Mahfi Eğilmez

Mahfi Eğilmez

8.7/10
103 Kişi
·
258
Okunma
·
62
Beğeni
·
2.275
Gösterim
Adı:
Mahfi Eğilmez
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
İstanbul, 1950
1950 yılında İstanbulda doğdu. Ankara Atatürk Lisesini, A.Ü.Siyasal Bilgiler Fakültesini (İktisat ve Maliye Bölümü) bitirdi. Gazi Üniversitesi’nde Kamu Maliyesi dalında doktora yaptı. Yeminli Mali Müşavir ünvanına sahiptir.rnrn1972 yılında Maliye Müfettiş Muavini olarak başladığı kamu hizmetinde Maliye Müfettişi, Gelirler Genel Müdür Yardımcısı (tedvir), Hazine Kamu Kurumları ve İştirakleri Daire Başkanı, Hazine Kamu Finansmanı Genel Müdür Yardımcısı, Washington Büyükelçiliği Ekonomi ve Ticaret Müşaviri, Hazine ve Dışticaret Müsteşarlığı Kamu Finansmanı Genel Müdürü, Hazine ve Dışticaret Müsteşar Yardımcısı, Washington Büyükelçiliği Ekonomi ve Ticaret Başmüşaviri, Hazine Müsteşarlığı Müşaviri olarak görev yaptı. 1997 yılında Hazine Müsteşarlığı’na atandı. 1997 yılı sonunda kamu hizmetinden ayrıldı.rnrnHalen Garanti Bankası yönetim kurulu murahhas üyeliğinin yanısıra Garanti Leasing ve Doğuş İnsangücü Kaynakları A.Ş.’nin yönetim kurulu başkanlığını yapıyor, Radikal Gazetesinde köşe yazısı yazıyor ve İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Ekonomi Politilkası dersleri veriyor.rnrnKatma Değer Vergisi (Teori - Uygulama) (1983); Hazine (1996); IMF, Dünya Bankası ve Türkiye (1996); Light Günlük (2000); Krizleri Nasıl Çıkardık? (Ercan Kumcu ile ortak 2001); Anitta’nın Laneti (2001) ve Ekonomi Politikası (Ercan Kumcu ile ortak 2002) adlı yedi kitabı ve çeşitli ekonomik ve mali konularda yayınlanmış makaleleri vardır.rn
Ekonomide ilk ders kıtlıktır. Buna göre, insan ihtiyaçlarını karşılamakta kullanılan her şey kıttır. Siyasetteki ilk ders ise, ekonomideki ilk dersin dikkate alınmamasıdır.
(Thomas Sowell)
İktisatçı, hava tahmincisine çok benzer. Tahminleri pek tutmaz ama olay bittikten sonra olayın niçin öyle olduğunu çok iyi açıklar.
Parayla saadet olmaz. Yani Türkiye GSYH olarak dünyanın en büyük ilk 20 ekonomisi arasına girmiş olsa da insani gelişmişlik endeksinde ne yazık ki hala 92. sırada yer alıyor.
İnsani gelişmişlik endeksi düşük olursa ne olur? Örneğin yeterince eğitim almamış bir toplum ortaya çıkar. Böylece bir toplumda insan kalitesi düşük kalır. O zaman o toplumda demokrasi kültürü yerleşemez, insanları yönlendirmek ve yanıltmak kolay olur.
Ahbap çavuş kapitalizminde işadamları işlerini, siyasal iktidar ve bürokratlarla olan yakın ilişkilerine dayanarak kural dışı uygulamalardan yararlanarak yürütüyorlar. Ahbap çavuş kapitalizminin önlenmesinin tek bir yolu var: Hukuku üstün kılmak.
Uzun yıllar tek başına kullanılmış olan maliye politikası son otuz yılda yerini para politikasına terk etmiş görünüyor. Çünkü para politikası, maliye politikasının aksine geniş halk kitleleri tarafından kolayca anlaşılabilecek bir politika değildir. Zorunlu karşılıkları artırmakla vergi oranlarını artırmak arasında büyük bir fark vardır. İlkini anlayanların sayısı ikinciyi anlayanların yüzde biri kadar değildir. Bu durumda vergileri artırıp da halkın tepkisini çekmek yerine karşılık oranlarını artırıp parayı kısarak benzer sonuçlar elde etmek siyasetçi açısından tercih edilmektedir.
Düşük bir gelirle evinin giderlerini karşılayan, çocuklarını okutan bir anne ve babadan daha iyi iktisatçı olamaz.
Üretim yapabilmek için üretim tesisleri kurmak gerekir. Bu tesisler bina, makine, hammadde, elektrik, su vb. gibi girdilere ihtiyaç duyar. Ayrıca bunları bir araya getirip üre­timi gerçekleştirecek olan işçilerin istihdam edilmesi gerekir. Bütün bunları yapacak olan girişimcinin bu üretim tesisini
kurmasına yatırım denir. Yatırım yapabilmek için para gerekir. Para da tasarrufla sağlanır. Demek ki makro ekonomik devrenin halkaları şöyledir:

Tüketim - Tasarruf - Yatırım - Üretim - Tüketim

Tüketim olmazsa üretim , tasarruf olmazsa yatırım olmaz. Yatırım olmayınca üretim artmaz, üretim artmayınca ekonomik büyüme olmaz, ekonomik büyüme olmayınca toplumun refah düzeyi yükselmez.
Enflasyon, saçınız varken beş dolara yaptırdığınız saç tıraşını, saçınız döküldüğünde on dolara yaptırmanızdır.

Sam Ewing
Mahfi Eğilmez
Sayfa 111 - Remzi Kitabevi
"Kendime Yazılar" isimli bloğuyla tanıdığım sevgili Mahfi Eğilmez'in Değişim Sürecinde Türkiye'sini okumak benim için zevkti. Kendisinin güncel olarak paylaştığı yazılarındaki samimi ve objektif hali kesinlikle kitap için de geçerli.
Genelce bahsedersem, Mahfi Eğilmez bu kitabında geri dönüşlerle Osmanlı'yı da kapsayacak bi' biçimde Türkiye ekonomi sisteminin dününü, bugününü ve geleceğini inceliyor. Kitap altı bölümde oluşturulmuş.

•Birinci bölümde "Değişim"in açıklanmasında ve anlatılmasında temel olan bazı kavramların, (paradigma, dönüşüm vb.)tanımları yapılmış.
•İkinci bölümde, "Yirminci Yüzyılın Öncesi ve Sonrası" ele alınmış. Bu ele alış, sanayi kapitalizminin yükselişi ve gerçekleşen savaşlar(Birinci ve İkinci Dünya Savaşları, Soğuk Savaş) bağlamında açıklanmış.

•Üçüncü bölüm benim en etkilendiğim bölümlerden biriydi. Bu bölümde yazar, "Yirmi Birinci Yüzyılın Getirdikleri"ni anlatmış. Bu anlatımsa paradigma değişimi, ekonomik yapı, siyasal yapı, yeni dünya, eski dünyaya dönüş gibi konularla açıklanmış. Bu ayrıntılı bölümü genellemeyle açıklamam pek çok ayrıntıyı yok edecek olsa da özetleyecek olursam, bu bölümde, gelişen teknolojiyle dönüşen sistem ve bu sistemin makro boyutta dünyada, ülkeler arasında yarattığı sıcak-soğuk ilişkiler, buna bağlı olarak gerçekleşen ekonomik, siyasi yapı anlatılmış. Mikro boyutta ise yirmi birinci yüzyılda Türkiye'nin nasıl bi' dönüşüm, değişim seyri yaşadığı anlatılmış.

•Dördüncü bölümde Mahfi Eğilmez, Türkiye ekonomisini "Osmanlı İmparatorluğu'ndan Türkiye Cumhuriyeti'ne" dek ayrıntılı bi' şekilde ele almış. Anlatımında özellikle üzerinde durduğu iki nokta, Osmanlı'nın Cumhuriyet hakimiyetine geçtiğinde nasıl bir durumda
(sosyal, ekeonomik) olduğu ve Türkiye Cumhuriyeti'nin hakimiyeti sağlandıktan sonra atılan adımlar.
Bu adımlar gerek Atatürk'ün yapmış olduğu çeşitli alanlardaki reformlar, gerek küreselleşme adına atılan liberal adımlar, bir takım "uyumsal" zorunluluklar ve Türkiye'nin kendi ekonomik yolunu çizmesi bağlamında attığı müdahaleci, serbest politikaları kapsayacak şekilde açıklanmış.

•Beşinci bölümde, "Türkiye'deki Değişimin Sosyo-Ekonomik Analizi" yapılmış. Bu analizin zaman içerisinde siyasi, ekonomik yönlerden dünyayla nasıl şekillendiği, insanların algılarının ne yönde nasıl ilerlediğinden bahsedilmiş. Özellikle eğitim, hukuk, ifade özgürlüğü gibi pek çok sosyolojik paradigmayla birlikte ele alınmış bu durum. Eğilmez'in temel sorunlar olarak gördüğü eğitimdeki hatalar ve Türkiye'de süregiden "ahbap-çavuş ilişkisi"nin işlerliği gibi problemlerin gelişim önünde nasıl engeller yarattığı net bi' şekilde anlatılmış.

•Altıncı bölüm ise "Geleceğe Bakış"tan oluşuyor. Yazar bu bakışı ise değer yargılarına göre değil "Dünyanın Geleceği"ne bakarak "Türkiye'nin Geleceği"ni açıklamış. Dünyada yaşanan hızlı teknolojik gelişme, endüstriyel dönüşüm, Türkiye'nin nerede olduğu, nasıl ilerlemesi gerektiği ve ne yapması gerektiği bağlamında anlatılmış.
Yazılan bu son bölüm aslında "yaşanan ne", "yaşanması gereken ne", "yaşanması gerekene ulaşmak için yapılması gerekenler ne" şeklinde son derece analitik bi' şekilde sonlanıyor.(uyum-teknoloji-eğitim)

Değişim Sürecinde Türkiye, Mahfi Eğilmez'in diline aşina olan ya da olmayan herkesin rahatlıkla okuyabileceği bi' kitap. Kitap sadece bi' ekonomi kitabı olarak değerlendirilmemeli Yazar Türkiye'deki değişim sürecini çok yönlü bi' biçimde(başta ekonomik olmak üzere, sosyolojik, hukuki, eğitsel) ele almış. Bu açıdan kitabı Türkiye, dünya ve "değişim içindeki dünyanın neresindeyiz" üzerine canlı bi' kitap okumak isteyenlere rahatlıkla tavsiye ederim...
Bu kitabı, ekonominin "e"sinden anlamıyorum diyenler, iktisat bölümüne yeni başlamış olanlar, biraz ekonomi hakkında fikir edinip, yorumları anlamak isteyenler kesinlikle okumalıdır. Çünkü, terimler en basit haliyle anlatılmıştır ve kitabın amacı, yalnızca ekonomiyi en basit haliyle anlatmak ve söylenenleri, yazılanları, tartışılanları rahatça izleyebilmesini sağlamakla sınırlıdır. Bence üniversitelerde başlangıç olarak okutulması gereken bir kitap :)
Türkiyenin ekonomi serüvenini merak edenler için çok güzel bir kitap. Cumhuriyetin ilk yıllarından günümüze kadar olan ekonomi politika değişimleri ve bunlara ilişkin verileri insanı sıkmadan, bir roman tadında insana veriyor. Bir ekonomi kitabının bu kadar akıcı okunması normal değildir diye düşünüyorum :) Mahfi hocaya tekrardan teşekkürler. Ayrım yapmaksızın her vatandaşın okuması gereken enfes bir kitap.
Profesyoneller için değil, televizyon, gazete vb mecralarda duyulan ama tam olarak ne ifade ettiği anlaşılamayan sözcülerin açık ve son derece anlaşılır bir dille ifade edildiği bir kitap olmuş.
Mahfi Eğilmez, “Değişim Sürecinde Türkiye”, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Sosyo-Ekonomik Bir Değerlendirme, isimli kitabında imparatorlukların yıkılıp ulus devletlerin kurulduğu, tarım devriminden sanayi devrimine ve ordan da küreselleşmeyle endüstri devrimine geçilen bir dünyada Türkiye özelinde yaşanan değişimi sosyo-ekonomik açıdan değerlendiriyor.

Eğilmez, köken olarak ekonomist ve uzun yıllar ekonomi alanında çalışmış bir isim. Değişim ise tamamen sosyal bir alan. Kitab altı bölümden oluşuyor. İlk üç bölüm sırasıyla; değişim, Yirminci Yüzyıl Öncesi ve Sonrası dönem değelendirmesi ile Yirminci Yüzyılın Getirdiklerine ayrılmış.

Değişimin kavramsal alt yapısının oturtulduğu ve dünyada yaşanılan değişimin anlatıldığı bölümlerin ardından Osmanlı İmparatorluğundan Türkiye Cumhuriyetine yaşanılan dönüşümlerin ve değerlendirmelerin yapıldığı bölümler geliyor.

Kitabı okurken özellikle son bölümlerde Eğilmez’in sosyal bilimci kimliğinden çıkarak salt bir muhalif kimliğine büründüğünü sezdim. Birçok örneğini verebileceğimiz bu durum özellikle kitabın sonlarına doğru gelindiğinde ilgi kaybına ve yazarın söylemlerinin değerini düşürmeye başlıyor. Bu bir handikap.

Kitaba “Değişim Sürecinde Türkiye” gibi iddialı bir isim verildiğinde kitaptan beklenti de bu oranda artıyor. Fakat kitap özellikle değişim konusunda sosyolojik alt yapıyı tam yakalayamıyor. Yapılan değerlendirmeler oryantalist bakış açısı ve basma kalıp yargıların istatistiklerle bezenmiş yorumlarından öteye geçemiyor.

Konuyla ilgili örneklerden sadece bir tanesi: Eğitim.

Osmanlı Devleti ile Türkiye Cumhuriyeti’ni eğitim konusunda temel kıyas bana göre abesle iştigaldir. Okuma yazma oranlarıyla yapılan basit kıyaslamanın bize kazandıracağı hiçbir yarar yoktur. Herşeyden önce Osmanlı Devleti bünyesindeki toplum tarım toplumu idi Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan toplum ise sanayi toplumu yolunda ilerleyen bir toplumdu. Bu temel ilke bile başlı başına bir karşılaştırmayı hükümsüz kılmaya yetmektedir.

Ayrıca Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçerken gerçekleştirilen “dil devrimine” hiç değinilmemiş olması ayrı bir eksik. Yeniyi övmeye yeltenirken eskiyi yerme adetinin geçmişte kalması gerekirken hala bu yanılgıya düşmek geçmişte kalmak demek.

Eğitim ülkemizin tedavi edilememiş bir sorunu fakat bu sorun son 15 yılın sorunu değil, neredeyse son yüzyılın sorunu. Yazarın bu sorunu getirip dayattığı nokta ise imam hatiplerin sayısının arttırılması. 28 Şubat öncesi imam hatip liselerinin kalitesi ortadayken imam hatiplerin sayısının artmasıyla eğitim kalitesinin düşmesini paralel göstermek de yine sayılarla oynayarak algı oluşturmanın ötesine geçememek demek.

Bir ekonomistin gözüyle değişimi okumak gerçekten farklı bir pencere açtı önümde: Toplumunu bilmeyen toplumsal dönüşümü yazmasın.

Daha eleştirilecek çok nokta var, fakat ben sadece bir örnek vermekle yetineceğim. “Değişim Sürecinde Türkiye” başlığının ne yazık ki içinin fazlasıyla doldurulamadığını, doldurulan kısmın da eksik kaldığını görüyoruz kitapta.

Kitabın arka kapak yazısı şu şekilde bitiyor: “Bu kitap Türkiye’nin Osmanlı’dan bu yana yaşadığı bu karışık ve kararsız değişimi değerlendirmeyi amaçlıyor.”

Aslında sorun tam olarak bu cümlede çözümü birlikte yer alıyor. Türkiye’de değişimdeki kararsızlık toplumsal kodları bilmeden yukarıdan topluma dayatılan değiştirme isteğinde kendisini buluyor. Toplumsal beklentiyi göz ardı edilerek yapılan her dönüştürme hareketi bir zaman sonra geri dönüşüm şeklinde hayat buluyor, yazar bunu geriye gidiş olarak okuyor. Halbuki toplum aslına rücu ediyor. Cumhuriyet elitleri sadece bu gerçeği anlayabilseydi ve buna uygun davransaydı bugün yaşadığımız kutuplaşma belki de bu kadar sert ve uçlarda yaşanmayacaktı.
Ekonomi bilgisi olmayan televizyonda ekonomi haberleri dinleyince birşey anlamayanlar için yazılmış bir kitap. Her kavramı basit ve anlaşılır şekilde açıklamış. Ayaküstü bölük pörçük parça parça bişeyler duyup ekonomik yorumlar yapmak yerine bu basit anlatımlı kolay seviyede kitabı okuyarak ekonomi alanına daha tutarlı bi bakış sağlayabilir ve sağlam yorumlar yapabilirsiniz.
Bu alanda kendimi çok cahil gördüğüm için okumak istedim bu kitabı ve çok faydalı oldu. Tavsiye eden dostuma çok teşekkür ediyorum;)) Keyifli okumalar.
Ekonomi hakkında sıkça duyulan kavramları mesela faiz,enflasyon,bono,tahvil vb. gibi şeyleri çok güzel bir şekilde açıklıyor yazar.Kafanızda çok büyük bir kavram olan ekonomi şekillenmeye başlıyor ve bir zemine oturtuyorsunuz ayrıca örneklendirmelerin de ülkemiz üzerinden olması anlamanızı daha da kolaylaştırıyor, ekonomi hakkında bir girizgah arıyorsanız mutlaka okuyun.
Kitabın adından da anlaşılacağı üzere ekonomiyi kolay örneklerle açıklayan bir kitap. En basit tanımlardan karmaşık katsayılara ve istatistiklere kadar bir çok terimi en basit haliyle anlatmış. Kitabı sevenler Mahfi Eğilmez hocanın "Kendime yazılar" isimli blogunu da takip edebilirler.
Ülkemizin genel seçimlere gittiği bu günlerde en çok tartışılan konularından biri ülkemizin ekonomik durumu. Siyasetçilerden, seçmenlerden, basın organlarından ve sosyal medyadan ekonomimiz hakkında çok farklı yorumlar duyuyoruz. Bir kesim iyiye gittiğimizi ve ekonomizin büyüdüğünü söylerken, başka bir kesim tam tersini söylüyor.

Peki Türkiye ekonomisi ne durumda? Osmanlı ve Atatürk döneminde ekonomi nasıldı? Nasıl bir seyir izledi? AKP dönemi nasıldı? AKP ile AKP öncesi dönemin farkları neler? Bundan sonra ne olacak ve neler yapılmalı? Bu tarz soruların cevaplarını tarafsız ve profesyonel bir gözle bu kitapta bulabilirsiniz.

Kitabın yazarı Dr. Mahfi Eğilmez, ülkemizin ekonomik durumunu anlatırken bazen tarihten örnekler vererek bazen de diğer ülkelerle karşılaştırarak konuyu daha iyi anlamamızı sağlıyor.

Maalesef ülkemiz geçmişten beri kırılgan bir ekonomiye sahip. Kitapta bazılarının anlamlarını yeni öğrendiğim kavramlar ise günümüz Türkiye ekonomisinin bu duruma gelmesinin bir özeti niteliğinde. Bunlar; Ahbap-çavuş kapitalimzi, piyasa aldırmazlığı, biat kültürü, orta gelir tuzağı...

Sevgili kitapseverler; romanlardan zaman ayırıp arada bu tarz kitapları da okumanızı tavsiye ederim. Ekonomi terimleri içinde boğuşmuyorsunuz. Gayet akıcı ve kolay anlaşılır bir kitap.
Geçmişten günümüze ülkemizin ekonomi, eğitim, sağlık, sosyal birçok alanda köklü sorunlarını ve bunların altında yatan nedenleri açık bir dille ve tablolarla karşılaştırarak çok güzel anlatmış Mahfi Hoca. Okurken çok keyif aldım ve çok beğendim. Okunması gereken değerli bir çalışma.

Yazarın biyografisi

Adı:
Mahfi Eğilmez
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
İstanbul, 1950
1950 yılında İstanbulda doğdu. Ankara Atatürk Lisesini, A.Ü.Siyasal Bilgiler Fakültesini (İktisat ve Maliye Bölümü) bitirdi. Gazi Üniversitesi’nde Kamu Maliyesi dalında doktora yaptı. Yeminli Mali Müşavir ünvanına sahiptir.rnrn1972 yılında Maliye Müfettiş Muavini olarak başladığı kamu hizmetinde Maliye Müfettişi, Gelirler Genel Müdür Yardımcısı (tedvir), Hazine Kamu Kurumları ve İştirakleri Daire Başkanı, Hazine Kamu Finansmanı Genel Müdür Yardımcısı, Washington Büyükelçiliği Ekonomi ve Ticaret Müşaviri, Hazine ve Dışticaret Müsteşarlığı Kamu Finansmanı Genel Müdürü, Hazine ve Dışticaret Müsteşar Yardımcısı, Washington Büyükelçiliği Ekonomi ve Ticaret Başmüşaviri, Hazine Müsteşarlığı Müşaviri olarak görev yaptı. 1997 yılında Hazine Müsteşarlığı’na atandı. 1997 yılı sonunda kamu hizmetinden ayrıldı.rnrnHalen Garanti Bankası yönetim kurulu murahhas üyeliğinin yanısıra Garanti Leasing ve Doğuş İnsangücü Kaynakları A.Ş.’nin yönetim kurulu başkanlığını yapıyor, Radikal Gazetesinde köşe yazısı yazıyor ve İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Ekonomi Politilkası dersleri veriyor.rnrnKatma Değer Vergisi (Teori - Uygulama) (1983); Hazine (1996); IMF, Dünya Bankası ve Türkiye (1996); Light Günlük (2000); Krizleri Nasıl Çıkardık? (Ercan Kumcu ile ortak 2001); Anitta’nın Laneti (2001) ve Ekonomi Politikası (Ercan Kumcu ile ortak 2002) adlı yedi kitabı ve çeşitli ekonomik ve mali konularda yayınlanmış makaleleri vardır.rn

Yazar istatistikleri

  • 62 okur beğendi.
  • 258 okur okudu.
  • 23 okur okuyor.
  • 393 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları