Mahmut Makal

Mahmut Makal

Yazar
8.9/10
50 Kişi
·
175
Okunma
·
33
Beğeni
·
2.441
Gösterim
Adı:
Mahmut Makal
Unvan:
1950'de "köy Edebiyatı" Akımını Başlatan Türk Yazar, Şair ve Öğretmen.
Doğum:
Gülağaç, Aksaray, Türkiye, 1930
Bir çiftçinin oğlu olarak Aksaray'da doğan Mahmut Makal, Konya Ereğlisi'nde bulunan İviz Köy Enstitüsü'nü bitirdi. Altı yıl köy öğretmenliği görevinde bulundu ve Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü'ne gitti. Mezun olduktan sonra çeşitli illerde ilköğretim müfettişliği yaptı, 1971'de Venedik Üniversitesi'ne giderek Türk Dili ve Edebiyatı eğitimi verdi.

Köy öğretmenliği yaptığı dönemde, çeşitli dergilerde şiirleri yayınlanan Mahmut Makal, 1947 yılından başlayarak iki yıl süreyle Varlık dergisinde yayınlanan köy notları ve mektuplarıyla tanındı. Kırsal kesimde yaşayan insanların koşullarını son derece gerçekçi ve yalın bir dille kaleme aldığı bu notları ve mektupları 'Bizim Köy' adlı kitapta toplayan Mahmut Makal, geniş kitlelere seslenme imkanı buldu. Bu yazılarıyla Türk edebiyatında Köy Enstitülü yazarların ilki olarak bilinen Makal, köyü konu alan yeni bir edebiyat döneminin de ilk adımlarını attı. Bu türün ünlü isimleri, Fakir Baykurt ve Talip Apaydın onun izinden yürüdü.

Bizim Köy'ün ardından yazdığı yazılarda da Anadolu'nun çeşitli köylerini anlatan yazar; köy, kasaba, eğitim sorunları, öğretmen kıyımlarını konu alan, izlenime dayalı notlarlar yazdı.

Eserleri:
Bizim Köy (1950), Köyümden (1952), Memleketin Sahipleri (1954), Kuru Sevda (1957), Köye Gidenler (1959), 17 Nisan (1959), Kalkınma Masalı (1960), Kamçı Teslimi (1964), Ötelerin Havası (1965), Yer Altında Bir Anadolu (1968), Bu Ne Biçim Ülke (1968), Zulüm Makinası - Öğretmen Kıyımı (1969), Kokmuş Bir Düzende (1970), Bizim Köy 75 (1976), Karanlığı Zorlayanlar (1976), Bir İşçinin Günlüğünden (1980), Ağlatı (1989), Anımsı-Acımsı (1990), Bakırdaki Kıvılcım (1992)
“Okuyun!” derdi. “Okumazsanız uyanamazsınız Uyanamazsanız, düşünemezsiniz. Düşünemezseniz, kurtulamazsınız…”
Mahmut Makal
Sayfa 30 - Prospero Yayınları
Öyle ki, çok akşamlar, işimi gücümü bırakıp, onlar için yazı bulup okuyorum. Çağırıp dört gözle bekliyorlar. Sesli okumaktan, az çok dil damak yorulsa da, onların beğendiklerini, bir şeyler öğrendiklerini gördükçe, yorgunluğumu unutuyorum.
195 syf.
Mahmut Makal köy enstitülerinin* karanlık köylere ışık olmaları için yetiştirdiği köy çocuklarından biridir. 17 yaşında İvriz Köy Enstitüsü’nden mezun olur ve kendi köyüne yakın bir köye öğretmen olarak atanır. 20 yaşında Varlık Dergisi’ne yazdığı Köy Notları’nı Bizim Köy kitabında toplar. Kitap çeşitli dillere çevrilir, iç ve dış basında yankı uyandırır. Köy gerçeğini anlatan ilk yazarlardandır. Köyü olumsuz tanıttığı gerekçesiyle tutuklanır. Yaşamı boyunca düşünceleri yüzünden birçok soruşturma geçirir.

Yazar öğretmenlik yaptığı köydeki insanların yaşamını anlatır. Çeşitli başlıklar altında sade olduğu gibi anlatılanlar bir Orta Anadolu köyünün acı bir çığlığıdır. Ahırdaki hayvanının yere pisliklerin içine döktüğü buğdayı toplayacak kadar muhtaç olan, yakacak tezeği yoldan gerektiğinde birbirleriyle kavga ederek toplayan kadınları, yaz kış yalın ayak dolaşan, soğuktan, hastalıktan ölen, okula aç gelen, fişlerde okudukları balın ne olduğunu bilmeyen çocukları ve köy yaşamına dair izlenimlerini, bazen iğneleyici, alaycı, kızgın bazen çözüm bulmaya çalışan iç sesini, çaresizliğini tüm içtenliğiyle yazmış. Bilgisizliğin, fakirliğin, yokluğun, sömürülmenin insana yansıması o kadar acı ki. Mahmut Makal da yazmış, seslerini duyurmaya çalışmış. Duyurmuş da 1967‘de Unesco tarafından dünya gençliğine örnek insan olarak seçilmiş. Ancak kendi ülkesinde yazdıkları bazı çevrelerin, köydeki insanların ve ailesinin olumsuz eleştirilerine hedef olmuş, eleştirilmiş. Kendisine cephe alınması onu yıldırmamış, doğru bildiği yolda yürüyüp insanların acısını dindirmek için mücadeleye devam etmiş. Yazarın bu davranışı övgüye değer.

Okulu yeni bitirdiğinde öğretmene söylenen “Okumuşleyin ya vali ol, ya kaymakam. Sen de bizimnen köy yerinde süründüktengilli ne hayrını görecen.” sözü köylülerin gözünde öğretmenin saygın bir yere sahip olamadığına dair bakış açısını gösteriyor. Çocuklarının okumalarına pek taraftar değiller ancak erkeklerin askerde mektup yazacak kadar okuma öğrenmelerinin yeterli bulup daha fazlasını istemiyorlar. Bize öte dünya lazım diyerek çocuklarını okul yerine Hoca, molla gibi insanların yanına gönderiyorlar. Soğukta, yağmurda ders yapamadığı damı olmayan okulu onarmaya kimse yanaşmamakta ancak bu hoca denilen kişilere köylülerden cumalık adı altında para, tütün, sigara, yiyecek, eşya gibi elinde ne varsa bu kişilere vermektedirler.

Köylülerin ise öğretmene olan tutumları belli onu istememektedirler. Hatta bir gün köye yolu düşen birinin dua okuyup da maddi yardım isteyen birine kendilerini dolandırmalarını önlemek isteyip de sorular sorması üzerine köy odasından açık bir şekilde kalkıp gitmesi söylenince çok üzülür. Böyle bir zihniyet karşısında Mahmut Makal bazen ağlayacak duruma gelir, kendisine şu soruyu sorar: “Nasıl savaşmalı bu kara kuvvetle? Hangi dilden anlar bunlar?”

Bu karanlık sömürünün yıllar geçtikçe daha gelişmiş, sistemli, örgütlü bir şekilde devam ettiğini görüyoruz. Yaptıkları yolsuzlukların tarihe geçmiş isimleri var. Güncelliğini koruyan sorular ne yazık ki. En basit şekliyle düşünecek olursak madem “ öte dünya önemli” diyen kişiler neden bu dünyada bitmez tükenmez para, iktidar, şan, şöhret peşinde koşarlar. Bunlarla savaşmanın yolu okumak, düşünmek, sorgulamak, özgür düşünebilmek, kendimizi ifade edebilmektir. Cumhuriyet, laiklik, demokrasi, bağımsızlık, hukuk, sosyal adalet kavramlarına önem verip ilke edinmektir.

Yazarın Bizim Köy kitabının yanında daha önce okuduğum Kuru Bir Sevda-Kalkınma Masalı kitabını da okumanızı öneririm.

“Köy Enstitüleri uygulaması, eğitim yoluyla köyü canlandırmak, toplumu etkilemek, yetiştirilecek yeni insanların çabalarıyla çağdaş uygarlık kervanının ardından yetişmek ereğine dönüktür. Köy Enstitülerinde, insanoğlunun erdeminin ve yaratıcılığının, elleriyle beyni arasında kurabileceği uyumla doğru orantılı olduğu gerçeğine uygun biçimde yetişiyordu yeni insan. Eğitimin gerçek ereği, halk kaynağını harekete geçirmek, üstündeki karanlık perdeyi, yetişen çocukların eliyle kendisinin yırtıp atmasını sağlamaktır. Böyle eğitim kurumu, böyle yetişmiş insan istenmiyor. Bu yüzden de Atatürk’ün Türkiyesi eğitimsiz, işsiz, yönsüz-yöntemsiz, idealsiz insanların, din tüccarlarının ülkesi oldu. Öğretmen yetiştirmekten bile korkuyoruz. Dünyasal, çağcıl, bilimsel ve laik bir eğitim uygulanmasına geçemeden, düşünen, konuşan, ülke sorunlarının çözümü için didinen insanı yetiştirmeden ve de bu insanlardan yana davranacak yöneticilere kavuşmadan hiçbir yere varamayız. Geriye geriye giderek gericiliğin çıkmazına girdik. Köy Enstitüleri uygulamasının günümüz koşullarına göre işletilmesi bir seçenek olabilir.” Mahmut Makal

*Köy enstitüleri 1940 yılında köylerdeki çocuklarının eğitilerek Anadolu köylerinde öğretmen olarak görev yapmaları için kurulmuş okullardır. Elverişli geniş arazileri olan yerlerde açılan eğitim enstitülerinde arıcılık, modern tarım, inşaat, marangozluk, terzilik bilgileri veriliyordu. Ayrıca kültür ve sanat eğitimine de önem veriliyordu. Her öğrencinin yılda 25 klasik roman okuması ve en az bir müzik aleti çalması sağlanıyordu. Yine yıl içinde çeşitli tiyatro eserleri çalışılıp sergileniyordu. Köy enstitüsünü bitiren öğretmenler köyü tanıyan, kültürlü, görev aşkıyla dolu, aydın kişilerdi. Atandıkları köylerde eğer okul yoksa -büyük olasılıkla olmazdı ya da yıkılmış olurdu- önce okul inşa edip, köy çocuklarına okuma yazma, temel bilgileri öğretmelerinin yanında, ziraat, tarım alanlarında da bilgi birikimlerini köylülere aktarırlardı. Köyün kalkınması, köy insanının yaşamının iyileşmesi için çaba sarfederlerdi.
240 syf.
·2 günde
1940 yılında dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel ve İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç, köylerde kalkınmayı amaçlayan bir proje başlattı: Köy Enstitüleri. Kısa sürede 21 tane köy enstitüsü açıldı ve hızla öğretmen yetiştirmeye başladı. İşte bu köy enstitülerinden birinde, İvriz Köy Enstitüsü’nde yetişti Mahmut Makal. İlk yazılarını da 1940’lı yılların sonunda, iki bavulu üst üste koyup masa yaparak veya büyük bir taşın üstüne döşeme koyarak yazmaya başladı. Aksaray’ın köylerinde öğretmenlik yaparken, yazılarında köyün sosyal ve ekonomik yapısını kötü gösterdiği gerekçesiyle gözaltına alındı. UNESCO’nun 20. Yıldönümü nedeniyle, Santé de Monde’nin, "İstikbal yarışı kazanmak üzere çaba sarf eden insanlardan." seçtiği dört örnekten biri de Mahmut Makal’dır. Köy Edebiyatı akımını başlatan isim olan Makal, köy okullarında öğretmenlik, müfettişlik ve Kültür Bakanlığı’nda danışmanlık yapmıştır. Ağustos 2018’de hayatını kaybeden yazar, ardında birçok eser bıraktı.

Yeraltında Bir Anadolu kitabı ise, üç ana bölümden oluşuyor: Doğu Cephesinde Yeni Bir Şey Yok ve Orta Anadolu’da Her Şey Var ve Batı Acısı. Kitabın, Doğu Cephesinde Yeni Bir Şey Yok bölümü, yazarın Ünseli’ne doğru yaptığı yolculukla başlıyor. Kış mevsiminde doğu insanının ne şartlarda yaşadığını, yiyecek ekmek, içecek su, yakacak gaz ve tezek bulmanın bile ne kadar zahmetli olduğunu, hayvanlarını dahi binbir güçlükle nasıl sulayıp doyurduklarını anlatıyor. Tabii tüm bunları anlatırken siyasi ve toplumsal mesajlar vermeyi de es geçmiyor. Orta Anadolu’da Her Şey Var kısmı ise –Derde devadan gayrı- diyerek söze başlıyor. Yine köylünün dertlerini, dönemin hükümetinin halkın cahil kalması için elinden geleni yaptığını, meşhur Marshall yardımlarıyla Amerika’nın bizim tek dostumuzmuş gibi gösterildiği günleri anlatıyor. Kitabın sonunda da Ara Güler’in kadrajından Yeraltında Anadolu’dan fotoğraflar görüyoruz.

Mahmut Makal ve Yeraltında Bir Anadolu; Yaşar Kemal, Kemal Tahir, Fakir Baykurt gibi köy edebiyatı konusunda önemli eserler vermiş yazarları okuyan okurların severek okuyacağı bir yazar ve kitap.
171 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
Köy Enstitüsünü bitirip 18 yaşında köylerde öğretmenlik yapmaya başlayan Mahmut Makal 1950'lerdeki köylerin yaşam şartlarını kitapta ifade etmiş, geçim sıkıntısı bir tarafa en temel ihtiyaçlar bile zor koşullarda sağlanmaya çalışılmış... O dönemlerde yaşam oldukça zormuş...
195 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
Henüz on sekiz yaşında olduğunuzu düşünün ve bir köy okulunda öğretmensiniz mesela, yıl 1950 köylerde açlık, sefalet, ilgisizlik, hastalıklar kol geziyor.Çalıştığınız okul,okul bile denemeyecek kadar derme çatma ve sizden beklenenler...ve yoksulluk ve çaresizlik ne yapadınız?
Makal tüm bu çaresizlikler içinde, bir köy öğretmeninin notları şeklinde o yıllardaki köy yaşamını tüm çıplaklığı ile sermiş gözler önüne.
Kendisi de bir köy çocuğu olan Makal'ın anlattıkları iğreti durmuyor kitapta çünkü bunları yazarken hüznünü, isyanını, çaresizliğini ta yüreğinizde hissediyorsunuz siz de..
Dışarıdan eleştiren, küçümseyen bir göz değil yazar eserde, bilakis anlattığı tüm sıkıntıları yaşamış, insanların çaresizliğinin sesi olmak istemiş anlattığı insanların bile tepkisini çekmiş bir yazar.
"Efendim, bizim arkadaşlar Hacı Ahmet’in Memiş'ine de duyurmuşlar: "Senin güdük eşeği yazmış. Eşek koşar çifte demiş."
Yakalamış Memiş, babamı:
"Söyle oğluna, edebiyle otursun oturduğu yerde. Bak bi, millet onu ne kadar sayıyor. Söylediğini bilmeli bi adam. Nesine gerek benim eşek? Eşek koşarım, kedi koşarım, o benim bileceğim iş. Kapısına varıp ekmek istersem, virmesin."
Babamı doldurmaya yetmiş bu söz:
"Sen adam olman, oğlum. Tobeler ki, olman. Ben açık söylevim. Ulan, el kendisini büyütmeye çalışır, sen de gider milletin durumunu dillendirirsin."
"Bizim evde hele, hiç dirlik yok bu yüzden. Anamla, babamla pençeleşmediğimiz dakika olmuyor. Gülüp geçeyim diyorum; "Bize gülüyor, bizi hor görüyor" diye kızıyorlar bu tanesi gelmiş, anamı kışkırtmış: "Atike Nine, tandırınızı yazmış Mahmut, ocağınızı yazmış. Pencerenizi, evinizi, hep yazmış."
Anam başlıyor ilenmeye bu kez de:
"Allah ellere evlat vermiş, bana da kara kara taş vermiş. Seni bana vereceğine, kenefe bi fazla gideydim keşke. Köylü de irezil oldu senin yüzünden, biz de."
Derdini anlatamazsın. Gülüp geçsen olmuyor. Bu yoksulluklarından utanmanın onlara düşmediğini ne bilsinler... Bir fasıldır gidiyor.Sonra okul işi...
"Yazmış, onu da yazmış. Hökümetin duymadığı ne kaldı da, o kalsın!
Akıcı yalın bir anlatım ibretlik bir kitap nereden nereye diye düşünmeden edemiyor insan .
195 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Ben de bir köy romanı etkisi bıraktı. Konusu , kişileri , olayları... hepsi tamam. Şu anda bile o köyde yaşıyor gibiyim. Şimdiye kadar okuduğumuz köy romanlarıyla kıyaslanınca son derece inandırıcı bir olay örgüsü ve anlatımı var.
238 syf.
·15 günde
Köy enstitüleri hakkında merakımı az da olsa gidermiş bir kitaptır. Bana yeni ufuklar da açtı, bu kitapta da bahsediyor köy enstitülu başka yazarların kitaplarını da okuyacagim.
195 syf.
·Beğendi·10/10
Bizim köy harika bir başyapıt unutulmuş olan bir köyde bir ogretmenin zorlu eğitim savaşını anlatıyor bu kitap bir roman değil bu kitap gerçekleri tokat gibi yüzünüze çarpan bir Türkiye raporudur. Cumhuriyet sonrası koy okullarının ve köy insanının eğitime bakış açısını tüm ciplakligiyla görebileceğiniz harika bir eser.
176 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Mahmut Makal dedikleri yazardan
Okuram okuram gardaş..

Eheh küçük bir şakayla başlayayım dedim.
Zamanında çok beğenilmiş yabancı dillere filan çevrilmiş bir eser bu. Zannımca edebi değerinden çok genç bir köy öğretmeninin samimi anlatımı çarpıcı gelmiş insanlara. Köy enstitüleri bizim aydınımız için büyülü konulardan biridir zaten. Tek başına bir kurtuluş reçetesi gibidir. Gerçekten öyle midir? Tam emin değilim. Yazacağım bunu bir ara gazeteye.
Nihayetinde genç köy öğretmenlerinin yaşadıkları sıkıntıyı ve en başta devlet tarafından maruz bırakıldıkları yalnızlığı, köylerin sefaletini vs eğer bilmiyorduysanız bir nebze öğrenmenize yardımcı olabilir. Irahatınız kaçabilir..
171 syf.
Köy edebiyatını çok sevmem bundandır Yaşar Kemal'i okumamam. Çünkü günümüzde bu edebiyatın geçerliliğini yitirdiğini düşünürüm. Evet köylümüz hala yoksuldur ve hala imkânsızlıklarla hayatını yoğurmaktadır. Ancak geçmişe göre köylü profilinin değiştiğini düşünüyorum. Şimdi köylülüğünü şehre adapte etmeye çalışan bir sınıftan bahedebiliriz. Ve ben yazarı tanımak için bu kitabı okudum.

Gelelim kitaba... Mahmut Makal bu Memleketin sahibinin köylüler olduğunu çok sade bir üslup ile belirtmiş. Köylüler Memleketin sahibi ancak köylülerin de bir sahibi olduğunu yine Makal'dan öğreniyoruz. Cinler, periler, yatırlar, zebaniler ve olağanüstü yaratıklar.
Bunlar ne isterse, ne söylerse köylü onlara göre hareket etmekte. Onların bir dediğini iki etmemekte. En kıymet verdikleri hayvanlarını bile köylüler, bu ecinniler için kesmekte. Biri hastaysa ya nazar değmiştir ya günahkardır ya da içine cin kaçmıştır. Hastanın iyilesmesi için yapılması gerekenleri tahmin ediyorsunuzdur yazmama gerek yok.

Çocuklar da hep bu hurafelerle büyüdüğü için yıllar sonra bunları uygulamakta hiçbir behis görmezler.

Çocuklar demişken beni kitapta dehşete düşüren ise köylülerin çocuk yetiştirme tarzlarıydı... Bu ritüellerden sağ çıkabilen çocuklarsa zaten hurafenin kollarında büyütülmüştür.

Yöneticilerin çağdaşlığı aşılaması için köye yolladığı ancak bir tarftan da esas önemli olanın öğrencilerin ahirete hazırlanması gerektiğinin belirtilmesiyle bu ikilemi iliklerine kadar hisseden köyün öğretmenleri var bir de...

Bu kitapta yazar iğneyi kendisini de içinde saydığı köylülere batırmakta... tabi imkansızlıkları da unutmayarak.
Köy enstitüleri kapatılmasaydı neler değişirdi? sorusu kitabı bitirince hepinizin aklına gelecektir.
195 syf.
·4 günde·6/10
Köy edebiyatının yolunu açan bu kitap, 1950'lerde köyde yaşanan hayatın nasıl olduğu gerçeğini tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermesi bakımından çok etkileyici.
Kitap, bir roman değil, Mahmut Makal'in başından geçenleri ve tanık olduğu durumları anlattığı bir eser. İnsanların açlık ve yoksulluk içinde nasıl hayatta kalabildiklerini okudukça şaşırıyorsunuz. Öte taraftan köylünün bilime değil, dine ve dinsel dogmalara karşı tavrı da çok ilgi çekici. Toplumsal yaşantımızda öteden beri anlamadığı şeyi bir "hoca" ya da "hafız" dedi diye doğru kabul edip hareket eden insanları da göreceksiniz.
Köye ilgi duyan ya da öğretmenlik mesleğinin ne olduğunu sorgulayan insanlar için okunması gereken bir kitap olduğu düşüncesindeyim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Mahmut Makal
Unvan:
1950'de "köy Edebiyatı" Akımını Başlatan Türk Yazar, Şair ve Öğretmen.
Doğum:
Gülağaç, Aksaray, Türkiye, 1930
Bir çiftçinin oğlu olarak Aksaray'da doğan Mahmut Makal, Konya Ereğlisi'nde bulunan İviz Köy Enstitüsü'nü bitirdi. Altı yıl köy öğretmenliği görevinde bulundu ve Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü'ne gitti. Mezun olduktan sonra çeşitli illerde ilköğretim müfettişliği yaptı, 1971'de Venedik Üniversitesi'ne giderek Türk Dili ve Edebiyatı eğitimi verdi.

Köy öğretmenliği yaptığı dönemde, çeşitli dergilerde şiirleri yayınlanan Mahmut Makal, 1947 yılından başlayarak iki yıl süreyle Varlık dergisinde yayınlanan köy notları ve mektuplarıyla tanındı. Kırsal kesimde yaşayan insanların koşullarını son derece gerçekçi ve yalın bir dille kaleme aldığı bu notları ve mektupları 'Bizim Köy' adlı kitapta toplayan Mahmut Makal, geniş kitlelere seslenme imkanı buldu. Bu yazılarıyla Türk edebiyatında Köy Enstitülü yazarların ilki olarak bilinen Makal, köyü konu alan yeni bir edebiyat döneminin de ilk adımlarını attı. Bu türün ünlü isimleri, Fakir Baykurt ve Talip Apaydın onun izinden yürüdü.

Bizim Köy'ün ardından yazdığı yazılarda da Anadolu'nun çeşitli köylerini anlatan yazar; köy, kasaba, eğitim sorunları, öğretmen kıyımlarını konu alan, izlenime dayalı notlarlar yazdı.

Eserleri:
Bizim Köy (1950), Köyümden (1952), Memleketin Sahipleri (1954), Kuru Sevda (1957), Köye Gidenler (1959), 17 Nisan (1959), Kalkınma Masalı (1960), Kamçı Teslimi (1964), Ötelerin Havası (1965), Yer Altında Bir Anadolu (1968), Bu Ne Biçim Ülke (1968), Zulüm Makinası - Öğretmen Kıyımı (1969), Kokmuş Bir Düzende (1970), Bizim Köy 75 (1976), Karanlığı Zorlayanlar (1976), Bir İşçinin Günlüğünden (1980), Ağlatı (1989), Anımsı-Acımsı (1990), Bakırdaki Kıvılcım (1992)

Yazar istatistikleri

  • 33 okur beğendi.
  • 175 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 115 okur okuyacak.