Karen Armstrong

Karen Armstrong

7.8/10
73 Kişi
·
179
Okunma
·
29
Beğeni
·
2.011
Gösterim
Adı:
Karen Armstrong
Unvan:
İngiliz Dinler Tarihçisi / Yazar
Doğum:
Wildmoor, 14 Kasım 1944
Katolik bir rahibe olarak yedi yıl geçirdikten sonra 1969'da ayrıldı ve Oxford Üniversitesi'nden edebiyat lisans diploması alıp Londra Üniversitesi'nde modern edebiyat dersleri vermeye başladı. Aynı zamanda bir kamu kız lisesinin de İngilizce bölüm başkanlığını yaptı. 1982'de serbest yazarlığa ve görsel yayıncılığa başladı ve 1983'te ortadoğuda St. Paul'ün eserleri ve hayatını konu alan altı bölümlük bir belgesel dizisi çekiminde görev aldı. Diğer televizyon çalışmaları Varieties of Religious Experience (Dini Tecrübenin Türleri, 1984) ve Tongues of Fire (Ateşten Diller, 1985) gibi yapıtları içermektedir ki ikinci yapıt dini ve şiirsel ifade ile ilgili aynı isimli bir antoloji oluşturması ile sonuçlanmıştır. 1988'de (ve 1991, 2001 sonraki baskılar) yayınladığı Holy War (Kutsal Çatışma) adlı eseri batıda sert eleştirilere hedef olmasına yol açmıştır.
Baştan aşağı kötülük ve acıyla dolu bir dünya nasıl olur da iyi biri Tanrı tarafından yaratılmış olabilirdi?
Karen Armstrong
Sayfa 162 - Pegasus Yayınları
"Bir dizi önermeden oluşan bütüne inanmakla , onlara kendimizi verme anlamını içeren İMAN arasında fark vardır."
Karen Armstrong
Sayfa 17 - Pegasus Yayınları 1. Baskı 2017
Dinin kökeni üzerine bir çok kuram geliştirilmiştir.Ancak öyle görünüyor ki,tanrılar yaratmak insanoğlunun oldum olası yaptığı bir şeydir.
Batı'da Muhammed genellikle isteksiz insanlara zorla İslam'ı kabul ettiren bir savaş önderi olarak tanıtılır. Gerçeklik oldukça farklıdır. Muhammed yaşamı için savaşıyordu ve Kur'an'da bir çok Hristiyan'ın kabul edeceği bir adil savaş teolojisi gelişirken, hiçbir zaman kimseyi dinini değiştirmeye zorlamamıştı. Gerçekten de Kur'an ''dinde zorlama yoktur'' hükmünde çok açıktır.
Karen Armstrong
Sayfa 241 - Pegasus-Mayıs-2017
İsmail Mısır'ı Avrupa'nın bir parçası yapmak istedi ; tek başardığı gerçekte onu Avrupa kolonisi yapmak oldu.
Karen Armstrong
Sayfa 196 - ALFA - Temmuz - 2017
Bir liberal için çok heyecan verici görünen modern dünya, bir köktendinci için Tanrısız, anlamsız, hatta şeytani görünür.
Karen Armstrong
Sayfa 568 - ALFA - Temmuz - 2017
Tanrı, kendini her birine onların "algılama yeteneğine göre" farklı şekillerde göstermişti.* Bir hahamın sözleriyle, "Tanrı insana dayatıcı bir şekilde değil, kişinin onu benimseme gücüne göre görünür."
Hahamların bu çok önemli yaklaşımı, Tanrı'nın herkes için aynıymış gibi standart bir şekilde tanımlanamayacağı anlamına gelmekteydi. O, temelde öznel bir deneyimdi.


*Çıkış Rabba 8:2, Hagigah 13b; Çıkış (Mekilta) 15:3
Karen Armstrong
Sayfa 127 - Pegasus Yayınları
Tanrı Yahova yeryüzü ve gökyüzünü yarattığnda,yeryüzünde ne yaban bir çalılk ne de yeşermiş bir bitki vardı;çünkü tanrı Yahova yeryüzüne yağmur göndermemişti.Ayrıca yeryüzünü işleyecek insan da yoktu.
Bununla birlikte,yeryüzünden bir sel yükselmekte ve toprağı bütün yüzünü sulamaktaydı.Tanrı Yahova toprağın(adâmah) çamurundan insanı (adâm)şekillendirdi.
Ardından,ona yaşam nefesini üfledi;böylece insan canlı bir varlığa dönüştü.
İsrail ile Tanrı arasındaki ilişki o derece güçlüydü ki geçmişte kendilerini kurtardığında İsrailliler kendisine şunu söylerdi: "Bizi kurtarmakla, kendini kurtarmış oldun."
Karen Armstrong'un bu kitabı, sadece bir kitap değil, muhteşem bir bilgi hazinesi. Çok büyük emekler sarfedilerek yazılmış, Tanrı'nın ve dinlerin 4000 yılda, insanlar üzerindeki değişiminin hikayesi.

Kitap,Pagan dönemindeki Tanrı'lardan başlayarak,her türlü inançtaki Tanrı mefhumunu ele alıyor.Bunu yaparken de, bütün kutsal kitaplardaki ve mitolojik kitaplardaki ifadelerden, farklı dinlere ait din bilginlerinin,bilim insanlarının,filozofların hatta ve hatta sahte peygamber ve tarikat liderlerinin yazdıklarından, ilgili bölümler sunarak, insan ruhundaki Tanrı gerçeğinin 4000 yıl boyunca nasıl evrelerden geçtiğini bize gayet objektif bir şekilde yansıtıyor. Tabiiki aynı zamanda din konusunun da ne aşamalardan geçerek günümüzdeki şekline geldiğini bize anlatıyor.
Yukarıda da bahsettiğim gibi o kadar çok kişi ve kitaplardan, geniş alıntı ve anlatımların olması, elbette kitabı okumayı zorlaştırıyor. Bundan dolayı ele alıp bir roman gibi hızlı bir şekilde okunacak akıcı bir kitap değil. Sakin sakin ve uzun zamanda insanın bilgileri sindire sindire okuyacağı bir kitap özelliğini taşımaktadır. Dolayısıyla kitap, bir çok insan tarafından sıkıcı olarak değerlendirilebilir. Ama içerdiği bilgileri tek tek okumaya kalksanız kütüphaneler dolusu kitap okumanız gerekir. Yazar, bütün bunları bizim için okuyup derlemiş ve 600 sayfa da toplamış.

Ben beğenerek okuduğum bu kitabın, sıkılarak ta olsa okunmasını kesinlikle tavsiye ediyorum.
Karen Armstrong'tan müthiş bilgiler içeren bir kitap daha. Armstrong bu kitabında, üç semavi din olan Yahudilik, Hristiyanlık ve Müslümanlıkta ki mezhepler ve köktendincilik üzerine oldukça geniş bilgiler veriyor.

İtiraf etmeliyim ki, bu kitabı okumadan önce Yahudilikte de mezheplerin olduğu konusunda hiç bir bilgim yoktu. Nedense sadece İslamiyet ve Hristiyanlıkta mezhepler var olarak biliyordum. Ayrıca köktendinciliğin ise çevremizde gelişen terör olaylarından esinlenerek veya hep İslami odaklı olduğu bize empoze edildiğinden dolayı, diğer dinlerde böyle bir aşırılığın olduğunu kesinlikle tahmin etmiyordum.

Oysa her üç dinde de, birbirini can düşmanı olarak gören mezheplerin ve tarikatların mevcut olduğunu, ayrıca her üç dininde azımsanamayacak miktarda köktendinci cemaatlarının bulunduğunu ve bunların zaman zaman yaptıkları eylemlerle insanlara büyük zararlar verdiklerini bu kitap bize ayrıntılı olarak anlatıyor.

Yüzyıllardır süren dinler arası veya aynı dinin mezhepleri arasındaki çatışmaların konu olarak anlatıldığı kitap oldukça akıcı bir dille yazılmış. Zaman zaman, özellikle
öne çıkan mezhep ve tarikat önde gelenlerinin fikirlerinin açıklanması bölümlerinde, biraz karışıklıklar ve sıkıcılık olsa da , genelde gayet kolay okunan bir kitap özelliği taşımaktadır.
Kitapta, tabii ki eleştirilecek bazı eksiklikler de mevcut. Uzak ve yakın tarih boyunca gelişen bu kadar çok olay anlatılırken, çok önem taşıyan iki büyük olayın anlatılmamış olmasını ben büyük eksiklik olarak değerlendiriyorum.

Bunlardan birincisi Haçlı Seferleri. Bu konuda sadece arada bir kaç cümle edilerek geçiliyor. Bunu belki de yazar tamamen ayrı bir kitap halinde hazırlamayı düşünmüş olabilir diye tahmin ediyorum. Ama yine de bu kitapta biraz daha geniş olarak ele alabilirdi diye düşünüyorum.

İkincisi ise, yazar Ortadoğudaki çatışmaları geniş bir şekilde anlatırken nedense 1982 yılı eylül ayının bir pazar sabahında, Yahudi komutanların izniyle, Hristiyan Falanjistlerin Sabra ve Şatilla kamplarına girerek burada yaşayan kadın,erkek,yaşlı ve çocuklarda dahil yaklaşık 3 bin Filistinli Müslümanı katletmelerinden hiç bahsetmiyor. Tarihin en büyük ve en acı katliamlarından biri olan bu olayın bu kitapta bahsedilmemesi bence kitabın en büyük eksikliği.

Yukarıda bahsettiğim eksiklikler dışında kitap üç semavi din konusunda çok aydınlatıcı ansiklopedik bilgiler içeren muhteşem bir kitap. Ben kitabı, özellikle bu konulara eğilimli olan kişilerin mutlaka okuması gereken bir kitap olarak değerlendiriyorum.
Ben bu tarz kitapları çok seviyorum bilimsel araştırmalar içeren ve gerçekten kanıtlara dayanan. Bu kitabı da çok sevdim. 3 dinin bütün yanlarını basından sonuna kadar ele almış. Tamamen tarafsız olmaya çalışmış. Genelde her dinin taraftari diğer dinleri kötüler. "Gerçek olan bizimki" gibi bi görüş benimser. Ama yazar bunu yapmamış. Üç dini bütün yönleriyle artıları ve eksileriyle ve edindiği tüm çalışmalarla anlatmış. Bence kesinlikle okunması gereken bir kitap. Umarım sizde okursunuz.
Yazar okuruna önce mitin tanımını yapmış , ardından 6 farklı dönemde insanların mitolojiye bakış açılarını , yaşantılarının ve tahayyül gücünü mitolojiye nasıl yansıttıklarını , mitolojiye neden ihtiyaç duyulduğunu , pek çok örnekler göstererek , gerek betimleme , gerek karşılaştırmalar yaparak okura aktarmıştır . Bu eserde geçmişten günümüze mitolojinin uğradığı değişim süreci gözler önüne serilmiştir .
Adından da anlaşılacağı üzere kitap, tanrı kavramına 4000 yıl öncesinden başlayıp yakın zamana kadar olan bakış açılarından bahsediyor. Bugünkü tanrı algısı meğer ne aşamalardan geçmiş. Hangi algı doğrudur bundan emin olamayacağız. Uğruna ölünecek bir bilgi varsa onun da işte bu bilgi olduğunu düşünüyorum. Bu bakış açıları içinde, putperestlikten tek tanrı inancına, semavi dinlerden filozofların tanrı inancına, mistiklerden reform ve aydınlanmacıların tanrıyı algılayışlarına kadar pek çok yaklaşım var. Yazar, her dönemin kendi içindeki inanç sebeplerini olabildiğince tarafsız bir biçimde aktarmış. Eser sıklıkla tekrar içeriyor. Bu hem iyi hem de kötü. İyi çünkü daha önce okunmuş ama anlaşılmamış yerlere yeniden bakma imkanı veriyor. Kötü çünkü tekrarlar kötüdür :) Kitap kendisini bana 150. sayfadan sonra açtı. Bu da 11 bölümlük kitabın 3. bölümünün ortalarına tekabül ediyor. Diğer okurların da ilk 100-150 sayfa için sabırlı olmalarını tavsiye edebilirim. Yazar bir din seçseydi, sanıyorum İslam'ı seçerdi. Kitap okurken kırmızı kalemle satırları çizen biri olarak, bu kitap için 1 kırmızı kalem tükettiğimi söylemeden geçemeyeceğim. Son olarak, okuduğum kitap Pegasus Yayınları'nın Ocak 2017 baskısı.
Geliştirdiği Tanrı kavramına anlam arayan insanın 4000 yıllık tarihi.Paganizmle başlayan, tek tanrılı dinlerle devam eden bu süreçte Tanrı kavramının, dinlere, kültürlere, mistiklere, filozoflara hatta peygamberlere göre bile değiştiğini görüyoruz. Neticede her kültürde , her dönemde, bakış açısına ve birikime bağlı olarak Tanrı algısı değişiyor. İlk olarak İbrahim ve Musa'nın iddia ettiği üzere vahiyle gelen emirler doğrultusunda , uzun yıllar içinde tek Tanrılı(Yehova) inanç kavramı geliştiriliyor.Doğuda Musevilik yayılırken, Batı'da Yunan medeniyetinde, Platon ve Aristo gibi filozofların felsefeyi insan yaşamına sokmasıyla Mitolojik Tanrıların hakimiyeti sarsılıyor.Tarihe baktığınızda yeni dinlerin çıkışı çoğunlukla halkın göç, doğal felaketler, savaşlarla buhrana düştüğü dönemlere denk geliyor.
Bu arada Hindistan'da Sidarta Gotama (Buda;uyanmış kişi) peşine düştüğü yaşam ve ölümün ardındaki gerçeğin arayışı sonucu ruhani aydınlanmayı yaşıyor.Budizm'e göre insanlar uykudadır. Yaşam bir yanılsamadır.Buda acı çekerek, benliğinden vazgeçerek , belli aşamalardan geçerek NİRVANA ya ulaşmıştır, aydınlanmıştır. Yani Buda'nın Tanrı'sı aydınlanmadır.
Bugün resmi olarak yaklaşık 2.5 milyar mensubu bulunan İseviliğin kurucusu İsa ile ilgili neredeyse hiçbirşey bilinmiyor. Yalnızca bugünkü Filistin topraklarında doğmuş, olağanüstü güçlere sahip( hastaları iyileştiren vs. )biri olduğu rivayet olunuyor. Başlangıçta Yahudiler onu bekledikleri mesih olarak görüyor, takipçileri onun karakterini baz alarak yeni bir inanç sistemi ortaya çıkarıyor.Teslis inancı (baba-oğul- kutsal ruh mitosu).
Son olarak M.S 600 lü yıllarda Arap yarımadasında Muhammed Hira mağarasında melekler vasıtasıyla gelen vahiyleri ailesi ile paylaşıyor. Bir süre sonra Müslümanlık yayılmaya başlıyor.
Kutsal kitaba sahip olan tüm dinlerde kitaplar peygamber dışındaki zatlar tarafından peygamberlerin ölümünden çok sonra kaleme alınıyor. Tabi bu öğretiler zaman içinde çok farklı yorumlara neden oluyor ve bu nedenle zamana ve bölgeye göre değişikliklere uğruyor. Her din kendi içinde farklı mezheplere ayrılıyor. (Hani derler ya '' gerçek müslümanlık bu değil''.Gerçek müslümanlığı kimse bilmiyor.)
İnsan neden Tanrı kavramını yarattı?Neden tapınma ihtiyacı duydu? Çünkü insan zayıf bir varlıktır. Nerden geldiğini ve nereye gideceğini bilmemektedir. Ölüm korkusu, belirsizlik, güçsüzlük, sığınma ve tapınma ihtiyacı insanın psikolojik yapısından gelir. İnsan istemektedir.Gücü, ölümsüzlüğü,huzuru. Yarattığı bu Tanrı'ya ne tür anlamlar atfetti?
Paganizm ve sonrasında Tanrı(lar)ın insanın çok üstünde, olağanüstü bir güç olduğu düşünüldü.Aristo ya göre o uzakta hayata müdahale etmeyen, herşeyin ötesindeydi. Kutsal dinler başta Tanrıyı koruyucu, kollayıcı, merhamet edici olarak lanse ederken (sanırım bu dizginlenmeye, yönetilmeye çalışan barbar insan kalabalıklarını etkilemedi) zamanla Tanrının daha ürkütücü, cezalandıran, yasalarına uyanı ödüllendirip, günah işleyenleri cehennemle cezalandıran bir Tanrı figürünün daha etkili olacağını düşündüler.
Olmuyordu.İnsan ortaya konulan dini inançlar, yasalarla huzur bulamıyor, bu dünyaya fırlatılmış olmanın acısından kurtulamıyorlardı.Her ne kadar din otoriteleri yöneticilerle ortaklaşa bir şekilde inançları baskı için kullansalar da, insanın arayışı devam ediyordu.Böylece her din içinde mistik arayışlara giren kişiler, farklı yorumlar ve öğretiler ortaya atıyor, kendine müritler buluyordu. Yahudilikte Sabetaycılık, Kabala, Hristiyanlıkta Luther'in öğretisi, İslam da Muhyiddin Arabi ve Mevlana'nın öğretileri gibi. Mistiklerin Tanrı'sı kutsal kitapta belirtilen uzak, buyurucu, adaletsiz( belli insanları seçip kutsayan) ve koşulsuz boyun eğiş bekleyen Tanrı'dan farklıydı. ''Tanrı'nın herkese yaptığı vahiyde tekildir.Herkes ancak kendi Tanrısını bilir.O'nu başka insanlarla aynı şekilde bilmemiz olanaksızdır'' der. Tanrı'nın insanın derinliklerinde olduğunu, ona ulaşmak için çaba gerektiğini belirtir.Bi nevi Buda'nın öğretisiyle benzerlikler içerir.Dogmatik dinlerin Tanrı'sı insanları savaşan taraflara bölerken mistiklerin Tanrı'sı insanları birleştirir.
Filozoflara baktığımızda, kimileri Tanrı'ya akılla ulaşılamayacağını vurguluyor, onu tamamen metafiziksel bir kavram olarak nitelendiriyor( inancın bilime ve kesinliğe gereği yoktur), kimileri aklın gücünü öne çıkarıyordu. Rönesans ve sonrası , bilimsel gelişmelerin yaşandığı dönemler de, insanların doğa karşısında aciz kalmalarını engelleyecek icatların ortaya çıkması insanın kendine güvenmeye başladı. Bazı filozoflar aciz insanı kollayan bir baba gibi gördükleri Tanrı'ya artık ihtiyacı kalmadığını düşünmeye başladılar.Schopenhauer gibi. Aforoz edilen panteist spinoza gibi. Ve Tanrı'nın öldüğünü söyleyen Nietzsche gibi.
Bilimsel gelişmelerle birlikte Batı dünyasında laik bir anlayış hakim olurken, İslamiyet kronik bir biçimde ilerlemenin karşısında olan kaderci bir din olarak kaldı.
İnsanlar boşluğa ve yalnızlığa dayanamazlar. Yeni bir anlam odağı yaratmakla boşluğu dolduracaklardır. Köktendinciliğin putları TanrıTanrının yerine geçecek kadar iyi değildir…
Muhteşem bir kitap. Şu ana kadar doğru bildiğiniz şeylerin nasıl da yanlış olduğunu göreceksiniz...bana göre liseyi bitirmeden her gencin okuması gereken bir kitap..
Ufuk açıcı kitaplardan biri.Derinlemesine bilgiler var bu açıdan ilgi duymayanlar için sıkıcı gelebilir.Paganizm,semavi dinler,aydınlanma çağı,ateizm... Çıkış noktalarından,yükseliş ve akıbetlerine kadar her şey var.Özellikle topraklarımızda hüküm süren İslam'ı incelemek size bakış açısı kazandıracak.Silkelenmeye hazır olun.
Kitap medeniyet süreçleri, tarih, felsefe, siyaset ve din adına oldukça yararlı konulara değiniyor. Bazı bölümlerde ayrıntılı şekilde açıklamalara başvurulduğu için okuyucu biraz yorabiliyor ancak bu alanlara ilgi duyan, merak eden okuyucuların kaçırmamaları gereken türden bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Karen Armstrong dinler konusunda tarafsızlığıyla ve farklı bakış açısıyla hayran bırakıyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Karen Armstrong
Unvan:
İngiliz Dinler Tarihçisi / Yazar
Doğum:
Wildmoor, 14 Kasım 1944
Katolik bir rahibe olarak yedi yıl geçirdikten sonra 1969'da ayrıldı ve Oxford Üniversitesi'nden edebiyat lisans diploması alıp Londra Üniversitesi'nde modern edebiyat dersleri vermeye başladı. Aynı zamanda bir kamu kız lisesinin de İngilizce bölüm başkanlığını yaptı. 1982'de serbest yazarlığa ve görsel yayıncılığa başladı ve 1983'te ortadoğuda St. Paul'ün eserleri ve hayatını konu alan altı bölümlük bir belgesel dizisi çekiminde görev aldı. Diğer televizyon çalışmaları Varieties of Religious Experience (Dini Tecrübenin Türleri, 1984) ve Tongues of Fire (Ateşten Diller, 1985) gibi yapıtları içermektedir ki ikinci yapıt dini ve şiirsel ifade ile ilgili aynı isimli bir antoloji oluşturması ile sonuçlanmıştır. 1988'de (ve 1991, 2001 sonraki baskılar) yayınladığı Holy War (Kutsal Çatışma) adlı eseri batıda sert eleştirilere hedef olmasına yol açmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 29 okur beğendi.
  • 179 okur okudu.
  • 56 okur okuyor.
  • 442 okur okuyacak.
  • 20 okur yarım bıraktı.