Leonard Mlodinow

Leonard Mlodinow

8.7/10
58 Kişi
·
141
Okunma
·
0
Beğeni
·
853
Gösterim
Adı:
Leonard Mlodinow
Unvan:
Amerikalı Fizikçi ve Yazar
Doğum:
Şikago, İllinois, Birleşik Devletler, 1954
Leonard Mlodinow, ABD'li fizikçi ve yazar.

Holokost'tan kurtulmayı başaran bir anne ve babanın oğlu olarak Şikago, Illinois'da dünyaya geldi. Buchenwald Toplama Kampı'nda bir yıldan fazla kalan babası, kendi memleketi olan Polonya'nın Czestochowa şehrinde Nazi yönetimine karşı gerçekleşen Yahudi direnişinin lideri oldu. Küçük yaştayken matematik ve kimyaya ilgi duymaya başladı. Lisede okurken de, Illinois Üniversitesi'ndeki bir proföserden organik kimya dersleri aldı.

Feynman's Rainbow adlı kitabında anlattığı üzere yarıyıl tatilini geçirmek üzere gittiği İsrail'de kaldığı yerin kütüphanesinde bulduğu birkaç İngilizce kitaptan biri olan The Feynman Lectures on Physics'i okuduktan sonra ilgi alanı fiziğe kaydı.

Yayımladığı kitaplar ve araştırmalar dışında Beyond the Horizon adlı filmin senaryosunu yazarken Uzay Yolu: Yeni Nesil ve MacGyver gibi dizilerin de senaristliğini yaptı.

2008 ve 2010 yılları arasında Stephen Hawking'le birlikte Büyük Tasarım adlı kitap üzerinde çalıştı.
Görünen o ki bu uçsuz bucaksız kozmosta biz insanların kapladığı yer, epey önemsiz.
“Diyelim ki Güneş bir anda kayboldu, Maxwell'in kuramına göre Dünya sekiz dakika daha aydınlık kalır (bu ışığın Güneş'ten Dünya'mıza ne kadar zamanda eriştiğine bağlıdır); ancak Newton'un kütleçekimi yasasına göre Dünya o anda Güneş'in yokluğunu hissedecek ve kendi yörüngesinden çıkacaktır.”
“Dünya yoğunlaşmaya başladığında çok sıcaktı ve atmosferi yoktu. Zamanla soğudu ve kayalardan çıkan gazlardan atmosferi oluştu. Bu ilk atmosfer yaşamımızı sürdürebileceğimiz nitelikte değildi. İçinde oksijen yoktu, ama hidrojen sülfit (çürük yumurtaya kokusunu veren gaz) gibi, bizim için zehirli pek çok gaz bulunuyordu. Yine de, böylesi koşullarda gelişebilen ilkel yaşam biçimleri vardır. Bunların okyanuslarda gelişmiş olduğu düşünülüyor; atomların rasgele birleşmesinden oluşan ve makromoleküller denilen büyük yapıları meydana getirmesi mümkün. Makromoleküller, okyanustaki diğer atomları da bir araya getirme yeteneğine sahip olduklarından, benzer yapıların çoğalmasını sağladılar. Yani böylece, kendilerini yeniden ürettiler ve çoğaldılar. Bazı durumlarda üretim hataları olacaktı. Bu hatalar çoğunlukla, makro-moleküllerin kendilerini üretememeleriydi ve sonunda yok oldular. Ancak bazı hatalar, kendilerini daha iyi üreten yeni makromoleküllerin ortaya çıkmasına neden oldu. Bu, yeni makromolekülleri daha üstün kıldı ve ilk makromoleküllerin yavaş yavaş yerini aldılar. Böylece başlayan evrim süreci, gittikçe daha karmaşık ve kendini üreten organizmaların gelişmesine yol açtı. İlk ilkel yaşam biçimleri, hidrojen sülfatı da içeren farklı maddeleri tüketiyor ve oksijen salıyorlardı. Bu durum atmosferi yavaş yavaş değiştirdi bugünkü bileşimine getirdi ve balıklar, sürüngenler, memeliler ve sonunda insan gibi daha yüksek yaşam biçimlerinin gelişmesini mümkün kıldı.”
Biyolojik saatlerimiz de zaman akışındaki değişikliklerden aynı ölçüde etkilenir. Örneğin, ikizlerden biri deniz seviyesinde kalırken, diğeri yaşamak üzere bir dağın tepesine gönderilsin. Dağın tepesinde yaşayan, deniz seviyesinde kalan ikizinden daha hızlı yaşlanacaktır...
Aslında evren genişlemekte, farklı galaksiler arasındaki mesafe her an buyumekteydi. Evrenin genişlediği keşfi, XX. yüzyılın en büyük düşünce devrimlerinden biridir...
Trende birinin pingpong topunu masada zıplattığını düşünün. Top bir saniyelik aralıklarla aynı noktaya düşüyor olsun. Trenin içindeki kişiye göre top aynı noktaya düşerken trenin dışındaki kişiye göreyse top 40 metre ileriye çarpmıştır. Çünkü topun zıplaması esnasında tren bu kadar yol alıyor.
Büyük patlamadan bir saniye sonra evren, ısının on milyar santigrat dereceye düşmesine yetecek kadar genişledi. Bu, güneşin merkezindeki ısının bin katıdır...
-Fizik? -Kullanmıyorum,teşekkürler.
-Astronomi? - Galileo Galilei… hayraneyyyy
Gelin, bu kitap tam bize göre. Bin türlü kurama boğmamış bir içerik, yalın, pirüpak bir anlatım… Hatta anlatmış, içi rahat etmemiş görseller eklemiş yetmemiş örnekler vermiş bunları yaparken minimum düzeyde terim kullanmış ve buna rağmen bir de en arkaya sözlük eklemiş daha ne olsun? Biz ‘fizik’sel engelliler(!) için dev hizmet. Okuyalım ki artık en azından ışık yılı denilince fonumuzda “nasıl geçti habersiz o güzelim yıllarım” çalmasın; okuyalım ki görelilikten anladığımız şey güzellik olmasın. Bu incelemeye rast gelmiş sayısal beyinler abarttığımı düşünebilirler ama diğerleri, siz beni anladınız. Biz de öğrenebiliriz ha gayret :)
Hər biri ayrı bölmə olmaqla astro-fizikayla bağlı çox möhtəşəm kitabdır.Xüsusən də kvant mexanikasını qavramaq üçün oxunmalı ən vacib kitabdır deyərdim.
Kitabımız gene oldukça faydalı ve uzun kitaptan sıkılanlar için tasarımı var. İçerik olarak da bizlere ; Evren hakkında ne biliyoruz, bu bilgilere nereden ulaşıyoruz, Evren nereden geldi, nereye gidiyor, Evren başlangıcı var mı, zamanın doğası nedir ve daha birçok soruya cevap bulabileceğimiz, bilimsel ancak biraz ağır bir kitap. Ağır derken, bu tarz eserleri sevmeyenler için biraz sıkıcı geçeceğini düşünüyorum. Onun dışında bir problem olabileceğini görmüyorum. Yaşayan insanlar içerisinde bu konuları yazabilecek en iyi adamların zirvesindeki birinden okuyoruz bu kitabı sonuçta.
Bu yazımızda özellikle Ptolemaios diye bir Yunan ismi geçiyor ve eminim ki –bende dahil- çoğumuz bu ismi yeni duymuşuzdur ama adamın Gökyüzü konulu söylediklerimi yüzyıllar öncesine göre düşününce Bilim ve Önemi başlığı altında ilk sıralarda mutlaka Yunan düşünürler olacaktır fikrindeyim.
Yine gerek fikirleri ölümünden 100 yıl sonra değerlenen Kopernik, gerek Galileo bu bilim sanatının öncüleri arasında kendilerine yer buldular ama nasıl buldular, neye göre buldular, yazarımız bunları çok güzel açıklıyor. Şöyle düşünelim ki 1609 yılında Galileo, Jüpiter gezegenini gözlemlemiş. Kaçımız 400 yıl sonra bile baktık ? Demek istediğim açık değil mi ? Bu insanlar çok kaliteli insanlar.
Bir de şu açıdan bakalım. Hareket eden Dünya mıdır yoksa Tren mi ? Evet. Aristoteles ve Newton karşılaşmasını net şekilde görebiliyoruz. Ama bu güzel ve dostça bir karşılaştırma.
Bir diğer bahsimiz ‘Görelilik’ ki bu lise hayatımda da başıma bela olan konulardan birisiydi. Kendimi anlama özürlü hissederdim. Gene de fazla kafa yormazsam böyle hissettiğim oluyor.  Görelilik kuramına göre, birbirleriyle ölçüşmeseler bile, her gözlemcinin ölçtüğü hız eşit biçimde doğrudur. Bu sözü okuduktan sonra sınavlarda bulduğum sonuçların doğru olduğunu oldukça tripli bir şekilde fizik hocamıza da iletmek istiyorum. 
Işıktan Dalgalanmaya, Evren kavramından Doppler Etkisi kuramına kadar her durumun incelendiği kitabımızı Fizik sevmeyen hatta ders olarak dahi anlamayan –ki bu da yarım ben manasına gelir- herkes rahatlıkla Bilim ışığı altında okuyabilir. Tabi ki akla bu durumda 2 soru geliyor. Evren sonunda genişlemeye son verip büzüşmeye başlayacak mı yoks sonsuza kadar genişlemeyi sürdürebilecek mi ? Bunların cevaplarını da kitabımız -bilindiği kadar- vermeye çalışmış.
İşlenen konularımızdan birisi de Niels Bohr ve Dalgalar. Tabi bu dalgaları görünce aklıma lisedeki Osilaskop -doğru yazmışımdır inş- ile yaptığımız Dalgalar aklıma geldi ki grafik ve resimlerde de gözüken şekiller oldukça benzerdi. Hele bir sonraki bölüm tamamen ilgi çekebilecek cinstendi. Hatta birçok kurgu filminde de bahsedilen bir durum. Solucan Delikleri ve –nihayet- Zaman Yolculuğu. En çok ilgimi uyandıran bölümlerden birisiydi.
Zamanın Kısa Tarihi kitabının biraz daha küçültülmüş bu eserde bize yine katkı yapacak bilgilerin mevcut olduğu gibi Einstein, Galileo ve Newton son bölümde vazgeçilmez olarak önceki kitabın aynısı olarak eklenmişler. Onun dışında verilen bilgiler oldukça değerli ve taze. Kronolojik olarak buldukça üstadın kitaplarını okumaya devam edeceğim. Kitapla kalmanız dileğimle..
Beklediğimden kat be kat daha güzel bir konu ve yazar resmen kafa açmak için yazmış bu kitabı :) kesinlikle tavsiye ederim. Verilen bilgiler çok etkileyici...
Kısanın kısası olması başlangıç için çok uygun. Ufkum genişledi çok güzel bir kitaptı. Evren hakkında daha çok kitap okumak istiyorum. R.I.P :(( umarım siz de okursunuz
Şaşırtıcı bir kitap.Düşünmek, mantık yürütmek, karar vermek. Bunları bilinçli bir şekilde yaptığımızı sanıyoruz ama yanılıyoruz. Bu kitapta nedeni anlatılıyor.
Hawking ve Mlodinow solucan delikleri, evrenin genişlemesi...vs yanında zamanda yolculuğa da yer vermiş. Geçmişe ve geleceğe gitmenin şu an bu şartlarda mümkün olmasa da gelecek yıllarda olabileceğini söylüyorlar. Geleceğe gitmek için ışık hızına ulaşmak yeterken, geçmişe gitmek için ışık hızını aşmak gerektiğine değiniyor ve ekliyor gidilen geçmiş alternatif bir geçmiş olur diye. Çünkü geçmiş değiştirilemez. (Bkn: Dede paradoksu) Geleceğe Dönüş filminde Marty McFly Jr.'ın annesiyle babasını ayrılmasına sebep olduğu geçmişin alternatif geçmiş olduğunu bunun bu konu da bir örnek olduğunu iddia ediyor. Eğer o film de Marty alternatif bir geçmişe gidiyorsa gelecekten kendini nasıl siliyor diye düşünmeden edemiyorum (sonuçta gittiği geçmiş bir alternatif kendi geleceğini oluşturan geçmiş değiştirilemez). Esas soru ise geleceğe gidebiliyorsak gördüğümüz gelecek önceden planlanmış ve biz bir fincan çay içip üstüne düşünürken şu an yaşanıyor. Bu durum da bizi özgür irade diye bir şeyin olmadığı gerçeğine götürüyor. Kısaca zamanda yolculuk mümkün ise özgür irade denen bir şey yok, eğer mümkün değilse gelecek henüz şekillenmediğindendir. Kafamda şu an her şeyi evirip çeviriyor bir mantığa oturtmaya çalışıyorum.
Okuması bazen sıkıyor olsa da anlaşılır ve akılda kalıcı, kitabın sonunda Einstein, Galile, Newton gibi adı geçen bazı bilim adamlarının hayatlarının belirli dönemlerinden bahsedilmiş. Özellikle Galile beni hayrete düşürdü. Okuduktan sonra beni düşünmeye sevk eden kitapları daha başka seviyorum. Düşünmekten keyif alıyorsanız iyi okumalar.
Evreni anlamanın muhteşem yolculuğu! Hawking, mümkün oldukça sade bir dille, evreni tanıma uğruna yapılan çalışmaları anlatıyor. Zevkle okuyacağınıza emin olabilirsiniz.
Genel anlamda güzel bir kitap, olasılık ve istatistik tarihi konusundaki bilgileri ilgi çekici fakat bazı bölümlerde sıkıcı düzeyde matematik ve ekonomiden örnekler mevcut. Ayrıca kitapta yer yer yazım hataları (baskı kaynaklı olabilir) var.
Fizikten haz etmeyen biri olarak,bir fizikçinin kitabını okumuş olmam doğrusu benim için fazlasıyla güzel bir ilk oldu ön yargımı yıkmayı başarıp kitaba başladıgım da kitabı algılayabildiğime şaşırdım,sonrasındaysa bundan büyük bir keyif aldım benim gibi ön yargısı olanlara öneririm.

Yazarın biyografisi

Adı:
Leonard Mlodinow
Unvan:
Amerikalı Fizikçi ve Yazar
Doğum:
Şikago, İllinois, Birleşik Devletler, 1954
Leonard Mlodinow, ABD'li fizikçi ve yazar.

Holokost'tan kurtulmayı başaran bir anne ve babanın oğlu olarak Şikago, Illinois'da dünyaya geldi. Buchenwald Toplama Kampı'nda bir yıldan fazla kalan babası, kendi memleketi olan Polonya'nın Czestochowa şehrinde Nazi yönetimine karşı gerçekleşen Yahudi direnişinin lideri oldu. Küçük yaştayken matematik ve kimyaya ilgi duymaya başladı. Lisede okurken de, Illinois Üniversitesi'ndeki bir proföserden organik kimya dersleri aldı.

Feynman's Rainbow adlı kitabında anlattığı üzere yarıyıl tatilini geçirmek üzere gittiği İsrail'de kaldığı yerin kütüphanesinde bulduğu birkaç İngilizce kitaptan biri olan The Feynman Lectures on Physics'i okuduktan sonra ilgi alanı fiziğe kaydı.

Yayımladığı kitaplar ve araştırmalar dışında Beyond the Horizon adlı filmin senaryosunu yazarken Uzay Yolu: Yeni Nesil ve MacGyver gibi dizilerin de senaristliğini yaptı.

2008 ve 2010 yılları arasında Stephen Hawking'le birlikte Büyük Tasarım adlı kitap üzerinde çalıştı.

Yazar istatistikleri

  • 141 okur okudu.
  • 12 okur okuyor.
  • 210 okur okuyacak.
  • 10 okur yarım bıraktı.