Jojo Moyes

Jojo Moyes

8.2/10
3.585 Kişi
·
10.929
Okunma
·
855
Beğeni
·
23.056
Gösterim
Adı:
Jojo Moyes
Tam adı:
Pauline Sara Jo Moyes
Unvan:
İngiliz Yazar
Doğum:
Londra , İngiltere , Birleşik Krallık, 4 Ağustos 1969
1969 Londra, İngiltere doğumlu olan Jojo Moyes yazarlık kariyerinde zirveye Senden Önce Ben romanı ile ulaştı. Yazarlık kariyerine 2002 yılında yayınladığı Sheltering Rain romanı ile başlayan ve o tarihten sonra bir çok esere imza atan ünlü yazar Türk okuyucuları ile en çok satan romanı olan Me Before You(Senden Önce Ben) ile buluştu. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de büyük beğeni toplayan kitaptan sonra Jojo Moyes’in Sevgilimden Son Mektup romanı da Türkçeye çevrildi.

Jojo Moyes Romanları / Kitapları:
Sheltering Rain 2002
Foreign Fruit 2003
The Peacock Emporium 2004
The Ship of Brides 2005
Silver Bay 2007
Night Music 2008
The Horse Dancer 2009
Sevgilimden Son Mektup - The Last Letter From Your Lover 2010
Senden Önce Ben - Me Before You 2012
Paris'te Balayı - Honeymoon in Paris 2012
Ardında Bıraktığın Kadın - The Girl You Left Behind 2012
The One Plus One 2014
Onsuz yaşamaktan korktuğumu fark ettim. Benim hayatımı yıkmaya ne hakkın var, demek istiyordum. Benim senin hayatın üzerinde hiçbir şey söylemeye hakkım yokken bunu yapmaya ne hakkın var?
...Sana bu parayı veriyorum, çünkü beni artık mutlu eden pek bir şey yok, sadece sen varsın.
Beni tanımanın sana acı ve hüzün getirdiğinin farkındayım. Umarım bir gün bana daha az öfkeli ve kırgın olduğunda sadece bu yaptığımdan başka yapacak bir şeyim olmadığını, bunun gerçekten iyi bir yaşama sahip olmana, benimle tanışmasaydın sahip olacağın hayattan daha iyi bir hayata sahip olmana yardımcı olacağını da anlarsın.
... İşte böyle. Kalbimde bir iz bıraktın Clark. Komik kıyafetlerin, kötü esprilerin ve en küçük bir duygunu bile saklamak konusundaki beceriksizliğinle odamdan içeri girdiğin ilk andan itibaren bende bir iz bıraktın. Sen benim hayatımı, bu paranın senin hayatını değiştireceğinden çok daha fazla değiştirdin.
Beni o kadar sık düşünme. Seni sulu gözlü bir şekilde hatırlamak istemiyorum. Sadece iyi yaşa.
Bugünlerde insanlara ne oluyor? Sahip olduklarıyla neden yetinemiyorlar?
Jojo Moyes
Sayfa 169 - Pegasus Yayınları
Sevdiğin işi yaparak para kazanabilmek dünyanın en büyük nimetlerinden biri bana göre.
Jojo Moyes
Sayfa 98 - Pegasus Yayınları
Ben yaşlıların muhteşem olduğunu düşünüyorum. Bazıları gerçekten çok zeki ve neredeyse hepsi çok komik. Yaşıtlarımdan çok daha iyiler.
Jojo Moyes
Sayfa 321 - Pegasus Yayınları
Senden Önce Ben, 2017 yılında bitirdiğim ilk kitap oldu. Kitaplarla dolu geçmesini umduğum kocaman bir yıla bu kadar etkileyici bir kitapla başlamak beni çok mutlu etti. Jojo Moyes hemen hemen hepimizin ismini sıkça duyduğu bir yazar, Senden Önce Ben ise ülkemizde yayımlandığı günden beri okurların dilinden düşmüyor diyebilirim. "Senden Önce Ben'i okudun mu" sorusuna sıklıkla maruz kalanlardanım. Alelâde bir aşk kitabı mı, acaba abartılıyor mu diye düşünürken kendimi kitaptaki karakterlerle aynı şeye üzülüp aynı şeye sevinirken buldum. Evet, Senden Önce Ben kazandığı tüm beğeniyi, popülariteyi ve yapılan olumlu yorumları fazlasıyla hak ediyor.

-> Will yakışıklı, zengin ve ekstrem sporlar da dahil birçok aktiviteyle hayatın tadını çıkaran bir adam. Ancak bu başarılı ve heyecanlı adamın hayatı yaşadığı trafik kazası nedeniyle alt üst oluyor. Will kendi başına yemek yemek, tuvalete çıkmak gibi temel ihtiyaçlarını bile karşılayamaz hale geliyor.
-> Lou ise 26 yaşında, garip kıyafetler giyen, işten eve dönerken eve kadar adımlarını sayan hayatı işi ve ailesinden ibaret olan bir kız. Ailesi maddi açısından iyi durumda olmayan Lou'nun çalıştığı kafenin kapanmasıyla hayat onlar için daha karmaşık bir hal alıyor.
-> Ve işte burada "kader" dediğimiz şey devreye giriyor. Ailesi için ne iş olsa yapacak duruma gelen Lou, Will'in bakıcılığını yapmak için iş görüşmesine gidiyor ve işe kabul ediliyor. Bundan sonrasını yani Will ile Lou'nun başına neler geldiğini merak ediyorsanız en kısa zamanda Senden Önce Ben'i alın ve okuyun derim.

Senden Önce Ben, çevremizde olan veya olmayan, tanıdığımız veya tanımadığımız doğuştan ya da kaza sonucu çeşitli fiziksel engelleri bulunan insanların içinde bulundukları psikolojiyi anlayabilmemiz konusunda da bir nebze yardımcı oluyor. Sevginin ve dramın türlü hallerini içinde barındıran bu kitabı okuyup etkilenmeyecek bir kişi bile olabileceğine ihtimal vermiyorum.

Kitabı bitireli birkaç saat olmasına rağmen ben hâlâ Will ve Lou'nun niceliksel olarak küçük niteliksel olarak kocaman olan dünyalarına saplanıp kalmış vaziyetteyim. Zaman zaman eğlendiren, zaman zaman gözlerinizin dolmasına neden olan, zaman zaman sevindiren Senden Önce Ben duygu yüklü konusuyla okurun içini sızlatabilecek nitelikte.

Jojo Moyes'in 2012 yılında yayınladığı Senden Önce Ben, Haziran 2016'da sinemaya da uyarlandı. Son derece etkilendiğim bu kitapta yazılanların beyaz perdeye ne şekilde aktarıldığını fazlasıyla merak ediyorum. Hemen bu akşam filmini de izlemeyi planlıyorum. Bu kitabı henüz okumadıysanız popüler kitap ön yargınızı bir kenara bırakıp okumanızı öneririm. Keyifli okumalar...
SPOILER UYARISI.....

Aslında aşk romanından daha fazlası...Hayat bakış açınızı tamamen değiştiren muthiş bir kitap. Geçirdiği bir trafik kazası sonucu belden aşağısı felç kalan bir adam ve öncesinde onun bakıcısı olan ve zamanla ona aşık olan bir kadının acıklı hikayesi...Ben genel olarak iki karaktere de çok üzüldüm ama daha çok Lou'ya üzüldüm aşkı için her şeyi ama her şeyi hatta daha önce hiç yapmadığı ve asla da yapmayacağı şeyleri sevdiği adam için yapan ,mukemmel bir sabır ve sevgi örneği gösteren ve kendini ortaya koyan bir kadın...Tüm bunlara ragmen Will'in onu yarı yılda bırakması benı çok sarstı.Empati kurduğum zaman mantığım Will'in dogru karar verdigine katılsa da gönlüm hep Lou'dan taraf olacak...Özellıkle finalde ki o mektup.... Eğer benim gibi aşırı derecede duygusal bir yönünüz varsa o savunmasız gönlünüz,yüreğiniz,kalbiniz adına her ne diyorsanız, mektup tarafından hunharca katlediliyor ve yasınızı tutmak gözlerinıze düşüyor...

Ayrıca bu kitabı okumamda büyük emekleri olan Seray'a sonsuz teşekkürlerimi gönderiyorum...
Üstümüzde Gökyüzü Altımızda Deniz ile birlikte dördüncü Jojo Moyes kitabımı da bitirdim. Yazarla en çok bilinen kitabı olan Senden Önce Ben ile tanışmış ve ardından iki kitabını daha okuyarak Moyes'i sürekli okuduğum yazarlar arasına dahil etmiştim. Açıkçası Jojo Moyes'in bu kitabı için net olarak çok kötü ya da çok iyi diyemiyorum. Üstümüzde Gökyüzü Altımızda Deniz bana göre ortalama bir kitaptı. Kitabın konusu kısaca şöyle: İkinci Dünya Savaşı sırasında görev için Avustralya'da bulunan İngiliz askerler bölgedeki kadınlarla evlenmişler,  görevleri sona erdikten sonra ülkelerine dönmüşlerdir. Bir süre sonra alınan karar İngiliz askerlerle, mühendislerle evlenen Avustralyalı kadınların HMS Victorious isimli uçak gemisi ile İngiltere'ye kocalarının yanına götürülecekleri yönündedir. Üstümüzde Gökyüzü Altımızda Deniz altı haftalık gemi yolculuğu boyunca orada yaşananları ele alıyor. Özellikle de kadın yolculardan dördünü: gemideki en küçük gelinlerden biri olan on altı yaşındaki Jane, çiftlikte büyüyen, becerikli Maggie, zengin,  kibirli Avice ve içine kapanık hemşire Francis.

Üstümüzde Gökyüzü Altımızda Deniz biraz durağan başlayan ve uzun bir süre de böyle devam eden bir kitap, bu nedenle bazı kısımlar sıkabiliyor. Kitap için söyleyebileceğim tek olumsuz nokta bu. Bunun dışındaki noktalarsa ortalama düzeyde seyrediyor diyebilirim. Kitabın en etkileyici yanı ise kitapta adı geçen HMS Victorious isimli geminin tarihte gerçekten de var olması ve gerçekte de İngiliz Kraliyet Donanması tarafından Avustralyalı kadınların eşlerinin yanına yani İngiltere'ye bu uçak gemisiyle getirilmeleri. Bu kadınlardan biri de Jojo Moyes'in büyükannesi Betty Mckee. Yazarımız Moyes kitabı için bu olaylardan ilham alıyor. Yukarda da belirttiğim gibi Üstümüzde Gökyüzü Altımızda Deniz belirli bir yere kadar oldukça durağan ilerlese de özellikle son 150-200 sayfa bu kısımlara nazaran çok daha akıcı ve keyif verici. Ayrıca gemide yer alan ve kitabın da ana karakterleri olan dört kadınla aranızda ister istemez bir bağ oluşuyor. Benim favorilerim Maggie ve Francis. :) Özellikle Francis'in başına gelenler birçok şeyi sorgulamanıza neden olabilir. Sonuç olarak bir diğer Jojo Moyes kitabı daha bitti ve ben Senden Önce Ben'de olduğu kadar memnun olmasam da yine de bu kitabı okuduğum için memnunum. Okumayı düşünenler beklentilerini çok yüksek tutmadıkları sürece hayal kırıklığına uğramayacak ve keyif alacaklardır.
Senden önce ben kitabı ne kadar muhteşem İse bu kitap da o kadar vasat. Bir kitap çok tutulduğu için zoraki devamı yapılmış. Will öldü ve hikaye bitti. Sırf maddiyat için ve daha çok ünlenmek için böyle şeylere hiç gerek yok. Bazı şeyler tadında bırakmalı ki güzelliğini korusun. Belki Will canlanır belki her şey bir hayaldir diye bekledim ama olmadı Louis beceremedin çocuğu hayatta tutmayı. Şimdi devamın 10 kitap olsa da nafile tadın kaçtı.
Varlıklı ve sevecen bir aileye sahip olan Will basarili ve sosyal bir hayata sahiptir.
Hayatin tüm güzelliklerini yaşıyorken Geçirmiş olduğu trafik kazasiyla hayati altüst olan Will uzun sure karmaşık sorularla, antisosyal bir hayat yaşamaya baslamistir. Bu hayatta diğer insanları mutlu eden şeyler ona biraz olsun keyif vermiyor. Çevresindeki tüm renkler birden griye dönmüş ve böyle bir mutsuzluk içindeyken yapabileceği tek şeyin hayatını sonlandırmak olduğunu düşünmeye başlamıştır.

Böyle bir dönemde Will, küçük seylerle mutlu olan, rengârenk çoraplar giyen, hayat enerjisi yuksek Lou ile karşılaşır ve roman baslar...

Her ne kadar Aşk Romanı gibi olarak görülsede, bana göre oldukça Özgün bir eser olmuş. Romanin, okuyucuya verdiği mesajlar ve yazarin okuyucuda olusturmaya çalıştığı farkındalık hayranlık uyandırıcı. Kitabi okuduktan sonra cevrenize başka bir gözle bakmaya basliyacak hatta yürüdüğünüz kaldırımları bile başka bir gözle görmeye baslayacaksiniz. Benim kitabta en sevdiğim alıntı da bununla ilgili ;

"Tekerlekli sandalyeye bağlı birine eşlik etmeden fark edemeyeceğiniz şeyler vardır. Bir kere kaldırımların çoğunun ne kadar döküntü olduğunu anlarsınız. Kötü kapatıldığı için delik deşik olmuş ya da düpedüz taşları sökülmüştür."
Ah Jojo Moyes... Senden Önce Ben'i okuyup çok beğenmiş biri olarak yazarın kaleme aldığı yeni bir hikayeyi okuma kararı almak ilk aşamada bazı soru işaretleri yaratsa da, kitaba başladıktan sonra bu soru işaretlerinin tamamı zihnimden uçup gitti. Paris'te Balayı ile karakterleri tanıdıktan ve kafamda birkaç düşünce oluştuktan sonra Ardında Bıraktığın Kadın ile Liv ve Sophie'nin dünyalarına yeniden adım attım. Jojo Moyes'in dilinin sadeliği ve akıcılığında yine kayboldum. Paris'te Balayı'nda Sophie ve Liv'in evliliklerinin ilk dönemleri ve eşleri ile ilgili detaylar vardı. Açıkçası ben Ardında Bıraktığın Kadın'da, Liv'in David, Sophie'nin Éduardo ile evliliklerinin nasıl gittiği roman konusu olacak diye beklerken karşıma bambaşka bir şey çıktı. Olayların ilk  kitaba dayanarak beklediğim şekilde başlamaması beni memnun etti diyebilirim.

Konudan kısaca bahsedecek olursam; Paris'te Balayı incelememi okuyanlar bilir, 2002 yılında çiçeği burnunda karı-koca Liv ve David; 1900'lerin başında ise yine yeni evli çift Éduardo ve Sophie çıkıyor karşımıza. Ardında Bıraktığın Kadın her iki dönemde de dört yıl sonrasını anlatıyor. Sophie çok sevdiği kocasını savaşa göndermiştir ve zor şartlar altında ailesine bakmakla yükümlüdür. Almanlar tarafından işgal edilen köylerinde Sophie ile ablasının işlettiği otel bir Alman komutan ve askerlerini ağırlamak zorundadır. Sophie'yi asıl endişelendiren ise Komutan'ın Éduardo'nun çizdiği tablodan gözlerini alamamasıdır. Aradan geçen onlarca yılın ardından Sophie'nin tablosu Liv'in evini süslemektedir. Maalesef Liv'in eşi David ölmüştür ve bu tablo da David'in Liv'e bıraktığı en değerli şeylerden biridir. Liv ise tutkuyla bağlı olduğu bu tablonun başına açacağı dertlerden habersizdir.

Jojo Moyes Ardında Bıraktığın Kadın ile geçmiş-gelecek arasında köprü kurarken, savaş ve sevginin detaylarını etkileyici üslubuyla ilmek ilmek işliyor sayfalara. Kitabın ele aldığı hikaye beni çok etkiledi, üzüldüğüm o kadar fazla karakter vardı ki. Kim olduğunu söylemeyeceğim ancak geri plandaymış gibi görünen ama aslında hikayede kilit rol oynayan karakterlerden biri özellikle etkiledi beni. Evet dediğim gibi üzüldüğüm karakter sayısı fazlaydı ama biri benim açımdan çok daha üzücü şeyler yaşadı, işin ilginci bu karakter ne Liv ne de Sophie. Ardında bıraktığın Kadın'da insanın sevgisi için nelerden vazgeçebileceği asıl noktayı oluşturuyor. Artık insanların "aşk" dediği şey bana o kadar sinir bozucu gelmeye başladı ki bazen bu tür fedakarlıkları ancak kitaplarda görebiliriz gibi geliyor. Asla bencil olamayacakmış gibi görünen bir insanın içinde bile mutlaka bir parça bencillik olduğunu düşünen biri olarak ben, sanırım sadece kitaplardaki sevgiyi seveceğim.

Paris'te Balayı kitabı ile başlayıp Ardında Bıraktığın Kadın ile devam eden hikaye oldukça güzeldi. Zaman zaman hem Sophie hem de Liv'in yaşadığı dönemlerde insanların peşin hükümlülüğüne sinirlendim, yaşanan güzel şeylerde mutlu hissettim ama genel olarak hüzünlendim. Kitabı bitirdiğimde ise yüzümde küçük bir tebessüm ve hoşnutluk ifadesi oluştu. Jojo Moyes'in Senden Önce Ben ile yakaladığı başarının tesadüf olmadığını bir başka kitabını da okuyarak anlamış oldum. Güçlü bir hikaye, olay örgüsü ve üslup ile Moyes yine harika yazmış. Bir sonraki Moyes kitabım Üstümüzde Gökyüzü Altımızda Deniz olacak. Şimdilik bu sevilesi yazara kısa bir mola veriyor ve Paris'te Balayı akabinde Ardında Bıraktığın Kadın'ı sizlere de tavsiye ediyorum, keyifli okumalar.
Evet kitap bitti ancak sanki aramızda yaşıyorlar geziyorlar gibi geliyor insana. Belki o gezenler Will ile Clark değil ama ... Bu kitap okuduğum en güzel eserlerden biriydi sanki hayatı Will ile Clark değilde siz yaşıyorsunuz gibi hissettiriyor; onların gözünden gösteriyor hayatı sizlere. Bu eser muhteşemden öte mutlaka okumanızı tavsiye ederim.
Yakın zamanda ikiz kardeşimi akciğer yetmezliği sonucu kaybettiğim için bu kitap bana okurken bazı şeyleri gerçekten sevdiklerimiz öldükten sonra da onlar için yaptıklarımıZla yaşatabileceğimizi gösterdi.Onu özlemek zaten apayrı bir duygu ama hayatın 'Senden Sonra Ben' kısmı sanırım gerçekten geride kalanlara bağlı...Çok ağladım çok üzüldüm ruh halim gereği ama umudumu hiç kaybetmedim..Keyifle okudum..Tavsiye ederim ...
Kitap yeni bitti. Normalde kitaplarımı gece okurum ama geceyi bekleyemem dedim ve oturup bitirdim. Gerçekten sonu, başı ve ortası her yeri harika olan bir kitap okudum. Yani bir Will ve Louise içinize ancak bu kadar işleyebilir. Özenle seçilmiş kelimelerden oluşan bir kitap okuyacağınızı daha ilk sayfalarından anlıyorsunuz. Bence kitabın kapağı da muhteşem genelde çoğu kapak ilgimi pek çekmemiştir. Kitabın içeriği hakkında yazılacak çok fazla şey var ama benim yazdıklarım bu kitabı tarif etmeye yetmeyecektir. Kendimi bu konuda yeterli göremiyorum. Yalnız şöyle bir durum var ki; çok samimi ve içten bir hikaye okuyacaksınız. Kitabı aldıktan sonra filminin çevrildiğini görünce gerçekten oldukça heyecanlandım. Filmini de büyük heyecanla izleyeceğimden eminim.
...
Kitabın filmi de harika olmuş. Hele son sahne muhteşemdi. Ben bir ara kendimi cennete falan zannettim. Popüler kültüre ön yargılı bakanlar ciddi anlamda çok şey kaybediyor. İnsan hayatı boyunca kazandıklarından çok kaybettiklerini düşünmeli bence. Kazanılan zaten onundur ama kaybedilen onun değildir.

Kitabı 2016'da okuduğum en iyi kitap olarak seçtim. Etkisi çok uzun sürdü. Kafamda Will ve Louise dönüp durdu. Aynı yıl okuduklarım içinde 1984 gibi kitapların olduğunu düşünürsek bu kitabın ne derece önemli bir kitap olduğunu sanırım anlatmaya yeterli oluyor. Kitabı resmen saniye saniye yaşadım. Etkileyici demek bu kitaba yetersiz kalır. Eğer hala ön yargılı iseniz bence bu kitaba bir şans verin.. Sonuçta bir şey kaybetmezsiniz.. Ama kazanacağınız bence çok şey var..

Sevgiler ...
Jojo Moyes ile Senden Önce Ben kitabını okuyarak tanışmış, gerek kitaba gerekse kitabın beyaz perdeye aktarılmış haline bayılmıştım. Tabii ki yazarı okumaya devam etme kararı aldım ve tercihimi Paris'te Balayı'ndan yana kullandım. Kitapları genelde 400 sayfadan az olmayan Moyes'in 138 sayfalık romanı olduğunu görmek şaşırtıcı gelebilir o halde şunu söyleyeyim; bu durum sizi şaşırtmasın. Paris'te Balayı yazarın Ardında Bıraktığın Kadın kitabı için küçük bir giriş. Bu kitabı Ardında Bıraktığın Kadın'ı daha iyi anlayabilmek için karakterleri tanıdığımız, hikayenin ortaya çıkış noktasını öğrendiğimiz bir girizgâh olarak tanımlayabiliriz.

Paris'te Balayı geçmiş ve gelecek bağı olan kitaplardan. Bir tarafta 2002 yılının Paris'indeki Liv, bir tarafta 1910'lu yılların Paris'inde Sophie. Liv mimar olan eşi David ile birlikte balayını geçirmek için Paris'e gider. Işıklar Şehri'nde harika bir balayı geçirmek isteyen Liv'in hayalleri bir anda alt üst olur ve çiçeği burnunda gelinimiz kendini evlilik kararını sorgularken bulur. Öte yandan Sophie ise o dönemde çizdiği resimlerle ünlenen ressam Édouard Lefèvre ile evlenmiştir ancak Liv'de olduğu gibi Sophie'de de işler umulduğu gibi gitmez. Sophie evlilik için aşkın yetmediğini, fedakarlıklar yapılması gerektiğini anlar.

Farklı dönemlerde yaşayan iki kadının evliliğe attıkları adımı Jojo Moyes'in akıcı anlatımı ile okuyoruz. Paris'te Balayı'nda sevdiğim bir nokta Liv'in, Paris'teki müzelerden biri olan Orsay Müzesi'nde gezerken Édouard Manet'in Kırda Öğle Yemeği tablosundan bahsedilmeseydi. Yazarımız Sophie'nin eşinin ismi için Manet'ten esinlenmiş gibi görünüyor. :) Son olarak Ardında Bıraktığın Kadın'ı da yakın bir zamanda okumayı düşünüyorum. Seri tamamlandığında çok daha sağlıklı bir inceleme yapabilirim.

Keyifli okumalar...

Yazarın biyografisi

Adı:
Jojo Moyes
Tam adı:
Pauline Sara Jo Moyes
Unvan:
İngiliz Yazar
Doğum:
Londra , İngiltere , Birleşik Krallık, 4 Ağustos 1969
1969 Londra, İngiltere doğumlu olan Jojo Moyes yazarlık kariyerinde zirveye Senden Önce Ben romanı ile ulaştı. Yazarlık kariyerine 2002 yılında yayınladığı Sheltering Rain romanı ile başlayan ve o tarihten sonra bir çok esere imza atan ünlü yazar Türk okuyucuları ile en çok satan romanı olan Me Before You(Senden Önce Ben) ile buluştu. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de büyük beğeni toplayan kitaptan sonra Jojo Moyes’in Sevgilimden Son Mektup romanı da Türkçeye çevrildi.

Jojo Moyes Romanları / Kitapları:
Sheltering Rain 2002
Foreign Fruit 2003
The Peacock Emporium 2004
The Ship of Brides 2005
Silver Bay 2007
Night Music 2008
The Horse Dancer 2009
Sevgilimden Son Mektup - The Last Letter From Your Lover 2010
Senden Önce Ben - Me Before You 2012
Paris'te Balayı - Honeymoon in Paris 2012
Ardında Bıraktığın Kadın - The Girl You Left Behind 2012
The One Plus One 2014

Yazar istatistikleri

  • 855 okur beğendi.
  • 10.929 okur okudu.
  • 306 okur okuyor.
  • 5.877 okur okuyacak.
  • 165 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları