Johann Wolfgang Von Goethe

Johann Wolfgang Von Goethe

Yazar
8.2/10
3.913 Kişi
·
13.366
Okunma
·
1.156
Beğeni
·
26.442
Gösterim
Adı:
Johann Wolfgang Von Goethe
Tam adı:
Johann Wolfgang von Goethe
Unvan:
Alman Edebiyatçı , Politikacı , Ressam ve Doğabilimci
Doğum:
Frankfurt, Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu, 28 Ağustos 1749
Ölüm:
Weimar, Alman Konfederasyonu, 22 Mart 1832
Johann Wolfgang von Goethe (28 Ağustos 1749, Frankfurt – 22 Mart 1832, Weimar), Alman edebiyatçı. Aynı zamanda çeşitli doğa bilimleri alanlarında araştırmalar yapmış ve yayınlar çıkarmıştır. 1776 yılından itibaren, Weimar dukalığının bakanı olarak çeşitli idari ve siyasi görevlerde bulunmuştur.

Goethe, şiir, drama, hikâye (düzyazı ve dörtlük şeklinde), otobiyografik, estetik, sanat ve edebiyat teorisi, ayrıca doğa bilimleri olmak üzere birçok esere imza atmıştır. Bununla birlikte, zengin bir içeriğe sahip olan mektup çeşidi, önemli edebi eserlerindendir. Fırtına ve Coşku (Sturm und Drang) döneminin en önemli öncüsü ve temsilcisi olmuştur. 1774 yılında Genç Werther'in Acıları adlı eseri ile bütün Avrupa'da ün yapmıştır. Daha sonra, 1790 yılından itibaren, Friedrich Schiller ile birlikte ortak ve dönüşümlü bir şekilde, içeriksel ve biçimsel olarak, Antik kültür anlayışı üzerinde yoğunlaşarak, Weimar Klasik'in en önemli temsilcisi olmuştur. Goethe, aynı zamanda, yurtdışında da Alman edebiyatı'nın temsilcisi olarak kabul edilmiştir.

Değeri, ölümünden sonra azalmaya başladığı sıralarda, Goethe, 1871 yılından itibaren, Alman ulusal kimliğiyle, Alman Kraliyet'inde taçlandırılmıştır. Sadece eserlerine yönelik değil, aynı zamanda örnek alınacak yaşantısına yönelik de bir hayranlık oluşmuştur. Goethe, bugüne kadar, en önemli Alman edebiyatçı olarak kabul edilmiş, eserleri ise dünya edebiyatı zirvesinde yerini almıştır.
En üzüldüğüm şey gençlerin en güzel vakitlerini aptalca dertlerle geçirmekten yaşamamaya fırsat bulamamalarıdır.
Bazen aklım almıyor; onu yalnızca ben, hem de öylesine içten, öylesine dolu dolu severken, ondan başka hiçbir şey görmez, bilmezken, ondan başka hiçbir varlığım yokken, nasıl olur da onu bir başkası da sever, sevebilir?
Dünyanın bütün işleri sonuçta aşağılıkçadır. Başkalarına yaranmak, zenginleşmek ve ünlenmek uğruna didinen bir insan da bence kesinlikle bir budaladır.
"Tanrı'ya, onu bana bağışlaması için dua edemiyorum; ama yine de o sanki bana aitmiş gibi geliyor. Tanrı'ya, onu bana vermesi için dua edemiyorum; çünkü o bir başkasına ait."
(...) bazen bir anlığına beni yerimden sıçratıp kendime getiren bir cesarete kapılıyorum, o an - nereye gideceğimi bilsem, koşa koşa gideceğim.
Johann Wolfgang Von Goethe
Sayfa 41 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, IX. Basım, Ocak 2015
126 syf.
·9/10
Dikkat: Spoiler İçerir !!!

Tarihsel olarak bu kitabın incelenmesi gerektiğini düşünüyorum.

Öncelikle küçük bir araştırma yaptığımda kitabın Goethe tarafından 1774 yılında tam iki haftada yazıldığı bilgisine ulaştım. Bu kadar kısa sürede böyle nitelikli bir kitabın yazılabilmesi bana imkansız gibi gelse de hemen hemen her yerde bulunan bu bilgiyi sizinle de paylaşmak istedim. Mümkün müdür gerçekten iki haftada böyle bir eser yaratabilmek?

Kitabın yazılmasından sonra Werther holiganları tarafından Almanya'da intihar olayları artmış ve bu yüzden kitap uzun bir süre yasaklanmış. Hatta o dönem Almanyası'nda kitabın okuyucuları kitaptan öyle çok etkilenmişler ki, kitaptaki ana karakter olan ”Werther gibi giyinme ” modası başlamış. Ortalığı mavi ceket ve sarı pantolon giyen gençler sarmış. Bu bilgi gerçekten çok hoş bir bilgi. Düşünün, bir kitabın bir insanın kılık kıyafetini nasıl değiştirebileceğini... İşte öyle etkileyici bir eser.

Konu ise şöyledir: Werther adındaki genç bir hukuk stajyeri, Lotte isimli bir kadına aşık olur. Bu aşk ıstırap ve acı doludur aynı zamanla imkansızlıklarla ve engellerle sarmalanmıştır. Çünkü Lotte nişanlı bir kadındır ve toplumsal kurallar Werther ile Lotte'nin birleşmesine imkan tanımaz. Burada karşımıza şöyle bir soru çıkabilir: Nişanlı veya evli bir kadına/erkeğe aşık olmak etik midir?

Dünya Klasikleri arasında en önce okunması gereken kitaplardan biri olmasının yanında, konusunun özgünlüğü ve tarihsel açıdan insanları bu denli etkilemiş olmasıyla türevlerinden birkaç adım önde olan kitaptır. Mutlaka bir gün okunmalıdır.
190 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Bu kitabı okumak kimsesiz karanlık bir sahilde dolaşmak gibi gerçekten. Hayatımda okuduğum en iyi kitaplardan biri diyebilirim. Sayfalara post it yapıştırmaktan kitap şişti, kalınlaştı. Ne yazsam ne söylesem bu kitabı ve Werther'in acılarını size anlatamam. Alın ve okuyun. Beğenmezseniz bana getirin ben bir daha okurum :)
126 syf.
·Beğendi·10/10
İmkansız bir aşkın pençesinde can çekişen, yanıp tutuşan bir adam düşünün ve onun ne düşündüğünü ne hissettiğini, yüzyılların etkisini silip süpüremeyeceği dimdik bir heykel gibi ayakta duracağı sözlerle ve tespitlerle anlatıldığını düşünün.

Bu kitabı okurken bir insanın -malum sona- doğru yol alan emin adımlarını, arkanızdan biri yürüyormuşçasına hissedeceksiniz. Zaman geçtikçe yaklaşıp yakasına yapışacak ve onu amansız bir girdaba hapsedecek olan kaderini okurken, yürek burkan cümlelerin zalimliğiyle ruhunuzun harap olduğuyla tanışacaksınız.

Zamanındaki kuşaklarına neden intihar vakaları yaşattığını şaşkınlıkla karşılamama son verdi. Okuduktan sonra gayet doğal dedim.

Goethe’yi ilk kez okudum ve etkisini uzun süre üzerimde hissedeceğim bir sarsıntı geçirdim. Şiirsel kaleminden süzülen destansı sözlerini hafızamda biriktirmek, hiç de zor olmayacak.

İyi bunalımlar...
126 syf.
Genç Werther'in Acıları, Goethe ' yi 25 yaşında şöhrete ulaştıran, kendi hayatından da esinlenerek 1774 yılında yazdığı kurgu mektuplardır. Yazıldığı dönem intihar salgınına sebep olmuş, gençleri intihara sürüklemiştir.


Goethe asistanlık yaptığı dönem, birlikte çalıştığı ve nişanlı olan bir kıza aşık olmuştur. Aynı tarihte arkadaşı olan Wilhelm yasak bir aşk yüzünden intihar etmiştir. Kendi yasak aşkını ve arkadaşının intiharını birleştirip bu mektupları ortaya çıkarmıştır. Kitapta Werther nişanlı olan Lotte ' ye aşık olmuş ve bu aşk zamanla saplantıya dönüşmüş. Aşkını ve acılarını arkadaşı Wilhelm e mektuplarla anlatmış. Yalnız Lotte nin tutarsız davranışları kitabı bitirene kadar beni çıldırttı. Werther e mi kocasına mı aşık bir türlü anlayamadım. Beni konusu ve akıcılığıyla etkileyen bir kitap ve tavsiye ederim.
126 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Kentin kalabalığından bunalmış, sade bir yaşam sürmek isteyen bir genç adam Werther... İçinde duyumsadığı o sıkıntıdan kurtulmak için bir kasabaya yerleşiyor ve ilk izlenimlerini, alışma sürecini arkadaşı Wilhelm'e aktarıyor. Mektup tarzıyla yazılması karakteri tanımamız açısından oldukça iyi, düşüncelerini, hislerini çok daha iyi anlayabiliyoruz. Werther bir davette tanıştığı Charlotte adındaki genç bir kadına aşık oluyor ama aşkı karşılık bulmuyor ne yazık ki, Charlotte yalnızca bir dost olarak bağlanıyor Werther'e. Mektuplar yalnızca genç adamın ağzından yazıldığı için o nasıl görmek istiyorsa o şekilde görüyoruz ve ben Werther'in "beni seviyor" demesine rağmen Charlotte'nin onu sevdiğini düşünmüyorum, bir bağlılık, değer verme, belki içgüdüsel bir arzu... Charlotte'ye gittikçe artan tutkusu Werther'i büyük bir çıkmaza sokuyor zira Charlotte nişanlıdır ve yakın zamanda evlenecektir. Werther bu süreçte genç kadının nişanlısı Albert'i yakından tanıma imkanı buluyor, düşüncelerinin aksine iyi bir dost, iyi bir insan olduğunu fark ediyor ve vicdanı daha fazla sızlıyor... Yazdığı mektuplardan da anlıyoruz ki Werther işin içinden çıkamıyor. Evli bir kadına duyduğu tutkuyu ahlaklı olarak bulmuyor fakat kalbine de bir türlü söz geçiremiyor. "Niçin ben Werther? Niçin bir başkasına ait olan ben?" (syf 134)

Yaşanılanlar o kadar gerçek ki, basit bir olayı bu kadar güzel kılan da bu, sanki o mektuplar size yazılmış... Denildiğine göre zamanında Goethe de böyle umutsuz bir aşka düşmüş ve şu sözleri söylemiştir: "Beni çok etkileyen kişisel durumlardan doğdu Werther. Yaşamış, sevmiş ve çok acı çekmiştim!"

Werther, kendini doğanın bir zerresi olarak tanımlar ve insanın bazı şeyleri başarabilmesi için doğanın kurallarına uyması gerektiğine inanır. Resmi iyi olan Werther içgüdüleriyle hareket edemediği, toplum kurallarına uymak zorunda kaldığı için doğayı duyumsayışı zayıflar, genç adam resim yeteneğini kaybeder ve çevresini, varlığını, Tanrı'yı sorgulamaya başlar... Umutsuz bir aşkın genç adamı nasıl mahvettiğine, ruhsal durumunu nasıl bozduğuna ve Charlotte'yi nasıl saplantı haline getirdiğine, keder ve acı dolu mektuplarında yavaş yavaş tanık oluyoruz. Dünyaya bakışı değişen Werther daha önce "cennet" benzetmesi yaptığı doğada artık ölümü görüyor... "Böyle mi olmalıydı: İnsanın mutluluğu, aynı zamanda kederinin kaynağı mı olmalıydı?" (syf 69)
Werther'in doğayı ruh haline göre algılaması bize şunu sorgulatıyor, bahsedilen ilişki yalnızca Werther'in hayal gücü mü acaba? Charlotte Werther'i gerçekten sevdi mi yoksa Werther mi öyle görmek istedi?

İşte Genç Werther'in Acıları... Tek kelimeyle ba-yıl-dım! Bu nasıl bir anlatım nasıl bir duygu aktarımıdır? "Lütfen Werther'e bir şey olmasın!" diye yazara yalvara yalvara okudum... Açıkçası başlarda biraz sıkılmıştım çok bir şey de beklemiyordum kitaptan, yanılmışım. O kadar güzel ki, bitirdiğimde bir kez daha okudum. Bazı yerlerde Werther'in hareketleri çok tuhaf geldi, kadın ona huzurum için evime gelme diyor bu hala vedalaşma, mektup yazma derdinde. Hiç mi gururun, kendine saygın yok be adam? Anladım ki hayatım yalanmış, ben hiç aşk yaşamamışım. :/ Yinede bu günden itibaren en sevdiğim erkek karakter ilan ediyorum Werther'i. Mutlaka okunması gereken bir eser, Werther'in acılarına ortak olun derim...
126 syf.
·1 günde·8/10
- İnceleme yazmayı düşünmüyordum ama WERTHER RÜYAMA GİRDİ !!!

- Ben bu kitaba haksızlık ettim, o yüzden Werther gelip benim rüyama girdi arkadaşlar. Nasıl mı? İşyerimde okurum diye yanıma aldım kitabı, ama işimden dolayı gerek arandım ve gerekte dolaşmak zorunda kaldığım için bir türlü kitaba odaklanıp tek solukta okuyamadım. Böyle olunca da kitapla biraz kopukluk hissettim. Siz böyle yapmayın lütfen. Bu kitabı tek solukta okumaya çalışın.

- Bu kitabın 1770'li yıllarda yazıldığı düşünülürse, zamanın bütün duygularını içine hapsetmiş gibi. Sanki bütün güzellikler Werther'in yüreğinde toplanmış ve bütün ızdırabı çekmek için o görevlendirilmiş, herkes adına gülüp ağlayacak tek kişi o. Yazdığı mektuplarda anlattıkları, insanın duygu değişimleri ve bunun önüne geçemeyişi, aynı anda birden fazla duygunun etkisinde olması(bir yerden ayrıldığı için duyduğu sevinç ve o yerdeki dostları adına duyduğu hüzün gibi) ve kendiyle ilgili yaptığı tahliller son derece etekleyici.

- Spoiler var!!

- Lotte.. Werther'in ilk görüşte vurulduğu kişi. Mektuplarında ilk karlılaşmalarından sonra bolca adını görüyor ve O'na duyduğu sevginin uçsuz bucaksızlığında yüzüyoruz. Pembe dizi havasında geçeceğini düşünüyorsanız yanıldınız. Bu iki kişiyi birbirinden ayıran çok önemli bir neden var.. Buna rağmen Werther içinde yanan ateşi her geçen gün daha da harlıyor. Elindeki her fırsatı onunla değerlendirmekten keyif alıyor. Saygısından ve ona duyduğu hislerden hiçbir şey kaybetmeyerek devam ediyor mektuplarında adını yazmaya. Her ne olursa olsun Lotte'nin mutlu olması için dua ediyor sürekli. Böyle temiz ve saf bir sevgi işte Werther'in yaşadığı.

- Lotte'de boş değildir elbette ama bu ilişkinin bir yolu yok, o da farkında. Bakması gereken çocukların da sorumluluğu buna eklenince birden fazla şeyle mücadele etmek zorunda kalıyor. Yine de güçlü, çok güçlü bir kadın Lotte. Her zaman hayata karşı dik duruyor ve asla yıkılmıyor. Yaşadığı duygu fırtınalarından her seferinde sağ çıkmayı başarıyor.

- Werther yalnızca Lotte'ye olan ilgisinden dolayı değil, hümanist oluşu ve insanlarla olan bağları yüzünden de sempatimi kazandı. Sokaktaki çocuklarla çocuk olabilecek ve onları mutlu etmekten her zaman keyif alan birisi. Merhamet duygusu ağır basıyor her zaman ve ihtiyacı olana yardım etmekten geri kalmıyor. Ne yazık ki hayat ona kendisi kadar sevgi dolu yaklaşmıyor ve rüzgara karşı gittiği zor zamanlar gösteriyor kendini. Ne yapacağına karar verdiğinde ise bundan pişman değil aksine mutlu oluyor!! Bir karar verebildiği için (oysa bu en kötü karardı bence).

- Gelelim rüyama..

- Sabah işten yorgun bir şekilde gelmiş, yatağıma uzanıp gözlerimi kapatmıştım ve hemen bir soluk arkasından gözlerimi açtım. Werther'in en iyi dostuydum. Mektuplarını bana yazar ve merakla benden cevap beklerdi. Birbirimizden ayrıldığımız için ikimiz de üzüntü duyuyorduk ama hayallerimiz farklıydı, hayatımız da öyle. Ne olursa olsun seni seven birisi ne kadar uzaklaşabilir ki senden? Cümleleriyle ve hisleriyle her daim yanındadır. Kalbinin atışını her defasında kulağının dibinde duyabilirsin mektubundaki heyecan dolu satırlarda ve onunla ağlayabilirsin hüzünlendiği yerde. Ben de Werther'e yazarken böyle yapıyor, onunla aynı şeyleri hissediyor ve yazıyordum. Bazen mektupla sınırlı kalmıyor, onun en sevdiği ıhlamur ağacının altında bir şeyler içiyorduk ve kimseye anlatamadığı sırlarını yine orada bana döküyordu. Günü geldiğinde o kararı verene kadar. Bu anın geleceğini çoktan biliyordum ve her nerdeysem çıkıp onun yanına geldim. Bundan sonra olanları bir hayalet gibi izliyordum. Bana ve Lotte'ye yazdığı mektupları yazarken başucundaydım ama müdahale edemiyordum. En kötüsü de buydu. Boğazım parçalanana kadar bağırıyor ama sesimi ona duyuramıyordum. Her şeye tanık olup hiçbir şeye müdahale edememek kadar insanı aciz bırakan ne var? Ben rüyamda bunu yaşadım Werther ile. Verdiği kararı uygularken de yanındaydım. Buna şahit olmak kadar kötü pek az şey yaşar insan hayatında. Ben yalnızca kitaptaki cümlelerle tanıdığım birini ete kemiğe bürütüp, koşarak yanına gittim ve yaşadığı her şeye şahit oldum. Böyle bir etki bıraktı bende. Okuduğumuz kitabın içine girmemiz gerekiyordu. Ama Werther 250 yıl sonra gelip benim rüyama girdi. Etkisinde kaldığım ve bence herkesin okuması gereken bir kitap.


-İncelememi okuyan herkese teşekkürler.
126 syf.
·20 günde·Beğendi·10/10
Spoiler içermez!

*Kısa Bilgi*

Johann Wolfgang von Goethe tarafından 1774 yılında, iki hafta içerisinde yazılan mektup romanıdır. (Vikipedi)

*Özellikleri*

Romanda mekan, duygu ve düşünce tasvirleri müthiş bir dille yapılmıştır. Goethe'nin ressam oluşu doğa tasvirlerini ayrıca mükemmel kılmıştır.Akıcı, sürükleyici ve duygusal bir anlatımı vardır.

*Üzerimde Bıraktığı Etkiler*

Kitaptaki bir çok satır gerçekten çok duygusaldır.Ayrıca Werther'in son mektubunun son satırlarına yazdığı:"Elveda! Lotte elveda!" sözleri de gerçekten çok akılda kalıcı ve etkileyicidir.
Ve de "Genç Werther'in Acıları" isimli bu kitap, çok yönlü kişiliğinden ve bir çok dal ile ilgilenmiş olmasından dolayı edebiyat alanında aşırı başarılı olamayacağına inandığım Johann Wolfgang von Goethe 'ye karşı bütün önyargılarımı yıkmış ve beni şaşırtmayı başarmıştır.

Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ediyorum :)))
326 syf.
·Puan vermedi
Bilim ve İlime adanmış bir ömür ve Doktor Faust..

Heinrich Faust bütün ömrünü bilime adamış bir doktordur. Aklında birçok soru işaretleri vardır. Beşeri hazlardan ümidini kesmiştir. Ayrıca İlahi düşüncelere ve dine karşı inancını yitirmiş bir bilim insanıdır. Gençliğinde var olan huzur ve manevi sükunu artık yoktur. Bir bilim insanı olarak amaçlarına ulaşamadığını, hayatı kaçırdığını düşünmektedir. Heinrich Faust, bir bilim insanı olarak hayatının amaçlarına ulaşamadığını ve hayatını dolu bir şekilde yaşamayı beceremediğini anlar. Bu memnuniyetsizlik ve huzursuzluktan kendini kurtarmayı başarırsa, ruhunu şeytana satacağına dair söz vermiştir.

Söz vermeyi basit bir şey zanneden Faust :)) kendinden gayet emin şekilde Mefistofeles (Şeytan)'la iddaya girer.

"Dur ey zaman, ne güzelsin!" Faust bu cümleyi söylerse iddayı kaybedektir.

Şeytan, Faust u gençleştirir. Genç Faust' ta özlemini duyduğu, haz dünyasını vermeye başlar; fakat şeytan yine şeytanlık yapmaktan duramaz. Haz dünyasındaki Faust u kandırıp büyük kötülükler yapmasını sağlar.

Kitap aslında bu kadar basit değil. Goethe kitabını 18 yaşında başlamış yazmaya ve 83 yaşında da bitirmiş. Ruhun şeytana satılması mevzusu da daha önce birçok yazar tarafından eserlere konu edilmiş.

Faust'u özel kılan durumlar;

1) Faust'un Tanrı inancı olmamasına rağmen şeytana inanması.

Tanrı inancı olmayan birinin Şeytana inanması daha çok beynin çalışma prensibiyle alakalıdır. Dualist çizgide, evrende her şeyin karşıtı ile var olması durumu Bilimsel bir düşünce tarzıdır ve mantıklıdır. İlahi düşüncelere ve dine karşı inancını yitirmiş bir bilim insanının, inancının doğruluğunu kendine ispatlamak için madem tanrı yok, şeytanın da olmaması gerekir deyip, şeytanın olmadığını kendine ispatlamak için, şeytanın isteye bileceği durumları girmesi ve akabinde kötülüğün özünü görmesi ve sonucunda akıl ve mantık sınırından çıkmadan doğruyu bulması durumu gayet deneyseldir. Bütün ömrünü bilime adamış olan Faust emeklerinin karşılığını almıştır.

2) Şeytanla yaptığı iddada insanlığını kaybedip, iddasını kaybetmemesi.

Eserin yazıldığı dönemde Etik ve Ahlak çok tartışılan bir konuydu. Dinden bağımsız Etik-Ahlak inancı üzerine çalışmalar yapılmış, Immanuel Kant Evrensel etik kurallarını ortaya atmış, Arthur Schopenhauer ve niceleri Etik-Ahlak üzerine çalışmalar yapmışlardır. Paradigmasal değişimlerin yaşandığı bir dünyada doğruyu bulmanın tek koşulu; kişinin, sahip olduğu tek şey olan insanlığı kaybedip, tekrar bulmasından geçer. Faust ta insanlığı tekrar bulmak için kaybeder.

3) Manevi çöküş ve Bilimsel aydınlanma..

Faust; Etik ve Ahlaki değerlerin tartışılıp, manevi ve ilahi değerlerin yıkıldığı bir dönemde, İnsanı medeni çizgide tutacak tek olgunun bilim ve ilim olduğunu gösteren bir eser olmuştur. Manevi çöküş, Bilimsel aydınlanma ile sonuçlanırsa insan, insanlığını kaybetmeyecek bilakis İnsan, Üstün insan yolunda bir basamak daha yükselecektir.
126 syf.
·1 günde·1/10
Linç edilme ihtimalim var ama olsun...
Dünyanın en boş ve gereksiz kitabıdır kendisi.
Bence kitabın ismi Genç Werther'in Ahmaklıkları olsa daha güzel olurdu.
Kitabı beğenmeyip nefret etme seviyesine gelme nedenime gelirsek ki çok fazla sinirlendirdi beni bu kitap.
Ölüm ve intihar hakkındaki araştırmalarıma katkı sağlasın diye okuduğum kitabın ana karakteri saçma bir nedenden dolayı intihar ediyor. Bir kadın seni sevmek zorunda değildir. Niye bu kendini küçültme çabaları...
Demek istediğim o ki çok büyük bir beklenti ile başladığım bu kitaba hayal kırıklığı ile veda ettim. Beni tatmin etmeyen bir kitap olmasının yanında En sevdiğim yayınevi olan İş Bankası'nın böyle bir kitabı da nasıl Hasan Ali Yücel Klasikleri Dizisine koyduğuna şaşıyorum!
Bir insana bağlanabilirsin, aşık olabilirsin ama hiçbir zaman bu kadar salakça davranmamak gerekir bence.
Hayattan hiçbir şekilde anlam çıkaramayan birisinin bir kadın yüzünden intihar etmesini aklım almıyor.
Neyse kitap hakkında fazla konuşmak istemiyorum konuştukça sinirlerim bozuluyor.
Okumak isteyen herkese kolay gelsin.
Herkese iyi okumalar dilerim...
126 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Doğru haklısınız alıntılarıyla belki sizi bunaltmış olabilirim ama kendime hakim olamıyordum
Paylaştığım alıntının altında daha etkileyici bir alıntı daha buluyordum ve paylaşma gereği duyordum.

Kitap mı? Kitap efsane, anlatmamı istiyorsun o kadar basit olmamalı benim bu kitabı anlatmam yada senin bu kitabı anlaman.

Tabi herkesin dediği gibi okuman lazım. Belkide hep duyduğun ama bir türlü fırsat bulamdığın bu kitap:

Yaşanmış gerçek olaylardan yazılma mektup şeklinde bir eser. Eser Alman bir gencin yasak bir aşkından bahsetmiş.
Werther nişanlı olan Lotta' ya olan aşk'ının acının ızdırabını nirvana boyutlarda yaşayan stajyer bir genç kendisi resim yapmayı seven kültürlü akıllı ve bir o kadar bilgi biri

Lotta' nın evlenmesiyle çöküşe geçen Werther bu acı ve ızdıraba dayanamayıp akşma saat on iki sularında Lotta'nın ona yolladığı silahla intihar eder...

Bunların tümü bir yana Alman halkın çoğu kişisi bu eserden etkilenip intihar ettmiştir
Alman yönetimi kitabı bir süreliğine yasak etmek zorunda kalmıştır.
Ne kadar anlatmak istesemde sizlere okunmadan olmaz .

Iyi okumal dilerim

Yazarın biyografisi

Adı:
Johann Wolfgang Von Goethe
Tam adı:
Johann Wolfgang von Goethe
Unvan:
Alman Edebiyatçı , Politikacı , Ressam ve Doğabilimci
Doğum:
Frankfurt, Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu, 28 Ağustos 1749
Ölüm:
Weimar, Alman Konfederasyonu, 22 Mart 1832
Johann Wolfgang von Goethe (28 Ağustos 1749, Frankfurt – 22 Mart 1832, Weimar), Alman edebiyatçı. Aynı zamanda çeşitli doğa bilimleri alanlarında araştırmalar yapmış ve yayınlar çıkarmıştır. 1776 yılından itibaren, Weimar dukalığının bakanı olarak çeşitli idari ve siyasi görevlerde bulunmuştur.

Goethe, şiir, drama, hikâye (düzyazı ve dörtlük şeklinde), otobiyografik, estetik, sanat ve edebiyat teorisi, ayrıca doğa bilimleri olmak üzere birçok esere imza atmıştır. Bununla birlikte, zengin bir içeriğe sahip olan mektup çeşidi, önemli edebi eserlerindendir. Fırtına ve Coşku (Sturm und Drang) döneminin en önemli öncüsü ve temsilcisi olmuştur. 1774 yılında Genç Werther'in Acıları adlı eseri ile bütün Avrupa'da ün yapmıştır. Daha sonra, 1790 yılından itibaren, Friedrich Schiller ile birlikte ortak ve dönüşümlü bir şekilde, içeriksel ve biçimsel olarak, Antik kültür anlayışı üzerinde yoğunlaşarak, Weimar Klasik'in en önemli temsilcisi olmuştur. Goethe, aynı zamanda, yurtdışında da Alman edebiyatı'nın temsilcisi olarak kabul edilmiştir.

Değeri, ölümünden sonra azalmaya başladığı sıralarda, Goethe, 1871 yılından itibaren, Alman ulusal kimliğiyle, Alman Kraliyet'inde taçlandırılmıştır. Sadece eserlerine yönelik değil, aynı zamanda örnek alınacak yaşantısına yönelik de bir hayranlık oluşmuştur. Goethe, bugüne kadar, en önemli Alman edebiyatçı olarak kabul edilmiş, eserleri ise dünya edebiyatı zirvesinde yerini almıştır.

Yazar istatistikleri

  • 1.156 okur beğendi.
  • 13.366 okur okudu.
  • 484 okur okuyor.
  • 7.363 okur okuyacak.
  • 377 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları