Mahir Ünsal Eriş

Mahir Ünsal Eriş

YazarÇevirmen
8.2/10
1.052 Kişi
·
3.192
Okunma
·
242
Beğeni
·
8788
Gösterim
Adı:
Mahir Ünsal Eriş
Unvan:
Türk Yazar, Çevirmen
Doğum:
Çanakkale, 1980
1980 yılında Çanakkale'de doğdu. Trakya Üniversitesi Grafik Bölümü ve Ankara Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nde lisans eğitimini tamamladı. Halen aynı üniversitede doktora öğrencisidir.

Genç yaşlardan beri çevirmenlik yapan Eriş, çeşitli dillerden çok sayıda kitap, makale ve öyküyü dilimize kazandırmıştır. Öykülerini topladığı Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde adlı kitabı ise 2012 yılında İletişim Yayınları'ndan çıktı. Öykülerinde naifliği ve yalın diliyle dikkat çeken Eriş halen öykü yazma uğraşını çeşitli edebiyat dergilerinde sürdürmektedir.

Bunun yanı sıra SoL gazetesindeki "Alan Savunması" adlı köşesinde haftalık futbol yazıları yazmaya devam etmektedir. Gençlerbirliği taraftarıdır.
Belki de insanlar hakikaten böyle deliriyorlardır. Bir şeyi kafaya takıp onunla zihninin içine küçük bir delik açıyor, sonra kurcalaya kurcalaya o deliği bütün bir aklı yutacak kadar büyütüyordur.
O sene bayram namazına götürmüştü ama beni, kurbanda.
"Keşke, kızlar da gitseymiş cumaya, " demiştim. "Belki o zaman, bu kadar kötü kokmazdı halılar. "
Mahir Ünsal Eriş
Sayfa 11 - İletişim Yayınları
"Kimseyi istemiyorsun yanında, ama durup durup da yalnızlıktan şikayet edesin geliyor. Bir şeyden şikayet edebilmek için bile insan lazım. Öyle hileli bir şey bu."
İnsanların hepsi, davetliler işi, soğuğu, kardan kapanan yolları bahane edemesin de altınını paşa paşa getirip taksın diye yazın evlenmiyor mu ?
Mahir Ünsal Eriş
Sayfa 25 - İletişim Yayınları
Aklım adamda kalmıştı. Sonuçta beraber gülmüştük. Beraber gülünce insanlar arkadaş sayılırlar artık.
Mahir Ünsal Eriş
Sayfa 78 - Can Yayınları
Geçim derdinin, adaletsizliğin ve sınırların olmadığı bir dünyaya inanmak da iyi geliyordu hem. Ama bu inançtan çok umuttu yalnızca. Hep de öyle kaldı, zayıf, olsa ne iyi olur ama olmazsa da zaten yaşadığımızdan kötü olmaz herhalde, gibisinden hülyalı bir umut.
Mahir Ünsal Eriş
Sayfa 23 - İletişim yayınları
152 syf.
·5 günde·7/10
Önemli misafirler gelince çıkan tabak çatal takımları...Duman arabasının arkasından koşturup kendini adeta beyaz büyünün içinde cennette hayal eden çocuk çeteleri...Akşam ezanı okunurken topu bırakıp eve koşan o çocuk...Elinde çikolata poşetiyle gelen misafire gizliden duyulan hayranlık...Yumurtanın sarısını patlatıp ekmek banan minik gurme...Misafir gelmeden önce annesinin sıkı sıkı tembih ettiği kurallara uymadığı için terlikle dayak yiyen o çocuk...Kıyafetleri vaktinde kurumadığı için tozu dumana katan koca...İlk aşk acısını yaşayınca teybe Ferdi kaseti takan o genç...Sokakta oyun oynarken annesinin yaptığı ekmek arasını yiyen oyuncu çocuk...Askerdeki sevgilisine aşk mektupları yazıp dönüşünü sabırsızlıkla bekleyen, küçücük dünyasını büyük umutlarla dolduran , evlenmek için yanıp tutuşan genç kız...Odasının dört köşesini hayran olduğu sanatçının posterleriyle dolduran gençlik...

Hepsine selam olsun...

O kadar yurdum öyküler ki, sizi adeta geçmişinize götürecek.Yeşilçam tadında, hüzün kokan bir kitap :)

Eskiden Annem temizlik yaparken bangır bangır Ferdi çalardı evde, kitabın adını görünce aklıma ilk o anı geldi ve beni eski günlere götüreceğini düşündüğüm için hemen satın aldım, beklentimi yüksek tutmadım.Orta karar çok keyifli öykülerin yer aldığı bir kitap, söylemeden geçemeyeceğim yazarın üslubu çok ama çok güzel farklı bir tarzı olduğunu okuduğunuzda siz de anlayacaksınız.
Sevgiyle Kalın Sevgili Okurlar...
144 syf.
Mahir Ünsal Eriş rahat bir kalem. Yazım şekli romana daha yakın olduğu için duygu aktarımında çok başarılı. Aynı anda iki kitap çıkardı. İkisini de aynı iletide değerlendirmek istedim.

Sarıyaz ve Kara Yarısı. İletişim Yayınları'ndan çıkmıştı önceki kitapları. Bu iki kitap Can Yayınları'ndan çıktı. Nedenini bilemiyoruz elbette. Bildiğimiz bir şey iki yayınevinin de başarılı olduğu.

İki kitabı art arda okudum. İlk Sarıyaz'ı. Sitede roman olarak geçiyor kitap fakat bu bir öykü kitabı. Öyküler birbiriyle ilişkili. Sarı dumanla kaplanan bir ilçede yaşanan, birbirine paralel olaylar. Bu durum kitabı roman yapmaz elbette. Öykülere bakacak olursak; içten, klasik, duygu yüklü. Birkaç öykü anıydı bana göre. Bir yazımın öykü olması için belli başlı muhteviyatları içermesi gerekir. Birkaçında bu özellikler yoktu maalesef. Fakat duygulu aktarım yazarı kotarmış. Okur olarak böyle şeyleri okumayı sevdiğimiz için bu bir eksik olarak görünmüyor. Teknik olarak bakıldığı zaman elbette bir sorun. Öykülerin içerikleri hakkında herhangi bir bilgi vermek istemiyorum. Kitabı okumak isteyenler için sürpriz olsun. Fakat şunu bilin ki duygularınız tavan yapacak. Peki yazarda bunu sağlayan özellikler neler? Bu soruya yanıt olarak birkaç şey söylemek istiyorum.

Öykü, kısacık yazımda okurun duygularını alt üst etme sanatıdır bana göre. Koca bir dünyayı, kısacık bir metinde verebilmektir. Bunu sağlayabilen insanlar ise iyi birer öykü yazarıdır. Eriş bu konuda oldukça başarılı bir yazar. Bunu sağlayan özelliklerden bahsetmek istemiştim. Birincisi, kilit noktaları iyi belirliyor yazar. Ve bunun üzerine sıkı çalışıyor. Okuru ele geçirecek noktalarda sağlam kroşeler sallıyor okura. Bu birinci özelliği. İkinci özelliği ise, okura sorular soruyor. Böylece okurla arasında sıkı bir bağ kuruyor. Okur öykünün içine çekilmiş oluyor. Sorularla birlikte zihnini öyküye veriyor. Öykünün içine giriyor. Bu iki özellik belki de bir öykü yazarı için en büyük nimetlerdir. Tonlarca para verilerek gidilen yaratıcı yazarlık kurslarında bile bahsedilmiyor bunlardan. Birkaç ıvır zıvır anlatılıyor o kadar. Neyse...

Kara Yarısı kitabına geçmek istiyorum. Sarıyaz'dan sonra beklentim sabitti. Fakat ilk kitaptan sonra beklentimi karşılamadı kitap. Teknik olarak çoğu öykü anıydı. Öykü kalıbına sığmayan bir çerçeveye sahipti. Günlük gibi, izlenim gibiydi. Peki duygu? Yoğundu. Hem de çok. Belirlediği konular günceldi. Topluma dönüktü. İlk kitaptaki uzun anlatılar yoktu. Toplamda 17 öyküden oluşuyordu. Birkaç tanesi bölünmüş uzun öykülerdi. Onları da hesaba katıyorum. Zihin açıcı özellikleri vardı öykülerin.

İki kitabı karşılaştırdığım zaman Sarıyaz gözümde açık ara önde gelir. Fakat Kara Yarısı da günümüz okurunun ihtiyaçlarını karşılıyor. Sanırım yazar ilk kitabını Sarıyaz olarak belirlemiş. Yayınevi de diğer öykülerini Kara Yarısı'nda toplamış. Maddi gerçekler bunlar. Yazara suç bulamayız. Rahat kalemi olan bir yazar iki saatte bir öykü yazabilir. Hele ki tanınmış bir yazarsa herkes ayıla bayıla okur öykülerini. Yazarların ilk kitapları çok değerlidir bu açıdan. Sonrakiler popülariteye kurban gider çoğunlukla.

İnce elenip sık dokunduğu zaman Kara Yarısı sınıfta kalır. Ama siz yine de iki kitabı da okuyun derim. Öykü seven herkesin kitaplığında bulunması gereken kitaplar. Ha bir de kitap fiyatları makul seviyeye çekilirse daha güzel olur. Ne yapalım böyle bir ülkede yaşıyoruz. Ne ucuz ki kitap ucuz olsun. Bunca yayınevi kurnazlığı eşliğinde edinilebilecek kitaplar.

Son olarak bir konudan daha bahsetmek istiyorum. Öyküde çeşitlilik. Bir tema bulmak, bunu bir kurguya oturtmak çok zor bir iştir. Hele ki bunu hiçkimsenin yapmadığı şekilde yapabilmek bir mucizedir. Mucizevi yazar beklemek günümüzde çok romantik olacaktır fakat okur olarak biraz çeşitlilik istiyorum. Büke'nin dediği gibi kişisel bunalım vıdı vıdılarından sıkıldım. Bir de çocukluk anılarından. Maalesef Eriş çocukluk anılarından öteye geçemeyen bir yazar. Birkaç öyküsünde çeşitlilik yapmayı denemiş, sonunda bilindik numaralarla öyküyü klişelikten kurtarmayı başaramamış. Umarım ileride kendini tekrar etmekten vazgeçer. Zira kalemi bunu hak etmiyor.
128 syf.
·2 günde·Puan vermedi
"Olduğu kadar güzeldik." demiş Yıldız TİLBE ..
Mahir abimde kitabın ismine koymuş bu sözü ..
Olmadığında kırıldık, üzüldük, belki de hayata küstük ..
Ne olurdu ki olsaydı , n...
Kusura bakmayın kendimi kaybettim, biz en iyisi kitabın içeriğine biraz değinelim ..

Kitabımız içeriğinde 8 tane öykü barındırıyor .. Dilerseniz şimdi bu öykülere kısaca değinelim ..


Sen O Zaman Parasız Yatılıdaydın !

Yoksulluğun pençesinde iki kız evlada sahip olan bir baba..
Kızlardan biri okumak için uzak diyarlara gider .. Öteki kızımız ise "Ailesinin tabiri ile.." okumaz demişler .. Liseyi ite kaka bitirir , birini bulur evlendiririz gibi bir düşünce ve plan hakim kızın üstünde .. dedesi çok seviyor! bu kızımızı .. yanına alıp kahvehane, panayır, pazar gezdiriyor askerlik arkadaşı gibi .. Fakirliğin batağındaki baba, bir umut diyerek ortak olarak borç batağına batarak bir işe girer. Planladığı gibi gitmez işleri.. Alkolik bir adam olup çıkar. Karısı, kızı dayanamaz bu adama . Çıkar gider baba evine kadın. Damat kayınpeder arasında bir düşmanlıktır başlar . Baba dayanır kapıya kör kütük sarhoş halde .. kızını, karısını geri ister .. kayınpeder vermez kızını böyle bir ayyaşa ..
bir taş atılır..
kayınpederin kafası parçalanır ..
Bir tüfeğin patlaması duyulur ..
İki masum babasız kalır ..
Ailede bunca şey olup biterken okuyan çocuğun hiçbir şeyden haberi olmaz.. söylemezler ona olup biteni..
Annesinin şu sözü yeterdir her dilin susmasına: " Aklı bizde kalmasın, dersine çalışsın yavrum, okusun dA kurtarsın kendini ."

Benim Adım Feridun !

Aşk acısı çeken, yemeden içmeden kesilen, kendisi mutsuzken insanların mutlu olmasına kızan bir derbeder ..
17 gündür evde.. Tek insan yüzü görmemiş 17 gündür...
18.gün karar verir dışarı çıkıp hayatını zindana çeviren kızı unutacaktır artık.. biraz yürür dışarı çıkınca.. bir düğüne gitme fikri gelir aklına .. tanımadığı bir düğüne gitme fikri !
( Okuyucu yorumu: ben bu kısımda onu terk eden kızın düğünde gelin rolü üstleneceğini sanmıştım ..)
Düğünün sahiplerinden biri bizim oğlanı akrabalarından biri sanar.. Feridun .. bizim delikanlı düğünde acıyı, yalnızlığı bir nebze de olsa unutur .. Vur patlasın çal oynasın moduna girer saniyeler içinde ..

İşe Çıkılacak Gün !

Bir genç arkadaş.. Üniversiteyi kazanıyor.. derken babası ölüyor .. annesi :" bırakacaksın okulu!" diyor .. bizim oğlan : " hem çalışır hem okurum " diyor .. serüvenimiz burda başlamış oluyor .. su arıtma cihazı satmaya başlıyor ilk olarak , 2 ayda tek adet satıyor ..( tam fiyasko) Dersler boşlanıyor, sınavlara gidiliyor sadece.. para çıkmayınca arıtmadan korsan kitap işine girer bizim genç .. bir gün dayak yer piyasanın kalın enseli abilerinden.. biri çıkar karşına okulda.. hırsızlık yaparak hayata tutunmaktadır yeni arkadaşımız .. teklif eder bizim asıl oğlana ..
kira ödenmemiş, cepte beş kuruş yok, kabul eder..
...
...
Bizim çaylak ilk işinde tam bir facia olur .

Kanatlarımız Olsa Be Metin !
(Okuyucu yorumu : Arkadaş kahve içmeye geldi, sohbet muhabbet ama kitap hep elimde , 12 sayfa süren öyküyü okumam tam 2 saat aldı, anlayamamam da cabası, arkadaşın eline de verdim sayın Zweig'in bir kadının yaşamından yirmi dört saat kitabı .. Beraber okuduk 2-3 dakika .. )
.........
........

Malibu !

(Mehmet Ali Bulut..)
Hafta sekiz bizim eleman dokuz çalışır.. ablası arar ,evliliğinde sorunlar olduğunu söyler .. konuşmak için yanına gelmesini söyler .. atlar arabaya bizim çalışkan arkadaş.. yolda yaşlı bir adam görür otostop çeken.. biraz tedirgin alır arabaya .. kaderin cilvesi ya bu , yaşlı adam bizim çalışkanın okul yıllarında en çok korktuğu, kendisini dayaktan bedbaht eden müdür yardımcısıdır yaşlı amca ..
geçmişe dönülür, okul yıllarına dönülür..
Anılar anlatılmaya başlanır ..

Dayımın Avrupa'ya Kaçırılışı !

Ortaokulda okuyan bir öğrenci.. Annesi ile beraber anneanneye gidilir .. dayısının Avrupa'ya kaçırıldığına dahil bir telefon gelir..
Telaşlar, haykırışlar, feryat figanlar..
Ayyaş dayı 4 gün sonra çıkar gelir eve .. sanıldığı gibi değildir dayının başına gelenler ..

Zehir Miktarda !

Yaşlı bir işadamı; hayrı, hakkı, fakiri, mazlumu gözeten .. sağ kolu diyeceğimiz bir adam; sadık, vefakar.. ölür bizim yaşlı amca. Oğlu gelir miras sofrasının baş köşesine.. bir fukaraya el uzatmaz .. Sağ kol dediğimiz adam dayanamaz , öldürecektir bizim toy, mirasyedi oğlu.. fare zehiri katar yemeğine patronun .. işler umduğu gibi gitmez..
(okuyucu yorumu: İnsanlar plan yapar, Tanrı kahkaha atar derler .. herkesin planı varsa , göklerde olanın da bir planı vardır ..)

Stoper !

Baba- oğul arasında bir futbol rekabeti .. baba işini, ailesini bırakır teklif gelen bir takıma transfer olur .. her şey harika gidecek diye umulurken, felek ya bu .. al üst olur hayaller .. sonrası bir hayatın küskünlüğü ..

Okunmaya değer bir kitap arkadaşlar .. Özellikle " Sen O Zaman Parasız Yatılıdaydın! " öyküsü..

Keyifli okumalar diliyorum ..
136 syf.
Aynı olayın etrafında dönen ve birbirine bağlanan sekiz öyküden oluşan Sarıyaz’ı okurken;
Sarı bir camın arkasından, sıradan insanların hayatla ve kendileri ile olan hesaplaşmalarını izledim. Denize çıkan o sokaklarda gezdim, kayalıklardan denize tükürdüm, gece vardiyasına kaldım, bir hediye paketlettim kendime... Ve her birini çok sevdim öykülerin, kalemine sağlık Mahir Ünsal Eriş sen hep yaz
40 syf.
·2 günde·8/10
Mahir Ünsal Eriş’in bir solukta yani mesela 30 dk da falan okunacak akıcı güzel bir kitabı denebilir. Aşk acısını ve ailenin vereceği mutluluğu bu kadar güzel anlatabilecek ender kitaplardan. Keşke biraz daha uzun olsaydı diyor insan.
Keyifli okumalar.
Bu yaz, Mahir Ünsal Eriş'in "Olduğu Kadar Güzeldik" öykü kitabını okudum. İlk öyküsü ki, "Sen o zaman parasız yatılıdaydın. Sana anlatmadık bunları" girişiyle başlayan "Sen o zaman parasız yatılıdaydın" öyküsüyle başlayan inanılmaz kavrama, kitap bitene kadar düşmedi yakamdan. Zaten onun için, kitabı yolda, wc'de, arabada, yatakta derken aynı gün bitirdim. Tadı tamağımda kaldı. Dili, tarzı, betimlemeleri harikuladeydi. Temalar da sıkıydı, kah hüznü kah heyecanı esaslı yaşadım. Bu kitabını da ilk fırsatta okuyacağım.
152 syf.
·
Ekmek arası helva gibi, sobanın üzerinde yanan portakal kabuğu gibi, plastik topun kokusu gibi kokuları, tatları alıyor Mahir Ünsal Eriş ve kitapla birlikte yanı başımıza koyuyor. bu duygularla ne yapacağımızı ise tamamen bize bırakıyor. mizahı daha geri planda, hüznü ise çok daha derin. her bir öykünün altında hemen hemen bir travma beklemekte. Kitabın ismi de isabetli kitap isimleri konusunda ilk sıralara yerleşecek kadar güzel.bahsettiği şeyler üzücü olaylar, çok fazla ölüm var, ayrılık var, kayıp var hepsinden öte özlem var. tüm bunları öyle bir anlatıyor ki hayatın tüm koşturması içinde detaylar gibi, gündelik gibi sıradan gibi.
136 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Yazarın okuduğum ilk kitabı ve son olmayacak. Öykü kitabı okuyabildigimi cok soyleyemem ama Mahir Ünsal Eriş beni öyküye hayran bıraktı, gerçekten muhteşem öyküler hepsi.
Inceleme yazarsam şu öyküsünü ön plana çıkarayım dediğim bir tanesi bile yok,gerçekten hepsi de birbirinden vurucu
Öykülerin birbirinden kopuk olmaması bana okurken bambaşka bir zevk verdi, belki de kahramanlar birbirinden bağımsız olsa bu kadar begenmeyebilirdim, birbirinden alakasız görünse de,aynı cevrede bulunan ve birbirlerinin hayatına bir merhaba ile de olsa dokunmuş 8 farklı insanın öyküleri var.
Kara Yarısı kitabını da en kısa zamanda okuyacağım.

Bu kitabı okuyun mutlaka ve öyküye önyargısı olan varsa Sarıyaz 'ı, Mahir Ünsal Eriş 'i tavsiye edin. Sevgiler,saygılar hepinize.
152 syf.
·8/10
Olduğu Kadar Güzeldik adlı öykü kitabıyla Sait Faik ödülünü alan yazarın bu ondört öyküden oluşan kitabı, ödülden daha önce yayınlanmış. Bu arada ülkemizde öykücülük ödülünün Sait Faik adına verilmesi gerçekten müthiş, zira bu onuru hak eden başka büyük öykücü gelmiyor aklıma.

Ondört kısa öyküden oluşuyor dedik. Konusu, konusunu anlatmak zor ama bizden, bizim de yaşayıp anılar denizine attığımız hatıralarımızın kelimelere vurulmuş yazıya dökülmüş hali. Dedik ya anlatması zor ama okunması kolay ve keyifli.

Yazarın her öyküsünü okuyunca hüzün ve burukluk hissettim hem zihnimde hem de ağzımda. Bu duyguyu da anlatmak zor, hüzün ve burukluk karışımı bir his ve tat!

Bu kitabını birkaç sene sonra tekrar okurum şiir gibi her okumada başka bir tat alınan yazılardan.
136 syf.
·Beğendi·8/10
“Çünkü insan,neşeli bir pikniğin dönüşünde mahallede yangın görmeyi sever; bir yandan evsiz kalan komşuları paylaşmaya uğraşırken içten içe başına gelmediğine sevinir öbür yandan. Kendi başına gelmeyen felaket ne güzeldir. Can çekişen birini izlerken insan yaşadığı korkunç üzüntüyü büyütür büyüttükçe, ölenin kendisi olmadığından duyduğu sevinç görünmesin diye. Başkasının helakı, hayatta olmaya kıymet katar, anlatılacak ömürlük bir tecrübe katar”
.
Sapsarı toz her yer. Görülmüyor gerçekler sarılığından.
Seçilmiyor doğru,yanlıştan.
Ve ardına deprem geliyor, sarsıyor ki gör diye.
Sarsıyor ki ezdiğin toprak gün gelir seni alır,hatırla diye.
.
Şengül öyle bir sarılıyor ki kokusunu ömrü billah duymamışsındır.
Özlem öyle güzel gülüyor ki ‘Ah’ dersin ‘sürgün mü verdi ağaçlar’
Hele bir Melih Cevdet var, öyle yazıyor ki,dost elinden içtiğin çaya eş.
.
Mahir Ünsal Eriş, ilk öyküden yakalıyor beni. ‘deniz poyraz’a’ hani Emine’nin yanında lal olduğumuz.
Sonra tüm öykülerle dertleniyor, neşeleniyorum.
Velhasıl pek seviyorum Sarıyaz’ı. Ne kadar kısa sürse de. Her an birilerine bir ömür aslında.
.
“Dünya hali böyledir, insan koyun koyuna yattığıyla bile aynı rüyayı görmez. Herkes kendi hesabına uyanır, herkes kendi kabusuna uyur.”
.
Utku Lomlu da bir dilim karpuz katıp; serinletiyor bu güzelim kitabın kapağını..

Yazarın biyografisi

Adı:
Mahir Ünsal Eriş
Unvan:
Türk Yazar, Çevirmen
Doğum:
Çanakkale, 1980
1980 yılında Çanakkale'de doğdu. Trakya Üniversitesi Grafik Bölümü ve Ankara Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nde lisans eğitimini tamamladı. Halen aynı üniversitede doktora öğrencisidir.

Genç yaşlardan beri çevirmenlik yapan Eriş, çeşitli dillerden çok sayıda kitap, makale ve öyküyü dilimize kazandırmıştır. Öykülerini topladığı Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde adlı kitabı ise 2012 yılında İletişim Yayınları'ndan çıktı. Öykülerinde naifliği ve yalın diliyle dikkat çeken Eriş halen öykü yazma uğraşını çeşitli edebiyat dergilerinde sürdürmektedir.

Bunun yanı sıra SoL gazetesindeki "Alan Savunması" adlı köşesinde haftalık futbol yazıları yazmaya devam etmektedir. Gençlerbirliği taraftarıdır.

Yazar istatistikleri

  • 242 okur beğendi.
  • 3.192 okur okudu.
  • 55 okur okuyor.
  • 1.043 okur okuyacak.
  • 21 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları