Kadir Mısıroğlu

Kadir Mısıroğlu

7.9/10
154 Kişi
·
370
Okunma
·
144
Beğeni
·
4.280
Gösterim
Adı:
Kadir Mısıroğlu
Tam adı:
Kadir Mısıroğlu
Unvan:
Türk Tarih Araştırmacısı, Yazar, Şair, Osmanlı Münevveri, Hukukçu ve Gazeteci
Doğum:
Trabzon, 24 Ocak 1933
Türk tarih araştırmacısı, yazar, şair, hukukçu ve eski gazeteci. Osmanlılar İlim ve İrfan Vakfı mütevelli heyeti başkanı ve Sebil Yayınevi kurucusu ve sahibi. 1933 yılında Trabzon'un Akçaabat İlçesi'nde doğdu.İlk ve orta tahsilini Akçaabat'ta, liseyi Trabzon'da tamamladı. 1954 senesinde İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne girdi. Talebeliliği müddetince birçok yurt açıp çalıştıran Mısıroğlu, fakülte yıllarından itibaren hukukçuluktan çok tarihçiliğe meylederek yakın tarih ile alakalı araştırmalara başladı. Mısıroğlu, 1964 yılında, ilk eseri olan Lozan; Zafer mi, Hezimet mi?! kitabının birinci cildini kaleme aldı ve aynı sene Sebil Yayınevini kurdu. 1970 Yılının ocak ayında Milli Türk Talebe Birliği'nde Harf Inkılabı ile alakalı verdiği bir konferansı dava mevzuu yapılarak hakkında Eskişehir Örfi İdare Mahkemesi'nce mahkumiyet kararı verildi. Daha sonra 1976 yılı başından itibaren İslami bir dergi olan Sebil Dergisi ni çıkarmaya başladı. Bu dergideki birtakım yazılarından dolayı kısa bir müddet sonra hakkında 163. maddeye istinaden sayısız dava açıldı. 1980 ihtilali ile Mısıroğlu'nun da vazifeli bulunduğu MSP Merkezi Umumi Heyeti hakkında tevkif kararı verilince, hakkında daha evvel açılmış olan davaların, MSP davasıyla birleşmesinden doğacak ağırlıktan dolayı bazı arkadaşlarının ısrarı ile yurt dışına gitmek zorunda kaldı. 11 yıllık gurbet hayatından sonra 1991 yılında Türkiye'ye geri dönen Kadir Mısıroğlu, çalışmalarına devam etti. Mısıroğlu, evli ve üç çocuk babasıdır. Şu anda Osmanlılar İlim ve İrfan Vakfı'nın da başkanıdır. Mısıroğlu bu vakıfta cumartesi günleri Cumartesi Sohbetleri adıyla konuşma yapmaktadır. Bu konuşmalarında hem takipçilerinden gelen tarih, siyaset, din, edebiyat ve gündemle ilgili birçok soruyu cevaplandırmakta ve tarihi konularda konuşmalar yapmaktadır.

Uluslararası Faaliyetleri ve Ödülleri

Kendi eserinde beyan ettiği üzere bir İslam Şurası toplamıştır. Bu uluslararası kongreye, Nazım Kıbrısi, İsa Al, Musa Serdar Çelebi, Ali Batman, Cemaleddin Kaplan ve İslam aleminden pek çok kişi katılmıştır. Birinci İslam Şurası 25 ve 26 Aralık tarihinde Gelsenkirchen Dickamp str'da eskiden cami olarak kullanılmış geniş bir salonda tertip edilmiştir. Kongre bir bildiri de yayımlamış, bildiride imzası geçen İslam adamları şunlardır: Aslan Tok (İsviçre), Şerafettin Özkan (Fed. Almanya), Kadir Mısıroğlu (İngiltere) (çünkü o sıralarda Türk vatandaşlığından atılmış ve mavi pasaport ile İngiltere merkez olarak Almanya'da yurtsuz yaşıyordu), Muharrem Beyhan (Danimarka), Hanefi Ağırman (Fed. Almanya), A. İbrahim Savaş (Avusturya), Nadir Erbil (Fed. Almanya), Osman Deveci (Fed. Almanya), Atıf Yüksel (Hollanda), Ali Öztürk (Fransa), Enver Töre (Fed. Almanya).

Mısıroğlu Macar İhtilali isimli kitabı üzerine Hür Macar Yazarlar Birliği'nin en büyük ödüllerinden olan Gümüş Madalya ile taltif edilmiştir. Sekizinci Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın başkanlığını yaptığı Türkiye Milli Kültür Vakfı tarafından Osmanoğullarının Dramı isimli eserinden dolayı Juri Hususi Ödülüne layık görülmüştür.
Kütüphânesiz münevver olmaz. Kitaplar, insan hayatını seviyelendiren en ehemmiyetli müessirlerdir. Ancak bu seviyelendiriş, müsbet de, menfî de olabilir. Zira kitap, iki ağızlı bir bıçak gibidir.
Bunca yanlış ve yalan
Arasında tek kalan
Bir gerçek şudur ancak:
Her fâni bir oyuncak !
Ki, kırılmaya mahkum !..
İstisnasız bir hüküm !..
Bir kânûn-i ezeldir,
Meşhur darb-ı meseldir:
Yeter !..
Tüketme nefes,
"Allah bes, bâkî heves !.. "
Kadir Mısıroğlu
Sayfa 44 - Sebil yayınevi
Bir memleketin kadınları ne kadar tekâmül etmişse, o memlekette o derece ilerlemiştir. Kadının okutulmadığı, geriye itildiği yerlerde bütün bölge geri, cahil ve az gelişmiştir. Kadınların tahsile teşvik edildikleri, cemiyet hayatında faal bir rol sahibi bulundukları yerlerde, cemiyet ilerlemiştir. Bu açıkça şu demektir ki; müslüman halkın, bilhassa kadınların tahsilleri üzerinde şiddetle durulmalıdır.
Eski bir afrika atasözü şöyle der;
<<Erkek tahsil görünce bir tek kişi tahsilli olur. Kadın tahsil görünce, bütün aile tahsil görmüş duruma yükselir>>
İslam fıkhına göre, mesela bir parkta bulunmuş bir çocuğa, babalık veya analık iddia eden iki insan mevcud olsa , bunlardan biri müslim, diğeri gayri müslim olsa fakat müslim köle olsa , kadı, çocuğu gayri müslim fakat hür olan insana verir. Çünkü bu takdirde çocuk gayri müslim fakat <<hür>> olacaktır.
Tek başına şu misal bile, islam'da hürriyete atfedilen ehemmiyeti göstermeye kâfidir.
"Ben müslümanların halifesiyim. Bu makamda bulunmamamı isteyip istememek müslümanlar için bir haktır. Lakin bu yahudi Karasu Efendi bu heyette ne sıfatla bulunmaktadır!?" sualini tevcih edince, heyetteki gafiller başlarını önlerine eğmek mecburiyetinde kalmışlardı.
Şeyhlikten şahlığa sıçramayı murad ederken kendisini bahtının tahtı olan darağacında bulmuştu.
Yeni dünya'nın bu suretle başlayan iskânı, zengin tabiat kaynaklarının hızla işletilmeye başlanılmasını gerektirdi. Bu herşeyden önce <<emek>> e bağlı idi. Amerikada ise bütün göçlere rağmen bu emek kâfi miktarda yoktu. Önceleri pek kendini hissettirmeyen veya yeni göçlere nispeten karşılanabilen bu eksik, daha sonra , işletmelerin genişlemesi, büyük çiftliklerin ve sınâî tesislerinin kurulmasıyla had safhaya yükseldi. Bilhassa yavaş yavaş zenginleşen bu yeni dünyanın yeni sahipleri ağır ve âdi işleri gördürecek <<hizmetçi>> nev'inden elemanlar aramaya koyuldular. İşte bu suretle Amerika kıt'asını bir iç harbe bile sürükleyecek olan esir ticareti ve bundan doğan zenci mes'elesi ortaya çıkmış oluyordu.
...İngilizler,Lozan'da imzalanan muahedeyi tam yedi buçuk ay tasdik etmeyerek Hilafet'in ilgası keyfiyetinin gerçekleşmesini görene kadar beklemişlerdir. 24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan muahedesinin İngiliz Parlamentosu'ndaki müzakere ve tasdiki 6 Mart 1924'tür.
Doğru türkçe ve elifba ya yapılan bu rezil saldırıyı anlatan bir kitap. Okurken sinirden şakaklarımın terlemesi ve acınacak duruma , yapılan saçma işlere ince bir tebessüm ettirecek bir kitap.
Filistin'in kısa tarihi, yahudilerin kısa tarihi, yahudilerin bugünü ve dünü. Gelecekte olabilecek durumlar incelenmiş. Bende yazarla aynı fikirleri paylaşıyormuşum.
Tarihçi bir haber spikeri gibi olmalı. (Haber-tarihi olay) çıplak, yalın, olduğu gibi verilmeli. Tarihçi taraf tutmamalı, yanlı olmamalı, aksi durumda inandırıcılığı sorgulanır hale gelir. Bu yazar da bir hayli taraflı bir üslup kullanmış...
Tarihçi bir haber spikeri gibi olmalı. (Haber-tarihi olay) çıplak, yalın, olduğu gibi verilmeli. Tarihçi taraf tutmamalı, yanlı olmamalı, aksi durumda inandırıcılığı sorgulanır hale gelir. Bu yazar da bir hayli taraflı bir üslup kullanmış...
Aşıklar ölmez velhasıl toprağa kök , göğe aydınlık , kalplere nur olur. Üstad Kadir Mısıroğlu bu kitabında muazzam tesbit ve dünya görüşüyle devlet meseleri, dilin tahribatı , İman vb. Bir çok konuda çok güzel yazılar kaleme almış bil hassa büyük bir milletin ölmediğini ( TÜRK MİLLETİ) dahada güçlü olduğunu zamanın ve tarihin bu milleti yeniden zirveye çıkaracağının iman dolu hakikatlerine dokunmuş , bendeki iman ve vatan sevgisine bir yenisini eklemiştir. Mutlaka okunması gereken güzel hayır çok güzel bir eser.
Dünya'nın en uzun ömürlü hanedan ailesi olan Osmanoğulları, Türk-İslam tarihinde müstesna bir rol oynamışlardır. Bu bakımdan onları sevmek din ve tarih şuurunun emridir.

Buna rağmen ne yazık ki; onların kundakları çocuklarına kadar bütün aile efradıyla birlikte aziz vatanlarından nagihani bir emirle çıkarılışlarına ve yadellerde elli yıllık gurbet hayatlarındaki tahammülfersa çile ve ızdıraplarla intihara kadar varan selafet sahnelerine milletçe bigane kalınmıştır.
Bugün dahi tartışmalarla gündemi işgal eden Lozan'ı Kadir Mısıroğlu; Batı Trakya, Halep, Musul, Batum şehirlerinin Misak-ı Milliye aykırı olması dolayısı ile bir vatan avukatı edası ile şedid bir şekilde eleştirmiş, denilebilir ki yerden yere vurmuş. Tarihte anlatılan uydurma kahramanlıklara parmak basmış. Hilafetin kaldırılışını pazarlıklara konu olduğunu bildirmiş. Daha birçok konuda eleştiriler sıralanabilir. Benim fikrime gelince her ne kadar kitapta yazılanlar doğruda olsa Devlet-i Osmaniye yenik bir devlet olmuş. Topraklarını fiilen kaybetmiş. Düşmana karşı koyacak güçlü ne bir kişi vardır ne bir ordu. Denilebilir ki ölüme düçar olmuş. Bu yüzden toprak kayıplarına lafım yok ancak düşmanında kendi isteği doğrultusunda ileride Türk devletinin sorun çıkarmayacak şekilde devlet sınırının çizildiği aşikardır. Bir istisna ki Kürdistandır. Bu topraklarda yaşayanlarında kendi devletini kurma fikirleri yüzyıllardır yoktu ve de lüzumlu değildi, kabiliyet yoktu. Bu yüzden sonraya bıraktılar. O günde bugündür.
Ama eğer ki İslam şeriati ve Türk örfü pazarlık konusu oldu ise, ki ben bunu kanıtlayamam. İşte o zaman kaybetmişiz demektir. Biz bir milletiz ki ezelden batı hasmımızdır. Bugünde bellidir. Yarında böyle olacak.
Ve evet Lozan bir zafer değildir, hezimet mesabesi değildir ama belki bir derece üstünde bir anlaşmadır.
Yeni dünya (amerika kıtası)nın keşfedilmesiyle beraber oraya yapılan göçler ve iskân hareketinden sonra çeşitli nedenlerle köle tüccarları Afrika'dan, özellikle batı Afrikadan siyâhileri vatanlarından, dinlerinden, dillerinden, kültürlerinden koparıp zincirlerle birbirine bağlamak suretiyle gemilere doldurup Amerikaya götürdüler. Ve Amerikan halkı onları satın alıp köle olarak kullanmaya başladılar. Zencilere asla toplumda beyazlara tanınan haklar tanınmıyor, âdeta insan dışı muamele görüyorlardı. Zamanla zenciler hristiyanlaşmaya , kültürlerinden kopmaya başladılar. İlerleyen zamanla beraber zencilere yapılan bu zulme tepki olarak işte bu Amerika'da zenci müslümanlık hareketi başladı. Bu hareketi başlatan ve devam ettiren belli başlı liderler vardı. 25 milyonluk zenci nüfusunun artık beş milyonu müslüman olmuştu. (Kitap 1967 tarihinde yazıldı. Bu gün bu sayının kaç olduğunu bilemiyorum)Ve bu sayı gün be gün artmaktaydı. Çünkü onlar kendilerini sırf renklerinden dolayı aşağılayan kendilerine hiçbir insâni hak tanımayan topluma karşın, adalet, hoşgörü, kimsenin kimseye üstün olmadığı (ancak takvâ ile üstün olunduğu) tezini savunan islam diniyle tanışmışlardı. kitabın yazılış amacı zencilerin islamı yaymaktaki bu gayretlerinin bizlere de örnek olması içindir. Avrupa ve Amerika gebe. Doğum sancısı çekiyor. İslamiyetin doğuşu.. Bu doğuşun ise Amerika da başlayacağı öngörülüyor.
Sultan Vahdettin in bir vatanı haini değil, çaresiz ve biraz da basiretsiz olduğunu düşünmüşümdür. Bu kitabı da bu yüzden okumaya çalıştım. Okumaya çalıştım diyorum çünkü aşırı bir Osmanlı hayranlığıyla ve Osmanlıca yazılmış neredeyse. Belki de çoğu şeyi anlayamadan atladım diyebilirim. Dili bana göre çok ağır, aşırı taraflı yazılmış bir kitap.
Köy köy ilçe ilçe Yunanlıların yaptığı mezalimi ele alan kitap, bu mezalimin olması için yapılan hazırlıkları ve bizim gafletimizi de işlemiş. Milli kinimiz için her zaman hatırımız da kalması açısından önemli bir kitap.

Yazarın biyografisi

Adı:
Kadir Mısıroğlu
Tam adı:
Kadir Mısıroğlu
Unvan:
Türk Tarih Araştırmacısı, Yazar, Şair, Osmanlı Münevveri, Hukukçu ve Gazeteci
Doğum:
Trabzon, 24 Ocak 1933
Türk tarih araştırmacısı, yazar, şair, hukukçu ve eski gazeteci. Osmanlılar İlim ve İrfan Vakfı mütevelli heyeti başkanı ve Sebil Yayınevi kurucusu ve sahibi. 1933 yılında Trabzon'un Akçaabat İlçesi'nde doğdu.İlk ve orta tahsilini Akçaabat'ta, liseyi Trabzon'da tamamladı. 1954 senesinde İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne girdi. Talebeliliği müddetince birçok yurt açıp çalıştıran Mısıroğlu, fakülte yıllarından itibaren hukukçuluktan çok tarihçiliğe meylederek yakın tarih ile alakalı araştırmalara başladı. Mısıroğlu, 1964 yılında, ilk eseri olan Lozan; Zafer mi, Hezimet mi?! kitabının birinci cildini kaleme aldı ve aynı sene Sebil Yayınevini kurdu. 1970 Yılının ocak ayında Milli Türk Talebe Birliği'nde Harf Inkılabı ile alakalı verdiği bir konferansı dava mevzuu yapılarak hakkında Eskişehir Örfi İdare Mahkemesi'nce mahkumiyet kararı verildi. Daha sonra 1976 yılı başından itibaren İslami bir dergi olan Sebil Dergisi ni çıkarmaya başladı. Bu dergideki birtakım yazılarından dolayı kısa bir müddet sonra hakkında 163. maddeye istinaden sayısız dava açıldı. 1980 ihtilali ile Mısıroğlu'nun da vazifeli bulunduğu MSP Merkezi Umumi Heyeti hakkında tevkif kararı verilince, hakkında daha evvel açılmış olan davaların, MSP davasıyla birleşmesinden doğacak ağırlıktan dolayı bazı arkadaşlarının ısrarı ile yurt dışına gitmek zorunda kaldı. 11 yıllık gurbet hayatından sonra 1991 yılında Türkiye'ye geri dönen Kadir Mısıroğlu, çalışmalarına devam etti. Mısıroğlu, evli ve üç çocuk babasıdır. Şu anda Osmanlılar İlim ve İrfan Vakfı'nın da başkanıdır. Mısıroğlu bu vakıfta cumartesi günleri Cumartesi Sohbetleri adıyla konuşma yapmaktadır. Bu konuşmalarında hem takipçilerinden gelen tarih, siyaset, din, edebiyat ve gündemle ilgili birçok soruyu cevaplandırmakta ve tarihi konularda konuşmalar yapmaktadır.

Uluslararası Faaliyetleri ve Ödülleri

Kendi eserinde beyan ettiği üzere bir İslam Şurası toplamıştır. Bu uluslararası kongreye, Nazım Kıbrısi, İsa Al, Musa Serdar Çelebi, Ali Batman, Cemaleddin Kaplan ve İslam aleminden pek çok kişi katılmıştır. Birinci İslam Şurası 25 ve 26 Aralık tarihinde Gelsenkirchen Dickamp str'da eskiden cami olarak kullanılmış geniş bir salonda tertip edilmiştir. Kongre bir bildiri de yayımlamış, bildiride imzası geçen İslam adamları şunlardır: Aslan Tok (İsviçre), Şerafettin Özkan (Fed. Almanya), Kadir Mısıroğlu (İngiltere) (çünkü o sıralarda Türk vatandaşlığından atılmış ve mavi pasaport ile İngiltere merkez olarak Almanya'da yurtsuz yaşıyordu), Muharrem Beyhan (Danimarka), Hanefi Ağırman (Fed. Almanya), A. İbrahim Savaş (Avusturya), Nadir Erbil (Fed. Almanya), Osman Deveci (Fed. Almanya), Atıf Yüksel (Hollanda), Ali Öztürk (Fransa), Enver Töre (Fed. Almanya).

Mısıroğlu Macar İhtilali isimli kitabı üzerine Hür Macar Yazarlar Birliği'nin en büyük ödüllerinden olan Gümüş Madalya ile taltif edilmiştir. Sekizinci Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın başkanlığını yaptığı Türkiye Milli Kültür Vakfı tarafından Osmanoğullarının Dramı isimli eserinden dolayı Juri Hususi Ödülüne layık görülmüştür.

Yazar istatistikleri

  • 144 okur beğendi.
  • 370 okur okudu.
  • 16 okur okuyor.
  • 505 okur okuyacak.
  • 7 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları