Laurent Gounelle

Laurent Gounelle

8.3/10
649 Kişi
·
1.886
Okunma
·
120
Beğeni
·
7.515
Gösterim
Adı:
Laurent Gounelle
Unvan:
Fransız Yazar
Doğum:
Fransa, 10 Ağustos 1966
Gounelle ünlü bir yazar olmanın yanı sıra aynı zamanda bir psikiyatrist.
"Ömrün boyunca genç kalmak istiyorsan, gelişim göstermeye, öğrenmeye, keşfetmeye devam et ve kendini ruhunu körelten alışkanlıkların içine ya da zaten yapmayı bildiğin şeylerin uyuşturan rahatlığına kapatma!"
Yine değişime direniyorsun! Çocuklar ile yetişkinler arasındaki temel farklardan biridir bu; çocuk, gelişme arzusu duyar. Yetişkin, değişmemek için elinden geleni yapar.
Birinin konuşmasını dinleyerek gelişim gösterilmez.Hareket ederek ve deneyimler yaşayarak gelişim gösterilir...

//
Sanırım yaşam sürekli değişimden, hareketten ibaret. Statükoya dört elle sarılmanın hiç anlamı yok. Yalnızca ölüler kımıltısızdır...Bize uygun düşen yönde gelişebilmek için yalnızca kabul etmekte değil, değişime başlamakta da yarar var.
"Babilliler reenkarnasyona inanır ve bu nedenle ölümden korkmazlar.Bu da onları, ister yaya olsunlar ister sürücü, çok ihtiyatsız kılar.Zavallı fani ben, iki kat dikkat kesilmeliydim."
"Genel olarak birini ikna etmeye ne kadar çabalarsan onda o ölçüde direnç yaratırsın. Fizikçiler bunun uzun zamandır farkında zaten."
Kitabı yeni bitirmiş olmanın verdiği duygularla yazmak istiyorum. Bu kitabı bana bir arkadaşım tavsiye etmiş ve "mutlaka okumanı istiyorum!" demişti. Ona çok minnettarım şuan. .Bu incelemeyle ben de başkalarının hayatına katkıda bulunabilirsem borcumu ödemiş olurum diye ümit ediyorum.
Öncelikle klasik bir romandan çok farklı olduğunu söylemem gerekir. Sadece bir hikayenin içinde kendinizi bulmuyor aynı zamanda beyin fırtınası yaşıyorsunuz. Günlük yaşantınızdaki kişilerle olan iletişiminizi sorgulatıyor size. Nerde yanlış yaptım dediğiniz yerleri bir bir gösteriyor roman kahramanıyla. Aslına bakarsanız sanki roman kahramanının yerinde siz varmış gibisiniz.
Çok fazla kitap hakkında bilgi vermek de istemiyorum. Yazarın deyişiyle "sen itersen o direnir." Yani ne kadar çok şeyden bahsedip güzelliğini anlatmaya çalışırsam o denli kitap itici gelecektir. Ve hiçbir okuyucu arkadaşımın bu kitaptan mahrum kalmasını istemem.
Keyifli okumalar :)
"EN ÖNEMLİ ŞEYLER KİMİ ZAMAN HİÇ FARK EDİLMEDEN GEÇİP GİDENLERDİR."

Tüm ilgimi kendisine yöneltmeme sebep olan arka kapağındaki başlığı ve sonra kitap ismiyle kendine çekti bu roman beni. Aslında işleyişi ve kurgusuyla bir roman özelliği taşıyor iken içeriği açısından tam bir kişisel gelişim kitabı. O yüzden "romanlaştırılmış kişisel gelişim kitabı" tabiri bu kitap için doğru bir ifade olacak. Kitap bu noktada da önem arz ediyor benim için çünkü normalde elime, dört yüz elli sayfalık bir kişisel gelişim kitabı tutuşturulsa kem küm eder okuma hevesimin sınandığını düşünürüm ama durum bu kitapta farklı bir hal aldı…

Amerika'da muhasebeci olarak sürdürdüğü yaşamını Fransa'da ünlü bir şirkette istihdam danışmanı olarak devam ettiren ana karakter Alan, insanlara karşı mahcup olmaktan, kusur işlemekten, farklı düşüncelere sahip olduğunda bunu karşısındakine rahatlıkla ifade edebilmekten çekinen, kendi isteklerini başkalarının karşısında hep arka planda tutan bir adam. Hata yaparsa sevilmeyeceğini, saygı görmeyeceğini düşünen bu adam samimi, eşit ilişkileri seven bir kişilik fakat tüm bunlar onu bunalıma sürüklemekten başka bir işe yaramıyor. Şimdiye kadar edindiği iş ahlakından kabul ettiği etik değerlerden farklı bir iş tecrübesi yaşıyor olması ve bu konuda elinden herhangi bir şey gelmiyor oluşu da onu mutsuzluğa sürükleyen faktörlerin başında geliyor aynı zamanda. Yaşam ile çizgi sınırlarını aşmış bu kişi hayatına son vermeyi düşündüğünde gizemli bir şekilde onu bu durumdan çekip çıkaracak olan isimle, benim için kitabın parlayan yüzüyle, yani Dubreuil ile karşılaşıyor. Zekasına hayran kaldığım bu adam enerjisiyle cazibe kuşanmış bir karakter, aynı zamanda eğlenceli de. Çeşitli iletişim becerilerini kendine özel tekniklerle Alan'ın hayatına işlerken, tüm iplerin elinde olması güvencesiyle onun hayata tutunması adına verdiği görevler, beni kendi hayatıma uyguluyormuşum gibi etkilerken bazı yerlerde fazlasıyla güldürdü, çok keyif aldım okurken.

Alan benim ağzımdan konuşuyordu hep bu romanda.
“Hayat acı çekenleri esirgemez, bir sille de o vurur." diyen o değil de bendim sanki. Hayatları korku filmi tadında yaşatmaya adamış, adından amacını hiç esirgemeyen " "korku"nun, insanları kabuğuna ne şekilde çektiğini açıkça görmek mümkün hikayede. Aşama aşama kendi kabuğunu kırmanın nasıl mümkün olabildiğini görebilmek de aynı zamanda…

Kitabın temelleri ise iki önemli ismin düşünceleriyle atılıyor:
I-Albert Einstein: Tesadüf, tebdil-i kıyafet gezen Tanrı'dır.
II-Mahatma Gandhi: Dünyada görmek istediğin değişim sen ol.

Bunların dışında Platon'un mağara alegorisinden bahsedilirken kitabın özünü oluşturan "Komşunun evrenini kucakla, sana açılacaktır" düşüncesi de Marcel Proust'un şu sözleriyle pekiştirilmiş: "Tek gerçek yolculuk, tek gençlik pınarı, yeni manzaralara gitmek değil, başka gözlere sahip olmak, evreni bir başkasının gözünden, başka yüz kişinin gözünden görmek onların her birinin olduğu her birinin gördüğü yüz evreni görmektir."

Şimdiye kadar bir şekilde karşımıza çıkan kişisel gelişim kitaplarında verilen talimatları onaylıyor ve söylendiği şekilde yapılması gerektiğini düşünüyorsak bile bunu gündelik hayatta pratiğe dönüştürmenin yolu elbette zor. Bu kitapta verilen kuralların somut örneklerle desteklenmesi hoşuma giden unsarlardan biri oldu ayrıca açıklayıcılık açısından da gayet tatminkar. Sadece Dubreuil ve Alan arasında geçen olaylarda değil, gelişimin birkaç koldan verilmiş olması açısından da çok yönlü bir keyfi var. Ayrıca meditasyonla ilgilenen biri olarak, içerisinde az da olsa meditasyon yöntemlerine yer verildiğini fark ettim bu ayrıntı da kitap üzerinde olumlu bir etki bıraktı üzerimde. (Öfke, nefret temizlemesi, nefes çalışması gibi) Sürekli direktif veren kitaplardan haz alamayanlara gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim o yüzden bu kitabı.

Tüm olayların Fransa'da geçiyor olması keyfime katılan vazgeçilmez tatlardan biri oldu benim için. Daha gitmeden aşık olduğum Paris şehrinde doyurucu bir tura çıkmış gibi hissettim kendimi. Kitabı okurken semtleri ve bahsi geçen tüm yerleri görsellerle desteklediğim için kitabın içine açılan bir Fransa penceresine sahiptim. Anlayacağınız, kitabı değil Fransız kentlerini izleyen odamda perdeyi kapatıyordum her seferinde. Champ De Mars bahçelerinde, Odéon Tiyatrosunda, Champs Élysées da Zafer Anıtı´nda, Tertre , Concorde, Bastille ve Opera Meydanları´nda, Grands Augustins Sokağı´nda, Montmartre´daki o mükemmel sokaklar ve yapılarda, Paris´in sevimli dar sokaklarının bulunduğu Petit Champs Sokağı´nda, tepeye inşa edilmiş, manzarasıyla büyüleyici bir Lacoste köyü olan Lubéron´da gezmiş olmak büyüleyici bir his bıraktı üzerimde. Hikayenin ve tabii ki Paris´in kalbini oluşturan Eyfel Kulesi ise çok hoşuma giden yeni bir isim, yeni bir metafor kazandı bu romanda: Demir Kız.

Olay örgüsü gizini ve merakı kaybettirmeden kitabın başından sonuna kadar sürdü benim için. Sadece şunu belirtebilirim, Alan'ın bulunduğu şirketin durum analizleri, finansal verilerden yapılan çıkarımlar ve diyaloglar şirkette çalışan biri için olağan bilgilerden ibaretken benim için kitabın bu kısımları işin özünü anlayarak geçtiğim sıkıcı terimlerden oluşuyordu. Tamamen bireysel zevklerle alakalı olan bu detay kısmını geçersek gerek verdiği mesajlarla gerekse kurgusuyla romanı çok beğendiğimi içtenlikle söyleyebilirim.

Yaşamdan kopma planları yaparken çok az insan yaşama yeniden bağlanma planları yaparken bulur kendini. Çözüm bulmakta zorlandığımız problemler, yaşamın tatsızlığını yoğun olarak hissettiğimiz anlar hepimizi bezdiren hisleri beraberinde getiriyor. Değişimin kendinde, hepimizde ortak bir özellikle barındığını fark ettiren Dubreuil´in benim hayatıma girmiş olmasını hikaye boyunca çok istedim ama sonra kitabın temellerini attığı o söz geldi aklıma: Tesadüf, tebdil-i kıyafet gezen Tanrı'dır. Binlerce kitap arasında rastlamış olduğum bu kitap Alan ile benim ortak yanlarımızı ortaya sererken Dubreuil* ile tanışmış olduğumu gösteriyordu aynı zamanda.

Tesadüf yoktu,

farkındalık vardı.


*https://www.youtube.com/watch?v=pBx-tr1FDvY
Aslında içerik olarak felsefik bir kitap ve beni sürekli araştırmaya itti kitabı okuduğum süre zarfında 4 olayı araştırdım inceledim bana çok şey kattı herkes de aynı etkiyi yaratırmı bilemiyorum.

Tinsel algınızın derinliklerine indiriyor yazar sizi.Sağlıklı ama mutlu olmayan bir adam ama mutsuzluğunun bile farkında değil aslında mutsuzluk değil de iç huzursuzluğu çok ve bir şifacıya giderek kendi yolunu ideallerini,hedeflerine nasıl varacağını,ön yargılarını nasıl atabileceğini öğreniyor.
---------
Pollyannanın üstüne bu kitabı okumam çikolatanın üstüne şerbetli balkabağı tatlısı yemek gibi birşey oldu.Üst üste pozitif düşünce kitapları okumak insanı başka bir boyuta sokuyor, sürekli iyimser düşünmeye başladım :))
Kitabı bukadar beğeneceğimi düşünmezdim
Bir insanın tamamen değişmesi mümkün gözükmesede bu kitapta değişime şahit oluyor insan,

Okurken bir çok yerde, aslında çok doğru, evet kesinlikle yada tamamen bizim elimizdeymiş, dediğim çok oldu.

Demekki sadece istemek yetmiyormuş uygulamak ta büyük önem taşıyormuş ve ne olursa olsun vazgeçmemek.
Kesinlikle okunması gereken bir kitap.
"Hayatta nasıl mutlu olunur? Bu soruyu sadece kendim için değil çevremdeki hatta tanımadığım insanlar içinde düşünüyorum. Acaba hayat amacım mutluluktan mı geçiyor? , yoksa o hep içimde var mıydı? ve daha soracağım bir çok soru var. Bir arkadaşıma bu soruları sordum ve bana bu kitabı tavsiye etti. Kitabın açıklamasını okuduğumda kesinlikle okumalıyım dedim. Eğer sizde böyle bir arayış içine girdiyseniz kitabı okuduktan sonra sizinle paylaşabilirim :)
Merhaba...Kitap henüz bitmemiş olmasına rağmen küçükte olsa bişeyler yazmak istedim. Bazı sebeplerden dolayı kitaplarımı okumaya yeteri kadar zaman ayıramadığım için bitirme sürelerim biraz uzadı ama bu durumun, bu kitapla alakası yok. Çünkü bu kitabin bitmesini istemediğim için okumaktan çekiniyorum... Kitap bitecek diye ödüm kopuyor. Kitap mı beni okuyor ben mi kitabı okuyorum gerçekten karıştırmış bir haldeyim. Beni içine hapsetmiş bir kitapla karşı karşıya kalacağımı hiç düşünmemiştim başlarken. Aksine nasıl okuyacağım, çok kalın bir kitap diye hayıflanmıştım ama hiç öyle olmadı. Kitabın içeriği ile ilgili yazacak inanın çok fazla şey var ama kelimelere dökecek bir psikolojim kalmadı. Öyle karıştırdı ki kafamı cümlelerimi toparlamakta güçlük çekiyorum... Buraya kadar okuduysanız eğer teşekkürler,zamanınızı çaldığım içinse çok özür dilerim. Ben daha fazla rahatsızlık vermeden şimdilik sessizce uzaklaşıyorum... Hoş kalın...
Eğer mutsuzsanız, tutunacak bir dala ihtiyaç duyuyorsanız atın kişisel gelişim kitaplarını. Bu kitabı başucu kitabınız yapın. Yardım yanınızda, yalnız değilsiniz.
''Mutluluğun kapını çalmasını bekleme. Sen ona git.''
Tanrı Daima Tebdil-i Kıyafet Gezer, kendi kendimize koyduğumuz engelleri, korkularımızı ve ön yargılarımızı nasıl aşacağımızın, kaderimiz sandığımız mutsuz bir yaşamı, bizi mutluluğa götüren bir yolculuğa nasıl dönüştüreceğimizin hikâyesi, diyor Gounelle.
Benim çevremdeki insanlardan en çok 'oku,kesinlikle okumalısın.' diye tavsiye aldığım kitap karşınızda. Okumaya başlamadan önce merak edersiniz diye söylüyorum -nitekim ben etmiştim- 'Tebdil-i Kıyafet Gezmek'
Gizlenmek, kılığını değiştirme' demekmiş.
Gel gelelim kitabın konusuna; Alan Greenmor bulunduğu bölgedeki en büyük istihdam firmasının ücretli bir çalışanı; ve hayatında yaşadığı her olumsuzluğunu kendine travma olarak tekrar ve tekrar yaşatan bu yüzden özgüven eksikliğini derinlerine kadar hisseden müşkülpesent karaktere sahip bir adam. Bu karakter onda neye mi yol açıyor? Kendi hayatını bitirmeye kadar veriyor çünkü ona göre yaşadığı hayat zaten bir nevi intihar...
Tam son adımı atacakken tesadüfi olarak karşısına çıkmış bir adam diyor ki: 'Haydi, atla.' Atlarmısın? 'Eğer atlamazsan bundan vazgeçirirsem seni her dediğimi yapacaksın, itiraz etmeden.'
Evet her şey böyle başlıyor. İlk başta kitaptan çok olumlu geri dönüşler aldığım için hemen olayların müthiş bir sürükleyicilikte ilerlemesi beklentisi içinde başladım hemen olmasa da 'işte tam burda işler karıştı' dediğim andan itibaren aldı başını gitti olaylar.
Her kitap aslında benim için bir fırça darbesinden itibaren, hayatıma işlediğim her yeni renk ve fırça izi beni başkalaştırıyor ve ben bu değişimden gurur duyuyorum.
Hazır buna değinmişken kitapta çok beğendiğim bir alıntı ile bitirmek istiyorum:
'DÜNYADA GÖRMEK İSTEDİĞİMİZ DEĞİŞİM SİZ OLUN.'
Kitabın başlangıcı benden sonu da sizden; keyifli okumalar dilerim...
Alan Gremmor yaşadıkları sonucunda intihara karar verir ve Eyfel Kulesinde ,kendi için hazırladığı sonu gerçeklestirmek üzereyken,Dubreuil ile karşılaşır .Dubreuil ile aralarında ki bir anlaşmayla Alan'ı intihardan vazgecirir ve Alanın kişisel gelişimi için ona yardimci olur.Kitaba ilk başladığım da çok hızlı ilerledi ancak 200.sayfadan sonra çok detay geldi sıkıldım ,bitirmek de zorlandım.Kisisel gelişimi hikayelestirerek anlatması bana Robin Sharma kitaplarını çağrıştırdı ve o kitaplardan sonra itiraf etmeliyim ki sıkıcı geldi ...keşke 200 300 sayfa olsaydı çok daha etkileyici olurdu ...Ama okunur mu bence kendinizle çeliştiginiz ,mutsuz oldugunuz dönemler de kafanızı dağıtmak için ,motivasyon için gayet güzel okunur.
Kitap, her insanın etrafın da olup ta görmezden geldiğimiz bizi düşünen yolumuzu bulmamızı sağlayan kişileri daha net görmemizi sağlıyor.Korkularımızla yüzleşmeyi,özgürlüğümüzü kısıtlayanlara nasıl tepki verdiğimizi,kısaca kendinizi bulmanız için yazılmış bir roman.Kişisel gelişim tarzın da herkesin kendinden bir şeyler bulacağı okunası güzel bir eser..

Yazarın biyografisi

Adı:
Laurent Gounelle
Unvan:
Fransız Yazar
Doğum:
Fransa, 10 Ağustos 1966
Gounelle ünlü bir yazar olmanın yanı sıra aynı zamanda bir psikiyatrist.

Yazar istatistikleri

  • 120 okur beğendi.
  • 1.886 okur okudu.
  • 61 okur okuyor.
  • 737 okur okuyacak.
  • 46 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları