John Locke

John Locke

Yazar
8.4/10
37 Kişi
·
122
Okunma
·
73
Beğeni
·
4.892
Gösterim
Adı:
John Locke
Unvan:
İngiliz Filozof
Doğum:
Wrington-İngiltere, 29 Ağustos 1632
Ölüm:
Essex-İngiltere, 28 Ekim 1704
John Locke, Bristol yakınlarında, Wrington'da doğdu. Kumaş ticareti ile uğraşan bir aileden gelmektedir. Babası ticaretle uğraşmak yerine noterliği tercih etmiştir, ibadetle sadelik isteyen Püriten mezhebinin koyu bir taraftarıydı. Locke'un daha sonra öne sürdüğü öğrenim kuramlarında babasının büyük etkisi sezilir. Locke yüksek öğrenimini Oxford Üniversitesi'nde yaptı, en çok tabiat bilimleriyle tıp okudu. Hayata atıldıktan sonra hem yazar, hem de siyaset adamı olarak çalıştı. Önce Brendenburg Dükalığı'nda İngiliz elçiliği katibi olarak bulundu. İngiltere'ye döndükten sonra da 8 yıl Shaftsbury adında bir İngiliz aristokratının yanında özel hekimlik yaptı. 1683'te Shaftsbury'nin Hollanda'ya kaçmak zorunda kalması üzerine Locke da İngiltere'den ayrıldı. Ancak 1689'da İkinci İngiliz Devrimi Başarı kazanınca İngiltere'ye dönebildi. Ancak daha sonra tekrar Fransa'ya iltica etmek zorunda kaldı.
Tuhaf , biz insanlar bukalemun gibiyiz. Ahlaki değerlerimizin rengini, çevremizdekilerinkine bakarak seçiyoruz.
Devlet, bana göre, sadece kendi sivil çıkarlarını tedarik etmek, korumak ve geliştirmek için teşkil edilmiş bir insan toplumudur.
John Locke
Sayfa 32 - Liberte Yayınları
Siyasî yönetimin işlerini, din işlerinden kesinlikle ayırt etmeyi ve ikisi arasına âdil sınırlar koymayı bütün her şeyin üzerinde zorunlu buluyorum.
Hakikî dinin işi bambaşka bir şeydir. Din, zahirî bir ihtişam meydana getirmek veya ruhanî egemenliği ele geçirmek yahut zorlayıcı kuvvet uygulamak için değil; insanların hayatını erdem ve dindarlık kurallarına göre düzenlemek için kurulmuştur.
Fikirlerine ''aşık olan'' insanlar sadece varsayımlarda bulunmaz, ortaya yanlış iddialar da atarlar
Sis non vis intelligi, debes negligi

" Eğer anlaşılmak istemezseniz, önemsenmezsiniz de. "
John Locke
Sayfa 84 - Tefrika Yayınları
Locke'un yaşadığı dönem, 17.yy dönemleri.. Avrupa'da kanlı mezhep savaşları. Özellikle Katolik ve Protestanlar acımazsızca birbirini doğramakta ve köklerini kurutmak istemekte. Locke ise, bu tür farklılıkların doğal olduğunu, bu sebeplerden ötürü savaşılmasını şiddetle eleştirmekte. Eserde yazar; Ateistlerin hor görülmemesini, din ve devlet işlerinin ayrı ellerden yürütülmesi gerektiğinin altını sıklıkla çizer. Bir çok kez dini otorite-siyasi otorite ayrımı üzerinde durur. Şayet ona göre dini otorite, siyasi alana müdahil olur ve bu alanda tahakküm kurarsa, örneğin diyelim ki katoliklerin dini ve ruhani lideri, siyasi anlamda da söz sahibi olursa, diğer dine mensup kimseler için ızdırap dolu bir yaşam gerçekleşecektir. Siyasi otoritenin alanı devlet işleri, bürokratik yapı, yasama ve yürütme faaliyetleri iken, dini otoritenin alanı bundan çok başka olup dünyevi olmayan hususları içerir. Toplumsal hoşgörünün bir kültür olarak yerleşmesini talep eden Locke'un bu eseri şiddetle okunmalı. İyi okumalar.
Ünlü İngiliz filozof John Locke hakkında insan zihninin boş bir levhaya benzediğini ve onun doğuştan gelen hiçbir düşünce ve sezgiye sahip olmadığını, insanın deneyimleri ile bu levhayı doldurduğunu savunan "tabula rasa" önermesinin sahibi olduğundan başka hiçbir şey bilmedigimi itiraf etmeliyim. John Locke'un bu eseri ile karşılaştığımda düşünür hakkında artık bir şeyler öğrenmenin zamanı geldiğini düşünerek kitabı tereddütsüz aldım ve bu eserin yazarın ilk basılı eseri olduğunu öğrendigimde tesadüfen de olsa başlangıç için en uygun kitabı seçtigim kanaatine vardım. Bu eser aslında düşünürün Hollanda'da sürgündeyken teolog Philip van Limboorch'a dinsel hoşgörü hakkındaki fikirlerini acıklamak için yazdığı bir mektup. Locke bu mektupta daha sonra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 9. maddede de ifade edilecek olan düşünce, din ve vicdan özgürlügü ile ilgili görüşlere yakın görüşler ileri sürerek bir anlamda bu maddenin fikri öncülüğünü yapıyor. Düşünür özellikle dini hoşgörü üzerinde durarak özetle kendi dönemindeki İngiltere'deki tutumun aksine farklı Hristiyan mezheplerine ya da inanc ekollerine mensup insanların inancları dolayısıyla kovusturmaya uğramaması, onların can ve mal güvenliklerinin sağlanması ve onlara hoşgörülü davranılması gerektigini savunuyor. Çağına göre oldukca ilerici düşünceler ortaya koyan yazar malesef sahip oldugu bir takım önyargılar ve yanlış kabüller dolayısıyla günümüzde bu konuda geçerli olan standartlara ulaşamıyor ve bu yüzden yer yer hayalkırıklığı yaratıyor.
* John Locke ,1623-1704, Aydınlanma Çağı filozoflarından kabul edilir. Okuldaki felsefe derslerinde adını üç beş defa duyup geçiştirdiğim fakat yıllar sonra liberal fikirlerini incelerken hayran kaldığım biridir.

* Döneminin ilerisinde bir düşünce hayatı yaşayan filozofun en tanınmış kitabı İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Deneme'dir ve incelemesini yazdığım bu kitabın da temel fikirlerini içermektedir.

* Bu kitapta ise Locke, boş levhaya benzettiği anlama yetisi kuramıyla açıklamalarına başlar ve insan dilinin oluşumuyla devam eder. Kelimelerin gerçek, somut anlamlarıyla; mecaz ve soyut olan anlamları arasındaki anlayış farkını dile getirir. Kitabın orta kısımlarında bazı kelimelere spesifik olarak odaklanıp onların anlaşılma durumları üzerine örnekler verir.

* Kitabın son kısmı ise başlığa da adını veren "kelimelerin suistimali"dir. Bir tartışma ortamında bilinçli veya bilinçsiz olarak kullanılan kelimelerin yarattığı sorunları irdeler. Tartışma ortamını bozan bu tip suistimal durumlarının çözümüne dair de kendi fikirlerini maddeler halinde verir. Aslında bu çözüm önerileri bugün aklı başında her tartışma moderatörünün kullandığı tekniklerdir.

* Kitap, felsefe okumayı sevenler için birebir. Hem kolay anlaşılır hem de bugün zaten kullanımda olan bazı görüşlerin bundan üç yüz sene önceki şeklini görmek merakınızı arttıracaktır.
Sade ve anlasilir bir dille yazilmis filozofun en onemli eseri... Zaten felsefe anlasilmayani anlasilir kilmaya calismaktir...Bugünün filozoflari tam tersini yapmakta...Tabula Rasa, emprizm...cok guzel bir cumle vardi..."insanin ideleri dogustan ise neden herkes te tanri idesi yok,bir cocukta veya delide..."

Yazarın biyografisi

Adı:
John Locke
Unvan:
İngiliz Filozof
Doğum:
Wrington-İngiltere, 29 Ağustos 1632
Ölüm:
Essex-İngiltere, 28 Ekim 1704
John Locke, Bristol yakınlarında, Wrington'da doğdu. Kumaş ticareti ile uğraşan bir aileden gelmektedir. Babası ticaretle uğraşmak yerine noterliği tercih etmiştir, ibadetle sadelik isteyen Püriten mezhebinin koyu bir taraftarıydı. Locke'un daha sonra öne sürdüğü öğrenim kuramlarında babasının büyük etkisi sezilir. Locke yüksek öğrenimini Oxford Üniversitesi'nde yaptı, en çok tabiat bilimleriyle tıp okudu. Hayata atıldıktan sonra hem yazar, hem de siyaset adamı olarak çalıştı. Önce Brendenburg Dükalığı'nda İngiliz elçiliği katibi olarak bulundu. İngiltere'ye döndükten sonra da 8 yıl Shaftsbury adında bir İngiliz aristokratının yanında özel hekimlik yaptı. 1683'te Shaftsbury'nin Hollanda'ya kaçmak zorunda kalması üzerine Locke da İngiltere'den ayrıldı. Ancak 1689'da İkinci İngiliz Devrimi Başarı kazanınca İngiltere'ye dönebildi. Ancak daha sonra tekrar Fransa'ya iltica etmek zorunda kaldı.

Yazar istatistikleri

  • 73 okur beğendi.
  • 122 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 195 okur okuyacak.
  • 6 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları