Julia Quinn

Julia Quinn

8.1/10
477 Kişi
·
1.689
Okunma
·
77
Beğeni
·
3.944
Gösterim
Adı:
Julia Quinn
Tam adı:
Julie Cotler Pottinger
Unvan:
Amerikalı Yazar
Doğum:
New York ABD, 1970
Julia Quinn 1970 doğumlu ABD'li Best Seller aşk romanı yazarıdır. Asıl adı Julie Cotler Pottinger olan yazar, kitaplarının başarılı yazar Amanda Quick ile aynı raflarda olmasını istediği için Julia Quinn takma adını kullanmıştır. Romanları 13 farklı dile çevrilen yazar New York Times çok satanlar listesine dokuz kez girdi.

Harvard ve Radcliffe Üniversitelerinde tarih ve sanat eğitimi almıştır.Önceleri hukuk sonra tıp eğitimi almaya karar veren Quinn, Ben & Jerry isimli romanı okuduktan sonra bir roman yazmaya karar verir.

Yale Üniversitesinde Eczacılık ya da Columbia Üniversitesinde Fizyoterapi okumak arasında kalmışken, yazdığı ilk iki roman olan Splendid ve Dancing at Midnightın yayın evi tarafından basılacağı haberini alır. Eczacılık ya da tıp eğitimi almayı kenara koyup kitap yazmaya devam eder.
Aşk, vardı.
...bütün bildiği onu bulduğu anda...
Bunu anlayacaktı.
Nasıl anlayacağını bilmiyordu, sadece anlayacağını biliyordu işte. Bu kadar önemli, bu kadar sarsıcı bir şey... tabii ki sessiz sedasız gerçekleşmeyecekti. Dolu dolu ve gümbür gümbür gelecekti, deyim yerindeyse yıldırım gibi çarpacaktı. Tek soru, bunun ne zaman olacağıydı.
"Eğer sen bir bankta yanıma oturmuş olsaydın."
"Bunun gibi mi?"
"Belki bir parkta."
"Ya da bir bahçede," diye mırıldandı Thomas.
"Benim yanıma otururdun-"
"Ve Merkatör projeksiyonları hakkında fikrini sorardım."
Amelia güldü. "Ben de sana yolculuk için faydalı olduğunu ama alan anlamını feci şekilde çarpıttığını söylerdim."
"Ben de şöyle düşünürdüm: ne güzel, zekasını saklamayan bir kadın."
"Ve ben de şöyle düşünürdüm ne hoş, aklım yokmuş gibi davranmayan bir erkek."
Thomas gülümsedi. "Arkadaş olurduk."
"Evet." Amelia gözlerini kapadı. Sadece bir an için. Hayallere dalmasına izin verecek kadar uzun değil. "Evet, olurduk."
"Rutin işler, medeniyetin damgasıdır. Ama gerçekten gelişmiş bir beynin göstergesi, değişen şartlara ayak uydurabilmekte gizlidir."
Julia Quinn
Sayfa 342 - Leydi D
Julia Quinn tarihi aşk romanları yazan ve seveni oldukça fazla olan bir yazar. Yazarın en çok bilinen, sevilen serisi Bridgerton Serisi. Uzun zamandır okumak istediğim Yüreğe Söz Geçmiyor ise serinin ilk kitabı. Seriye başlamamda kitabın konusu, yazarın bu seri ile büyük beğeni kazanmasının yanında kitapların her biri için yapılan olumlu yorumlar da etkili oldu ancak tüm bunların üstüne Yüreğe Söz Geçmiyor için söyleyebileceğim ilk şey "benim için hayal kırıklığı olduğu."

Yüreğe Söz Geçmiyor düşlerin, düşeslerin,  bitmek bilmez baloların olduğu bir kitap. Bu açıdan kitaba hemen ısınabileceğimi düşünmüştüm çünkü eski zamanlara ait bu tür hikayelerden hoşlanıyorum. Aslına bakılırsa kitabın başları da iyiydi diyebilirim. Ana karakterlerden birinin cemiyet haberlerini okuması, bir diğerinin konuşma esnasında dikiş nakışla uğraşması, o döneme ait saygı ifadeleri, kabarık balo elbiseleri hoşuma gitmişti. Ancak sonrasında işler fazlasıyla sıradanlaştı, bazı sayfalar sıkıcı hale gelmeye başladı. Daha önce de basit ya da sıradan görünen olayların anlatıldığı kitaplar okudum fakat o kitaplarda yazarların yeteneneği basit konuları bile mükemmel bir hale getirebilmişti. Yüreğe Söz Geçmiyor'da ise Julia Quinn'in anlatım tarzı sıradanlığı kurtaramamıştı.

Sanırım kitabı sevememe nedenlerimden biri de ısındığım bir karakterin olmamasıydı. Çünkü bir dizi izlerken, bir film izlerken karakterleri sevmeniz o dizi ya da filmi sevmenizde ne kadar etkiliyse bir kitabı okurken de karakterlerden birine karşı duyduğunuz sevgi o kitabı beğenmenizde aynı derecede etkili olacaktır. Yani bana sorarsanız bir kitabı çok beğenmek için o kitaptan en azından bir karakterle yakınlık kurmak şart. Ancak ben Yüreğe Söz Geçmiyor'da herhangi bir karaktere ne ısınabildim ne de bir karakterle yakınlık kurabildim.

Yüreği Söz Geçmiyor 1800'lü yılların İngiltere'sinde geçiyor. Bu dönemde özellikle anneler oğullarının ve kızlarının iyi birer evlilik yapmalarını istiyorlar. Bu annelerden biri de eşini kaybetmiş olan Violet Bridgerton. Violet ve 8 çocuğunun içinde evlilik çağına gelenler, uygun eş adayları için balodan baloya koşturuyorlar. Bu kitapta evlilik serüvenini okuduğumuz karakterimiz evin en büyük kızı olan Daphne. Evlenmek için uygun bir kişiyle tanışamayan Daphne'nin dikkatini problemli bir geçmişe sahip, çapkın ve aynı zamanda ağabeyi Anthony'nin arkadaşı olan bir Dük yani Simon değiştirebilecek mi dersiniz?

Serinin ikinci kitabı En Çok Beni Sev, ancak ilk kitap beni ikinci kitabı okumaya teşvik etmedi diyebilirim. İkinci kitabı okuyacak olsam bile bunun yakın zamanda olmayacağından şüphem yok. Bridgerton ailesi ile tanışıklığım kısa sürdü gibi görünüyor ancak tarihi aşk konulu çok daha iyi kitaplar mevcut. Keyifli okumalar...
Sonunda... Julia Quin hiç ara vermemeli. Gerçi kadının yazdığı kitapları Amazon'da görüyoruz. O halde yayın evleri dur durak bilmemeli. Onun kitaplarını çevirdikleri için onları asla pişman etmeyiz :) Bu incelemeyi okumadan önce yapmıştım ama okuduktan sonra da bir tane yapmam gerekiyordu elbette :) Aslında bu kitabı çıkar çıkmaz aldım ve okumam da bir buçuk gün sürdü ama incelemeyi yazmayı sürekli erteledim çünkü asla bu kitap için yeterli diyebileceğim zamanım olmadı ve uyduruk bir şey de yazmak istemedim. Bu kitap J.Q 'nun kitapları içinde favorimdi diyemem çünkü hepsini ayrı ayrı seviyorum. (Çoğunluğun sevmediği Yüreğe Söz Geçmiyor'u bile) Ama Hugh benim favori erkek karakterim oldu. Simon ve Markus'un ciddiyetine ya da Colin ve Daniel'in tatlı diliyle muhteşem gülüşüne tarihi aşk romanlarından aşinayız ama Hugh'un üstün zekasıyla ön plana çıkması ve yakışıklılığına rağmen kendisini yetersiz görmesi tarihi romanlarda pek alışıldık bir durum değildi. Genelde kendilerine aşırı güvenleri olur ve çok baskın karakterlerdir. Hugh ise alçak gönüllülüğü ve dehasıyla kalbimi çaldı. Ve küçük leydi Frannie'den bahsetmeden geçemezdim. Tek bir şey söyleyeceğim: Ona ve tek boynuzlu atına bayılacaksınız ;)
Açıkcası bu ailenin hikayelerini ve dinamiklerini gerçekten sevsem de kitapta eksik kalan bir şeyler vardı.
Kaliteli bir erkek karakter, eğlenceli diyaloglar ve nispeten farklı bir açıdan ele alınmış bir konu. Ama aynı güzelliği gelişme ve sonuç bölümünde göremiyorsunuz. Gelişme bölümünde elle tutulur olay olmaması karakterlerin aşkını inandırıcı olmaktan uzaklaştırıyor. Ve final, iddia ediyorum 3-5 tarihi romans okuyan herkes şu sönük finali rahatlıkla yazar. Hugh iyi bir karakterdi halbuki.

Yine de son iki çevrilen kitapta beni bunaltan Julia Quinnin eski kaleminin tadını aldığım için okurken zevk aldım.
Elizabeth ailesinin ölümü üzerine üç kardeşinin geçimini sağlamaya çalışan hanım hanımcık bir kızdır. Çektikleri maddi sıkıntıyı tamamıyla ortadan kaldırmak için bir kitap sayesinde zengin biriyle evlenmeye karar verir. James zamanında ülkesi için ajanlık yapan, kendini sıradan bir insan gibi tanıtan biridir ve Leydi Danbury'nin yeğenidir. Teyzesinin yazdığı mektupla evine gelen James teyzesine yapılan şantajı araştırmaya başlar. O sırada teyzesinin refakatçisi Elizabeth ile tanışır ve zaman içinde birbirleri arasında bir çekim oluşur.

Aslında Elizabeth ile James'in çocukluk günleri bu kadar acıklı olmasaydı tam anlamıyla bir komedi kitabı olurmuş. Sadece komedi olsaydı bu kadar da güzel olmazdı. Ben bundan önceki kitabı yani Blake-Caroline çiftini merak ediyorum. Sanırsam ilk kitap biraz daha heyecanlı.
Serinin ilk kitabı Kayıp Dük'ü okuyalı neredeyse bir yıl oldu. Yine de tereddütsüz söylüyorum, bu kitabı kesinlikle çok daha fazla sevdim! Sımsıcak bir tarihi aşk romanıydı.

İlk kitapla eş zamanlı geçiyor. İlk kitapta olaylar kayıp Wyndham dükümüz Jack ve Grace'in gözünden anlatılırken; bu kitapta Jack ortaya çıkana kadar yani tüm hayatı boyunca varis ve dük olan Thomas ile nişanlısı Amelia'nın gözünden anlatılıyor.

Çok güzeldi, her bir satırı içime sindi. Kitabı kapatırken yüzümde sonsuza dek mutlu yaşadılar gülümsemesi oluşturdu!
inanılmaz derecede güzeldi Hiç bitmesin istedim gerçek aşkı, korkularınızı ve inanılmaz derecede temiz duygular içeren bir roman burdan yazarımıza çok Teşekküelerimi sunuyorum
Bir yazarın ondan fazla kitabını okuyup hala sıkılmamak mümkün mü bilmiyordum. Ama hala her gördüğümde kitaplarını almadan duramıyorum. 'Yüreğe söz geçmiyor' yer yer hüzünlü olsa da en çok güldüğüm hikayelerden biri. Ancak okuyacakları uyarmam gerekir. Bu kitaplar insanda tüm seriyi okuma isteği uyandırıyor.
Bazen içimde yoğun bir Julia Quinn okuma isteği doluyor. O anlardan birinde, evde okunacak o kadar kitap varken ben gittim kütüphaneden Kayıp Dük’ü aldım ve okudum. Güzel bir kitap olsa da yazarın diğer kitaplarının yanında biraz sönük kaldığını söylemeliyim. İki kitaplık bir serinin ilk kitabıymış Kayıp Dük. İnternetteki yorumlarda serinin diğer kitabı Hayal Etmediğin Kadar’ın daha güzel olduğunu okudum. Onu da okumak istiyorum ama şimdilik yazarın Bridgertons serisi favorim.
Bir Julia Quin kitabı daha bayan kahramanımız Miranda 10 yaşında en yakın arkadaşının doğum gününe katılır ailesi Miranda'yı almaya gelemeyince arkadaşının abisi Erkek kahramanımız Turner Miranda'yı evine bırakmak zorunda kalır. Turner 19 yaşındadır. Miranda çok güzel bir kız değildir. Bir arkadaşı(Fiona Bennet) Onu doğum gününde kızdırmıştır. Bu yüzden çok üzgündür, Turner Onu eve bırakırken Miranda'nın üzüntüsü fark eder ve Ona öğütlerde bulunur. Turner yaptığının sadece küçük kızı rahatlatmak olduğunu zanneder. Ama nereden bilsin Miranda'nın hayatına bir yön vereceğini... Ona bir günlük tutmasını tavsiye eder. Miranda niçin bir günlük tutmam gerektiğini sorduğun da '' Turner, Çünkü bir gün büyüyüp kendini bulacak ve zaten akıllı olduğun kadar da güzel olacaksın, işte o zaman günlüğüne bakıp Fiona Bennet gibi küçük kızların ne kadar aptal olduğunu anlaya bileceksin. Annenin, senin bacaklarının omuzlarından başladığını söylediğini hatırlayınca güleceksin.
Belki de bugün yaptığımız bu hoş sohbeti hatırlayınca, küçük bir tebessümünü de bana ayıracaksın'' der. Ve Miranda 10 yaşında Turner'e aşık olur. Aradan yıllar geçer ve Miranda ile Turner ....... devamını siz kendiniz okumalısınız. Güzel bir aşk romanı Julia Quin den bahsediyoruz değil mi?
Bridgerton serisinin diğer kitaplarına nazaran çok beğendiğim bir kitap olmadı maalesef. Yazardan çok daha güzel kitaplar okumuşluğum var. Yine de seriye yakışan bir son olduğunu söylemeliyim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Julia Quinn
Tam adı:
Julie Cotler Pottinger
Unvan:
Amerikalı Yazar
Doğum:
New York ABD, 1970
Julia Quinn 1970 doğumlu ABD'li Best Seller aşk romanı yazarıdır. Asıl adı Julie Cotler Pottinger olan yazar, kitaplarının başarılı yazar Amanda Quick ile aynı raflarda olmasını istediği için Julia Quinn takma adını kullanmıştır. Romanları 13 farklı dile çevrilen yazar New York Times çok satanlar listesine dokuz kez girdi.

Harvard ve Radcliffe Üniversitelerinde tarih ve sanat eğitimi almıştır.Önceleri hukuk sonra tıp eğitimi almaya karar veren Quinn, Ben & Jerry isimli romanı okuduktan sonra bir roman yazmaya karar verir.

Yale Üniversitesinde Eczacılık ya da Columbia Üniversitesinde Fizyoterapi okumak arasında kalmışken, yazdığı ilk iki roman olan Splendid ve Dancing at Midnightın yayın evi tarafından basılacağı haberini alır. Eczacılık ya da tıp eğitimi almayı kenara koyup kitap yazmaya devam eder.

Yazar istatistikleri

  • 77 okur beğendi.
  • 1.689 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 451 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları