Kral Abdullah

Kral Abdullah

Yazar
7.8/10
27 Kişi
·
87
Okunma
·
2
Beğeni
·
649
Gösterim
Adı:
Kral Abdullah
Unvan:
Kral
Hicaz emiri Şerif Hüseyin Hüseyin bin Ali (Mekke Emiri)'in oğlu olan Abdullah, İngilizlerin desteğiyle 1921 yılında Mavera-i Ürdün Emirliği'nin başına geçti.[1] Önce Paeke Paşa'ya, sonra da Glubb Paşa'ya örgütlettiği "Arap Lejyonu", Kerkük-Hayfa petrol boru hattınun korunmasını sağladı. II. Dünya Savaşı sırasında emirlik sınırları dışına müdahalede bulundu. 1946'da İngiltere ile imzalanan bir ittifak anlaşmasından sonra ülke bağımsızlığına kavuşunca 1949 yılında ilk Ürdün kralı olarak taç giydi. Suriye ve Lübnan'ı içine alacak bir devlet kurmaya uğraşırken öldü.

Emir Abdullah Efendi, ömrünün sonuna kadar İngilizlerin sadık dostu olarak kaldı. Sarayında muhafız olarak Çerkezleri konuşlandırmış ve oğlunun da iktidarda sorunsuz kalmasını sağlamıştır. Haşimi soyundan olduğu iddiasıysa günümüze kadar ispatlanamamıştır.

Kardeşi Faysal da yine İngiliz dostları sayesinde Irak emiri olmuştur. İngilizler Osmanlı İmparatorluğu'nun Arap Yarımadası'ndan çekilmesinde etkin rol oynayan bu aileden baba Şerif Hüseyin'i Hicaz'a, oğullarını da Irak ve Ürdün'e emir tayin etmiştir. Ürdün, tarihte gerek toprak olarak gerekse halk olarak var olmayan bir devlettir. İngilizler sayesinde ortaya çıkmıştır.

I. Abdullah 1951'de Kudüs'te cuma namazı çıkışında bir Filistinli tarafından yapılan bir suikast sonucunda öldürülmüştür.
Bir yazın bir de kışın olmak üzere yılda iki defa İstanbul'a giderdik. İnsan İstanbul'u ne kadar anlatsa da bıkmaz. Özellikle karada ve denizde ava çıkılan mevsimler çok güzeldi.
İnsan İstanbul'u ne kadar anlatsa da bıkmaz. Özellikle karada ve denizde ava çıkılan mevsimler çok güzeldi. İstanbul'da yaşayanlar bunları bilirler.
Lawrencein yardımlarını hep takdir ettim ve kendisine sürekli iyi davrandım, ancak kendisini ilgilendirmeyen işlere burnunu sokmasını da hiç kabullenmedim.
Osmanoğulları sülalesinin İslama ve Müslümanlara yaptıkları hizmetler ve kazandıkları başarılar inkar edilemez. Bu sülale hakkında verilen son sürgün kararı Müslümanların yüreklerini dağlamış ve kalplerini kırmıştır. Bu yüzden, bu ailenin ihtiyaçlarını karşılamayı ve geçim sıkıntısı çekmelerini engellemeyi İslam kardeşliğinin bir gereği sayıyoruz. Karşılığı büyük olan bu işe katılmak isteyen saygı değer ve gayretli kişilerin, Mekke-i Mükerreme de bulunan heyet-i vükelamıza arzularını bildirmeleri gerekmektedir.
Sonuçta, İttihatçıların dar görüşlülükleri yüzünden hilafet ve saltanat idaresinin kendilerince meşruti bir milli hükümete çevirmeleri ve Müslüman Arap hükümranlığını Batı ruhuyla işlenmiş zorba bir yönetimle değiştirmeleri yüzünden Araplarla Türkler arasındaki bağlar koptu.
Tam o günlerde Mahmud Şevket Paşa sürpriz bir biçimde İstanbul'a geldi ve Sultan Abdülhamid tahttan indirildi. Yerine, Sultan V. Mehmed Reşad adıyla Abdülmecid'in oğlu veliahd Reşad geçti. Bütün bunlar, İttihatçı gençlerin çevirdikleri numaraydı. Böylelikle yönetimi ele geçirmiş, Sultan ve halk üzerine baskı kurmuşlardı.
İstanbul bütün güzellikleri içinde barındıran, insanın aklını başından alan bir şehir, aynı zamanda hilafet merkeziydi. Orada Türk, Arap, Çerkez, Kürt, Arnavut, Bulgar, Mısırlı, Hintli ne aransa bulunurdu. Herkes kendi kıyafetini giyer, kimse kimseyi ayıplamazdı.
247 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Gerçekten Arap Ayaklanmasını başlatan aktörlerin en önemlilerinden birinin yazdığı kitabı okumak heyecan verici. Kitap onların tarafından bakmayı bize öğretiyor. Tabi bir kaç yanlış ile birlikte. Kral Abdullah'a göre Haşimi hanedanının aslında Osmanoğulları ile hiç bir sorunu yoktu taki İttihat Terakki cemiyeti çıkana dek. Kendilerince haklı oldukları bir kaç olay sonucunda böyle bir ayaklanmayı başlatıyorlar. İlgimi çeken bir kaç hususa değinelim. Türklerin arapları aşağıladıklarını söylüyor. Oysaki kendileri İslamın hadimleriydiler! Hafif bir ırkçılık söz konusu ki Arap kardeşlerimizde asabiyet en son aşılan durumlardan. Kral Abdullah'a göre sadece arapların olduğu bir Krallık hayali gerekli bir şeydi. Bende katılıyorum. Olabilir. Anlayamadığım nokta neden Osmanlı hakimiyetinden çıkmak için bu kadar uğraşan Haşimiler, neden ingilizleri dost edindiler? O işler karışık. Kendisi bu mevzuya hiç değinmediği gibi aynı zamanda İngiliz dostluğunu devam ettirmekle birlikte şunu söylüyor; "Başlattığımız bu Arap İsyanı Suud yönetiminin eline geçecek olduğunu bilseydik, Osmanlı'nın hakimiyeti altında kalırdık." Kitap bence bu taraftan birinin yazdığı kitabı okuduktan sonra okunacak bir kitap. Yani öyle okunursa iki tarafı anlamak açısından iyi olur.
Şimdilik aklıma gelenler bunlar.
247 syf.
·Beğendi·8/10
Osmanlı'nın sadık(!) bir mebus iken, babası Mekke Emiri Şerif Hüseyin'i 1916 yılında Osmanlı'ya karşı isyana teşvik eden, bu isyanda önce İngilizler ile sonra hem İngiliz hem de Fransızlar ile işbirliğine giren böylece ilk başlarda İngiliz mandası, sonra bağımsız bir emirlik en sonunda 1946'da tam bağımsız olan Ürdün Kralı Abdullah'ın kendi gözüyle "Osmanlı'yı neden arkadan vurduğunun" muhasebesini anlatan kitap...

Kral Abdullah'ın küçüklüğü ile başlayıp Ürdün'ün tam bağımsızlığını elde ettiği 1946 yılına kadar ki yaşadıklarını/hatıratını anlattığı eser...

Özellikle Fahreddin Paşa'nın Mekke Savunması ve meşhur İngiliz ajanı Lawrence ile ilgili bölümleri dikkate değer.

Bu kitap "Arap gözüyle Osmanlıyı" ve Arapların "ırkçı" yüzünü görmek için birebir...

Tavsiye ederim.
247 syf.
·Beğendi·9/10
Kitabın tanıtımı ile ilgili olarak arka kapakta yazılan tanıtım yazısının okunmasını yeterli buluyorum, oldukça güzel anlatılmış kitap.
Kitapla ilk tanışmam 2006 yılında olmuştu, şu anda Suriye'de gelişen olaylar, Arapların kendi ırktaşlarına yapılan her türlü saldırıyı alkışlaması, İslam dünyasının komik tepkileri kitaba tekrar bir göz atma ihtiyacı uyandırdı bende. İlk okuduğum zaman ki duygularımın aynen korunduğunu, Araplara karşı hislerimin değişmediğini gördüm. Onların cephesinden haklı gerekçe olarak iki neden gösteriliyor, " Arapları sömüren, İslam'a ihanet eden Türkler..????" Oysa ki Osmanlı hep Türkleri sömürmüş, İslama hizmet eden de hep Türkler olmuştur.
Neyse bu konuda yazılan sayısız kitap, makaleler var, bize çok laf düşmez. Kitabı okuyun derim, ben beğendim..
247 syf.
·Puan vermedi
Kitabın başında Osmanlı'nın ozellikle de Ittihat ve Terakki yönetiminin yaptığı yanlışlar yüzünden nasıl ayakladıklarını rasyonalize etmeye çalışmış. Ilerleyen bolumlerde bu ayaklanmalar için Ingilizlerden çeşitli yardımlar aldığını ve burada kendilerine askeri ve teknik konularda yardimda bulunan Ingilizlere ovguler yagdirmis. Tum kitap boyunca anlattigi ya da anlatmaya calistigi Araplarin da artik kendi kendini yonetme hakki oldugu konusunu kitabin sonunda Arap yoneticilere tavsiyede bulunurken Ingiliz dostlugunu hic bir zaman kaybetmemeleri gerektigini soylemesi basından beri savunduğu bağımsızlık idealiyle tezat olusturmaktadir.
247 syf.
·19 günde·9/10
Günümüz Ürdün Kralı II. Abdullah'ın dedesi ve Şerif Hüseyin'in oğlu olan Abdullah'ın Osmanlı'ya isyan süreci ve sonrasında yaşananları kendi bakış açısıyla yer yer özeleştiri yaparak etkili bir dille anlattığı anılarından oluşan bir hâtırat.
247 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Araplarin isyan ederken kafalarindan gecenleri anlamak adina iyi bir kitap...Kendi adima beni cok sasirtan bir yaklasimla karsilastigimi ifade etmem gerek. Ingilizlerin boyundurugu altinda yasamayi zillet gormek yerine, bununla ovunen bir mantaliteyle karsilasmak beni sasirtti...
247 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Arapların Şerif Hüseyin isyanı ışığında Osmanlı'ya nasıl ihanet ettikleri ve sonra İngiliz sömürüsünden paçalarını bir türlü kurtaramadıklarının bizzat Kral Abdullah'ın ağzından itirafı...
247 syf.
·Puan vermedi
Kendince haklı nedenleri var. Özellikle son zamanlarda Osmanlı'nın onlara düzgün davranmadığından felan bahsediyor.İttihat ve terakki üyelerinden, padişahın durumundan ve İngilizlerin yaptıklarından. Uyanık olmalıyız bu İngilizler uyumaz çünki.
247 syf.
·8/10
Hatırat okumaya başlamama sebep olan kitap. Acı ihanetler silsilesinin ilk ağızdan anlatılması ve sizin o günlerin devlet yapısını anlamanız açısından harika bir eser. Günümüzde halen yaşanan sorunların kaynak kitabı diyebiliriz. Azını bildiğimiz ancak detaylarını ilk defa duyacağımız çoğunu hiç duymadımız tarihimiz.
247 syf.
·Puan vermedi
Biz Osmanlı’ya Neden İsyan Ettik?

Yıllardır duyduğum şey ya Arapların Türkleri arkadan vurduğu ya da ittihat ve terakki cemiyetinin suçlanıp Arapların isyanının anlaşılabilir olduğuydu. Hep bu iki uç örneği dinleyip durmuştum. Elime aldığım bu hatıratta gördümki aslında mesele bu bu iki söylemin çok daha ötesindeymiş. Kitap hakkında söylenecek, tartışılacak o kadar çok şey vardı ki... Her şeyden öte bu kitapta bir Arap gözüyle Osmanlıyı okuyabiliyorsunuz. Kanuni esasiyi bahane edip isyan eden Arapların asıl niyetinden nasıl uzaklaştıklarını, Büyük Britanya’ya olan hayranlıklarını görebiliyorsunuz. Büyük Arap Birliği kurmak isterlerken İngiltere’nin mandalığına şükreden bir Ürdün kralı görmek oldukça şaşırtıcıydı.
Kitabı okuyacaklara küçük bir tavsiye, alt bilgi olmadan okumayın anlatıların arası kopuk ve boşluklarla dolu.

Yazarın biyografisi

Adı:
Kral Abdullah
Unvan:
Kral
Hicaz emiri Şerif Hüseyin Hüseyin bin Ali (Mekke Emiri)'in oğlu olan Abdullah, İngilizlerin desteğiyle 1921 yılında Mavera-i Ürdün Emirliği'nin başına geçti.[1] Önce Paeke Paşa'ya, sonra da Glubb Paşa'ya örgütlettiği "Arap Lejyonu", Kerkük-Hayfa petrol boru hattınun korunmasını sağladı. II. Dünya Savaşı sırasında emirlik sınırları dışına müdahalede bulundu. 1946'da İngiltere ile imzalanan bir ittifak anlaşmasından sonra ülke bağımsızlığına kavuşunca 1949 yılında ilk Ürdün kralı olarak taç giydi. Suriye ve Lübnan'ı içine alacak bir devlet kurmaya uğraşırken öldü.

Emir Abdullah Efendi, ömrünün sonuna kadar İngilizlerin sadık dostu olarak kaldı. Sarayında muhafız olarak Çerkezleri konuşlandırmış ve oğlunun da iktidarda sorunsuz kalmasını sağlamıştır. Haşimi soyundan olduğu iddiasıysa günümüze kadar ispatlanamamıştır.

Kardeşi Faysal da yine İngiliz dostları sayesinde Irak emiri olmuştur. İngilizler Osmanlı İmparatorluğu'nun Arap Yarımadası'ndan çekilmesinde etkin rol oynayan bu aileden baba Şerif Hüseyin'i Hicaz'a, oğullarını da Irak ve Ürdün'e emir tayin etmiştir. Ürdün, tarihte gerek toprak olarak gerekse halk olarak var olmayan bir devlettir. İngilizler sayesinde ortaya çıkmıştır.

I. Abdullah 1951'de Kudüs'te cuma namazı çıkışında bir Filistinli tarafından yapılan bir suikast sonucunda öldürülmüştür.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 87 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 45 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.