John Verdon

John Verdon

8.3/10
4.277 Kişi
·
14.569
Okunma
·
981
Beğeni
·
18.975
Gösterim
Adı:
John Verdon
Unvan:
Yazar
Doğum:
Bronx, New York, ABD, 01 Ocak 1942
John Verdon Manhattan reklam firmaları ile çeşitli yönetici pozisyonlarında yaptı, ama onun kahramanı olduğu gibi, son zamanlarda eşi ile New York'un kırsal kesimindeki taşındı. İlk romanı Bir Numara düşünün.rnrnJohn Verdon’un 25 ülkede yayımlanan ve büyük yankı uyandıran ilk romanı, Aklından Bir Sayı Tut, kurgusu ve anlatımıyla doyumsuz bir okuma ziyafeti sunuyor. Daha ilk sayfadan karakterlerin çekiciliğine kapılacak, soluklarını ensenizdehissedeceksiniz. Güz döneminde çıkacak serinin ikinci kitabı da iddialı bir başlığa sahip: Gözlerini Sımsıkı Kapa.
"Bir erkeğin bir kadına yapma çiçek alması, çiçekli bir duvar kağıdı rulosu hediye etmesiyle aynı şey."
Matematikten nefret ederim. Sayılar hiç ilgimi çekmez. Üzerinde sayı olan bir kitap mı asla dokunmam. Sayılar rakamlar sadece paranın üzerindeyken değerlidir benim için.

Çok satanlarda kapak resmini görünce kesinlikle benlik değildir deyip eledim bu kitabı üzerinde kocaman rakamlar var ne kadarda ürpertici. Kesin matematikten bahsediyordur diye düşündüm.

Aradan zaman geçti. Bir gün arkadaşım bu kitabı bende unuttu. Kapağında Tess Gerritsen kıskandım diye yazmış. Tess Gerritsen bile kıskanmışsa vardır bir hikmeti deyip açtım. Açtım ve bir daha kapatamadım. Sabahın 4ünde kitap elimde uyuyakalmışım. Arkadaşım kitabım sende mi kalmış diyerek arayıp uyandırdı. Bilmem bakarım dedim. Daha okunacak 200 sayfa var diyemedim. Arkadaşım yine aradı baktın mı buldun mu. Ne var kudurdun diyecektim ayıp olurdu. Gerçekten meraktan kudurtan bir kitaptı.
O soğuk karlı günde hemen kitapçıya koştum. Yoğun merakım yarım kalmamalıydı. Bulmacayı çözemiyordum aklımda bir sürü şüpheli vardı. Dave Gurneyden bile şüphelendiğim oldu. Heyecanla sonunu bekliyordum acaba ne oldu. 3 kitabını birden aldım o gün ve Madeleine bana kahve yapsa bende keyifle kitabı okusam diyerek eve koştum.

Ben kitap hakkında inceleme yazacaktım değil mi? Zaten herkesin bildiği, okuduğu, beğendiği bir kitap. Yazılması gerekenler çoktan yazılmıştır. Ben inceleme yazmak için geç kaldım. Evet Dave Gurney harika, çok zeki bir adam. Anlamsız basit olaylardan değişik anlamlar çıkartabilen biri ancak kitabın tek kahramanı Madeleine idi.

Emekli dedektif Gurney'e bir arkadaşı bir mektup aldığını aklından bir sayı tutmasını istediğini söyler. Arkadaşı 658 tutar zarftan çıkan diğer kâğıtta da 658 yazmaktadır. Bir süre sonra arkadaşı öldürülür ve Gurney bu cinayetin peşine düşer. Katilinde Gurney'inde zekasına hayran kalacaksınız.
Yazarın, katili büyük bir ustalık ve kurgu ile işlemesi bana katil anlaşılana kadar acaba dedirtti. Okuyucuyu mantık yürütmeye zorlayan bir kitap. Roman böyle bir yapıya sahip olunca da büyük bir merak, istek, şüphe, heyecan, ürperti içinde okudum. Polisiye romanlarindan zekice yazilmis okumanizi tavsiye ederim.
Bu serinin ilk kitabında John Verdon ne yazsa okurum diyordum. Artık bu düşüncemi gözden geçirmem lazım.

John'cum benim bildiğim bir yazarın en kötü kitabı ilk kitabı olur zamanla kendini geliştirir. Sen tem tersini yapmışsın. Kitapların baştan iyiyken gitgide kötü katlanılmaz bir hal alıyor. Kendine çeki düzen vermezsen bir daha seni okumam.
Bir kitap size kendini aşık edebilir mi. John Verdon yazmışsa bu mümkün.
Çılgın ve asi dedektifimiz Gurney yine iş başındaydı. Kitabın kapağında Gözlerini Sımsıkı Kapat denilse de siz gözünüzü dört açın. Kaçıracağınız ufak bir ip ucu olaydan kopmanıza neden olur. Olayın işleniş tarzı ilk kitaptaki gibiydi. Kitabın başı bol betimlemelerle dolu serüven yolculuğu, ortalarda yine heyecan doruğa çıkıyordu. Sonlarında ise o kadar merak uyandırıyor ki sokakta bile okumak istiyorsunuz merakınızdan.

Ve yine bu kitapta da asıl düğümü çözen kadınlar oldu. İlk kitapta Madeleine bu kitapta Peggy Meeker. Bende çözdüm tabi ki ilk başta katil budur dedim ve yanılmadım.

Kitabın ilerleyişi çok güzeldi ve o kadar gerçekçi yazılmış ki Gurneyin mutfak masasında Madeleinenin hazırladığı ilginç isimli yemekleri tadıp, mikrodalgada hazırladığı kahveyi içip sonra Gurney önde siz arkada kulübede, ormanda cinayete dair izler arıyorsunuz gibi geliyor insana. Polisiye kitaplar bir zaman sonra insana sıkıcı gelebiliyor. Yani bana öyle geliyor. Her dakika silah katil parmak izi olay yeri ancak bu seride gurneyin özel hayat hayatı da anlatıldığı için o ağır psikolojiden çıkıp biraz ferahlayabiliyorsunuz

Cevapsız sorularımda kaldı. Neden Gurney'i bayıltıp 30 sene önce okuduğu okulun kapısına bıraktılar ve mesajlarda bahsedilen kızlar kimdi. Hiç olaya dahil olmadılar. O kısım 100 150 sayfa sürdü ve bir sonuca bağlanmadı. Kitap 550 sayfaya çıkmış. Tek sıkıntım alakasız karakterler konuya dahil olup kafa karıştırdı. Konu gereksiz yere uzatılmış. Bu gereksiz yere uzatılma durumu çok fazla karakter barındırmış belki de karakter sayısı normaldi ama bazen isimleri bazen soy isimleri kullanılarak bahsedilince karakter sayısı 2 katına çıktı kafa karıştırdı. Yahu bu kimdi bu hangisiydi deyip durdum. Baş kahramanın bile 3 adı var Dave, Davey, David birde Gurney.

En çok güldüğüm kısım Madeleine'nin kedi hikayesi idi. Her ne kadar kitaplar birbirinden bağımsız dense de okumak isteyenler serinin ilk kitabından başlamalı çünkü Gurney'in yaşadığı hayat orada anlatılıyor. Sonradan bu karakter kim burası neresi diyebilirsiniz. Sonuç olarak Güzeldi.
Dave Gurney serisinin bu kitabı içimdeki şeytanı bir türlü uyandıramadı. Çok vasat buldum. Hiç heyecan vermedi sıkılmaktan kitabı kemirdim. Beklettim başka kitaplara geçtim yine kürkçü dükkanına döndüm. Yok olmadı. ilk 300 sayfayı boşuna okudum bu 300 sayfayı okumak 5 ayımı aldı. Arada bir yığın kitap bitirdim. Kitap türü polisiye gerilimdi ancak Gurneyin karısı ve oğlundan yoğunca bahsedildi. Hayır gayet hoş betimlemelerde gayet güzel edebi cümlelerle anlatılmış beğendim beğenmesine anca beklenti gerilim olunca insan sıkılıyor.

Neyse kitabın konusuna geçersek. Emekli dedektif Gurney gazeteci bir kıza on senedir çözülemeyen faili meçhul seri cinayetleri konu alan bir TV programı için danışmanlık yapmaktadır. Danışmanlık yaparken yaptığı araştırmalarda bazı ipuçlarını çözmeye çalışarak katili bulur.

Katil bulundu ancak benim bir sürü sorum cevapsız kaldı. Neden çeşitli oyuncaklar kullanıldı, neden sonraki cinayetlerde silah yerine buz kıracağı kullanıldı. Neden neden. Yok işte cevap yok
Kurt Gölü Dave Gurney Serisi'nin 5. kitabı. Polisiye türü çok seviyorum ve bu türde bazı yazarların ismi oluşturdukları karakterlerle bir nevi özdeşleşmiş durumda. Dan Brown denildiğinde akla  Robert Langdon'un gelmesi, Tess Gerritsen denildiğinde Jane Rizzoli, Harlan Coben denildiğinde Myron Bolitar, Mario Mazzanti denildiğinde akla Claps'ın gelmesi gibi John Verdon denildiğinde de zihnimizde Dave Gurney beliriveriyor. Dave Gurney, seriyi okuyanların bileceği, okumayanların şu anda öğreneceği üzere emekli bir dedektif. Mesleğini paza kazanmak için icra edilen bir zorunluluktan ötede gören Dave Gurney, merak duygusu, adalet isteği, uyumsuz gibi görünen parçaları bir araya getirmeyi çok sevmesi gibi özelliklerinin etkisiyle emekliliğine rağmen son derece karmaşık olayların çözümünde anahtar rolü oynuyor.

Serinin ilk 4 kitabında olduğu gibi Kurt Gölü'nde de olaylar Gurney'in polis arkadaşı Jack Hardwick'in, yaşanan gizemli ve karmaşık bir olayda Gurney'den yardım istemesi ile başlıyor. Zengin kesime hitap eden, özellikle eski suçluların gittiği Kurt Gölü isimli rehabilitasyon merkezi gibi bir tesis vardır. Son derece başarılı ve ünlü bir psikolog olan Richard Hammond'un görev yaptığı Kurt Gölü'nün sahibinin de aralarında bulunduğu 4 kişi belirli aralıklarla, bilekleri kesilmiş bir halde bulunur. Farklı yerlerde yaşayan, farklı hayat şartlarına sahip bu dört kişinin ortak noktaları ise; ölmeden önce Richard Hammond ile hipnoz terapisi görmüş olmaları ve kabuslarında kurt başlı hançer kullanan biri tarafından öldürüldüklerini görmeleridir. Polisler intihar süsü verilmiş bu olayları aydınlatmak için psikoloğu hedef gösterirken sizce hipnoz gibi yöntemler kullanılarak kişilere intihar etmeleri gibi bir telkinde bulunulabilir mi?

Kurt Gölü benim açımdan gayet başarılıydı. Kitabı okurken gerildim, şaşırdım korktum ve sürekli merak içerisindeydim. John Verdon bu kitabında diğer kitaplarına göre korku ve gerilim öğelerine daha çok yer vermişti. Kitabın geçtiği Kurt Gölü tesisi başlı başına bir gerilim unsuru zaten. John Verdon yaptığı başarılı çevre betimlemeleri ile okurda, kitabı okurken o bölgelerde geziniyormuş hissi yaratmayı başarıyor. İlk 4 kitapta Gurney'e olayları çözümlemek konusunda yardımcı olmayan, hattâ bu tür şeylerden vazgeçmesini isteyen Bayan Gurney'e ise bu kitapta ısındım, çünkü bu kez olayların başından sonuna kadar o da bu gizemin içinde.

John Verdon kitapları ile ilgili bazı okulların yaptığı "Verdon, kitaplarında gereksiz detaylara yer veriyor" yorumuna kesinlikle katılmıyorum. Kitaplar dışında da detay seven biriyim, bu nedenle Verdon kitaplarında verilen detaylar bana oldukça eğlenceli geliyor. Kaldı ki gereksiz detay diyebilmek için o detayın okuyucuyu olaylardan anlık olarak uzaklaştırması, "bu ne şimdi" dedirtmesi gerekir. John Verdon kitaplarında gereksiz detay veriyor, çok uzatıyor demek bana doğru gelmiyor. Zira "Her detay gereksiz değildir ve detaylardan bu kadar korkmamalıyız." İşin içinde olayı derinleştiren detaylar, detaylı kişi ve çevre betimlemeleri olmasa hepimiz 150-200 sayfalık, olayların anında sonuçlandığı polisiyeler okurduk ki bence bu polisiyenin doğasına aykırı. Detay istemeyenler hikaye okumaya yönelebilir diye düşünüyorum.

Kitabı bitirdikten sonra 470 sayfa boyunca kafamı kurcalayan hipnoz-intihar ilişkisi hakkında birkaç makale ve haber okudum.  Geçmişte ve günümüzde bireyin rahatlama veya bir alışkanlığından kurtulmak gibi amaçlarla başvurduğu hipnozun intihara neden olabileceği çeşitli kişiler tarafından nedenleriyle birlikte ortaya konulmuş. Ayrıca 2015 yılında ABD'nin Florida eyaletinde bir okul müdürü öğrencilerin kaygılarını gidermek ve onları rahatlatmak amacıyla hipnoz uygulamış ve bunun sonucunda 3 öğrenci intihar ederek hayatını kaybetmiş. Bu konunun üzerinde düşünebilecek, dikkat çekici ve şaşırtıcı bir konu olduğunu düşünüyorum.

Ve son olarak umarım John Verdon Dave Gurney Serisi'ne devam eder. Seri 10 kitaptan oluşsa bile severek okuyacağıma eminim. Dave Gurney sevdiğim kitap karakterleri arasında üst sıralardaki yerini çoktan almış bulunuyor.
Merhaba Arkadaşlar…

Bir polisiye severi olarak romanı okumam uzun sürdü kabul ediyorum ama bunun sebebi kitabın sıkıcı veya ilerlememesinden değil son zamanlarda çok yoğun olduğumdan. Normal şartlarda 2-3 saatte hiç sıkılmadan rahatlıkla, merakla okuyabileceğiniz sürükleyici bir roman.
Arkadaşlar sakın ama sakın bu kitabı gece vakti okumayın çünkü sabahlamanız muhtemel…
Bazı romanlar baştan olayın nasıl sonuçlandığını belli eder ve okuma isteğiniz gider ancak bu roman onlar gibi değil sonunda bile “katil bu mu?” diyerek şüpheye düşebilirsiniz…

Romanı okuduğum her an nefes nefeseydim… Şaka bir yana okurken nefesini tutacağınız, hadi canım bu kadar da olmaz diyeceğiniz harika, mükemmel, akıcı ve sürükleyici bir roman… John Verdon hakikaten abartmadan söylüyorum; zekasına hayran kaldığım olay anlatım tarzıyla bu romana bambaşka bir esrarengizlik eklemiştir.
John Verdon’un serinin ilk romanı olmasına rağmen tek kelimeyle harikaydı. Kurgusu çok iyi yapılmış, baştan sona sürükleyen ve akıp giden, bir bulmaca çözdürür gibi okuyucuyu içine çeken ve düşündüren, gayet başarılı bir kitap olmuş. Kitabın isminden, kapağına, kurgusundan düzenlemelerine kadar emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyorum…

“AKLINDAN BİR SAYI TUT “ bu kitaba başka bir isim bulunamazdı herhalde resmen cuk diye oturdu. Başka bir isim olsaydı ”GİZEMLER DENİZİ” olmasını isterdim.(Sanki bende de cevher var gibi gibi ^_^) Kapağı da şahane bu kitap gizemlerle dolu der gibi… Betimlemeleri, anlatım tarzı çok iyi sanki kitap canlanıyor… Romanı okurken sanki film izliyormuşum, bende o kitaptaki kahramanlardan biriymişim gibi geliyordu… Gözümde canlanan hatta hafızamda yer edinen bir kısım var ki beni çok etkilemişti: Madeleine’nin bembeyaz karlar arasında bir kayanın üzerinde oturup güneşin doğuşunu izlemesi… Bu sahne tamamiyle gözümün önünde canlanmıştı. Ve çok güzel hisler uyandırdı…
John Verdon katilimizi çok ustaca saklamış, hatta bir sır gibi… Son ana kadar bulmanızı ve tahmin etmenizi zorlaştırıyor ama kitabın ortaların da bir ipucu veriyor bizlere… Sanki zekamızı test eder gibi… Açıkçası ben bunu kitap bitene ve Gurney açıklayana kadar fark etmemiştim. Kitaptaki neredeyse kadın-erkek tüm karakterlerden şüphelendim biri hariç ve o çıktı hala inanamıyorum… Gizem, gizem, gizem… ardı ardına, üst üste gelen gizemler... Bir gizem çözülmeden bir gizem daha onun üstüne geliyor… Bazen acaba “ben olsaydım ne yapardım” diye düşünüyorum… Sanırım şöminenin karşısında bir fincan kahve eşliğinde roman okurdum.(kahve yerine çayı tercih ederim) (:
Başkahramanımız David çok zeki bir (emekli) dedektif arkadaşına yardım etmek isterken kendini seri katilin peşinde bulur… Her çıkmaza gittiğinde karısı ona bir yol gösterici olmuştur. Karısı sayesinde davada büyük gelişmeler gösterir ve ölüm ile burun burunayken bile onun aydınlatıcı sözleriyle bir çıkış yolu bulur.(Yahu karısından bile şüphe ettim ya)

Evet arkadaşlar, polisiye seven sevmeyen, bir değişiklik isteyen herkese kesinlikle şiddetle tavsiye ederim… Bu kitabı okumamışsanız çok şey kaybetmişsinizdir. Mutlaka okuyun… Okuyun, okuyun okumak iyidir. (; Serinin diğer kitaplarını da okumayı düşünüyorum. Çünkü cevaplanmamış sorular var. Neyse sanırım birazcık uzattım. Allah’a emanet olun :)
“Her gün tek bir cümle bile olsa birazcık okuyarak ilerleyin, eğer her gün on beş dakikanızı verirseniz, yılın sonunda bunun etkisini hissedersiniz.” Horace Mann
Romanı çok fazla gördüm ve duydum. Özellikle toplu taşıma araçlarında bu kitabı okuyanlara birçok kez denk geldim. Mutlaka okumalısın diye öneriler aldım. Romanın bu kadar popüler olması bende biraz önyargı oluşturdu. Hem önyargıyı kırmak hemde merakımı gidermek için okudum desem yalan olmaz. Belirtmek isterim ki yazarın ilk kitabıymış.

Açıkçası tatile çıktığım için, romana bir hafta ara vermek zorunda kaldım. Tatilden geldiğimde ise odaklanamadığım için az az okuyabildim. Sonunda bugün bitirdim. Romanı okuduğum bütün süreç boyunca seri katilin kim olduğunu bulmaya çalıştım lakin yazar her seferinde bize başka bir olay ve durum anlatarak kafa karışmaktan ziyade kendimizce katile yaklaştığımızı zannettiğimiz kişinin aslında o olmadığını gösteriyor. Sürekli olarak ihtimaller ve isimler değişiyor. Ayrıca mitolojik kişiliklerle anlatım desteklenmiş. Sadece romanın sonunda birkaç sorunun cevabını bulamadım. Bakalım benden sonra bu romanı okuyacaklar bu sorulara cevap bulabilecekler mi?
JOHN VERDON, kusursuz sürükleyici bir üsluba sahip. Aklından Bir Sayı Tut romanında da her zamanki gibi çok profesyonel ve zekiydi. Kitabın son sayfasına kadar soluksuz okudum desem yeridir. Aynı zamanda JOHN VERDON; okuyucuyu şaşırtmayı bilen, gerilim türünün hakkını romanındaki her cümlede iliklerimize kadar fazlasıyla vermeyi başarabilen, Katili son birkaç sayfaya kadar büyük bir titizlikle saklayabilen yazarlar arasında. Ben katil anlaşılana kadar hep yanlış kişi üstünde durduğumu bilirim. Bir de romanın karakteri olan Dave Gurney'in kişiliğini yazar çok başarılı ve gerçekçi bir biçimde kaleme almış. Bu kitabı okuyalı bayağı oldu ama etkisi sanki bugün okumuşum gibi üstümde. Bu da tabi yazarın kaleminin etkileyiciliğinden ileri geliyor. Yazara ve Koridor Yayıncık'a sonsuz teşekkürler.
Aklından Bir Sayı Tut, adı kadar merak uyandıran bir içeriğe sahip. Bu kitabı kalıplaşmış polisiye kitaplarından ayıran özelliği konusu tabiki. Ama yazar elindeki bu hammaddeyi iyi bir şekilde işlemesini de bilmiş. Anlatımı sürükleyici ve en önemlisi de kitap bitene kadar gizemi hiç elinden bırakmıyor. Türüne göre kaliteli bir kitap. Elinize geçerse okuyun derim. İyi okumalar...

Yazarın biyografisi

Adı:
John Verdon
Unvan:
Yazar
Doğum:
Bronx, New York, ABD, 01 Ocak 1942
John Verdon Manhattan reklam firmaları ile çeşitli yönetici pozisyonlarında yaptı, ama onun kahramanı olduğu gibi, son zamanlarda eşi ile New York'un kırsal kesimindeki taşındı. İlk romanı Bir Numara düşünün.rnrnJohn Verdon’un 25 ülkede yayımlanan ve büyük yankı uyandıran ilk romanı, Aklından Bir Sayı Tut, kurgusu ve anlatımıyla doyumsuz bir okuma ziyafeti sunuyor. Daha ilk sayfadan karakterlerin çekiciliğine kapılacak, soluklarını ensenizdehissedeceksiniz. Güz döneminde çıkacak serinin ikinci kitabı da iddialı bir başlığa sahip: Gözlerini Sımsıkı Kapa.

Yazar istatistikleri

  • 981 okur beğendi.
  • 14.569 okur okudu.
  • 312 okur okuyor.
  • 5.975 okur okuyacak.
  • 329 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları