Lorenzo Carcaterra

Lorenzo Carcaterra

9.1/10
38 Kişi
·
105
Okunma
·
5
Beğeni
·
1.085
Gösterim
Adı:
Lorenzo Carcaterra
Unvan:
Film yazarı
Doğum:
New York, 1954
1980'den beri yazıları gazatelerde görülüyor.
Her gece ağlayarak uyuyan ve hiç gelmeyecek yardım için Peder Bobby'nin Tanrı'sına yakaran dört korku içindeki çocuğu anlattım. Karanlığa bakarak geçen sayısız geceyi, sıçanları, karantina hücrelerinde sessizliği yırtan kilit şangırtılarını, amansızca savrulan copları, gardiyanların dokunuşlarını ve bir çocuğun çığlıklarını anlattım.
Lorenzo Carcaterra
Sayfa 316 - Artamis
Bir söz, güzeldir diye doğru kabul edilemez. Güzel söz başka, doğru söz başka! Ben doğru söylemeyi tercih ederim, her ne kadar vezinli kafiyeli olmasa da. ..''
Senin buraya gelmenin sebebi sadece bizim 'gel' dememiz değil, ayrıca onların sana 'git' demeleri. Hiç kimseye kötüdür deme. Aslında onlar, bilmeden iyilik eden insanlardır. 
Kötü bir öğrenci olmasına rağmen,
Müthiş bir kitap kurduydu.
Lorenzo Carcaterra
Sayfa 2 - Artemis yayınları
Kitabı geçen sene okudum ve daha bu uygulamadan haberim bile yoktu.En çok yorum yapmak istediğim kitaptı.Çocuk cezaevinde gardiyan olma isteğimin başlama sebebi.Suskunlar dizisi bundan uyarlanma Lorenzo kızmasın ama dizisi kitaptan çok daha güzel çünkü duygu yoğunluğu fazlaydı dizide fakat kitapta yeterince o çocukların hissettiği acıyı yansıtamamış gibi geldi bana.Ne olursa olsun istismarın daha da yayıldığı şu günlerde o çocukların ne halde olduklarını anlamak için okunulması gereken bir kitap.İyi okumalar.
Çocuk istismarının yapıldığı bu günlerde, bu kitabı okumak sanırım duygu yoğunluğuna daha bı fazla kapılmama neden oldu. Gerçek yaşanmış hayat hikâyesi olduğunu öğrenince daha bı dikkatli okudum her satırını. Açıkçası müthiş bir hikaye , harika bir anlatım , insana vermek istenilen duyguyu gayet başarılı verilmiş.
Okunulası eserlerden.
Akıcı, sürükleyici, merak uyandırıcı ve dehşet verici bir otobiyografik roman.
Kitabın 3 bölümü var. İlk bölümde hapishane öncesi çocukluk yılları ve Cehennem Mutfağı'ndaki yaşantı anlatılıyor, ikinci bölümde hapishane yılları ve üçüncü bölümde hapishaneden sonraki hayatları. Yazarın bu anlatım biçimiyle biz okurlar çocukların neyken neye dönüştüklerini, özünü ve değişim evrelerini tartıp düşünebiliyoruz.
Diğer 3 arkadışın bakış açısını ve düşüncelerini de merak etsem de en azından içlerinden biri (yazarın) bunları dillendirmeye cesaret etmiş. Bize de okumak ve farkında olmak düşer.
Son olarak, filmini izlemiştim önceden kitabından habersiz. Aslında önce filmini izleyip sonra kitabını okumayı sevmem ama filmini izledikten sonra yine de kitabını okumaya karar verdim ve iyi ki okumuşum. Yakın zamanda Monte Kristo Kontu'nu da okumak isterim (yazarın ve arkadaşının en sevdiği ve kitapta sürekli adının geçtiği roman).
Suskunlar bir süredir elimde idi nihayet okuyabildim. Kitap 1960'larda Amerika'nın sorunlu bir mahallesinde yaşayan dört arkadaşın dramatik hayat öyküsünü konu alıyor. Sorunlu bir ortamda ve sorunlu ailelerin arasında birbirine sığınan bu dört küçük çocuk, istenmeyen bir olay yüzünden hapse giriyorlar. Başlarından bir çok kötü ve akıl almaz olay geçiyor, yazar bunları okura aktarırken olayları daha dramatik hale getirmeye çalışmıyor. Hatta genel olarak yaşandığını kısa bir kaç cümle ile belirtip geçiyor, bu hoşuma giden bir tutum oldu, bu tür kitaplarda okuru daha çok etkilemek adına her şeyin abartılması beni rahatsız ediyor.

Genel olarak güzel bir kitaptı, kitapta geçen olaylar ise oldukça üzücü idi. Kitap mükemmel bir dile ya da kurguya sahip olmasa da insanın aklında her daim kalacak karakterlere sahipti.
Dizi olarak da ekranlara geldi. Uyarlanan kitap budur. Yetimhanede istismara maruz kalan çocukların yetimhaneden ayrılan kadar ve sonrasında başlarından geçen bir dönemi anlatıyor. Okurken ağlamıştım
Kitabı okuduğumda 12 yaşındaydım. O yaşta okumamam gereken bir kitaptı, etkisinden kurtulamadım uzun süre. Ancak herkesin en az iki kere sindire sindire okuması gereken bir kitap...
Yine bir dostluk hikayesi.
4 arkadaşın daha çocukken ıslah evinde yaşadıkları acı gerçekleri. Etkilendiğim bir romandı çünkü ıslah evinde çocuklara yaşatılanlar aklımda soru işaretleri bıraktı. Böyle şeyler yapılıyor mudur? Yaşadıklarını ömür boyu unutamayacak çocuklar, her gece uykusundan o kabuslarla uyanan çocuklar var mıdır? diye. Filmi ve dizisi de çevrildi( Sleepers, Sussunlar) ama öncelik her zaman kitapta:)
Türkiye'de dizi olan Suskunlar'ın birinci bölümünü izledikten sonra internetten yorumlara bakarken bu kitaptan esinlenildiğini öğrendim. Hemen diziyi bırakıp kitabı aldım. Kitap ve dizinin çıkış noktası aynı; fakat farklı yollardan devam ediyorlar. Daha sonra diziyi de bitirdim tabi. Her yapımda olduğu gibi bunda da kitap diziden daha iyi.
Hikayenin gerçek olması mı, yoksa yazarın kurguya yaklaşmaya çalıştıkça daha da gerçek anlatıyor olması mı insanı bu kadar derinden etkileyen, bilmiyorum.
Okurken bazı yerlerde çok ağladım bazı yerlerde zor dayandım. Filmini izlemeye ise yüreğim el vermedi.
Çocuklukları elinden alınanların hikayesi.. Kimsenin kolay kolay anlatamayacağı dehşet verici bir otobiyografi. Bir taraftan sıcacık bir arkadaşlık hikayesi okuyorsunuz hatta yer yer gülümsemenize neden oluyor ama bir taraftan o kadar büyük bir kötülük var ki ürperiyorsunuz. Okudukça bu kitabı yazmak büyük cesaretmiş dedim. Böyle bir şeyi anlatabilmek zor olsa gerek.

Yazarın biyografisi

Adı:
Lorenzo Carcaterra
Unvan:
Film yazarı
Doğum:
New York, 1954
1980'den beri yazıları gazatelerde görülüyor.

Yazar istatistikleri

  • 5 okur beğendi.
  • 105 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 92 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.