Giriş Yap

Maeve Binchy

Yazar
7.7
1.970 Kişi
Unvan
İrlandalı Gazeteci, Kısa Öykü Yazarı ve Romancı
Doğum
Dalkey, İrlanda, 28 Mayıs 1940
Ölüm
Dublin, İrlanda, 30 Temmuz 2012
Yaşamı
Maeve Binchy (28 Mayıs 1940 - 30 Temmuz 2012) gazeteci, kısa öykü yazarı ve romancı. İrlanda’nın başkenti Dublin’in dışında küçük bir köy olan Dalkey’de, 1940 yılında doğdu. Killiney’deki Holy Child Convent adlı, Katolik kız çocuklarının gittiği bir okulu bitirdikten sonra University College’dan mezun oldu ve öğretmen olarak çalışmaya başladı. Yirmi üç yaşındayken, Kudüs’te İsa’nın son yemeğini yediği söylenen mağarayı ziyareti sırasında, dinsel inancını yitirdi. Daha sonra bir kibbutzda çalışmak üzere İsrail’e gitti. Yurtdışında bulunduğu sırada her hafta babasına, bulunduğu yerdeki hayatı ve savaş altındaki toprakları tasvir eden mektuplar yazdı. Babası, bu mektuplardan birini, Dublin’de yayımlanan "Irish Times" gazetesine 18 pound’a sattığında Binchy’nin öğretmen maaşı, 16 sterlindi. Öykü tarzında kaleme alınmış bu mektup, Binchy’ye 1969 yılında "Irish Times"ın da kapılarını açtı. Böylece, haftada iki kez yazan ünlü bir köşe yazarı ve İrlanda feminist hareketinin ilk kadın editörü oldu. Londra’ya taşınan Binchy burada, daha sonra çocuk öyküleri de yazacak olan, BBC’nin sunucularından Gordon Snell’le tanıştı. Eşinin teşvik ve desteğiyle yazarlık yapmaya karar veren Binchy, çok sayıda öykünün yanı sıra, iki oyun ve kendisine Prag Film Festivali’nde en iyi senaryo ödülü kazandıran bir de TV oyunu yazdı. Maeve Binchy, "Evening Class" (İtalyanca Aşk Başkadır) adlı romanıyla uluslararası şöhret oldu. Maeve Binchy, eşi Gordon Snell’le birlikte yaşadıkları Dublin’de 30 Temmuz 2012'de vefat etmiştir. Ödülleri 2001 - WHSmith Kitap Ödülü 1999 - Britanya Kitap Ödülleri Yaşam Boyu Başarı Ödülü 1976 - Jacob Ödülü (İrlanda) 1976 - Prag Film Festivali En İyi Senaryo Ödülü (Deeply Regretted by)

İncelemeler

Tümünü Gör
176 syf.
bir yaz akşamı balkonda oturup serin serin dinlenmek gibi
"Her Cuma akşamı leylak rengi bir minibüs, içinde yedi yolcusuyla Dublin'den üç saat uzaktaki taşra kasabası Rathdoon'a doğru yola çıkar." Minibüsün hiç değişmeyen yedi yolcusunun, birbirlerinin hiç bilmediği hikayelerini ve iç dünyalarınında yaşananlar anlatılmakta. Kitap sırasıyla 1-Nancy (cimri, en sevmediğim karakter) 2-Dee (çok tatliş) 3-Mikey (soğuk espriler, yardımsever, bankada güvenlik) 4-Judy ( eski uyuşturucu satıcısı)(yarım kalan bir teyze) 5-Kev (güvenlik gibi) 6-Rupert (emlakçı) 7-Celia (hemşire) 8-Tom (şoför) karakterlerin aynı hafta sonu geldikleri kasabalarında yaşadıklarını anlatmakta. Yazarla bu kitapla tanıştım. İlk anlatılan karakter biraz zorladı ama 20 sayfa sonrası akıp gidiyor. Kitap da karakterlerin düşündüklerini hissettiklerini betimlemelerden çok diyaloglarla anlatması nedeniyle kitap okuyomuş gibi değil de film seyrediyormuş gibi boş bir his vermekte. Dolu bir zihin için güzel bir kitap tavsiye ederim Ankara akşam Temmuz halen soğuktu(:
Reklam
416 syf.
·
13 günde
·
6/10 puan
Okuduğunuzda yüzünüzde hoş bir gülümseme bırakacak ve içinizi huzurla dolduracak bu kitabı ben çok sevdim. Kitabın yazlık bir havası var gibi geldi bana. Okurken yazın enerjisi ve neşesi beni sardı. Kitabımızda dokuz ana karakter var ve kitabın bölümleri ismini bu karakterlerden alıyor. Her bölümde, o bölüme ismini veren karakterin hayatını, düşüncelerini, hatalarını, geçmişlerini ve gelecekten beklentilerini ayrıntılı bir biçimde okuyorsunuz. Ancak tüm bu karakterlerin hayatı ortak bir noktada kesişiyor. Hepsi farklı sebeplerden İtalyanca öğrenmeye karar veriyor. Tabi Signora hariç. O dünya tatlısı İtalyanca öğretmenimiz. Yolları İtalyanca kursunda kesişen ve birbirleriyle hiç alkası olmayan bu insanlar birlikte bir hayal kuruyorlar: İtalyanca öğrenip İtalya’ya gitmek. Kendimi en yakın hissettiğim karakter Signora oldu. Onaylamadığım birçok davranışı olmasına rağmen dikbaşlılığı, inatçılığı ve hayat enerjisi beni çok etkiledi. En sonunda aşkı bulması da beni ayrıca sevindirdi. Her bölümde diğer karakterler hakkında bilgiler bulabiliyorsunuz. Bu kitabın en sevdiğim yönlerinden biri buydu. Çünkü ben hep çok merak ederim diğer karakterlere ne olduğunu. Sevmediğim tek yönü ise inanılmaz derecede ayrıntılı olmasıydı sanırım. Çünkü bazı yerler çok uzun anlatılmıştı ve okurken biraz sıkıldım açıkçası. Ama kesinlikle tavsiye edebileceğim bir kitap. Keyifle okuyacağınızı ümit ediyorum.
176 syf.
·
8 günde
·
Puan vermedi
Leylak Zamanı, ortak bir noktaları olan sekiz farklı kişiyi anlatıyor. Ortak noktaları, hepsinin hafta sonu için Dublin'den Rathdoon'a leylak rengi bir minibüsle gitmesi. Tanışıyor olmalarına karşın kimse kimsenin iç dünyasına ve yaşantısına çokta hakim değil aslında. Kitapta her bir kişinin ismi bir bölüme verilmiş ve esas olarak o kişiyi ele almış yazar. Sırasıyla Nancy, Dee, Mikey, Judy, Kev, Rupert, Celia ve Tom'un hayatına konuk oluyoruz. Nancy hariç tüm karakterleri önce bir başkasının gözünden okuyup sonra karakterin kendi bölümüne gelince derinine inmek çok güzeldi. Başkasının onun hakkında bildikleri ve düşündüklerinin dışında bambaşka biri çıktı hepsi. Kitabın gerçek hayata yakın olması hoşuma gitti açıkçası. Herkesin, görünenin aksine bambaşka hayatları, bambaşka sorunları ve mücadele şekilleri var; Leylak Zamanı da tüm bunları içeren bir kitap. Eğer yoğun bir kitaptan sonra biraz dinleneyim, çıtır çerez bir şeyler okuyayım diyorsanız bir göz atın derim. Kafa yormadan, üzerine çok düşünmeden, okuması kolay ve keyifli bir kitap.
Reklam
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42