Konfüçyüs

Konfüçyüs

8.2/10
66 Kişi
·
201
Okunma
·
195
Beğeni
·
4.808
Gösterim
Adı:
Konfüçyüs
Tam adı:
Kǒng Fūzǐ
Unvan:
Çinli Filozof, Öğreti Uzmanı, Astronom ve Yazar
Doğum:
Lu Eyaleti Çin, MÖ 551
Ölüm:
Lu Eyaleti Çin, MÖ 479
Konfüçyüs Çinli filozof, öğreti uzmanı, astronom ve yazardır. MÖ 551 - MÖ 479 tarihleri arasında, Doğu Zhou Hanedanlığı döneminde yaşadığı sanılmaktadır. Kong Qiu adı altında, Lu devletinin Qufu şehrinde (günümüzde Shandong eyaleti) doğmuş ve aynı şehirde vefat etmiştir.

Öğretisinin ana teması insancıl düzendir. Buna ulaşmanın yolunun diğer insanlara saygı ve atalara hürmet etmekten geçtiğini belirtmektedir. Konfüçyüs „Yüce“ (君子 junzi), mükemmel manevi insan olarak anılmaktadır. Yüce/iyi insan, ancak dünya bütünüyle uyum içinde yaşayan insandır; ona göre "Ahlaki varlığımızın tüm dünya düzeniyle uyum içinde olma noktasına erişmesi", insanın ulaşabileceği en büyük amaçtır. "Uyum, denge ve iç huzura erişmenin yolu Konfüçyüs'e göre eğitimden geçer".
Nefret etmek kolay, sevmek ise zor... Tüm iyi şeylere ulaşması zor; kötü şeyleri elde etmek ise ne kolay!
Konfüçyüs
Sayfa 87 - Aylak Adam Yayınları
“Konfüçyüs, öğrencilerine ders veriyordu. Sınıfa elinde dar uzun bir vazo ile geldi. Tüm öğrencilerin görebileceği şekilde vazoyu havada tuttu. Diğer elinde de bir elma vardı. Elmayı vazonun içinde koyduktan sonra, vazoyu yere bıraktı ve şöyle dedi;
Elmayı vazodan çıkarmayı başaran öğrenci, elmayı alabilir.
Öğrencilerden biri atıldı ve elini vazonun dar ağzından içeri soktu.
Elmayı yakaladı, çıkarmaya çalıştıkça elma elinden kaydı. Bir de elini vazoya sıkıştırdı, bağırmaya başladı:
Elimi çıkaramıyorum!
Konfüçyüs;
Elmayı sıkı sıkı tutmaktan vazgeçmezsen, elini çıkaramazsın.
Öğrenci biraz daha uğraştı, elmayı elinden bırakmak istemiyordu; ama sonunda mecburen bıraktı. Elini vazodan çıkardı. Konfiçyus’a sordu:
Elmayı vazodan çıkarmanın bir yolu var mı?
Konfüçyüs, nasıl olacağını göstereyim dedi ve vazoyu ters çevirdi. Elma kendiliğinden vazonun içinden yuvarlanıp çıktı. Öğrenciler çözümün bu kadar basit olması nedeniyle gülmeye başladı.
Konfüçyüs, öğrencilerine elmayı göstererek dedi ki:
Göründüğü gibi basit değil, bazen bırakabilmek daha zordur. Eğer bir şeyi zorla tuttuğunuzda, ulaşmak istediğiniz şeyi engellediğini görüyorsanız, o zaman onu özgür bırakmalısınız.
Hayatın akışında bazen ulaşmak istediklerinize onları yakalamaya çalışarak değil, onların size gelmelerine izin vererek ulaşabilirsiniz. Bazen en doğrusu olayları kendi akışına bırakıp müdahale etmemektir. Sorunlara bakış açınızı değiştirdiğinizde farklı çözümler bulabilirsiniz.”
Okumak, öğrenmek, uzun zamandır görmediğin dostlarını görmek; bunlar değil midir mutluluk?
"Ben sana bir elma versem, sen bana bir elma versen, bende bir elma, sende bir elma olur. Ben sana bir bilgi versem, sen bana bir bilgi versen, bende iki bilgi, sende iki bilgi olur."
Gül veren ellerde güzel koku kalır mutlaka. Paylaşmayı bilenlerin de iyilikleri karşılıksız kalmaz asla.
Konfüçyüs
Sayfa 51 - Aylak Adam Yayınları
Aforizmalar okumak bambaşka bir şey. Kitaplardaki seçkilerden oluşmuş cümlelerin hepsinin ayrı bir derinliğinin olması, üzerinde düşündürmesi sevmem için başlıca etkenler. Aylak Adam Yayınevi’nden Schopenhouer, Kafka ve son olarak Konfüçyüs Aforizmaları kitaplığımda yer buldu. ‘En sevdiğim kitabın en sevdiğim cümlesi’ diye herkesin söylediği bir laf vardır. Bir Aforizmanın sayfaları çevrildiğinde ‘seçki’ olan özdeyişler, o en sevilen cümlelerin ajandaya yazılması gibi bir duygu olsa gerek. Tüm cümlelerin altının çizilesi Aforizmaları bitirdiğimde bir roman okumuş gibi hissediyorum.

Çinli Filozof Konfüçyüs, iyiliği, insanlığı, barışı, erdemi, yüksek insan ile bilge insan öğretilerini konu alıyor cümlelerinde. Özdeyişlerin altına atıf yapılması, yazarın hangi eserinden, sayfa numarasıyla birlikte belirtilmesi, elbet iyi olurdu. Aforizmaların düzeni için kitap moderatörü iyi bir seçenek olabilirdi.
“Ayakkabılarım olmadığı için üzülürdüm. Ta ki, sokakta ayakları olmayan adamı görene kadar.” Sözü kitapta Konfüçyüs’e ait ancak Google’a yazıldığında aynı sözün Balzac, Antole France hatta Acem, Arap atasözü olduğunu belirten kaynaklarla karşılaşıyoruz. “Değişmeyen tek şey değişim” sözü de Çinli Filozof’a ait olarak gösterilmiş ve yine bu sözün de birden fazla yazara ait olduğu kaynaklar sıklıkta. Sözler için genel anlamda “yakıştırma” yapılan bir şey. Geniş bir kitleye ulaşamamış, tanınmayan yazar veya şairin herhangi bir sözü, çok tanınan ve bilinen bir yazara aitmiş gibi gösterilir. Ortada Mevlana örneği var. Okuduğum bir makalede Mevlana’nın büyük eseri Divan-ı Kebir’de kendisine ait olmayan birçok sözlerin kendisine aitmiş gibi yakıştırma yapıldığı saptanmış. En basit örneğinden “Ne olursan ol yine gel” dizeleriyle başlayan meşhur sözün bile Mevlana’ya ait olduğu muallakta. Bu doğrultuda “Başkasına aitmiş gibi göstermenin” nasıl bir gerekçesi olabilir? Unutulmaya yüz tutmuş, unutulan yazarların sözleri de haliyle hatırlanmaz. Hal böyleyken unutulan bir yazarın beğenilen bir sözü harcanmayıp, belli bir kitleye ulaşmış kitaba-yazara- yerleştirilir. Mantıklı bir şey olsa da, bilgi hırsızlığından başka bir şey değildir. Dolayısıyla, okuyanı doğru olmayan bilgiyle yüzleştirmek meslek etiğine yakışmayan bir davranıştır.

Körleşme kitabını bitirir bitirmez, Hayat Mutsuz Olmak İçin Çok Kısa’yı elimde buldum. Cannetti’nin etkileyici anlatımıyla Konfüçyüs ve Buddha gibi çağını etkilemiş büyük Filozofların öğretilerinden kesitleri okumak hayli ilgimi artırdı. Martin Eden kitabında Spencer ismi çok geçiyordu, Türkçe’nin Sırları’nda Büyük Şair Fuzuli, Kültür Ve Medeniyet’te Shakespeare, İtiraflarım’da Hz. Süleyman gibi birçok düşünür veya yazar isminin bir kitapta geçmesi, o düşünürü araştırmam için bir başına yeter bir sebep oluyor.

Gelgelelim Konfüçyüs’e. Çoğu özdeyişi önceden bildiğimi fark ettim ancak yazara ait olduğunu bilmiyordum tabii.
İnanıyorum ki, bir söz dünyayı değiştirebilir. Bir kelime rüzgarın tatlı bir esintisini yüzünüzde hissettirebilir. Üzerinde düşünülmüş, bilgece söylenmiş bir söz ise size rehber olabilir. Herhangi bir konu tartışılırken o bilgece söylenmiş sözle konuya değinilebilir, gerçekten duygu ve aklın harmanlaştığı özdeyişleri hatırlamak bu derece önemli bir yere sahip olabilir...

Kitabı üç kez okudum. İlk okumayla ikinci okuma arasında fark olduğu gibi üçüncü okumanın da ikinci okumayla arasında fark var. Çoğumuz okuduğumuz kitabın kapağını açmamak üzere kitaplığa yerleştiririz oysa bir kitabı ikinci kez okumanın bambaşka bir derinliği var, bu sadece ikinci kez okumaya değer gördüğümüz kitaplar için geçerli olan bir şey tabii ki.
Uzun lafın kısası, Hayat Mutsuz Olmak İçin Çok Kısa eserini öneriyorum. Evet hayat çok kısa, Dünyayı çok önemsemeyecek kadar, insanlara çok fazla güvenmeyecek kadar, kötü kitapları tercih etmeyecek kadar; sadece kendi doğrularını kabul eden, içten pazarlıklı egoist insanlara zaman ayırmayacak kadar çok kısa…
Kitap felsefeye yapılan arkeolojik bir kazı gibi. Günümüze de kolaylıkla uyarlanabilecek çok değerli sözler içeriyor, bir kısmını alıntıladım. Bunlar yanında günümüze pek uyarlanamayacak veya sorgulanabilecek sözler de var.
Içinde Konfüçyüs'ün çok değerli seçme sözlerini bulunduran bir kitap. Içinde ki sözler insanın hayatına dokunacak hatta yaşamda dahi örnek alınabilecek cinsten. Erdemli, bilge ve büyük insan olmakla ilgili Konfüçyüs'ün nacizane fikirlerini okumak insanı teşfik edici. Lakin sürekli söz oluşu bazen kitaptan kopuşa sebep oluyor. Bunun dışında güzel bir kitap :) Bu tarz kitap seven herkese tavsiye ederim..
Yapıt çoğunlukla ögüt icerikli dili sade akıcı insanı yormuyor.
Hak , adalet kavramlarını bu yapıtta baya değinilmiş .
Kitabı iki defa okumakta fayda var iki defa okunursa daha güzel olunabilir.
Yapılan işler konusunda konusmak yersizdir nasıl sonuçlanacaği belli olan işler için gösteri yapmak anlamsizdir.geçmiş şeyleri ayiplmaksa boştur..konfüçyüs
Konfüçyüs'la öğrencileri arasındaki konuşmalardan oluşan kitap da devlet yönetimi, erdem, toplumsal düzen ile ideal insana (Konfüçyüs konuşmalarında genellikle üstün insan olarak ele alıyor) ve ideal bir topluma nasıl ulaşılabileceğini gibi konular ele alınıyor.

Konfüçyüs'un eğitim sistemi ile ilgili olarak ise Notos Yayınevi'nden çıkan "Erdemin Peşinden Git" isimli kitabın önsözünde şu ifadeler yer almaktadır:

"Konfüçyüs, yaşamını bütünüyle öğrenmeye ve toplumu dönüştürüp geliştirmek amacıyla öğretmeye adamıştır. Tüm insanların eğitimlerinden kendilerine yarar sağlayacağına inanıyordu. Geleceğin olası yöneticilerini insan sevgisi ile tanıştırıyor, eğitimin kapılarını herkese açıyor ve öğrenmeyi yalnızca bilgi edinme olarak değil, bir kişilik yapılanması olarak da görüyordu.

Konfüçyüs öğrencilerine alışılmış biçimde ders vermek yerine onlarla küçük gruplar halinde ya da teker teker sohbet ederdi. Her öğrencisinin kişiliğini inceler ve onlardan bütünsel bir insan çıkarmaya çalışırdı.

Konfüçyüs bir devrim önermiyordu ama onun eğitimi devrimciydi. Onun eğitim yöntemi Çin’de köklü değişikliklere kapı açıyordu. İki farklı ilkeyi gözetiyordu:

1. Her insanın kendine ilişkin temel kararları verme hakkını ve yükümlülüğünü vurgulayarak otoriter yönetimin temellerini sarsıyordu.

2. Zeki ve kararlı olmaları koşuluyla en yoksul, en düşük kesimlerden gelenleri de öğrenciliğe kabul ederek soyluların yönetim teknikleri üstündeki tekelini kırıyordu."
Konfüçyüs, eserinde Üstat adındaki bir zatın öğrencileri üzerinden erdemin, toplum düzeni ve de hükumet üçgeninde öğüt dolu yazınsal bir dille oluşturduğu küçük başucu kitabıdır.
Aslında dün dışarıda okumak için elime aldığım uzun zamandır okunmayı bekleyen bir kitaptı. Okurken yüzyıllar öncesinde yaşamış bir bilge'nin (ki Çin halkı aziz mertebesine koymuş çeşitli isimlerle anmistir) soylemlerinin kıymetini anlamaya çalışarak, söylemlerinden anlam çıkartarak okudum; hatta hiç okumayı sevmeyen eşime beğendiğim sözlerini okuyup keyifle kahve muhabbetinde konuşmasını yapmışlığımız oldu. Bazen aldığınız kitapları okumaya eliniz gitmez ya uzun zaman ışte bu zamanının gelmemesinden dolayıdır sanırım bu kitap 10 senedir okunmayi bekliyordu ve okuyacak erdemlilige şimdi sahibim demekki diyorum. Zaten kısa kısa sözler olduğundan kolay okunuyor ama benim gibi altındaki geniş anlamları algılamak isteyerek okursanız bir gününüzü alıyor.
Mecburiyetten yazıyorum biraz. Başarılı bir kitap. Konfüçyüs yönetime adalete ve sair hususlara dair bilgece tavsiyelerde bulunuyor. Öğrencileri ile soru cevap şeklinde ilerleyen diyalogları, doğu felsefesi severler için cezbedici
Konfüçyüs'ün bu kitabı süper. İdeal bir insana dair bazı ipuçları veriyor, bazılarını bilyoruz bazılarını bilmiyoruz. Bazılarını bildiğimiz halde uygulamıyoruz.
Herkese tavsiye ederim...

Yazarın biyografisi

Adı:
Konfüçyüs
Tam adı:
Kǒng Fūzǐ
Unvan:
Çinli Filozof, Öğreti Uzmanı, Astronom ve Yazar
Doğum:
Lu Eyaleti Çin, MÖ 551
Ölüm:
Lu Eyaleti Çin, MÖ 479
Konfüçyüs Çinli filozof, öğreti uzmanı, astronom ve yazardır. MÖ 551 - MÖ 479 tarihleri arasında, Doğu Zhou Hanedanlığı döneminde yaşadığı sanılmaktadır. Kong Qiu adı altında, Lu devletinin Qufu şehrinde (günümüzde Shandong eyaleti) doğmuş ve aynı şehirde vefat etmiştir.

Öğretisinin ana teması insancıl düzendir. Buna ulaşmanın yolunun diğer insanlara saygı ve atalara hürmet etmekten geçtiğini belirtmektedir. Konfüçyüs „Yüce“ (君子 junzi), mükemmel manevi insan olarak anılmaktadır. Yüce/iyi insan, ancak dünya bütünüyle uyum içinde yaşayan insandır; ona göre "Ahlaki varlığımızın tüm dünya düzeniyle uyum içinde olma noktasına erişmesi", insanın ulaşabileceği en büyük amaçtır. "Uyum, denge ve iç huzura erişmenin yolu Konfüçyüs'e göre eğitimden geçer".

Yazar istatistikleri

  • 195 okur beğendi.
  • 201 okur okudu.
  • 6 okur okuyor.
  • 419 okur okuyacak.
  • 6 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları