Doktor Faustus kitabında adı.Ama Goethe konuyu değiştirerek bambaşka bir eser ortaya koymuş.Ayrıca kitabın birçok defa da filmi çekilmiştir.

Konusu kısaca Faust adındaki kendini birçok konuda geliştiren bir kişinin maneviyatı,yaşamın anlamını,inançlarını kaybetmiş bir döneminde iken karşısına çıkan şeytanla anlaşmasını anlatır.Şeytan ona Gretchen olarak adlandırılan genç Margarete ile olan aşkı için yardım eder.Faust, bu duyguyu sadece Gretchen adlı genç bir kızdan çok ötede Helene(Truva daki) idealine kadar hissedecek, ama her şeye karşın şeytana beklediği cevabı vermemekte diretecektir.

Şeytan kitapta Metistofeles olarak geçer.

Kitap, yukarıda belirttiğim gibi zor bir kitaptı, çok okumayan kişilere ve 18 yaş altına pek tavsiye etmiyorum.Okuyacaklarda dediğim gibi bir mitoloji sözlüğü ve bir cep telefonu ellerinde olmak kaydıyda kafalarını meşgul edecek şeylerden uzak yavaş yavaş anlayarak okuyabilirler.Puanım 7.
126 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Kentin kalabalığından bunalmış, sade bir yaşam sürmek isteyen bir genç adam Werther... İçinde duyumsadığı o sıkıntıdan kurtulmak için bir kasabaya yerleşiyor ve ilk izlenimlerini, alışma sürecini arkadaşı Wilhelm'e aktarıyor. Mektup tarzıyla yazılması karakteri tanımamız açısından oldukça iyi, düşüncelerini, hislerini çok daha iyi anlayabiliyoruz. Werther bir davette tanıştığı Charlotte adındaki genç bir kadına aşık oluyor ama aşkı karşılık bulmuyor ne yazık ki, Charlotte yalnızca bir dost olarak bağlanıyor Werther'e. Mektuplar yalnızca genç adamın ağzından yazıldığı için o nasıl görmek istiyorsa o şekilde görüyoruz ve ben Werther'in "beni seviyor" demesine rağmen Charlotte'nin onu sevdiğini düşünmüyorum, bir bağlılık, değer verme, belki içgüdüsel bir arzu... Charlotte'ye gittikçe artan tutkusu Werther'i büyük bir çıkmaza sokuyor zira Charlotte nişanlıdır ve yakın zamanda evlenecektir. Werther bu süreçte genç kadının nişanlısı Albert'i yakından tanıma imkanı buluyor, düşüncelerinin aksine iyi bir dost, iyi bir insan olduğunu fark ediyor ve vicdanı daha fazla sızlıyor... Yazdığı mektuplardan da anlıyoruz ki Werther işin içinden çıkamıyor. Evli bir kadına duyduğu tutkuyu ahlaklı olarak bulmuyor fakat kalbine de bir türlü söz geçiremiyor. "Niçin ben Werther? Niçin bir başkasına ait olan ben?" (syf 134)

Yaşanılanlar o kadar gerçek ki, basit bir olayı bu kadar güzel kılan da bu, sanki o mektuplar size yazılmış... Denildiğine göre zamanında Goethe de böyle umutsuz bir aşka düşmüş ve şu sözleri söylemiştir: "Beni çok etkileyen kişisel durumlardan doğdu Werther. Yaşamış, sevmiş ve çok acı çekmiştim!"

Werther, kendini doğanın bir zerresi olarak tanımlar ve insanın bazı şeyleri başarabilmesi için doğanın kurallarına uyması gerektiğine inanır. Resmi iyi olan Werther içgüdüleriyle hareket edemediği, toplum kurallarına uymak zorunda kaldığı için doğayı duyumsayışı zayıflar, genç adam resim yeteneğini kaybeder ve çevresini, varlığını, Tanrı'yı sorgulamaya başlar... Umutsuz bir aşkın genç adamı nasıl mahvettiğine, ruhsal durumunu nasıl bozduğuna ve Charlotte'yi nasıl saplantı haline getirdiğine, keder ve acı dolu mektuplarında yavaş yavaş tanık oluyoruz. Dünyaya bakışı değişen Werther daha önce "cennet" benzetmesi yaptığı doğada artık ölümü görüyor... "Böyle mi olmalıydı: İnsanın mutluluğu, aynı zamanda kederinin kaynağı mı olmalıydı?" (syf 69)
Werther'in doğayı ruh haline göre algılaması bize şunu sorgulatıyor, bahsedilen ilişki yalnızca Werther'in hayal gücü mü acaba? Charlotte Werther'i gerçekten sevdi mi yoksa Werther mi öyle görmek istedi?

İşte Genç Werther'in Acıları... Tek kelimeyle ba-yıl-dım! Bu nasıl bir anlatım nasıl bir duygu aktarımıdır? "Lütfen Werther'e bir şey olmasın!" diye yazara yalvara yalvara okudum... Açıkçası başlarda biraz sıkılmıştım çok bir şey de beklemiyordum kitaptan, yanılmışım. O kadar güzel ki, bitirdiğimde bir kez daha okudum. Bazı yerlerde Werther'in hareketleri çok tuhaf geldi, kadın ona huzurum için evime gelme diyor bu hala vedalaşma, mektup yazma derdinde. Hiç mi gururun, kendine saygın yok be adam? Anladım ki hayatım yalanmış, ben hiç aşk yaşamamışım. :/ Yinede bu günden itibaren en sevdiğim erkek karakter ilan ediyorum Werther'i. Mutlaka okunması gereken bir eser, Werther'in acılarına ortak olun derim...
653 syf.
·4 günde·10/10 puan
Faust kitabını YouTube kanalımın kitap okuma grubunda onlarca kişiyle birlikte okuyup tartıştık: https://youtu.be/Fqbb6LqTkFI

10 yıl önce hayatımda ilk kez yarım bıraktığım kitabı şimdi kendi okuma grubumda onlarca kişiyle birlikte tartışabilmenin verdiği dayanılmaz hafiflik...

Goethe 14 yaşındayken buharlı makine icat edilmiş, 21 yaşındayken Hegel doğmuş, 40 yaşındayken Fransız İhtilali olmuş, 66 yaşındayken Waterloo Savaşı olmuş.
Ben 26 yaşındayken ise hayatımın en önemli gündemi koronavirüs işte.

Faust'u ben yazamazdım, hatta sadece ben değil, Goethe'den başka da kimse yazamazdı. Latince'de faustus mutlu olmaya yazgılı olmak demekti zaten. Şeytan onun ruhunu çalıp ona hüküm kurmak istese bile mutlu olmaya, Tanrı ile olmaya yazgılı bir insandı Faust. Sanayi Devrimi'nin insanları koşullandırdığı her şeyi bilme diktesinde olan bir çağda o da her şeyi bilmek isteyenlerden başka bir şey değildi. Bu konuda Goethe'nin bir fikri vardı.

26 yaşındayken bir toplantıda tanıştığı Weimar dükü, Goethe'ye, gel kardo burada takıl hem Faust'u bitirirsin hem de kitabın son şeklini burada alır dedi ama beklemediği bir şey oldu Goethe'nin, o da Weimar klasisizmi. Schiller'in de içinde bulunduğu Fırtına ve Coşku akımına nazaran Weimar klasisizmi, gestalt, gehalt ve inhalt adı verilen içerik, Yunan ilhamı ve estetik öncüllerinden oluşurdu. Yani Puşkin'in üç güvenilir kartı tutumluluk, ölçülülük ve çalışkanlık, Reich'in üç erdemi sevgi, çalışma ve bilgi, ilk mimarlık kuramcısı Vitruvius'un iyi bir mimari tasarım için belirlediği üç öncül fayda, kalıcılık ve güzellikti ya, işte Goethe'nin de kendisi için belirlediği muhteşem üçlü bunlardı.

Zaten Goethe'nin sanat ülküsü, “İnsan hayatını, dünyayı, öteki alemleri, hatta ahireti de büyük tabiatın cüzleri olarak ele almak ve ahenkli bir bütünlük içinde hepsinin yerini ve rolünü göstermek”ti. Sadece bu dünyanın varlığını değil, öte yaşamın varlığını da bir bütün içinde değerlendirerek, gestalt'a, yani parçaların barındığı bütüne ulaşabilmekti Goethe'nin amacı.

Albert Camus'nün Tersi ve Yüzü kitabında kendi felsefesini ve kendi madalyonunu dünya-insan ikiliğiyle kurması gibi Goethe de kendi madalyonunu üç taraflı kurmuştu: Tanrı-şeytan-insan. Yani Ivan Karamazov'un yaşadığı ve cebelleştiği üçlü.

Ama Nietzsche Goethe'ye o öldükten yıllar sonra "Alman dilinin baş mimarı Goethe’dir." demişti. Goethe de belki bunu hissetmiş olacak ki, Faust'u neredeyse Nietzsche'nin Dionysoscu içkin üstinsanı olarak tasarlamıştı. Dinamikti, kabına sığmıyordu, aktifti, her şeyi bilmek istiyordu Faust, mutlak mükemmeliyeti arıyordu fakat her insanın düştüğü yanılgı gibi ruhunu şeytana satmıştı. Faust'un şeytanı şeytan fakat belki de bizim de para, iktidar, ün, şehvet hırslarımız da kendi şeytanlarımız olabilir. Faust, Yunan mitolojisindeki Helena ile karşılaşsa bile bu ona yetmemişti, daha çok şeyi bilip o bildiklerini Kubrick'in 2001: Bir Uzay Destanı filmindeki monolite aktarmak istemişti belki.

Hatta ve hatta İncil'in başlangıcı olan Yuhanna "Başlangıçta söz vardı." şeklinde başlıyorsa, Dostoyevski'nin İncil'i "Başlangıçta acı vardı." Goethe'nin İncil'i ise "Başlangıçta eylem vardı." şeklinde olurdu. Çünkü Ruslar acıyla, Almanlar eylemle varoluşlarına ulaşırdı.

Faust kitabının cevap aradığı iki soru vardı en nihayetinde:
1- İnsan tam olarak nefsini şeytana teslim edip sapıklığa düştükten sonra, kendi kuvveti ile doğru yolu bulabilir mi bulamaz mı?
2- Ölümlü bir insan için durulacak ve geçilmeyecek anlar var mıdır?

Ben cevaplayayım...
1- Evet.
2- Evet.

Bütün bu yazdıklarım üstüne bir de Roman Polanski'den Rosemary'nin Bebeği filmini izlerseniz üstüne çok iyi cila olur.
168 syf.
·4 günde·Beğendi·7/10 puan
Bana pek hitap etmedin Werther'cım. Uğruna ölmek için sevilmez. Sevdiğin için yaşamayı göze alabilmektir asıl mesele.. Nasılda şairane konuştum amaaaaaa

Yazarın biyografisi

Adı:
Johann Wolfgang Von Goethe
Tam adı:
Johann Wolfgang von Goethe
Unvan:
Alman Edebiyatçı , Politikacı , Ressam ve Doğabilimci
Doğum:
Frankfurt, Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu, 28 Ağustos 1749
Ölüm:
Weimar, Alman Konfederasyonu, 22 Mart 1832
Johann Wolfgang von Goethe (28 Ağustos 1749, Frankfurt – 22 Mart 1832, Weimar), Alman edebiyatçı. Aynı zamanda çeşitli doğa bilimleri alanlarında araştırmalar yapmış ve yayınlar çıkarmıştır. 1776 yılından itibaren, Weimar dukalığının bakanı olarak çeşitli idari ve siyasi görevlerde bulunmuştur.

Goethe, şiir, drama, hikâye (düzyazı ve dörtlük şeklinde), otobiyografik, estetik, sanat ve edebiyat teorisi, ayrıca doğa bilimleri olmak üzere birçok esere imza atmıştır. Bununla birlikte, zengin bir içeriğe sahip olan mektup çeşidi, önemli edebi eserlerindendir. Fırtına ve Coşku (Sturm und Drang) döneminin en önemli öncüsü ve temsilcisi olmuştur. 1774 yılında Genç Werther'in Acıları adlı eseri ile bütün Avrupa'da ün yapmıştır. Daha sonra, 1790 yılından itibaren, Friedrich Schiller ile birlikte ortak ve dönüşümlü bir şekilde, içeriksel ve biçimsel olarak, Antik kültür anlayışı üzerinde yoğunlaşarak, Weimar Klasik'in en önemli temsilcisi olmuştur. Goethe, aynı zamanda, yurtdışında da Alman edebiyatı'nın temsilcisi olarak kabul edilmiştir.

Değeri, ölümünden sonra azalmaya başladığı sıralarda, Goethe, 1871 yılından itibaren, Alman ulusal kimliğiyle, Alman Kraliyet'inde taçlandırılmıştır. Sadece eserlerine yönelik değil, aynı zamanda örnek alınacak yaşantısına yönelik de bir hayranlık oluşmuştur. Goethe, bugüne kadar, en önemli Alman edebiyatçı olarak kabul edilmiş, eserleri ise dünya edebiyatı zirvesinde yerini almıştır.

Yazar istatistikleri

  • 3.418 okur beğendi.
  • 65,3bin okur okudu.
  • 2.071 okur okuyor.
  • 24,8bin okur okuyacak.
  • 1.617 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları