Kahraman Tazeoğlu

Yazar 7,4/10 · 2801 Oy · 22 kitap · 9600 okunma ·  1212 beğeni

Yazarın Bilgileri

  • Yazarın Adı:
    Kahraman Tazeoğlu
  • Unvan:
    Türk Şair, Yazar ve Radyocu
  • Doğum:
    İstanbul 10 Ağustos 1969

Yazar İstatistikleri

1.212 okur beğendi.
2.801 puanlama · 1.804 alıntı
3 haber · 18.927 gösterim
9.600 okur kitaplarını okudu.
4.926 okur kitaplarını okumayı planlıyor.
211 okur kitaplarını şu anda okuyor.
200 okur kitaplarını yarım bıraktı.

Paylaş

ya da direk bağlantıyı paylaş

Kahraman Tazeoğlu'nun Biyografisi

(Kahraman Tazeoğlu, 26 Ekim 2013-1 Kasım 2013 tarihleri arasında 1000Kitap'ta haftanın yazarı seçildi.)
Kendi dilinden… Kahraman Tazeoğlu’nun Yaşam Öyküsü

Ay’a ilk ayak basıldığı yılın 10 Ağustos’unda doğdu. İstanbul’un çileli ve kesmekeşli ortamında, o şehirde bir ömür harcayacağını bilmeden hep “düşünen” bir çocuk olarak büyüdü.
Cevizli semtinde, bir dere kenarında oynarken, mahallenin delisi kovalayınca “korkuyla” tanıştı.
Ailesi İstanbul’un mutena semtlerinden Fenerbahçe’ye taşınınca daha az korkmaya ve Fenerbahçeli olmaya basladı. 6 yasinda ilk kez bir maça gitti ve en sevdigi Fenerbahçe şapkasını çaldırdı. (Bugün bile o şapka için üzülür). 7 kardeşin 2 numaralı olanıydı ve ilerde bir mahalle takımında 2 numaralı formayı giyerek maçlara çıkacağını bilmiyordu.

Ablası okula başlayınca çok kıskandı ve saçını çekti. Bir yıl sonra ise okulunun ilk gününde annesi onu sınıfına sokmayı zor başardı… O gün çok ağlamıştı.

Arkadaşları teneffüslerde çesitli oyunlar oynarken, o hep “düşünüyordu”…

İlkokul bittiğinde bir korku filmi senaryosu yazdığını iddia ederek arkadaşlarına kendini güldürdü. Daha sonra sinema ile sadece “seyirci” olarak ilgilendi. O hep bir sinema tutkunu olarak yaşayacaktı; çünkü siirle daha tanışmamıştı.

12 Eylül ihtilalinde ortaokula başlayacaktı ve tek başına belediye otobüsüne binmeyi öğrenecekti. Daha sonra yağ, tüp, şeker ve gaz kuyruklarında beklemeyi ve soğuklarda üşürken ağlamamayı…

Mahallede her kırılan camdan Tazeoğlu kardeşler sorumlu tutulmaya başlanınca, baba Hayati Tazeoğlu ani bir göç harekatıyla tüm aileyi yeniden Cevizli’ye taşıma kararı aldı. Buna en içerleyense küçük Kahraman oldu. Geride bıraktığı mahalle arkadaşlarını bir gün yeniden görebilmek ümidiyle yanıp tutuşurken birden ilk defa yaşayacağı bir duyguyla karşılaştı. Karşı komsunun kızına aşık olmuştu. Mutluluğu, acıyı, hüznü ve ağlamayı yeniden keşfetti. Bütün bunların toplamının ona şiiri öğreteceğini bilmiyordu. Ablasının yazdığı şiirlerle dalga geçerken hatta “şiir de neymiş; saçmalık” diye iddia ederken gece gündüz şiir yazmaya başladı. Sonunda o terk edildi ama şiir onu terk etmedi. Yine aşık oldu, yine terk edildi, yine şiirler yazdı.
Matematiği gereksiz bir ders olarak gördüğü için, hocaları da onu gereksiz bir öğrenci olarak gördü. Uzun bir süre ara vereceği eğitimini daha sonra bin pişman olarak devam ettirecekti. Bu arada ailesi “eti senin kemiği benim” diyerek onu bir kuaföre çırak olarak verdi. 10 yıl sürecek bu macera özel radyoların açılmasiyla sona erecekti.

Bir yaz gecesi arkadaşının evinde balkon sohbeti yaparken arkadaşının annesi uykusundan uyandı ve “oğlum kapatın şu radyoyu da yatın artık” dedi. Halbuki radyo kapalıydı ve konuşan 19 yaşındaki genç Kahraman’dı…

Çocukluğundan beri özendigi spikerlik hayali daha da derinleserek artmaya baslamisti. Annesi bebekliğinde çok ağladığı zamanlarda onu radyonun yanına yatırır ve susmasını sağlardı. Çok çocuğa bakmakla yükümlü olan bir annenin bulduğu bu çözüm ilerde küçük Kahraman’ı radyocu yapacaktı.

Derken; günlerden bir gün, Türkiye’de ilk özel radyolar açılmaya başladı ve mesleğinde çok önemli bir yere gelmiş olan genç Kahraman, bu işe sevdalandı. Artık o radyocu olabilmek için yıllarını verdiği mesleğini bırakabilirdi. Sıkı bir radyo takipçisi olan genç Kahraman, “Gecenin Serserisi”ni dinleyerek hatta yayın yaptığı radyoya kadar gidip kendisiyle tanışarak hayatında ilk kez bir radyo stüdyosu gördü. Bununla da kalmayıp Orhan Çetin tarafindan programa konuk edildi, şiirler okudu. Gelen olumlu tepkiler kendisini yüreklendirdi ve o gün radyocu olmaya karar verdi. Mesleğini zirvedeyken bırakarak, yayın hayatına yeni “merhaba” diyen Kadıköy FM’de yayına başladı. Sonraki rüzgarlar onu baska radyolara sürükledi ve son durağı en sevdiği ve mutlu olduğu Radyo 7 oldu.

Şimdi Mavi Ada diye bir yerden şiirler seslendirerek gece bunalım oranını yükseltme çalışmalarını sürdürüyor. Kahraman Tazeoğlu’nun “Seni İçimden Terk Ediyorum” “Ölü Bir Kentin Morg Alfabesi” adli iki şiir kitabı var. Bu kitaplara bir de “Araz” adlı bir romanını ekledi. “Mavi Ada Mektupları” ve “Tutsak Mektuplar” adli iki derlemesini de listeye ekleyerek 5 kitaba ulaştığını söylersek geriye sadece asağıdaki notu düşmek kalır

Not: Ablası artık şiir yazmıyor.

Kitapları:
*Seni Içimden Terk Ediyorum (Şiir), 2001 (Yedi Harf Yayıncılık)

*Ölü Bir Kentin Morg Alfabesi (Şiir), 2002 (Yedi Harf Yayıncılık)

*Mavi Ada Mektupları (Mektup), 2002 (Yedi Harf Yayıncılık)

*Tutsak Mektuplar (Mektup), 2004 (Yedi Harf Yayıncılık)

*Araz (Roman), 2005 (Yedi Harf Yayıncılık)

*Susacak Var (Roman), 2006 (Yedi Harf Yayıncılık)

*Mavi Ev (Öykü), 2007 (Yedi Harf Yayıncılık)

Kahraman Tazeoğlu'nun Kitapları Kitap Ekle

1. Bukre (Bazı Aşklar Aşka İhanettir)
6,7/ 10  (939 Oy) ·  3.182 Okunma
2. Yaralı (Bazı Yaralar Sardıkça Kanar)
8,0/ 10  (299 Oy) ·  972 Okunma
7,9/ 10  (160 Oy) ·  764 Okunma
8,0/ 10  (261 Oy) ·  685 Okunma
5. Başka (Ayrılık Ayrı, Aşk Bitişik Yazılır)
7,1/ 10  (126 Oy) ·  635 Okunma
6. Kıyısızlar (Gitmeye Cesaretsiz, Kalmaya Yorgun)
7,8/ 10  (118 Oy) ·  554 Okunma
7,8/ 10  (77 Oy) ·  311 Okunma
7,7/ 10  (82 Oy) ·  309 Okunma
9. Eyvallah (Araz'dan Kayra'ya Aşk Fısıltıları)
7,1/ 10  (67 Oy) ·  307 Okunma
8,3/ 10  (148 Oy) ·  285 Okunma
7,6/ 10  (75 Oy) ·  231 Okunma
7,8/ 10  (91 Oy) ·  210 Okunma
7,6/ 10  (48 Oy) ·  195 Okunma
8,1/ 10  (46 Oy) ·  108 Okunma
Bütün Kitapları Göster
Yase~, bir alıntı ekledi.
26 Eyl 2014 · İnceledi

Eğer silemeyeceksen geçmişimin tozlu raflarına üfleme. Sonra sen gidiyorsun, ben boğuluyorum o tozların içinde.

Bukre, Kahraman Tazeoğlu (Sayfa 31)Bukre, Kahraman Tazeoğlu (Sayfa 31)
aLoNe, bir alıntı ekledi.
13 Ara 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Dünya çok değişti. Artık dürüst olmak cesaret gerektiriyor.

Vazgeçtim, Kahraman TazeoğluVazgeçtim, Kahraman Tazeoğlu
AyşeNur, bir alıntı ekledi.
25 Oca 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Bazen içindeki ağlamaları gizlemek için, yüzünde sahte gülüşler taşır insan."

Bukre, Kahraman Tazeoğlu (Sayfa 301)Bukre, Kahraman Tazeoğlu (Sayfa 301)
mert güler, bir alıntı ekledi.
25 Mar 23:15 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Hala sevebiliyor insan, kalbi hiç kırılmamış gibi...

Simru, Kahraman Tazeoğlu (Sayfa 11)Simru, Kahraman Tazeoğlu (Sayfa 11)
Ayfer Kadife (AYIŞIĞI), bir alıntı ekledi.
 05 May 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Aşk
"Kanatlarım yok ama bir uçuruma âşığım..."

Aşkla Kal, Kahraman Tazeoğlu (Sayfa 179 - Destek)Aşkla Kal, Kahraman Tazeoğlu (Sayfa 179 - Destek)
Nur-AL, bir alıntı ekledi.
15 Nis 2015 · Kitabı okumayı düşünüyor

Aklım sende kala kala senden gidiyorum. İnsan yarısında terk ettiği filmin sonunu merak eder mi? Ediyorum. Tüm yelkenlerim yırtılmış ama ben hâlâ rüzgârdan medet umuyorum...

Vazgeçtim, Kahraman TazeoğluVazgeçtim, Kahraman Tazeoğlu
Ayfer Kadife (AYIŞIĞI), bir alıntı ekledi.
 05 May 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Şiir
"Belki ben bir şiir kaybettim ama o şairinden oldu......"

Aşkla Kal, Kahraman Tazeoğlu (Sayfa 190 - destek)Aşkla Kal, Kahraman Tazeoğlu (Sayfa 190 - destek)
Bayan Okur, bir alıntı ekledi.
28 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

"El alem ne der kadar yüksek duvarlı bir hapishane var mı?"

Allah'a Emanet Ol, Kahraman Tazeoğlu (Sayfa 64)Allah'a Emanet Ol, Kahraman Tazeoğlu (Sayfa 64)
Bütün Alıntıları Göster

Kahraman Tazeoğlu ile iligli okur yorumları Yorum Ekle

Azra Kohen'den bu kadar dertli olduğunuzu görünce dedim ki yazıda bahsi geçen diğer yazarlara bakayım millet haklarında neler yazmış diye. Şaşkınlığım ve hayretim bir kat daha arttı yorumları okuyunca. İşte o yorumlardan birkaçı:

' bence modern aşk şiirlerinin değişilmez kaptanı.. '
' kelimeler anlamsız kalıyor ... büyük üstad ... harikasın kaptan '
' AŞKI TAM BENİM ANLADIĞIM GİBİ YAZILARINDA CANLANDIRAN TEK KİŞİ...'

Ya umarım bunları ironi olarak yazmışlardır, ya da umarım halüsinasyon falan görüyorumdur da bu yorumlar zihnimin bana oynadığı akıl oyunlarıdır.

Tabi yazar hakkında fikir edinmek için şöyle bir yorum da mevcut onu da belirtmeden geçemeyeceğim:

' Bundan 5 sene önce Bursa Kitap Fuarına gelmişti. Arkadaşım bana okuduğu ''Bukre'' kitabını hediye etmişti. Ona da annesi alelacele almış bir kırtasiyeden. Meğer kitap korsanmış. Biz de anlamadık. İmza gününde bizi tüm toplum önünde küçük düşürüp rezil etmişti. O günden beri okumam Kahraman Tazeoğlunu. Zaten kitapları okunacak gibi değil, insana bir şey katmıyor. Edebi boyutu yok. Sadece karakterini sevdiğim için okuyordum. O da yalanmış.'

Kesinlikle hiç bir abartıya girmeden söyleyeyim; şimdiye kadar adam akıllı kitap okuyup da, bu adamın kitaplarını beğenen bir insana rastlamadım. Bu adamı takip eden okuyucuların ekserisi; yaşları küçük, pek okuma kültürü olmayan, tvde gördüğü kopyala-yapıştır ' zengin oğlan-fakir kız ' mitlerindeki aşkın gerçek aşk olduğunu zanneden ve tuvaletini kendi kendine yapmaya başladığı andan itibaren gördüğü çevresel baskılar sonucu kendisini ve ömrünü -tercihen zengin- bir aşkı aramaya şartlayan genç hanım kızlarımızdan oluşuyor.

Ağdalı sözlerle, özgünlükten yoksun kitap kurguları ile, birkaç tane güzel sözcüğü dil bilgisi kuralları dahilinde bir araya getirmekle yaşadığı en ufak hormon değişimini aşk sanan kitle için kendisi bir aşk mesihi olsa bile, uzun vadede ismi edebiyat dünyasından silinmeye mahkum. Şimdi kimse bana gelip de " yahu yeter ki okusunlar da ne okudukları önemli değil " minvalinde sözlerle bu adamı savunmasın. Hiç kimse sırf ' okumuş ' olmak için okumasın kardeşim. İnsanın ömrü bu kadar ucuz mu, zaman bu kadar kolay bulunabilen bir şey mi de 'yeter ki okusunlar da ne okudukları önemli değil! ' diyebiliyorsunuz. Bu kitapları okumakla geçen zamana yazık değil mi, bu kitaplar için katledilen ağaçlara yazık değil mi, ya bu kitaplar için harcanan paraya! Ki bu duygu tecavüzcüsü, ucuz ve derinlikten yoksun kitapların, sosyal hayatta kök salınmasına neden olduğu ağlak sevgi dilencilerinden hiç bahsetmiyorum. Uzmanlık alanım el verse bu kitabın yarattığı insan tipleri ve duygu dünyaları hakkında tez yazardım, çünkü o kadar fazla kaynak sağladı bu vasatlık tohumları...!!!

Ahmet Hamdi Tanpınar , Oğuz Atay , Sabahattin Ali , Yaşar Kemal , Yusuf Atılgan, Halide Edip gibi dev kalemleri çıkaran; son dönemde Hasan Ali Topbaş, İhsan Oktay Anar, Bilge Karasu, Vedat Türkali, Nazan Bekiroğlu gibi her biri birbirinden kıymetli kalemlerin vatanı olan Türk edebiyatına Kahraman Tazeoğlu, Uğur Koşar, Azra Kohen gibi isimler hiç yakışıyor mu! Ya bir benim mi zoruma gidiyor; böyle bir kitap sitesinde bile en çok okunan yazarlarda Adnan Yücel, Şükrü Erbaş, Cahit Zarifoğlu, Cemal Safi, Gülten Akın gibi eşsiz şairler yerine bunları görmek. Yok eğer siz de benim gibi bu durumu garipsiyorsanız değer verdiğiniz her ne varsa onun hatrına yapmayın. ' Okusunlar da ne okudukları önemli değil. ' diyerek bunları normalleştirmeyin. Üstelik hakkında en fazla intihal iddiası olan isimlerden biri olan böyle bir yazarı bana hiçbir argümanla savunmaya kalkmayın, kendimi tutamayıp kalbinizi kırabilirim.


Her şeyin sıradanlaştırılıp, birer pazarlama unsuru yapıldığı bu dönemde şiirin ve edebiyatın da pazarlanmaması imkansız olurdu. Ama bu yine de bu ekolle mücadeleyi anlamsız kılmaz. Aksine daha anlamlı ve elzem kılar. Bugüne kadar bir şiir yazmışlığım yoktur. Ama şiire bayılırım, çok okurum, takip ederim, araştırırım ve Türkiye standartlarına göre iyi sayılabilecek bir birikimim var bu konuda. O yüzden facebook eski sevgiliye laf sokmalı, atarlı giderli tespitimsilerle gerçek şiir arasındaki farkı gayet net anlarım. Şah İsmail Hatayi ' Özün eğri ise yol zararsın. ' der. Böyle eserimsiler sade edebiyat yoluna zarar. Keşke kendileri de en azından bu basitlikte ve yüzeysellikte yazmamak konusunda ikna olsalar. Her karın bir tas yemekle doyar en nihayetinde, bu kaygıdan kurtulup kitap yazmayı bir geçim kaynağı olarak görmekten vazgeçseler keşke. Edebiyat insanın dünya sahnesindeki çaresizliğin kelimelere dökülmüş çığlığıdır, acısıdır, yürek yarasıdır. Bu acılar karşısında bazen kelimelerin bile dili tutulurken, bu acıları iki kalem oynatmakla sırf çıkar için insanlara pazarlamak; kendi ölülerini insana tekrar satmaktan farksız.

Ahmed Arif gibi bir şaire, yıllarca süren sürgünler, imkansızlıklar, hapisler yüzünden sadece tek bir kitap yazdıran sistem; böylelerine de her yıl tarlada çıkan bamya gibi senelik ürün çıkarttırıyor. Ne diyelim, ülkedeki her anlamda var olan kalitesizliğin, ucuzluğun, pespayeliğin, geriye doğru koşar adım gidişin bir özeti gibi....

Bu yazı ' damdan düşenin halini, anca damdan düşer anlar. ' mottosuyla yazılıp, benim gibi bu konudan dertli olanlara ithaf edilmiştir. Allah İbrahim'i ateşlerin içinde koruduğu gibi, biz edebiyat tutkunlarını da bu lümpenlik deryasında Kahraman Tazeoğluvari yazarlardan, gözlerimizi de facebook duvarlarında paylaşılan vıcık vıcık aşk aforizmalarından muhafaza eylesin :))

Not: kitaplarını okusan böyle yazmazdın diyenlere peşin edit; yapmayın arkadaşlar giyinmenin en şaşmaz kuralı kusur kapatmaktır. Hanginiz kaşın ortasında sivilce bulunan, dişler telli, gözlüklü hallerinizi instagram profilinizde paylaşıyorsunuz da benden de bu kitapları profilime eklememi bekliyorsunuz. Düşmez kalkmaz bir Allah zamanında yaptık öyle bir hata. Zaten yazıyı da olayın aslını bilmeme ve yazarın sayfasında yapılan abartılı yorumlara dayanamama borçlusunuz...

Hadi edebiyatla kalın. Ama migros un paketi yanı edebiyat değil, sahaflarda hasretle okuyucusunu bekleyen gerçek edebiyatla :))

kelimeler anlamsız kalıyor ... büyük üstad ... harikasın kaptan

Herkesi bu sözleriyle gerçekten çok etkiliyor ve işinde de gayet başarılı devamını diliyorum :)

Her kitabını okuduğumdan beni nereden tanıyorsun dedirten, acaba gerçekten yaşamış mıdır çünkü yaşamayan bilemez ki dediğim ve okurken ilk defa ağladığım tek yazar... Hani 'Kelimeler Yetmez' ;)

bazen o kadar etkili cümleler kullanıyorsunuz ki dakikalarca hatta saatlerce düşünmemek elde değil :)

AŞKI TAM BENİM ANLADIĞIM GİBİ YAZILARINDA CANLANDIRAN TEK KİŞİ...

Güzel ve enteresan bir kitap. İhanet ,üzüntü, yokluk gibi sıfatların varlığı insanı derinden etkiliyor. İkinci kez okumak istemem.

Bundan 5 sene önce Bursa Kitap Fuarına gelmişti. Arkadaşım bana okuduğu ''Bukre'' kitabını hediye etmişti. Ona da annesi alelacele almış bir kırtasiyeden. Meğer kitap korsanmış. Biz de anlamadık. İmza gününde bizi tüm toplum önünde küçük düşürüp rezil etmişti. O günden beri okumam Kahraman Tazeoğlunu. Zaten kitapları okunacak gibi değil, insana bir şey katmıyor. Edebi boyutu yok. Sadece karakterini sevdiğim için okuyordum. O da yalanmış.