Koray Gürbüz

Koray Gürbüz

Yazar
9.2/10
65 Kişi
·
121
Okunma
·
3
Beğeni
·
948
Gösterim
Adı:
Koray Gürbüz
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Malatya, 8 Haziran 1973
Koray Gürbüz 8 Haziran 1973 tarihinde Malatya’da doğdu. Jandarma Astsubay olarak göreve başladı.

Meslek içi eğitimin ardından Karakol Komutanlığı ve Tim Komutanlığı görevlerinde bulundu. 1995 yılında Şırnak-Gabar’da teröristlerle gidilen çatışmada vuruldu.

1998 yılında Siirt-Karadağlar mevkisinde vurularak, 2000 yılında Vazife Malulü olarak emekli oldu.
"ANNEM'E

Birgün taşınacağım erler kolunda
Görev anında gurbet yolunda
Kapanmış yatarken bayrak altında
Karşına çıkarsam ağlama annem.
..."

Doğum Yeri ve Tarihi: Manisa-1973
Şehadet Yeri ve Tarihi: Hakkari-Yüksekova-Sarıtaş 12.10.1997
Koray Gürbüz
Sayfa 11 - ÇOKAV Yayınları
''Ülkenin her karışında şehit kanı var.O şehitlerin kanına saygı adına ülkemizi çağdaş bir memleket haline getirmeliyiz.Herkesin aklını başına devşirmesi gerekiyor.Düşünen,sorgulayan,nereye gittiğini bilen bir topluma ihtiyacımız var.''
Kavuşmak mahşere kaldıysa şaşma
Mahkum değil fakat polisim yavrum
Sana gavur eli değmesin diye
Nöbet tutarım polisim yavrum

Yunan hududunda silah başında
Genç ihtiyar hepsi 20 yaşında
Ay yıldızlı al bayrak varsa karşımda
İşte o benim kefenim polisim yavrum

Cephe gerisinde çadırı kurdum
Düşman gelir diye siperde durdum
Vatanı milleti ve seni korudum
Canımı feda ettim polisim yavrum

Ağladım bağrıma basıp resmini
Süngerle taşlara yazdım ismini
Büyümüşsün düşte gördüm cismini
Sesine muhtacım polisim yavrum

Beyaz gül ayrılık manası taşır
O beyaz kurdele sana yakışır
Yuvası dağılan kuşlar ağlaşır
Kadermiş deyiver polisim yavrum

Bir kahpe kurşuna kurban gidersem
Sizlere ebedi veda edersem
Ecel şerbetini burada içersem
Gururla şehit kızıyım de yavrum!

19.04.1993

Şehit Polis Ahmet Dana

#PolisineSahipÇık
“Askerden sonra dört yıl, serseri mayın gibi kendimi aradım. Neredeyim, ne oluyor diyerek günlerimi geçiriyordum. Tek tek şehit arkadaşlarımın mezarlarına gittim. Oraya mı aittim, buraya mı; algılayamıyordum.”
Bir gün bir çatışmada ölürsem,arkamdan yas tutmayın,bırakın mezarımda rahat uyuyayım.Üzerimden elbisemi çıkarmayın,onlar benim gururumdur.Botlarımı ayağımdan çıkarmayın,onlar nice yolları aştı.Bir gün şehit olursam Sırat Köprüsü'nden geçeceğim.Elimden tüfeğimi almayın o benim namusumdur.Yaramın kanını silmeyin,ahrette hesabı sorulacak.Göğsümden kurşunu çıkarmayın o benim madalyam olacak.
400 syf.
·12 günde·Beğendi·10/10
Arkadaşlar, bu kitabı tutuğunuz takım, ideolojiniz, desteklediğiniz parti ne olursa olsun okuyun. Kitapta adı geçenlerin ve geçmeyen binlercesinin ortak tek bir kaygısı vardı o da VATAN.

Gazilerimiz uzuvlarını kaybettikleri için üzülmediler. Kaybolan gençlik umutları için, dağılan aileleri için de üzülmediler. Onlar bizim duyarsızlıklarımız için üzüldüler, görmezden gelişlerimiz “sektör ”diye adlandırışlarımız yüzünden üzüldüler. Şırnak’ta çıkan çatışmada 3 polis yaralandı, Hakkâri’nin Yüksekova kırsalında 5 asker yaralandı haberlerinden hemen sonra magazine geçişlerimize, onları merak etmeyişlerimize üzüldüler. Bir kere bile GATA’ya gitmeyişlerimize, Bilkent’in yolunu bilmeyişlerimize üzüldüler. Protezlerinin SGK tarafından karşılanmayışına tamam dediler ama bizim buna sessiz kalışımıza göz yumuşumuza üzüldüler.15 Temmuz gazisi, Güneydoğu gazisi, İç güvenlik gazisi diye ayırışlarımıza üzüldüler.

Gidin arkadaşlar. GATA’ya gidin. Bilkent’e gidin.
Ancak oralara gittiğinizde GAZi MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN “ Yurt toprağı! Her şey sana feda olsun. Kutlu olan sensin. Hepimiz senin için fedaiyiz.” sözlerini anlayabilirsiniz. Ancak oralarda “Yavrum hayatta ya, varsın yürüyemesin. ”diyen anneler tanıyıp, 25 yaşındaki oğlu tek bir adım attı diye mutluluktan ağlayan babalar görebilirsiniz. Umudu, bekleyişi, tükenişi, yeniden doğuşu görebilmek için gidin.
384 syf.
Bu kitabı okurken tüylerim diken diken olmuştu.İnsanın içine işleyen mektuplar...
Şehit olmadan bir gün önce çekilmiş fotoğraflar,teskeresine bir hafta kalmış şehitlerimiz.Allah bütün şehitlerimizin mekanını Cennet eylesin...
400 syf.
·8/10
En başta söylemek istediğim şu ki: kitabı bitirdiğimde aklıma Hüseyin Nihal Atsız'ın Topal Asker şiiri geldi. O şiir savaşta gazi olup topal kalmış bir askerin memleketine döndüğünde şehirli kadınların küçümseyici bakışlarına maruz kalması sonucu şairin kinini ve öfkesini döktüğü bir manzumedir. Nitekim şiir kinimizin şiddetiyle gebereceksin dizesiyle biter. Bütün bu laflar sırf bir kadın bir gaziye "topal" nazarıyla baktı diyedir. O dönemde bir çok şeyin değeri varmış. Askerler için, savaş için, gaza için şiirler, destanlar, romanlar yazılırmış. Lakin çok değil 70-80 yıl sonra günümüzde 40 yıldır verilen bir vatan savunması mücadelesi için dillere pelesenk olmuş, duygularımıza tercüman olmuş tek bir beyitin dahi yazılmamış, tek bir romanın dahi kaleme alınmamış olması; hepimizin utancı olmalıdır...

Kitaba geçersek,

Çoğunlukla Güneydoğu gazileri birkaç tane de Kıbrıs gazisi ile yapılan mülakatların birleştirildiği bir kitap. Gaziler önce kısaca doğumlarından askere gitmeleri arasında geçen 20 senelik süreci özetliyor, ardından askere gidişlerinden yaralanmalarına kadar olan süreci anlatıyor ve nihayetinde yaralanma anlarını tasvir ediyorlar. En sonunda da gazilere Devletin ve halkın kendilerine karşı takındıkları tavırdan memnun olup olmadıkları, devam eden güneydoğu politikalarına karşı görüşleri soruluyor.

Bütün bu yürek yaralayan sarsacak kadar gerçek hikayelerin ardından insanın kafasında belli düşünceler oluşuyor. İlki: gazilerin de genel olarak işaret ettikleri ve kendi hayatlarından da belli olduğu gibi bütün gaziler oldukça fakir, yiyecek ekmeğe muhtaç, güçsüz ailelerin çocukları. Aralarında ne bir zengin ne de bir bürokrat çocuğu var. Hepsi hayatının baharında ailelerinin gelecek umudu olan insanlar. Sağlam gidip yarım dönüyorlar.

İkincisi hiçbirinin Devletin ve halkın kendilerine hakettikleri gibi davranmadıklarını düşünmemesi. Kendilerinin gazi olarak değil engelli olarak görüldüklerini söylüyor ve bu durumdan şikayet ediyorlar. Özellikle SGK'yla yaşadıkları sıkıntılar utandırıcı. Protez için fark parasını ödeyemeyen gazinin maaşına haciz gelmesi gerçekten çok utandırıcı. Biz Devlet için bacaklarımızın canlısını verdik Devlet bize sahtesini çok görüyor diyorlar.

Yine hepsinin söyledikleri ortak vaziyet şu: Oradaki halk pkk'nın etki alanına girmek zorunda. Canıyla tehdit ediliyor. Dolayısıyla askere iyi davranmıyorlar. İki geçim kaynakları var, askerlerin çarşı izinleri ve kaçakçılık. Sokakta rastladıkları askerlere birliklerinin kaç kişi olduğu ne zaman nereye operasyon yapılacağı gibi sorular soruyorlar. Bu sorular iyi niyetli değil.

Bence en büyük problem aralarında sadece bir gazinin belirttiği şu husus: gazi; "gaziyim" dediğimde "Kıbrıs mı" diye soruyorlar diyor. Türk halkı Güneydoğu'da 40 yıldır yaşanan mücadeleyi savaş olarak görmüyor. Savaş olarak görmediği için de orada savaşan ve yaralanan kahramanları gazi olarak benimsemiyor. Halbuki orada yaşanan şeyin adı tam olarak savaş. Destanlaştırarak anlattığımız Çanakkale müdafaasından ne biçim olarak ne kıymet olarak bir farkı var. Lakin bu ciddiyetin farkında değiliz.

Gazilik gerçeğinin farkında olmama sebeplerimizden bir diğeri haberlerde şehit haberlerinde "filan sayıda yaralı" olarak geçilmesi. Yaralı dendiği zaman hastaneye gidecek, iyileşecek ve hayatına devam edecek sanıyoruz. Halbuki bir uzuv kaybediliyor. Yıllarca hastanede yatılıyor, onlarca ameliyata giriliyor, yine de psikolojik sorunlar bir tarafa bırakılsa dahi ki bırakılamaz, o "yaralı" hiçbir zaman bir daha askere gelmeden önceki hayatına sahip olamayacak. Biz bunu bilmiyoruz. Televizyon bize bunu göstermiyor.
400 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Elleri, ayakları, gözleri kopan, başından vurulan, organları parçalanan,felç kalan,
yiğitler onlar. Ölmekten bir an olsun korkmadan tüm cesaretleri ve vatan aşklarıyla mermilere kafa atan kahraman Türk askerleri.... Açlık,susuzluk, toprak biti,akrep,soğuk,karanlık,mayın dolu yollar,sevgiliye duyulan hasret,anne baba özlemi, heyecanla beklenen mektuplar... Vatan aşkıyla savaşırken ayağının koptuğundan bir haber Mehmed'im. Gözlerini bir açıyor hastanede ve ayağı kesilmiş... ''Sakın söylemeyin!'' diyor aileme üzülmesin babam,ağlamasın anam...İşte böyle güzel yürekli her biri... Peki biz ne kadar hatırlıyoruz, sayıyoruz, yardımcı oluyoruz onlara? Gözlerim dola dola, ürpererek okudum bu kitabı .Tavsiye değil rica ediyorum bu kitabı okuyun ve okutun
400 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
Vatan için kendini feda eden, isimsiz kahramanlarımız Gazilerimizin bilmediğimiz hikayeleri. Yılmaz Özdil'in de dediği gibi "Bu kitabı okutmak, vatan borcudur."
400 syf.
·Beğendi·10/10
Çok açık söylüyorum bu kitapta anlatılanlara film çekilir. Çünkü abartılmış kurgu yerine salt gerçek var ve bu sebeple kitap okurken bir anda mevzide roket yemiş bir Mehmetçik oluyorsunuz.Çok etkilendim .Her Türk genci okumalı.
400 syf.
·11 günde·Beğendi·10/10
Kesinlikle herkesin okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Çok şey borçlu olduğumuz gazilerimizin ne bedeller ödediklerini bu kitabı okuyarak daha iyi anlayacaksınız. Onlarında söylediği gibi teröristlere verilen kadar gazilere değer verilmiyor. Gazi olduktan sonraki hayatlarında yaşadıkları, gördükleri muamele cidden utanç verici. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ve vatandaşlarının çok büyük bir ayıbı. Umarım bu yanlış düzeltilir. Gazilerimize çok daha iyi imkanlar sunabilir ve onlara hak ettikleri değeri veririz.
400 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Okurken coğu zaman gözyaşlarınıza hakim olamayacağınız ve bir oturuşta biritirebileceğiniz bir kitap her Türk evladının mutlaka okumasını tavsiye ederim.
400 syf.
Vatan uğruna canından,ayağından,gözünden,kolundan,hayallerinden,ailesinden vazgeçenlerin hayat hikayesi. Okurken göz yaşlarınızı tutamayacaksınız.
400 syf.
·23 günde·Beğendi·10/10
Hani bir söz var ya, "güneşi esirgemiyor sa gökyüzü birileri bugünlerin bedelini ödediği içindir" o bedeli ödeyen insanların hikayesini merak edenler için bu kitap buyursunlar alsınlar okusunlar.Tamamen gerçek hikayelerden oluşan bu kitap,aslında bizi hiç tanımayan insanlarının bizlerin canına,malına ve namusuna nasıl kendilerininmiş gibi sahip çıktılarını ve bu aşamada bizim için millet için,çektikleri zorlukları okuyunca insan kendini ister istemez bu insanlara karşı bir minnet duygusu içinde buluyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Koray Gürbüz
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Malatya, 8 Haziran 1973
Koray Gürbüz 8 Haziran 1973 tarihinde Malatya’da doğdu. Jandarma Astsubay olarak göreve başladı.

Meslek içi eğitimin ardından Karakol Komutanlığı ve Tim Komutanlığı görevlerinde bulundu. 1995 yılında Şırnak-Gabar’da teröristlerle gidilen çatışmada vuruldu.

1998 yılında Siirt-Karadağlar mevkisinde vurularak, 2000 yılında Vazife Malulü olarak emekli oldu.

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 121 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 57 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.