Maia Szalavitz

Maia Szalavitz

Yazar
8.9/10
1.055 Kişi
·
3.250
Okunma
·
80
Beğeni
·
2.963
Gösterim
Adı:
Maia Szalavitz
Unvan:
Gazeteci, Yazar
Doğum:
A.B.D, 1965
Maia Szalavitz, bilim, kamu kuralları ve bağımlılık tedavileri üzerine çalışmalar yapan, gazeteci ve yazardır. New Yorkta yetişen yazar, Monroe - Woodbury Lisesinden 1993 yılında mezun olmuştur sonrasında Columbia Üniversitesinde eğitimine devam etmiştir.
Ateş ısıtabilir veya yakıp yok edebilir, su susuzluğu giderebilir veya boğabilir, rüzgar okşayabilir ya da kesebilir. İnsan ilişkileri de böyledir. Birbirimizi hem yaratabilir ve yok edebilir, hem besleyebilir ve dehşet içinde bırakabilir, HEM DE TRAVMA YAŞATABİLİR VE İYİLEŞTİREBİLİRİZ.
456 syf.
·15 günde·Beğendi·10/10 puan
Bazı çocuklar neden kahraman olur da bazıları da acımasız bir sosyopata dönüşür merak ettiniz mi?
Eğer kendinize, çocuklarınıza, öğrencilerinize ve etrafınızda ki insanlara ait bir şeyler öğrenmek istiyorsanız bu kitabı okuyun ve sevginin büyüleyici gücü ile tekrar tanışın.
Kitap Dr. Perry ve gazeteci arkadaşı Maia Szalavıtz'ın birlikte yazmış olduğu, çocukların ihmal ve travma sonucu almış olduğu hasarlardan bahsediyor.
Anlatmış olduğu her hikaye de temel olarak varılan noktayı şu cümleler ile anlatıyor; birbirimize hafifçe baş sallama veya anlık bir göz teması şeklinde bile olsa basit ve insani bağları ne kadar çok sağlarsak, travmatik deneyimler yaşamış kişilerin iyileşmesine o kadar katkıda bulunabiliriz.
Kitabı okuyunca dünyada ne kadar kötü insanların olduğunu bir kere daha öğreniyorsunuz. Cinsel istismara uğramış, köpek kulübesinde büyümüş, gözlerinin önünde tecavüze uğramış annesinin ölümüne tanıklık edip daha sonra boğazı kesilmiş ve yaşama tutunmuş nice çocuklar...
Kitabı okurken Dr. Perry'ye hayran olmamak imkansız. Çocukların ihtiyacı olan her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünüp ekibi ile tartışarak en doğru tedaviyi bu çocuklara sunuyor.
- "Belki ben onlara yaşadıklarını unutturmam ama ileriki hayatları için onlara yardım edebilirim" diye de ekliyor.
Gerçektente öyle, belki travma yaşamış çocuklar yaşadıklarını unutmayacak ama hayata tutunmayı, doğru tedavi ve sıcak bir el ile tekrar başarabilirler.
456 syf.
~Spoiler olabilir~
Merhaba arkadaşlar;
Dr. Bruce D. Perry bir çocuk psikiyatristi. Bir telefon görüşmesinde Gazeteci Maia ona bir kitap yazması gerektiğini söylemesi ve Dr. Perry'in buna vakti olmaması üzerine Maia ve Dr. Perry'in röportaj tarzında telefon görüşmeleri ile birlikte yazmaya başladıkları bir kitap. Adını içindeki bir hikâyeden alan bu kitapta Dr. Perry travma geçirmiş, ihmal edilmiş, kötü muamele görmüş çocuklarla yaptıkları çalışmaları anlatıyor. Piskoloji, nöroloji gibi alanlarda da oldukça fazla bilgilerin olduğu bu kitabı her anne babanın, öğretmenin ve çocuklarla iletişim halinde olan her bireyin okuması gerektiğini düşünüyorum. Andrew Vachss bu kitabın tanıtımında şunları söylüyor: "...Yazar bu kitapla türümüzün en derin gizemini keşfetmemiz için bize bir fırsat tanıyor; Bazı çocuklar neden kahraman olur da diğerleri avcı hayvanları andıran sosyopatlara dönüşür." Bu sorunun cevabını merak ediyorsanız vakit kaybetmeden okumaya başlayabilirsiniz. Kitabı okurken zihnimizde bile canlandıramadığımız sahneleri küçücük çocukların yaşadığını ve bunların hayatları boyunca sırtlarında yük olarak taşıdıklarını görmek inanın sadece acı, üzüntü vermiyor hiçbir şey yapamamanın utancını da yaşıyorsunuz. Kitapta ne tür vakalar var diye merak eden arkadaşlar için hikayelerdeki bazı kahramanları kısa kısa tanıttım. Onlar travma yaşamış, ihmal edilmiş, kötü muamele görmüş, sevilmemiş küçücük çocuklar ve tüm bunlara rağmen tekrar hayata yeni bir adım atabilmiş minik kahramanlar.

Justin; Köpek gibi büyütülmüş çocuk hikayesinin kahramanı... Kitabın adı bu hikayeden alınmış. Annesi iki aylıkken terk ediyor Justin'ı. Justin'a ilk zamanlar anneannesi bakıyor ama o da kısa bir süre sonra ölüyor. Justin'ın bakımı anneannesinin erkek arkadaşına kalıyor. Arthur köpek bakıcılığı yapan yaşlı iyi bir amca ama daha önce hiç bebek bakmamış, nasıl bebek bakılır hakkında hiçbir fikri yok. Justin'a köpeklerine davrandığı gibi davranıyor. Bir köpek kafesinde karnını doyuruyor, altını temizliyor. Beş sene boyunca Justin o kafeste hiç konuşmadan, oyun oynamadan, dokunulmadan büyüyor. Tam olarak Hanzo filmini andıran bu hikaye film ile tek farkının bu hikayenin gerçek olması.

Tina; Daha dört yaşında bakıcısının/komşusunun oğlu tarafından taciz edilmeye başlıyor. Annesi her işe gittiğinde bakıcının oğlu Tina ve iki yaşındaki kardeşinin ellerini bağlayıp onlara tecavüz ediyor iki yıl boyunca... Ne yazık ki annesinin uygunsuz erkek arkadaşları da annesine farklı davranmıyor. Dört yaşındaki Tina şunu öğreniyor tüm erkekler aynı ve tek istedikleri seks. Dört yaşında...

Sandy; Üç yaşında küçük bir kız, gözlerinin önünde annesi tecavüz edilip öldürülüyor. Vahşi, Sandy'e de zarar verip ölüme terk ediyor onu. Sandy'in bilinci yerine geldiğinde dolaptan süt alıp içmek istiyor ama içemiyor çünkü Sandy'in boğazı tam iki defa kesilmiş her yudumladığı süt boğazından tekrar dışarıya akıyor... Tam on bir saat boyunca annesinin cesedi ile birlikte kalıyor Sandy...

Laura; Dört yaşındaki küçücük bir kız mecazen küçük değil gerçekten küçük sadece on iki kilo... Oldukça yüksek kalorili diyetlerle beslenmesine rağmen vücudu yiyeceklere birer artık gibi davranıyor, yediklerinin hiçbir etkisi olmuyor hatta artık midesine besin pompalayan bir beslenme tüpü bile var. Belki de Laura besine değil de başka şeylere açtır, sevgi gibi, ilgi gibi? Loura'nın annesi onu zor şartlar altında doğuruyor, babası terk ettiği halde o terk etmiyor. Ama unuttuğu bir şey var Laura'ya hiç dokunmuyor, öpmüyor, koklamıyor iç güdüsel olarak yapması gereken şeyleri yapmıyor ve bunun farkında bile değil. Aslında Laura fiziksel sevgiye aç...

Leon; O bir katil, iki küçük kızın cesetlerine tecavüz edecek, tekmeleyecek kadar kötü biri... Şimdi olanları düşününce neyi değiştirmek istersin diye sorulduğunda, çizmelerimi atabilirdim belki(yakalanmasına neden olan çizmelerini) diyecek kadar pişkin yaptıklarından zerre pişmanlık duymayacak kadar dünyanın en soğuk kalbine sahip bir çocuk. İşin aslı Leon ihmal edilişini, travmasını nefrete dönüştürmüş. Daha bir haftalıkken annesi onu evde tek başına bırakıp abisi ile parka gidiyor. Leon akşama kadar yalnız başına evde ağlıyor, onunla ilgilenen ona konuşmayı, emeklemeyi öğretecek hiç kimsesi olmuyordu. Sıcaklık ve dokunuştan uzak büyüyor Leon. Kötü doğulur mu kötü olunur mu cevabını burada alıyorsunuz.

Amber; Anne ve baba boşanmış. Annenin erkek arkadaşı her içki içtiğinde daha yedi yaşında olan Amber'i istismar ediyor. Amber istismarın ne zaman geleceğini bilmediği için sürekli bir korku ve endişe içinde, bu durumu annesine anlatamıyor ama durumu kontrol altına almak için şöyle bir yol deniyor; Annesinin erkek arkadaşına sürekli içki verip onu kışkırtıyor. böylece normalde olan istismarın belki birkaç katını yaşıyor ama artık geceleri gelir mi diye bir endişesi yok, uyuyabiliyor hatta notları bile yükseliyor! Şöyle anlatıyor başından geçenleri Amber; "Bunu ilk yaşamaya başladığımda, çok korkmuştum. Canım da yanıyordu. Bazen nefes alamıyordum. Kendimi çok çaresiz, ufak ve güçsüz hissediyordum. Anneme söylemek istemedim. Çok utanıyordum ve aklım karışmıştı. O yüzden, o iş olacağı zaman gözlerimi yumup başka şeyler düşünmeye çalışıyordum. Çok geçmeden zihnimdeki güvenli bir yere gidebiliyordum."!!!! Bu durum 9 yaşına kadar devam ediyor. Tüm bu olanlara kalbiniz dayanıyor mu? İnanır mısınız Amber'in de dayanmıyor, duruyor kalbi neyse ki doktorların müdahalesi sayesinde tekrar hayata dönüyor Amber.

Peter; Hayatının ilk üç yılını yan yana dizilmiş küçücük karyolalarda 60 diğer bebek ile birlikte bir Rus yetimhanenesinde geçiriyor. Sevgiden, ilgiden, dokunuştan uzak büyüyen bir bebeklik dönemi geçiriyor. Üç yaşında evlatlık ediniliyor ancak yedi yaşına kadar hala dikkat bozukluğu+konuşma bozukluğu olan, durduk yere sallanan ve hala baş parmağını emen sinir krizleri geçiren bir çocuk. Bir de kendi kendine gülüyor (duvardaki adalet yazısına değil zaten ortada adalet yok.) kendi küçük mutlu dünyasında.... Yani dışardan bakıldığında yedi yaşında ama aslında bazı alanlarda hala üç yaşında olan bir çocuk. Aslında Peter'in durumunu anlamak zor değil, "İhmal edilmiş çocukların beyinleri olması gerekenden daha küçük olup, bazı alanlarının daralmasına ve beyinle ilgili birçok işlevsel sorunlar ortaya çıkıyor" Peter Hayatının ilk üç yılında ihmal edilmiş bir çocuk. Bakın Peter ile Doktor Perry arasında geçen bir diyalog: "Boyama yaparken, 'Peter, Rusya'da yaşadığını hatırlıyor musun?' diye sordum.(...) Resim yaptığı eli yavaşladı. Tam ona soruyu tekrar soracakken, yeni bir kağıt aldı ve sayfanın tamamına kocaman mavi renkli bir halka çizdi. 'Burası Rusya,' dedi sayfayı bana çevirip. Sonra, kağıdı tekrar yere koydu, renkli bir nokta çizdi. 'Bu da Peter.' Ona baktım; üzgün olduğu belliydi. Yetimhanede, kimse için özel olmadığını, düzinelerce kimliksiz bebekten biri olduğu yerde nasıl hissettiğini basit bir şekilde anlatmıştı." Acı değil mi?

Kitabı okurken onlar gibi başka çocuklarla da tanışacaksınız hepsinin hikâyesi ayrı hepsinin hüznü ayrı. Kitabın kapağında Bir Çocuk Psikiyatristinin Not Defterinden Sıra Dışı Öyküler yazıyor ama aslına bakarsanız bunlar hiçte sıra dışı olaylar değil halen de yaşanıyor ve biz bir şey yapmazsak yaşanmaya devam edecek. Yapılan bir araştırmada kadınların yaklaşık olarak %27'si, erkeklerin de %16'sı yetişkinliklerinde çocukken istismara maruz kaldıklarını belirtmişler, az mı? Bir de belirtmeyenleri, söylemeyenleri, susanları, bu yük ile yaşamaya (!) devam edenleri düşünün.

Peki ya insanlar en büyük yıkımı ne zaman yaşarlar biliyor musunuz? Tacize, tecavüze uğradıklarında ya da dehşet verici bir ana şahit olduklarında değil "Sizi sevmesi gereken kişiler tarafından incitilmek, onlar tarafından terk edilmek, güvende olmanızı, değer verilmenizi ve insancıl olmanızı sağlayan teke tek ilişkilerden mahrum bırakılmak..." bu durumlar çok daha yıkıcıdır. Özellikle de çocuklarda. Unutmayın bu çocukların buzdolabı annelerine(Soğuk ve ilgisiz anneler) değil, bebekliklerinden beri onlarla konuşan, sağlıklı dokunuşlar yapan, onları seven, güven ortamı oluşturan ilişkilere ihtiyaçları var. Ve bunlar olmadığı durumlarda beyinleri inanılmaz bir şekilde etkileniyor.

Dr. Perry bize ilişkilerin travmaları üzerinde nasıl etki ettiğini şu şekilde anlatıyor; "Bir çocuk ne kadar çok sağlıklı ilişkiye sahipse, travmadan kurtulup sağlıklı bir biçimde hayatına devam etme ihtimali de artar. İlişkiler değişimin aracılarıdır ve en güçlü terapi insan sevgisidir." İnsan sevgisi... son zamanlarda bir hayli uzak olduğumuz bir konu.
Lütfen lütfen unutmayın "Çok sayıda ufak olumsuz etkiyi değiştirmek sonradan büyük bir etki yaratabilir" daha fazla uzatmak istemiyorum ne desem eksik kalacak. Kör Olmayın da Görün Bu Çocukları...
SEVGİ ile kalın.
456 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Kitap; çocukların hayatlarının erken dönemlerinde yaşadıkları olayların, sonraki yıllarda onları psikolojik olarak ne derece etkilediğini ve nasıl hasarlar bıraktığını örnek vakalar üzerinden inceliyor. Kitapta 12 vaka var;
İlk vaka 7 yaşında bakıcısının oğlu tarafından yıllarca istismara maruz kalmış olan Tina. Okurken gözlerim doldu, yaşanmış bir olay olması beni ayrıca etkiledi.
2. vaka 3 yaşında annesinin tacizine ve cinayetine şahit olmuş, katil tarafından 2 yerden boğazı kesilmiş ve annesinin cesediyle 11 saat boyunca yalnız kalıp yardım bekleyen Sandy. Eskiden beslenmeyle ilgili olan süt artık boğazındaki kesikten akan, annesinin cansız bir hâlde yatarken 'reddettiği' bir şeye dönüşmüştü. Çatal ve bıçaklar artık yemeklerini yemek için kullandığı şeyler değil; öldüren, yaralayan ve onu dehşet içinde bırakan nesnelerdi. Kapı zilinin çalınışı ise katilin oraya gelişini haber vermişti. Yürek parçalayan bir durumdu bu..
3. vaka 4 yaşında olmasına rağmen ağırlığı 12 kilonun biraz üstünde olan Laura. Annesi Virginia, çocukken hiç sevilmediği için kızıyla temas hâlinde olamıyor. Hormonların salgılanması için gerekli olan fiziksel uyarılma olmadığından dolayı Laura'nın bedeni yiyeceklere atık olarak davranıyor. Zira çocuklar sevgi görmeden gerçekten de büyümezler.
4. vaka iki genç kıza taciz edip zerre pişmanlık duymayan, psikiyatristin de dediği gibi dünyanın en soğuk kalbine sahip Leon. Henüz 1 haftalıkken annesi tarafından her gün karanlık bir evde yalnız başına bırakılmış. Ne yazık ki bu durum onu sosyopat hâle getirdiğinden dolayı duygusal açıdan buz kalıbı içinde donmuş gibi, hiçbir duygusu gelişmemiş ve 18 yaşında azılı bir katil haline gelmiş.
5. vaka 3 yaşından 7 yaşına kadar kafeste büyüyen Justin. Yürüyemiyor, konuşamıyor ve tıpkı bir köpek gibi davranıyor. Annesi tarafından terk edilmiş, anneannesi de ölünce bir köpek eğiticisi tarafından büyütülmüş bir çocuk.

Kitapta tacize uğrayan, ilgisizliğe maruz kalan çok fazla vaka var. Tüm vakalarda ortak problem; ihmalkârlık, ilgi ve sevgi eksikliği. En iyi terapi; ebeveynlerin çocuklarıyla ilgilenmesi ve onları sevmesi. Kasıtsız da olsa yapılan ihmalkârlıklar, yeterince gösterilmeyen ilgi çocuğun gerçekten hayatına mal oluyor. Zira ilgi yoksunluğu tüm travmaların başı. Ve bizim ihmal ettiğimiz çocuklar birileri tarafından zayıf yönlerinden avlanıyor.
Kitabı okurken "Şşş! Kızlar Bağırmaz" filmini izledim. Amacım konu bütünlüğünü sağlamaktı, ancak bu kadar etkilenebileceğimi düşünmemiştim.
Çocuk anne-babayı taklit eder. Onlara nasıl olmaları gerektiğini söylemek yerine örnek olmak, ileride telafisi olmayacak hasarları en aza indirgeyecektir. İstenilen nesle karşın, lâyık ebeveynler olunmalı.
Tüm anlattıklarım çocuğu, kardeşi veya yeğeni olan herkes için..
Okuduğunuz için teşekkür ederim.
456 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Kitabı, alan dersi hocam ısrarla önerdikten sonra edindim. Kitap, bir çocuk psikiyatristinin karşılaştığı vakaları ele alıyor. Maalesef vakaların kimi ihmal, kimi istismar edilmiş. Ve maalesef ki çoğuna erken müdahale edilmemiş. Bebeklikte ve çocuklukta yaşadığımız ve travma yaratma potansiyeli olan her olayın gelecek hayatımızı ne yönde şekillendirdiğine dair içinde kaybolacağınız, insanı psikoloji bilimine yaklaştıran bir sürü teorik bilgi içeriyor bu sebeple çizmediğim, not almadığım bir sayfa bile yok.

Halen birçok konuda sırrını çözemediğimiz beyin ve işlevlerini, bebeklik döneminden itibaren öğrenmiş olduğum kitapta, travma geçirmiş çocuklara nasıl yaklaşılması gerektiğini eğitimci adayı olarak; bir bebeğin ten teması ve sevgiye beyin gelişimi için ne kadar ihtiyacı olduğunu da bebeği olan tüm yakınlarım için öğrendim. Bu kitap, yalnız psikolojiyle uğraşana ve eğitimciye yazılmamış; aynı zamanda her anne babanın okuması ve bilinçlenmesi için yazılmıştır. Unutmayalım ki, biz bilinçlenmezsek ailemizden nasıl gördüysek öyle davranırız çocuğumuza, bilinçli olduğumuzu düşünsek de doğru bildiğimiz birçok yanlış vardır aslında.

Kitabı okurken, çocukların küçücük yaşlarda nelere maruz kaldığını ve buna müdahale edilmeyişini okuyup hissettikçe kaşlarımın gerginlikten uzun süre çatık kaldığını fark ettim. Ülkemizde çocuk istismarı ve ihmali bu derece yaygınken bu tarz kitapları göz ardı etmenin gelecek nesillerimizin mutluluğu ve güvenliği açısından risk oluşturduğunu söyleyebilirim. Kitapta yeni bir Nörardaşık Tedavi Modeli geliştiriliyor ve bunun üzerine uzun uzun çalışmalar yapılıyor, bunları özümseyebilirsek herhangi bir stres anında çocuğumuza yardımcı olabileceğimizi düşünüyorum.

Sosyal kavramlarla çocuk yetiştirme konularına da değinen psikiyatrist ve yazar, günlük hayatta doğru bildiğimiz yanlışlara da böylece ışık tutmuş, çok etkilenmeme neden olmuştur. Günlük hayatta bu bilgileri kullanmaya başlayacağıma eminim.
250 syf.
·Puan vermedi
Hıçkıra hıçkıra okuduğum bir kitap..
Yarısında bırakıp..
Kendimi toparlayıp tekrar devam ettim..

Adını içerisinde anlatılan olayların birisinden almış. 
15 yaşındaki annesi tarafından terk edilen bir bebeğin, bir süre yanında kaldığı anneannesinin vefatından sonra köpek yetiştiricisi, biraz da zeka özürlü olan bir yaşlı adamın elinde kalmasıyla içine düştüğü dramdan…

Çocuk 11 aylıktan itibaren köpek gibi kafeste büyüdüğünden, daha doğrusu büyüyemediğinden konuşması, yürümesi, kısacası bir insan gibi davranmasını gerektiren hiç bir yönü gelişmemiş. Yazar, onu bir hastane odasında ilk gördüğünde, saldırganlığından bir kafes içine konulmuş, yemekleri insanların üzerine fırlatan, 6 yaşında altı bağlı, zayıf, sürekli çığlık atan, konuşmayı bilmeyen bir çocuk…

Çocuk psikiyatristi Bruce D. Perry, hep böyle travma geçirmiş çocuklarla olan çalışmalarını hikaye ediyor kitapta. Köpek gibi yetiştirilmiş olan Justin sadece bir tanesi.

....
456 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10 puan
Çocukların biyopsikososyal gelişimini sekteye uğratabilecek olaylara ve süreçlere farkındalık oluşturan, bunlarla nasıl başa çıkılabileceğine dair yol gösteren fevkalade önemli bir kitap.
Biyopsikososyal kavramı, bireyin yaşamındaki fizyolojik, psikolojik ve toplumsal yaşantısını tanımlar. Çocukların yaşamın erken dönemlerinde yaşayacakları ihmal, istismar ve travmatik olaylar bu üç gelişimi sekteye uğratabilir.
İşte bu eserde bir çocuk psikiyatristi, kendisinin yardımcı olduğu bu çocukların öykülerine yer veriyor. Cinsel istismara uğramış, şiddet görmüş, ailesinden uzak kalmış, ebeveynlerince ihmal edilmiş çocukların tedavi/terapi süreçleri anlatılıyor.
Kitabı kimler okumalı, nasıl okunmalı bunlar da önemli, en sonda değineceğim.
Ondan önce önemli bulduğum iki çıkarımımı aktarayım:
1- Çocuğun, yaşamın ilk iki üç yılında yaşadığı olumsuzlukların telafisi çok zor oluyor. Herhangi bir ihmal/istismar/travma olayının etkisini tolere edebilmek için çocukla uzun yıllar ilgilenmek gerekiyor.
Ancak yaşamın erken yıllarını sağlıklı geçirmiş bir çocuk, sonraki yaşlarında uzun süre olumsuzluklar yaşasa dahi o üç yılın kredisi çok etkili oluyor ve çocuk olumsuzluğa karşı daha çabuk direnç geliştiriyor.
2- Modern eğitim ve sağlık sistemleri çocuğa kronolojik yaşına göre yaklaşıyor. Ancak çocukların gelişim evrelerinin herhangi bir basamağında takılıp kalmış olabileceği gerçeği unutuluyor. Bu çocuklara bulundukları tespit edilen basamaktaki bir çocuğa göre yaklaşmak gerekiyor.

Bunlarla birlikte pediatrideki Ani Bebek Ölümü sendromuna(hiçbir saptanabilen sağlık sorunu yokken bebeğin yatağında ölü bulunması) ebeveyn veya bakıcının ilgisinden yoksun kalmanın sebep olabileceğine dair bakış açısı beni çok etkiledi.
Herhangi bir strese normal bir birey iki şekilde yanıt verir: 1-Hiper uyarılma (kaç-savaş) 2-Disosiyatif tepki(yani dağılma, karşı koyamama). Uyuşturucu maddeler olan eroin, morfin gibi maddeler ikinciye benzer sonuç verirken, uyarıcı olan amfetamin, kokain gibi maddeler hiper uyarılma sağlar. Dolayısıyla kullanıcı kişi stresle nasıl etkili mücadele ettiğini düşünüyorsa o maddeyi seçer. Tabi hayatı ciddi tehlikeye atabilen bu maddelerle acil servislerde naloksan/naltrekson yada klonidin gibi ilaçlarla müdahale edilmeye çalışılır. Farmakolojide öğretilen bilgileri hiç bu şekilde değerlendirmemiştim.
Yine saldırganlık gösteren bir çocuğun kaç/savaş yanıtı verdiğini yada sevgi ve ilgi beklediği için şiddet göstermiş olabileceğini de hiç düşünmemiştim.

Kitabı pediatristler, çocuk psikiyatristleri, psikiyatristler, klinik psikologlar, çocuk gelişimciler, başta Pdr olmak üzere eğitimciler okumalı kanaatindeyim. Yer yer tıbbi literatüre girse de bu meslekler için çok faydalı olacaktır.
Bir de kitapta yüz sayfa okuduktan sonra fark ettim ki roman gibi okunacak bir kitap değil. Özellikle bu mesleklerdeki insanlar not alarak, altını çizerek, birbirleriyle tartışarak okumalı kanaatindeyim.

Jean Jacques Rousseau'nun Emile eserinden sonra tekrar tekrar okumam gereken bir kitaba rastladığım için mutluyum.
Kitapla kalın...
456 syf.
" Köpek Gibi Büyütülmüş Çocuk" Çarpıcı ismi ve sıradışı vakalarıyla hafızalarda kolayca yer edinebilecek bir kitap.
Başından olağanüstü hadiseler geçen çocukların hikayesini Dr. Bruce Perry' nin
kaleminden okuyorsunuz.

Kitap ismini gerçekten de köpek gibi büyüyen bir çocuktan alıyor.Burada "köpek yuvasında,köpeklerle birlikte yemek yiyen, oynayan bir çocuk" tan bahsediyoruz.
Ancak diğer çocukların maruz kaldığı muameleyi görünce bir şey değişmediğini fark ediyorsunuz.

Bu kitapta ;

Tüm acılarına ve korkularına karşın çok büyük cesaret ve insanlık sergileyen çocuklar var.

Anne babası daha iyi bir hayat garantilemeye çalışırken cinsel istismara maruz kalan çocuklar var.

Sevmesi gereken insanlar tarafından zarar gören,terk edilen, ölümle baş başa bırakılan çocuklar var.


"Ruhunuzu iyileştirmek istiyorsanız çocuklarla vakit geçirin,
Ama arzularınızın peşinde koşarak hayatlarını mahvetmeyin."

Yazarın biyografisi

Adı:
Maia Szalavitz
Unvan:
Gazeteci, Yazar
Doğum:
A.B.D, 1965
Maia Szalavitz, bilim, kamu kuralları ve bağımlılık tedavileri üzerine çalışmalar yapan, gazeteci ve yazardır. New Yorkta yetişen yazar, Monroe - Woodbury Lisesinden 1993 yılında mezun olmuştur sonrasında Columbia Üniversitesinde eğitimine devam etmiştir.

Yazar istatistikleri

  • 80 okur beğendi.
  • 3.250 okur okudu.
  • 444 okur okuyor.
  • 2.804 okur okuyacak.
  • 192 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları