Levent Cantek

Levent Cantek

YazarÇevirmenEditör
7.8/10
2.117 Kişi
·
7.326
Okunma
·
6
Beğeni
·
1.419
Gösterim
Adı:
Levent Cantek
Unvan:
Çizgi Roman ve Mizah Yazarı
Doğum:
Ankara, 1969
1969 yılında Ankara’da doğdu. Çocukluk ve ilkgençlik yıllarını Ankara’nın kenar semtlerinden biri olan Keçiören ve yaz aylarında çalıştığı Ulus’ta geçirdi. 1984 yılında mektup arkadaşlığı yoluyla otuza yakın çizer ve koleksiyoncuyla tanışarak çizgi romanlar yapmaya başladı. İlk öyküleri ertesi yıl Korku dergisinde yayınlandı. Daha sonra fotokopi yoluyla çoğaltılan Korsan, Koloni gibi “underground fanzine”ler çıkardı. 1990 yılından itibaren çizgi roman ile ilgili yaptığı incelemeleri üniversite yıllarında nihayetlendirerek bir kitap haline getirdi. Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nü 1994 yılında bitirdi. Halen popüler kültür ve gündelik yaşamın toplumsal tarihi üzerine yaptığı çalışmaları Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde araştırma görevlisi olarak sürdürmektedir. Son Kitabı Marko Paşa 2001 yılında yayımlandı.
Herkesi öldürüyoruz, sevgili dostum. Kimini kurşunlarla, kimini sözlerle, kimini yaptıklarımızla. İnsanları hiç fark etmeden, hiçbir şey hissetmeden mezara yolluyoruz.

Gorki
Levent Cantek
Sayfa 98 - İletişim Yayınları
İnsan ne için yaşarsa o olur.
İnsan insan için yaşarsa iyi olur.
Levent Cantek
Sayfa 7 - İletişim Yayınları
Yeri gelmişken, mesele çoktan şüyu buldu ama benden hatırlatması: Yazarlar yalancıdır. Uydur kaydır yazdıklarından, poz kesmelerinden, anlattıklarına inandırmalarından olabilir, yazarlar enikonu yalancıdır… E ben öyleyim. Üstüne üstlük yazarlar bir de hırsızdır, duymuş olmalısınız, baştan konuşalım, evet canım ben öyleyim. Bunu da itiraf ediyorum. Yumurtaya kulp sayılmasın bunlar.
Levent Cantek
Sayfa 5 - İletişim Yayınları
Etkileri itibarıyla daha çok siyasal hiciv edebiyatımız (Kemal, 1996: 261)
içinde anılan Markopaşa, esas olarak bir mizah gazetesidir.
Türkiye’de çok partili hayata geçiş sürecinin önemli bir yayın organı,
hükümetle basın arasındaki ilişkilerin özetidir (Kabacalı, 1990: 163).
Yayımlandığı dönemde adı Sabahattin Ali ile özdeşleşmiş olan gazete,
sonraları daha çok Aziz Nesin ve kısmi olarak Rıfat Ilgaz
isimleriyle birlikte konuşulacaktır.

Dönemin Tek Parti iktidarı tarafından sürekli olarak soruşturma
ve kovuşturma geçiren, kapatılan; farklı siyasal grupların
boy hedefi haline gelen bir yayınıdır Markopaşa.
Cadı Kazanı olarak adlandırılan (Mumcu, 1996; Çetik, 1998)
bir dönemin tüm olumsuzluklarını yaşamış, hatta kurbanı olmuştur:
Sabahattin Ali’nin esrarengiz ölümündeki etkenlerden biridir.
Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz, gazetenin karikatüristi Mustafa Uykusuz hapse girmiş,
Nesin ayrıca dört buçuk aylığına Bursa’ya sürgün gönderilmiştir.

Öyle ki, dergiyle doğrudan ilgili hemen herkes cefa çekmiş, herkesin
özel hayatı, aile düzeni bozulmuştur. Markopaşa, bir mizah gazetesi
olmakla birlikte, büyük trajedileri de içermektedir. Rıfat Ilgaz ve
Aziz Nesin’in aileleri dağılacak, Mustafa Uykusuz işsiz kalacak, askere
giden Halûk Yetiş’in geride bıraktığı ailesi büyük maddi sıkıntılara girecektir.
Ve elbette ki, yıllar sonra trajedisini anlatacak olan Sabahattin Ali’nin
kızı Filiz’le (Ali ve Özkırımlı, 1986; Ali, 1995) genç yaşında dul kalan annesi,
bir başlarına hayatlarını sürdürmek zorunda kalacaklardır.

Markopaşa, kime bulaştıysa korku ve endişe getirmiş,
geride daima acı bırakmıştır. Gazeteyi basan matbaalar tehdit edilmiş,
bayilerde satışı engellenmiş, Markopaşa’yı evinde bulundurmak bile
tehlike arz etmiştir. Hatta, birbirlerine güvenmekten başka dayanakları
olmayan gazetenin üreticileri arasında bile bir husumet çıkacak,
hiçbir zaman açıklıkla dillendirilmese bile Sabahattin Ali ile Aziz Nesin,
Aziz Nesin ile Rıfat Ilgaz arasındaki gerginlik hep konuşulacaktır
(Küçük, 1990; Ali ve Özkırımlı, 1986 vd.).
Levent Cantek
Sayfa 14 - Markopaşa’ya Genel Bir Bakış - İletişim Yayınları - 2001
Çıkış yok aslında. Her çıktığın yer, bir başka yere girişten başka bir şey değil.
Levent Cantek
Sayfa 29 - İletişim Yayınları
143 syf.
·1/10
Sitede her gün karşıma çıkan, herkesin okudum okuyorum dediği bu kitabı, şu an okumakta olduğum kanlı, ağır psikopat içerikli cinayet kitabına biraz ara verip okumak istedim. Pişman oldum.
Bu nasıl hikayeler böyle şaşırdım. Bizim ülkemizin 13 yaşındaki erkekleri böylemi gerçekten. Hangi 13 yaşındaki çocuk gece yarısı bara gidip sabahlara kadar içki içip abisinin sevgilisini elliyor onu zorla öpmeye kalkışıyor. En fazla okulun alımlı öğretmenine platonik aşıktır. Ortaokul bitince platonik aşkı da biter. Çoğu hikaye böyleydi. Küçücük çocuklar ve sapıklıkları.
Umarım o yaşlarda bir çocuğun eline bu kitap geçmez de. Yazılanları denemeye hatta düşünmeye kalkışmaz.
176 syf.
TIPKI HAYAT GİBİ!

Paylaşıp paylaşmamak arasında gidiyor geliyor kalbim.

Sıradaki şarkı tüm parçacıklara gelsin.
Tüm parçalanmışlara gelsin.

“İnsanı delik deşik eden sessizlikler var, geceyi bölen çığlıklardan beter.”

Hiç sustunuz mu çığlık çığlığa?
Ya da konuştunuz mu suskun suskun?

Ne az susmuşsun, ne çok konuşmuşsun Emrah Serbes sonunda (t) yok!


“Bir istek başka bir isteği doğuracaksa ve biz sonunda hep mutsuz olacaksak neden hala istemeye devam ediyoruz?”

Çünkü; İnsanız, doyumsuzuz.
İnsanoğlu ister, istemekten vazgeçmez.
Düşünmez ki mutsuz olacağını.
İnsanız sonuçta istiyoruz, istemeye de devam ediyoruz.

“Herkes güzel bir hikayenin konusu olabilir”
Kaçımız bir hikaye konusu olduk, kaçımızın hikayesi var belkide hepimizin var, evet evet hepimizin bir hikayesi var aslında.
Mutlu muyuz peki?
Hikayelerimizle nasılız, hikayemizdeki “Ben” nasıl acaba?
İçinde olduğumuz hayatımız da hikayemiz değil mi dönüp baktık mı hiç?
Neler var diye? Kimler var?
Hikayemizin derinliklerine indik mi hiç?
Dönüp baktık mı? Yoksa üstün körü geçmiş diye mi nitelendirdik hikayelerimizi?

Emrah Serbeste hikayesine inmiş, kendi hikayesine, her cümlede bir bilinmezlik bir parçalanmışlık (adı gibi) bırakmış.
Gizem dolu bir yazar olduğunu düşünüyorum okuduğum ilk kitabı olmasına rağmen çok beğendim bunun nedeni de belki okurken kendimden bir şeyler bulmamdan dolayıdır.
Derleme şeklinde bir kitap olması da ayrıca hoşuma gitti.
Tanıştığımıza memnun oldum Emrah Serbes ve seni de unutmayacağım Galip
“Senin yüzünden oldu anlatamadın beni”


Nasıl da benzettim hikayelerimizi!

Bir hikayem var paramparça desen değil,
Un ufak olmuş,
Ele avuca sığmaz,
Bir hikayem var benimde un ufak olmuş
Her rüzgar estiğinde dört bir yana dağılan hikayelerim var benim
Toplanacak gibi değiller, toparlanacak gibi değiller.

Baştan sona alıntılarla hayat dolu bir kitap.
Okumak isteyenlere keyifli okumalar diliyorum ve https://m.youtube.com/watch?v=CmY6Tkqkfrs

Azıcık parçalanının.
138 syf.
Yaşamın içinden öykülerle; kapı komşumuz, arkadaşımız, otobüste yolculuk yaptığımız amca ya da teyzemiz olabilecek kadar bizlere yakın, içimizden çıkmış kahramanlarıyla bir soluktan okunan bir kitap . Yazarımız iyi bir öykücü olarak edebiyat tarihine adını yazdıracak gibi görünüyor. Çok beğendim.
174 syf.
Yine severek okuduğum bir kitap...
.
.
.
Emrah Serbes'ten dolu dolu ve parça parça anlar, dolu dolu ve parça parça anılarla dolu paramparça hikayeler...
143 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10
Erken kaybedenler, yoldan çıkmış bir neslin manifestosu...

Emrah Serbes, roman konusunda güçlü bir kaleme sahip olduğunu düşündüğüm yazarlardan. Çoğu yazarın aksine kitaplarında işlediği ana tema "kaybedenler"
Bu romanında da kaybeden erkek çocukları ele almış. Kaybedenden kastım belki aşkı, belki haysiyeti, belki insanlığını..

Öğretmen olan biriyle muhabbet etmiştim bir ara. 6. sınıf yani 11 yaşındaki çocukların dersine giriyormuş. Bir çocuğun günlüğünü yakalamış. "Çocuk benim bilmediğim (afedersiniz) yatak fantazileri yazmış." dedi. "Tenefüste benim hayatta duymadığım küfürler havada uçuşuyor." dedi. "Çocuğun biri derste koluna faça attı." dedi. "Kız öğrencilerimden biri erkeklerden birini bacaklarını ellediği için şikayet etti." dedi. Daha neler neler. Belki de o öğretmenle yaptığım konuşma yüzünden kitaptaki çocukların davranışları bana abartılı gelmedi. Çünkü bunların hepsi gerçekten var. Böyle erkek çocuklar var. Sadece biz onları görmüyoruz.

"Yeni nesil gümbür gümbür geliyor." diye bir söz görmüştüm.
Çocuklarının yanında küfür eden babalar, çocuklarına en ufak bir sevgi belirtisi göstermeyen anneler, küçük yaşlarda başlayan aşklar olduğu sürece yeni nesli oluşturanlar gümbür gümbür değil, kaybederek geliyor..

Emrah Serbes bu gerçeği anlatmış kitabında. Bizim semtlerimizde, mahalle aralarında, sıradan bir hayat yaşayan erkek çocuklarının kaybetmişliğini anlatmış. Ha birde suçun o çocuklarda değil, çocuğun eline silah dahi tutuşturabilecek kadar 'duyarlı' olan ailelerde olduğunu da anlatmış.

Okunası, sürükleyici bir kitap.
Keyifli okumalar...
176 syf.
·Beğendi·8/10
Bana mı öyle geliyor bilmiyorum ama satır aralarında inanılmaz şeyler gizli bu kitabın. Müptezeller kadar etkilemese de, Emrah Serbes yazsın biz okuyalım.

Gerçekten hoş ve güzel yazılmış bi'kitap. okurken altını çizerek okumaya bayılırım. yine kalem yanımda okurken bazı hikayelerin paragraf paragraf altını çizerken bu gidişle tüm kitabı çizeceğimi fark ettim ve bıraktım. o derece sağlam hikayeler var.

kitapta genel olarak çok kısa hikayeler olduğundan bir paramparçalık söz konusu ama zaten kitabın adından da bu anlaşılabiliyor. kitabın bence en güzel hikayesi en sondaki Galip İş hanı hikayesidir. genel olarak keyifli

Yine bir oturuşta bitirilebilecek rahat bir kitap.Tavsiye ediyorum.

"bütün söylenecekler söylendi bütün susulacaklar susuldu. bütün bunlardan geriye bir şeyin külü kaldı ama neyin külü derseniz allah belamı versin ki bilmiyorum. ben iyi bir başlangıçtım sadece. bazı insanlar sadece iyi bir başlangıç yapmasını bilirler, sıkılırlar, sürdüremezler.”
138 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Savcı Salim Beyin vicdanı,Devran Sürgücü’ye yapılan işkenceler,fakirlikten donarak ölen bebek,çayır çimen Mühendisi,utanan kapkaççı,direnen Seval ve izlemekle yetinen atanamayan fizikçi,yürekleri dağlayan yoksulluk ve Baran’ın Beşiği,şerefsiz kaymakam kandırılmış halk,avm emekçilerinin asıl yüzü,muhafazakar insanların iki yüzlülüğü ve en sonda Cizre bodrumlarını anlatan toplumda daha neler neler olabileceğini düşündürten vicdanınızı topluma bakış açınızı değiştirecek öykülerden oluşan efsane bir kitap tamamiyle gerçek hikayeler ... Selahattin Demirtaş Devran
143 syf.
·2 günde·Beğendi
Kitaptaki hikayelerin çoğunda kendimizi bulmamız işten bile değil. Bunu biraz da mizahi bir üslupla yazınca çok keyif aldım. Bu sefer ergenlik çağındaki çocukları ele almış. Argo kelimeler kullanması hikayeyi daha samimi hale getirmiş ve hoşça vakit geçirmeye birebir. Türk edebiyatında gelecek vadeden bir yazar.
143 syf.
·1 günde·2/10
Okuduğum kitabın bana birşeyler katması benim için çok önemlidir. Bu kitap ne kattı, ne öğretti derseniz kocaman bir hiç. Açıkçası zaman kaybıydı, sırf bir kitabı yarım bırakmayı sevmediğim için ve emeğe saygı gösterip belki düzelir diye düşündüğümden sabırla okudum. Edebi değeri yerlerde bir kitap, fazladan verdiğim bir puan üst kattaki terörist öyküsünün hatrına en azından orada bir alt metin, ironi var. Emrah Serbes'in kitapta tanımladığı bir çevrede büyüdüm aslında ama onun anlattığı insanlarla pek karşılaşmadım neyse ki. Kitabın yazarını bilmeden okumuş olsaydım 14-15 yaşında birinin fantezi dünyasının eseri olarak düşünürdüm.

Son olarak kitap bu videoyu yeniden hatırlattı bana...

https://youtu.be/j3UPuvoNwPc
143 syf.
Çocuk senin aklındakini yaşamak için bir servet ödeyeceğimi düşünüyorum, oysaki buna da gerek yok bir hayat yaşıyorsun...

Eğer Emrah Serbes okumaya karar verdiyseniz, nasıl ki yemeğin en güzel yerini en son lokmaya saklarsanız bu kitabı da en sona saklayın. Emrah Serbes'in kitapları bir öğünlük akşam yemeği olsaydı "Erken Kaybedenler" kesinlikle bu menünün ana yemeği olurdu. Bu kitaptan sonra okuyacağınız diğer kitaplar, bu kitaptan aldığınız zevki veremeyecektir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Levent Cantek
Unvan:
Çizgi Roman ve Mizah Yazarı
Doğum:
Ankara, 1969
1969 yılında Ankara’da doğdu. Çocukluk ve ilkgençlik yıllarını Ankara’nın kenar semtlerinden biri olan Keçiören ve yaz aylarında çalıştığı Ulus’ta geçirdi. 1984 yılında mektup arkadaşlığı yoluyla otuza yakın çizer ve koleksiyoncuyla tanışarak çizgi romanlar yapmaya başladı. İlk öyküleri ertesi yıl Korku dergisinde yayınlandı. Daha sonra fotokopi yoluyla çoğaltılan Korsan, Koloni gibi “underground fanzine”ler çıkardı. 1990 yılından itibaren çizgi roman ile ilgili yaptığı incelemeleri üniversite yıllarında nihayetlendirerek bir kitap haline getirdi. Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nü 1994 yılında bitirdi. Halen popüler kültür ve gündelik yaşamın toplumsal tarihi üzerine yaptığı çalışmaları Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde araştırma görevlisi olarak sürdürmektedir. Son Kitabı Marko Paşa 2001 yılında yayımlandı.

Yazar istatistikleri

  • 6 okur beğendi.
  • 7.326 okur okudu.
  • 107 okur okuyor.
  • 2.188 okur okuyacak.
  • 88 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları