Kenzaburo Oe

Kenzaburo Oe

Yazar
7.4/10
50 Kişi
·
124
Okunma
·
25
Beğeni
·
1.869
Gösterim
Adı:
Kenzaburo Oe
Unvan:
Nobel Ödüllü Japon Yazar
Doğum:
Japonya, 31 Ocak1935
1935 yılında Şikoku'nun bir köyünde doğdu. Japonya'nın en prestijli üniversitesi olan Tokyo Üniversitesi'nde Fransız Edebiyatı eğitimi gördü. Türkiye'de özellikle Kişisel Bir Sorun eseri ile tanınan yazar, Japonya'nın gelmiş geçmiş en güçlü sosyal ve politik eleştirel yaklaşımını roman dünyasına taşıyarak Japon edebiyatında kendine özgü bir yer edindi. Onun bu özelliğini yansıtan entelektüel niteliği yüksek romanları ona 1994 yılında Nobel Edebiyat ödülünü getirdi

Başlıca yapıtları

Shiiku (Kurbanı Beslemek) (1957)
Kojinteki na taiken (Kişisel Bir Sorun)(1964)
Man'en gan'nen no futtobōru (Sessiz Çığlık) (1967)
Warera no kyōki wo ikinobiru michi wo oshieyo (Delilikten Kurtar Bizi)(1969)
Atarashii hito yo, mezameyo (Ayağa Kalk Genç Adam) (1983)
Doğmamış olmaktansa, doğmuş olmanın iyi olup olmadığını anlayamadığımız bir devirdeyiz.
Her şey bir oyundu; ama oyuncuların hepsinin yalan repliklerinden başka bir şey dile getirmedikleri bir oyun.
Bugün için ben yalnızca ‘şimdiki zaman’ın alanında yaşıyorum; en azından bilinçsiz olarak.
Kenzaburo Oe
Sayfa 89 - Can Yayınları
Ben, şimdiki ‘zaman’da yaşamadığım için, burada, arkamda en ufak bir iz bırakmaya hakkım yok.
Kenzaburo Oe
Sayfa 90 - Can Yayınları
Ne var ki bir çocuğun öldürülmesiyle elleriniz kana bulaşmışsa, gerçeklerden kaçmanız boşuna. Artık hiçbir zaman o ellerinizi temizleyemezsiniz.
Kenzaburo Oe
Sayfa 98 - Can Yayınları
Zaman’ın görünümü değişti; şimdi atılan bir taş yüzünden ezilen bir göz yuvarının oluşturduğu tramplenden atlamış bir ‘zaman’ söz konusu.
Kenzaburo Oe
Sayfa 72 - Can Yayınları
232 syf.
·Beğendi·9/10
Çocuk sahibi olan ve/veya olmayı düşünen tüm ebeveynlerin ortak endişesi; akıl-beden-ruh sağlığı yerinde evlatlara sahip olabilmek. Peki, engelli doğacağı anlaşılan ya da engelli olan evlatları ne yapmalı? İşte kitapta bu ikilemin 27 yaşındaki Bird'ün üzerindeki yıkıcılığını görüyoruz.

Beyin Fıtığı olduğu düşünülen bir hasarla doğan oğluna karşı duyduğu pasif öfke, onu hayallerini ve yaşamını alt üst edecek bir engel olarak görüşü, ölmesi ya da yaşaması için atılacak adımlar konusundaki tereddütleri, kendi iç hesaplaşmaları...

Yoğun bir kitap. Etkilendiğimi söyleyebilirim. Bu etki, yazarın 1963 yılında bedensel ve zihinsel engelli oğlunun dünyaya geldiğini ve 1964 yılında da kitabı yazdığını öğrenince daha da arttı. Yazar ve eşi de önce çocuklarının yaşamasını istememişler ama daha sonra bu his yerini oğullarına adadıkları bir hayata bırakmış. Oğulları Hikari şu an Japonya’nın önemli bestecilerinden biri olarak anılıyor.

Etkisi büyük bir kitap.
120 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10
Futbolcular maçtan hemen sonra,adrenalin üst düzeydeyken açıklama yaptıklarında genelde saçmalarlar ve çoğunlukla kabalaşırlar.Bende bu mantıkla kitabı bitirir bitirmez kitap hakkındaki düşüncelerimi (kesinlikle inceleme değil) hemencecik yazmıyorum ,aradan birkaç gün geçtikten sonra dilimin döndüğünce birşeyler karalıyorum.

Kitap iki uzun anlatidan oluşuyor her iki anlatidada iç burkan çocuklar var.Ben ikinci öyküyü daha çok beğendim.Ayrıntıya girip kitabın büyüsünü bozmak istemiyorum.Film başlar başlamaz filmi daha önce izlemeyen arkadaşlara Bruce Willis aslında ölüymüş der gibi olmaktan korkuyorum(6.his,kitapla hiçbir ilgisi yok yanlış anlaşılmasın) Bu yüzden ikinci öyküyü şiirsel bir şizofren hikayesi diyerek geçiştiriyorum.Kitaba adını veren ilk öyküde zihinsel engelli oğluyla delirmemek için kendini çocuğuna bağlayan babanın hikayesini okuyoruz.Uzun cümleleri ama çok akıcı bir dili var yazarın.Annenin ikinci planda kalması hatta daha ileri gideyim baba oğulu acılar içerisinde bırakıp arka planda kalışı kafamı kurcaladı durdu kitap boyunca.Şuan nedenini sanırım anlamış bulunuyorum,adanan kişi anne olsaydı hikaye bu kadar dokunaklı olmazdı heralde ,bilmiyorum nedense öyle bir düşünceye kapıldım.Bebek doğar dogmaz ilk anneye verilirya baba sabırsızlıkla sırasını bekler,baba bebeği kucağına alıp şaşkınca incelerken ,aile bireyleri ağlamaya başlarya onun gibi birşey sanırım.
120 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Tesadüf oldu ama bu kitapta da baba oğul ilişkilerinin anlatıldığı iki uzun öykü var. ikisi de hastalıklı ilişkiler. Birincide şişman ve zeka geriliği olan oğluyla sürekli fiziki temas halinde olmak isteyen şişman bir baba var. Oğlunun elini bırakırsa, onunla ilgilenmezse dünyayla baş edemeyeceği duygularıyla dolu bir baba. Ama asıl sorunlu olan kendisi ve bunun kökü babasının ölüm şekline ve biraz da annesinin tavırlarına dayanıyor. İkinci öyküde çocuğunun ölümündeki rolü yüzünden acı çeken, kendisini dış dünyadan olabildiğince soyutlayıp yaşamın kıyısında yürüyen bir baba var. Olayları eşlikçisinin gözünden dinliyoruz. Birinci öyküde sorunlu doğmuş bir çocuğu olan baba, ikincide sorunlu doğmuş çocuğunu öldürtmüş bir baba. Her iki öykünün geri planında da babaların babaları var. Başlarda etkisiz gibi görünen, birinci öyküde ölmüş, ikinci öyküde yaşayan babalar bunlar. Her ikisi de soluk gölgeler gibi.
232 syf.
Şehir hayatından bezmiş monoton hayat süren bir öğretmen, biraz kafa dinlemek için tatil planı yapmaya karar verir. Çocuk sahibi olacağını öğrenince hayallerini ertelemek zorunda kalır. Hamile eşinin doğum yapmasıyla tatil planları iptal olan kahramanımız Bird, bir de çocuğu engelli doğunca büyük bir hezimete uğrar.
 
Bird'in bu acıklı hikayesi hepimizin başına gelebilecek bir olay aslında. Siz olsaydınız ne yapardınız? Durumu her haliyle kabullenmek mi, her şeyi bırakıp çekip gitmek mi? Yoksa o sorunlu bebekten tümüyle kurtulmak mı?
 
   Kendisi de engelli bir çocuk sahibi olan Kenzaburo Oe'nin bu kitabı yazarken ruh hali nasıldı bilinmez. Ancak bu acıklı hikayeyi çocuğunun doğumundan bir yıl sonra kaleme aldığı göz önünde bulundurulduğunda kitap daha ilgi çekici bir hal alıyor.

Çevirmenden mi kaynaklı bilemedim ama bu hikayenin çevirisi beni pek sarmadı. Yazınsal anlamda kopukluklar var sanki. Bir de siz okuyup karar verin.
232 syf.
·1 günde·5/10
kitabın arka kapak yazısına bakılırsa nobel ödüllü yazar , ödülünü çoğunlukla bu kitaba borçlu imiş. ( bütün eserleri göz önünde tutularak verilmiş ödül )

çeviriden mi kaynaklanıyor tam emin değilim ama kitabın edebi yönü , dili fazlaca iyi değil .
27 yaşındaki Bird lakaplı bir adamın doğan çocuğu karşısında düştüğü ikilemi konu ediniyor. Çocuk tuhaf bir biçimde doğuyor , ucube gibi . çift başlı doğduğuna inandırılmak isteniyorsunuz fakat kitabı okurken bir nevi tümör canlanıyor gözünüzde .
kitap Bird'ün etrafında dönüyor, diğer karakterler silik sayılır . Bird , böyle bir bebeğin öldürülmes mi yoksa yaşaması mı gerek , bunun değerlendirmesini yine kendi psikolojisi açısından değerlendirip duruyor hep . adı üstünde , kişisel bir sorun .

bu ikilem sürecinde Bird'ün ruh hali , yaşadığı çatışma yeterince ortaya konulmamış sanki . yani bir Dostoyevski karakteri gibi değil . o çatışmayı yeterince yansıtmıyor. kitabın son beş altı sayfaya kadar kabataslak hep aynı şeyler . fakat yine de her anne babanın ya da adayının okuması , engelli bir çocuk sahibi olurlarsa ne tür bir tavır sergileyebileceklerine dair kendilerini yoklamaları açısından iyi olur .
232 syf.
·24 günde·Beğendi·8/10
Yaşamımız boyunca olası tüm seçeneklerin içlerinden birini özgürce seçmemiz için önümüzde yatıyor olduklarını düşünürüz. Onları seçmek için elimizi uzatmamız yeterlidir fikrimizce. Hatta daha da ileri gider, diğer seçenekleri seçtiğimiz farklı evrenler olduğunu bile hayal ederiz. O evrenlerin herbirinde kendimizden bir tane daha vardır ve o diğer kendimiz farklı seçimlerin bir ürünü olarak mutlu mesut yaşayıp gitmekte ya da tam tersi şekilde yaşamakta veya belki de yaşamamaktadır. İrademiz olduğunu, özgürce seçim hakkımızın bulunduğunu sanırız. “Kendini kandırma zehrini bir kez tadan insanlar, bir daha kendilerini asla kurtaramazlar.”

Kafamızda hep bir gelecek planı, bizi o plana götürecek kıvrılıp rulo yapılmış halde ceket cebimizin içinde taşıdığımız bir harita ile dolaşırız ortalıkta. O haritayı şimdi açıp bakmasak da zamanı gelince nasıl kullanacağımızı gözümüzde canlandırırız. Gelecekteki yaşantımızın bir ressamın yapmakta olduğu tablosuna tek tek fırça darbeleri atması gibi şu andaki seçimlerimizin yavaş yavaş şekillendirdiği bir resim olduğunu biliriz bilmesine de ortaya çıkmasını istediğimiz şey ile ortaya çıkacak şey arasında üç aşağı beş yukarı şimdiden azıcık kestirebildiğimiz farkı gözardı eder; hayal etmeye devam ederiz.

Son derece kişisel ama aynı zamanda tüm insanlığın evrensel bir sorunudur bu aslında. “Kişisel sorunlar arasında, tek başına o sorunun mağarasında ilerledikçe, sonunda insanların tümünü ilgilendiren, geniş bir çıkışa ulaşıldığı da olur.” Özgürce seçtiğimizi sandığımız yolların bizi götüreceği yer yerine hayal ettiğimiz yere varmayı istemek. Evlenmek, çocuk sahibi olmak gibi seçimlerin bizi sımsıkı bağlayacağı gerçeğini görmezden gelip bir kuş gibi uçuvereceğimizi, istediğimiz anda kanatlarımızın götüreceği yere gidebileceğimizi düşünmek.

Nobel ödüllü Japon yazar Kenzaburo Oe’nin “Bird” takma adlı roman kahramanı da hepimizin zaman zaman içine düştüğü hataya kendini kaptırıp istediğini seçebileceğini, kaderini kendisinin çizebileceğini düşünüp günün birinde kuşlar gibi özgürce havalanıp Afrika’nın bir yerlerine inebileceğini hayal ediyor. İçin için farkındadır aslında bunun gerçekleşmeyeceğinden ama cebinde bir Afrika haritası taşımaktan da vazgeçmiyor: “Karımın doğum yapmasıyla birlikte kafese kapanmış olacağımı (zaten evlendiğim anda kafesin içine girmiştim, ama kafesin henüz açık olan kapısını doğacak olan çocuk sımsıkı kapatacak), artık Afrika’ya tek başıma gitmemin mümkün olmayacağını anladım.” Bunun farkına yeni varmış gibidir ama aslında doğduğu günden beri bunun ayırdındadır: “Yenildiğimi baştan bildiğim bir oyunu sürdürür gibiyim.”

Her satırında Sartre tadı hissedilen romanın ilk sayfalarından itibaren kişisel gibi görünen ama hepimizin ortak sorununa okuyucuyu bağlıyor Oe. Roman kahramanı Bird hocasının kızıyla evlidir. Hocasının ona bulduğu dershane öğretmenliği işini yapmaktadır. Alkol sorunu yaşamış ama hayatını sonradan düzene sokabilmiştir. Yeni doğan çocuğunun bedensel özrünü öğrendikten sonra zaten kara kara düşündüğü özgürlüğünü kaybetmekte olduğu düşüncesi iyice çığrından çıkmıştır. Kayınpederi tarafından verilen bir şişe viski ile tekrar alkole başlar. Bu noktada bile seçimi kendi yapmamıştır. Bird, hayatını tamamen mecburi seçimler üzerinden yaşamış/ yaşayan/ yaşayacak biridir. Bu romanın en başında bellidir.

Üç gün boyunca Bird’ün özgür bir seçim yapabilmek için çabalamasına şahit oluruz; hatta bir ara buna inanırız bile. Bir çocuğunun olması Bird’ü kafese zaten iyice kapatacakken yaşama şansı düşük bir bebeğin varlığı başlangıçta ona bir umut olur. Çocuk yaşamazsa eşi de Bird’den ayrılacak ve o tamamıyla özgür kalacaktır. Bu durumda yıllardır planladığı Afrika gezisine de çıkma şansı doğmaktadır. Hem zaten sağlığı bozuk olarak dünyaya gözlerini açan bir çocuk için de böylesi daha iyi değil midir? Yaşadıkça eziyet çekeceğine en baştan sahneyi terketse?

Aslında özgürce bir seçim için tüm koşullar uygundur. Seçiminden dolayı kimse onu suçlamayacak; “elleri kirlenmeyecek”tir. Bebek hastanede ölerek hem kendisini hem de Bird’ü zorlu bir gelecekten kurtaracaktır. Birkaç gün boyunca ölüm haberini verecek telefonu bekler. Ancak küçük canlı hayata tutunmayı seçer.
232 syf.
·9/10
Bu kitap hayatların seyrini değiştirebilecek bir kapasiteye sahipken , sitedeki puanının çok daha fazla bir puanı hak etmesine rağmen bu kadar düşük olması beni fazlasıyla şaşırttı. Hayatımızın ortasına yerleşmeye aday felsefesiyle olsun, kurgusunun sağlamlığı ile olsun muazzam bir kitap. Kitabı okumayan arkadaşların yerinde olsam soluğu herhangi bir kitabevinde alıp bu kitabı edinir ve hemen okumaya başlardım.
224 syf.
·2 günde·6/10
kitap 222 safya olmasına rağmen uzun süre elimde süründü. Açıkçası ilk öykü haricinde diğer öykülerin ne anlatmak istediğini anlayamadım. İlk öykü ırkçılık konusunu işliyor ve güzel anlatıyor. Son iki öyküye tam bağlanamadım. Sıkıldığımdan çabuk bitsin diye hızlıca okudum.
224 syf.
·5 günde·6/10
Bu kitap yine internetin derinliklerinde tavsiye kitap ararken karşıma çıkanlardan. Nedendir bilmiyorum ben bu kitabı çok farklı bir türde düşünerek almıştım.
Kitabın ismi her ne kadar kurbanı beslemek olsa da kitapta 3 farklı uzun öykü yer alıyor. Her biri zamanında ayrı ayrı yayınlanmış öyküler. Öyküler kurbanı beslemek ile başlıyor, Delilikten Kurtar Bizi ve Gözyaşlarımı Sileceği Gün ile devam ediyor.

Doğrusunu söylemek gerekirse hikayeler sırasıyla hantallaşıyor, kitap bir süre sonra çekilmez hale gelebiliyor. Kurbanı beslemek öyküsünün müthiş olduğunu söyleyebilirim. Irkçılığı, nefreti belki de günlük hayatta kurban ettiğiniz her şeye dem vuruyor kitap. Yazar bütün konuyu gündelik hayata bir çocuğun gözünden öyle güzel indirgemiş ki anlatamam.

Son hikaye o kadar yoğun o kadar dışlayıcı ki, ne olduğunu bile anlayamadım bir süre. Dönem olarak zaten Dünya Savaşı sonrası Japonya mevzu bahis olduğundan insanları anlamak ayrı bir zor olabiliyor.

Delilikten Kurtar Bizi konusunda söyleyecek bir şey bulamıyorum konu olarak duygusal açıdan çok derin. Fakat okuması en az son öykü kadar zor olabilecek bir öykü (Özellikle serviste takır tukur gidiyorken) .

Bir daha Kenzaburo Oe okur muyum bilinmez. Fena bir eser değil. Ama benlikte değildi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Kenzaburo Oe
Unvan:
Nobel Ödüllü Japon Yazar
Doğum:
Japonya, 31 Ocak1935
1935 yılında Şikoku'nun bir köyünde doğdu. Japonya'nın en prestijli üniversitesi olan Tokyo Üniversitesi'nde Fransız Edebiyatı eğitimi gördü. Türkiye'de özellikle Kişisel Bir Sorun eseri ile tanınan yazar, Japonya'nın gelmiş geçmiş en güçlü sosyal ve politik eleştirel yaklaşımını roman dünyasına taşıyarak Japon edebiyatında kendine özgü bir yer edindi. Onun bu özelliğini yansıtan entelektüel niteliği yüksek romanları ona 1994 yılında Nobel Edebiyat ödülünü getirdi

Başlıca yapıtları

Shiiku (Kurbanı Beslemek) (1957)
Kojinteki na taiken (Kişisel Bir Sorun)(1964)
Man'en gan'nen no futtobōru (Sessiz Çığlık) (1967)
Warera no kyōki wo ikinobiru michi wo oshieyo (Delilikten Kurtar Bizi)(1969)
Atarashii hito yo, mezameyo (Ayağa Kalk Genç Adam) (1983)

Yazar istatistikleri

  • 25 okur beğendi.
  • 124 okur okudu.
  • 6 okur okuyor.
  • 153 okur okuyacak.
  • 6 okur yarım bıraktı.