Lauren Myracle

Lauren Myracle

Yazar
6.4/10
109 Kişi
·
394
Okunma
·
1
Beğeni
·
1.281
Gösterim
Adı:
Lauren Myracle
Unvan:
Amerikalı Yazar
Doğum:
Brevard, Kuzey Carolina, Amerika Birleşik Devletleri, 15 Mayıs 1969
"Charlie kendini bildi bileli hayatındaki yetişkinlerin ona hep iki şey söylediklerini hatırlıyordu. Onu inciten yetişkinler dünyaya başarısız olmak için geldiğini ve bu şekilde öleceğini; ona yardım etmek isteyenler ise rüyalarının peşinden giderse her şeyi yapabileceğini söylemişlerdi.

Charlie yıllar boyunca bu iki bakış açısını da reddetmiş ve hayatın risk almak olduğuna inanmıştı. 'İyi' ve 'kötü' yoktu. Büyük bir resim yoktu. Yalnız doğar ve yalnız ölürdün. Eğer şanslıysan belki bu yolda birkaç güzel an geçirebilirdin. Ya da geçiremezdin."
Tüm diğer kurallar kaybolup gitse bile bazıları hep baki kalır. Mesela... yerçekimi gibi. Gezegenlerin hareketleri gibi.
370 syf.
·Beğendi·10/10
kitabı sırf stephanie mayer olduğu için okumuştum kasa hikayeler oluşan bir kitap gerilim üzerine daha çok ama fena değildi yani. okunabilir akıcı bir dille yazılmış.
320 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Açıkçası kitapta bazı oturmayan yerlerin olduğunu düşünüyorum ama ona rağmen akıcıydı. Charlie karakteri pısırık olmakla güçlü olmanın arasında kalmıştı ama bakarsan kitap komple bi arada kalmıştı erotik göndermeler vardı ama tam bir erotizm yoktu. Kızın ailesi aşırı baskın bir aile olarak tanıtılmıştı ama aslında çok da öyle değildi. falan
370 syf.
·Puan vermedi
Sırf Alacakaranlık serisini sevdiğim için yanı nedeni Stephenie Meyer ki yanlış yazma ihtimalim var. :)) ama okuduğum zaman beğenemediğim fantastik hikayelerdi. Birbiriden farklı kısa hikayeler bulunduruyor içinde ben tavsiye eder miyim? Bu soruyu biraz düşüneyim...))
336 syf.
·5/10
Cocuksu bir kitaptı...konu guzeldi ama cok daha ciddi,ayrintili, profesyonel islenebilirdi...basit bi işleyiş olmuş...konunun içine giremedim açıkcası...sevgiler,)
370 syf.
·6/10
Alacakaranlık serisine hayran kalmam nedeniyle alıp okuduğum bu kitabı başta anlatımını yetersiz bulmuştum. Sonralarda bu düşünce, yerini beğeniye bıraktı.
Farklı hikayelerin derlemesi olarak yayınlanmış ancak hikayelerin bellş noktaları birbieiyle bağlanmış. Hikayenin en çekici özelliği bu olmalı. Bunu bir örnekle açıklamaya çalışayım. X kişisini anlatarak başlıyor ilk hikaye. Girdiği bir mekanda Y kişisi ile karşılaşıyor bir süre konuşuyorlar sonra Y kişisini anlatmaya başlıyor.
Tüm hikayeler böyle değildi tabii.
Velhasıl kelam; güzel kitaptı ancak Stephen MEYER düzeyinde olduğunu düşünmüyorum.
336 syf.
·Beğendi·8/10
Üç yazarın birleşerek bir kitap yazması ile ortaya çıkmış bu hikaye. Bende elime geçmişken okuyayım dedim. Beğendim mi? Evet kesinlikle hatta soluksuz okudum ancak sekiz puan vermemin nedeni ne kadar seversem seveyim John Green'in yazmış olduğu bölümü akıcı bulmamam. Gerçekten şaşırdım yani özellikle de onun yazdığı bölüm hiç dikkat çekici değildi. Elbetteki hikaye noel mucizelerini anlatıyor. Üç mucize de birbiri ile bağlantılı olduğu içinde mecburen baştan sona okuyorsunuz. Yoksa nedendir bilmem orta kısım bitmek bilmedi benim için. Yinede kütüphanenizde yeri olmalı diye düşünüyorum. ^^ Trenin kara saplanması ile Gracetown gibi küçük bir kasabada sıkışan Jubilee , yanı başındaki aşkı göremeyen Tobin ve aptallık ederek hayatının aşkını terk ettikten sonra pişman olan Addie. Bu üçlünün başlarına ne kadar kötü şey gelirse gelsin Noel mucizesi ile aşkı bulmalarını anlatıyor. Ve elbetteki yeni dostlukları da...
370 syf.
·1/10
Almış bulundum (S. Meyer adını gördüğüm için) sonra iki kitap arasına 1 hikaye sıkıştırarak zoraki okudum. Eh, bitirmiş olmak için bitirdim.Bir de ya çeviri kötüydü ya da hikayeler çünkü çoğu zaman paragrafı hatta sayfayı 2 kere de okuyup geçtim,ancak anladım (kimini anlamadım bile)
320 syf.
·9/10
Bu kitaba çok sıcak başlamadım açıkçası. Uykulu uykulu 'hadi bir bakayım, hiç ihtimal yok ama belki güzel çıkar.' diyerek başladım. Beklentisizdim. Bir Sonraki Hayatımız gibi çıkarsa uzun bir süre kitap okuyabileceğimi sanmıyordum.

Öyle olmadı. Gerçekten beklentimin üzerinde bir kitap oldu.
Başlarında yaklaşık bir yüz sayfalık kısımda uyuklayabilirsiniz (ben öyle okudum) ama kitabın ortalarından itibaren kendine çeken ve hemen okutan bir özelliği var. Biraz önce bitirdim. Derslerim yüzünden yarım bırakmıştım, bu sabah uyandım ve o kadar hızlı bitti ki anlatılmaz.

İlk defa bir erkeğin, bir kıza 'Bebeğim' diye hitap etmesini samimi buldum ve beni gülümsetti. Yazar farklı bir bakış açısıyla yazmasına rağmen yabancılık çekmiyorsunuz ve piyasadaki birbirine benzeyen onca romandan oldukça farklı. Aşk hikayesi türünde yani. Farklı konular, farklı yaşam biçimler. Ben çok sevdim.

Başlarında sıkılabilirsiniz ama bırakmayın. Sonu saatli bir bomba. Böyle bitemez! Nasıl böyle bitirebilir! Şaka herhalde? Kitabın sayfaları mı yırtıldı acaba? diye kendi kendinize konuşabilirsiniz. Bende olduğu gibi.

Belki de beklentim düşüktü diye böyle güzel geldi. Orasını bilemem ama bir şans verilmeli. Her şeyden bıkmış, tatlı bir aşk hikayesi arıyorsanız okumak için zamanınızı ayırabilirsiniz.

Ben beğendim ve şunu da ekleyeyim, kitabın içinde samimiyet varsa her haliyle okunuyor. Kendini okutuyor. Bu da o samimi kitaplardan sadece biri.
368 syf.
·Beğendi·5/10
Bu kitabı kapağı çok hoş diye, yıllar önce kelepirden almıştım. Bir ara canım hiçbir şey yapmak istemiyorken okumaya karar verdim ve sanırım yaz aylarındaydık fakat yine de kendimi karların arasındaymış gibi mutlu hissetmiştim.
Konusu, yazımı ve çoğu şeyiyle basit aslında kitap. 3 tane kısa hikâyeden oluşuyor. Kar yüzünden ulaşım sorunları yaşayan 3 çiftin hayatından kısa kesitler. Ahım şahım bir şey değil anlayacağınız. Benim sevme sebebim yalnızca hikayelerin çok samimi hissettirmesiydi. Siz sever misiniz bilemiyorum tabii ama elinize geçerse -bildiğim kadarıyla baskısı yok- okumanızı tavsiye ederim. Gençlik hikayelerini seviyorsanız bir parça tebessüm bulabilirsiniz içinde.
336 syf.
·21 günde·Beğendi·4/10
Karşınız da Mart ayının sonunda bitirdiğim 3 yazarın birlikte yazdığı 3 aşk hikayesi hakkında düşüncelerimle karşı karşıyayım. Kitap ilk Maureen Johnson'ın yazdığı hikaye Jübile Ekspresi ile başlıyor. Gracetown son yılların en yoğun kar fırtınasına gömülür. Jubilee mahsur kaldığı trenden dışarı adım attığında tanıştığı kendi yaşlarında ki çocukla arasında aşk doğar. İkinci hikaye John Green'in yazdığı Ponponlu Mucize'dir. Kitapta 2 genç çocuk 1 genç kızdan oluşan 3 en yakın arkadaş yılbaşı günü evde film izlerken onlara gelen telefonda 14 ponpon kızın tek başlarını kafede olduklarını çünkü trenlerinin yolda kaldığını öğrenirler. Kafeye gitmek için yoğun karda arabaları kalır. Her onlara gelen telefon da arkadaşlarının üzerinde idda oynadıklarını ilk kim gelirse bahsi kazanacağını söyler. Bu yüzden diğer 2 grupla yarışırlar. O gece yaşadıkları zorlu mücadele de Tobin ve Dük arasında bir aşk doğar. Üçüncü en son hikaye Lauren Myracle'ın yazdığı Koruyucu Melek hikayesidir. Addie ve Jeb bir süredir sevgililerdir. Addie kendinde olmadığı(umarım yanlış hatırlamıyorumdur) gece başka bir erkekle öpüşür. Kendinden daha çok seven sevgilisi bunu öğrendiğin de trenle gelmeye çalışırken yolda kalır. Addie bir süre ayrılmak üzere olduğu sevgilisinden haber alamayınca korkar. Son birkaç gün endişe içerisin de gezer. Üç hikayenin sonu kafe diye adlandırığım Waffle House'da yolları kesişir. Bence John Green'in yazdığı diğer kitaplara göre bu hikayesini beğenmedim. Maureen ve Lauren'ın kaleme aldığı hikayelerini ilk defa okudum. Kitapta ki favori hikayem Maureen Johnson'ın yazdığı ilk hikayedir. Gerçekten güzeldi. Eğer aşk kitabı arıyorsanız okumanızı öneriyorum. Artık uzun yorumlar da bulunacağım çünkü daha iyi olduğunu düşünüyorum. IG: okurbirpenguen

Yazarın biyografisi

Adı:
Lauren Myracle
Unvan:
Amerikalı Yazar
Doğum:
Brevard, Kuzey Carolina, Amerika Birleşik Devletleri, 15 Mayıs 1969

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 394 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 208 okur okuyacak.
  • 12 okur yarım bıraktı.