Leo Perutz

Leo Perutz

Yazar
8.5/10
54 Kişi
·
100
Okunma
·
10
Beğeni
·
928
Gösterim
Adı:
Leo Perutz
Unvan:
Avusturyalı yazar ve matematikçi
Doğum:
Prag, Çek Cumhuriyeti, 2 Kasım 1882
Ölüm:
Bad Ischl, Avusturya, 25 Ağustos 1957
"Gerçekten değerli, hatta eşsiz bulduğum tek şey var, o da zaman. Zamanını istediği gibi kullanan kişi mutludur, zengindir."
Leo Perutz
Sayfa 142 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2018. 1. basım, Çeviren: Zehra Aksu Yılmazer
Ama şairler böyledir işte! Kafiye peşine düştüklerinde, dürüst bir adamın adını lekelemişler, umurlarında bile olmaz.
Leo Perutz
Sayfa 40 - İş Bankası Kültür Yayınları
(...) mutluluğun bir dirhemi bile on okka bilgelikten daha kıymetlidir bazen.
Leo Perutz
Sayfa 1 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2018. 1. basım, Çeviren: Zehra Aksu Yılmazer
Çok sabırlı olup en kötü şeyleri bile kabullenmek lazım.
Leo Perutz
Sayfa 62 - İş Bankası Kültür Yayınları
Ama bana seslenen yüz sesin içinden tanırdım onunkini...
Leo Perutz
Sayfa 120 - İş Bankası Kültür Yayınları
Her gün iki üç dört arkadaşımı soframa davet edip onlarla sanat, bilim ve devlet yönetimi hakkında anlamlı sohbetler edebilmek en büyük mutluluk olurdu benim için.
Leo Perutz
Sayfa 142 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Mükemmel, mükemmel ve mükemmel!!!!!
İncelememi okumayın zaman kaybı olmasın, direkt gidin ve kitabı alıp okumaya başlayın. Çabukkkkkkk!
Şu anda kitap bitti ve elim ayağım titriyor. Bu hissi hayatım boyunca birkaç kez yaşadım ve şunu diyebilirim ki: İşte, Kitap okumak böyle bir şey beeeee!
Az önce Dünyanın En İyi Kitaplarından birisi okudum.
Bak hala elim ayağım titriyor umarım kalpten gitmem :(
Haydi o zaman, DÜNYANIN EN İYİ KİTAPLARINDAN BİRİSİNİ İNCELEMEYE BAŞLAYALIM...
Öncelikle kitap sanat severler için çok ama çok beğenilecek bir kitap. Hayran kaldım ben resmen.
Leonardo'nun Yahuda'sı...
Yahuda'yı bilenler bilir bilmeyenler için de Yahuda İsa'nın havarislerinden birisidir. Yahuda Öpücüğü diye bilinen tabirinde sahibidir. İsa ve havarisleri Son Akşam Yemeği'ndeyken Yahuda İsa'yı öpeceğim ve İsa kim öğreneceksiniz der İsa'yı asacak olan kişilere. İşte Yahuda'nın öpücüğü bu demektir!
İşte kitap bunu anlatıyor. Leonardo Da Vinci yani dünyanın en iyi ressamlarından birisi, Dünyanın en iyi resimlerinden birisini çizecek, Son Akşam Yemeğini...
Ama çizerken tıkanıyor. Niye mi?
Yahuda'yı çizemiyor, Koskaca Milano'yu karış karış geziyor ama bulamıyor. Yok, Yahuda'yı resmedebileceği birisini bulamıyor. Kime bakıp çizeceğini bulamıyor.
Sonra Da vinci hikayeden çıkıyor.
Hikayemizde artık Behaim adlı bir şahış gözüküyor.(Kendisinin anasını avradını...)
Bu kim peki?
Şehre yeni gelen bir tüccar. Salak geliyor ama bir kıza aşık oluyor. Sonra da kendi kibrine yenik düşerek "Ya ben aşık olmadım ki kızım.s, Borcu var bi adamın bana, onu almaya geldim.s" diyerek artislik yapmaya çalışıyor. Hop koçum sen kimsin yaaa!
Neyse işte tam bu kısımda SPOİLER İÇERİR!!!
Hah dedim bu arkadaş kesin Yahuda olacak.
Hikayemiz Behaim üzerinden devam ediyor ve tabiki de neden Da vinci Yahudayı çizmek için Behaim 'i seçti diye sormamamız için bu hikaye anlatılıyor.
SPOİLER BİTTİ!!!
İşte DÜNYANIN EN İYİ KİTAPLARINDAN BİRİSİ BU ŞEKİLDE.
Şimdi de sanatsever birisi olduğum için size naçizane bilgiler paylaşacağım. Burayı okumasanız da olur ama güzeldir okumanızı tavsiye ederim :D
--İlk olarak kitapta bolca Türklerden bahsediliyor. Yani Türkseniz ve bir kitapta sizden bahsediliyorsa bu çok hoşunuza gidiyor.
-- Marco d'Oggiono adlı bir ressam var kitapta. Leonardo'nun eski öğrencisi kendisi.
Kano Düğünü adlı bir resim yapıyor (sipariş üzerine) hem de 8 defa yapıp 9. sunu yapmaya başlıyor.
Peki burada Derviş neyi kafasına takmış?
Bildiğiniz gibi Sanat ne içindir gibi bir tartışma başlatmıştım zamanında. İşte bu tartışma ile ilgili olarak kitapta da Bir ressamın sipariş üzerine resim yaptığı görülür. Peki bu ne kadar doğru? Tartışılır...
Örnek vermek gerekirse de:
Rönesans Dönemine ait bir tablo Buyrun: https://commons.wikimedia.org/...27Este_-_WGA1791.jpg
Peki Derviş burada ne var??
Kendisi sipariş üzerine yapılan bir tablodur. Meryem ve Çocuk İsa resmedilmiştir.
Ama tabloda kaç kişi olduğunu bi sayın bakalım :DDDD
AAAAAAA o soldaki kişi de kim??
Ben söyleyeyim, Tabloyu sipariş eden kişi :D
Şimdi anladınız mı? Sipariş üzerine yapılan Sanat budur işte :(
Jacopo' ya buradan selamlar. Üzülüyorum kendisine...
--En son olarak da Da vinci'nin ustalığı ve dönemim mükemmelliği...
Başta kitapta geçen bir kısımda şöyle der Da vinci: Kemikleri, kasları yani anatomiyi çok iyi bilmem lazım. Yoksa yaptığım resimdeki insanın bir çuvaldan farkı kalmaz.
İşte bu!!!! Da vincinin sanata verdiği önem. Önünde saygıyla eğiliyorum kendisinin...
İkinci olarak da yine kitapta geçen bir konuşma olarak kitabın geçtiği dönemde herkes alim abi ya... Mükemmel değil mi?
Hani Matematikle uğraşan var Felsefeyle uğraşan var Sanatla uğraşan var hatta şey deniliyor. Bunların hiçbirini yapamayan birisi bile Dante okur....
Soruyorum sizlere, Kaçımız Dante'yi okudu??
İşte dünyanın en iyi dönemlerinden ve şehirlerinden birisi...
Keşke öyle olabilsek ama ne yazıkki Üniversitede( İlim Yuvası olmasına rağmen) bile bu doyuma ulaşamıyorum :(
Neyse incelemem bitti. Hala burada mısınızzzzz?
Çabuk çabuk, gidin ve okuyun şu kitabı (Sinirlenme Emojisi)
Burada da tablonun linki:https://dusunbil.com/...eniz-gereken-15-sey/
HERKESE TAVSİYE EDİYORUM HEMEN GİDİP OKUYUN!!!!!
Bak hala ellerim titriyor yaaa :D
Herkese iyi okumalar dilerim :)
Bir manzarada, bir resimde veyahut bir tabloda çok şey anlatıldığı, birçok şeyin en ince detayına kadar gösterildiği ve aynı zamanda gizlenildiği, zamanı ve mekanı aşan bir takım eserler vardır. Der ya Goethe; “İnsan her gün bir parça müzik dinlemeli, iyi bir şiir okumalı, güzel bir tabloya bakmalıdır. Böylece güzellik sürekli kalır.” En azından birini yapmaya vakıfsak, bize bahşedilmiş olan güzelliğin önüne geçmeyi engelleyebiliriz bir nebze.

Dünyanın en ünlü tabloları arasında yer alan Son Akşam Yemeği, Leonardo Da Vinci tarafından üç yılda yapılmıştır. Da Vinci, tablosunda oluşturduğu her yüze uygun rol modelini Milano sokaklarında günler boyu arar. Geride bulamadığı tek bir yüz kalmıştır; Kötülüğün, ihanetin ve kibrin simgesi olan Yahuda…

D. Brown’un gerçek bir olaydan bezenip bunu kurgunun ellerine teslim etmesiyle ortaya çıkan, çoğu kişinin uydurma bilgilerle dolu olduğu konusunda kesiştiği ilk romanı Da Vinci Şifresi’nde anlatılan Rönesans Dönemi, Da Vinci, Son Akşam Yemeği Tablosu ve dönemin sanatkarları hakkında yüzeysel ve bir o kadar uydurmalarla dolu bilgi, "Şifre" adı altında pazarlama sonucundan öte değildir.
Rönesans Dönemi denilince akla ilk gelen isimlerden biri Leonardo Da Vinci. Bu Döneme ilgim ve merakımın başlangıcına popülist bir roman ile start vermediğim için şanslıyım. ‘Gerçek’ten taviz vermeyerek ve bunu iyi bir kurguya oturtarak ilgi, merak ve heyecana bunu satmayan Leo Perutz’a ayrı bir parantez açmak lazım gelir.


Üstat Leonardo… Milano Dükünün Son Akşam Yemeği Tablosu isteğini yerine getirebilmek hiç de kolay olmadı. Kötülüğün resmini yapmak hiç bu kadar zor olmamıştı. O, döneminin bir mimarı, bir mühendisi, bir Filozofu, bir mucidi, bir kehanetçisi, bir ressamı, bir matematikçisi, bir anatomisti, bir müzisyeni, bir heykeltıraşı, bir botanisti, bir jeoloğu, bir kartografı ve bir yazarı… Ve bir gece taksicisi. Elini uzattığı yeri aydınlatan bilge bir kişi. Sokrates veya İbn-i Sina gibi. Son Akşam Yemeği Tablosundaki sır ve gizem, bugün hala sanat tarihçilerinin ve analizcilerin araştırma ve inceleme ürünü olabiliyorsa ancak, Da Vinci’nin çok yönlü kişiliğinden olsa gerek.

Bohemyalı Alman bir tüccar olan Behaim eski bir borcunu tahsil etmek için Milano’dadır. Ticaret için de burada olan Behaim, aynı zamanda şehri keşif turlarına çıkar. Milano sokaklarında Niccola adlı bir kıza tutulur. Onu ilk gördüğü gün izini kaybeder; günler boyu bütün şehirde arar onu. Kendisine gösterilen küçük bir tebessümün verdiği mutluluk yerini hüzne bırakır. Niccola ile karşılaştığı pazar yerinde yüksek sesle şiir okuyan Münzevi bir şaire danıştığında da istediği yanıtı alamaz. Divane bir kişi olan Mancino da onun gibi bu sevginin ağına tutulmuştur. Mancino’nun dilinden çıkan, “Her şeyi bilirim de bilmem kendimi” diye biten harikulade dizeleri okurken, Perutz’un şair yanının da olduğunu düşünmüştüm. Divane Şair Mancino’ya söylettirilen mısralar hem biçim hem de içerik bakımından François Villon’un şiirlerine benzediğini kitabın Ek kısmında itiraf eden Perutz, intihalde bulunmadığını söylese bile Villon’un etkisinde kalarak bu satırları kaleme aldığı bir gerçek.

Ressamlar, mum ustaları, tacirler…
Alman tüccar, babasından kalan tahsili için aradığı kişiyi bulur nihayet. Türlü entrika oyunlarıyla birçok kişinin parasının üstüne yatan, hilekar ve düzembaz olan Bocetta adında bir tefeci. Bocetta gibi birinden tahsil edeceği miktarı almasının imkansız olduğunu söyleyen dostları, onu, kendisini bu işe ikna etmesine, hırslanmasına ve kendisini buna adamasına neden olurlar. Behaim borcunu tahsil etmek uğruna nelerden vazgeçecek, neleri sineye çekecektir?

Araştırmaya sevk edici bir eser okuduğumu söylemeliyim. Üstat İle Margarita’yı okurken İsa hakkında edindiğim bilgilerin üzerine Leonardo’nun Yahuda’sı da eklenince konu hakkındaki merak maksimum düzeye çıktı. Tarihsel eserlerin kişinin araştırıcı yönünü ortaya çıkarmasının altında yer alan etkenler bu noktada büyük önem arz ediyor.

“Sizden biri, bana ihanet edecek.” (Markos 14/18)

İşte o ünlü tablo:
https://i.hizliresim.com/NZXDJN.jpg

“Arkadaşının bir gün seni yüz üstü bırakıp gidebileceğini hatırlayarak ölçülü davran.”
Hz. Peygamber’in mümkün mertebe bu konuda ılımlı yaklaşılmasını tavsiye eden Hadis-i Kudsisini unutmamak gerekir. Brutus’ların, Yahuda’ların hançerinden kurtulmak belki bu yoldan geçiyordur.

İhanet. Kibrin en uç noktası. Sevmek. Sevmek ve hançerlemek.

“Sen sırrı ve Yahuda’nın günahını biliyor musun? Onun İsa’ya neden ihanet ettiğini biliyor musun” diye sordu Üstat Leonardo.
“İsa’ya onu sevdiğini anladığı için ihanet etti. “Onu çok sevmek zorunda kalacağını önceden gördü ve kibri buna izin vermedi. “Evet, Yahuda’nın günahı, kendisine ihanet edecek kadar kibirli olmasıydı.”

İyi olduğunu düşünüp sırtımızı rahatlıkla dayadığımız insanlar, nesneler, şehirler, ortamlar iyiye ulaşmak için önümüzde bir engel gibi duran, belki “kötü”den başka bir şey olmayan bir muammadır gözlemlemedikçe. Bazen gözlemlemek de yetmez. Herkese eşit şartlar sunmayan hayat, insanın karşısına nelerin çıkacağını sır vermeyerek izletir bir köşeden.

Ait olamamak belki buradan gelir.
İnceleme öncesinde bu kitabı bana hediye ettiğin için sana sonsuz teşekkürler https://1000kitap.com/semptomania
Hediye ettiğin kitaplar içinde en güzelini sona saklamışım farkında olmadan meğer. İyi ki okudum, iyi ki vesile oldun...

Kitabın konusuna geçmeden önce Leonardo ve eseri "Son Akşam Yemeği" ile ilgili biraz bilgi vermek istiyorum. Birçoğumuz Mona Lisa eserinden biliriz Leonardo da Vinci'yi. Kimdir bu Leonardo? 15 Nisan 1452 yılında evlilik dışı bir çocuk olarak dünyaya gelmiştir. O dönemde çok hoş karşılanmamaktadır evlilik dışı çocuklar, bu sebeple annesinden ayrı kalmış ve ilk yıllardan itibaren babası eğitimini üstlenmiştir. Çocukluk döneminde de birçok alanda yetenekli olduğunu göstermiştir. Filozof, astronom, mimar, mühendis, heykeltıraş, yazar, ressam öne çıkan mesleklerindendir. On parmağında on marifet yani! Kitapta ön planda olan ressamlığı ve en bilinen eserlerinden biri olan Son Akşam Yemeği'dir. Bu bilgiler kitapta yok ve kitabı okumadan önce en azından Son Akşam Yemeği hakkında biraz araştırma yapabilirsiniz. Ben kısaca yine bahsedeceğim tabii.

İlk sayfalarda 15. yüzyılda Milano Dükü Leonardo'dan Son Akşam Yemeği tablosunu yapmasını ister. Peki "Son Akşam Yemeği" nedir?
Hıristiyan inanışına göre Hz. İsa'nın Romalı askerler tarafından yakalanmadan önce havarileri ile yediği son yemektir.

Leonardo aşığın sevgilisine duyduğu aşkla bağlıdır esere fakat bir türlü tamamlayamaz. Çünkü bir şey eksik! Hz. İsa'yı ele vermiş olan havarilerinden Yahuda'yı bir türlü tasvir edememiştir. Leonardo, Yahuda'ya uyacak kötü bir yüz, zalim bir yürek aramaktadır. Yıllarca hapishanelere gider, suçlularla görüşür fakat hedefine ulaşamaz. Üstat Leonardo Yahuda'sını arayadursun, biz bir de kitabımızın önemli karakterlerinden Joachim Bechaim'e bakalım...


Joachim Behaim, Milano'ya Türklerin diyarından gelmiş bir ticaret adamıdır. Hem ticaret için hem de uzun zamandır borcu bulunan Boccetta'dan borcunu almak için Milano'da bulunmaktadır. Haa bir de erkeklik gururundan kendine itiraf edemese de pazarda gördüğü güzel bir kadına aşık olduğu için şehirde kalma süresini uzatmıştır. Yana yakıla gizemli güzeli arar. Aslında bütün kadınlara Anna'cık diyen bir adam bu Behaim, gerçek aşk değiştirir mi acaba bu zihniyeti? Ya da her kadının Anna'cık olmadığını düşündürebilecek gerçek aşk sahiden var mıdır?
Aşık olduğu kadını ararken bir taraftan da borcunun peşine düşer. İşte burada kitabın can alıcı hikayesi! Hayat ona büyük bir sürpriz yapacaktır. Behaim aşkı mı seçecek yoksa zalim olmayı mı? Bu kadının, diğer "Anna'cık" dediği kadınlardan farklı olduğunu düşünmesi okurken ümit veriyor doğrusu. Dikkat! Bu adamın yapacağı seçim çok önemli. Ya erkeklik gururu denen saçmalıktan vazgeçecek ya da Yahuda olacak! Ne dersiniz Leonardo artık Yahuda'sını bulur mu? Behaim'den Yahuda olur mu?
Gönül ister ki herkes iyi insan olabilsin fakat Leonardo'ya da Yahuda lazım...

Yazarın kitaptaki kurgusu şahaneydi, kitapta hiç sıkıcı gelen bir satır bile olmaz mı? Kesinlikle yoktu. Ziyadesiyle akıcı ve akıllıca bir kurguydu. Yazarın hakettiği değeri görmediği kanısındayım. Şiddetle tavsiye edebileceğim bir eser. Okumayan çok şey kaybeder, benden söylemesi!
İyi ki okudum dediğiniz kitaplardan olması dileğiyle, keyifli okumalar...
Leonardo Da Vinci tarafından yapılan, Hz. İsa'nın Romalı askerlerce tutuklanmasından bir gün önce havarileriyle yediği son akşam yemeğini tasvir eden "Son Akşam Yemeği" adlı resmin hikayesi anlatılıyor bu eserde. Hz. İsa ve ihanet eden Yahuda dışında tüm yüzleri bulan Da Vinci, uzun arayışı sonunda Hz. İsa için de bir yüz modeli buluyor. Ancak ihanet eden Yahuda için bir türlü yüz bulunamıyor.

Aradan uzun bir süre geçtikten sonra Yahuda'nın yüzü de tamamen ilginç bir şekilde bulunuyor. Kitapta bahsedilmeyen ancak araştırdığım kadarıyla hapishanede bulunan o yüzün sahibi Da Vinci'ye "Beni tanıdınız mı, ben bu resimde Hz. İsa'nın yüzü için de modellik yaptım" diyor. Yani resimde Hz. İsa da hain Yahuda da aynı yüze sahip.

İlginç konusu ve akıcı anlatımıyla severek okuduğum bu esere hayran kaldım açıkçası. Sadece isimleri aklımda tutmakta zorlandım ve her defasında "Bu kimdi?" "Bu kimdi?" diyerek başlara döndüğüm oldu. İlk başlarda sıkıcı gibi gelebilir ama biraz ilerledikten sonra kitap kendine getiriyor insanı.

İstifade etmeniz dileğimle...
Kitap kulübümüzün Ağustos ayı için seçmiş olduğu bu kitap okunmayı hak edecek nitelikte lakin samimi olmam gerekirse romanın yarısına kadar konuya adapte olmam oldukça zor oldu zira Leonardo ya ve fikirlerine kitabın başlangıçta bir de kitabın son bölümde denk geliyor okuyucu lakin sonuca ve bitişe olan hayranlığımdan mütevellit roman benden geçer not alıyor :) tarihi romanları sevenler için kaçırılmaması gereken bir fırsat değerlendirin derim. :))
Leo Perutz'un varlığından bu kitaptan sebep haberdar oldum. Borges'in Perutz'u, "Maceraperst bir Kafka" şeklinde nitelemesi dikkatimi çekti. Henüz kitabın başındayım. Yazar akıcı bir dil kullanmış. Karakterlerin olay örgüsüne girişi okuru zorlamıyor. Joachim Behaim karakteri hoşuma gitti.
Leonardo Da Vinci sadece bir ressam olmadığını onu sevenler ve araştıranlar elbette biliyordur. Bende bir hayranı olarak bu kitabı okudum ve özel tablolarından biri olan Son akşam yemeğini nasıl tamamladığını bilmek istedim.

İsa'nın son akşam yemeğinde bildiğimiz üzere 12 havari ve İsa vardır. İsa'ya ihanet eden ve onun yakalanıp çarmıha gerilmesine sebep olan havarisi adı Yahuda'dır.

Yahuda'nın işlediği suçun nedeni aslında para ,şan ,makam vb. unsurlar değil İsayı çok sevmesi ve bu sevgisinin farkına varmasıydı.Yani İsayı çok fazla seveceğini anladı ve insanı en çok nefsine düşüren duygu olan kibrine yenik düştü.

Leonardo ise her havariyi çizerken uygun bulduğu modeller hep o havarilerinin özelliklerini taşıyan insanlar olmuştur ne hikmetse Yahuda isimli havarinin özelliklerini taşıyacak birini bulamaz. Yani kendi sevgisine ihanet edecek kibirli olan birini arıyordu.Kitabı okuyunca zaten Leonardonun Yahudasını tahmin hiç zor olmayacak.

Yahuda İsa'yı yakalamak için askerlerle Getsemani bahçesine gitti. Askerler İsayı hiç görmedik nasıl tanırız dediklerinde Yahuda "Öptüğüm kişi İsadır" der. Bahçeye gelen Yahuda “Selam Öğretmen!” diyerek İsa’yı sıcak bir şekilde öptü. İsa da ona, “Arkadaş, neden buradasın?” dedi Sonra İsa kendisi yanıt verdi: “Yahuda, İnsanoğlunu bir öpücükle mi ele veriyorsun?” Kendisine ihanet edene söylediği tek söz bu oldu.


İnsanlar bazen Açgözlülükleri , kibirleri ve egoları yüzünden kendilerinden ödünler vermeye başlıyorlar. Bu bazen sevdiği insana duyduğu sevgi bile olabiliyor.
Kesinlikle okunmalı kesinlikle... Sanat aşk kavga ancak bu kadar güzel kurgulanır. Benim için Hz. İsa ve havarileri son akşam yemeği zaten çok özeldir. Yazarın diğer kitaplarını da okumak istiyorum bir an önce..
Abartıldığı kadar var mı bilemeyeceğim ama güzel bir kitabı daha bitirmiş bulunmaktayım. Gelelim konusuna:

Leonardo da Vinci' den Milano' daki bir manastırın yemekhanesi için bir resim istenmiş o da " Son Akşam Yemeği" adlı eserine başlamıştır. Ama İsa' ya ihanet edip onu ele veren havari Yahuda kadar kötü birisini bulamadığı için yaptığı bu resme aylardır ara vermiştir. Daha sonra tefecilik yapan Bernardo Boccetta adındaki bir adamın uygun olacağını düşünür fakat biraz araştırma yapınca onun kötü biri olmadığını sadece cimri biri olduğunu anlar.

Daha sonra Milano' ya Joachim Behaim adında bir at tüccarı gelir ve bu tüccarın bir şeklide yolu Bocetta ile çakışır. Aradan birkaç yıl geçtikten sonra Milano halkı Behaim' e çok farklı bir gözle bakmaya başlar. Çünkü Leonardo da Vinci üç yıl boyunca uğraştığı sonradan ünlü olacak "Son Akşam Yemeği" adlı resmini bitirmiş ve resimdeki Yahuda ile Behaim birbirlerine bir elmanın iki yarısı kadar benzemektedirler.
Da Vinci'nin Son Akşam Yemeği'ni tamamlayabilmek için Yahuda'ya yüzünü verecek bir model bulma çabasını arka planda işleyen kitap, bu bakımdan bir nebze hayal kırıklığı yaratıyor ama iki hikayeyi nasıl bağlayacağını anladığınızda memnun edici bir tarihi romana dönüşüyor. Büyük bir beklenti içine girmeden okunabilir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Leo Perutz
Unvan:
Avusturyalı yazar ve matematikçi
Doğum:
Prag, Çek Cumhuriyeti, 2 Kasım 1882
Ölüm:
Bad Ischl, Avusturya, 25 Ağustos 1957

Yazar istatistikleri

  • 10 okur beğendi.
  • 100 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 213 okur okuyacak.

Yazarın sıralamaları