Geri Bildirim
Kaan Arer

Kaan Arer

7.5/10
56 Kişi
·
122
Okunma
·
0
Beğeni
·
696
Gösterim
Adı:
Kaan Arer
Unvan:
Matematik Öğretmeni
Doğum:
1988
Kendisi de gay olan Kaan Arar, BiGay'in günlüğünün yazarı ve matematik öğretmeni.
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
Kitabın isminde biraz mübalağa yapılmış olsa da tam olarak konusu bu. Kadın Doğum uzmanı bir doktorun otobiyografi tadında mesleğe başlamasından, emekliliğine kadar yaşadığı, şahit olduğu insan halleri ve sağlık sektörünü anlatıyor.

Bu sizin bir çırpıda okuyabileceğiniz bir kitap değil. Sayfa sayısından veya yazarın dilinden dolayı değil,vicdanı ağırlığınızdan.
İçerisinde öyle hikayeler var ki gerçekten mola vererek okumak istiyorsunuz. O molada da başımı nerelere çarpsam diye düşünürsünüz muhtemelen.
Kendi öz evladına tacizde bulunan..zihinsel ve işitme engelli kardeşine sahip olan ve yeterince iğrençleşememiş gibi pazarlayan, eşiyle bir olup iki küçük kızlarını cinsel birleşmeye zorlayan... insan olarak yaratılan varlık ne kadar iğrençlik yolunda zirveye tırmanabilirse o kadardan daha fazlası bu kitap..
Ayrıca pisliklere maruz kalan sadece kadınlar değil. Dedesinin mirasından pay alabilmek için öldüren, veya emekli maaşını usulsüz biçimde alabilmek için ölüm kaydı açmaması adına doktora saldıran..
Okuyunca bir duruyorsunuz. Soluğunuz kesiliyor..
Uzun uzun nefes almaya çalışıyorsunuz, içinizde bir yumru. Okuduğunuz şey bir senaryo değil, bu gerçek. Ne acı değil mi? Bu bizim yaşadığımız ülkenin gerçeği. Biz bu insanlarla aynı havayı soluyoruz. Bu kadınlar,adamlar senin komşun. Belki de sabah gülümseyip selam verdin? Belki alışveriş yaptığın marketin sahibi.
Bir insan evladı nasıl bu kadar hayati değerlerini yitirebilir ki?
Kendi canından,kanından olan kızını nasıl pazarlar? Geceleri nasıl uyuyabilir ki? O vicdanla nasıl yaşar? O masumun yüzüne nasıl kıyıp bakabilir?
Maalesef toplum olarak çok çok çok eksiğimiz var. İnsanlık adına çok eksiğimiz var. Kimseyi o - bu - şu diye ayıramayız. Kendi içimizde parçalanmamalıyız,tüm bunların sebebi bu. Ancak bütün olursak huzura erebiliriz. Şu an etrafa baksanız, herkes çok duyarlı. Bilinçli. Yürüyüş yapıyorlar, bir olay olduğunda sosyal medyada ateş yağdırıyorlar, profil karartıp tepki verdiğini,üzerine düşeni yaptığını sanıyorlar. Bu çözüm değil ki. Bu kadar insanlıktan nasibini almamış birisi sen iki tane mesaj yayınladın diye vazgeçer mi yaptığından? Bunlardan vazgeçin demiyorum.
Kötü yanlarınızı iyileştirmemiz lazım diyorum yaraları sarmamız lazım. Bunun için eğitmeliyiz. İnsanlara bilgi aşılamaktan lütfen vazgeçmeyin.

Kitabın yarısının okunmasını herkese tavsiye ederim. Hatta televizyonlarda felan gösterilmeli. Diğer yarısı biraz Feraye hanımın mesleğinde yaşadığı sorunları ele alıyor. Çok güzel tıbbı bilgiler verilmiş ama okumayı da zorlaştırmış. Feraye hanım çok donanımlı ama kitap biraz karışık olmuş konudan konuya atlamış, bilgi kalabalıklığı oluşmuş.
‘ yeri gelmişken fikrimi söyliyeyim’ havasında yazılmış. En son ‘ nerede o eski bayramlar ? ‘ a bağlanmıştı :)
Kitabın genelinde bir bütünlük yok,ayrı ayrı kaleme alınsa daha verimli bir çalışma olurdu.
Alengirli bir kitap ismi bulmuşlar​ cok satsın ilgi ceksin diye ancak doktorlarınızı sevin, çocuklarınıza doktorları sevmesini aşılayın, doktorlarınızı darp etmeyin gibi saçma nasihatlerde bulunan kitap.

Bir doktor hanım efendinin yaşantısı da diyebiliriz. Şöyle doktor oldum şöyle zorluk çektim falan filan.

Bir iki üstü kapali ensest ve ilginç hikaye vardı ancak onlar da edebi anlatımdan uzaktı. İsminin hakkını veremedi bu kitap.
Toplumsal gerçekliğin kitabı. Hüngür, hüngür ağlatma gibi bir özelliği var. Aramızda konuşamadığımız, dilimizi ısırıp haykırılamayan gerçeklerin toplandığı kitap. Özenle yazılmış, birikimler aktarılmış. Bu kitabı okuduktan sonra zor durumda kalsak bir kadının doğumuna yardımcı olabilirim. O derece ayrıntılı. Doğum mucizesiyle ilgili bir sürü yeni bilgi edindim. Yaşamdan kesitler öyle naif bir dille anlatılmış ki; okumaya devam etmek istiyorsunu, ama bir yerlerde ağlamaktan kopabiliyorsunuz. Başta kadınlar olmak üzere, herkese bu kitabı önereceğim. Favorilerim arasında.
Okuyamadım, dayanamadım...

8 yaşında tecavüze uğrayan çocuğu, kayınpederinin tacizine uğrayan gelini, 3 kızı olan adamın eve erkek arkadaşlarını getirip kendisinin çıkıp gitmesini, dayağı, şiddeti...
Kitap bir jinekoloğun biyografisi olsa da; Türkiye'de birilerinin bunları bir şekilde, gerek biyografi olarak; gerekse farklı bir şekilde yazması gerekiyordu. Herşeyi apaçık olduğu gibi yazmış, kitapta ne bir mübalağa ne de bana göre asılsız olabilecek herhangi bir şeyden bahsetmiş. Tüm bunları, bir büyük şehirin kadın doğum hastanesinde 5 yıl çalışmış biri olarak söylüyorum. Bence özellikle bayanlar olmak üzere bir sürü kişinin okuması gereken kitaplardan biri. Anlattıkları benim bilmediğim şeyler değildi tabiki de, bir çok insan da herşeyin farkında; ama tüm bunları kaleme almakta cesaret işidir. Yürekten tebrik ediyorum yazarı.
Bir doktor adayı arkadaşımın tavsiyesiyle isminin de etkileyiciliğiyle okunacaklar listeme eklediğim kitabı biraz kafa dağıtmak için edinip okumaya başladım.. Kitabın edebi bir değeri yok zaten yazar da bunu edebiyat yapmak amacıyla yazmamış. Beni oldukça etkileyen, sinirlendiren, şok eden bölümleri oldu. Özellikle ensest ilişkilerle ilgili okuduklarım karşısında dehşete kapıldım desem yeridir. Doğum denilen mücizeyi, anneliği ve kadın olmanın bu toplumdaki o dayanılmaz ağırlığını derinden hissettim. Deniz diye bir arkadaş dün gece bana mesaj atıp böyle boş kitaplar okumamamı tavsiye edip boş zihniyetlerle uğraşmamam gerektiğini söyleyince ikinci uyarısını dikkate alarak kendisiyle uğraşmamam gerektiğini anladım.. Diyeceğim o ki hangi kitabın boş veya dolu olduğu kişiden kişiye değişen durumlardır bu kitap bana anne olmakla ilgili, çocuklarla ilgili bilmediğim bir çok şey öğretti.. Anadolu kadınını, verilen mücadeleleri gösterdi.. Cehaletin yakıcılığını tokat gibi yüzüme çarptı. Yani bu kitap o kişinin dediği gibi bir doktorun para kazanmak için dur bir kitap yazayım dediği bir kitap değil bana göre. Bazı bölümlerde ben de oldukça sıkıldım ama genel itibariyle akıcıydı. Kitabı beğenmeyebilirsiniz, tavsiye etmeyebilirsiniz fakat saygı duyulması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum zira bir Kahraman Tazeoğlu değil.
Kitabın arka kapağı ve adı Türkiye'den kadınların öykülerini vaad etse de içerik pek de öyle değil. Kitapta yazarın tıp fakültesi 1. sınıftan itibaren meslek hayatı boyunca yaşadığı mesleki sıkıntılar anlatılıyor. Sağlığın özelleştirlilmesinin hastadan ve hekimden götürdükleri, Türkiye'de doktor olmanın zorlukları anlatılıyor. Yazarın 2000'den sonra tıp fakültesinde okuyanları yetersiz, kendi kuşağının doktorlarını ayrı yerde görmesi de fazla taraflı ve haddimi aşmak istemem ama yüksek egolu geldi.
Öyküler ise hem yazarın hastaları, hem başka kadınların öykülerini içerirken antik çağdaki kadınlardan öyküler ise kitabın bu kısımlarını daha ilgi çekici yapıyor. Öyküler kitap boyunca aralara serpiştirilmiş. Kitabı okurken bir sonraki öyküye sıra ne zaman gelecek diye merakla hızla geçiyorsunuz sayfaları. Her bir öykü yürek sızlatıyor.
Ben sağlıkçı olarak yer yer sıkılsam da son 30 sayfayı saymazsam (geçmek bilmedi) genelde keyifle okudum. Öykülere daha fazla yer verilseydi çok daha keyifli ve herkesi kucaklayabilecek bir kitap olurdu diye düşünüyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Kaan Arer
Unvan:
Matematik Öğretmeni
Doğum:
1988
Kendisi de gay olan Kaan Arar, BiGay'in günlüğünün yazarı ve matematik öğretmeni.

Yazar istatistikleri

  • 122 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 74 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.