John Boyne

John Boyne

9.0/10
460 Kişi
·
1.099
Okunma
·
37
Beğeni
·
2.755
Gösterim
Adı:
John Boyne
Unvan:
İrlandalı Yazar
Doğum:
Dublin , İrlanda, 30 Nisan 1971
John Boyne 1971’de İrlanda’da doğdu. Edebiyata öyküyle başladı. İki kez İrlanda Kitap Ödülü’nü kazanan, New York Times’ın bestseller listesinde zirveye çıkan, dünyada 5 milyondan fazla satan ve 2008’de filme alınan Çizgili Pijamalı Çocuk (2006) ile birlikte sekiz romanı var. Romanları 42 dile çevrilen John Boyne Dublin’de yaşıyor ve şu anda dokuzuncu romanı üzerinde çalışıyor.
Bir ev; bir sokak, bir şehir ya da tuğla ve harç gibi yapay şeyler değildir. Ev, insanın ailesinin olduğu yerdir...
Çocuklar için geçerli olan kuralların, kuralları koyan onlar olduğu hâlde, büyüklere uygulanmadığı gerçeği onu fena sinirlendirmişti.
"Sen benim evimde yaşamayı denemedin,"dedi Bruno.
"Birincisi beş kat değil, sadece 3 kat var.Kim bu kadar küçük bir alanda yaşayabilir?"
Saçları koyu renkti ve oldukça kısa kesilmişti.
Minicik bir bıyığı vardı, o kadar küçüktü ki
Bruno , bu zahmete ne gerek vardı, diye merak etti.Belki de tıraş olurken orayı kesmeyi unutmuştu.
Bir ev; bir sokak, bir şehir ya da tuğla ve harç gibi yapay şeyler değildir. Ev, insanın ailesinin olduğu yerdir, öyle değil mi?
“İyi asker diye bir şey yoktur,” diye tekrarladı Shmuel.
“Baba dışında,” diye tekrarladı Bruno
'' Geçen gün sokakta bir kedinin yanına gidip onu akşamüstü çayına davet etti. ''
'' Bir şey buldun mu? '' diye sordu çocuk.
'' Çok az. ''
'' Hiçbir şey mi? ''
'' Şey , seni buldum, '' dedi Bruno bir süre sonra.
Size bir soru sorayım; çizgili pijama giyen insanlarla, sıradan kıyafet giyen insanlar arasında ne kadar fark vardır? Bana göre ikisinin de insan olması, aynı özellikleri paylaşması, konuşabilmeleri, duyabilmeleri, yürüyebilmeleri, onların birbirlerinden üstün olduğu anlamına gelmez. Dinleri, tenleri, ırkları ne olursa olsun, her iki taraf da insan... Onlar da bir anneye sahip, onlar da dünyaya bir can, bir beden olarak gelmişler... Bunları dokuz yaşında, Bruno adında bir çocuktan dinlemek gerçekten çok etkileyici. Tel örgülerin ardında bir arkadaş edinmek ve bir yıl boyunca gizli bir şekilde arkadaşlıklarını devam ettirmeleri büyük bir dostluk olduğuna işaretti. Kitabın bana çok sevdiğim bir kişi tarafından hediye edilmesi, beni çok sevindirdi. Daha nice incelemeler dileğiyle...
Bir insanı bile inancı yüzünden yargılamak iğreçken, milyonlarca insanı inançları yüzünden yargılamayı bırak onlara hayvan muamelesi yapanlara, eziyet edenlere nasıl insan denilebilir ki?
Her şeyi geçiyorum. Hadi vicdanın yok. Hadi nefret ediyorsun o insanlardan. Peki o küçücük çocuklara nasıl bir vicdan acımaz?

Yahudilere yapılanları gözler önüne seren bir film seyretmiştim uzun zaman önce. İsmini bile hatırlamıyorum (La vita a Bella imiş) ama onlara yapılanlar gözlerimin önünden gitmiyor. Tüm çocukları ve yaşlıları kaynar kazanlarda öldürmüş, erkek ve kadınları en ağır işlerde çalıştırıyorlardı.
Babasının sakladığı küçük çocuk gitmiyor gözlerimin önünden. O yapılan işkenceden bile habersiz, babasıyla oyun oynadığını zanneden küçücük kalpli çocuk..
Yok ben her şeyi geçtim, çocuklara acımayan bir mahlukata insan diyemem..

Kitaba gelirsek, küçük Bruno'nun gözlerinden anlatılıyor bu olaylar.
Bruno'nun babası komutan. Yahudilere işkence yapanların başında. Buruno ise odasının penceresinden gördüğü yüksek teller ve çizgili pijamalı birçok insanın ne yaptığından habersiz..
Birgün kaşif Brunomuz bir şey keşfediyor ve hayatı değişiyor..
Kitabın sonu ise gerçekten şok etkisi yaratıyor. (Hatta ağlamış olabilirim. ^^)

Kitabın dili sade ve yalın olduğu için her yaşa hitap ediyor. Özellikle kafa yormayan kitaplar okumaya ihtiyacınız olduğu bir dönem oturup okunabilecek tarzda.
Hikayemsi ve çocuk gözüyle anlatıma sahip olması sebebiyle de hiç sıkılmadan, bir oturuşta okunabilecek bir kitap hatta.

Son olarak, kitabın bir filmi olduğunu öğrendim. (filmi izlemedim) Bu kitabı nasıl filme çevirdiklerini anlamıyorum. Bruno'nun duygularından oluşan bir kitabı nasıl filme çevirebilirler? Bence kesin kötüdür. (fragmanı izledim ve bu kanıya vardım ama kitabı okumayanlar için güzel film imiş ")

Kitabı kesinlikle okuyun..
Keyifli Okumalar..
Sen nasıl bir sonla bittin öyle kitap! Beni Autwitz'deki tellerle acıtsaydın bu kadar kötü olmazdım!. Okuyan herkesin neden bu kadar beğendiğini okuyunca anlıyor insan. Nazilerin acımasızlığı, insanın zihnini, gözlerini öyle güçlü örseliyor ki...
Bruno ve ailesi Berlin'deki evlerinden taşınıp, asker babasının yeni görevine atanmasıyla OutWitz'e geliyorlar ve hayatlarının akışı eskisi gibi asla olmuyor. 9 yaşındaki bir çocuğun gözlerinden izlediğimiz hikaye, bize Nazilerin korkunçluğunun özetini bir kez daha anlatıyor.
Bruno arkadaş arıyor, hem de pijamalı, sıska ve berbat mutsuz görünen birbirine benzeyen insanların içinde. Neden hep çizgili pijama giyiyorlar? Neden tel örgülerin ardındalar?
Daha fazla yazarsam, gözyaşım damlayacak şuraya bir yere...
O yüzden okuyun derim. İnsanlığın tarihteki çirkinliğini hatırlamak için. Hatırlamak mı dedim, hiç unutulmadı öyle değil mi?...
Birazcık spoiler içerir*
Arka kapakta konuyla ilgili ipuçları verilmemesi bir hayli merak uyandırdı bende.Yahudi soykırımının en yoğun yaşandığı Auschwitz toplama kampına babasının komutan olması sebebi ile anne baba ve ablasıyla gönderilen 9 yaşındaki Bruno'nun hüzünlü hikayesi.Onun kaldığı yer korunaklı peki ya Shmuel o orda yahudi olduğu için tutsak.Savaşın bedelini çocuklar ödüyor olan çocuklara oluyor.

O dönemlere bir çocuğun bakış açısıyla bakmak çok farklı oldu.Hep telin öbür tarafından bakmıştım bu taraftan bakmak hele ki çocuk gözüyle bakmak çok daha sarsıcı oldu.Toplama kampındaki mavi beyaz pijamalı insanların neden evlerine davet edilip yemek yemediğine oysa ki askerlerin her gün yemeğe geldiğine o kadar masumca değinmiş ki. Keşke hep çocuk kalsak dünya ya Bruno gibi baksak.Kesinlikle okuyun bu kitabı.
"Tam olarak fark neydi? Kendi kendine düşündü: Hangi insanların çizgili pijama, hangilerinin üniforma giyeceğine kim karar vermişti?"#24483627

Tam olarak fark neydi? Hangi insanların aç kalıp hangilerinin yediklerinden daha fazla yemek için kusmasına kim karar verimişti?

Tam olarak fark neydi? Hangi insanların sömürge olup hangilerinin sömürülerden elde edilen gelirle gelir düzeyini artıracağına kim karar vermişti?

Tam olarak fark neydi? Hangi insanların kimyasal silahlarla öldürülüp hangilerinin bu durumlara seyirci kalmasına kim karar verimişti?

Tam olarak fark neydi? Hangi insanların sokaklarda kalıp hangilerinin saraylarda yaşayacaklarına kim karar vermişti?

Tam olarak fark neydi? Hangi insanların madenlerde toprak altında kalacağına hangilerinin onlar ölürken patronlarının keyif yapacağına kim karar vermişti?

Tam olarak fark neydi? Hangi insanların çalıştığının karşılığını vermeden emek bekleneceğine hangilerinin bu çalışanların emeği ile kazandıklarını daha çok artıracağına kim karar vermişti?

Tam olarak fark neydi? Hangi çocukların savaşın ortasında kalıp ailesinin katledildiğii görerek yaşayacağına hangilerinin prenses ve prens olacağına kim karar vermisti?

Dünyayı hep bizim adımıza karar verenler bu hale getirdi. Çocuklara sormadan savaşa giren büyük kumandanlar....
İlla ki bizim adımıza karar verenlerin yanlışlarını görmeleri için çizgili pijamaları giyip telin öteki tarafında geçmemiz mi gerek?
Birilerinin paylaşamadığı dünya için bizlerin ölmesi mi gerek?

Dünyaya ilk sınır çizip " burası benim." diyenin başlattığı bu kan davası hiç bitmeyecek. Fillerin kavgaları yüzünden çimenler ve çiçekler hep ezilecek. İnatla her bahar yeniden açsa da bu kavga hiç bitmeyecek.

Ne de olsa zulmetmek için zulme rıza gösteren bir topluluk gerek.
Kitabın kapağına baktığınızda çocuklar için yazıldığını sanıyorsunuz ama kesinlikle öyle değil. Nazi kampındaki kumandanın oğlu Bruno ile Yahudi Shmuel'in gizli arkadaşlığının anlatıldığı bir kitap. Keşke dünyayı çocukların masumiyeti yönetse. Sonunda ağladığım nadir kitaplardan biri. Okumanızı tavsiye ederim.
Dikkat bu incelemede hiç SPOİLER yoktur!

Bu kitabı okumadan önce kitap hakkında tek bildiğim bir çocuk kitabı gibi görünsede çocuk kitabı olmaması, yüksek puanlı ünlü bir kitap olmasıydı. Kitaba yapılan yorumları okumamıştım. Hikaye hakkında, konusu hakkında hiçbir şey bilmiyordum. Bu sayede yaşanılanları Bruno ile birlikte anlamaya keşfetmeye çalıştım... Bruno'nun babası ne iş yapıyordu? Yeni taşındıkları yer neresiydi?... Zaten yazar da okuyucuların kitabı bu şekilde okumasını istemiş. Siz de öyle yapın... Bu sebepten dolayı ben de en ufak bir spoiler bile vermeyeceğim. Sadece şunu söyleyeyim gerçekten çok akıcı ve etkileyici bir kitap. Mutlaka okuyun...
15 Nisan 1934 .
Biri Yahudi olarak dünyaya geldi , diğeri Alman olarak ...
Umutları da aynıydı , ölümleri de.

Bruno adında dokuz yaşında ki bir çocukla yolculuğa çıkmaya ve tel bir örgüye varmaya hazır mısınız ?

Tel örgünün iki tarafında farklı hayat yaşayan 2 çocuğun dostluğunu ve Almanların Yahudilere yıllarca uyguladığı soykırımı konu alan bir kitap.
9 yaşında ki Bruno isimli Alman çocuğunun gözüyle hangi insanların çizgili pijama , hangi insanların üniforma giyeceğine kimin karar verdiğini öğreneceksiniz.
Çizgili Pijamalı Çocuk ...Derinden sarstı yüreğimi .Alman Askerin oğlu Bruno ile Nazi toplama kampındaki Shmuel 'in masumane dostluk hikayesine şahit olacaksınız ...

Gasp edilmiş umutlarda ,kırılmış kalplerde,ihraç edilmiş vicdanlarda,suskunlasmis huzunlerde,kursakta kalmış
hayallerde ,zedelenmis onurlarda çaresizliğin ,eli mahkumlugun,yoksullugun,tutsakligin yuzlerde okunduğu umudunu tel orgusune bağlayan dostluk hikayesi ... Tek istekleri birbirlerine sımsıkı sarilabilmek ...Aradaki tek engel onlara reva görülen,çocukluk safliklariyla anlam veremedikleri tel örgüsü...Maalesef Shmeul ve Bruno gibi masumiyetin karinesi nice çocuklar kimisi zindanda,kimisi denizin hoyrat dalgalrinda, kimisi buzdolabında takılı kaldı "insanlık"ta...

Bir çocuğun gözünden savaşa,ayrıma ,ırkçılığa,otekilestirmeye şahit oluyorsunuz ,kirlenmis zihinlerimizle...
Susuyorsunuz,susuyoruz iç sesimizin sesi kisilsin diye tv'nin sesini açıyoruz ya da düşünmemek için dizilerle vs programlarda oyalaniyoruz.Ailemizle dışarda yemek yerken sanal ortamda peşi peşi siraladigimiz yemek fotoğrafları kadar ilgi görmüyor, dışarda camdan size bakan simit ,peçete vs satan aç çocuklar; yüreğimizi acıtmıyor artık ...O yüzden An'lik hüzünlerle vicdanı sorumlulugumuzu yerine getirmiş olmanın mutluluğuyla rahat dalmamiz uykuya ...

Bir sabah uyaniyorsunuz hayatınız herc u merc olmuş tıpkı Pavel gibi insanlığın yaralarını sarmak için ameliyat yaptığınız eller kamplarda zorla patates soymaya başlıyor...Insanlara zamanı iyilestiren,maalesef insanlığı iyilestiremeyen Shmeul'un babası gibi en güzel yerinde yarım bırakılmis bir çok insanın hikayesi gibi içinizi kanatiyor, yureginizi acıtıyor .

Yine de umitliyiz...Çocuklar ilk sizin avuclariniza gelecek bahar ...
Sanırım filmini izlediğim için midir nedir ilkin konuya yabancı olmayışım bende deprem etkisi yaratmadı lakin yazarın anlatımı fevkaladenin fevkinde diğer eserlerini de okumak benim için kaçınılmaz. Filmini izlemeyi kaçıranlar romanı kaçırmamanız dileğiyle.

Yazarın biyografisi

Adı:
John Boyne
Unvan:
İrlandalı Yazar
Doğum:
Dublin , İrlanda, 30 Nisan 1971
John Boyne 1971’de İrlanda’da doğdu. Edebiyata öyküyle başladı. İki kez İrlanda Kitap Ödülü’nü kazanan, New York Times’ın bestseller listesinde zirveye çıkan, dünyada 5 milyondan fazla satan ve 2008’de filme alınan Çizgili Pijamalı Çocuk (2006) ile birlikte sekiz romanı var. Romanları 42 dile çevrilen John Boyne Dublin’de yaşıyor ve şu anda dokuzuncu romanı üzerinde çalışıyor.

Yazar istatistikleri

  • 37 okur beğendi.
  • 1.099 okur okudu.
  • 30 okur okuyor.
  • 997 okur okuyacak.
  • 11 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları