Leo Perutz

Leo Perutz

8.4/10
21 Kişi
·
32
Okunma
·
3
Beğeni
·
721
Gösterim
Adı:
Leo Perutz
Unvan:
Avusturyalı yazar ve matematikçi
Doğum:
Prag, Çek Cumhuriyeti, 2 Kasım 1882
Ölüm:
Bad Ischl, Avusturya, 25 Ağustos 1957
"Gerçekten değerli, hatta eşsiz bulduğum tek şey var, o da zaman. Zamanını istediği gibi kullanan kişi mutludur, zengindir."
Leo Perutz
Sayfa 142 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2018. 1. basım, Çeviren: Zehra Aksu Yılmazer
(...) mutluluğun bir dirhemi bile on okka bilgelikten daha kıymetlidir bazen.
Leo Perutz
Sayfa 1 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2018. 1. basım, Çeviren: Zehra Aksu Yılmazer
Kendisine borçlu olanlar listesine Tanrı’yı da ekledikten sonra biraz sakinleşti.
Leo Perutz
Sayfa 68 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
"Yıllarca büyük emek harcayarak nadir ve önemli kitaplarla dolu bir koleksiyon oluşturmayı ve en iyi üstatların seçkin tablolarını satın almayı başardım. Fakat bu hazinelere sahip olmak beni mutlu bir insan yapmadı, hayatımı tümden boşa harcamadığımı söyleyebilecek kadar memnun olmamı sağladı sadece. Bununla yetinmek zorundayım. Zira bu dünyada mutluluk, fikir adamlarına bahşedilmeyen bir duygu."
Leo Perutz
Sayfa 143 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2018. 1. basım, Çeviren: Zehra Aksu Yılmazer
Her şeyin bir nedeni vardır. Nedenleri gör ki, olayları kavra...
Leo Perutz
Sayfa 150 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Haklısınız: Bir ölümden kurtuluş yok, bir de zamandan ve sirkeye bakınca bir zamanlar şarap olduğu anlaşılmaz.
Leo Perutz
Sayfa 25 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Bir manzarada, bir resimde veyahut bir tabloda çok şey anlatıldığı, birçok şeyin en ince detayına kadar gösterildiği ve aynı zamanda gizlenildiği, zamanı ve mekanı aşan bir takım eserler vardır. Der ya Goethe; “İnsan her gün bir parça müzik dinlemeli, iyi bir şiir okumalı, güzel bir tabloya bakmalıdır. Böylece güzellik sürekli kalır.” En azından birini yapmaya vakıfsak, bize bahşedilmiş olan güzelliğin önüne geçmeyi engelleyebiliriz bir nebze.

Dünyanın en ünlü tabloları arasında yer alan Son Akşam Yemeği, Leonardo Da Vinci tarafından üç yılda yapılmıştır. Da Vinci, tablosunda oluşturduğu her yüze uygun rol modelini Milano sokaklarında günler boyu arar. Geride bulamadığı tek bir yüz kalmıştır; Kötülüğün, ihanetin ve kibrin simgesi olan Yahuda…

D. Brown’un gerçek bir olaydan bezenip bunu kurgunun ellerine teslim etmesiyle ortaya çıkan, çoğu kişinin uydurma bilgilerle dolu olduğu konusunda kesiştiği ilk romanı Da Vinci Şifresi’nde anlatılan Rönesans Dönemi, Da Vinci, Son Akşam Yemeği Tablosu ve dönemin sanatkarları hakkında yüzeysel ve bir o kadar uydurmalarla dolu bilgi, "Şifre" adı altında pazarlama sonucundan öte değildir.
Rönesans Dönemi denilince akla ilk gelen isimlerden biri Leonardo Da Vinci. Bu Döneme ilgim ve merakımın başlangıcına popülist bir roman ile start vermediğim için şanslıyım. ‘Gerçek’ten taviz vermeyerek ve bunu iyi bir kurguya oturtarak ilgi, merak ve heyecana bunu satmayan Leo Perutz’a ayrı bir parantez açmak lazım gelir.


Üstat Leonardo… Milano Dükünün Son Akşam Yemeği Tablosu isteğini yerine getirebilmek hiç de kolay olmadı. Kötülüğün resmini yapmak hiç bu kadar zor olmamıştı. O, döneminin bir mimarı, bir mühendisi, bir Filozofu, bir mucidi, bir kehanetçisi, bir ressamı, bir matematikçisi, bir anatomisti, bir müzisyeni, bir heykeltıraşı, bir botanisti, bir jeoloğu, bir kartografı ve bir yazarı… Ve bir gece taksicisi. Elini uzattığı yeri aydınlatan bilge bir kişi. Sokrates veya İbn-i Sina gibi. Son Akşam Yemeği Tablosundaki sır ve gizem, bugün hala sanat tarihçilerinin ve analizcilerin araştırma ve inceleme ürünü olabiliyorsa ancak, Da Vinci’nin çok yönlü kişiliğinden olsa gerek.

Bohemyalı Alman bir tüccar olan Behaim eski bir borcunu tahsil etmek için Milano’dadır. Ticaret için de burada olan Behaim, aynı zamanda şehri keşif turlarına çıkar. Milano sokaklarında Niccola adlı bir kıza tutulur. Onu ilk gördüğü gün izini kaybeder; günler boyu bütün şehirde arar onu. Kendisine gösterilen küçük bir tebessümün verdiği mutluluk yerini hüzne bırakır. Niccola ile karşılaştığı pazar yerinde yüksek sesle şiir okuyan Münzevi bir şaire danıştığında da istediği yanıtı alamaz. Divane bir kişi olan Mancino da onun gibi bu sevginin ağına tutulmuştur. Mancino’nun dilinden çıkan, “Her şeyi bilirim de bilmem kendimi” diye biten harikulade dizeleri okurken, Perutz’un şair yanının da olduğunu düşünmüştüm. Divane Şair Mancino’ya söylettirilen mısralar hem biçim hem de içerik bakımından François Villon’un şiirlerine benzediğini kitabın Ek kısmında itiraf eden Perutz, intihalde bulunmadığını söylese bile Villon’un etkisinde kalarak bu satırları kaleme aldığı bir gerçek.

Ressamlar, mum ustaları, tacirler…
Alman tüccar, babasından kalan tahsili için aradığı kişiyi bulur nihayet. Türlü entrika oyunlarıyla birçok kişinin parasının üstüne yatan, hilekar ve düzembaz olan Bocetta adında bir tefeci. Bocetta gibi birinden tahsil edeceği miktarı almasının imkansız olduğunu söyleyen dostları, onu, kendisini bu işe ikna etmesine, hırslanmasına ve kendisini buna adamasına neden olurlar. Behaim borcunu tahsil etmek uğruna nelerden vazgeçecek, neleri sineye çekecektir?

Araştırmaya sevk edici bir eser okuduğumu söylemeliyim. Üstat İle Margarita’yı okurken İsa hakkında edindiğim bilgilerin üzerine Leonardo’nun Yahuda’sı da eklenince konu hakkındaki merak maksimum düzeye çıktı. Tarihsel eserlerin kişinin araştırıcı yönünü ortaya çıkarmasının altında yer alan etkenler bu noktada büyük önem arz ediyor.

“Sizden biri, bana ihanet edecek.” (Markos 14/18)

İşte o ünlü tablo:
https://i.hizliresim.com/NZXDJN.jpg

“Arkadaşının bir gün seni yüz üstü bırakıp gidebileceğini hatırlayarak ölçülü davran.”
Hz. Peygamber’in mümkün mertebe bu konuda ılımlı yaklaşılmasını tavsiye eden Hadis-i Kudsisini unutmamak gerekir. Brutus’ların, Yahuda’ların hançerinden kurtulmak belki bu yoldan geçiyordur.

İhanet. Kibrin en uç noktası. Sevmek. Sevmek ve hançerlemek.

“Sen sırrı ve Yahuda’nın günahını biliyor musun? Onun İsa’ya neden ihanet ettiğini biliyor musun” diye sordu Üstat Leonardo.
“İsa’ya onu sevdiğini anladığı için ihanet etti. “Onu çok sevmek zorunda kalacağını önceden gördü ve kibri buna izin vermedi. “Evet, Yahuda’nın günahı, kendisine ihanet edecek kadar kibirli olmasıydı.”

İyi olduğunu düşünüp sırtımızı rahatlıkla dayadığımız insanlar, nesneler, şehirler, ortamlar iyiye ulaşmak için önümüzde bir engel gibi duran, belki “kötü”den başka bir şey olmayan bir muammadır gözlemlemedikçe. Bazen gözlemlemek de yetmez. Herkese eşit şartlar sunmayan hayat, insanın karşısına nelerin çıkacağını sır vermeyerek izletir bir köşeden.

Ait olamamak belki buradan gelir.
Mükemmel, mükemmel ve mükemmel!!!!!
İncelememi okumayın zaman kaybı olmasın, direkt gidin ve kitabı alıp okumaya başlayın. Çabukkkkkkk!
Şu anda kitap bitti ve elim ayağım titriyor. Bu hissi hayatım boyunca birkaç kez yaşadım ve şunu diyebilirim ki: İşte, Kitap okumak böyle bir şey beeeee!
Az önce Dünyanın En İyi Kitaplarından birisi okudum.
Bak hala elim ayağım titriyor umarım kalpten gitmem :(
Haydi o zaman, DÜNYANIN EN İYİ KİTAPLARINDAN BİRİSİNİ İNCELEMEYE BAŞLAYALIM...
Öncelikle kitap sanat severler için çok ama çok beğenilecek bir kitap. Hayran kaldım ben resmen.
Leonardo'nun Yahuda'sı...
Yahuda'yı bilenler bilir bilmeyenler için de Yahuda İsa'nın havarislerinden birisidir. Yahuda Öpücüğü diye bilinen tabirinde sahibidir. İsa ve havarisleri Son Akşam Yemeği'ndeyken Yahuda İsa'yı öpeceğim ve İsa kim öğreneceksiniz der İsa'yı asacak olan kişilere. İşte Yahuda'nın öpücüğü bu demektir!
İşte kitap bunu anlatıyor. Leonardo Da Vinci yani dünyanın en iyi ressamlarından birisi, Dünyanın en iyi resimlerinden birisini çizecek, Son Akşam Yemeğini...
Ama çizerken tıkanıyor. Niye mi?
Yahuda'yı çizemiyor, Koskaca Milano'yu karış karış geziyor ama bulamıyor. Yok, Yahuda'yı resmedebileceği birisini bulamıyor. Kime bakıp çizeceğini bulamıyor.
Sonra Da vinci hikayeden çıkıyor.
Hikayemizde artık Behaim adlı bir şahış gözüküyor.(Kendisinin anasını avradını...)
Bu kim peki?
Şehre yeni gelen bir tüccar. Salak geliyor ama bir kıza aşık oluyor. Sonra da kendi kibrine yenik düşerek "Ya ben aşık olmadım ki kızım.s, Borcu var bi adamın bana, onu almaya geldim.s" diyerek artislik yapmaya çalışıyor. Hop koçum sen kimsin yaaa!
Neyse işte tam bu kısımda SPOİLER İÇERİR!!!
Hah dedim bu arkadaş kesin Yahuda olacak.
Hikayemiz Behaim üzerinden devam ediyor ve tabiki de neden Da vinci Yahudayı çizmek için Behaim 'i seçti diye sormamamız için bu hikaye anlatılıyor.
SPOİLER BİTTİ!!!
İşte DÜNYANIN EN İYİ KİTAPLARINDAN BİRİSİ BU ŞEKİLDE.
Şimdi de sanatsever birisi olduğum için size naçizane bilgiler paylaşacağım. Burayı okumasanız da olur ama güzeldir okumanızı tavsiye ederim :D
--İlk olarak kitapta bolca Türklerden bahsediliyor. Yani Türkseniz ve bir kitapta sizden bahsediliyorsa bu çok hoşunuza gidiyor.
-- Marco d'Oggiono adlı bir ressam var kitapta. Leonardo'nun eski öğrencisi kendisi.
Kano Düğünü adlı bir resim yapıyor (sipariş üzerine) hem de 8 defa yapıp 9. sunu yapmaya başlıyor.
Peki burada Derviş neyi kafasına takmış?
Bildiğiniz gibi Sanat ne içindir gibi bir tartışma başlatmıştım zamanında. İşte bu tartışma ile ilgili olarak kitapta da Bir ressamın sipariş üzerine resim yaptığı görülür. Peki bu ne kadar doğru? Tartışılır...
Örnek vermek gerekirse de:
Rönesans Dönemine ait bir tablo Buyrun: https://commons.wikimedia.org/...27Este_-_WGA1791.jpg
Peki Derviş burada ne var??
Kendisi sipariş üzerine yapılan bir tablodur. Meryem ve Çocuk İsa resmedilmiştir.
Ama tabloda kaç kişi olduğunu bi sayın bakalım :DDDD
AAAAAAA o soldaki kişi de kim??
Ben söyleyeyim, Tabloyu sipariş eden kişi :D
Şimdi anladınız mı? Sipariş üzerine yapılan Sanat budur işte :(
Jacopo' ya buradan selamlar. Üzülüyorum kendisine...
--En son olarak da Da vinci'nin ustalığı ve dönemim mükemmelliği...
Başta kitapta geçen bir kısımda şöyle der Da vinci: Kemikleri, kasları yani anatomiyi çok iyi bilmem lazım. Yoksa yaptığım resimdeki insanın bir çuvaldan farkı kalmaz.
İşte bu!!!! Da vincinin sanata verdiği önem. Önünde saygıyla eğiliyorum kendisinin...
İkinci olarak da yine kitapta geçen bir konuşma olarak kitabın geçtiği dönemde herkes alim abi ya... Mükemmel değil mi?
Hani Matematikle uğraşan var Felsefeyle uğraşan var Sanatla uğraşan var hatta şey deniliyor. Bunların hiçbirini yapamayan birisi bile Dante okur....
Soruyorum sizlere, Kaçımız Dante'yi okudu??
İşte dünyanın en iyi dönemlerinden ve şehirlerinden birisi...
Keşke öyle olabilsek ama ne yazıkki Üniversitede( İlim Yuvası olmasına rağmen) bile bu doyuma ulaşamıyorum :(
Neyse incelemem bitti. Hala burada mısınızzzzz?
Çabuk çabuk, gidin ve okuyun şu kitabı (Sinirlenme Emojisi)
Burada da tablonun linki:https://dusunbil.com/...eniz-gereken-15-sey/
HERKESE TAVSİYE EDİYORUM HEMEN GİDİP OKUYUN!!!!!
Bak hala ellerim titriyor yaaa :D
Herkese iyi okumalar dilerim :)
KADIN, BENDEN SANA NE!

Avusturya Edebiyatı ve Leo Perutz hakkında daha önceden kulağıma tek bir şey dahi çalınmamıştı. Gerçek bir hikayeye dayanan olayı çok güzel bir kurguyla taçlandırmış yazar. İnanın soluksuz okudum.

Bu kitap ilim adamı, bilim adamı, sanatkar, ressam ve saymakla bitmeyecek bir sürü sıfatıyla Leonardo Da Vinci içermektedir.

—SPOİ ALAN— tam anlamıyla spoiler rüzgarı. Okumadan, okumayın derim.

Yemek yediğiniz yerin (mutfak, yemekhane, kantin vs) duvarında “son akşam yemeği” tablosu olsun. İnancınızın peygamberinin uğradığı ihaneti anlatsın. Sağlam temellere dayanan bir inanç ile rahat rahat yemeğinizi yiyebilir miydiniz. Bir resimde / tabloda olmazsa olmazın perspektif olduğunu şiddetle savunurum. Çünkü ona her baktığınızda yeniden keşfetmeyi, farklı şeyleri görebilmeyi umut ederiz. Üstad Leonardo “Son Akşam Yemeği” için şöyle demiştir. “O benim eserim değil, ben onun eseriyim.”

Yıllar boyu baskılarla, türlü sıkıntılarla oluşturmaya çalıştığı eserinde tek bir eksiğin sancısını çekti üstad. Haini bulmak! Öyle bir hain olacak ki bütün kötülükleri tek bir vücutta buluşturabilmeli. Bunun için Milano’daki hapishaneleri gezdi. Ancak bulamadı. Biliyordu ve hissediyordu Yahuda kadar fenası / kötüsü Milano sokaklarında nefes almıyordu. Önceki yarım bıraktığı eserinde ise bir sağırı resmetmek istiyordu. Ancak karşısında bir sağır olmadan onu resmetmeyi sanatına ihanet kabul ederdi. Floransa’da sağır bulamamıştı. Zamanın Floransa dükü ise suçlunun birini sağır etmekte bulmuştu çözümü. Leonardo eseri bu sebeple yarım bırakmıştı. Onun nezdinde Tanrı’ya inanan ama onun mucizevi eserlerini hiçe sayanlar yüzünden uğradığı kaybın yanında bu eserin yarım bırakılması neydi ki.

Ona suçlu profili olarak önerdikleri isim tefecilik yapan Bernardo Boccetta’dan başkası değildi. Ancak Leonardo’nun gözünde zavallı bir cimriden başka bir şey değildi o.

Ve İstanbul’dan Milano’ya tüccar bir Alman geldi. Ticaret için geldiği Milano’da aşka tutulmuştu. Salına salına geçen bir güzele tutuluşunu önceleri kabul etmedi ancak gittiği yerlerden buralara tekrar gelişini ancak aşk açıklardı. Gel zaman git zaman kızı buldu. İçinde kendini kemiren ticaret ahlakını da borcunu tahsil etme bahanesiyle avuttu. Milano’daki sözümona dostlarıyla sohbet ederken kendisine borçlu olan kişinin azılı ve yenilmez olduğunu duydu. Bunu duymasıyla içinde gurur tavan yaptı. Ne pahasına olursa olsun almalıydı parasını. Ünlü tefeci Boccetta’dan başkası değildi borçlu. Yaşadığı yeri öğrenip gittiğinde bütün Milano halkının düşündüğü gibi bozguna uğradı. İçinde oluşan nefreti ve kini ancak ölüm bastırırdı. Bir yandan doludizgin süren aşk diğer yandan ise doludizgin bir nefret.

Milano’dan 17 duka’sını (para birimi) ve Niccola’sını almadan gitmeyecekti. Ancak acı bir gerçekle çalkalandı Alman Behaim. Niccola, tefeci Boccetta’nın kızı idi. İnanılmaz bir nefrete sürüklendi. Dertler derya oldu, Behaim ise bir sandal. İçinde onu yakan aşk ile nefret ortak noktada buluşmayı başardı: PARA.

Behaim iyi kurgulanmış bir planla parasını kurtarmıştı. Ancak öyle bir kötülük bulaştırmıştı ki Milano sokaklarına bir ölü, bir kırık kalp, bir de tutuklu tefeci vardı artık. Herkes için vahim olan bir durum aslında puzzle’ın son parçasını tamamlıyordu. Son akşam yemeğinin son üyesi de tamamlanmıştı. Yahuda’sını bulmuştu Leonardo!

Milano’yu terk eden Behaim yıllar sonra dönmüştü. Ancak Milano, Verona ve tüm Roma için artık bir Yahuda idi o! Onu paklayacak topraklar artık tablonun ve resmin yok sayıldığı Türk topraklarıydı.

Bu kitabı sevgili Ömer Gezen kardeşim hediye etmiş ve inanılmaz övmüştü. Genelde “dünyanın en iyi kitabını okudum” girişiyle karşımıza çıkar ve bizde merak uyandırır. Dünyanın en iyi kitabını okuduğumu düşünmesem de çoook ama çoook güzel bir kitap okudum. Kendisine teşekkür ederim :)

Kitabı kesiiinlikle okuyunnn..
Leo Perutz'un varlığından bu kitaptan sebep haberdar oldum. Borges'in Perutz'u, "Maceraperst bir Kafka" şeklinde nitelemesi dikkatimi çekti. Henüz kitabın başındayım. Yazar akıcı bir dil kullanmış. Karakterlerin olay örgüsüne girişi okuru zorlamıyor. Joachim Behaim karakteri hoşuma gitti.
Kitapta bir çok şey öngörülüyor ama yine de sonu beklediğim gibi değildi;yine de şaşırmadım. Sanırım yazar ,karakterleri daha iyi anlayabilmemiz için her şeyi açık seçik yazmış ve bunu çok da iyi başarmış. Yani öngörmemiz gayet normal gibi duruyor. Yine de güzeldi. Leonardo 'yu ise zaten severdim ama bu kitaptan sonra sevgim daha da pekişti. Kurgu olmasına rağmen biyografik yanını da yakaladım. Yahuda tasviri ve sonrası ise çok iyiydi diyebilirim. Yazarın notu ise ,okuru Mancino hakkında çift yargıya düşürüyor.
Kitabı satın alma sebebim kitabın Leonardo da Vinci hakkında olması ve rönesans dönemine olan hayranlığımdı, beklentim de bu yöndeydi. Fakat okumaya başladıktan sonra kitabın yazarı Leo Perutz beni haksız çıkarttı diyebilirim. Yazarın bilgi birikiminin küçümsenemeyecek kadar fazla olduğu kitabın daha ilk sayfalarından itibaren anlaşılıyor. Resim sanatı hakkında verdiği bilgilerin yanı sıra teoloji alanında da yazarın usta olduğu söylenebilir. Kitap Yahuda'nın öyküsü üzerine kurulu ve kitabın baş karakteri Behaim (kitapta açıkça bahsedilmesede) *spoiler* Yahuda'nın en büyük günahının işliyor, yani sevdiğinden sırf sevdiğini fark ettiği için vazgeçiyor ve şüphe duyuyor.
Açgözlülük, kibir ve egonun bünyeye zararını kitabı okurken hücrelerinizde hissediyorsunuz, şahsen ben kitabın sonunda hissettim...
Aynı zamanda yazarın da notunda belirttiği gibi Mancino'nun tamda kitabın geçtiği yıllarda ortadan kaybolan fransız şair François Villon'a benzetilmesi çok hoşuma gitti. Kitap bunun gibi göndermelerle dolu...

Not: Kitabı okumadan önce Yahuda'nın hikayesini okumanızı tavsiye ederim.
Yahuda'nın kim olduğu veya olacağı önceden tahmin edilebilir. Her şeye rağmen kitap güzeldi Leonardo da Vinci hakkında yeni bir şey öğrendim. Son Akşam Yemeği zaten mükemmel bir tablo. Yahuda hakkında biraz bilgi sağladı. Beğendim ve tavsiye ederim.
Kitabın ismine bakınca Leonardo Da Vinci'den daha çok bahsetmesini beklemiştim ancak kitabın başı ve sonu dışında olmaması beni hayal kırıklığına uğrattı. "Leonardo'nun Yahuda'sı" isminden yola çıkarak kitapta resmi yarım kalan Yahuda için yüz arayan Da Vinci'nin arayışlarını, çabasını okumayı beklemiştim ama kitapta Da Vinci'nin gıyabında yapılan övgülerden başka bir şey yoktu. Diğer karakterler aralarında konuşurken ara sıra 'üstad Leonardo' deyip övmeseler kitapta adının bile geçeceği yoktu. Yahuda'nın kim olacağı ise daha kitabın en başından son derece belliydi dolayısıyla merak uyandırmadı. Sonuç olarak beni hayal kırıklığına uğratan bana hiçbir şey katmadığını düşündüğüm bir okuma oldu. Okumasam da olurmuş.
İlk defa okuduğum bir yazardan oldukça güzel bir polisiye roman. Baron Yosch, eski sevgilisi Dina ile kocası Eugen'in evine, Dina'nın kardeşi Felix elini kestiğinden müzik yapmaya gider. Ve bu esnada çözülemeyen intiharlardan konuşulur. Eugen bir oyuncudur ve o akşam bir gösteri yapacaktır. Hazırlık yapmaya gider ancak ölü bulunur. Evdekilerden mühendis Solgrub ve Doktor Gorski bunun bir cinayet olduğunu düşünmektedir. Olayı araştırmaya başlarlar ve en sonunda Kıyamet Günü Ustası lakaplı bir ressamın hikayesi ile karşılaşırlar. Cinayetlerin sebebi insanda sanrılar uyandıran bir karışımdır. Ama kitabın sonuna kadar gitmek lazım. Katil gerçekten ilaç mıdır? Yoksa işin içinde bir insan parmağı var mıdır? Keyifle okunan bir roman.

Yazarın biyografisi

Adı:
Leo Perutz
Unvan:
Avusturyalı yazar ve matematikçi
Doğum:
Prag, Çek Cumhuriyeti, 2 Kasım 1882
Ölüm:
Bad Ischl, Avusturya, 25 Ağustos 1957

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 32 okur okudu.
  • 87 okur okuyacak.