Leyla Şahin

Leyla Şahin

YazarDerleyenÇevirmen
7.6/10
32 Kişi
·
79
Okunma
·
2
Beğeni
·
2343
Gösterim
Adı:
Leyla Şahin
Unvan:
Araştırmacı yazar, eğitimci, kişisel gelişim uzmanı
Doğum:
Kayseri
Kayseri doğumlu Leyla Şahin’in eğitim hayatının tamamı Kayseri’de geçmiştir. Ancak Harp-İş Sendikası başkanlığı yapan babasının görevinden ve de sınıf öğretmenliği ile başlayan meslek hayatından dolayı yurdumuzun çeşitli illerinde bulunmuştur. En son olarak 2001 – 2014 tarihleri arasında Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesi Hastane okul müdürlüğü yapan Leyla Şahin halen görevini son bir yıldır özel bir kreşin sorumlu müdürü olarak sürdürmektedir.
Beş yıl öncesine kadar hastane dergisini yürütmekte olan Leyla Şahin’in birçok senaryolarının yanında çeşitli kurumların, derneklerin ve bazı dergilerin yapmış olduğu yarışmalardan öykü ve şiir dalında dereceleri bulunmaktadır.
BİN YILDIZLI OTELDE BİR SAAT,
VEDA MAKAMI,
GÜVERCİN YUVASI,
BİN YILDIZLI OTELİN KEMANCISI ve
ZİRVEDE ÜŞÜYENLER
Adında yayınlanmış kitapları ve halen basılma aşamasında diğer kitapları ve mesleki çalışmaları bulunmaktadır.
Ayrıca bir yandan da diğer alanı olan toplum sağlığı bilgilendirme ve bilinçlendirme uzmanı olarak hizmet vermiştir. Milli Eğitim, Yeşilay, Kızılay ve Kayseri Eğitim Ve Araştırma hastanesi eğitim formatörü olarak ta sürdürmüştür. Sigara ağırlıklı madde bağımlılığı üzerine yaptığı etkinliklerin yanı sıra her yıl 31 Mayıs sigara içmeme günlerini hastane ve Milli Eğitim işbirliği içerisinde çeşitli statülerde çok sayıda okulların katılımı ile şenlik halinde kutlanmasını organize etmiştir. Bu alanda
‘ sigara ve alkol ağırlıklı Madde Bağımlılığı ‘
‘ Hayata pozitif bakış ’
‘ Güncel hayata uyum sağlama’
‘ performans yönetimi ‘
‘ bireysel gelişim ‘
Üzerine 3 yıl amatör 16 yıldır resmi çalışmaları ve seminerleri televizyon programları vardır. Bu bağlamda çalıştığı kurumlar ve konferans verdiği kurumlar tarafından çeşitli ödülleri, plaketleri ve teşekkür belgeleri bulunmaktadır…
Tanrım açamadık içimizi
Artık buluşmamız mahşere kaldı
Ne yelken ne gemi var limanda
Kaçmak bir uzun sefere kaldı.
Mercan bir sahildeymiş gemiler
Bulmak kasvetli günlere kaldı.
Edebiyat öğretmeni Behçet Necatigil şu dizelerle uğurlamıştır öğrencisini:
“ Bir şair yaşamıştı Zonguldak’ta
Adı Rüştü Onur’du
Bilseydi hatırlanacağını
Ölümünden sonra
Memnun olurdu.”
Leyla Şahin
Sayfa 18 - Önsöz
"Tarık sahil boyu etrafı izlerken sanki veda ediyordu hayatındaki güzel olan her şeye belki de yaşama ait ne varsa her şeye kim bilir, yarınlar neye gebeydi kim bilir."
Leyla Şahin
Sayfa 122 - IQ Kültür Sanat Yayıncılık
340 syf.
·2 günde
1920 yılında Zonguldak, Devrek’te doğmuş ve çok genç yaşta, 1942 yılında hayatını kaybetmiş bir şair: Rüştü Onur. İstanbul’da tedavi görürken tanıştığı Mediha Sessiz ile ölümlerinden kısa süre önce evlenirler. Mediha, maalesef 12 Kasım 1942’de vefat eder. Mediha ile ancak 40 gün evli kalabilen Rüştü de, Mediha’nın ölümünden kısa bir süre sonra 1 Aralık 1942’de hayatını kaybeder.

Rüştü Onur’un Mediha’ya olan mektuplarını ve şiirlerini okurken, yine çok genç yaşta hayatını kaybeden bir başka şairimiz Orhan Veli’nin Nahit Hanım’a yazdığı mektuplardaki ve şiirlerindeki melankolik ruh halini hatırladım. Hasta ve zayıf bir bünyeye sahip olan Rüştü’nün, Mediha’ya olan sevgisini açık ve içten bir şekilde anlattığı mektupları, ikisinin arasındaki sevdanın içine dâhil olmanıza olanak tanıyor.

Orhan Veli, Rüştü Onur’un vefatından sonraki duygularını şu şekilde dile getirmiş: “Son yıllarda Zonguldak üç büyük yetenek yetiştirdi: Biri Rüştü Onur, biri Kemal Uluser, biri de Muzaffer Tayyip. Bu ne biçim kader! Üçü de arka arkaya öldüler.”

Yakın arkadaşı Muzaffer Tayyip ise: “Rüştü benim için şiirlerini her zaman zevkle okuduğum bir şairden ziyade, hiç çekinmeden bana derdini döken ve benim de hiç çekinmeden kendisine içimi açabileceğim yeryüzündeki yegâne insandı…” cümlesiyle duygularını anlatmıştır.

Edebiyat öğretmeni Behçet Necatigil de öğrencisini şu dizelerle anlatmıştır:

“Bir şair yaşamıştı Zonguldak’ta,
Adı Rüştü Onur’du
Bilseydi hatırlanacağını
Ölümünden sonra
Memnun olurdu.”

Rüştü Onur, tıpkı Orhan Veli ve Muzaffer Tayyip gibi, genç yaşta hayatını kaybetmeseydi Türk şiirine daha pek çok eser kazandırabilecek yetenekte bir şairdi. Bize kalansa O’nun bu kısacık ömründe yazdıkları ile yetinmek.
342 syf.
Kitabın bitmemesi için o kadar uğraştım ki... o kadar güzeldi ki mektuplarınız...

Bu kitaba olan sevgim bir şarkının cümlesiyle anlatmak isteseydim:
“Aramızda dağlar, yıllar, yollar variken beni sana sımsıkı sarılıp görenler olmuş. “

Bazı mektuplarda Rüştü “ Mektuplarımı başkalarının okuduğunu düşünüyorum. Yazarken çekiniyorum, insanın özelini başkasını okuması ne kadar doğru” diye soruyor. Gerçekten de dediği kadar içten yazmış. Kendisi olarak, insan sevgisini ancak bu kadar güzel ifade edebilir. Çok güzel bir aşka tanıklık ettim...

Rüştü Onur
(1920 - 1942) bu kadar kısa zamanda belki en ağır koşulların yaşandığı Türkiye döneminde doğmuş ve hayatını kaybetmiş. Yarım kalmış şairdir benim gözümde... O kadar içten kurduğu hayaller içinde sevdiğine kavuşabilmiş sadece 2 aylık süreliğine. Ömrü yetebilseydi belki o da hatrı sayılır, adı bilinir şairlerin arasında olacaktı. Fakat Verem hastalığı onun yakasını hiç bırakamdı. Fakirlik, Cumhuriyet’in ilk yılları açlık, hastalıklar...
“Sana onları neden anlatmadım
bilmiyorum
Belki herkes kendi telaşına düştü
Belki sen yoktun
Belki bu mektup hiç yazılmadı
Belki de bir kelebek
o kadar memnun ki rüyasından
Hiç uyanmak istemiyor uykusundan”

Beni neden bu kadar etkiledi bilmiyorum ama ilk Kelebeğin Rüyası filmiyle başladı Rüştü Onur’u tanımam. Film gerçek hayatlarıyla çok bağdaşmasa da muhteşem olmuş. Belki oyuncuların güzel oynayışından etkilendim bu kadar belki de orada okuduğum için ben okurken çekilmişti. 2013 yılında Zonguldak’da. Zonguldak’daki yıllarımı hatırlattı. Tabi o zaman kitaplara pek ilgim yoktu. Ama 4 yılım geçti o şehirde bende belki de bu yüzden etkisi büyük oldu Zonguldaklı şairin.

Zonguldak;
Belki Orhan Velin’nin dizelerinden bilirsiniz
“Siyah akar Zonguldak’ın deresi
Yüz karası değil kömür karası
Böyle kazanılır ekmek parası”
Gerçekten de öyledir. Denizi kaplaradır. Dereler kapkara, evler kömürlenmiştir. Bir yağmur yağar rüzgarla birlikte belki memleketin hiçbir yerinde emeği yüzünüze yüzünüze bu kadar vurmaz. Yüzünüz siyah isler olur. Emeğin başkentinin şairini tanımak genç yaşında çaresizlikten fakirlikten öldüğünü öğrenmek bende derin üzüntü yarattı. Şiirleri, aşkı yarım kalmış bir şair. Zonguldak ikliminin insanı deniz ve kömür kokar... kitabı okurken şehrin kokusu burnuma geldi. Bazen şehir üstünüze üstünüze yürür gibi olur belki o da şiire sığınmıştır diye düşünmedim değil bu yorgunluğunda...

Okudukça kalbim acıdı. Belki bir mektup bu kadar çok içinizi acıtabilir, belki yazdıklarını okuyunca hislerini tam kalbinizde hissedersiniz belki benim gibi.

Mediha’dan hiç bahsetmediğimi fark ettim. 19 yaşlarında bir kızcağız. Verem hastalığı şüphesi konuluyor ama hastalığı o dönemin koşullarıyla fark edilmiyor. “ Karın zarı iltihabı” hastalığı sebebiyle ölmüş. Rüştünün “kızım” diyişi o kadar hoş ki bazı satırlarda “ sana kızım dediğim zaman o kadar hoşuma gidiyor ki ben sana annenden babandan daha yakın olacağım. Tek ruh iki vücut gibi olacağız” diyişi o kadar güzel ki belki çok kısa yaşadının ama seni gerçekten seven biri oldu az ya da çok ne önemi var yaşamanın gerçek aşkı bulduktan sonra demek isterdim kendisine :)

“Ne Tanrıdan haber
Ne dallarda meyva
Ve ne aynalarda
Mevsimle beraber
Çizilen dünya

Ve ne kucak açar
Hâtıralar tekrar
Ve ne de dönerler
Gemiler bir daha...”

“”Saat on bir buçuk. Fakat ne çıkar. Bekleyişin acısını damarlarında bile duyan, idrak eden bir insan için saatin kaç olduğunun ne ehemmiyeti var. Saatlerin, haftaların değil, ayların değil, yılların bile benim için ehemmiyeti yok.”””

Dili çok sade ve yalın ve o kadar içten ki.. hiç bitmesin istersiniz..

Bir film insanın hayatını bazen derinden etkileyebilir. Bu güne kadar neden tanıtmamışlar bize neden erken yaşta öğrenemedik güzel şairleri çok sitem ettim okurken. Şiir ruhu güzelleştiriyor oysa. Edebiyat bizi hatip yapmaz belki ama ruhumuzu naifleştiriyor.

Rüştü için;

“ Çağını ve toplumunu soluyan bir şairin
ruh halini sözcüklere dökmesidir Rüştü Onur’un şiirleri. Hayatın zorluğunu, sıkıntıları, güzelliği özlemler, ayrılıklar...
Bütün zorluklara ve sıkıntılara rağmen hayattan “memnuniyet”... Ve elbet aşk”

Rüştü’nün güzel şiiriyle son vereceğim satırlarıma

Memnuniyet

Benden zarar gelmez,
Kovandaki arıya,
Yuvasındaki kuşa.
Ben kendi halimde yaşarım,
Şapkamın altında.
Sebepsiz gülüşlerim caddelerde
Memnuniyetimden.
Ve bu çılgınlık delicesine içimden geliyor.
.
.
.
Güzel bir insan tanıyacaksınız. Sevginin güzelliğini hissedeceksiniz satırlarda.. keyifli okumalar..
340 syf.
·111 günde·Beğendi·10/10
Yılmaz erdoğan'ın yönettiği ve oynadığı "KELEBEĞİN RÜYASI "filmiyle tanıdm  Rüştü Onur'u muzaffer tayyib'i. Onlara ve kısacık hayatlarına yaşadiklarına aşık oldum.

-Kelebek ömrüne neleri sıgdırdı?-


İki genç arkadaş, iki genç şair hastalıkla parasizlıkla yoklukla nasıl başa çıkılır onu gösterdi bize.
     Filmini izlemediyseniz izlemenizi tavsiye ediyorum. Yüreğinize dokunacak bir seyler mutlaka bulacaksinizdir... Bence mükemmel bir film. İzlenmeye değer. Kitapta çok kıymetli Rüştü Onur beyin sevgili Medihasına yazmış olduğu mektuplar yer alır. Aynı zamanda Rüştü Onur'un şiirleri gazetelerde yayinlanmış olan küçük hikayesi vs...
Rüştü Onur'un karaladığı her şey çok güzel :)
Arkadaşı öldükten sonra yazdığı şiir beni derinden etkiledi.
Şiir bir kısmını bırakıyorum. Keyifli okumalar...

                -3-
Onu götürdüler omuzlarında,
Yalnız potinleri,
Ve elbiseleri kaldı odasında.
Çıplak gidiyor...Üşüyecek.
Ceketimi versem giyer mi dersin


                -4-
Günaydın diyorum,
Odasından geçerken.
Odası boş,
Penceresi açık.
Gelecek herhalde dostum,
Açık kalsın kapısı...


Beyhude çevirmeyiniz,
Radyolarınızın düğmelerini.
Ne ajans söyleyecek
Ne gazeteler yazacak,
Öldüğünü dostumun.
Yağmur gene yağacak
Rüzgar gene esecek.
                           RÜŞTÜ ONUR.
340 syf.
·Beğendi·10/10
Soluksuz okuduklarımdan... 22 yaşında yaşananlar sevgi, aşk ve acı... Keşke bir kurgu olsaydı da yaşamasalardı o acıyı diyorum... Ama ne şanslıymış ki sevdiğinin yokluğunun acısı onu bitirmeden onun yanına gitmiş...
460 syf.
·4/10
Kitap baya bir kalın ve bence kış geceleri için ideal.Tarık'ın aile hayatının yanı sıra aslında yaşadıkları için başlı başına Yeşilcam havasında diyebiliriz.Zaten hastalıkla boğuşan Tarık, ailesi ve sağ kolu olan Mahiri kaybeder.Tam herşey bitti derken Lale ortaya çıkar ve spoinin dibi olmaması için Matmazel susarBir sürü yazım yanlışı ve hatalarda mevcut olmakla birlikte, bir çok cümlede "Ya az önce aynısını okumadık mı" demekten de kendini alamıyorsunuz:( Okumak isterseniz bunun bilincinde olun derim.Bu yüzden temennim bir sonraki baskıda bunların ele alınıp düzenlenmesi.. Kitabın yolu açık olsun. Güzel bir etkinliği daha geride bırakırken yeni kitaplara doğru yelken açıyoruz. Eşlik eden ve vesile olan herkese sonsuz teşekkürler. Matmazelle birlikte sevgiyle, dostça ve hoşça kalın:)
192 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Günlük konuşma dili ile yazılan öyküler ,okuyucuya dışardan bakan bir gözlemcinin olayları kaleme alması gibi olustuşrulmuş. Kafanız dolu olduğunda ya da akici dille yazılı şöyle kısa hikâyeler okuyayım dediginizde bu öyküler iyi gelebilir. Sıradan diyebileceğimiz öyküler biraz alışılagelmiş olmanın verdiği sikicilikta hissettirsede, kitabi bitirmeden bırakıp gidebileceğiniz türden bir eser değil. Okursanız birşey kaybetmezsiniz.
460 syf.
·Puan vermedi
Kitabı etkinlik kapsamında ve çok sevdiğim bookstagram hesaplarıyla beraber okuduk.
Kitabı konusu bakımından çok sevdiysem de, gereksiz tekrarlamalar, yazım ve noktalama işaretlerindeki yanlışlar beni kitaptan biraz uzaklaştırdı beni Bunun dışında her kitap gibi gerçekten emek verilerek yazılmış kaleminize sağlık sevgili @leylasahin1330 hanımefendinin kalemine sağlık .
#sibelinyorumu
.
Tarık hastahanede kısa bir ömrü kaldığını öğrenir ve mal varlığını kızı Melisa ile karısı Elena'ya güzel bir gelecek yaşamaları için bırakacaktır. Ölümün kendisine hızla yaklaştığını düşündüğü sırada karısını, kızını ve en yakını olan Mahir'i bir kaza sonucu kaybeder. Kaza Tarık'ın almak istediği bir ihaleden dolayı gerçekleşir. Bu acıya daha fazla dayanamayan Tarık intihar etme düşüncesine kapılır. Ama önüne çıkan engeller yüzünden bir türlü bu planını gerçekleştiremez. Hayat ondan en sevdiklerini alınca kardeşi Nihan ile tek başına kaldığını düşündüğü sırada hayatına giren çocukluk aşkı Lale Tarık'ın hayatını büsbütün değiştirecektir
340 syf.
·2 günde
"İşte mektubun avcumda. İşte yeksenek geçen günlerimin tek tesellisi."
Rüştü Onur'un eşi Mediha'ya yazdığı mektupları okuruz, cevaplarını da okumak ister insan ama yoktur ne yazık ki. Bu mektuplar, talihsiz ve hasta iki genci düşününce daha fazla anlam kazanır.
Kitabın devamında da şiirleri yer alıyor Rüştü Onur'un. Açık ifadeli, hassas bir insanın kaleminden çıkmış olduğu anlaşılan şiirler bunlar.
340 syf.
·Beğendi·9/10
kelebeğin rüyası filmiyle tanıdığım, yaşam öykülerine hayran kaldığım, ardından rüstü onur ve muzaffer tayyip usluyu daha yakından tanıma çabalarım ve tabii ki ağlayarak okunan ömrün baharında biten hayatlar, mektuplar, şiirler.
edebiyat dünyasının erken kaybettiği iki güzel insan. eserlerini okumanızı şiddetle tavsiye ederim.
192 syf.
·3 günde·3/10
Kitapta farklı farklı öyküler var. Öyküler okuyucuğa geçmiyor. Öyküler de ki karakterlerin birbirine hitap tarzları çok yapmacık zorlama konuşma havasındalar sanki.

Yazarın biyografisi

Adı:
Leyla Şahin
Unvan:
Araştırmacı yazar, eğitimci, kişisel gelişim uzmanı
Doğum:
Kayseri
Kayseri doğumlu Leyla Şahin’in eğitim hayatının tamamı Kayseri’de geçmiştir. Ancak Harp-İş Sendikası başkanlığı yapan babasının görevinden ve de sınıf öğretmenliği ile başlayan meslek hayatından dolayı yurdumuzun çeşitli illerinde bulunmuştur. En son olarak 2001 – 2014 tarihleri arasında Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesi Hastane okul müdürlüğü yapan Leyla Şahin halen görevini son bir yıldır özel bir kreşin sorumlu müdürü olarak sürdürmektedir.
Beş yıl öncesine kadar hastane dergisini yürütmekte olan Leyla Şahin’in birçok senaryolarının yanında çeşitli kurumların, derneklerin ve bazı dergilerin yapmış olduğu yarışmalardan öykü ve şiir dalında dereceleri bulunmaktadır.
BİN YILDIZLI OTELDE BİR SAAT,
VEDA MAKAMI,
GÜVERCİN YUVASI,
BİN YILDIZLI OTELİN KEMANCISI ve
ZİRVEDE ÜŞÜYENLER
Adında yayınlanmış kitapları ve halen basılma aşamasında diğer kitapları ve mesleki çalışmaları bulunmaktadır.
Ayrıca bir yandan da diğer alanı olan toplum sağlığı bilgilendirme ve bilinçlendirme uzmanı olarak hizmet vermiştir. Milli Eğitim, Yeşilay, Kızılay ve Kayseri Eğitim Ve Araştırma hastanesi eğitim formatörü olarak ta sürdürmüştür. Sigara ağırlıklı madde bağımlılığı üzerine yaptığı etkinliklerin yanı sıra her yıl 31 Mayıs sigara içmeme günlerini hastane ve Milli Eğitim işbirliği içerisinde çeşitli statülerde çok sayıda okulların katılımı ile şenlik halinde kutlanmasını organize etmiştir. Bu alanda
‘ sigara ve alkol ağırlıklı Madde Bağımlılığı ‘
‘ Hayata pozitif bakış ’
‘ Güncel hayata uyum sağlama’
‘ performans yönetimi ‘
‘ bireysel gelişim ‘
Üzerine 3 yıl amatör 16 yıldır resmi çalışmaları ve seminerleri televizyon programları vardır. Bu bağlamda çalıştığı kurumlar ve konferans verdiği kurumlar tarafından çeşitli ödülleri, plaketleri ve teşekkür belgeleri bulunmaktadır…

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 79 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 68 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.