Kral Abdullah

Kral Abdullah

Yazar
7.4/10
14 Kişi
·
40
Okunma
·
2
Beğeni
·
601
Gösterim
Adı:
Kral Abdullah
Unvan:
Kral
Hicaz emiri Şerif Hüseyin Hüseyin bin Ali (Mekke Emiri)'in oğlu olan Abdullah, İngilizlerin desteğiyle 1921 yılında Mavera-i Ürdün Emirliği'nin başına geçti.[1] Önce Paeke Paşa'ya, sonra da Glubb Paşa'ya örgütlettiği "Arap Lejyonu", Kerkük-Hayfa petrol boru hattınun korunmasını sağladı. II. Dünya Savaşı sırasında emirlik sınırları dışına müdahalede bulundu. 1946'da İngiltere ile imzalanan bir ittifak anlaşmasından sonra ülke bağımsızlığına kavuşunca 1949 yılında ilk Ürdün kralı olarak taç giydi. Suriye ve Lübnan'ı içine alacak bir devlet kurmaya uğraşırken öldü.

Emir Abdullah Efendi, ömrünün sonuna kadar İngilizlerin sadık dostu olarak kaldı. Sarayında muhafız olarak Çerkezleri konuşlandırmış ve oğlunun da iktidarda sorunsuz kalmasını sağlamıştır. Haşimi soyundan olduğu iddiasıysa günümüze kadar ispatlanamamıştır.

Kardeşi Faysal da yine İngiliz dostları sayesinde Irak emiri olmuştur. İngilizler Osmanlı İmparatorluğu'nun Arap Yarımadası'ndan çekilmesinde etkin rol oynayan bu aileden baba Şerif Hüseyin'i Hicaz'a, oğullarını da Irak ve Ürdün'e emir tayin etmiştir. Ürdün, tarihte gerek toprak olarak gerekse halk olarak var olmayan bir devlettir. İngilizler sayesinde ortaya çıkmıştır.

I. Abdullah 1951'de Kudüs'te cuma namazı çıkışında bir Filistinli tarafından yapılan bir suikast sonucunda öldürülmüştür.
Bir yazın bir de kışın olmak üzere yılda iki defa İstanbul'a giderdik. İnsan İstanbul'u ne kadar anlatsa da bıkmaz. Özellikle karada ve denizde ava çıkılan mevsimler çok güzeldi.
İnsan İstanbul'u ne kadar anlatsa da bıkmaz. Özellikle karada ve denizde ava çıkılan mevsimler çok güzeldi. İstanbul'da yaşayanlar bunları bilirler.
Lawrencein yardımlarını hep takdir ettim ve kendisine sürekli iyi davrandım, ancak kendisini ilgilendirmeyen işlere burnunu sokmasını da hiç kabullenmedim.
Arapların en büyük hastalığı, rahatına düşkünlükleri ve yöneticilerine itaatsizlik edip ayaklanmalarıdır.
Sonuçta, İttihatçıların dar görüşlülükleri yüzünden hilafet ve saltanat idaresinin kendilerince meşruti bir milli hükümete çevirmeleri ve Müslüman Arap hükümranlığını Batı ruhuyla işlenmiş zorba bir yönetimle değiştirmeleri yüzünden Araplarla Türkler arasındaki bağlar koptu.
Tam o günlerde Mahmud Şevket Paşa sürpriz bir biçimde İstanbul'a geldi ve Sultan Abdülhamid tahttan indirildi. Yerine, Sultan V. Mehmed Reşad adıyla Abdülmecid'in oğlu veliahd Reşad geçti. Bütün bunlar, İttihatçı gençlerin çevirdikleri numaraydı. Böylelikle yönetimi ele geçirmiş, Sultan ve halk üzerine baskı kurmuşlardı.
İstanbul bütün güzellikleri içinde barındıran, insanın aklını başından alan bir şehir, aynı zamanda hilafet merkeziydi. Orada Türk, Arap, Çerkez, Kürt, Arnavut, Bulgar, Mısırlı, Hintli ne aransa bulunurdu. Herkes kendi kıyafetini giyer, kimse kimseyi ayıplamazdı.
247 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Gerçekten Arap Ayaklanmasını başlatan aktörlerin en önemlilerinden birinin yazdığı kitabı okumak heyecan verici. Kitap onların tarafından bakmayı bize öğretiyor. Tabi bir kaç yanlış ile birlikte. Kral Abdullah'a göre Haşimi hanedanının aslında Osmanoğulları ile hiç bir sorunu yoktu taki İttihat Terakki cemiyeti çıkana dek. Kendilerince haklı oldukları bir kaç olay sonucunda böyle bir ayaklanmayı başlatıyorlar. İlgimi çeken bir kaç hususa değinelim. Türklerin arapları aşağıladıklarını söylüyor. Oysaki kendileri İslamın hadimleriydiler! Hafif bir ırkçılık söz konusu ki Arap kardeşlerimizde asabiyet en son aşılan durumlardan. Kral Abdullah'a göre sadece arapların olduğu bir Krallık hayali gerekli bir şeydi. Bende katılıyorum. Olabilir. Anlayamadığım nokta neden Osmanlı hakimiyetinden çıkmak için bu kadar uğraşan Haşimiler, neden ingilizleri dost edindiler? O işler karışık. Kendisi bu mevzuya hiç değinmediği gibi aynı zamanda İngiliz dostluğunu devam ettirmekle birlikte şunu söylüyor; "Başlattığımız bu Arap İsyanı Suud yönetiminin eline geçecek olduğunu bilseydik, Osmanlı'nın hakimiyeti altında kalırdık." Kitap bence bu taraftan birinin yazdığı kitabı okuduktan sonra okunacak bir kitap. Yani öyle okunursa iki tarafı anlamak açısından iyi olur.
Şimdilik aklıma gelenler bunlar.
247 syf.
·Beğendi·8/10
Osmanlı'nın sadık(!) bir mebus iken, babası Mekke Emiri Şerif Hüseyin'i 1916 yılında Osmanlı'ya karşı isyana teşvik eden, bu isyanda önce İngilizler ile sonra hem İngiliz hem de Fransızlar ile işbirliğine giren böylece ilk başlarda İngiliz mandası, sonra bağımsız bir emirlik en sonunda 1946'da tam bağımsız olan Ürdün Kralı Abdullah'ın kendi gözüyle "Osmanlı'yı neden arkadan vurduğunun" muhasebesini anlatan kitap...

Kral Abdullah'ın küçüklüğü ile başlayıp Ürdün'ün tam bağımsızlığını elde ettiği 1946 yılına kadar ki yaşadıklarını/hatıratını anlattığı eser...

Özellikle Fahreddin Paşa'nın Mekke Savunması ve meşhur İngiliz ajanı Lawrence ile ilgili bölümleri dikkate değer.

Bu kitap "Arap gözüyle Osmanlıyı" ve Arapların "ırkçı" yüzünü görmek için birebir...

Tavsiye ederim.
247 syf.
·Beğendi·9/10
Kitabın tanıtımı ile ilgili olarak arka kapakta yazılan tanıtım yazısının okunmasını yeterli buluyorum, oldukça güzel anlatılmış kitap.
Kitapla ilk tanışmam 2006 yılında olmuştu, şu anda Suriye'de gelişen olaylar, Arapların kendi ırktaşlarına yapılan her türlü saldırıyı alkışlaması, İslam dünyasının komik tepkileri kitaba tekrar bir göz atma ihtiyacı uyandırdı bende. İlk okuduğum zaman ki duygularımın aynen korunduğunu, Araplara karşı hislerimin değişmediğini gördüm. Onların cephesinden haklı gerekçe olarak iki neden gösteriliyor, " Arapları sömüren, İslam'a ihanet eden Türkler..????" Oysa ki Osmanlı hep Türkleri sömürmüş, İslama hizmet eden de hep Türkler olmuştur.
Neyse bu konuda yazılan sayısız kitap, makaleler var, bize çok laf düşmez. Kitabı okuyun derim, ben beğendim..
247 syf.
·Puan vermedi
Kitabın başında Osmanlı'nın ozellikle de Ittihat ve Terakki yönetiminin yaptığı yanlışlar yüzünden nasıl ayakladıklarını rasyonalize etmeye çalışmış. Ilerleyen bolumlerde bu ayaklanmalar için Ingilizlerden çeşitli yardımlar aldığını ve burada kendilerine askeri ve teknik konularda yardimda bulunan Ingilizlere ovguler yagdirmis. Tum kitap boyunca anlattigi ya da anlatmaya calistigi Araplarin da artik kendi kendini yonetme hakki oldugu konusunu kitabin sonunda Arap yoneticilere tavsiyede bulunurken Ingiliz dostlugunu hic bir zaman kaybetmemeleri gerektigini soylemesi basından beri savunduğu bağımsızlık idealiyle tezat olusturmaktadir.
247 syf.
·Puan vermedi
Kendince haklı nedenleri var. Özellikle son zamanlarda Osmanlı'nın onlara düzgün davranmadığından felan bahsediyor.İttihat ve terakki üyelerinden, padişahın durumundan ve İngilizlerin yaptıklarından. Uyanık olmalıyız bu İngilizler uyumaz çünki.
247 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Arapların Şerif Hüseyin isyanı ışığında Osmanlı'ya nasıl ihanet ettikleri ve sonra İngiliz sömürüsünden paçalarını bir türlü kurtaramadıklarının bizzat Kral Abdullah'ın ağzından itirafı...
247 syf.
Bu kitap "Arap isyanı" olarak bilinen gelişmelerin en önemli aktörü olan Şerif Hüseyin'in oğlu Abdullah'ın hatıratı. Bu hatıratında Kral Abdullah bu isyanda kendilerini haklı göstermeye çalışmış ve "
İslam ve Doğu kimliğinden sıyrılıp Frenk ve batı sahasına koşturanlar bu olaylardan sorumlu" diyerek suçu Osmanlı Devletinin üstüne atıyor. Halifelik bizim hakkımızdı, Arapça bilmeyen birisi bize nasıl Halife olur argümanları üzerinde duruyor. Ayrıca Kral Abdullah, babasının Mekke Emiri olmasının İttihatçıların müdahalesine rağmen Sultan II. Abdulhamid tarafından gerçekleştirdiğini söylüyor. Ama gerçekler bunun tam aksi yönündedir. Abdulhamid ısrarla Şerif Hüseyin'i Hicaz'dan uzak tutmaya çalışırken, 2.Meşrutiyetin ilanından sonra acemi İttihatçılar onu emirliğe getirmişti. Kral Abdullah böyle demekle biz Osmanlı'ya değil de İttihatçılara isyan ettik diyerek isyanlarını haklılaştırmaya çalışmış.
Kitabın sonunda Britanya'ya ve Churchill'e saygı hayranlık ve en iyi dileklerini sunması garip. Kitapta Lawrence ismi çok az geçiyor. İsyanı biz yaptık, İngilizler destek oldu diyor. Bence isyan İngilizler yüzünden başladı. Kral Abdullah pişmanlığını da dile getiriyor. "Ne yazık ki bu ayrılış korktuğumuzun başına gelmesine engel olmadı, hatta daha kötüsü meydana geldi. Farklı grup ve fırkalara ayrıldık." ve "Arapların en büyük hastalığı, rahatına düşkünlükleri ve yöneticilerine itaatsizlik edip ayaklanmalarıdır." diyor.

Kitap da şunu gördüm. "Türklere ihanet" söyleminin Araplardaki karşılığı "Arapları sömüren, İslam'a ihanet eden Türklere" dönüşecektir.
247 syf.
·1 günde·1/10
Maalesef güzel bir kitap değildi. Tarih kitapları insanı sıkmamalı. Bu kitapta aşırı ayrıntı var. İnsanı bunaltıyor, yoruyor. Hatırat olması belki buna etken oldu ama genel itibariyle iyi değil.
247 syf.
·6/10
Siz yazar yerine utanacak, yazar yerine yüzünüzü kızartacaksınız. Nankörlük, riya ile yazılmış bir kitap pişkinlik! Okuyun da kimseye güvenilmeyeceğini anlayın arkadaşlar. Osmanlı ile savaşıp; kalanlara ganimet bile demekte bu kitabın yazarı! Hani ganimetin tanımı “savaş sonu gayrimüslimden kalan mal” dı? Daha fazla sinirlenmeyeceğim. Okurken yeterince sinirlendim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Kral Abdullah
Unvan:
Kral
Hicaz emiri Şerif Hüseyin Hüseyin bin Ali (Mekke Emiri)'in oğlu olan Abdullah, İngilizlerin desteğiyle 1921 yılında Mavera-i Ürdün Emirliği'nin başına geçti.[1] Önce Paeke Paşa'ya, sonra da Glubb Paşa'ya örgütlettiği "Arap Lejyonu", Kerkük-Hayfa petrol boru hattınun korunmasını sağladı. II. Dünya Savaşı sırasında emirlik sınırları dışına müdahalede bulundu. 1946'da İngiltere ile imzalanan bir ittifak anlaşmasından sonra ülke bağımsızlığına kavuşunca 1949 yılında ilk Ürdün kralı olarak taç giydi. Suriye ve Lübnan'ı içine alacak bir devlet kurmaya uğraşırken öldü.

Emir Abdullah Efendi, ömrünün sonuna kadar İngilizlerin sadık dostu olarak kaldı. Sarayında muhafız olarak Çerkezleri konuşlandırmış ve oğlunun da iktidarda sorunsuz kalmasını sağlamıştır. Haşimi soyundan olduğu iddiasıysa günümüze kadar ispatlanamamıştır.

Kardeşi Faysal da yine İngiliz dostları sayesinde Irak emiri olmuştur. İngilizler Osmanlı İmparatorluğu'nun Arap Yarımadası'ndan çekilmesinde etkin rol oynayan bu aileden baba Şerif Hüseyin'i Hicaz'a, oğullarını da Irak ve Ürdün'e emir tayin etmiştir. Ürdün, tarihte gerek toprak olarak gerekse halk olarak var olmayan bir devlettir. İngilizler sayesinde ortaya çıkmıştır.

I. Abdullah 1951'de Kudüs'te cuma namazı çıkışında bir Filistinli tarafından yapılan bir suikast sonucunda öldürülmüştür.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 40 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 27 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.