Johann Wolfgang Von Goethe

Johann Wolfgang Von Goethe

8.3/10
2.990 Kişi
·
10.180
Okunma
·
969
Beğeni
·
21.996
Gösterim
Adı:
Johann Wolfgang Von Goethe
Tam adı:
Johann Wolfgang von Goethe
Unvan:
Alman Edebiyatçı , Politikacı , Ressam ve Doğabilimci
Doğum:
Frankfurt, Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu, 28 Ağustos 1749
Ölüm:
Weimar, Alman Konfederasyonu, 22 Mart 1832
Johann Wolfgang von Goethe (28 Ağustos 1749, Frankfurt – 22 Mart 1832, Weimar), Alman edebiyatçı. Aynı zamanda çeşitli doğa bilimleri alanlarında araştırmalar yapmış ve yayınlar çıkarmıştır. 1776 yılından itibaren, Weimar dukalığının bakanı olarak çeşitli idari ve siyasi görevlerde bulunmuştur.

Goethe, şiir, drama, hikâye (düzyazı ve dörtlük şeklinde), otobiyografik, estetik, sanat ve edebiyat teorisi, ayrıca doğa bilimleri olmak üzere birçok esere imza atmıştır. Bununla birlikte, zengin bir içeriğe sahip olan mektup çeşidi, önemli edebi eserlerindendir. Fırtına ve Coşku (Sturm und Drang) döneminin en önemli öncüsü ve temsilcisi olmuştur. 1774 yılında Genç Werther'in Acıları adlı eseri ile bütün Avrupa'da ün yapmıştır. Daha sonra, 1790 yılından itibaren, Friedrich Schiller ile birlikte ortak ve dönüşümlü bir şekilde, içeriksel ve biçimsel olarak, Antik kültür anlayışı üzerinde yoğunlaşarak, Weimar Klasik'in en önemli temsilcisi olmuştur. Goethe, aynı zamanda, yurtdışında da Alman edebiyatı'nın temsilcisi olarak kabul edilmiştir.

Değeri, ölümünden sonra azalmaya başladığı sıralarda, Goethe, 1871 yılından itibaren, Alman ulusal kimliğiyle, Alman Kraliyet'inde taçlandırılmıştır. Sadece eserlerine yönelik değil, aynı zamanda örnek alınacak yaşantısına yönelik de bir hayranlık oluşmuştur. Goethe, bugüne kadar, en önemli Alman edebiyatçı olarak kabul edilmiş, eserleri ise dünya edebiyatı zirvesinde yerini almıştır.
En üzüldüğüm şey gençlerin en güzel vakitlerini aptalca dertlerle geçirmekten yaşamamaya fırsat bulamamalarıdır.
Bazen aklım almıyor; onu yalnızca ben, hem de öylesine içten, öylesine dolu dolu severken, ondan başka hiçbir şey görmez, bilmezken, ondan başka hiçbir varlığım yokken, nasıl olur da onu bir başkası da sever, sevebilir?
Dünyanın bütün işleri sonuçta aşağılıkçadır. Başkalarına yaranmak, zenginleşmek ve ünlenmek uğruna didinen bir insan da bence kesinlikle bir budaladır.
(...) bazen bir anlığına beni yerimden sıçratıp kendime getiren bir cesarete kapılıyorum, o an - nereye gideceğimi bilsem, koşa koşa gideceğim.
Johann Wolfgang Von Goethe
Sayfa 41 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, IX. Basım, Ocak 2015
"Tanrı'ya, onu bana bağışlaması için dua edemiyorum; ama yine de o sanki bana aitmiş gibi geliyor. Tanrı'ya, onu bana vermesi için dua edemiyorum; çünkü o bir başkasına ait."
Dikkat: Spoiler İçerir !!!

Tarihsel olarak bu kitabın incelenmesi gerektiğini düşünüyorum.

Öncelikle küçük bir araştırma yaptığımda kitabın Goethe tarafından 1774 yılında tam iki haftada yazıldığı bilgisine ulaştım. Bu kadar kısa sürede böyle nitelikli bir kitabın yazılabilmesi bana imkansız gibi gelse de hemen hemen her yerde bulunan bu bilgiyi sizinle de paylaşmak istedim. Mümkün müdür gerçekten iki haftada böyle bir eser yaratabilmek?

Kitabın yazılmasından sonra Werther holiganları tarafından Almanya'da intihar olayları artmış ve bu yüzden kitap uzun bir süre yasaklanmış. Hatta o dönem Almanyası'nda kitabın okuyucuları kitaptan öyle çok etkilenmişler ki, kitaptaki ana karakter olan ”Werther gibi giyinme ” modası başlamış. Ortalığı mavi ceket ve sarı pantolon giyen gençler sarmış. Bu bilgi gerçekten çok hoş bir bilgi. Düşünün, bir kitabın bir insanın kılık kıyafetini nasıl değiştirebileceğini... İşte öyle etkileyici bir eser.

Roman, Werther’in arkadaşına yazdığı ve imkansız bir aşkı anlattığı mektuplardan oluşuyor. Dönemin gençlerinin kitaptan oldukça etkilenmelerinin sebebi ise kitaptaki bunalım halinin oldukça sarsıcı, gerçekçi ve çekici olmasıdır bana göre.

Konu ise şöyledir: Werther adındaki genç bir hukuk stajyeri, Lotte isimli bir kadına aşık olur. Bu aşk ıstırap ve acı doludur aynı zamanla imkansızlıklarla ve engellerle sarmalanmıştır. Çünkü Lotte nişanlı bir kadındır ve toplumsal kurallar Werther ile Lotte'nin birleşmesine imkan tanımaz. Burada karşımıza şöyle bir soru çıkabilir: Nişanlı veya evli bir kadına/erkeğe aşık olmak etik midir?

Werther’e karşı boş olmayan Lotte ise toplum normlarına karşı gelemez ve nişanlısıyla evlenir. Bu acıya dayanamayan Werther ise herkesin malumu olduğu üzere intihar ederek hayatına son verir.

Dünya Klasikleri arasında en önce okunması gereken kitaplardan biri olmasının yanında, konusunun özgünlüğü ve tarihsel açıdan insanları bu denli etkilemiş olmasıyla türevlerinden birkaç adım önde olan kitaptır. Mutlaka bir gün okunmalıdır.
Bu kitabı okumak kimsesiz karanlık bir sahilde dolaşmak gibi gerçekten. Hayatımda okuduğum en iyi kitaplardan biri diyebilirim. Sayfalara post it yapıştırmaktan kitap şişti, kalınlaştı. Ne yazsam ne söylesem bu kitabı ve Werther'in acılarını size anlatamam. Alın ve okuyun. Beğenmezseniz bana getirin ben bir daha okurum :)
Genç Werther'in Acıları, Goethe ' yi 25 yaşında şöhrete ulaştıran, kendi hayatından da esinlenerek 1774 yılında yazdığı kurgu mektuplardır. Yazıldığı dönem intihar salgınına sebep olmuş, gençleri intihara sürüklemiştir.


Goethe asistanlık yaptığı dönem, birlikte çalıştığı ve nişanlı olan bir kıza aşık olmuştur. Aynı tarihte arkadaşı olan Wilhelm yasak bir aşk yüzünden intihar etmiştir. Kendi yasak aşkını ve arkadaşının intiharını birleştirip bu mektupları ortaya çıkarmıştır. Kitapta Werther nişanlı olan Lotte ' ye aşık olmuş ve bu aşk zamanla saplantıya dönüşmüş. Aşkını ve acılarını arkadaşı Wilhelm e mektuplarla anlatmış. Yalnız Lotte nin tutarsız davranışları kitabı bitirene kadar beni çıldırttı. Werther e mi kocasına mı aşık bir türlü anlayamadım. Beni konusu ve akıcılığıyla etkileyen bir kitap ve tavsiye ederim.
İmkansız bir aşkın pençesinde can çekişen, yanıp tutuşan bir adam düşünün ve onun ne düşündüğünü ne hissettiğini, yüzyılların etkisini silip süpüremeyeceği dimdik bir heykel gibi ayakta duracağı sözlerle ve tespitlerle anlatıldığını düşünün.

Bu kitabı okurken bir insanın -malum sona- doğru yol alan emin adımlarını, arkanızdan biri yürüyormuşçasına hissedeceksiniz. Zaman geçtikçe yaklaşıp yakasına yapışacak ve onu amansız bir girdaba hapsedecek olan kaderini okurken, yürek burkan cümlelerin zalimliğiyle ruhunuzun harap olduğuyla tanışacaksınız.

Zamanındaki kuşaklarına neden intihar vakaları yaşattığını şaşkınlıkla karşılamama son verdi. Okuduktan sonra gayet doğal dedim.

Goethe’yi ilk kez okudum ve etkisini uzun süre üzerimde hissedeceğim bir sarsıntı geçirdim. Şiirsel kaleminden süzülen destansı sözlerini hafızamda biriktirmek, hiç de zor olmayacak.

İyi bunalımlar...
Kentin kalabalığından bunalmış, sade bir yaşam sürmek isteyen bir genç adam Werther... İçinde duyumsadığı o sıkıntıdan kurtulmak için bir kasabaya yerleşiyor ve ilk izlenimlerini, alışma sürecini arkadaşı Wilhelm'e aktarıyor. Mektup tarzıyla yazılması karakteri tanımamız açısından oldukça iyi, düşüncelerini, hislerini çok daha iyi anlayabiliyoruz. Werther bir davette tanıştığı Charlotte adındaki genç bir kadına aşık oluyor ama aşkı karşılık bulmuyor ne yazık ki, Charlotte yalnızca bir dost olarak bağlanıyor Werther'e. Mektuplar yalnızca genç adamın ağzından yazıldığı için o nasıl görmek istiyorsa o şekilde görüyoruz ve ben Werther'in "beni seviyor" demesine rağmen Charlotte'nin onu sevdiğini düşünmüyorum, bir bağlılık, değer verme, belki içgüdüsel bir arzu... Charlotte'ye gittikçe artan tutkusu Werther'i büyük bir çıkmaza sokuyor zira Charlotte nişanlıdır ve yakın zamanda evlenecektir. Werther bu süreçte genç kadının nişanlısı Albert'i yakından tanıma imkanı buluyor, düşüncelerinin aksine iyi bir dost, iyi bir insan olduğunu fark ediyor ve vicdanı daha fazla sızlıyor... Yazdığı mektuplardan da anlıyoruz ki Werther işin içinden çıkamıyor. Evli bir kadına duyduğu tutkuyu ahlaklı olarak bulmuyor fakat kalbine de bir türlü söz geçiremiyor. "Niçin ben Werther? Niçin bir başkasına ait olan ben?" (syf 134)

Yaşanılanlar o kadar gerçek ki, basit bir olayı bu kadar güzel kılan da bu, sanki o mektuplar size yazılmış... Denildiğine göre zamanında Goethe de böyle umutsuz bir aşka düşmüş ve şu sözleri söylemiştir: "Beni çok etkileyen kişisel durumlardan doğdu Werther. Yaşamış, sevmiş ve çok acı çekmiştim!"

Werther, kendini doğanın bir zerresi olarak tanımlar ve insanın bazı şeyleri başarabilmesi için doğanın kurallarına uyması gerektiğine inanır. Resmi iyi olan Werther içgüdüleriyle hareket edemediği, toplum kurallarına uymak zorunda kaldığı için doğayı duyumsayışı zayıflar, genç adam resim yeteneğini kaybeder ve çevresini, varlığını, Tanrı'yı sorgulamaya başlar... Umutsuz bir aşkın genç adamı nasıl mahvettiğine, ruhsal durumunu nasıl bozduğuna ve Charlotte'yi nasıl saplantı haline getirdiğine, keder ve acı dolu mektuplarında yavaş yavaş tanık oluyoruz. Dünyaya bakışı değişen Werther daha önce "cennet" benzetmesi yaptığı doğada artık ölümü görüyor... "Böyle mi olmalıydı: İnsanın mutluluğu, aynı zamanda kederinin kaynağı mı olmalıydı?" (syf 69)
Werther'in doğayı ruh haline göre algılaması bize şunu sorgulatıyor, bahsedilen ilişki yalnızca Werther'in hayal gücü mü acaba? Charlotte Werther'i gerçekten sevdi mi yoksa Werther mi öyle görmek istedi?

İşte Genç Werther'in Acıları... Tek kelimeyle ba-yıl-dım! Bu nasıl bir anlatım nasıl bir duygu aktarımıdır? "Lütfen Werther'e bir şey olmasın!" diye yazara yalvara yalvara okudum... Açıkçası başlarda biraz sıkılmıştım çok bir şey de beklemiyordum kitaptan, yanılmışım. O kadar güzel ki, bitirdiğimde bir kez daha okudum. Bazı yerlerde Werther'in hareketleri çok tuhaf geldi, kadın ona huzurum için evime gelme diyor bu hala vedalaşma, mektup yazma derdinde. Hiç mi gururun, kendine saygın yok be adam? Anladım ki hayatım yalanmış, ben hiç aşk yaşamamışım. :/ Yinede bu günden itibaren en sevdiğim erkek karakter ilan ediyorum Werther'i. Mutlaka okunması gereken bir eser, Werther'in acılarına ortak olun derim...
Kesinlikle Spoiler Içerir .....

Faust...Yazarın 60 yıl boyunca ara ara yazdığı ölümünden çok kısa önce bitirdiği ,bir yönüyle hayatına tanisiklik eden eşsiz bir eser ...Kitap tiyatro türünde yazılmış ,şiirsel ve mitolojik öğeler içeren sembolik metin .Ama çok da önemli bir metin ...Yazarın de dediği gibi insanlığın kitabı,insanlığın dramini konu alan bir eser ...

Kitap iki bölümden oluşur .Birinci bölümde ,Faust ogrenebilecegi bütün ilimleri(ilahiyat ,felsefe,tabiat,tip ,bilim) yalayıp yutmuş ,ancak dünyevi hazlardan kendisini tamamen çekmiş ,kabuğuna çekilmiş bir doktor ...
Artık bu ilimler onu tatmin etmemektedir .Bu boşluğu buyuculukle ,ruh cagirmayla doldurabilecegini düşünür.Ruh çağırdığı bir gün karşısında Mefisto ' yu bulur .Mefisto ona kirli oyunuyla dünyadan haz alacağına dair vaadlerde bulunur .Faust buna razı olur ve aralarında sözleşme imzalanir.Faust ne zaman ki hazlar cihetiyle tatmine ermiş şekilde " Dur ,geçme zaman,ne güzelsin " dediği an artık ölüme razı olur . Faust ve Mefisto için alemler arası yolculuk başlar .Mefisto,Fausta aşk oklarini gönderir .Ona buyucunun hazırladığı aşk içkisini icirir.Faust karşısına çıkan genç yaştaki Margaret'e karşı derin bir sevdaya tutulur .Margaret ise dinine,ahlaki değerlerine bağlı ,haya duygusu olan yoksul bir ailenin kızı ...Komşusu aracılığıyla görüşmeye başlarlar .Margaret de bu duyguya karşılık vermeye başlar .Margaret annesinden gizli gizli geldiği ve daha rahat görüşebilmek için ,Faust annesine uykudayken icirmesi için bir zehir verir .Margaret'in annesinin katili olur böylece Faust ..Ayrıca Margaret'in hamile kaldığını öğrenen kardeşi ile Faust kavgaya tutuşur .Mefisto,Faust'a kardeşini de oldurtur.Margaret için utanç vesilesi ve vicdan azabı uyandıran bu elim hadise Margaret'i zindanlara ,idam mahkumu olmasına kadar surukleyecektir.İkinci bolumdeyse Faust ise Helena ile aşka tutulacak,bu da kendisini tatmin etmeyecek , parayla ,aşkla nefsini hatlarıyla imtihan olacaktır ...

Kitap özetle bu şekilde ...Kitabın birinci bölümü gayet sade ve akıcı ,İkinci bölümü ise olaylar arası bağlantılar ,Yunan mitolojisi ,büyücüler vs gayet karmaşık ve
zor ilerliyor ..Ama düşünsenize 60 yıl boyunca ölümüne çok yakın bir zamana kadar yazılmış bir eser elbette ki kolay anlaşılmayı beklenmesin.Ben riske atmayıp ,Sadi Irmak cevirisiyle okudum ..Gerek önsoz,gerekse dipnot gayet anlaşılır...Kocaman bir teşekkürü hak ediyor ,Sevgili Sadi Irmak ...

Kitabın bana dusundurduklerine gelince ;Goethe,"Gökteki İlk Oyun" demiş Mefisto-Faust hikayesine ...Yani insanla başlayan
Mefisto-Faust hikayesi henüz bitmiş
değil ...Kitabın sonunda Goethe , Mefisto mu galip yoksa Faust mu belli değil, der.Insanın Allah'a teveccuhunde şeytanla mücadelesi ,köşe kapmacasi kıyamete kadar devam edecektir .Henüz oyun bitmiş ,perde kapanmış değildir. Bundan dolayı bu kitabını Goethe ,"Insanlığın Kitabı " olarak nitelendirir.

Mefisto İbranice " ahlak bozan"
anlamındadır ...Mefisto da yani şeytan da Allah' a söz vermiş ,insanları doğru yoldan saptiracak,kendisine benzetecek,günah işlemiş ,gunahinda ısrarcı ,isyankar ,ümitsiz bir yaratilisin simgesi ... Kıyamete kadar bitmeyecek bir ateş-toprak öyküsü.  “Ben ondan üstünüm, çünkü beni ateşten, onu ise topraktan yarattın.” (Sad Suresi, 76) diyen Şeytan’ın ateşe öykünenleri kendisine benzetme sahnesi. Cennet için yaratılan şerefli bir mahlûkun Cehenneme odun taşıma trajedisi. İlahî bir komedya…

Bir yönüyle istidatlarini korelten,yaratılış mahiyetinin aksine kullanan dünyasını da ahiretini de ateşe cevirenlerin hikayesi ...Faust gibi Mefisto'ya ruhunu satmislarin ,nefsani hazlarin peşine dusmuslerin,verdiği putlarla kapana kistirilmislarin hikayesi ...Şeytan kıyamete kadar oklarini insanlığa gonderecektir .Kimi zaman bolluk ve refahla küstahlaştırır insanı.. geçim kolaylığı şımartır.. lüks felç eder.. şatafatlı ve süslü bir yaşam tarzı öldürür. Kimi zaman beyinlerine olumsuz tesirler göndererek vesvese verir ,yoldan çıkartır.Insanlık verilen nimetlere sukredemez ,bazen de sıkıntılar karşısında sabredemez bir haldedir .Hayat yorgunu ,bezgin..Yokuşu çıkmadan yolda kalmış,yaşıyor ama ölü gibidir.

Zamana yenik düşen Faust'ların kalbinden muhabbet alındığı için her şeyden nefret ederler .Yeşilden nefret ederler,kalemden nefret ederler,paraya tapmayanlardan,boyun egmeyenlerden nefret ederler, farkliliklardan, nefret ederler,dinini dünyaya satmayanlardan ,elbette makam ve mevkiyi paylasamadiklarindan; birbirlerinden nefret ederler...Herşey betondan ibaret olmali onlar için....Binalar,yollar,zihinler,dimaglar,
kalpler ...Beton kadar soğuk,sert,tepkisiz olmalı herkes onlar için..Aksine tahammülü yoktur onların...Bir yangın yerine çevirirler her yeri ...Ateşi ateşle sondurdugumuz,acıyı acıyla unuttuğumuz bir yangın yeri ...

Maalesef ki Goethe'nin Faust -Mefisto tiyatro oyununda olduğu gibi ,kimse oyunun dışına çıkmak istemiyor .Gerçekle yüzleşmek ,uykudan uyandırılmak ,sarhosluktan ayılmak istemiyor . Oyunun dışına çekip uyandırmak istiyorsunuz,öylesine rollerine kendilerini kaptirmislar ki hepsi yalancı ikballerinin,satafatlarinin baş kahramanı gibi...Gonullerini bu tiyatroya kaptıran seyirciler de öyle ..Büyünün bozulmasını ,perdenin kapanmasını istemiyorlar ...

Perde kapanacak ,oyun bitecek ve "insanlık aldandi" olacak bu oyunun adı ...Henüz vakit varken perde kapanmadan sevdiklerimize sımsıkı sarılıp,kulluk rolüne kendimizi programlayip,şeytanın oyunlarına aldanmadan dünyaya dünya kadar ,ahirete ahiret kadar değer verenlerden olmamız dileğiyle ....

Keyifli okumalar .....
Spoiler Içerir ....

Doğu- Batı Divanı ....1814-1818 yılları arasında Napolyon savaslarinin,özgürlük için yapılan Avrupa 'yi kasıp kavuran harp savaşlarının yapıldığı dönemde yazılmış şiirlerden oluşur.Goethe 'nin en önemli eseri Faust,ikincisi hiç kuşkusuz Alman Dili ve Edebiyatcilarinin ittifakla kabul ettiği maalesef ülkemizde kıymeti hala anlasilamamis ,sitede bile sadece 13 kişinin okumuş olduğu eseri ise
Doğu -Batı Divanı 'dır.

Goethe bu eserinin kaynağını ise Farslı şair Muhammed Semseddin Hafız'ı (1320-1389)tanimasina borcludur.Nitekim Hafız da Moğol saldirilarinin ve Timur'un döneminde İslam toplumlarini alt üst eden çalkantılı bir döneme,diktatorluklerin ortaya çıktığı bir döneme şahit olmuştur .

Goethe bu büyük eserinde , başta Hafız, Şeyh Sadi, Nizâmî ve Mevlânâ ,Firdevsi gibi birçok İslam sairine yer vermiştir .

Goethe Divan'ını yazarken niyeti Hafız'la ozdeslesmek değil ,aksine sadece bir yolcu veya misafir edasıyla şairin dünyasına yakından şahit olmak ,ortak atmosferde buluşmak ve onunla sohbet etmektir .

Goethe 'nin Kuranı Kerim ,Peygamber Efendimiz'e (sav) dair araştırmaları,ilgi duyması henüz genç yaşlarındayken başlamıştır .Genç şairde bu  ilgiyi uyandıran kişi ise Johann Gottfried Herder’dir. Herder, Goethe’ye canlı bir maneviyatın yanısıra, bir tutam 
kültürel çoğulculuğu, dinlerarası tolerans ve kabulü miras bırakmıştır. Strasbourg’daki
 öğrencilik günlerinden (1769-1771) 
itibaren Goethe yaşlı arkadaşının yazılarını 
hevesle takip etmiştir. 

Herder ise Insanlık Tarihi adlı eserinde Peygamber Efendimiz'i (sav) ovmektedir .Goethe Herder'in fikirlerini ,kişisel özelliklerini önemseyip,daha da derinlestirip zenginlestirmistir .Goethe aslında gerçek dindarligin özellikle de şair olarak kendisine uygun olan dindarligin arayışı içerisindedir .


Goethe'nin İslamiyet 'e ve Doğu kültürüne duyduğu ilgi neticesinde 65 yaşında kaleme aldığı Doğu -Batı divanı eseri vücut bulmuştur.Yazar bu eserinde Hatem
ismiyle anılıyor .Eser Muganni,Hafız,
Aşk,Murakabe,Hisset,Hikmet,Timur,Züleyha ,Saki,Temsil,Cennet vs gibi bahisleri konu alır .

Kuranı Kerim'le mesguliyeti ve çalışmaları ,Kuran'dan yapmış olduğu ayetler kesinlikle Goethe'nin Kuranı Kerim üzerine araştırmalar yaptığına işaret ediyor .Öyle ki yazarın bu eserini okurken inanan bir insan olarak hiç yabancılık çekmedim .Adeta bizim İslam dünyasından bir yazarın eserini okuyormuş gibi hissettim .

Goethe yine bu eserinde Allah'in esma ve sifatlarina da yer vermiştir .Malikul Mülk ,Azamet,Letafet,Adl,Basar gibi.Yine Goethe bu eserinde Aşk bahsinde Yusuf ile Züleyha kissasina deginmistir.
Katharina Mommsen’in ifadesiyle, “İslam geleneğinin ihtiraslı ve fakat iffetli olarak övdüğü, 
Yusuf ile Züleyha arasındaki bu meşhur 
aşk hikayesi, Goethe’yi Doğu Batı Divanı’nda maşuku Züleyha ismiyle nitelendirmeye itmiştir.Bundan dolayı bu eserinde Hatem ile Züleyha olarak anılmaktadır .


Goethe Kuran 'da geçen Ashabi Kehf kissasini,Cennet'e gidecek olan kadınları (Meryem,Fatma ,Züleyha ,Hatice annemiz ),Cennet'lik hayvanları (eşek,kurt ,kedi,kıtmir) ,gecenin istirahat için yaratıldığını gibi konuları bu eserinde işlemiştir .Cennet'teki Hayvanlara aşağıdaki gibi şiirinde yer vermiştir :

Kuyruğunu sallayan, neşeli ve uslu,
Efendileriyle sessiz ve sakin,
Büyük bir sadâkatle uyuyan
Ashab-i Kehf'in kopegi.

Ebu Hureyre'nin kedisi,
Efendisinin etrafinda mirildanan, sürtünen
Peygamberin sirtini sivazladigi
Mubarek bir hayvan.

Cennet'lik Kadınlar olarak da şu şekilde ;
Ömür boyu var ve bir olan
Allah'a inanan
Pek aziz ve sevgili Hatice

Sonra kıymetli kerimesi
Kizı, kusursuz zevce,
Bal sarisi narin vücudlu
Temiz, melek kalbli Fatima.

Eser Hicret adlı şiir ile başlıyor.Hicret kelime anlamı itibariyle ayrılmak ,terk etmek aynı zamanda “kişinin herhangi bir şeyden bedenen, lisanen veya kalben ayrılıp uzaklaşması” manalarini taşıyor .Aynı zamanda Peygamberimiz'in Mekke'den Medine'ye gocunu ifade eder. Goethe de ise hicret savaşın hüküm sürdüğü,tahtlarin çöktüğü ,kralliklarin sarsildigi diş dünyanın karmasasindan;gerçek dindarligini yasayabilecegi huzurlu bir ortama,safliga,dogruluga, şair ülkesinin bir parçası olan "aşk ,şarkı,şaraba"goctur.

Yazarın esinlendigi Hafız bu kitabında aşk ve şarap gibi konulara yer verince dönemindeki insanlar tarafından hor görülmüş ,cenazesine bile gidilmek istenmemis.Goethe de bunu biliyordu .Hafız'in aşk ve şarap şiirlerinin bu dünyaya bakan yönüyle mi bir anlam içerdiği yoksa allegorik ,mistik bir mana mi içerdiği uzun zaman tartisilmistir .Kanuni Sultan Süleyman da Ebusuud 'a Hafız hakkında fetva vermesi açısından rica da bulunmus.Goethe de bu eserinde Fetva adlı şiirinde bu konuya yer vermiştir .Ebu Suud da "Emin yolda yürümek istersen ,yılan zehiriyle tiryaki birbirinden ayirt edebilmelisin" tarzında tatli bir ikazda bulunmuştur .
Ancak onu korumak isteyen Alman Munekkidlerden Kondrad Burdach ise Hafız ,kadehiyle edebiyat şarabını kastetmistir der.Kendisini şaraba vermesini benlikten kurtulmak istemesindendir ,diye tefsir eder .

Goethe,Hafız'la dostça muhabbet etmek adına birbirleriyle tanismalarini , ovgulerini içeren diyaloglarini Hafız bahsinde yer vermiştir .Goethe bu diyalogda Hafız isminin manasinin ne olduğunu sorar .Hafız da "sağlam bir hafizayla Kuran'in kutsal mirasını" koruduğu ,mukaddesata sahip çıktığı için kendisine verildiğini,bunu da kendisini dünyanın debdebeli ortamından tamamen sıyrılarak dine sarılarak basardigini söyler .

Goethe yine kitabın hemen giriş bölümünde Kuranı Kerim'de gecen

" Doğu da Allah'ındır, batı da. Her nereye dönerseniz Allah'ın yüzü (kıblesi) orasıdır. Şüphesiz ki Allah, kuşatandır, bilendir."(Bakara ,115)ayetinden esinlenip bu ayetin sınırlarını aşağıdaki gibi yeryüzünün Kuzey ve Güney sahalarini şiirine ekleyip genisletmistir .Evrensel huzuru amaclamistir.Herkese kucak açmıştır .

"Doğu da Allah'indır!
Bati da Allah'in !
Kuzey ve Guney sahası
Sulh içindedir O'nun kudretiyle"


Genel manada Goethe'nin Divan'ında işlediği ana mesaj medeniyetlerin catismasina değil de evrensel barışa ,hosgoruye ,diyaloğa bir katkidir.Kötü ,olumsuz taraflarına değil de iyilik ve güzellik duygularını yesertmeyi hedeflemistir .


Son olarak eseri İyi Adam yayınlarından ,Dr.Bayram Yılmaz'in cevirisiyle okudum.Ama ilk çeviri olduğu için bazı şiirler eklenmemisti ,eksik kalmıştı.Eser gayet akıcı ve seri nasıl bittiğini anlamadım bile.Eserin sonunda dizin,Divan'da gecen isimler ve olaylar hakkında geniş bilgi verilmiştir .


Normalde inceleme yapmayı düşünmüyordum .Ama bu eserini de Faust gibi önemsediğim ve sitede bu eserle alakalı çok fazla inceleme yapilmamasindan dolayı arastirmalarimi ,tahlillerimi sizlere de sunmak istedim.


Okuyan ,emeğin kıymetini bilen arkadaşlara çok teşekkür ederim .


Keyifli okumalar ...
Linç edilme ihtimalim var ama olsun...
Dünyanın en boş ve gereksiz kitabıdır kendisi.
Bence kitabın ismi Genç Werther'in Ahmaklıkları olsa daha güzel olurdu.
Kitabı beğenmeyip nefret etme seviyesine gelme nedenime gelirsek ki çok fazla sinirlendirdi beni bu kitap.
Ölüm ve intihar hakkındaki araştırmalarıma katkı sağlasın diye okuduğum kitabın ana karakteri saçma bir nedenden dolayı intihar ediyor. Bir kadın seni sevmek zorunda değildir. Niye bu kendini küçültme çabaları...
Demek istediğim o ki çok büyük bir beklenti ile başladığım bu kitaba hayal kırıklığı ile veda ettim. Beni tatmin etmeyen bir kitap olmasının yanında En sevdiğim yayınevi olan İş Bankası'nın böyle bir kitabı da nasıl Hasan Ali Yücel Klasikleri Dizisine koyduğuna şaşıyorum!
Bir insana bağlanabilirsin, aşık olabilirsin ama hiçbir zaman bu kadar salakça davranmamak gerekir bence.
Hayattan hiçbir şekilde anlam çıkaramayan birisinin bir kadın yüzünden intihar etmesini aklım almıyor.
Neyse kitap hakkında fazla konuşmak istemiyorum konuştukça sinirlerim bozuluyor.
Okumak isteyen herkese kolay gelsin.
Herkese iyi okumalar dilerim...
Genç Werther' in arkadaşı Wilhelm' e düşüncelerini, duygularını yazdığı mektupları...

Werther platonik aşk beslediği Lotte' nin nişanlı olmasından dolayı, hem ahlaki açıdan, hem dinsel ve vicdan açısından ona olan duygularını, sevgisini bir iç döküş niyeti ile mektuplara dökmüş. Duygularını, içsel çatışmalarını, çaresizliğin verdiği ızdırabı, kıskançlıklarını paylaştığı bu mektuplar, aşkın kutsallığını tekrar düşünmemizi sebep olacak...

Son bölümünü okurken,Werther' e birşey olmasın diye dua ederek okudum...

Muhteşem bir edebi eser. Werther ile düşünüp onu o kadar yanınızda içinizde hissediyorsunuz ki, bitmesini istemiyorsunuz...
İncecik bir kitap için söylenecek çok şey varsa ve söylenmişse, bir ülkede okurla buluştuktan sonra bir akım yaratmışsa bana söyleyecek söz ne kalır ki. Alıntı yapmak için daha ilk sayfalarda 1000Kitap'a girdiğimde boynum bükük çıktım, benden önce kitabın her yeri alıntılanmış.
Romana geçmeden önce çevireninde hakkını vermek gerekiyor, bence çok başarılı bir çeviriydi. Acılar ve coşkular çok sade ve yalın bir şekilde anlatılabilmiş ki kolay değildir böyle anlatabilmek, mektup şeklinde yapılan kurgu direk anlatıcının ruh halini yansıtmakta kolaylık sağlamış.
Kitabın içindeki bazı şeylere değinmemek için zor tutuyorum kendimi, değindiğim an kitabı özetlemiş olacağımın farkındayım. İnsanca ve insana özel sadece aşk meselesi değil farklı konularda vardı içinde, onlar üzerine bile konuşulabilir. Çeşmenin başında kaç kız kendine koca bulmuş, ya da kaç erkek kendine eş bulmuş muhabbeti sanki sadece bizde olurmuş diye düşünmüş olabileceğimi düşündüm bu konuya yazarımız değinirken. Çeşmenin başında hizmetli konumunda bir kıza yardım etmek isterken üst sınıftan biri olan Weither, bir Kont'un yanında çalışırken bulunmaması gereken bir davette bulununca kendisi aşağı sınıftan biri oluverdi. Bir aşkı etik olmayacak bir şekilde reddetti, yine etik olmayacak bir şekilde başka bir aşk yaşadı. Mektuplardan oluşuyor gibi basit bir izlenime girilmemeli ki çok başarılı bir kurgu.

Yazarın biyografisi

Adı:
Johann Wolfgang Von Goethe
Tam adı:
Johann Wolfgang von Goethe
Unvan:
Alman Edebiyatçı , Politikacı , Ressam ve Doğabilimci
Doğum:
Frankfurt, Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu, 28 Ağustos 1749
Ölüm:
Weimar, Alman Konfederasyonu, 22 Mart 1832
Johann Wolfgang von Goethe (28 Ağustos 1749, Frankfurt – 22 Mart 1832, Weimar), Alman edebiyatçı. Aynı zamanda çeşitli doğa bilimleri alanlarında araştırmalar yapmış ve yayınlar çıkarmıştır. 1776 yılından itibaren, Weimar dukalığının bakanı olarak çeşitli idari ve siyasi görevlerde bulunmuştur.

Goethe, şiir, drama, hikâye (düzyazı ve dörtlük şeklinde), otobiyografik, estetik, sanat ve edebiyat teorisi, ayrıca doğa bilimleri olmak üzere birçok esere imza atmıştır. Bununla birlikte, zengin bir içeriğe sahip olan mektup çeşidi, önemli edebi eserlerindendir. Fırtına ve Coşku (Sturm und Drang) döneminin en önemli öncüsü ve temsilcisi olmuştur. 1774 yılında Genç Werther'in Acıları adlı eseri ile bütün Avrupa'da ün yapmıştır. Daha sonra, 1790 yılından itibaren, Friedrich Schiller ile birlikte ortak ve dönüşümlü bir şekilde, içeriksel ve biçimsel olarak, Antik kültür anlayışı üzerinde yoğunlaşarak, Weimar Klasik'in en önemli temsilcisi olmuştur. Goethe, aynı zamanda, yurtdışında da Alman edebiyatı'nın temsilcisi olarak kabul edilmiştir.

Değeri, ölümünden sonra azalmaya başladığı sıralarda, Goethe, 1871 yılından itibaren, Alman ulusal kimliğiyle, Alman Kraliyet'inde taçlandırılmıştır. Sadece eserlerine yönelik değil, aynı zamanda örnek alınacak yaşantısına yönelik de bir hayranlık oluşmuştur. Goethe, bugüne kadar, en önemli Alman edebiyatçı olarak kabul edilmiş, eserleri ise dünya edebiyatı zirvesinde yerini almıştır.

Yazar istatistikleri

  • 969 okur beğendi.
  • 10.180 okur okudu.
  • 330 okur okuyor.
  • 5.836 okur okuyacak.
  • 306 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları