Kemal H. Karpat Kemal Haşim Karpat

Yazar 8,6/10 · 60 Oy · 23 kitap · 131 okunma ·  40 beğeni

Yazarın Bilgileri

Yazar İstatistikleri

40 okur beğendi.
60 puanlama · 37 alıntı
0 haber · 1.110 gösterim
131 okur kitaplarını okudu.
210 okur kitaplarını okumayı planlıyor.
2 okur kitaplarını şu anda okuyor.
2 okur kitaplarını yarım bıraktı.

Yazar ile İlgili Haberler

Henüz ilgili bir haber eklenmedi.

Paylaş

ya da direk bağlantıyı paylaş

Kemal H. Karpat'ın Biyografisi

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. Washington ve Rewington üniversitelerinde siyasal ve sosyal bilimler üzerine master ve doktora yaptı. Romanya'da tarih ihtisasının ardından Amerikan tarihi, Rus tarihi, Ortadoğu tarihi ve Osmanlı tarihi konularında çeşitli kurslara katıldı. 20 ülkede yayımlanmış 130 makalesi ve 16 kitabı bulunmaktadır. Amerika'daki Türk Araştırmaları Cemiyeti'nin kurucusu ve başkanı, Orta Asya Cemiyeti'nin (ACAS) kurucusu. Şu anda İstanbul Şehir Üniversitesi Tarih Bölümünde Tarih Profesörü olarak çalışmaktadır.Türk Tarih Kurumu şeref üyesidir.

Yurtdışında en çok ilgi gören eseri Ottoman Population adlı çalışmasıdır. Kitap, Wisconsin Üniversitesi tarafından basıldı. TBMM Onur Ödülü sahibidir.

Kemal H. Karpat'ın Kitapları Kitap Ekle

7,6/ 10  (7 Oy) ·  17 Okunma
3. Türk Demokrasi Tarihi (Sosyal, Kültürel, Ekonomik Temeller)
9,3/ 10  (7 Oy) ·  15 Okunma
7. Osmanlı ve Dünya (Osmanlı Devleti ve Dünya Tarihindeki Yeri)
8,5/ 10  (4 Oy) ·  6 Okunma
Bütün Kitapları Göster
Lord Among Wolves, bir alıntı ekledi.
13 Nis 14:51 · Kitabı okudu · Puan vermedi

II. Mahmud tek başına devlettir, “Devlet için çalışacaksın, benim için çalışacaksın” der.

Dağı Delen Irmak, Kemal H. KarpatDağı Delen Irmak, Kemal H. Karpat
Lord Among Wolves, bir alıntı ekledi.
13 Nis 14:59 · Kitabı okudu · Puan vermedi

“Ya Rabbim” dedim, “bana sevebilme gücü vermişsin ve bu sayede beni gerçek insan yapmışsın.”

Dağı Delen Irmak, Kemal H. KarpatDağı Delen Irmak, Kemal H. Karpat
Lord Among Wolves, bir alıntı ekledi.
13 Nis 14:52 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Fransa’da kralın dediği gibi; “L’Etat c’est moi” yani “devlet benim”; II. Mahmud’da bunu görüyoruz. Eski Osmanlı devrinde bu yoktu. Zaten “derin devlet” vesaire gibi şeyler de sonra oluştu, İttihat ve Terakki devrinde, Cumhuriyet devrinde oluştu, ondan evvel “derin devlet” diye bir şey yoktu. II. Mahmud böylece kişiyle özdeşleşen devlet rejimini, yani kendi kişisel iktidarını kurdu. Buna bürokrasi karşı geldi, yani II. Mahmud’un yarattığı sözde modern bürokrasi. III. Selim zamanında da bürokrasi var fakat eskiden bürokrasi devlet içinde erimiş, onun bir parçası olmuş, toplumun da bir parçası olduğu için bunlar fark edilmiyor. Şimdi II. Mahmud bürokrasiyi, kurduğu sözde modern okullar yolu ile topluma hâkim olmak için yaratmış, yani totaliter bir düşünce ürünü olarak güçlendirmiştir ama bu şekilde yaratılan bir bürokrasinin geleceği de sağlam değil. O halde bürokrasi kendi varlığını emniyete almak için karşı geliyor, direniyor.

Dağı Delen Irmak, Kemal H. KarpatDağı Delen Irmak, Kemal H. Karpat
Lord Among Wolves, bir alıntı ekledi.
13 Nis 14:50 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Menderes “mal mülk sahibi olmak ayıp değil, çünkü aynı zamanda bu adam ekonomik güç yaratıyor” diyor

Dağı Delen Irmak, Kemal H. KarpatDağı Delen Irmak, Kemal H. Karpat
Lord Among Wolves, bir alıntı ekledi.
13 Nis 14:57 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Türk Müslüman halkının kimliğinin bir ifadesi ve timsali

Dağı Delen Irmak, Kemal H. KarpatDağı Delen Irmak, Kemal H. Karpat
Lord Among Wolves, bir alıntı ekledi.
13 Nis 14:05 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bir de hep kendimizi avuturuz ya “yarın yaparım” diye, bir de bakarsınız ki yarın kalmamış…

Dağı Delen Irmak, Kemal H. KarpatDağı Delen Irmak, Kemal H. Karpat
Lord Among Wolves, bir alıntı ekledi.
13 Nis 15:11 · Kitabı okudu · Puan vermedi

“İktidar bilakayd-ü şart milletindir” (Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir)

Dağı Delen Irmak, Kemal H. KarpatDağı Delen Irmak, Kemal H. Karpat
Lord Among Wolves, bir alıntı ekledi.
13 Nis 14:23 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Türkiye dahil her devlet, yirmi-otuz hatta yüz yıl sonrasını düşünerek tedbir almalı. Günlük etkilere reaksiyon göstermekle yetinen bir devlet ayakta kalamaz.

Dağı Delen Irmak, Kemal H. KarpatDağı Delen Irmak, Kemal H. Karpat
Lord Among Wolves, bir alıntı ekledi.
13 Nis 14:58 · Kitabı okudu · Puan vermedi

kader yazısına, alınyazısına biraz da hak vermek lazım.” Belki insanın göremediği, tayin edemediği bazı güçler var. Belki insanın kendi içinden gelen özlemler var, bu özlemler ve o özlemlerin yarattığı enerji insanı belli yollara sevk ediyor ve biz buna “alınyazısı” diyoruz ama

Dağı Delen Irmak, Kemal H. KarpatDağı Delen Irmak, Kemal H. Karpat
Bütün Alıntıları Göster

Kemal H. Karpat kitap incelemeleri

Ali Rıza MALKOÇ, Türk Siyasi Tarihi'yi inceledi.
24 Oca 13:30 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 9/10 puan

24.01.2018

Kitap İnceleme Yazısı

Kitap Adı: Türk Siyasi Tarihi

Yazarı : Prof.Dr. Kemal H. Karpat

Yayıncı :Timaş

Sayfası : 368


Bu alanda daha önce okumuş olduğum kitaplar:

1# Türkiye’de çağdaşlaşma (Prof.Dr. Niyazi Berkes) 2# Değişen Dünyada Sosyoloji (Prof.Dr. Veysel Bozkurt) 3# Atatürk ve Aydınlanma ( Prof.Dr. Kemal Arı) 4# Türkiye’nin yakın tarihi (prof.Dr. İlber Ortaylı)


Her birinden ayrı ayrı deneyim, ders ve izlenimler edindim. Bu kitap ise, yakın tarihimizde karşılaşılan politik hataları, demokrasiye müdahale nedenleri ve sonuçlarını değerlendirmiş.

Gelinen noktada şunu anlıyoruz ki; hatalardan fazlaca bir ders çıkaramamışız.

Milli Mücadele gibi bir millet mucizesi ile, vatanı uçurumun kenarından kurtarmışız, fakat onu yönetme, koruma, kollama ve yüceltmede ne yazık ki acze düşmüşüz.

Cumhuriyetin ilk yıllarında geçiş dönemi olarak tek parti yönetiminin tercihi belli ki bir öngörü değil zorunluluktu. Bunu eleştirenler ve dedeleri sanki on partili bir tercihle mi sandığa gitmişti. Sorunların parti sayısından değil, kafa yapısından kaynaklandığı anlaşılıyor.

Bir padişahın fermanı ve tercihi ile her şey şekillenmiyor muydu?

Tarihi olay ve gerçekleri, zamanın şartlarına göre değerlendirmek gerekir.

Sonraları Atatürk’ün istek ve önerileri ile, denge, denetim ve rekabet olsun diye ikinci bir parti kurulmuştur. Beklenilen gayenin dışına çıkılınca kapatılmıştır.

Bizimle aynı yıllarda varoluş mücadelesine giren, Japonya, Almanya, Finlandiya, İtalya, Hindistan gibi ülkeler bu tür yönetim kavgalarını kısa sürede aşarak, bilim, teknoloji, medeniyet ve aydınlanma yolunda bizi geçmişlerdir.

CHP’den ayrılan bir grup DP’yi kurmuş, DP’den ayrılan bir başka partiyi kurmuş. CHP’den ayrılan başka bir grup bir diğerini kurmuş. Sonra ayrılanların bir kısmı birleşmiş, başka bir parti kurmuş.

Ayrılıp başka bir parti kuranlar anlaşamayınca ayrılıp eski partilerine dönmüşler.

Tekrar yönetim, özgürlük ve inanç konusunda anlaşamayıp ayrılmışlar.

Eline yönetim gücünü geçiren, diğerini yok sayıp ortadan kaldırma arayışına girmiş.

Kin, nefret ve cehalet diz boyu yani.
Her iktidarın nasıl geri dönülmez hatalar yaptığını, yazar çok güzel vurgulamış.

O kadar karışık bir politika anlayışı ve arayışı yaşamışız ki, yılan hikayesi tabiri bu olaylar için tanımlanmış olsa gerek.

Varsayımlarla hareket edip tarih yorumlanmaz ama, Gazi Mustafa Kemal Atatürk 20 yıl daha yaşasaydı sanırım ülkenin kaderi daha başka olurdu.

Bu koltuk ve yönetim kavgası ile yaşayan grupların; ekonomik pastayı büyütme, istihdamı, sanayi yatırımlarını, birlikte büyültme çabası pek olmamış gibi görünüyor.

Yaşanan olayları tahlil ve analiz ettiğimizde; asker, siyaset, hukuk, din, bilim kavramları arasında bir uyum ve dengenin olmadığı görülüyor.

Atatürk’ün bin bir titizlik, araştırma, danışma ve sorgulama ile Türk Milletine armağan ettiği, özgürlük, eşitlik, demokrasi, kültür, sanat ve medeniyet anlayışı, devrimler, bilimsel öngörülerden oluşan toplum elbisesi, bize birkaç numara büyük geldiği, beyin ve gönül dünyamızın anlayamadığı anlaşılıyor. Peki bunu bir alternatifi var mıydı? Alternatifi neydi peki? Ülkeyi belki de beşe bölmek, Fransızlara, İngilizlere, İtalyanlara, Yunanlılara, Ermenilere teslim etmek. Türkler de azınlık olarak sığıntı şeklinde yaşam sürmesi. Bırakın özgür bir ulus olmayı, Libya, Irak, Mısır, Suriye gibi bile kalamazdık.

Bu tür yakın tarih eserlerini, sosyoloji, psikoloji, felsefe, hukuk, bireysel ve kurumsal gelişim eserleri ile pekiştirenlerin aynı kanıya varacaklarını tahmin ediyorum.

İbret alıp, hataların tekrarının önlenmesi için, geçmişin tecrübesi, günümüzün ışığıyla, geleceği planlamak düşer bize.

O ruh, güç ve anlayış hepimizde var. Yeter ki direksiyonu doğru yöne kıralım.

Başka bir kitap tanıtım yazısında buluşmak dileğiyle.

24.01.2018

Ali Rıza Malkoç

#armozdeyis

http://www.arm.web.tr

Mehmet Y., Balkanlar'da Osmanlı Mirası ve Milliyetçilik'i inceledi.
13 Tem 2016 · Kitabı okudu · 5 günde · Puan vermedi

Ağır ağır okunacak çok kıymetli bir derleme olmuş. Kemal hocanın çok farklı tarihlerde Balkanlar üzerine yazdığı yazılarından oluşuyor. Balkan Coğrafya, tarih ve kültürüne ilgi duyanlar için çok önemli bir eser.

serdar şahin, Osmanlı'dan Günümüze Edebiyat ve Toplum'u inceledi.
14 Kas 2015 · Kitabı okudu · 18 günde · Beğendi · 7/10 puan

19. yy.dan itibaren edebiyatımız hangi aşamalardan geçmiş, toplumun sosyolojik, kültürel, politik ve ekonomik yapısı insanımızın duygu ve düşüncelerini nasıl etkilemiş ve bunlar edebiyatımıza nasıl yansımış, bütün bu hususları anlamak için Kitabı okumaya başladım. Böylece Halit Ziya Uşaklıgilden, Reşat Nuri'ye, Sait Faik, Yaşar Kemal'den Orhan Pamuk'a Türk edebiyatımızın eserlerini okurken yazarların bulunduğu dönem, yazarların etkilendikleri fikirler ve akımları göz önünde bulundurarak kitaplarda yer alan fikirleri, konuları, hikayeyi ve edebi nitelikleri daha iyi anlayabileceğimi düşündüm.

Kitap benim için çoğu yerinde bu beklentilerimi karşıladı (kitap her ne kadar ana konuya 69. sayfasında girebilse de). Türk Edebiyatından bu zamana kadar Reşat Nuri, Halide Edip, Yakup Kadri ve Yaşar Kemal ağırlıklı okumalarım oldu. Ancak bu kitapları da seneler evvel okumuştum. Bu yüzden Kemal Karpat'ın yazdıklarının, tespitlerinin ne kadar doğru ve yerinde olduğu hususlarında eleştiri yapabilecek bir durumda görmüyorum kendimi. Bu yüzden özellikle 1000kitap sitemizdeki kitap kurtlarımızın kitabı okumasını ve değerlendirme yapmasını arzu ediyorum.

Ama benim anladığım temel nokta, orta sınıfın doğması ve yabancı eserlerin tercümesi ile ilk hikaye ve romanlarımız yazılmaya başlanıyor. Kemal Karpat bu ilk eserleri edebi nitelikten ve derinlikten uzak buluyor. Ancak milli edebiyat dönemi yazarları ile belirli bir kıvama gelindiğinden bahsediyor. Özellikle Üç Kemal (Orhan Kemal, Yaşar Kemal ve Kemal Tahir) ile ilgili tespitleri ilginç. Her bir yazarın belirli birkaç konuda üstün olduğunu belirtiyor ve üçü bir yazar olsaydı o zaman Tolstoy tarzı dünya çapında romanlarımız olurdu diyor. Ya da ben yanlış anlamış olabilirim. Mümkün mertebe alıntılar vereceğim sizlere.

Sonuç olarak, bence artılarıyla eksileriyle (ki eksik kısımlarını değerlendirebilmek benim haddim değil) Türk edebiyatının 19. yy. dan günümüze geçirdiği evrimleri bilmek, biz okurlara çok şey katacaktır. Belki de bu tarz kitaplar üniversitelerde, hatta liselerde okutulmalıdır.

ramazan k., Osmanlı'dan Günümüze Edebiyat ve Toplum'u inceledi.
 09 May 2016 · Kitabı okudu · 6 günde · Puan vermedi

Geçtiğimiz günlerde yazdığım bir blog yazımda İletişim Yayınları'ndan çıkan Tolstoy'un Kazaklar eserindeki birkaç yazım hatasını not etmiştim. Bu kitabı okuyunca Editor kavramı üzerine bir kez daha düşünülmesi gerektiğine karar verdim. İletişim'den de özür diliyorum. Timaş'tan çıkmış bu Kemal Karpat kitabında o kadar çok yazım hatası var ki, belki yüzlerce desem abartmış olur muyum bilmiyorum. Editör beyfendiye selam olsun.
Kitap hakkında yazdığım blog yazımı merak edenler için linkini veriyorum:
https://karakugublog.wordpress.com/...plum-kemal-h-karpat/

Tuna Ç, Türk Demokrasi Tarihi'yi inceledi.
02 Haz 2017 · Kitabı okudu · 72 günde · Beğendi · 9/10 puan

Kemal Karpat, tarihimizin belki de en çok çalışan tarihçisi. Okurken, yahu bu adam Kemalist gidiyordu derken Osmanlıcı, Liberal mi acaba derken tam bir devletçi olduğunu düşünmeye başlıyorsunuz. Bu muhtemeldir ki o kişi dönemin ruhuna kaynaklarına tarafsız yaklaşabilecek erdeme kavuşmuştur. Türkiye'de sayılı eserlerden biri olan Türk Demokrasi Tarihi, ülkenin yalnızca bir asırda tebadan, demokratik haklar talep eden bir topluma evrilişinin kısa bir tarihidir.

N. E. A., Osmanlı ve Dünya'yı inceledi.
24 Kas 2017 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

"Dünya tarihi neden Osmanlı tarihi olmadan eksik kalır?" Osmanlı dönemini farklı bir açıdan ele alarak Türklerin dünya tarihinde oynadığı önemli rolü belirtmek ve bilhassa modern Avrupa'nın doğuşunu hazırladığını vurgulamak… Geri kaldığı düşünülen Osmanlı'nın ötesinde, köklü bir varlığı olan ve dünya çapında etkilerini Avrupa ve Ortadoğu'da sürdüren bir başka Osmanlı'nın bulunduğunu anlatmak… Osmanlı Devleti'nin tarihini ve idare sistemini inceleyip anlamak ve elde edilen tecrübe ve bilgileri bugünün sorunlarını çözmek için kullanmak… Ve daha fazlası…

Osmanlı ve Dünya, Osmanlı Devleti'nin dünya tarihindeki yerini olduğu kadar, modern tarihin oluşumundaki rolünü de ortaya çıkarmaya yönelik ilk girişimlerden biri...
(Tanıtım Bülteninden)

Okumaya başladığım zaman nasıl bir kitap ile karşılaşacağım hakkında pek bir fikrim yoktu. Osmanlı'nın dünyaya katkısı başlığı adı altında 'kendi alanlarında' uzman bu kişi aceba bana ne katacaktı?
Kitap bittikten sonra gerek konuyla alakalı gerek konuya paralel bir çok şey öğrendiğimi beyan etmeliyim. En önemlisi Osmanlı hakkında konuşmayı veya yazmayı kabul eden, bunu önemseyen (!) batılı uzmanların bakış açılarını görmek bana çok şey kattı.

Erken dönem Batılı tarihçiler, Osmanlı'yı sadece 'batı kaynaklarından' yazdıklarını ve yanlış anlattıklarını itiraf etseler de biz onlar gibi olmayacağız. Kendi tarihimizi tabi ki önce kendi tarihçilerimizden sonra gerekirse dünya tarihçileri gözüyle tekrar okuyacağız.
Bir çok yeri çizdim ve not aldım. Geliştirici olduğu kesin. Çok dikkatimi çeken bir kaç yeri paylaşmak istiyorum.

Bu konferans olacağı zaman Üniversitedeki kompleksli bazı türk öğrencilerin profesör Karpat'a gerici diyerek karşı çıkması, hayrete düşüren bir durumdu.

En şaşırtıcı nokta elbette ki Helenistlerin ortaya attığı "Osmanlı Bizans devletinin kopyasıdır. Onun yönetim şeklini devam ettirdiği için ve devşirme sistemiyle başa gelen(!) Hristiyan çocukları devleti güzel yönettiği için o kadar uzun yıllar yaşayabildi." gibi saçma, delilsiz teorilerin yıllar yılı batıda kabul gördüğü ve daha fecisi üniversitelerde okutuldu gerçeği!!!
Bu söylemi bizzat şimdi batılı proflar inkar ediyor. Ne hazin bir cahillik!

Kitapta kimi yazılar (anlatıcıya göre) sıkıcı. Kimi ise gayet akıcı. Ama hepsinden illa bir şey öğreniyorsunuz.
Şayet iyi bir Osmanlı okuyucusuysanız, yazılar içindeki doğru gibi aktarılan (hala, evet) teorileri anlayabilirsiniz. Ama değilseniz, kafanız karışabilir.
Ben beğendim. Tavsiye ederim.
Bu konferans Amerikada yapıldığı için olabilir gene görmezden gelinen bir çok şey olmuş, bana göre.
Her uzman haklı olarak sadece kendi tarafından konuya bakmış.
Sonuç ben şunu çıkardım.
Batı Osmanlı Tarihi konusunda çok cahil. Bunu kendileri de itiraf ediyor. Nedense Osmanlı Tarihi hep bir kenara itilmiş. Oysa Arap, Balkanlar, Asya, Afrika ve hatta Batı ve dahi Amerika tarihi Osmanlı olmadan işlenemez. Başka bir deyişle şimdi devlet olan bir çok devlet o dönemde Osmanlı'nın vilayetiydi. Şimdi güçlü olan veya takılan bir çok devlet ya o dönemde yoktu ya da Osmanlı'ya vergi ödeceyecek kadar onun emrine amadeydi. Yukarıdaki topraklarda devlet olmuş devletler, tarihlerini Osmanlıyı katmadan inceleyemezler.
Batı adını verdiğimiz şu camia, Batı medeniyeti (sözüm ona öyle bir şey varsa) olma yönündeki ilerleyişini (ilerleme denirse) Osmanlı'ya ve dahi Osmanlı'nın yıkılışına borçludur.
Söz uzar. Burada keselim. Kitap eksikleri olmakla birlikte güzel. Okunabilir.

serdar şahin, Kısa Türkiye Tarihi'yi inceledi.
22 Şub 2016 · Kitabı okudu · 63 günde · Puan vermedi

Kemal Karpat'ın "Osmanlı'dan Günümüze Edebiyat ve Toplum" isimli kitabını beğenmiş olarak bu kitabı büyük bir heyecanla elime aldım. Detaylarını çok merak ettiğim toprağımızın son 200 yüzyıllık macerasını objektif bir kalemden görebilmekti hedefim. İlk önce demeliyim ki kitabı 2 aya yaygın bir sürede okuduğum için kitaptaki olayların birbirleri ile olan neden-sonuç ilişkilerini kurmada zorluklar çektim. Bu sebeple kitabın mümkünse bir hafta içerisinde okunması önemli bence. Kitaptan çok büyük beklentilere girmiştim, maalesef kitap bittiğinde bu beklentimi karşılamadığını gördüm. Bazı olaylara yer verilirken, bazı önemli olaylar parantez aralarında geçmiş. Marshall yardımları, 6. filo olayları, Deniz Gezmiş ve arkadaşları ile ilgili tatmin edici bilgi neredeyse yok. Bunun benzeri birçok olayla ilgili kısıtlı bilgiler verilmiş. Diğer taraftan, küçük bir kitaba bu kadar bilginin sığdırılmasının zor olduğunu ben de biliyorum. Ama yakın tarihimizle ilgili çarpıcı tespitlerin ve analizlerin yapıldığı bir kitap bulmayı çok arzu ederdim duayenden. Bütün bu karalamalarıma rağmen yine de herkesin okumasını tavsiye edeceğim önemli bir kitap.

Serdar YILMAZ, Türk Siyasi Tarihi'yi inceledi.
01 Nis 00:11 · Kitabı okudu · 41 günde · Beğendi · 8/10 puan

Türk Siyasal Sisteminin değişimini 1876'dan başlayarak 1980 yılına kadar geçirdiği krizleri, değişimleri kronolojik olarak bulunduğu ve siyasi ve idari incelemede bulunan konuya ilgi duyanların edinmesi gereken bir eser. Yazarın yurt dışında, yabancı dilde kazandırdığı bu eser ideolojik bakılmaz ise tarafsızdır. Kitapta; devlet kadrolarında kadrolaşmanın kimler tarafından başlatıldığı ve nelere sebebiyet verdiğini, laikliğin önemini, seçim sonuçları üzerinde etken olan değişik faktörleri bulabilirsiniz.

Nadir YILDIRIM, Türk Demokrasi Tarihi'yi inceledi.
12 Kas 2017 · Kitabı okudu · 14 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bir Önsözün “Fikir İsyanı”
19:36:17 - 11.11.2017
Bazı kitaplar vardır ki yıllarca anlamaya ve anlatmaya çalıştığınız olayları bir kaç paragrafta önsöz yapar. Ve bazı cümleler var ki bütün siyasi, iktisadi ve sosyolojik olguları bir iki kelime ile zihninizin beyaz perdesine yansıtıverir. Kemal H. Karpat'ın bir "Fikir İsyanı"nın ürünü olarak tanımladığı, "Türk Demokrasi Tarihi" çalışması da bunlardan biri.

Kitabın önsözünde Türkiye'nin demokratik bir ülke olma sürecinde dün olduğu, bugün yanı başımızda gördüğümüz ve gelecekte karşımıza çıkacak olan zihniyete ve bu zihniyete çanak tutan “aydın” tespitini sizlerle paylaşmak istedim.

Yazarın isyanı "Bazı Batılı bilim adamı ve yazarların Türkiye'yi ve Türk sorunlarını gereğiyle değerlendirmeden öznel fikir yürütmelerine karşı” bir ‘fikir isyanı’dır. Çünkü "Bunların birçoğu Türkiye'yi tarihi rolünü oynamış, modernleşmenin yarı yolunda takatini tüketmiş, varlığını büyük devletlerin yanına sığınmakla koruyabilen bir ülke olarak görmektedir." Sömürgeci ve dikeyine büyüyen batı aklı, ya böyle olması gerektiğine alışmış, alıştırılmış ya da bu hayal ile yaşamışlar.

"Halbuki biz, Türkiye'nin sonsuz kuvvet kaynaklarına sahip olduğuna bütün varlığımızla inanmaktayız. Bu kaynaklar arasında milli duygulara sahip, disiplinli, sağlam inançlı ve hareket arzusu dipdiri bir halk kitlesine sahip olmak başta gelir. Türkiye'yi tükenmiş tarihi ülkeler arasında görenler şüphesiz yanılmaktadır. Bugün ana sorun, toplumu örgütlemek, ona yeni bir hayatiyet vermek ve onu yapıcı amaçlara yönlendirmektir".

Ne zaman şaha kalkmış, bir Türkiye ile karşılaşsalar hemen bütün siyasi, askeri, iktisadi "aydın" piyonlarını ileri sürüp, tükenmiş, sinmiş ve sığınmış Türkiye hayalini gerçekleştirmek için çabalamaktadırlar. Bu çabanın en alçak versiyonuna, zaten 15 Temmuz gecesi, milletçe şahit olduk.

Yazar, "Fikir isyanımız, diğer bakımdan Türk fikir hayatını etkileyen, kendi kendilerine "aydın" demekten çekinmeyen üç grup okumuşa karşıdır" diyerek bu "okumuş" kesimin karakteristik özelliklerini açıklar.

Birinci grup aydın için; "Bazen "Batıcı", bazen "modern", bazen "ilerici" gibi kalıplara durmadan girip çıkan; fakat aslında toplumdan ayrı düşmenin verdiği ıstırabı gidermek ve varlığını kabul ettirmek için bir gerekçe arayan gruptur. Bunlar, edindikleri bilgiyi -sanki insanüstü kaynaklardan geliyormuş gibi- kendilerini halktan üstün ilan etmek ve halka emir vermek için bir araç olarak kullanmaktan çekinmezler. Çok defa bu kişiler, Türk toplumunun sorunlarını yabancıların gözüyle görüp onların Türk toplumu hakkında besledikleri yanlış görüşleri ve olumsuz duyguları çabucacık kabullenerek bunları çeşitli parlak isimler altında kendi fikir ürünleriymiş gibi yayınlarlar. Bunlar, yarı sömürge kültürünün en canlı örnekleridir."

İkinci grup "aydın" “çağımızın yarattığı sonsuz sosyal, ekonomik, kültürel ihtiyaçları inkar ederek tarihin romantik hayalleri içinde yaşamaktadır, insanın ve toplumun asla değişmeyeceğine inanan bu kimseler arasında mukeddesatçılar ile ırkçılar yer alır. Bunlara karşıt gözüken katı düşünceli ve herhangi bir inançtan mahrum oportünist maddiyatçıları da yine bu grupta saymak yerinde olur.”

Üçüncü grup "aydın", “Türkiye'nin bütün sorunlarının belirli bir ideolojinin tümüyle kabul edilmesiyle toptan çözülebileceğini savunmaktır. Kendi dar görüşleriyle bağdaşmayan her düşünceyi insan ve toplumdan ayırarak akıl kurallarının kuru mantığına göre cevaplandırmaya, daha doğrusu değersiz görüp reddetmeye hazırdırlar. Önlerine çıkan yeni bir sorun hakkında o sorunun doğuş nedenlerini ve ortamını görmezden gelerek fikir yürütürler."

Yazar sözde aydınları böyle gruplandırdıktan sonra "Türk toplumunun özbenliğini inkar edenler ve modernleşmeyi yalnızca maddi ölçütlere bağlamak isteyenler ekonomik ve sosyal kuvvetlerin etkisini kabul etmeyenler kadar hatalıdırlar. Bir toplumun benliğini tayin eden kuvvetler dil, tarih, kültür -ki buraya din de girer- ve ortak değer yargıları olduğu kadar ekonomik ve sosyal yapıdır da." Diyerek sosyal ve siyasal sorunlara çözüm üretmek isteyenlerin bu olguları da dikkate alıp değerli bulması gerektiğini açıklar.

Türkiye'nin dünyaya örnek olabilecek "Demokrasi" kültürünün kendi özbenliğinde zaten var olduğunu açıklamaya çalışan kitabın, 1959'da yayınlandığı düşünülecek olursa, o günden bu güne yaşanılan olaylar daha berrak anlaşılacaktır. ,

Her toplum, özgüvenini kazanmış bir gençliğe, bunu doğru okuyabilen ve okutabilen. mütefekkir okumuşlara, tabiki bu özgüveni yerli yerince, hedefe koşturabilecek vizyon sahibi, cesur siyasi liderlere muhtaçtır.

Geçmişte olduğu gibi bugün de bunu kendine dava edinmiş bir lideri anlamak ve birlikte onunla koşabilmek ve hayallerini paylaşmak "demokrasi kültürünün Türkiye'ye daha çabuk yerleşmesini ve olgunlaşmasına imkan verecektir.

Siyasi düşüncemiz, makam ve mevkimiz ne olursa olsun, milli kimliğimizle bir arada durmamız, birlikte yürümemiz ve "Türkiyemiz, Cumhuriyetimiz ve Demokrasimiz" için, bunu engelleme çabasına girenlere karşı çaba göstermemiz elzemdir. Aksi hali sinsi, bencil, küçük hesapların peşinde koşan, batıya ya da doğuya sığıntı, mankurt nefeslerin ardından sürünmektir.

"Dünya 5'ten büyüktür" feryadı ile yüzyılların sömürgeci düzenine karşı sadece fikren değil, fiilen de isyanını ifade eden, dünyaya örnek olan liderlerle demokrasiye yürümek onlarla bir arada durmak, Türk ve Dünya Demokrasisi için hayati bir davranış olsa gerek.

http://www.maraspusula.com/...zun-fikri-isyani-443

Burak CAN, Türkiye ve Orta Asya'yı inceledi.
27 Nis 2016 · Kitabı okudu · 111 günde · Beğendi · 7/10 puan

1991'de bağımsızlığını kazanan Türk Cumhuriyetlerinin Türkiye ile arasındaki ilişkileri bunun yanında diğer büyük devletlerin bağımsızlığını kazanan bu cumhuriyetlerin dil,din ve ırk benzerliğinden ötürü Türkiye ile yakınlaşmalarından doğacak sıkıntılara karşı çizdikleri yolları çok güzel anlatmış.Türkiye ve Orta Asya münasebetini makaleler şeklinde ele almış. Ermenistan'ın Karabağ topraklarına girdiğinde Türkiye'nin bir süre sonra neden pasif kaldığını çok iyi anlatmış. Okuma süremin bu kadar uzun sürmesi okumam gereken başka kitapların araya girmesinden dolayı bu kadar uzadı.

Bütün İncelemeleri Göster