Katherine Mansfield

Katherine Mansfield

8.2/10
18 Kişi
·
53
Okunma
·
16
Beğeni
·
1.697
Gösterim
Adı:
Katherine Mansfield
Tam adı:
Kathleen Mansfield Murry
Unvan:
Yeni Zellandalı Yazar
Doğum:
Wellington, Yeni Zelanda, 14 Ekim 1888
Ölüm:
Fontainebleau, Fransa, 9 Ocak 1923
Katherine Mansfield, 1888’de Yeni Zelanda’nın Wellington kentinde doğdu. Yazar olmak amacıyla 19 yaşında Yeni Zelanda’dan ayrılarak İngiltere’ye yerleşti. İlk düş kırıklıklarını, karamsar öykülerinin yer aldığı In a German Pension (1911, Bir Alman Pansiyonunda) adlı kitabında dile getirdi. Yeni Zelanda’daki aile anılarıyla çok güzel çağrışımlar içeren bir dizi öyküyü Prelude (Başlangıç) adıyla 1918’de yayınladı. Bunları ve öteki öykülerini bir araya getiren Bliss (1920, Mutluluk) ününü pekiştirdi. 1922’de yayınlanan The Garden Party (Garden Parti) adlı kitabıyla yeteneğinin doruğuna ulaştı. Yaşamının son beş yılında veremle mücadele ettikten sonra 1923’te Fransa’nın Fontainebleau kentinde öldü. Son öyküleri ölümünden sonra The Dove’s Nest (1923, Kumru Yuvası) ve Something Childish (1924, Çocukça Bir Şey) başlıklı kitaplarda toplandı.Şiirsel öğelerle süslü farklı bir düzyazı üslubu geliştiren Mansfield, psikolojik çatışmalar üzerinde odaklanan, incelikle işlenmiş öyküleriyle kısa öykünün bir edebiyat türü olarak gelişmesine önemli katkıda bulundu.
“Biri, onu sevmemin nedenini ille de açıklamamı isterse, bunu ancak şöyle yanıtlayabilirim, sanıyorum: Çünkü o, oydu, ben de bendim. (Montaigne)”
Sabahın dördünde kalktım, o zamandan beri trafik gürültüsünden başka bir şey işitmedim. Duyduğum tek şey, kırlara, ormana, bahçelere, ilkbahar orkestrasının korosuna büyük bir özlem.
yalnız insanlar, yalnızlıkla yüz yüze gelmektense, sokaklarda dolaşırlar, olup bitenlere gözlerini dikip bakarlar, içerler.
Dünyanın döndüğünü bilmek ve düşünmek, fakat duruyor olduğuna yemin ettirecek hareketsizliği yadırgamamak gibi bir şey.
Yeni Zelanda doğumlu Kathrine Mansfield İngiltere'de edebiyat eğitimi gördükten sonra Otuz dört yaşında hayatını kaybediyor. Erken yaşta kaybedilen Mansfield şüphesiz edebiyat dünyası için çok büyük kayıptır. Virginia Woolf'un da kıskandığım tek yazar demesi onun ne kadar değerli bir yazar olduğunu kanıtlar nitelikte. Tabii ki, burada Woolf'un Mansfield'ın yazım tarzıyla kendine yakın bulması da şüphesiz etken rol oynamıştır belki.

Efendim kitaba gelecek olursak; kitap on sekiz tane kısa öyküden oluşuyor. Yazım tarzına gelince; Mansfield bir çok yerde bilinçakışını kullanmış. Bu teknikle yazılan roman ya da öyküyü okuyanlar bilir. Belli bir olay örgüsüne bağlı kalmadan kahramanı yada kişiyi eş zamanlı deneyimleme imkanı bulursunuz. Bu da takip etmesi zor ama bir o kadar da gizem taşıyan bir olaydır.

Öyküleri okurken bir anda hikayenin içindeki derin hayallere doğru dalışa geçiverirsiniz. Kendinizi bambaşka dünyalarda bulmanız olasıdır. Kitap anlaması zor öykülerden oluşsa da Mansfield'ın büyüleyici betimlemeleri sizi kesinlikle kitaba yapıştırıyor diyebilirim. Mansfield'in kalemini Woolf kadar etkileyici gizem dolu ve akıcı buldum.

Mutlaka okunacak kitaplara girer mi bilmem ama bu kitabı okumak size ayrı bir deneyim, gizem ve bilgi katacağı şüphesizdir. Altı çizilecek kelimelerin bazen sizi sarsma noktasına kadar taşıyabilecek olması bu kitabı seçilir yapıyor. Kitabın on altı öyküsünü okuduktan sonra sabırsızlıktan hemen bu incelemeyi yazmayı uygun buldum. Zira daha fazla sabredemezdim. :)) Alın okuyun, deneyimleyin farklı bir şeyler yaşayın. Keyifli Okumalar :))
Katherine Mansfield, modern öykücülüğün önemli bir temsilcilisi kabul edilmekle birlikte bireylerin iç çatışmaları ve psikolojik hallerini betimlemekteki başarısıyla öne çıkar. Nesne ve olayların derinine gizlediği anlamlara rağmen öykülerinde yalın bir dil kullanır. Tüm bu özelliklerinin yanı sıra, bireyi irdelemekle kalmayıp, öykülerini yazdığı dönemin çatışmalarını da serpiştirir kelimeleri arasına. Albüm Yaprağı da Mansfield'ın bu özelliklerle bezenmiş 18 öyküsünden müteşekkil seçkisi. Farklı duyguların irdelendiği, farklı yapıda çeşitli yaş ve cinsiyetten karakterlerden oluşan öyküler yer almakta. Özellikle kısa öykülere ağırlık veren yazarın bu kitabında bizleri iki yarım sayfa uzunluğunda ve kısalığına rağmen oldukça etkileyici ve yüklü bir öykü karşılamakta. Sonrasında beğendiğim, orta karar bulduğum, beğenmediğim yahut fena halde bayıldığım öykülerle devam etmekte. Kitaba ismini veren Albüm Yaprağı isimli öykü de yine en beğendiklerimden. Yazar, psikolojik tasvir, döneminin sosyolojik yapısını yansıtmak, karakterlerini tüm yönleriyle ele almak ve kullandığı simgeler açısından teknik olarak başarılı olmakla birlikte bazı öykülerinde tüm bu etmenler güzel karışmamış gibi geldi bana. Ama bazılarında ince bir harmanlama ve duyguyu okuyucuya hissettirme mevcuttu. Öykü severler göz atmak isteyebilirler.
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı, öykü okumayı çok severim, o yüzden de kitabı okuma listeme eklemiştim.
Kitap hakkında gözüme hiç yorum çarpmadı, o yüzden olumlu-olumsuz görüşlere maruz kalmadım, beni etkileyecek bir durum olmadan da kitabı bitirmiş oldum. :)
Hayatın içinden çok da önemli olmayan herhangi bir konu üzerine sohbet edercesine diyaloglarla desteklenmiş kısa öykülerden oluşuyor. Hatta bazı öykülerin bir olay örgüsü bile yok, başlamasıyla bitmesi bir oluyor, sadece size duygu aktarımları ve karşıt fikirlerin anlaşmazlığı sonucu ortaya çıkan düşünceler kalıyor.
Birkaç öykü beni çok etkiledi, bunda da olay bütünlüğü ve bazı kelimelerin kullanımın birbirini çok güzel tamamlaması oldu, sayfalarca bir olayı okursunuz ama orada geçen bir kelime aslında olayın kilit anahtarı konumunda olur, sizi etkiler, öyle bir hissiyat verdi bana. :)
Genel olarak bakarsam ama daha güzel öyküler okudum, bu öyküler onların yanında beni aman aman etkilemedi. Eğer öyküyle aranız yoksa tercih ederken birkaç kere düşünmenizi tavsiye ederim, çok cazip gelmeyebilir. Öykü okumayı sevenlerdenseniz de beklentinizi düşük tutmanızı öneririm.

Son olarak da benim okuduğum eski basımıydı yenilerde nasıldır bilemiyorum ama bazı konuşmalarda geçen yabancı dildeki konuşmaların çevirileri yoktu, dipnot şeklinde onları da okumak isterdim.
Tamamen zaman kaybı, sonunu getirmek için kendimi çok zorladım ama daha fazla bu işkenceye katlanamadim. Bi daha hediye kitap istemiyorum. En azından beni tanımayan, okuduğum tarzı bilmeyen insanlar kitap almasın.
Dili mükemmel olan bir kitaptı. Yazarın betimlemeleri öyle mükemmel ki. Ama bununla beraber bazı öyküleri bir yere gitmiyor. Bazıları askıda kalıyor, okuduktan sonra "yani sonra?" diyorsunuz. Mutlaka okumalısınız diyemem ama yazarın dili açısından şans verilebilir.
Kısa Öykünün Ustalarından

Katherine Mansfield kısa öyküde bir ekoldür.
Her olayı hikayeleştirebilen bir yetenektir. Gözlem gücü muthistir.
Manfield, arkadaslarini evde toplar, onlarin gordugu ruyalardan yasadigi olaylara degin sorular sorar, notlar alir, daha sonra bunlari hikayelestirir. Kendi rüyalarini da yazar, hergün tuttugu bir günlügü vardir. Bu yuzden malzeme konusunda sıkıntı yasamamistir. Bu kitaptaki öykülerde, kahramanlarin ic dünyasindan dusunduklerine yasadiklarina herseyi o muthis gozlem gucuyle yazar. Mansfiel gibi kahramanlar da birer çay düskünüdür. Herseyi önceden sezebilen bu asil yazar, ölümünü de sezmis ve ölümüne dogru yazdigi hikayeler cok daha duygusal ve acıdır.
Adini duydugunuz da kalbinize hem nese hem de hüzün verebilen yazarlardandir Katherine Mansfield.

Yazarın biyografisi

Adı:
Katherine Mansfield
Tam adı:
Kathleen Mansfield Murry
Unvan:
Yeni Zellandalı Yazar
Doğum:
Wellington, Yeni Zelanda, 14 Ekim 1888
Ölüm:
Fontainebleau, Fransa, 9 Ocak 1923
Katherine Mansfield, 1888’de Yeni Zelanda’nın Wellington kentinde doğdu. Yazar olmak amacıyla 19 yaşında Yeni Zelanda’dan ayrılarak İngiltere’ye yerleşti. İlk düş kırıklıklarını, karamsar öykülerinin yer aldığı In a German Pension (1911, Bir Alman Pansiyonunda) adlı kitabında dile getirdi. Yeni Zelanda’daki aile anılarıyla çok güzel çağrışımlar içeren bir dizi öyküyü Prelude (Başlangıç) adıyla 1918’de yayınladı. Bunları ve öteki öykülerini bir araya getiren Bliss (1920, Mutluluk) ününü pekiştirdi. 1922’de yayınlanan The Garden Party (Garden Parti) adlı kitabıyla yeteneğinin doruğuna ulaştı. Yaşamının son beş yılında veremle mücadele ettikten sonra 1923’te Fransa’nın Fontainebleau kentinde öldü. Son öyküleri ölümünden sonra The Dove’s Nest (1923, Kumru Yuvası) ve Something Childish (1924, Çocukça Bir Şey) başlıklı kitaplarda toplandı.Şiirsel öğelerle süslü farklı bir düzyazı üslubu geliştiren Mansfield, psikolojik çatışmalar üzerinde odaklanan, incelikle işlenmiş öyküleriyle kısa öykünün bir edebiyat türü olarak gelişmesine önemli katkıda bulundu.

Yazar istatistikleri

  • 16 okur beğendi.
  • 53 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 94 okur okuyacak.
  • 6 okur yarım bıraktı.